TAR205U-TÜRKİYE SELÇUKLU TARİHİ
Ünite 6: II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Moğol İstilası (1277’ye Kadar)
II. Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi
Şehzadelik Dönemi ve Tahta Geçmesi, doğum tarihi ve annesinin kim olduğuna dair bilgilerin yetersiz olduğu II. Keyhüsrev’in İstanbul Latin imparatoruna gönderdiği bir mektup aracılığıyla annesinin Hıristiyan bir hanım olduğunu bilmek mümkündür. Bu mektuptan yola çıkarak Keyhüsrev’in doğum yılının 1223 olduğu söylenebilir.
1228 yılında babası Alaaddin Keykubat’ın Erzincan’ı almasıyla henüz 6-7 yaşında buraya melik tayin edilen Keyhüsrev’in atabeyliğine Antalya valisi Mübarizeddin Ertokuş atanmıştır. Bir dönem bu görevden alınan Keyhüsrev’in 1237 yılında tekrardan Erzincan valiliğine getirildiği bilinmektedir. Keykubatın ölümünün ardından 16 yaşında başa geçen II. Keyhüsrev döneminde ülkede olumlu havalar esmeye başlamıştır. Ancak kısa sürede terse dönen ortamda hükümdara karşı olan grupların ortadan kaldırılması için Sultanın en yakınında olan Sadeddin Köpek hızla kendisine karşı olan emirlerin ortadan kaldırılmasını sağlamaya çalışmıştır.
Gulam Sistemi Meselesi, devleti çöküşe götüren en önemli olaylardan biri gulam sisteminde yaşanan sorunlardır. Boy teşkilatına göre örgütlenen Türkiye Selçukluları zamanla merkezi otoriteyi güçlendirmeye başladıkça boy beyleri baş göstermeye başlamış buna karşın Selçuklu hükümdarları da boy beylerini merkezden uzağa doğru itmeye başlamışlardır. Boy beylerinden doğan boşluğa da gulam adı verilen eğitilmiş kölelerin yerleştirildiği görülmektedir. Sonsuz itaat altında olan gulamlar sayesinde sultanın otoritesi daha da artmış oluyordu. Ayrıca gulamlar sultana daha yakın olmak için kendi aralarında da mücadele etmekteydiler. Ancak bu durum devlete bağlı olmayan halkın kozmopolitleşmesini ve fırsat buldukları anda çıkarları uğruna hareket etmelerine neden olmuştur. Bu durumlar karşısında hükümdarın onayı veya gerçekleşene başka olaylar neticesinde uygulanan kaht-ı ricale ile nitelikli siyaset ve devlet adamları yokluğu durumu ortaya çıkmıştır.
Sadeddin Köpek’in Tahakkümü, Sadeddin Köpek gulam sisteminin aksaklıklarını ortayan çıkaran ve devleti çöküntüye götüren süreci başlatan kişidir. Sadeddin Köpek’in gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde birçok kişinin hayatına son verilmiş ve Köpek’in önüne çıkabilecek herkes ortadan kaldırılmıştır. Kendi gücünü daha da artırmak isteyen Köpek Eyyübilerin elinde bulunan Samsat şehrini kuşatarak ele geçirmiş ve bunun yarattığı hava ile birkaç rakibini daha öldürtmüş vezirliğe de Mühezibüddin Ali getirilmiştir. Bu dönemde Sadeddin Köpek devlet yönetimine tamamen hâkim olmuştur. Ancak Köpek tahta geçmek ve hanedandan olmamasına rağmen II. Keyhüsrev’in yerini almak istiyordu. Ancak 1239 yıllarında II. Keyhüsrev Köpek’in bu isteğine müsaade etmeyerek onun ölümünü sağlamıştır. Ardından Gürcü bir prensesle evlenene II. Keyhüsrev’in kendisini eğlenceye verdiği söylenmektedir.
Harizmliler Meselesi, Yassıçimen savaşında yenilen ve başıboş kalan Harizmliler Keykubad tarafından Selçuklu hizmetine alınmışlardır. Ancak Sadeddin Köpek tarafından liderleri öldürülünce sınırı geçmek üzere göçe başlayan Harizmliler yol boyunca yağma yaparak ilerlemişler ve Eyyübi topraklarındaki Diyar-ı Mudar olarak adlandırılan bölgeye yerleşmişlerdir.
Amid (Diyarbekir)’in Fethi, Harizmlilere karşı Eyyübilerle beraber yürütülen sefer neticesinde Siverek ve Amid, Selçukluların yapına düşmüştür. Bunun ardından Amid mücadelesi devam etmiş ancak Abbasi halifesinin Moğol tehlikesi nedeniyle birlik olunmasını istemesi üzerine 1241 yılında bu mücadele durdurulmuştur.
Babailer Ayaklanması, Moğol istilası henüz Anadolu topraklarına varmadan önce Moğolların önünden kaçan Türkmenler, İran ve Azerbaycan civarındaki yurtlarını terk ederek Anadolu’ya göç etmişlerdir. İlk başlarda gelen göçebelerin boş topraklara yerleştirilmesi devlet için iyi sonuçlar getirmişti. Ancak ilerleyen dönemde göçebelerin sayısının artması ve yerleşik insanlarla aralarındaki yaşayış farklılıkları toplumsal sorunların oluşmasına neden olmuştur. Gulam kökenli devlet adamları da göçle gelen bu Türkmen grupları aşağı görerek onlara kaba, cahil gibi sıfatlar takıyordu. Bu durum ilerleyen süreç içerisinde Türkmenlerin, Babailik olarak bilinen bir ayaklanmayı başlatmasına yol açmıştır. Bu ayaklanma zaman içerisinde dini bir nitelik kazanmış, Vefaiyye tarikatı mensubu Baba İlyas ve Baba İshak önderliğinde Allah yolundan saptığı iddia edilen II: Keyhüsrev’i tahttan indirme amacı gütmeye başlamıştır. Baba İlyas kendisini Mehdi olarak addeden ve peygamberlik iddiasından bulunana bir kişidir. Göçebe Türkmen gruplar, İslamiyet’e geçiş sırasında eski inançları ile İslamiyet’in bazı esaslarını birleştirme yoluna gitmişler ve ortaya bir inanç sentezi çıkartmışlardır. Adıyaman’da başlayan isyan Malatya’ya kadar ulaştı, Baba İshak, Selçuklu güçlerini yenip Sivas ve Amasya’ya doğru yöneldi, Baba İlyas öldürülmesine karşın Baba İshak önderliğindeki grup direnmeye devam etti ve devletin merkezine yöneldi. Bu durum üzerine Sultan Kubadabad şehrine gitmek zorunda kaldı. Moğol istilasına karşı Erzurum’da hazır tutulan ordu yardıma çağrıldı, bu orduda yer alan Türk askerlerin isyandan etkilenmemesi için ön saflara Gürcü ve Frank askerler yerleştirildi. 1240 yılında kaçabilenlerin dışındaki herkes, Baba İshak’la beraber kılıçtan geçirilmiştir. Devletin en güçlü zamanında böylesi önemli bir isyanın ortaya çıkması devletin zaaflarını ortaya koymuştur. Bu isyandan cesaret alan Moğollar ilk defa Türkiye hudutlarını aşmaya cesaret etmişlerdir. Erzurum’daki ordunun yardıım için çağırılmış olması Moğolların başarılı olmasına neden olmuştur.
Moğol İstilası
13. yüzyılda Türk-İslam dünyası ve dünyayı ilgilendiren en önemli gelişmelerden biri Moğol istilasıdır. İslam kaynaklarında Tatar olarak adlandırılan Moğolların erken dönem tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Dilleri Ural-
Altay dil ailesinden olup, Türkçe ve Korece ile benzerlik gösterir. Orta Asya’da Türk boyları aralarında Kingan Dağları sınır olacak şekilde otururlar. Göktürk ve Uygur idaresinde kalarak Türk kültüründen etkilenmişlerdir. 1206 yılından Cengiz Han tüm Moğol kabilelerini bir araya getirmiş ve toprakları genişletmiştir. 1218 yılında Harizmşahların Moğol ticaret kervanında yer alan 405 kişiyi kılıçtan geçirmesi tarihte Otrar faciası olarak bilinmektedir. Bunun üzerine Moğollar intikam amacıyla Harizmşahlara yüklenmiş, diğer yandan da Selçuklular tarafından sıkıştırılan Harezmşahların 1228’de ortadan kalkması ile Moğollar ve Selçuklular komşu olmuştur. Sultan Keykubad sınır komşusu olunması üzerine, Moğolların yılda bir kere hükümdara hediyeler verilmesini öngören il tutma geleneğini kabul etmiş, ardından gelen II. Keyhüsrev de bunu kabul etmiştir. Harizmşah’ı ortadan kaldıran Keykubad’a büyük saygı duyan Moğollar, Türkiye topraklarına saldırma konusunda çekinceler yaşıyordu. Ancak Babai isyanı Moğolları bu konuda cesaretlendirmiştir.
1242 yılından Baycu Noyan önderliğindeki Moğol ordusu Erzurum’u ele geçirmiş ve şehirdeki zenaatkarlar ve köle olabilecek çocuklar dışındaki herkesi kılıçtan geçirmiştir.
Kösedağ Savaşı, Selçuklular tehlikenin daha da büyüyeceğini fark ederek önemli paralar da harcayarak 70.000 kişilik bir orduyu Kayseri’de topladı. Ancak ordunun Moğolları nerede karşılayacağı konuşunda yaşanan anlaşmazlık sonucunda Moğollara saldırmak fikri gibi fikirler sonucunda Keyhüsrev’in galeyana getirildiği görülmektedir. Moğollara karşı harekete geçen ordu, Zara ve Suşehri arasında yer alan Kösedağ mevkiine konuşlanmıştır. Erzincan’ı geçen Moğol ordusu da yakın bir yerdeki Akşehir ovasına ulaştı. 20.000 kişilik Selçuklu öncü birliği için saldırı kararı alındı, Moğol ordusu Selçuklu ordusunun yarısı kadar olmasına rağmen Türklerin sahte ricat taktiği ile bu öncü birliği yendi. Bunun üzerine ağırlıklarının önemli bir kısmını ordugâhta bırakıp Tokat’a doğru kaçan sultanın gidişini öğrenen askerler 3 Temmuz 1243’te bozgun halinde savaş meydanını terk etmişlerdir. Düzenli bir şekilde savaştan çekilmeyi dahi başaramayan Selçuklular tarihi bir hezimet almışlardır.
Selçuklu Devleti’nin Moğollara Tabi Olması, Moğollar, Kösedağ’dan sonra ilerlemeye devam etmiş ve yolları üzerindeki tüm şehirleri işgal etmişlerdir. Baycu ordusuyla beraber Sivas şehrini, şehir kadısının Cengiz Han fermanını (yarlık) göstermesine rağmen üç gün boyunca yağmalamıştır. Buradan Kayseri’ye geçen Moğol ordusu uzun süren kuşatmanın ardından şehri ele geçirip kadın ve çocukları esir ettikten sonra herkesi kılıçtan geçirmiştir. Dönüş yolunda Moğollar aynı şekilde Erzincan’ı da harap ettiler.
Her yerin harap olduğunu ve tehlikenin arttığını gören vezir Mühezibüddin Ali, Moğollara anlaşma teklif etmek amacıyla değerli hediyeler alarak Baycu’nun yanına gitmiştir. Ağır bir anlaşmayla Moğollara karşı tabii
duruma gelen Selçukluların vezirinin sultana dahi danışmadan ve mücadele etmeden böyle bir anlaşma yapması düşündüren bir gelişmedir. Anlaşmanın onaylatılması gereken bir diğer isim ise Altınorda hanı Batu’dur. Batu da ülkenin hakimi ünvanının kabul edilmesiyle yapılan anlaşmayı onaylamıştır.
Kilikya Seferi ve II. Keyhüsrev’in Ölümü, Ermeni kralı Hetum Selçuklulara bağlı olmasına rağmen savaşta destek vemeyip, savaştan kaçanlara saldırmış ve ardından Moğollara bağlılığını arz etmiştir. Ayrıca kendisine sığınan sultanın annesi ve kızını da Moğollara teslim etmiştir. İntikam amacıyla Ermenilere karşı düzenlenen saldırı başarıya ulaşmak üzereyken 25 yaşında hayatını kaybeden II. Keyhüsrev’in vefatıyla birlikte Ermenilerle karlı bir anlaşma yapılmıştır. Hükümdara bağlı devlet anlayışı ve sistemin olmayışı devleti zor duruma getirmiştir.
II. Keyhüsrev’in Oğulları Arasında Saltanat Kavgaları, oğullarının en büyüğü olan Rum bir papazın kızından doğma İzzeddin Keykavus bile sekiz yaşındaydı. Konyalı bir Hıristiyan kadından doğan Kılıç Arslan ve Gürcü bir hatundan doğan Alaaddin Keykubad beş-altı yaşlarındaydılar. Keyhüsrev, kendi veliahtı olarak Keykubad’ı tayin etmişti. Asıl sorun umera arasında yaşanan çekişmeydi. Bu emirler arasında en güçlü durumda olan Şemseddin İsfahaniydi. Celaleddin Karatay’ın da desteği ile veliahtın yerine Keykavus tahta çıkarılmıştır. 1245 yılında Moğollar ile yapılan anlaşmayla ödenecek olan vergi üç katına çıkarılmıştır.
Gulam sisteminin sıkıntılar göstermesi, sultanın ikinci plana itilmesi ve verzilerin ön plana çıkması o dönem içerisinde yaşanan önemli sorunlardır. Vezirler arasından İsfahani çocuk sultanın annesiyle evlenerek ön plana çıkmış ve tüm rakiplerini bastırmış fakat zorba bir anlayışla devlet yönetiminde söz sahibi olmuştur. Kılıç Arslan Moğol culüsüne katılırken atabeyinin tahta haksızca Keykavus’un geçirildiğini iletmesi üzerine, yanına 2.000 Moğol askeri verilerek geri yollandı. Sivas’a geldiklerinde hükümdar ilan edilen Kılıç Arslan’ın atabeyi vezir İsfahan’ı idam ettirdi ve tüm serveti müsadere edildi.
Müşterek Saltanat Dönemi, naib Celaleddin Karatay üç kardeşin bir arada tahtta oturulmasını teklif etti. Ancak Keykavus ve Kılıç Arslan taraftarları savaşa tutuştular ve bunu Keykavus kazandı, Kılıç Arslan esir edildi. Ancak kardeşlerin bu duruma üzüldüğünü gören Karatay, üç kardeşi tahta oturttu ve kendisi de Atabeg-i Rum unvanı ile hepsinin atabeyi oldu. Ancak Moğol Hanı Batu aracılığıyla çeşitli makamlar elde edenler makamlarına geçirilmemesi durumu üzerine Batu, bir Selçuklu hükümdarını kendi huzuruna çağırıyordu. Fakat Karatay bu durumu geçiştirmeye çalışıyordu. Ancak II. Keykavus devlete ağır yük getiren Moğol yolculuğuna başladı. Fakat 1254’de Karatay’ın ölüm haberini Sivas’ta alan sultan yolculuktan vazgeçti. Onun yerine küçük kardeşi II. Keykubad yola çıkarıldı. O da yolculuk sırasında bir suikast nedeniyle hayatını kaybetti. Keykavus ise daha çok
Rum dayıları ile vakit geçirmeye başlamış bu durum da Kılıç Arslan taraftarlarının sayısını artırmıştır. Bunu gören Keykavus, Kılıç Arslan’ın sultanlık yetkilerini elinde alıp, hapse attırmıştır. Ancak Kılıç Arslan’ı kaçıran taraftarları onu Kayseri’de sultan ilan etmişlerdir. Keykavus’un teklifini kabul etmeyen Kılıç Arslan savaş hazırlığı yapmış ancak ikinci kez yenilerek Uluborlu kalesinde hapse atılmıştır.
Baycu Noyan’ın İkinci Anadolu Seferi, Moğol hükümdarı Mengü Kağan kardeşi Hülagü’yü İslam dünyasını idaresine bağlaması düşüncesiyle batı bölgelerine yolladı. Hülagü de Bağdat yolunun açılması için kardeşi Baycu Noyan’a tüm Anadoluyo işgal etmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Baycu Noyan, Erzurum’a gelince Keykavus’tan yaylak ve kışlak istedi. Ancak savaş kararı alan Keykavus’un ordusu Moğol yönüne doğru ilerledi. Bunun haber alan Baycu 1.000 kişilik bir öncü kuvvet yolladı. 1256 yılında Selçuklu birlikleri öncü Moğol birlikleri tarafından yok edilmiştir. Ertesi gün tekrar savaşa tutuşan Selçuklular yine yüz kızartıcı bir yenilgi almış ve çoğu kılıçtan geçirilmiştir. Konya önlerine gelen Baycu tazminat karşılığı katliama izin vermedi ancak şehir yağmalandı. Bu esnada atabey Arslan-Dogmuş, Kılıç Arslan’ı hapisten çıkardı. Konya’ya getirilip sultan yapıldı fakat bunu Baycu’ya onaylatmak kolay olmadı. Bu sırada Antalya civarlarına kaçan Keykavus, İznik Rum hükümdarına sığındı.
Pervane Müineddin Süleyman Dönemi, IV. Kılıç Arslan döneminde İranlı umera devletin yönetimini ele geçirdi. Müineddin Süleyman pervanelikten sonra vezirliğe de atandı.
Ülkenin Yeniden Kardeşler Arasında Bölünmesi, Keykavus, Baycu Noyan’ın Anadolu’dan ayrılmasıyla tahtı ele geçirmek için İznik imparatoru Paleologos’tan aldığı 3.000 kişilik ordu ile harekete geçti. Sevinç gösterileri ile başkente giren Keykavus, Kılıç Arslan taraftarlarını tasfiyeye girişti. Kılıç Arslan ise Hülagü’den yardım istedi ve tek başına tahta geçeceğine dair bir yarlıg aldı. 1.000 kişilik kuvvet ile Keykavus’a karşı yenilen Kılıç Arslan daha sonra 10.000 kişilik bir yardım almayı başardı. Ancak Mengü Kagan’ın da devreye girmesi ile Pervane Münieddin Hulagü’yü ikna etmesiyle 1258 yılında Kızılırmak sınır olmak üzere ülke ikiye bölündü. Hulagü, iki sultanı da kendi seferine katılmaya zorlayarak onları 5 milyon dirhem borçlandırdı. Bu dönem de tüm çıkar arayışı içinde olan kişilerin Hulagü’ye yanaşarak belirli mevkiler elde ettiği görülmektedir. Mengü kağanın ölümü üzerine seferini yarıda kesen Hulagü, böylece Ermeni kralı ve Antakya haçlı prensi ile aynı saflarda savaşan iki Selçuklu hükümdarına dönüş izni verdi.
II. Keykavus’un Ülkeden Ayrılması, her iki sultanın da veziri olan Şemseddin Tuğrai’nin vefat etmesi ile kardeşler arasındaki ilişki kopmuştur. Altınorda Hanı Berke’nin Müslüman olması nedeniyle kardeşi Hulagü ile arası açılmış ve Memlük-Altın Orda ittifakı Hulagü’yü savaş meydanında yenmiştir. Ayrıca 1260 yılında Ayn-ı
Calut savaşında Memluklar da Moğol istilasını durdumuştur. Bu Moğolların, Mısır istilasını engellerken, Moğolların yenilmez olduğu efsanesi İslam dünyasında son bulmuştur. Bu durumdan cesaret alan II. Keykavus isyan bayrağını açmış ancak bunun sonucunda uzun bir sürgün hayatı başlamış ve 1280 yılında Kırım’da hayatı son bulmuştur.
IV. Kılıç Arslan’ın Saltanatı, 1261 yılında Kılıç Arslan tek başına hükümdar olmuştur. Anadolu’da Moğollar önünden kaçan Türkmenler yer yer hem Moğollara hem de Selçuklulara karşı direnç gösteriyordu. Pervane ise Kılıç Arslan’ın yerini almak için harekete geçmiş ve Abaka’dan bir ferman almıştır. 1266 yılında Sinop’u Rumların elinden kurtarmak için Abaka’dan ferman alan Pervane Sinop’u geri almış ve şehri sultandan istemiştir. Kılıç Arslan da bunu kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu durumdan hoşnut olmayan Kılıç Arslan, durumu Abaka’ya bildireceğini söylemiştir. Kılıç Arslan Aksaray’da önce içkisine zehir katılarak ardından boğularak öldürülmüş, 1266 yılında içkiden öldüğü söylenerek Konya sultanlar türbesine gömülmüştür. Pervane ve Moğollar nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Pervane’nin Tahakkümü Altında III. Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi, IV. Kılıç Arslan’ın ölümünden sonra henüz 2-3 yaşında bir bebek olan Keyhüsrev, Pervane tarafından tahta oturtulmuştur. Keyhüsrev’in dul eşi Gürcü sultan ile de evlenen Pervane gücünü artırmıştır. Pervane, Moğollar ile birlikte hareket ederek Anadolu’daki Türkmenlerin zor zamanlar geçirmesine neden olmuştur. Memlüklere karşı da Moğollar ile birlikte savaşan Selçukluların bu tutumları sınırlarda biriken Türkmenler için isyan sebeplerinden biriydi.
Baybars’ın Anadolu Seferi ve Pervane’nin Ölümü, 1277 yılında Baybars, Türkmen beylerinden aldığı davetler üzerine Anadolu’yu kurtarmak maksadıyla sefere çıktı ve Elbistan ovasına geldi. Bunu duyan Moğollar, Gürcü ve Selçuklu kuvvetlerini alarak karşı koydular. Ancak 1277 yılında Memluklar kendisinden az sayıda olan Moğolları yenilgiye uğrattı. Moğollar ihanet edebilirler diye bu savaşa Selçukluları sokmamışlardır. Moğollar’ın intikam seferi yapacağını düşünen Pervane, sultan ve yanındakileri alarak Tokat’a kaçtı. 1277 yılında Kayseri’ye ilerleyen Baybars da burada sultan ilan edildi. Ancak Baybars 25 Nisan’da kendi ülkesine dönmek üzere harekete geçti. Bu durumu öğrenen Abaka da intikam için 30.000 kişilik bir kuvvet yolladı. Yaz olduğu için Memluklere sefer yapamayan Abaka’nın Anadolu’yu talan ederek 200.000 kişiyi öldürttüğü söylenmektedir. 1277 yılında ihaneti nedeniyle Pervane adamları bile kılıca vurduruldu.