Osmanlı Devleti kuruluş ve genişleme dönemlerinde • Sahil bölgesinde yaşayanların gemi yapımı dışadönük, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda ise içedönük malzemesi temin etme ve gemi yapımı iskân politikalarını benimsemiştir. Her iki politikada da • Yolların emniyeti ve tamiri, köprü yapımı ve konar-göçer topluluklar kullanılmıştır. Osmanlı toplumu tamiri, derbentçilik, suyolu yapımı ve tamiri iki gruptan oluşmakta idi; askerlik hizmeti yapanlar ile • Maden devletten memur statüsünde görev alanların oluşturduğu • Seferler sırasında menzillere zahire indirmek askeri sınıf ve şehirliler, konar-göçerler ve köylülerin • Seferler sırasında topların nakli oluşturduğu reaya adı verilen vergi mükellefi grup. • Kale yapım ve onarım faaliyetleri
Osmanlı Devleti’nde Konar-Göçerlerin Hukukî XVII. yüzyılın başlarından itibaren sürekli savaşlar ve Durumları Celalî isyanları yüzünden bozulmaya başlayan tîmar
Osmanlı’da konar-göçerler Yörük ve Türkmen olarak sistemi Rumeli Yörükleri teşkilatında da görülmüştür. adlandırılan iki gruba ayrılmakta idi. Yörükler belli bir Yapılan yoklama ve teftişlerde olması gerekenden daha az sancağın içerisindeki kısa mesafeli yaylak ve kışlalar yamak ve eşkinci olduğu ve görevlerini yapmadıkları arasında göçebelik yaparken, Türkmenler ise uzak tespit edilmiştir. Özellikle II. Viyana Seferi’nin ardında mesafelerdeki yaylak ve kışlakları kullanan, bünyelerinde bozulan Yörük teşkilatı nedeniyle kötüye giden savaş pek çok aşiret barındıran gruplardı. ortamını düzeltmek ve savaşlardaki insan gücünü temin etmek amacıyla 1691’de Rumeli’deki Yörük grupları Reaya’dan sayılan ancak yaşam stilleri ile yerleşik halktan Evlâd-ı Fâtihân adıyla yeniden teşkilatlandırılmıştır. ayrılan konar-göçerler oba, mahalle, oymak, cemaat, aşiret Evlâd-ı Fâtihân altındaki Rumeli Yörükleri bulundukları ve boylardan meydana gelen, il ya da ulus diye bölgelerdeki çeribaşılarının idaresi altında birleştirilmiştir. adlandırılan büyük gruplar halinde yaşıyorlardı. Bir ulus Çeribaşılar bölgedeki asayişi sağlamak, savaş sırasında küçükten büyüğe göre sırasıyla oba, mahalle, oymak, eşkinci defterlerini çıkarmak ve vergileri toplamakla cemaat, aşiret ve boylardan meydana gelmekteydi. Hey yükümlüydüler. İncelendiğine Evlâd-ı Fâtihân teşkilata boyun başında idarî işlerden sorumlu boy beyi, aşiretlerde yenilik getirmemiş, sadece XV. yüzyıldaki Rumeli ise aşiret beyi bulunurdu. Beyler boy içerisinden cesareti Yörükleri Organizasyonunu tekrar canlandırmaya ve doğruluğu ile öne çıkmış kişiler tarafından seçilir, çalışmıştır. XIX. yüzyıla kadar devam eden Evlâd-ı seçim devlet tarafından tasdik edildikten sonra şahsın Fâtihân teşkilatı için, 1828 yılında düzenli talim sistemi beylik beraatı gönderilirdi. gibi, zaman içerisinde yeni düzenlemeler yapılmıştır.
Osmanlı idarî teşkilatı içerisinde konar-göçerler Osmanlı Devleti’nde Konar-Göçerlerin Ekonomik yaşadıkları sancağa bağlı bulunurlardı. Kışlak ve yaylakları farklı sancaklara bağlı olan konar-göçerler idari Durumları ve Vergi Mükellefiyetleri
olarak daha uzun süre kontrol edilebilir bir yaşam tarzı Temel iktisadî faaliyetleri hayvancılık ve buna bağlı sürdürdükleri kışlak mahallinin bulunduğu sancağa üretim alanları olan konar-göçerler koyunlarını büyük bağlıdırlar ve üzerinde yaşadıkları toprakların tasarruf şehirlerin ve sefer zamanlarında ordunun ihtiyaçlarını şekillerine göre tîmar, zeamet, has veya evkaf reayası karşılamak için yetiştiriyorlardı. Bunlara ek olarak olabilirlerdi. Bu grupların vergi gelirleri mukataaya hayvancılığa bağlı ürünleri; tereyağı, peynir, yapağı, deri, verilerek tahsil edildiğinde başlarında voyvoda adı verilen kilim, pazarlarda satarak yerleşik ahaliden tarım ürünleri bir idareci olurdu. Bir süre sonra belli bir vergi dairesine ve kumaş alırlardı. At ve deve yetiştiriciliği sayesinde bağlanan ve birbirlerinden yaşadıkları bölgelere göre sefer zamanlarında zahire ve mühimmat nakli konularında ayrılan konar-göçer gruplar bir idare altına alınmış ve destek vermekte idiler.
kazalar oluşturulmuştur. Belli bir merkezi olmayan bu Yörük ve Türkmenler yerleşik halkta olduğu gibi hâne kadılar konar-göçer teşekküllerle birlikte hareket esasına göre vergilendirilmekteydiler. Vergi ederlerdi. mükellefiyetleri tarımla uğraşanlar için toprak miktarı,
Batı Anadolu Yörükleri Osmanlı’nın fethettikleri konar-göçerler için ise koyun sayısına göre Rumeli’yi Türkleştirme faaliyetlerinde kullanılmışlar ve belirlenmekteydi.
ileriki yıllardaki fetihlerin hazırlığında önemli görevler Osmanlı Devleti’nde XIV. ve XVIII. Yüzyıllarda verilmiştir. Bu sebeple Rumeli’ye iskân edilen Yörükler İskân İçin yapılan Hukukî Düzenlemeler ile Anadolu da kalanlar arasında Hukukî farklılıklar ve Rumeli Yörükleri için Devlet tarafından hazırlanan askerî Kanunî Sultan Süleyman Döneminden itibaren düzenlenen ve idarî alanda kanunnâmeler bulunmaktadır. Yörük kanunnâmeleri idarî yapı, hukukî durum ve vergi mükellefiyetlerinden bahsetmektedir; iskânları hakkında Fatih Sultan Mehmet’in kanunnâmesinde birkaç cümle ile bir bilgi vermemektedir. Ancak Osmanlıların Rumeli’ye görevleri belirtilen Yörüklere Kanunî Sultan Süleyman geçmelerinden itibaren yapılan iskânın genellikle sürgün Döneminden itibaren verilen görevler ise listede metoduyla yapıldığı bilinmektedir. II. Viyana Seferi’ nin sunulmuştur: ardından, XVII. yüzyılın sonlarında çıkan isyanlar
neticesinde harap olan köy ve boş arazilerin iskânı yönünde bir çalışma yapılmış, devletin kötü gidişini
durdurmak ve Osmanlı Teşkilatlarındaki bozulmanın • Rakka Anadolu arasındaki geçit yolları önüne geçmek için Anadolu ve Suriye topraklarında üzerindeki derbentlerin tamiri ve içerisine asker yaşayan konar-göçer teşekküllerin iskân edilmeleri yerleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca Anadolu’da yaşayan konar- • Kaçak konar-göçerlerin yakalanıp yerlerine göçerlerin Hama, Humus Sancakları, Halep, Rakka gönderilmeleri konusunda Anadolu’daki bütün Eyaletlerinde belirlenen bölgelere iskân edilmeleri ile kadı, hâs, efkaf zabitlerine, vilâyet âyânı ve iş harap ve boş arazilerin canlandırılması ve Arap erlerine tespit edilen konar-göçerlerin yerlerine aşiretlerinin eşkıyalıklarının da önlenmesi hedeflenmiştir. gönderilmeleri ile ilgili hükümler gönderilmesi
Bu dönemde konar-göçerlerin bir kısmı kendi yaylak ve Bu kapsamda tespit edilen konar-göçerler sancak sınırına kışlaklarına yerleştirilmeye çalışılmıştır. kadar getirilip diğer sancak idarecilerine teslim edilir ve
iskân mahalline ulaştırılıyorlardı. Bu önlemler ile de İskân Edilen Konar-Göçerlerin yerlerini terk Rakka’dan kaçışlar engellenemeyince bölgeye bir heyet Etmeleri ve Bunun Sonucunda Devletin Aldığı gönderilmiş, heyetin oymakların çoğunun susuz yerlere Tedbirler yerleştirildiklerini rapor etmeleri üzerine konar-göçer
Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş devirlerinde aşiretlerin Rakka’ya iskânından vazgeçilmiştir. Rumeli’ye giden konar-göçerler gönüllü olarak, gazâ Anadolu içlerine yapılan iskân ise başarılı olmuştur. ruhuyla gidip, tîmar aldıkları için bölgelerini terk edip Bunun nedeni bölgenin konar-göçerlerin toprak ve su Anadolu’ya dönmeleri söz konusu değildi. Sürgün olarak ihtiyaçlarını karşılamasıdır. İskân sonrası yapılan gönderilen ve bölgeye yerleşen Yörüklerin de yerlerini teftişlerde bu grupların beklenildiği üzere yerleşik hayata terk ettiklerine dair bir bilgi kayıtlarda bulunmamaktadır. geçtikleri ve iskân nizamına göre çiftçilik yaptıkları Fakat XVI. yüzyılda bazı kişiler sürgün yazıldıkları halde görülmüştür. Kıbrıs Adası’na gitmek istemedikleri, iskândan kaçtıkları anlaşılmaktadır. Devlet sürgünden kaçanları kefillerine havale etmiş; kefiller kaçanları bulamaz ise onların yerine kendileri gitmek ya da bedel ödemek zorundaydılar. Adaya vardıktan sonra rüşvet vererek, yeniçeri veya gönüllü olarak tîmara çıkıp kaçanlar tespit edilmiştir.
Bu kaçakların önlenmesi için Kıbrıs’tan insan kaçıranların belirlendikleri takdirde idamları, iskeleler haricinde adaya yanaşan gemilere el konulması yolunda Kıbrıs beylerbeyine emirler gönderilmiştir.
XVII-XVIII. yüzyıllarda Hama, humus ve Rakka bölgelerine yerleştirilen aşiretlerin büyük kısmı kaçarak tekrar Anadolu’ya dönmüşler, takip edilip geri yollansalar da kaçık devam etmiştir. Bu direnç karşısında devlet askerî müdahale ile bu toplulukları bölgeye sevk ve iskân etmişti.
Bu kaçışların birinci sebebi psikolojiktir. Konar-göçerler alışkın oldukları yaşam biçiminden yerleşik düzene geçme sürecinde zorlanmışlardır. İkinci neden ise yerleşilen bölgenin iklimi, doğası ve topraklarının verimsiz çöl arazilerinden oluşmasıdır. Rakka ve çevresinde ise güneyden gelen Arap aşiretlerinin baskıları ve verimsiz topraklar Türkmenlerin bölgeyi terk etmelerine neden olmuştur.
Devlet sahasından firar edenlere karşı alınan önlemlerden bazıları şunlardır:
• Rakka valisine ferman gönderilerek kaçanların iskân mahalline iadesi • Kaçan grupların üzerine asker sevk edilerek cezalandırılmaları • Kaçanlarla ilgili takibat tedbirleri • Yeni kaçışların engellenmesi ile ilgili tedbirler