I. Metin: Okunuş, Çeviri ve Anlama Giriş
Bu ünitede metin okumaları için eski metinlerden 4 adet okuma parçası seçilmiştir. Bunlardan birincisi 15. yüzyılda yazılmış olan ve Tevarih-i Al-i Osman türü eserlerin en tanınmışlarından Aşık Paşa-zade’nin eserinden alınmıştır. Metnin dili erken Osmanlı dönemi eserlerinden olduğundan oldukça sadedir. Ancak devrik cümleler ve o dönemin anlatım özelliklerine göre yazıldığı için bazı ifadeler bugünkü Türkçe kullanımına, hatta Osmanlı’nın geç dönemlerindeki kullanıma göre farklıdır. İkinci metin ise 19. yüzyılda kaleme alınmış, Osmanlı tarihini başlangıçtan itibaren özetleyen ve ağırlıklı olarak devlet teşkilatı üzerinde duran Mustafa Nuri Paşa’nın Netayicu’l-Vukuat isimli eserinden seçilmiştir. Metnin, devlet idarecilerinin durumunu anlatan bölümden seçilmesi ise burada geçen idari isim ve terimleri tanımanız amacını taşımaktadır. Aynı zamanda son dönem eserlerinde Arapça ve Farsça unsurların önceki yüzyıllara göre daha fazla kullanılması da metnin seçiminde etkili olmuştur. Çünkü bu tür eserler dil olarak daha ağır olmalarına rağmen, içlerinde ünitelerde anlatılmış olan konularla ilgili örnekleri daha fazla oranda bulundurmaktadırlar. Üçüncü ve dördüncü metinler ise tanınmış Osmanlı tarihçisi Ahmet Cevdet Paşa’nın yine çok tanınan Tarih-i Cevdet isimli eserinden alınmıştır. Bu iki metin hem konularının çeşitliliği hem de değeri birçok tarihçi tarafından teslim edilmiş bir esere ait olmaları sebebiyle seçilmişlerdir.
Okumanızı kolaylaştırmak için yapmanız gereken ilk iş Osmanlı Türkçesinden Osmanlı Türkçesine veya Osmanlı Örnek Metnin Transkripsiyonu Türkçesinden bugünkü Türkçeye hazırlanmış bir sözlük Bab: Anı Beyan İder Kim Bu Maceralardan Sonra Neler bulundurmaktır. Bu tür sözlüklerde kelimeler eski Zahir Oldı? harflerle yazıldığından metindeki harfleri sözlük sırasındaki harflerle karşılaştırdığınızda hem kelimenin Sultan Mehmed Gazi Trabzon gazası niyyetine okunuşunu hem de anlamını bulabilirsiniz. Anadolu’ya geçti, her ne kim niyyet itdi Hakk te‘ala müyesser itdi. Her vilayetin hutbesi, sikkesi kendinin oldu, İkinci olarak, kendi kendinize yapmış olduğunuz devletle yine tahtına teveccüh itdi. Her tarafın okumanızı, kitabınızda verilmiş olan metin okuması ile padişahlarından ilçi geldi, Han’a “vilayet mübarek olsun” karşılaştırınız. Karşılaştırma esnasında tamlamaların nasıl deyu. yazıldığına özellikle dikkat ediniz. Kendi okumanızdaki yanlışları düzelttikten sonra metnin bugünkü dilde Ve illa Mısır sultanından ilci gelmedi. Adet-i muhabbet anlamının verildiği bölümü okuyunuz. Esas metinle terk olundı; adavete bir bahane bu oldı. Anınçün kim paragraf karşılaştırmaları yaparak, eski kelimelerin evvel muhabbet iden Sultan oldı. Evvel Karaman’a gelen anlamlarının cümle içerisine nasıl yerleştirildiklerini beylerbeyi Sultan oldı. Bu Çerkes ta’ifesi ana eğin muti‘ kontrol ediniz. olmadılar. Ol sebebden ilci gönderilmedi. Padişah dahi buna bir pare melûl oldı ve sonra mezkur “Hoşkadem” Sonuç olarak buradaki metinler bütün tarih eserlerinin dahi Mısır’a sultan oldı. Padişah-ı Rum dahi taht mübarek konu çeşitliliğini ve özelliklerini doğal olarak yansıtamaz. olsun deyu ilci göndermedi. Adet buydı kim gönderileydi. Ünitede size verilmek istenen bir çalışma örneğidir. İki tarafdan adet terk olundı. Ve mahabbet kesilmeğe Örnekten hareketle gerek kütüphanelerde, gerek başka başladı. Ve hem bu Hoşkadem ki sultan-ı Mısırdır, her şekillerde elde edeceğiniz eski eserleri okuyarak ve tarafa yağı olmağa başladı. Bu tarafa Dulkadiroğlu anlamaya çalışarak gelişiminizi sürdürebilirsiniz. Dille Mekki’ye fedayi gönderdi. Fedayi geldi Elbistan’ın cum‘a ilgili bütün ders veya programların başarısı temel olarak mescidinde mücavir oldı. Gündüz oruç tutar ve gice-dün kelime hazinesinin zenginliğine bağlıdır. namâzın kılardı. Âhır fursat buldı “Mekki Arslan Bey”i helak itdi, cum‘a mescidinde. Bu Mısır Sultanı Hoşkadem’in yanında Mekki Arslan’ın bir kardaşı vardı, Budak Bey dirlerdi, anı Mekki Arslan yerine gönderdi. Bu
hareket Dulkadir beylerine hoş gelmedi. Mekki Arslan’ın II. Metin: Okunuş, Çeviri ve Anlama Şahsuvar Bey adlı bir kardaşı dahi vardı, Rum padişahı yanında olurdı. Dulkadir beyleri ol Şah-suvar’a haber gönderdiler kim “gel! vilayeti sana virelim, Mısırdan gelen Budağı bey itmeziz” didiler. Şah-suvar’a dahi Rum padişahından destur oldı, vardı Budağı vilayetinden sürüp çıkardı, yerine kendi padişah oldı. Budak dahi gitdi Şam’a düşdi.
Örnek Metnin Sadeleştirilmiş Hali
Sultan Mehmed Gazi, Trabzon gazası niyetiyle Anadolu’ya geçti. Bu seferinde neye niyet ettiyse Hak teâlâ onu ona müyesser eyledi. Aldığı memleketlerde okunan hutbe ve basılan sikke onun adına oldu. Saadetle tekrar başkentine döndü. Her tarafın padişahlarından tahta geçişini kutlamak için elçiler geldi, ama Mısır sultanından elçi gelmedi. Muhabbet adeti terk edildi. Aralarındaki düşmanlığa bir sebep de budur. İlk sevgi gösteren sultan oldu. İlk Karaman’a gelen beylerbeyi o sultandı. Bu Örnek Metnin Transkripsiyonu Çerkes taifesi bunu kabullenemediler. Bu sebepten elçi göndermediler. Padişah da buna bir parça üzüldü. Ahval-i Erkan-ı Devlet ve İdare-i Umur-ı Saltanat Hoşkadem, Mısır’a sultan olunca padişah da onun tahta Merreten ba‘de uhrâ icmal u tafsil kılındığı vechile geçişini tebrik için elçi göndermedi. Oysa eski gelenek devşirme çocuklarının güzide ve münasibleri saray-ı gönderilmesini gerektiriyordu. İki taraftan da adet terk hümayunlara ahz olunup terbiyye ve telkin-i şera’it-i olundu ve muhabbet kesilmeye başladı. Mısır Sultanı İslamiyye olundukdan sonra efrâdı sipâh ve silahdâr ve Hoşkadem her tarafa düşmanlık yapmaya başladı. ulufeciyân-ı yemin u yesar ve gureba-yı yemîn u yesâr Dulkadıroğlu Mekkî üzerine fedai gönderdi. Fedai geldi, dinilen süvarî bölüklerine çıkarılur ve saray-ı humayûnda Elbistan’ın Cuma mescidinde kalmaya başladı. Burada kat‘-ı merâtib eyleyenleri zikr olunan bölüklerin gündüz oruç tutar gece sabaha kadar namaz kılardı. ağalıklarıyla veyahûd üzengi ağalıkları ta‘bir kılınan mir- Sonunda bir fırsatını buldu, Mekkî Arslan Bey’i Cuma alemlik ve mir-ahurluk ve kapucılar kethudâlığı ve kapucı- mescidinde öldürdü. Bu Mısır sultanı Hoşkadem’in başılık me’muriyetleriyle çırağ olunup ba‘dehu mir-livalık yanında Mekkî Arslan’ın Budak Bey adında bir kardeşi ve mîrimîranlık ile taşraya gönderilür idi. Bu cihetle âdâb- bulunuyordu. Onu Mekkî Arslan’ın yerine gönderdi. ı hıdmet-i saltanat ve idare-i umûr-ı devlet hususlarını Dulkadir beyleri bundan hoşlanmadı. Mekkî Arslan’ın te‘allum itdikden ve taşralarda ve serdarlar ma‘iyyetinde Şehsuvar Bey adında bir kardeşi daha vardı. O da Osmanlı ahvâl-i mülkiyye ve harbiyyeye dahi kesb-i vukûf sultanının yanında bulunuyordu. Dulkadir beyleri eyledikden sonra hıdemâtı nazar-ı tahsîne lâyık ve kadere Şehsuvar’a haber gönderdiler. “Gel, memleketi sana dahi muvâfık olur ise rutbe-i vezârete nâ’il olurlar iken verelim. Mısır’dan gelen Budak’ın bey olmasını mu’ahharan nân u na‘im içinde perverde olan vüzerâ ve istemiyoruz.” dediler. Şehsuvar da padişahtan izin alarak kibar-zâdeler ve şehr-i saye-perverlerinden taraf ve gitti. Budak’ı Dulkadir vilayetinden sürüp çıkardı. Onun takribini bulanlar saray-ı humâyûna alına-gelmekle yerine kendisi geçti. Budak da gitti Şam’a yerleşti. bunlardan silahdâr ve çukadâr ve rikabdâr ve mîr-ahûr-ı şehriyârî misillü manzûr-ı nazar-ı iltifât-ı pâdişâhî olanlar def‘aten vezâretle be-kâm olmağa başladı.
Örnek Metnin Sadeleştirilmiş Hali
Daha önce birkaç defa anlatıldığı şekilde devşirme çocuklarının göze batanları ve seçilmişleri Edirne ve İstanbul’daki saraylara alınıp eğitildikten ve İslâmın şartları kendilerine öğretildikten sonra, mevcutları sipahi ocağına, silahdâr ocağına, sağ ve sol ulûfeciler cemaatlerine, sağ ve sol garipler denilen süvari bölüklerine dağıtılırdı. Topkapı Sarayı’nda yetişip oradaki görevlerde sırasıyla yükselenleri, adı gecen bölüklerin ağalıklarıyla veya özengi ağalıkları diye isimlendirilen mir-alemlik, mir-ahurluk, kapıcılar kethudalığı, kapıcıbaşılık memuriyetleriyle devlet görevine başlamış olurlardı. Daha sonra sancakbeyliği ve beylerbeyilik ile
dış görevlere gönderilirlerdi. Uygulamanın bu yönüyle karışmaktan kaçınarak evlerine kapandılar ve kendilerini saltanat hizmetlerinin gelenek ve göreneklerini, ayrıca koruma altına almaya başladılar. devlet işlerinin nasıl yürütüldüğünün eğitimini almış olurlardı. Yine dış görevlerde ve yüksek komutanlar IV. Metin: Okunuş, Çeviri ve Anlama yanında mülki idare ve savaş idaresi gibi konuları iyice öğrendikten sonra, hizmetleri beğenildiyse ve talihleri de yaver gittiyse vezirlik rütbesine kavuşurlardı. Sonraki dönemlerde nimetler içinde ve rahat şekilde yetişmiş olan vezirler ve diğer devlet ricalinin çocukları içinde, sayelerinde yetiştikleri şöhretli kimselerden bir yakınını bulanlar Enderun’a alınır olmuştur. Bunlardan silahdar ve çukadar ve rikabdar ve padişahın mirahurluğu gibi onun iltifatına kolay ulaşabilecekleri görevlerde olanlar kısa zamanda vezirlik rütbesi alarak muratlarına ermeğe başladılar.
Örnek Metnin Transkripsiyonu III. Metin: Okunuş, Çeviri ve Anlama Vekāyi‘-i Şetta
Devr-i Selim Hanî’de silahdâr olan Süleyman Bey uhdesinde evâ’il-i Muharrem’de rutbe-i vezâretle ve emâret-i hacc hıdmet-i şerîfesi inzimâmıyla ve Kudüs ve Nablus sancakları ilhâkıyla Şam-ı şerif Eyaleti tevcîh buyurulmuş ve Haleb’de ikāmet üzre iken akdemce ibkā-i vezaret ile uhdesine Raka Eyaleti tevcîh olunan kā’im- makām-ı esbak Mustafa Paşa uhdesinden Raka Eyaleti sarf ve tahvîl ile ol civarda bulunan Azm-zade Abdullah Paşa’ya ibkā-ı vezaret ile bi’t-tevcîh Hamid Sancağı dahi bu esnada voyvodalıkdan ihrâc ile mâl-ı mukayyedi vaktiyle te’diye itmek üzre müşarun-ileyh Mustafa Paşa’ya ihâle edilmiş idi.
Örnek Metnin Transkripsiyonu Örnek Metnin Sadeleştirilmiş Hali
Zuhur ve İntişar-ı Ta‘un Muhtelif Olaylar İşbu yedi (Hicri 1227) senesi evâ’ilinde Mısır’dan amed u Sultan Selim (III.) devrinde silahdarlık görevi yapmış olan reft münasebetiyle İzmir’e tâ‘un hastalığı sirayet itmiş idi. Süleyman Bey’e Muharrem ayının ilk günlerinde vezaret İzmir’den İstanbul’a bir ticaret gemisi gelürken içinde rütbesiyle beraber hac emirliği gibi şerefli bir görev ve tâ‘undan birkaç kişi fevt ve mellâhândan bazıları hasta Kudüs ve Nablus sancakları da ilave edilmiş olduğu halde oldukları halde Der-sa‘adet’e lede’l-vurûd gemiden Şam Eyaleti valiliği verildi. Ayrıca Haleb’de ikamet çıkanlar Galata ve Beyoğlu ve Tatavla’ya dağılup anlardan etmek üzere oraya gönderilen ve vezareti uzatılarak ta‘un hastalığı sirâyet ile ol taraflarda zuhûr itdi. Ve uhdesine Raka Eyaleti verilen eski sadaret vekillerinden oradan İstanbul’a geçdi. Pek çok âdemler telef olmağa Mustafa Paşa’dan bu görev alınarak yerine o bölgede başladı. Fakat ba‘zı kesân sâ’irler ile ülfet ü ihtilattan bulunan Azm-zade Abdullah Paşa yine vezaret rütbesiyle kesilerek hanelerinde inzivâ ile tehaffuza kıyâm eylediler. devam etmek üzere görevlendirildi. Hamid Sancağı dahi aynı günlerde voyvodalık görevinden azledilmiş olan Örnek Metnin Sadeleştirilmiş Hali Mustafa Paşa’ya üzerine düşen hazine vergilerini Veba Salgınının Ortaya Çıkışı ve Yayılması zamanında ödemek şartıyla verilmişti. Olaylarını anlatmakta olduğumuz 1227 senesinin ilk aylarında Mısır’dan geliş-gidişler sırasında İzmir’e veba hastalığı bulaşmıştı. İzmir’den İstanbul’a bir ticaret gemisi gelirken içinde bulunanlardan birkaç kişi vebadan olmuştu. İstanbul’a geldiklerinde gemide bulunan denizcilerden bazıları hasta olmalarına rağmen gemiden çıkarak Galata, Beyoğlu ve Tatavla semtlerine dağılınca bu bölgelere veba hastalığı bulaştı ve hastalık ilk defa buralarda ortaya çıktı. Oradan da sur içi bölgesine yani İstanbul’a geçti. Pek çok insan ölmeye başladı. Yalnız bazı insanlar diğerleriyle yakınlaşmaktan ve onlara