TAR109U-HELLEN VE ROMA TARİHİ
Ünite 5: Roma: Kuruluşu, Krallık ve Cumhuriyet Dönemleri
İtalya’nın Coğrafyası
İtalya’nın adının kökeni, İtalik bir sözcükten; Vitulus’tan gelir. Vitalia’ya (Danalar Ülkesi) dayanır.
Bir çözmeyi andıran İtalya, Akdeniz’e uzanan bir yarımadadır. Batısında Tiran Denizi, doğusunda Adriyatik Denizi bulunur. Uzunluğu yaklaşık 1000 km., genişliği de yaklaşık 240 km.’dir. Korsika, Sardunya ve Sicilya en büyük adalarıdır. Kuzeyinde Alp dağları ile sınırıdır. Apeninler ise, kuzey ve güney doğrultusunda uzanır ve yarımadayı doğu-batı olarak ikiye ayırır. En büyük ovası ise, Alp dağlarının güneyinde bulunan ve Po Nehri (yaklaşık 650 km.) ve kolları tarafından beslenir. Batı ve güney kıyılarında körfezler vardır.
Roma’nın Latinlerce İskanı
Demir çağının başlangıcında; M.Ö. 1. binyılın başlarında yeni göçler başladı. Tiber nehrinden Campania’ya kadar uzanan Latium bölgesine yerleşenler tunç işçiliği yapıyor ve ilkel bir Latince konuşuyorlardı. Bu topluluklar giderek tarıma dayalı bir yerleşik yaşam biçimi alarak başka göçmenleri de çekmeye başladı. Roma, Latium ile Etruria’nın birleştiği stratejik bir yerdeydi. M.Ö. 10. yüzyılda Palatinus tepesi ile Forum vadisinde, daha sonra Quirinalis, Esquilus ve Capitolium tepelerinde iskana başlandı. M.Ö. 10-8. yüzyıllar arasında da Roma’nın bulunduğu yerde iskan gerçekleşti.
Etrüskler’in Egemenliği
M.Ö. 8. yüzyıl başlarında yeni göçmenler Latium bölgesinin kuzeyindeki Etruria’ya gelip yerleştiler. Yerlileri bazen baskıyla bazen de barışcıl yollarla ikna ederek buradaki tepelerde kent-devletleri kurdular. Bu insanlar, Etrüskçülerin ilkel bir şivesini konuşan Etrüsklerdi. Etrüksçenin ilkel bir şivesini konuşuyor, kendilerinin doğu kökenli olduğuna inanıyorlardı. Dinsel inanışlar, kehanet tarzları bu inanışı destekler niteliktedir.
M.Ö. 7. yüzyıl sonlarında birçok Latin yerleşimi Etrüsk kent-devletlerine tâbi oldu. Tarquinus kral sülalesi Roma’da egemen oldu. Bir yüzyıldan biraz fazla bir süre egemenlikleri devam etti. Lucius Iuniuss Brutüs önderliğinde bir grup Romalı Aristokratın isyanı sonucunda Tarquinus ailesi, Roma’dan kovuldu (M.Ö. 510) ve yeni bir anayasa oluşturuldu. Senatus iki konsüle yetki verdi ve böylece Roma’da Cumhuriyet idaresi başlamış oldu (M.Ö. 509/508).
Roma’nın Kuruluş Efsanesi
Roma’nın kuruluş tarihi M.Ö. 753 olarak kabul edilmişse de gerçekliği tartışmaya açıktır. Efsanelere göre, Prens Aineias Troia’da kaçarak Latium’da Alba Longa kentini kurmuş, uzun yıllar oğlu Askanios soyundan gelenler hüküm sürmüşlerdir. Bu krallardan Numitor kardeşi Amulius tarafından tahttan indirilmiş, çocukları öldürülmüş, kızı ise Vasta tapınağında rahibe olmuştu. Ancak, Rhea Silvia hamile kalarak ikiz oğulları oldu. Amulius Rhea Silvia’yı Tiber nehrine attı. İkizler ise, bir
sepet içinde sulara bırakıldı. Onları bulan dişi kurt tarafından emzirildi, sonra da bir çoban tarafından büyütüldüler. Delikanlılık çağına gelince de Amulius’u öldürdüler. Yeni bir kent kurmaya karar verdiler. Bir anlaşmazlıkla Romulus, kardeşi Remus’u öldürdü. Yeni kurulan kenti haydutlar, kaçaklar ve suçlu erkeklerle nüfuslandırmaya başladı. Romalılar Sabinler’in kadınlarını zorla kaçırarak kendilerine eş yaptılar. Böylece yeni kurulan kentin toplumu yaratılmış oldu.
Krallık Dönemi’nde Roma’nın Sosyal Düzeni ve Devlet İdaresi
Roma Devleti’nin başında bulunan Rex, Senatus’un teklifi ile Curia Meclisi tarafından seçilirdi. Hem başkomutan, hem baş rahip hem de baş hakim olarak askeri, dini ve hukuki güce sahipti. Senatus ise, 300 üyeden oluşuyordu. Kral tarafından Pater Familias’lar arasında seçilirdi. Senatodan başka Curia’ların oluşturduğu Comitia Curiata Meclisi vardı. Hek hukuktan tam olarak yararlanırlar, hem de Roma ordusunu oluştururlardı. Krallık Dönemi’nin sonuna doğru Comitia Centuriata bu meclisin yerini aldı. Yeni mecliste daha az haklara sahip, sınırlı hukuklu yurttaşlar da girebiliyordu. Böylece tüm Roma yurttaşları fakir zengin ayrılmadan tek mecliste toplanmış oldu.
Cumhuriyet İdaresi’nin Kurulması, Yönetim Şekli ve Kurumlar
Son kral Tarquinius Superbus’un Roma’dan kavulmasıyla iki yüksek devlet memurunun yönettiği Cumhuriyet idaresi kuruldu (M.Ö. 509/8). Consuller diğerinin aldığı karara itiraz edebilirdi. Dokunulmazlıkları görev süreleri bitince sona ererdi. Comitia Curiata, Comitia Centuriata, Comitia Tributa ve Concilium Plebis de Cumhuriyet Dönemi’nin önemli meclislerindendi. Meclislerden çıkan tüm kararların Senatus’ta onaylanması gerekiyordu. Senatus Cumhuriyet İdaresi’nin merkeziydi. Senatus’a başkanlık eden Consuller Roma Devleti’nin askeri, hukuki ve mali amirleriydi. Dinsel işler ve yetki Pontifex Maximus denen Başrahibin sorumluluğundaydı. Bazen savaş gibi olağanüstü durumlarda Consul’ler Senatus’un kararıyla yetkilerini bir diatatora devrederlerdi. Diatator mutlak otoriteyle ve altı ay süreyle devletin idaresini ele alırlardı.
On İki Levha Kanunları
Devam eden patricii-pleb mücadelesinde önemli bir adım M.Ö. 5. yüzyıl ortasında atıldı. Kanunların yazılı hale getirilmesine ilişkin, Pleblerin talebi üzerine, consul’lerin atanması geçici olarak askıya alındı ve öncelikle kanunların yazılması için M.Ö. 451’de decemvir’ler görevlendirildi. Başkanlığını Appius Claudius’un yaptığı ve on patricii’den oluşan bu komisyon kanunları ıslah edecek, standart bir hale getirecek ve yazılı olarak kayıt altına alacaktı. Böylece, kimilerine göre tunç, kimilerine göre ise fildişi veya ahşap levhalar üzerine kazınarak yazılan kanunlar Forum’da asılarak herkesin haberdar olması sağlandı. M.Ö. 449’da decemvir’leri protesto için
Plebler ikinci kez Kutsal Dağ’a çıkmışlardır. Neticede decemvir’lerin görevine son verilmiştir.
Roma’nın İtalya’da ve Akdeniz’de Yayılması
Samnit Savaşları
Roma M.Ö. 343’te Orta İtalya’nın güneyindeki Samnitlerle üç kez karşı karşıya geldi. Birinci Samnit Savaşı M.Ö. 343-341 arasında oldu; ancak iki taraf da kesin galibiyet alamadı ve barış antlaşması yapıldı. M.Ö. 327-304 arasındaki İkinci Samnit Savaşı Romalıların lehine bir barış antlaşmasıyla sonuçlandı. Üçüncü Samnit Savaşı’nda (M.Ö. 298-290) Roma, Samnitler ve müttefiklerine karşı zafer kazanarak Latium’un yanı sıra Orta İtalya’nın güneyinde de güçlü bir konuma geldi.
Roma, Güney İtalya’daki Taras (Tarentum) kentiyle karşı karşıya geldi. Savaşın başlama nedeni Lucanların tehdidine maruz kalan Hellen koloni kenti Thurii / Sybaris’in Roma’dan yardım istemesi ve Roma’nın da bu kente bir garnizon yerleştirmesiydi. Tarentum, M.Ö. 272’de Romalıların eline geçti. Böylece Roma, Güney İtalya’ya da egemen oldu.
Kartaca Savaşları
Bugün Tunus sınırları içinde kalan Kartaca, eski bir Fenike kolonisi olup M.Ö. 6. yüzyıl sonlarından beri Roma ile iyi ilişkiler içinde olan oligarşik yapıda bir kentdevletiydi. Romalılar, Kartacalıları Punlar (Pön) olarak adlandırıyorlardı.
23 yıl sürecek olan Birinci Kartaca Savaşı (M.Ö. 264- 241) başladı. Bazı çarpışmalardan sonra, Romalılar, Kartacalıları yenilgiye uğratarak onları anlaşmaya zorladılar (M.Ö. 241).
Birinci Kartaca Savaşı’nın son bulmasından yaklaşık 20 yıl sonra İkinci Kartaca Savaşı (M.Ö. 218-201) başladı. Kartaca’lı ünlü komutan Hannibal, büyük bir ordu ve savaş filleriyle İspanya’dan yola çıktı ve Alpleri aşarak Kuzey İtalya’ya girdi (M.Ö. 218). Hannibal, Trasimenus ve Cannae’da (M.Ö. 216) yapılan çarpışmalarda Romalıları hezimete uğrattı. Ancak Romalılarla Kartacalılar arasında Kartaca yakınındaki Zama mevkiinde yapılan savaşı Romalılar kazandı (M.Ö.202); Hannibal kaçtı. İspanya’da iki ayrı praetor idaresinde iki ayrı eyalet oluşturuldu (M.Ö. 197).
Romalılar, Zama savaşından yaklaşık yarım yüzyıl sonra, üçüncü kez Kartacalılarla karşı karşıya geldiler. Kartaca, komşusu Numidia ile Roma’nın izni olmadan savaşa girince Roma, Kartaca’ya savaş ilân etti. Böylece Üçüncü Kartaca Savaşı başladı (M.Ö. 149-146). Roma, Kartaca’yı iki yıl kuşatma altında tuttu ve sonunda kenti ele geçirdi; tamamen tahrip etti, burada Afrika Eyaleti’ni (Provincia Africa) kurdu.
Makedon Savaşları
Roma, egemenlik alanını Makedonya’nın kuzeyindeki Illyria bölgesine kadar genişletmiş, hatta Apollonia ve Dyrrhakhion kentlerini işgal etmişti. Roma’nın kendi
nüfuz alanlarına müdahalesi Makedonların canını sıkmıştı. Böylece Makedonlar ile Romalılar arasında, ufak çarpışmalar ve manevralarla geçen Birinci Makedon Savaşı (M.Ö. 215-205) başlamış oldu.
Hellenistik krallıklardan Ptolemaiosların Mısır dışındaki topraklarına göz diken Makedon Kralı V. Philippos, Ptolemaiosların Trakya kıyılarındaki topraklarını ele geçirmiş (M.Ö. 202), Ege Adaları ve Anadolu’daki Ptolemaios topraklarını da almak isteyince de Pergamon Krallığı ve Rhodos ile arası açılmıştı. Bunun üzerine Pergamon ve Rhodos, Roma’dan yardım isteyince Roma da Makedon Krallığı’na savaş ilân etti (M.Ö. 200). Böylece İkinci Makedon Savaşı başlamış oldu (M.Ö. 200-197).
Pergamon Krallığı’nın, müttefiki Roma’ya karşı düşmanca bir tavır sergileyen Makedon Kralı Perseus’u Roma’ya şikayet etmesi üzerine, Roma Makedon Krallığı’na savaş ilân etti. Böylece Üçüncü Makedon Savaşı başladı (M.Ö. 171-168).
Seleukos Kralı III. Antiokhos ile Savaş
Romalılar, merkezi bölgeleri Suriye olan Seleukos Krallığı’nın giderek büyümesinden ve Anadolu’da güçlenmesinden endişe duyuyordu. Roma’nın kendisini uyarmasına aldırış etmeyen Antiokhos’u Aitoller Yunanistan’a davet edince Antiokhos, Tesalya’daki Demetrias mevkiinde Yunanistan’a ayakbastı (M.Ö. 192). Bunun üzerine Roma, Antiokhos’a savaş ilân etti.
Gracchus Kardeşlerin Reformları
Cumhuriyet Dönemi’nde işlerin iyi gitmediğinin sinyali, daha M.Ö. 2. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmıştı. Köylüler giderek yoksullaşmış ve borçlanmıştı. Çare, her zaman olduğu gibi, yine aristokratlardan geldi. Köylünün durumunu düzeltmek iddiasıyla ortaya çıkan ve soylu bir Roma ailesi mensubu olan Tiberius Sempronius Gracchus M.Ö. 133’te Halk Tribunus’u (pleb tribunus’u) seçildi. Tiberius, Roma’nın İtalya’da fethetmiş olduğu toprakların kullanımına ilişkin bir kanun tasarısı hazırladı. Geniş arazilerden oluşan bu topraklar (latifundia) ihtiyacı olan köylülere veya çiftçilikle uğraşanlara dağıtılmalıydı. Teklif, daha muhafazakâr bir yapıya sahip Senatus’un müdahalesiyle diğer Halk Tribunus’u M. Octavius tarafından veto edildi. Bunun üzerine Tiberius, diğer Halk Tribunus’u Octavius’un halkın menfaatini gözetmediği için görevden alınmasını öngören yeni bir teklif getirdi. Böylece Octavius görevden alındı, yeni Halk Tribunus’u tasarıya olumlu bakınca oylamaya geçildi ve tasarı meclisten geçti. Tasarının yasallaşması köylü sınıfında geçici bir rahatlama sağladı. Ancak bir süre sonra Tiberius, muhaliflerce öldürüldü.
Müttefikler Savaşı
İtalya’da (Italia) ve Roma’nın müttefiki olan kentlerde yaşayanlara Roma yurttaşlık hakkı verilmemesi uzun zamandır Roma içinde bir sıkıntı yaratıyordu. Bu soruna çözüm için girişimde bulunan ve yeni bir reform paketi hazırlamış olan M. Livius Drusus’un öldürülmesi (M.Ö.
91) müttefikler arasında bir ayaklanmanın başlaması için bardağı taşıran son damla oldu. İtalya’nın güneyindeki Roma’nın müttefiki kentler bir konfederasyon oluşturdular ve Roma’dan istedikleri yurttaşlık hakkını alma konusunda silaha sarıldılar. M.Ö. 91-88 yılları arasında cereyan eden ve tarihe “Müttefikler Savaşı” veya “Sosyal Savaş” olarak geçen bu savaşta (Bellum Italicum) müttefikler Roma’ya yenildiler ancak yine de istediklerini aldılar. Roma, savaşın sona ermesinden sonraki birkaç yıl içerisinde birçoğuna yurttaşlık hakkı verdi.
Mithradates Savaşları
M.Ö. 1. yüzyılda Roma ile Pontos Kralı VI. Mithradates Eupator (M.Ö. 120-63) arasında üç büyük savaş oldu:
• Mithradates’in M.Ö. 88’de Roma’nın Batı Anadolu’daki Asia Eyaleti’ni istila edip 80.000 Romalı ve İtalya kökenli insanı öldürmesine neden olan Birinci Mithradates Savaşı (M.Ö. 88- 85). Bu katliamda Romalı komutan M. Aquillius ağzına eritilmiş altın dökülerek katledildi. O yıl, Roma’da L. Cornelius Sulla consul idi. Senatus, Mithradates’e karşı yürütülecek savaşın komutanlığını Sulla’ya verdi... • İkinci Mithradates Savaşında (M.Ö. 83-81), Romalıların başında L. Licinius Murena vardı. Sulla, Küçük Asya’da kontrolü sağlamak için Murena’yı orada bırakmıştı. Murena, Mithradates’in silahlandığını duyunca hemen harekete geçti. Önce Kappadokia’ya gelip Mithradates’in kontrolünde bulunan Komana kentine saldırdı. Mithradates, Sulla’ya bir elçi göndererek Murena’yı şikayet etti. Bu arada Murena, Halys (Kızılırmak) Nehri’ni geçti ve Mithradates’in egemenliğindeki köyleri de ele geçirdi... • Yaklaşık altı yıl sonra Üçüncü Mithradates Savaşı (M.Ö. 74-62) ise Bithynia Kralı IV. Nikomedes M.Ö. 74’te öldüğünde, vasiyeti gereği, ülkesi Roma topraklarına ilhak edilmesiyle başladı. Bithynia, Roma eyaleti oldu. Mithradates de hemen harekete geçerek Bithynia’yı işgal etti. Roma biri denizde, diğeri karada olmak üzere iki ordu hazırladı; donanmanın komutanlığını M. Aurelius Cotta, ordunun komutanlığını da L. Licinius Lucullus üstlendi. Mithradates, Roma donanmasını Kalkhedon’da (bugünkü Kadıköy) yenilgiye uğrattıktan sonra Kyzikos’u (bugünkü Erdek) ele geçirdi.
Roma İç Savaşı: Romalılar Romalılara Karşı
Dictator Sulla ve Reformları
M.Ö. 82/81’de dictator seçilen Sulla, kendisine karşı olanlara acımasızca şiddet uyguladı. Sulla daha sonra anayasayı aristokratların lehine yeniden düzenledi. Senatus’a eski gücünü kazandırdı ve devletin en yetkili organı yaptı; herhangi bir mecliste alınan kararı veto etme
yetkisini geri verdi. Halk tribunus’larının gücünü kırdı; daha önce halk tribunus’u olarak görev yapanlar bundan böyle yüksek devlet memurluklarına seçilemeyeceklerdi. Böylece halk tribunus’luğu cazip bir görev olmaktan çıkarıldı. Aynı zamanda, quaestor olanların Senatus üyeliğine seçilmelerine ayrıcalık getirdi; quaestor’ların sayısını 10’a çıkardı. Sulla, censor’luğu da kaldırdı. İşlerin yoluna girdiğini gören Sulla, kendi isteğiyle dictator’luğu bırakarak Puteoli’deki evine çekildi (M.Ö. 80 veya 79).
Pompeius
Pompeius, askerleri tarafından Magnus (Büyük) unvanıyla onurlandırılan nadir komutanlardan biriydi. Atlı sınıfından gelen Pompeius, kariyerindeki ilk başarıları Sulla’ya borçluydu. Pompeius, İspanya’da da muhaliflerine karşı başarılı oldu; orada da barışı ve düzeni sağladı. Crassus ile birlikte M.Ö. 70 yılı consul’lüğüne seçildi. Pompeius, Crassus ile birlikte Sulla anayasasını değiştirmek için de çalıştı.
Pompeius’a, (M.Ö. 67’de) korsanlarla ilgili sorunu çözümlemek için çıkarılan lex Gabinia adını taşıyan bir kanun ile üç yıl için denizlerde ve denizden 80 km. kadar içerilere kadar Ege ve Akdeniz kıyılarında kayıtsız şartsız hükmetme yetkisi (imperium proconsulare maius) verildi. Düzenlenen seferlerle Akdeniz korsanlardan temizlendi. Pompeius, Mithradates’i yenilgiye uğratarak, Roma’nın Mithradates ile uzun yıllardır sürdürdüğü savaşa son noktayı da koydu (M.Ö. 66), Syria ve Filistin topraklarını Roma topraklarına kattı ve Syria, Roma eyaleti yapıldı (M.Ö. 63).
Birinci Triumvir’lik ve Caesar
Caesar, Pompeius’un cesedini almak üzere Mısır’a geldiğinde, Ptolemaios’un saldırısına maruz kaldı; ancak Pergamon prensi Mithradates’in yardıma gelmesiyle kurtuldu. Mısır’dayken Kleopatra’nın tahta geçmesini sağladı. Bu arada, Caesar ile Kleopatra arasındaki ilişki neticesinde bir de çocukları oldu.
Kırım’daki Bosporos Kralı Pharnakes ise Bithynia-Pontos Eyaleti’ni ele geçirme çabası içindeydi. Bunu haber alan Caesar, Doğu Akdeniz kıyılarını izleyerek Mısır’dan Kilikia’ya ve oradan da kuzeye yönelerek Zela mevkiine (Zile, Tokat) geldi ve Pharnakes’i yenilgiye uğrattı (M.Ö. 47). Caesar, çok hızlı hareket ederek Pharnakes’i yenmesini veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim) sözleriyle ifade etmiştir.
Caesar’ın, Pompeius taraftarlarını önce Kuzey Afrika’da Thapsus mevkiinde (M.Ö. 46), sonra da İspanya’da Munda mevkiinde yenilgiye uğrattı (M.Ö 45). M.Ö. 46’da on yıl için dictator seçilen Caesar iki yıl sonra (M.Ö. 44) bu kez yaşam boyu dictator seçildi. Onun zamanında Senatus’un üye sayısı 900’e çıkartılmış; Roma’da büyük bir imâr faaliyeti başlamış ve 365 gün esasına dayanan Mısır takvimi kabul edilmiştir. Anadolu’daki ilk Roma kolonilerinin kuruluşu da Iulius Caesar dönemine rastlamaktadır. Caesar’ın, Brutus ve Cassius’un da aralarında bulunduğu bir grup tarafından suikast sonucu,
57 yaşındayken (M.Ö. 15 Mart 44) öldürülmesiyle, Roma 13 yıl sürecek yeni bir iç savaşla karşı karşıya kaldı.
İkinci Triumvir’lik
Caesar’ın öldürülmesinin ardından 18 yaşındaki yeğeni C. Octavius (daha sonra Octavianus olarak bilinecektir) Roma’ya geldi. Caesar, oğlu olmadığı için yeğeni Atia’nın oğlu Octavianus’u evlat edinmiş ve kendine vâris bırakmıştı. Bir süre sonra Octavianus, Antonius ve Lepidus beş yıl için İkinci Triumvir’liği oluşturdular (M.Ö. 43-38 yılları arası). Birinci Triumvir’lik gizli bir anlaşmaya dayalı olmasına rağmen İkinci Triumvir’lik anlaşmasının devletin bekası için yapılmış olduğu ilân edildi. Bu üç devlet adamı Caesar’ı öldürenlere ve onun karşısında olanlara karşı bir savaş başlatma kararı aldılar. Doğu Makedonia’daki Philippi mevkiinde yapılan savaşta, Antonius ve Octavianus, Caesar katilleri olarak bilinen Cassius ile Brutus’u yenilgiye uğrattılar (M.Ö. 42); önce Cassius sonra da Brutus intihar etti. Roma devlet idaresinin ikiye bölünmesine neden olan olaylardan bir süre sonra eski triumvir’ler, Octavianus, Antonius ve Lepidus anlaşmayla triumvir’liklerini yenilediler (M.Ö. 37-33).
Octavianus’un Zaferi
çok geçmeden triumvir’lerin arası yeniden açıldı. Octavianus politik manevralarla Senatus’u ve Roma halkını o sırada Mısır’da Ptolemaiosların Kraliçesi Kleopatra’nın yanında bulunan Antonius’a karşı kışkırttı ve Roma’da hava tamamen Octavianus lehine döndü; Octavianus M.Ö. 31 yılı consul’ü de seçildi. Bundan böyle, Antonius, Roma’nın düşmanıydı ve yok edilmeliydi. Senatus, Kleopatra ve Antonius’a savaş ilân etti. Her iki taraf da savaş hazırlıklarına başladı. Antonius, Mısır donanmasının desteğine de güveniyordu. Yunanistan’ın batısında, Adriyatik kıyısındaki Actium (Yun. Aktion) mevkiinde her iki tarafın donanmasının taktik ve manevralarla meşgul olduğu bir sırada, Kleopatra ile Mısır donanmasının savaş alanını terk ettiğini gören Antonius, savaşa girerse kaybedeceğini düşündü ve Aleksandreia’ya (İskenderiye) kaçtı (M.Ö. 31). Octavianus, Antonius ve Kleopatra’yı izleyerek Mısır’a geldi ve Aleksandreia’yı (İskenderiye) kuşattı. Kleopatra’nın Octavianus ile anlaşma çabaları sonuç vermedi. Yapılan çatışmada Antonius öldürüldü (bir görüşe göre intihar etti), Kleopatra ise intihar etti (M.Ö. 30). Kleopatra’nın Caesar’dan olan oğlu ile Antonius’un oğlu (Kaisarion) da öldürüldüler. Mısır, Roma eyaleti yapıldı (M.Ö. 30). Octavianus büyük bir törenle M.Ö. 29’da Roma’ya döndü; artık Akdeniz dünyasının gerçek ve tek lideriydi.