AÖF Soru Bankası

Osmanlı Türkçesi IÜnite 7 Özeti

Bazı Arapça Hususlar: Aksâm-ı Seb’a, Arapça Mücerred Masdarlar:

Asli harflerin üçüncüsü “ye” olursa buna “nâkıs-ı Aksâm-ı Seb‘a yâyi” denir. Elifli nâkıslar: Asli harflerin

Arapça Kelimelerin Yapısı üçüncüsü eliftir. 7- Lefîf: Kelimenin asli harflerinden ikisi illetli • Arapçada gerek isim gerek fiileri, kendilerini harflerden oluşuyorsa buna “lefîf” denir. Lefîf de meydana getiren harflerin çeşidine göre yedi kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. Lefîf-i kısımda incelemek mümkündür. mefrûk: İlletli harfler biri kelimenin başında • Bunlara Arapçada “Aksâm-ı Seb‘a” (kelimenin diğeri de kelimenin sonunda olursa buna “lefîf-i yedi kısmı) adı verilmektedir. Kelimelerin yedi mefrûk” denir. Lefîf-i makrûn: Kelimeyi kısma ayrılmasındaki maksat, kullanılan oluşturan harflerin son ikisi illetli ise buna “lefîf-i kelimenin içindeki harflerin “sahîh” ve “illetli” makrûn” denir. olması veya aynı harflerin tekrar edilebilmesidir. Arapça’da Masdarlar • Arapça kelimeleri asılları yani köklerindeki Masdar, fiillerden türemiş bir isim kategorisidir. Bir iş, harflerin durumuna göre “illetli” ve “sahîh” eylem veya hareketi ifade eden kelime türüdür. Kısaca, olmak üzere iki kısımda belirtmek mümkündür. hareket ve oluşu bir şahsa ve zamana bağlı olmadan • İlletli harfler “elif, vav, ye” olmak üzere üçtür. anlatan kelimelere “masdar” denir. İçinde illetli harf bulunan kelimeye aynı zamanda • Arapçada masdarlara aynı zamanda “fiil ismi” “mu’tell” adı verilmektedir. Bu tür harfler, adı da verilmektedir. Arapçada masdarlar, kelime yapımı esnasında biri diğerine dönüşür harflerin sayı ve mahiyetine göre “mücerred” ve veya düşebilir. “mezid” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

• İçinde illet harflerinden biri bulunmayan • Türkçe dilbilgisinde masdar olarak “-mak/-mek” kelimeye ise “sahih” adı verilir. Sahih kelimeler ve “-ma/-me” ekleriyle yapılan isimler de kendi aralarında üç kısma ayrılır: Sâlim, öğretilmekteyse de Arapça dil bilgisi kurallarında mehmûz, muzâ’af. “geliş, alış, ölüm, satım” anlamlarındaki isimlerin yanı sıra “güzellik, incelik, kabalık” 1- Sâlim: Kelimeyi meydana getiren harflerin anlamlarındaki isimler de masdar denen kelime içinde iletli harfleri oluşturan “elif, vav, ye” kategorilerinde üretilir. harfleri; hemze ve tekrarlanan harflerden biri • Arapçada masdarlar “mücerred” (soyut-basit) ve bulunmazsa buna “sâlim” adı verilmektedir. “mezîdünfîh” (artırılmış, harf eklenmiş) olmak

2- Mehmûz: Kelimeyi oluşturan asli harflerden biri üzere ikiye ayrılmaktadır. hemze olursa, buna “mehmûz” denir. Hemze Mücerred (Semâî) masdarlar birinci harf, ikinci veya üçüncü harf Bu nevi masdarların üretildiği kalıplar belli bir anlam olabilmektedir. Buna göre “mehmûzu’l-fâ”, üretmezler. Herhangi bir yalın fiilden herhangi bir “mehmûzu’l-ayn” ve “mehmûzu’l-lâm” adlarını mücerred masdar kalıbında kelime üretilmiş olması alır. tesadüfi olarak kabul edilebilir. Mücerred mastarlar, 3- Muzâaf: Kelimeyi meydana getiren asli üçüncü şahıslarında zaid (ilave) harf bulunmayan harflerden ikinci ve üçüncü harfleri aynı olan masdarlardır. Bütün harfler aslen kendisine aittir. Bu kelimeye “muzaaf” denir. Böyle durumlarda itibarla bu mastarlar kesinlikle bünyelerinde ek bir harf kelimenin son harfi yazılmayıp şedde ile bulundurmaz. Mesela; feteha “açtı”, nazara “baktı”, alime gosterilir. “bildi” fiillerinde ilave harf yoktur. Ekber “en büyük”

4- Misal: Asli harflerden ilki “vav” veya “ye” olan kelimesinde ise, baştaki hemze ilavedir (zaiddir). Bu kelimeye “misâl” adı verilir. Misaller, “misâl-i itibarla birinci gruptaki fiillerden türetilen masdarlara vâvî” ve “misâl-i yâyi” olmak üzere iki kısma “mücerred masdarlar” (yalın masdarlar), ikinci gruptaki ayrılır. Birinci harfi “vav” olan kelime “misal-i fiilerden türetilen masdarlara da “mezîdünfîh masdarlar” vavi”, “ye” olan kelime “misal-i yâyi”dir. (artırılmış, harf ilave edilmiş masdarlar) adı verilir. 5- Ecvef: Kelimenin aslının ikinci harfi illetli Mücerred masdarlar, kelimedeki harf sayısına göre çeşitli harflerden “vav” veya “ye” olursa bu nevi isimlerle adlandırılmışlardır. Bunlardan üç asli harften kelimelere “ecvef” denir. Ecvef de misalde oluşanlara “sülâsî”, dört asli harfe sahip olanlara “rubâî”, olduğu gibi ikiye ayrılır: “Ecvef-i vâvî”, “ecvef-i beş harflilere ise “hümâsî” adı verilmektedir.

yâyî”. Sülâsî Mücerred Masdarlar

6- Nâkıs: Kelimenin asli harflerinin üçüncüsü illetli • Arapçada, sülâsî mücerred masdarlar “fa‘ale” harflerden birinden oluşmuşsa buna “nâkıs” kalıbı esas alınarak türetilir. denir. Bu da kendi arasında üç kısma ayrılır. • Bu masdarlar özü itibarıyla üç asli harften Nâkıs-ı vâvî: Asli harflerin üçüncüsü “vav” meydana gelmiştir. Osmanlı Türkçesinde yaygın olursa buna “nâkıs-ı vâvî” denir. Nâkıs-ı yâyî: ve yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Bu nedenle


okumayı kolaylaştırmak için çeşitli vezinler ile İ‘lâl tanıtılan kelimelerdir. • Muza‘aflarda vezin fa‘‘ şeklindedir. • Bu vezinlerin çoğu aynı şekilde yazıldığı halde • Ecveflerde vezin “fa’il” şeklinde olur. okunuşları farklılaşmaktadır. • Osmanlı Türkçesinde hemze harfinin yerine • Osmanlı Türkçesinde yaygın olarak kullanılan, çoğunlukla “ye” harfi yazılır. semâî olan sülâsî mücerred vezinleri kırka • Nakıslarda vezin “fa‘i” şeklindedir. yakındır. • Osmanlı Türkçesinde, üçüncü asli harfi hemze • Osmanlı Türkçesinde sık ve yoğun olarak olan (mehmuzu’l-lam) kelimelerin hemzesi kullanılanları şu vezinlerdir: fa‘l, fi‘l, fu‘l, fa‘al, gösterilmez. fi’al, fa‘let, fi‘let, fu‘let, fu‘ûl, fu‘ûlet, fa‘âl, fi‘âl, İsm-i Mef‘ûl fu‘âl, fa‘âlet, fi‘âlet, fil‘ân, fu‘lân, fa‘alân, fa‘îl, fa‘lûlet. Fiilin belirttiği iş, hareket veya hale maruz kalan kişi veya nesneyi gosterir. Türkçede, “-an, -en; -mış, -miş; -mış Mimli Masdarlar olan, -miş olan” ekleriyle yapılır. Geçişsiz (lazım) olan

• Sülâsî mücerred masdarlardan bir grup mücerred fiillerden ism-i mef‘ûl gelmez. masdarlar daha vardır ki bunların ortak özelliği Mücerred Sülâsî Masdarların İsm-i Mef‘ûlleri başlarında bir “mim” olmasıdır. Bu özelliklerinden dolayı bunlara “mimli masdar” Kökünde illetli harf bulunmayan mücerred sülâsî denir. masdarların ism-i mef‘ûlleri mef‘ûl vezninde olur.

• Mimli masdarlar da diğer sülâsî mücerredler gibi İ‘lâl

semâîdir, yani belirli bir kurala göre türemez. • Ecvef: Vav’lı olanlarda (ecvef-i vavi) vezin • Hemen her çeşit sülâsî mücerred masdardan elde “mefûl” şeklindedir. Ye’li olanlarda ise (ecvef-i edilebilir. Bunlar türedikleri sülâsî masdarla aynı yayi) vezin “mefîl” olarak kullanılır. Bazı anlamdadır. ecveflerde ise değişiklik olmaz. • Aynı zamanda ism-i mekân, ism-i âlet ve ism-i • Nakıs: Vav’lı nakıslarda vezin “mef‘uvv” zamânların vezinleriyle aynıdır. şeklinde olur. Osmanlı Türkçesinde, sondaki “çift • Sadece cümle içindeki anlamlarına bakılarak vav” tek bir uzun “u” sesine dönüşür. Ye’li birbirlerinden ayrılabilirler. nakıslarda vezin “mef‘iyy” biçimindedir. “Çift Mimli masdarlar dört vezinde bulunur: ye” harfi Osmanlı Türkçesinde uzun “i” şeklinde okunur. 1- Mef‘al: Bu vezin kıyasidir. Misal olmayan kelimelerin (vav ile başlamayan) mimli Mücerred Rubâ‘î Masdarlar

masdarları umumiyetle bu vezinde gelir. • Dört asli harften oluşan masdarlardır. “Fâ‘lele” 2- Mef‘il: Misal olan kelimelerin mimli masdarları vezninden oluşan tek bir vezne sahiptir. bu vezinde gelir. Ecvef kelimelerde bu vezin • Vezinde kelimenin üçüncü asli harfi gibi (mefalet) şeklindedir. dördüncü asli harfi de “lam” ile gösterilir. 3- Mef‘alet: Vav ile başlamayan (misal olmayan) • Sonda bulunan zaid “kapalı te” bazı kelimelerde masdarların mimli masdarı mef‘al vezninden “ha-i resmiye” bazen de “te” şekline dönüşür.

başka bir de bu vezinle yapılır. Mef‘al veznine İsm-i Fâ‘il bir “te” veya “ha-i resmiye” ilave edilerek Mücerred rubâ‘î masdarların tek vezni olan “fâ‘lele”nin yapılmıştır. ism-i fâ‘ili “müfâ‘lil” şeklindedir.

4- Mef‘ilet: Misal olan kelimelerin mimli İsm-i Mef‘ûl masdarları mef‘il vezninden başka bir de mef‘ilet Mücerred rubâ‘î masdarların ism-i mef‘ûlü “müfâ‘lel” vezinde yapılır. Bu vezinde, misal olmayan bazı veznindedir. kelimelerin de mimli masdarı yapılabilir. Mec‘ûl Masdarlar İsm-i Fâ‘il “Yapma, uydurma, sun‘î, câlî” masdar manasına gelen İsm-i fa‘il masdarın anlattığı iş, hareket veya hali yapanı “mec‘ûl” masdarlar, türemiş sıfatların ve bazı isimlerin gösterir. Türkçede bunu fiilin köküne “-an, -en” eki sonuna “şeddeli ye” ve “te” eklenerek elde edilen ilavesiyle elde ediyoruz: görmek – gören; koşmak – koşan masdarlardır. Türkçede bunu “-lık, -lik” ekiyle elde vb. İsm-i fa‘iller sabit olmayan, geçici bir durum veya hali ediyoruz. belirtir. Arapçada ism-i fa‘iller ancak etken/aktif (ma‘lum) fiillerden yapılır. Edilgen (meçhul) fiillerden ism-i fa‘il yapılamaz.

Mücerred Sülâsî Masdarların İsm-i Fâ‘illeri

Mücerred sülâsî masdarların ism-i fa‘illeri fa‘il veznidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında