Gürcülerin Kür nehrinin kuzeyine atılması sonucu Anadolu’da İlk Türk Beylikleri Türkmen akınları Orta Anadolu’yu kadar ulaştı. Konya ve
1071 Malazgirt zaferinin ardından Anadolu’nun Kayseri Türkmen beyliklerince alındı. Urfa yö- resi de doğusunda mahalli Türkmen beylikleri ortaya çıkmıştır. ağır şekilde tahrip edildi. Ancak asıl fetih ve yerleşim 26 Erzurum ve çevresinde Saltuklular, Erzincan ve Kemah’ta Ağustos 1071 yılında Malazgirt ovasında Bizans Mengücükler, Yeşil Irmak havzasında Danişmendliler, ordusunun yok edilip İmparatorun esir alınmasından sonra Van Gölü havzasında Sökmenliler, Diyarbekir bölgesinde oldu. Selçuklu hükümdarı Alp Arslan’ın bütün İnal Oğulları, Dilmaç Oğulları, Mardin ve Hısn-ı Keyfa samimiyetine rağmen yeni Bizans yönetimi anlaşmaya Artukluları, Elazığ yöresinde de Çubuk Oğulları ve yanaşmayınca büyük harekat başlatıldı. Artuk, Tutak, ardından Harput Artukluları, XI. asrın son çeyreğinde tarih Mengücük, Danişmend, Saltuk gibi namlı Türkmen sahnesine çıkmışlar, yaklaşık olarak iki asır boyunca beyleri ile Kutalmışoğlu Alp İlek, Devlet ve Süleyman bölgenin kaderine hakim olmuşlardır. Bu uzun fiah gibi şehzadeler büyük Oğuz kitleleri eşliğinde sayılamayacak zaman dilimi içinde her bir beylik hakim Anadolu’da fetihler yaptılar. oldukları coğrafyada günümüz Türkiye’sinin yaratılmasına da katkıda bulunan büyük bir değişimi Büyük Selçuklu hükümdarları güçlü oldukları dönemlerde başlatmışlardır. Anadolu’daki Türkmen emirlerini ve beylerini kontrol altında tuttular. Ancak Melikşah’ın daha sağlığında Doğu Anadolu Türk devletleri doğuşlarını Selçuklulara başlayan parçalanma, bu fatih beylerin bağımsızlık borçlu olmakla beraber, varlık sebepleri ve dayandıkları eğilimlerini güçlendirdi. Esasen İdari mekanizmada etnik temel şüphesiz Oğuz Türkleridir. XI. asrın başlarında feodaliteye zemin hazırlayan ikta sistemi de Doğu Sir Derya boylarından hareketle Yakın Doğu coğrafyasına Anadolu’ya hakim Türkmen beylerinin işini kolaylaştırıcı giren Oğuz Türkleri, bir anda Horasan, İran, Irak, bir unsur oldu. Azerbaycan, Suriye, Filistin ve Anadolu’da irili ufaklı pek çok siyasi ve askeri teşekküllerin kurulmasına temel teşkil 1085 yılında Diyarbekir bölgesinin zabtı Doğu etmişlerdir. Anadolu’nun doğusundaki beyliklerin Anadolu’da Türkmen varlığı açısından yeni bir dönüm kurucuları da ekseriyetle Selçuklular hizmetindeki Oğuz- noktası oldu. Bu dönemde Amid’de İnal Oğulları, Bitlis ve Türkmen beyleri olmuşlardır. Erzen’de Dilmaç Oğulları, Harput’ta Çubuk Oğulları Beyliği kuruldu. Ardından Haçlı seferlerinin yarattığı yeni Söz konusu coğrafya Türkiye’nin en yüksek ve engebeli ortam ve Selçuklularda Tapar-Bekyaruk Mücadelesi Doğu yüzey şekillerine sahiptir. Arazinin büyük bölümü Anadolu’da Mardin ve Hısn-ı Keyfa’da Artuklu, Ahlat’ta dağlıktır. Ağrı Dağı, Süphan Dağı ve Uludoruk tepesi da Sökmenliler’in doğuşuna sebebiyet verdi. Daha Alp Türkiye’nin en yüksek doruklarını barındırır. Ovalar geniş Arslan zamanında kurulan Danişmendliler, Saltuklular ve olmadığı gibi, yüksek rakımlıdır. Erzincan, Elazığ ve Iğdır Mengücükliler ile beraber bölgenin siyasi oluşumu gibi bazı küçük havzalarda tarım yapılabilir. Coğrafi yapı tamamlandı ve iki asır sürecek yeni bir devir başladı. Bu ve iklim koşulları tarımdan ziyade hayvancılık için iyi bir süre zarfında Doğu Anadolu büyük bir istikrar ve refaha ortam sağlar. kavuştu. Türkmen beylikleri birbirleriyle hemen hiç kavga
Doğu Anadolu’nun stratejik önemi Roma’nın son etmediler. Bütün enerjilerini halkın refahı ve gelişimi için döneminde artmıştır. Bu zaman diliminde bölgede çeşitli harcadılar. Pek çok Türkmen’i bölgeye yerleştirdiler ve güçler mücadeleye girişmiştir. Savaşlar sonucunda küçük yerli halkla beraber yeni bir sosyo-kültürel gelişme derebeylikleri ortaya çıkmıştır. 7. Yüzyıl ortalarında başlattılar. Bölgeyi mimari açıdan sanat değeri yüksek Müslüman Araplar bölgedeki yerel unsurlarla da eserlerle donattılar. Cami, medrese, çarşı, yol, anlaşarak, bölgede hakimiyet sağlamıştır. Bölge bu kervansaray, imaret, zaviye, hamam ve kümbetler ile dönemde çok kültürlü etnik mozaik halini almıştır. doldurdular. Bölge 12. Asrın ortalarında artık bir Türk ülkesi haline gelmeye başladı. Kendi aralarında büyük bir 9. Asırda Abbasiler ile Bizans mücadeleye girişince Orta dayanışma gösteren Türkmen beyleri, batıdan Bizans ve Asya’dan çok sayıda Türk savaşçı Abbasiler tarafından Haçlı, kuzeyden Gürcü ve Güneyden Eyyübi saldırılarına bölgeye yerleştirilmiştir. 10. Yüzyılda bölgede başlayan karşı bölgeyi, hatta Anadolu’yu başarıyla savundular. kabile hareketleri Bizans’ın yeniden güç kazanmasına ve bölgede egemen olmasına zemin oluşturmuştur. 1040’lı Ancak 12. asrın sonunda ortaya çıkan konjonktürde Büyük yıllara kadar Bizans sınırlarını Azerbaycan’a kadar Selçukluların tarih sahnesinden çekilmesi, Gürcüler’in genişletmiştir. 1054 yılında Tuğrul Bey’in Van gölü artan saldırıları ve nihayet Eyyübi tehdidi beyliklerin havzasına (Vaspuragan) gerçekleştirdiği sefer yeni bir yaşama sansını azalttı. Bu ortamda Doğu Anadolu başlangıç oldu. Bu tarihten itibaren bizzat Arran ve Türkmen beylikleri tercihlerini, Anadolu’yu Batı’dan Azerbaycan üzerinden Selçuklu şehzadeleri tarafından Doğu’ya birleştirerek tek bir Türk devleti olma mücadelesi yönetilen ve Türkmen emirlerince yürütülen akınlar çok veren Türkiye Selçukluları lehine kullandılar ve bütün etkili oldu. Kars ve Erzurum çevresinin yanı sıra Türk kültürel, etnik ve sosyal miraslarını onlara devrettiler.
nüfuzu Sivas Malatya’ya kadar uzandı. Bayburt, Kögonya, Kemah, Ahlat, Erciş ele geçirildi. Alp Arslan döneminde Ani’nin fethi, Kafkasya’nın denetim altına alınması ve
Artuklular kentlerin gelişmesine büyük önem vermişler, sanayi ve Artuk, 1063 yılında Sultan Alparslan’ın hizmetine girdi ve ticareti teşvik etmişlerdir. İlim ve eğitim alanında da Malazgirt Zaferi’nden sonra onun emriyle Anadolu’ya hakim oldukları sahalarda görülmemiş ilerlemeler geçerek Bizans’a karşı başarılı mücadelelerde bulundu. kaydedildi. Her alanda birçok alim yetişti. Büyük fizikçi Alparslan’dan sonra sultan olan Melikşah, Artuk Bey’i Ebu’l- İzz bu dönemde yaşamıştır.
Bahreyn Karmatileri’ni itaat altına almakla görevlendirdi. Danişmendliler (1071-1178) Artuk Bey, bu görevi başarıyla tamamladıktan sonra Danişmendliler 1071- 1178 yılları arasında Sivas, Melikşah’ın Diyarbekir bölgesine hakim olan Mervânîler Malatya, Kayseri, Tokat, Niksar, Amasya, Kastamonu, üzerine gönderdiği orduya katıldı. Bu sefer sırasında Çankırı, Çorum ve Elbistan dolaylarında hüküm Artuk Bey’in Sultan Melikşah ile arası açıldı ve Suriye sürmüştür. Kurucu Danişmend Gazi’dir. Haçlılar ile Meliki Tutuş’un hizmetine girdi. Tutuş da ona Kudüs ve başarılı savaşlar yürütmüşlerdir. Anadolu Selçuklu havalisini ıktâ olarak verdi. Artuk Bey’in ölümünden Devleti’nde taht kavgalarına taraf olmuşlar ve Mesut’un sonra arkasında bir çok çocuk bıraktı. Bunlardan Sökmen Anadolu Selçuklu tahtına çıkması ile etkilerini ve İlgazi hâkimiyeti ellerine aldılar (484/1091). Sökmen, arttırmışlardır. Bir dönem Malatya’yı ele geçirerek kardeşi İlgazi ile birlikte Kudüs’te beş yıl kadar valilik Anadolu Selçukluları’ndan daha güçlü hale gelmişlerdir. yapmıştır. Kudüs 1098 yılında Fâtımîler tarafından 1134-1135 yılları arasında Bizans-Anadolu Selçuklu zaptedilince Sökmen, Halep Meliki Rıdvan b. Tutuş’un ittifakı tarafından saldırılara maruz kalmış ve büyük yanına geldi. İlgazi ise Irak’ta kendisine verilmifolan kayıplar vermişlerdir. 1139’da kaybettiği toprakları geri bölgeye çekildi; kısa süre sonra da Selçuklu Sultanı alma fırsatı doğmuş ve bu fırsatı başarıyla Muhammed Tapar tarafından Bağdat şahneliğine tayin değerlendirmişlerdir. edildi. Artuklular, Hısnıkeyfâ (Hasankeyf), Mardin ve Harput olmak üzere üç kol halinde hüküm sürmüşlerdir. Melik Muhammed’in ölümünden sonra Danişmendli Devleti derhal parçalandı. Kısa süren bir iç savaşın • Hasankeyf ya da Hısn-ı Keyfâ kolu Sökmen Bey ardından Sivas’ta Yağı Basan, Kayseri’de Zünnun ve tarafından kurulmuş 1102-1232 yılları arasında Malatya’da Aynüddevle idaresinde üç ayrı beylik ortaya Hasankeyf bölgesine hakim olmuştur. Bölgede çıtı. Kılıçarslan Myriokephalon seferinden 4 ay sonra Musul Atabegi, Türkiye Selçukluları, Mardin Danişmendlileri tamamen ele geçirdi ve devlete son verdi. Hükümdarlığı, Eyyübiler ve diğer medeniyetlerle çeşitli mücadeleler ve ittifaklara girişmişler, Danişmendlilerin yüz yıldan fazla süren hakimiyetleri Eyyübiler tarafından 1232 yılında yıkılmışlardır. boyunca Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ilmi olarak • Harput Kolu 1185 yılında Harput merkezli olarak gelişmesine katkıları büyüktür. kurulmuştur. Haçlılara karşı mücadele etmiştir. Mengücükler Çok kısa süre içerisinde birçok bey tarafından idare edilmiştir. Düşük şiddetli taht Mengücük Beyliği, Karasu-Kelkit Irmakları arasında mücadelelerine sahne olmuştur. Kısa bir süre Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar (Kögonya) Harezmşah ve Moğol istilasına maruz kalmıştır. kentlerini içine alan bir sahada kurulmuştur. Bu bölge Sultan Alâeddin Keykubad, 1234 yılında Anadolu’nun en engebeli bölgelerinden biridir. Kurucu Harput’u ele geçirerek beyliğe son vermiştir. Mengücük Gazi Alparslan’ın en önemli komutanlarından • Mardin kolu 1106’da Artukoğlu Ilgazi tarafından biridir. Bizanslılar ve Danişmendliler ile ilişki “Mardin Artukluları” veya “Tabaka-i İlgaziyye” kurmuşlardır. 2. Hükümdardan sonra devlet iki kola adı ile kurulmuştur. Haçlılar ile başarı ile ayrılmış ve zayıflamıştır. Bu kollar Erzincan savaşarak Halep’i savunmuşlardır. 13.Yüzyıl Mengücükleri ve Divriği Mengücükleri’dir.
başında Eyyübi hakimiyetine geçmişlerdir. Saltuklular İlerleyen dönemde Anadolu Selçuklular ile Eyyübilere karşı ittifak yapmışlardır. 1257’de Ebu’l-Kasım Saltuk tarafından Erzurum merkezli olarak Moğollar tarafından kuşatılmışlar ve ele kurulmuştur. Gürcüler ile mücadeleye girişmişlerdir. Bazı geçirilmişlerdir. Daha sonraki dönemde Moğollar tarihi kaynaklara göre bir dönem kadın hükümdar ile çeşitli seferlere katılmışlardır. Akkoyunlular tarafından yönetilmişlerdir. Saltuklular’ın hüküm sürdüğü ve Karakoyunlular ile mücadeleye girişip, dönem boyunca Anadolu’da Selçuklu ve Eyyübi’lerin Akkoyunlu tehdidi büyüyünce Karakoyunlular ile etkisi fazla idi. Bu devleti belirli sınırlar içerisinde anlaşıp 1409’da Karakoyunlulara teslim baskılamıştır. Selçuklular 1202 yılında Gürcülere karşı olmuşlardır. sefere çıkmış, bu seferde Saltuklular’dan da yardım istemiş. Beklenen destek verilmeyince Saltuklu hükümdarı Eski Türk devlet anlayışını esas alan Artuklular, devleti tutuklanarak devlete son verilmiştir. hanedan mensuplarının ortak malı kabul ettiklerinden, merkeziyetçi bir hükümet kurup tek bir devlet haline Saltuklular devrinde mimari, sanat ve kültür alanında gelemediler. Hükümet işleri Divanlar vasıtasıyla önemli atılımlar gerçekleştirilmiştir. Ekseriyeti Erzurum yürütülür, halkın sorunları karşılanırdı. Artuklular ve civarında olan mimari eserlerin en seçkinleri Kale Cami, Tepsi Minare, Ulu Cami, Üç Kümbetler, İspir’deki
Kale Cami, Artvin’deki İki Kümbet, Tercan’da Mama Haçlılara karşı seferler düzenlemiştir. Bir dönem Hatun Kervansarayı, Türkler’in sanat zevki ve sentezci Selçuklu’ya, daha sonra Sökmenler’e, daha sonra ruhunu yansıtır. İlim, edebiyat ve müzik alanında da Artuklular’a bağlılığını bildirmiş bir beyliktir. Receb b. Karaca, Muhammed b. Hüseyin, Darirî ve tabib Selahaddin Eyyübi tarafından Diyarbakır’ın ele Ekmeleddin gibi üstadlar yetişmiştir. Erzurum ve yöresi geçirilmesiyle hakimiyeti son bulmuştur. bugün bile hala izlerine rastladığımız, Hazar ötesinden ve Türkistan’dan ozan ve şairlerce taşınan ve çoğu göçebe İnal Oğulları zamanında Amid büyük bir gelişme ruhunu yansıtan folklorik ve etnolojik zenginliğe daha göstermiş ve Diyarbekir bölgesinin diğer kentlerinin Saltuklular zamanında ulaşmıştır. Kentlerde Ahi kültürü önüne geçmiştir. Bu dönemde Kent merkezlerinin yanısıra ve geleneği etkindi. Köy ve kırsalda ise çoğunluğu yaylak ve kışlaklara da çok sayıda Türkmen yerleşmiştir. Haydarî ve Kalenderî olan Türkmen babaları hakimdi. Bu zamanda Amid imar görmüş, kentte çok sayıda eser Bunun yanında Saltuk ilinde diğer etnik ve dini unsurlar yapılmıştır. Ulu Camii ve kentin surları da tamir da barış içinde yaşamışlardır görmüştür. Bu dönemde Amid ile Diyarbekir’in diğer kentleri arasında çok canlı ticari, sosyal ve kültürel Sökmenliler (Ahlatşahlar) ilişkiler kurulmuştur. Alimler ve düşünce adamları himaye Sökmenli Devleti 1100-1207 yılları arasında Ahlat merkez edilmiştir. Devrin dikkat çeken simaları arasında Şeyh olmak üzere Van, Erciş, Bargiri, Tatvan, Malazgirt, Muş Mübarek, İbnü’l-Ezrak, ez-Zahid, Kadı Bahaüddin, Ebu ve Sason civarında hüküm sürmüştür. Tahir, Cemalüddevle ve bir milyon cilt kitabın sahip olan
Devletin kurulduğu bölge 11. Yüzyıl başlarından itibaren Bahaüddevle b. Nisan’ı sayabiliriz.
Türk akınlarına maruz kalmış ve 12.Yüzyılın başında Dilmaç Oğulları (Kambur Oğulları) Sökmen el-Kutbî tarafından bölgede devlet ilan edilmiştir. Sultan Alparslan’ın komutanlarından Dilmaçoğlu Devlet hem diğer Türk Devletleri ile hem de Gürcüler ile Mehmed Bey tarafından kurulan bu mütevazı beylik, mücadele vermiştir. 1085-1192 yılları arasında Bitlis, Erzen ve Vestan’da Bir dönem devletin yönetiminde İnanç Hatun adlı hüküm sürmüş iken, Erzen kolu Moğollar devrine kadar hükümdar annesi de söz sahibi idi. Bundan rahatsız olan yaşamıştır. 1. Kılıçarslan döneminde Türkiye emirler1133’de İnanç Hatun’u öldürerek beylik Selçuklularına tabi olmuşlardır. Beylik Gürcülere karşı içerisindeki ikiliğe son verdiler. İkiliğe son verilmesi savaşlara katılmış ve başarı elde etmiştir. Bir dönem devletin bölgedeki etkisinin artmasına neden olmuştur. Selçuklu ve Artuklu akınlarına maruz kalmışlardır. Bu durum zayıflamaya neden olmuş ve ilerleyen dönemde Ahlatşahlar Eyyübiler ve Gürcüler ile mücadeleye Musul’a bağlılık bildirilmiştir. 1190’lı yıllarda Eyyübiler girişmişler ve 1232 yılına kadar Eyyübi hakimiyetinde ile ittifaka girişmiş bu durum Sökmenliler ile Dilmaç kalmışlardır. 1232’de Alaaddin Keykubad’ın emriyle yöre Oğulları’nın arasını açmıştır. 1192’de Sökmenler Selçuklu hâkimiyet sahası içine alınmıştır. Dilmaçoğulları’nı ele geçirerek beyliğe son vermiştir. Ahlatşahlar, bilhassa sanat ve mimari alanında çok ileri Dilmaç Oğulları, diğer Türkmen beyliklerinde de gitmişlerdir. Ahlatlı ustalar sadece Sökmen ilini değil görüldüğü üzere hakim oldukları coğrafyayı imar edip bütün Anadolu’yu mimari eserlerle donatmışlardır. Bu gün eserler ile donatmışlardır. Ancak birkaçı günümüze kadar Selçuklu sanatının şaheserleri sayılan Divriği Ulu Camiî, gelebilmiştir. Bunlardan 1150 tarihinde yaptırılan Bitlis Konya Alaaddin Camiî, Tercan Mama Hatun türbe ve Ulu Camii, Anadolu’da Türk mimari sanatının ilk ve en kervansarayı gibi eserler Hacı Ahlatî, Harzemşah el-Ahlatî değerli örnekleri arasında yer alır. 1165 yılında Ahlatşah ve Mufaddal el-Ahlatî gibi ünlü mimar ve ustalar elinden II. Sökmen’in eşi Şahbanu Hatun Ahlat-Bitlis ve Bitlis- çıkmış abidelerdir. Yine bugüne ulaşabilme şansına sahip Erzen yolları üzerinde taş köprüler yaptırmıştır, ayrıca olan Ahlat mezar taşlarını Türk taş işçiliğinin şaheserleri Mecid-i Üveys’den Bitlis’e kadar Bitlis geçidi diye olarak zikredebiliriz. Sökmenli hükümdar ve emirleri de adlandırılan bölgenin yollarını yaptırdı ve tanzim ettirdi. ülkelerindeki bayındırlık ve imar faaliyetlerini teşvik Dilmaç Oğullarının komşu devletler ile iyi ilişkiler etmişlerdir. Bu alanda II. Sökmen’in hanımı Şahbanu kurduğunu, barışa önem vererek halka hikmet ettiklerini Hatun’un ayrıcalıklı bir yeri vardır. Şahbanu, Ahlat ile anlıyoruz. Bitlis arasındaki yol güzergahındaki ilkel köprülerin yerine taştan, sağlam köprüler yaptırmış, yolları genişletip onartmış ve 300 hayvanın yükleriyle barınabileceği muazzam bir han yaptırmıştır. Bu çabaları sonunda Ahlat, uluslararası çok işlek bir merkez haline gelmiştir.
İnal Oğulları
İnal Oğulları 1098-1183 yılları arasında Amid (bugünkü Diyarbakır) merkez olmak üzere, Ergani, Talhum, Çermuk ve Zülkarneyn’de hüküm sürmüş bir Türkmen beyliğidir. 1098 yılında İnal Türkmani tarafından kurulmuştur.