AÖF Soru Bankası

Ortaçağ-Yeniçağ Avrupa TarihiÜnite 8 Özeti

Aydınlanma ve Antik Rejimin (Ancient Regime) Sonu (1748-1789)

TAR207U-ORTAÇAĞ-YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ

Ünite 8: Aydınlanma ve Antik Rejimin (Ancient Regime) Sonu (1748-1789)

Avrupa’da Barış ve Diplomatik Arayış Dönemi (1748-1755)

17. yüzyılda Avrupa’nın güçlü devletlerinden olan İspanya, Hollanda ve İsveç 1750’li yıllara gelindiğinde ikinci sınıf devlet statüsüne düşmüştür. Onların yerine Rusya ve Prusya Avrupa’da yükselen devletler olmuştur. Bu değişim 1740-1748 yıllarında yaşanan Veraset Savaşları’nın getirdiği mali krizler nedeniyle 1748’de Aix- la-Chapelle Barışı imzalanmıştır. Bu tarihten 1756 yılına kadar devam eden bir barış ve diplomatik arayış dönemi başlamıştır. Çünkü, Avusturya Veraset Savaşları, Avrupa’nın güç dengelerini değiştirmiş, kıtanın iki büyük gücü olan İngiltere ve Fransa savaş yüzünden ekonomik sıkıntı içine girmişlerdir. Savaşa taraf devletlerin sürüklediği mali krizler 1755 yılına kadar Avrupa’da barışı temin etmiştir.

Fransa ve İngiltere: Bu barış döneminde Fransa ekonomik ve askeri tedbirler alarak muhtemel bir savaşa hazırlıksız yakalanmamak için özellikle donanmasını güçlendirici adımlar atmıştır. Ayrıca, Avrupa’da aleyhine dönmeye başlayan diplomatik dengeleri de yeniden inşa etmeye çalıştı. Fransa bu dönemde Lehistan, İsveç, Prusya ve Osmanlı İmparatorluğundan oluşan bir ittifak kurmak istiyordu. Bu ittifak kurulduğu takdirde Rusya etrafında bir düşmen hattı oluşturulacak ve aynı zamanda Rusya’nın İngiltere ile ittifakı kesilmiş olacaktı. Fransa’nın bu ittifak planını uygulamak çok kolay görünmüyordu. Çünkü hem Osmanlılar takip ettikleri barış siyasetini bozmak istemiyorlardı hem de İngiltere’de bu planlar karşısında boş durmuyor, Fransa’nın olası bir savaştaki desteklerini engellemek için hazırlıklar yapıyordu.

Rusya: 1748-1755 yıllarında Rusya’da ise yeni bir dönem başlamıştır. Petro ile başlayan reformlar Çariçe Anna döneminde de devam etmiş, ancak Çariçe Elizabeth döneminde zayıflamaya başlamıştır. Çariçe Elizabeth döneminde Rus ekonomisinde bir canlanma meydan gelmiş, devlet kademelerinde Ruslara görev verilmiş, kömür ihracatı arttırılmış, ülkedeki iç gümrükler kaldırılarak ticaret canlandırılmış, bu tedbirlerle birlikte nüfus artışı da sağlanmıştır. Nüfus artışı da Yedi Yıl Savaşlarında ülkenin asker temininde zorluk yaşamamasını sağlamıştır. Çariçe Elizabeth döneminde ayrıca ülkenin ilk üniversitesi de kurulmuştur. İlerleyen dönemlerde Çariçe Elizabeth diplomatik ilişkiler konusunda İngiltere ile ittifak kurulmasını istiyordu, ancak İngiltere bu talep için ağır ekonomik isteklerde bulundu. Ayrıca Rus devlet adamları da ikiye bölünmüştü, bir grup İngiltere’ye yakınlaşmayı savunurken, diğer grup Fransa’ya yakın olmayı savunuyordu.

Avusturya ve Prusya: 1748 yılından itibaren Avusturya için bir tehdit oluşturan Prusya’yı bertaraf etmek için Avusturya Fransa’ya yakınlaşmayı denedi. Bu sebeple 1750 yılında Kaunitz 1750 yılında diplomatik ilişkilerde bulunmak için Paris’e gönderildi, fakat bu girişim başarısız oldu. Çünkü bazı Fransız devlet adamları bu

ittifakın Prusya’yı kızdıracağını, bazıları da eski bir düşmanla ittifak kurmanın mümkün olmayacağını savunuyorlardı. Bunun üzerine Viyana hükümeti Rusya ile ilişkilerini iyi tutmaya çalıştı. 1748-1755 yılları ise Avusturya ve Rusya’nın düşmanlıklarını üzerine çeken Prusya için de bir arayış dönemi oldu. Rusya ve Avusturya’nın ilk fırsatta kendilerine savaş ilan edeceğini bilen Prusya Kralı II. Friedrich bu durumu engellemek için Fransa ile olan ilişkilerini korumaya ve İngiltere ile temasa geçmiştir.

Avrupa’da ittifak arayışı içinde geçen 1748-1755 tarihleri arasında 1755 yılında ilk hamle İngiltere ve Rusya’dan gelmiştir. Önce bu iki ülke, daha sonra da Fransa ve Avusturya ittifak antlaşması imzalamışlardır.

Diplomatik Devrim (1755-1756)

İngiltere-Rusya İttifak Antlaşması: 30 Eylül 1755’te İngiltere ile Rusya arasında imzalanan ittifak antlaşması ile bir saldırı ihtimalinde İngiltere’ye yardım etmek üzere Rusya hazırda 50 kadırga bulunduracaktı. Ayrıca İngiltere 100 bin sterlin vererek Livonya’da 50 bin asker muhafaza edebilecekti. Bu Antlaşma Avrupa’da daha önce kurulmuş olan ittifaklar sisteminde ilk çatlak olmuştur.

Westminster Antlaşması: 16 Ocak 1756’da İngiltere ve Prusya arasında imzalanan Westminster Antlaşması ile Avrupa’da diplomatik devrim süreci başlamış oldu. Prusya Kralı bu Antlaşma ile diplomatik bir zafer kanadığını düşünmekteydi. Çünkü Saksonya üzerinde egemenlik kurmak için İngiltere’nin desteğine güveniyordu. İngiltere ile müttefik olan Rusya’nın kendisi için bir tehlike oluşturmayacağını düşünüyordu. Ancak bu hesapları tamamen yanlış olan Prusya Kralı büyük bir stratejik hata yaptı ve Avrupa’yı genel bir savaşa sürükledi. İngiltere’nin Prusya ile bir antlaşma imzalamasına en büyük tepkiyi Rusya verdi. Çünkü Rusya, muhtemel bir Rusya- Prusya savaşında destek almak için İngiltere ile ittifak antlaşması imzalamıştı. Bu antlaşmayı Fransa aleyhine kullanmayı düşünen İngiltere’nin ilk müttefiki Rusya, Prusya’yı bir tehdit olarak gördüğü için 1755’te imzaladıkları ittifakı tek taraflı olarak feshettiğini bildirdi. İngiltere ve Prusya ittifakı Avrupa’daki güç dengelerini tamamen alt üst etti ve buna karşılık yakın gelecekte bu ittifakın aleyhlerine olacağını düşünen Fransa ve Avusturyalı diplomatlar karşı bir ittifakın kurulması için harekete geçtiler.

Birinci Versay Antlaşması: Kurulacak olan bir ittifakın kendi aleyhlerine olduğunu bilen Avusturya ve Fransa 1 Mayıs 1756’da Birinci Versay Antlaşması’nı imzaladılar. Bu antlaşmada her iki ülke de birbirinin toprak bütünlüğünü garanti ediyordu. Ayrıca bunu sağlamak için gerek görülmesi halinde Fransa’nın Avusturya’ya 24 bin asker göndereceğine dair bir madde de antlaşmada yer alıyordu. Bu Antlaşma ile Avrupa’da Diplomatik Devrimde ikinci bir dalga meydana geldi. Avrupa’nın iki kadim düşmanı müttefik oldu ve Rusya’yı kendi saflarına katmak için görüşmeler yapıldı. Rusya her ne kadar İngiltere- Prusya ittifakından rahatsız olsa da Avusturya ve


Fransa’nın teklifine olumlu cevap vermedi. Rusya istediği şartlar karşılanmadığı için 1956 yılında kadar Viyana İttifakı’na katılmadı. Rusya’nın birinci Versay Antlaşmasına dahil olmamasını bir diğer sebebi de Rus yetkililerinin Osmanlı İmparatorluğu ile olan talepleriydi.

İlk “Dünya Savaşı”: Yedi Yıl Savaşları (1756-1763)

Rusya, İngiltere ile olan ittifakını iptal ettiğini açıkladıktan sonra Avusturya ve Rusya askeri birliklerini Prusya sınırlarına sevk etmeye başlamıştır. Tehlikenin farkında olan Büyük Friedrich tarihi bir hamleyle Ağustos 1756’da ordularını Lehistan hakimiyetindeki Saksonya’ya gönderdi. Bundaki amacı Rusya-Avusturya-Fransa ittifakını daha oluşmadan ortadan kaldırmaktı. Ayrıca kral Saksonya’da askeri bir başarı elde etmeyi ve düşmanlarının birleşmesini engellemeyi planlıyordu. Büyük Friedrich bu hedeflerinde başarılı olamadı ve ilk dünya savaşı olarak geçen yedi Yıl Savaşları başlamış oldu. Saksonya’nın Prusya tarafından işgali ilk ve en önemli sonuçlarından biri Rusya’nın Avusturya ve Fransa ile ittifaka katılmasına yönelik kuşkularının giderilmesi olmuştur ve Rusya 31 Aralık 1756’da ittifaka katılmayı kabul etmiştir.

Prusya’nın bir sonraki hamlesi Avusturya’ya ait Bohemya’ya saldırmak oldu. Bunun sonucunda da 1 Mayıs 1757’de Avusturya ve Fransa arasında İkinci Versay Antlaşması imzalandı. İttifaka Mart 1757’de İsveç’in de dahil olmasıyla Prusya dört bir taraftan kuşatıldı.

1757’de Prusya Avusturya ve Rusya orduları karşısında geri adım attı. Askeri kuşatmadan kurtulmak için Osmanlı İmparatorluğu ile ittifak antlaşması imzalamaya çalıştı ancak başarılı olamadı. 1757 yılında Prusya’nın imdadına Babıali değil de Fransa, Avusturya ve Rusya arasındaki anlaşmazlıklar yetişti. Fransa, Avusturya ve Rusya savaştan beklentileri konusunda anlaşmazlığa düşünce 1758’de Prusya tekrar atağa geçti. Avusturya’dan Silezya ve Breslav’ı, Fransa’dan birkaç önemli kaleyi ve İsveç’ten Pomeranya’yı istila etti. 12 Ağustos 1759’da Prusya 53 bin kişilik ordusundan 21 bin asker ve üst düzey komutanını kaybetti. Bu arada Rus birlikleri Berlin’i işgal etmiş, büyük bir hayal kırıklığına uğrayan II. Friedrich tahtı bırakmayı dahi düşünmüştür. Avusturya ve Rusya orduları arasındaki iletişim kopukluğu ve Avusturya’nın savaşı devam ettirme konusundaki çekimserliği Friedrich’i kurtardı.1760 yılı Yedi Yıl Savaşlarında dengenin tersine döndüğü bir yıl olmuştur. 1761 yılı da barış görüşmeleri içinde geçmiştir, ancak bu görüşmelerden kesin bir sonuç alınamamıştır. 1762 yılında Rusya’daki taht değişikliği ise savaşın kaderini değiştirmiştir.

1762 yılında III. Petro’nun Rus Çarı ilan edilmesiyle birlikte Avrupa tarihinde önemli gelişmeler yaşandı. Kısa bir süre sonra Petro Prusya ile olan savaşa son verdiğini ilan etti ve Yedi Yıl Savaşlarından çekildiğini ilan etti. Prusya 1762 yılında Rusya ile bir savunma antlaşması

yaptı. Daha sonra İsveç ve Prusya’da bir dostluk antlaşması imzaladı. Bu antlaşma ile Rusya’nın eli daha çok güçlendi ve Danimarka işgale açık hale geldi. Ancak bu girişim başarılı olamadı. Petro’dan sonra yerine geçen II. Katerina hala devam eden Yedi Yıl Savaşlarında Rusya’nın artık tarafsız kalacağını açıkladı ve 1756 yılından beri devam eden savaşın da sona ermesini sağladı.

Aralık 1762’de Avrupa’da Yedi Yıl Savaşları fiilen son bulmuştur. 10 Şubat 1763 tarihinde Paris Antlaşması imzalanarak savaş resmi olarak da bitirilmiştir. Savaşın en önemli sonuçlarından biri İngiltere’nin Avrupa’daki nüfuzunu arttırması ve Fransa’nın Kuzey Amerika ve Hindistan’daki sömürgelerini ele geçirmesidir. Ayrıca Fransa’nın Karayipler ve Batı Afrika’daki sömürgelerinin çoğuna da hâkim olmuştur. Avrupa’nın en nüfuzlu devleti olan İspanya bu antlaşma ile gücünü kaybetti. Bunu telafi edebilmek için Lehistan ve Osmanlı İmparatorluğu ile yeniden iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Prusya, Lehistan ve Avusturya arasındaki barış da 1763 yılında imzalanan Hubertusburg Antlaşması ile sağlandı. Yedi Yıl Savaşlarından en karlı çıkan devlet olan Rusya Doğu Avrupa’nın en güçlü devleti haline gelmiştir. Savaş Avrupa kadar Kuzey Amerika, Hindistan, Batı Afrika ve Karayipler’i de etkilediği için “Birinci Dünya Savaşı” olarak tarihe geçmiştir.

Doğu Avrupa Kuzey Sistemi

Fransa, Avusturya ve Prusya’nın Yedi Yıl Savaşları sonunda güç kaybetmesi Doğu Avrupa’da Rusya’nın güçlenmesini sağlamıştır. II. Katerina bu şartları daha olumlu hale getirmek için Kuzey Sistemi adı verilen ittifaklar sistemini kurmaya çalışmıştır. 1763 yılında Rus Çariçe II. Katerina ve Rusya Dışişleri Bakanı Panin tarafından ittifaklar sistemi çalışmaları başlatılmıştır. Rusya’nın bundaki amacı Yedi Yıl Savaşları’nda ağır maddi yükümlülükleri üzerine aldığı için, dış politikada barışçıl ve güvenli bir siyaset izlemektir. Kuzey Sistemine İsveç, Lehistan, Danimarka, Prusya ve İngiltere dahil edilmek istenmiştir.

1764’te Prusya, 1765’te ise Danimarka ile ittifak antlaşması imzalayan Rusya’nın bu teklifine İngiltere sıcak bakmamıştır. Diplomatik ilişkiler sebebiyle Kuzey Sistemi ancak hayali bir plan olarak kalmıştır.

Lehistan’ın Birinci ve İkinci Taksimi (1763-1793)

5 Ekim 1763’te Lehistan Kralı III. August öldü. Yerine seçilecek kralın Lehistan asıllı birinin olmasını savunan Fransa ve Avusturya’ya karşın Rusya kendi desteklediği Poniatowski’nin kral olmasını istiyordu. Bu konuda 11 Nisan 1764’te yapılan bir ittifak antlaşmasıyla Prusya’nın da desteğini alan Rusya baskılarını artırdı. 7 Eylül 1764’te Poniatowski Polonya Kralı ve Litvanya Büyük Dukası seçildi. Fransa, Avusturya ve Osmanlı İmparatorluğu başta yeni kralı tanımasa da ülkenin tamamen Rus boyunduruğu altında kalmaması için yaklaşık bir yıl sonra tanıdılar.


1766 yılına kadar Lehistan Avrupa’nın gündeminde çok fazla yer almamıştır. 1766 yılında Poniatowski’nin Rusya ve Prusya baskıları sebebiyle ülkede birtakım reformların başlaması Lehistan sorununu tekrar Avrupa’nın gündemine taşımıştır. Lehistan’daki Dissidentlerin Ortodokslara, Luteranların ise Katoliklerle eşit haklara sahip olması için yapılan baskılar ve diğer gelişmeler sonucunda Lehistan bir iç kaosa sürüklendi. Bundan yararlanmak isteyen Rusya Lehistan’daki askeri birlik sayısını arttırdı. Osmanlı İmparatorluğunun da duruma dahil olmasıyla 1768 yılında yaşanan Osmanlı-Rus savaşı 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasına kadar devam etti.

1770 yılından itibaren Rusların Osmanlılara karşısında askeri başarılar kazanması ve Rusya’nın Balkanlar’a sahip olması gibi kaygılar Avusturya ve Prusya’yı tedirgin ediyordu. Prusya Kralı Rusya’nın Doğu Avrupa’da güçlenmesinin nedeni olan Lehistan’ın taksim edilmesini istedi. Taksimden Avusturya’da pay alacaktı. Ancak hem Rusya’da hem de Avusturya’da Prusya Kralının palanına karşı güçlü bir muhalefet vardı.

Rusya’nın Osmanlılarla olan savaşın bir Avrupa savaşına dönmesinden korkması sebebiyle Lehistan’ın taksim edilmesi fikrine sıcak bakamaya başladı. 1772 yılında imzalanan konvansiyonla Lehistan’ın ilk taksimi Avusturya, Rusya ve Prusya arasında “ülkedeki anarşiye son vermek” adına gerçekleştirilmiştir. Bu karar Lehistan tarafından da 30 Eylül 1772’de kabul edilmiştir. Bu taksime göre Lehistan topraklarının yaklaşık %30 ve nüfusunun %35 el değiştirmiş oldu. Bu paylaşımdan 1780’li yıllara kadar Lehistan rahat bir dönem yaşamıştır.

1786 yılında Prusya’da ölen II. Friedrich’in yerine geçen II. Friedrich William ve nazırı Hertzberg Lehistan’ın ikinci taksimi için bir plan hazırlamıştır. Bu süreçte Temmuz 1792’de Rus ordusu Lehistan topraklarını yeniden işgal etti. Daha sonra 23 Ocak 1793’te Rusya ve Prusya Lehistan’ı ikinci kez aralarında taksim ettiler. Bunun gerekçesi olarak da Fransız İhtilali’nin Lehistan’da da yayılarak ülkeyi anarşiye sürüklediğini gösterdiler.

İkinci taksimin en önemli sonuçlarından biri Rusya’nın Balkan hakimiyeti mücadelesinde daha güçlü hale gelmiş olmasıdır.

18. Yüzyıl Avrupası’nda Nüfus Hareketleri

1596-1685 yılları arasında İspanya’da ve 1603-1685 yılları arasında da İngiltere’de baş gösteren veba salgını kuşkusuz 16.ve 17.yıllarda Avrupa’nın nüfusunu etkileyen en önemli etmendir. 18. yüzyıla gelindiğinde ise bu hastalık tehlikesinin yerini kıtlık almıştır.

1750-1785 yılları arasında Avrupa’da ölüm oranları azalarak nüfus artış oranları yükselmiştir. Ortalama insan ömrü Fransa’da yirmi sekizden otuz dörde, İngiltere’de otuz yediden kırka, İsveç’te ise otuz yediden kırk üçe yükseldi. Bu durum Sanayi Devrimi’ne giden süreçte önemli bir adımken tarım topraklarının nüfusa yetersiz

kalması nedeniyle köylü isyanlarına sebep oldu. Avrupa’daki nüfus oranlarının artmasında sömürgelerden getirilen ve yeni ele geçirilen bölgelerden dahi edilen nüfusun da etkisi olmuştur. Buna karşılık Avrupa Amerika yerli nüfusunun da erimesine sebep olmuştur. 18. yüzyılda Amerika’dan getirilen nüfus da Avrupa’daki nüfus artışına önemli bir katkı sağladı. İlk işgallerden sonraki 100 yıl içinde Amerika nüfusu %95 azalma göstermiştir.

18. Yüzyıl Avrupası’nda Tarımda Modernleşme

18.yüzyılda Avrupa’da tarımda iyileştirmenin öncüleri İngiltere ve Hollanda olmuştur. 17. yüzyılda başlayan modernleştirme ve iyileştirme çalışmaları kapsamında tarım alanlarına yeni ürünler ekilmeye, ürün rotasyonu takvimleri yapılmaya, bitki ve hayvan yetiştiriciliğinde seçiciliğe, orman alanlarının tarıma açılmasına ve bataklıların kurutulmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde fasulye, bezelye, şalgam ve patates gibi ürünler yetiştirildi. Özellikle yonca ve şalgam ekildiği toprağı daha bereketli hale getirdiği için tarıma açılan araziye ilk önce bunlar ekiliyordu. Bu şekilde daha az hayvan kesildi, hayvanların gübreleriyle daha da verimli topraklar elde edildi. Jethro tarafından mekanik tohum ekme makinası icat edilmesiyle tarımda verimlilik daha da arttı. Diğer Avrupa ülkelerinde iyileştirmenin gerçekleştirilememesi nedeniyle kıtlık dönemlerinde tahıl fiyatları arttı ve bu sebeple köylüler isyan başladı. Fransız köylüler 1775’te depolardaki buğdaya zorla el koydu. Un Savaşları da denilen bu ayaklanmaların Fransız İhtilali’ne etkisi büyük olmuştur.

18. Yüzyıl Avrupa Sanayii: Loncalardan Fabrikalara, Su Gücünden Buharlı Makinelere

18. yüzyıldaki sanayi hamleleri küçük imalathanelerin kurulması ile başlar. Bu hamleler yüzyıl sonunda başlayacak olan Sanayi Devrimi öncesindeki ön sanayileşmenin temellerini oluştururlar.

18. yüzyıl klasik üretim sistemleri ile yeni sistemlerin çakıştığı bir yüzyıl olmuştur. Loncalar ve loncaların dışında üretim yapılan imalathanelerin açılması ciddi itirazlarla karşılandı. Adam Smith’in “Milletlerin Zenginliği” isimli çalışmasında klasik üretim sisteminin yeni üretim yapısını engellediğini ve bu yüzden loncaların kapatılması gerektiğini savunması Fransa Maliye Nazırı tarafından desteklendi ancak öneri aşırı radikal bulunduğu için kabul edilmesi. 18. yüzyılın sonlarına doğru ise birçok ülkede loncalar kapatıldı.

18.yüzyılda ilk kez İngiltere’de iplik üretiminde kullanılan makinalar su gücü ile çalışıyordu. Bu nedenle iplik fabrikaları akarsu kenarlarında kurulmuş ve kısa sürede buralarda nüfus artmıştı. 1760’da 17 bin olan Manchester nüfusunun 1830’da 180 bine çıkması bunun en güzel örneğidir. Su enerjisi ile çalışan makinelerin kuraklık dönemlerinde ya da şiddetli kışların olduğu dönemlerde kullanılamaz hale gelmesi yeni enerji kaynakları arayışına sebep olmuştur.


Bu çağda yapılan önemli bir yenilik de buharlı makinelerin bulunmasıdır. İngiliz Thomas Newcomen tarafından geliştirilen bu sistem ilk olarak maden ocaklarında kullanılmıştır. James Watt ise bu sistemin diğer sanayi kollarına da uygulanmasını sağlamıştır.

1783’de Fransa’da ilk kez buharlı bir gemi icat edilmiştir. İngiliz bir çömlekçi olan Josiah Wedgwood de kömürle çalışan buhar makinasını bularak çömlek sanayine çok büyük katkı sağlamıştır.

Sanayi bölgeleri ulaşım imkânlarının yakınlarında kurulmuş, ancak bu şehirlerin alt yapıları yeterli olmadığı için tifüs ve verem gibi hastalıklar ortaya çıkmış ve birçok kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Aydınlanma Yüzyılı

Aydınlanma Yüzyılı, 18. yüzyılda Batı toplumunda bir düşünsel gelişim sürecidir. Bu süreçte akılcı düşüncenin geleneksel önyargı ve ideolojilerden uzaklaşması ve yeni bilgilerin kabulü amaçlanmıştır.

Bu dönemde bilgiye ancak gözlemle ulaşılacağı inancı hakim olmuştur. Din de akli eleştiriye tabi tutulmuştur. Bu yüzyılı en iyi Immanuel Kant’ın “Aklını kullanma cesareti” sözü tanımlar.

Aydınlanmacı düşünceye göre aklın aydınlattığı kesin doğrulara, bilginin ilerlemesine dayanan entelektüel bir kültür egemen olmalıdır. Toplumsal mutluluğun da yerçekimi ve dinamik yasaları gibi deney ve gözlemle belirlenebileceğine inanılmaktadır. Burlamaqui bu konuda “İnsanın mutluluğu bulmasının tek yolu aklını kullanmasıdır.” demiştir. Bu anlayışa göre devlet de insanların mutluluğu için vardır, kutsal ve eleştirilemez değildir. Toplum ve devletin karşılıklı sorumluluklarını Jean-Jacques Rousseau “Toplumsal Sözleşme” adlı eserinde ele almıştır.

Aydınlanmanın ilk temsilcileri Rene Descartes ve Gottfried Wilhelm Leibniz olarak kabul edilir. Almanya’da Johann Gottfried Herder, Immanuel Kant, Christian Wolff; Fransa’da Denis Diderot, Claude Adrien Helvetius, Baron de Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau, Voltaire; Büyük Britanya’da David Hume, John Locke ve Thomas Paine Aydınlanma Yüzyılının en önemli temsilcileridir.

Fransa Aydınlanma sürecinde önemli bir yere sahiptir ve aydınlanmanın vatanı olarak bilinir. Bunun en önemli sebeplerinden biri “Encyclopedie” olarak bilinen Ansiklopedi ya da Bilimlerin, Sanatların ve Mesleklerin Sınıflandırılmış Sözlüğü’nün burada yayınlanmasıdır. Bu eser 1751 yılında “her türlü ve her çağda insan aklının çabalarının gelen görünümünü” yansıtmak amacıyla yayımlanmaya başladı. 1772’de tamamlanabilen ansiklopedinin editörlüğünü Denis Diderot ve Jean le Rond d’Alembert yapmıştır. Montesquieu, Voltaire, Rousseau, d’Alembert, Buffon, Quesnay ve Helvetus gibi dönemin önde gelen 150’den fazla yazar ve düşünürünün yazılarını barındıran eser toplamda 33 cilttir. Ayrıca

Montesquieu’nün Kanunların Ruhu adlı eseri de Fransa’nın aydınlanmadaki önemini bir kez daha vurgulamıştır.

Aydınlanma düşünürlerinin tamamı aynı fikirleri savunmamakla beraber temelde hepsi insanı ve onun çevresini anlama, onların hayatlarını iyileştirme ve buna dair yasalar çıkarılması konusunda ortak paydalara sahiptiler.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında