TAR108U-BİZANS TARİHİ
Ünite 8: Bizans’ın Alacakaranlığı ve Çöküş (1391-1453)
Giriş
V. İoannes Palaiologos’un ölümünden (16 Şubat 1391) sonra I. Bayezid’in onayıyla Bizans tahtına oğlu Manuel çıktı. II. Manuel Palaiologos’un (1391-1425), padişahın vassalı olarak Osmanlılara karşı izlediği itaatkar ve barışçı politika izlemiştir. II. Manuel’in babasından devraldığı bu Osmanlı politikası, I. Bayezid’in tüm Hristiyan vassallarını çağırdığı Serres (Siroz) toplantısından sonra tümüyle değişti (1393). Seleflerinden farklı olarak sertlik yanlısı bir dış politika izleyen padişah, Konstantinopolis’i ablukaya kaldı (1394). Karadan kuşatılan Bizans başkentinin dış dünyayla iletişimi kesildi. Balkanlardaki Osmanlı ilerleyişi karşısında Papanın teşviki ve Macar kralının yardım çağrıları ile bir Haçlı Seferi düzenlendi. II. Manuel de gizlice Haçlılarla temas kurmuştu. Haçlı ordusu, Niğbolu’da topyekûn bir yenilgiye uğradı (25 Eylül 1396). Niğbolu Savaşı’nın Bizans ve Balkanlar bakımından sonuçları çok ağır oldu. I. Bayezid, Vidin Bulgar devletini ilhak etti. Mora yarımadasına giren Osmanlı akıncıları despotun ordularını dağıttı (1397). Venedik’in elindeki Argos’a ve Modon’a kadar ilerledi. Böylece Bizans’a dışarıdan yardım gelmesini engelledi. Bayezid, önce Selymbria’yı (Silivri) ele geçirdi. Venedik donanması uzaklaşınca Konstantinopolis’i yeniden ablukaya alma durumu olmuştur. Fakat I. Bayezid’in Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilerek esir düşmesi Bizans İmparatorluğunun ömrünü mucizevi bir şekilde 50 yıl daha uzattı. Osmanlı şehzadeleri konumlarını güçlendirmek için Bizans’tan yardım istemiş ve I. Mehmed (1413-1421), Bizans ile dostane ilişkiler kurdu. Bu barış sonrasında Thessaloniki’ye sonra Mora’ya giden II. Manuel (1414), Bizans arazisini korumak için Mora’daki Heksamilion surunu tamir ettirdi. Mora despotluğunun sınırlarını genişletti. Bizans idaresinin Osmanlı politikası, I. Mehmed’in ölümünden sonra tahta çıkan II. Murad (1421- 1451) devrinde değişti. oannes, hapiste tuttuğu şehzade Mustafa’yı II. Murad’a karşı destekledi. Rakibini büyük zorluklarla yenilgiye uğratan II. Murad, Konstantinopolis’i karadan kuşattı (1422). Bizans idaresi, padişahla yeni bir barış anlaşması imzaladı (1424). Bizans, yeniden yıllık vergi ödeyen vassal bir devlete dönüştü. Vassal, daha güçlü bir devletin koruması altına girme ve ona bağlanma durumunu anlatan siyaset terimidir. II. Murad, barış antlaşmasına sadık kaldı ve Konstantinopolis’e karşı ilgisiz davrandı. Anadolu ve Rumeli’deki stratejik mevkileri güvenceye aldı. 1423 yılından itibaren Balkan seferlerine ağırlık veren padişah, Venedik kontrolündeki Thessaloniki’yi uzun bir kuşatmadan sonra fethetti. II. Manuel öldüğünde oğlu İoannes tahta çıktı (1425). VIII. İoannes döneminde Bizans’ın durumu ümitsizdi. İtalyan kentlerinin deniz gücüne bağımlı hâle gelmişti. VIII. İoannes’in ölümü (1448) kardeşleri arasındaki taht kavgalarını alevlendirdi. Konstantinos Palaiologos (1449- 1453) imparator seçildi. Konstantinos’un gayretleri iyice zayıflayan devleti yıkılmaktan kurtaramadı. II. Mehmed’in yeteneklerini idrak edemeyen imparator, Emir Süleyman’ın oğlu Orhan Çelebi’yi desteklemeye kalktı. İmparatorun bu
hatası zamanının en yüksek teknolojisine sahip II. Mehmed’i ordusuyla Konstantinopolis surları önüne getirdi. Başkentin düşmesiyle Bizans İmparatorluğu tarihe karıştı (29 Mayıs 1453).
İmparator II. Manuel Palaiologos Dönemi (1391- 1425)
Bizans İmparatoru V. İoannes Palaiologos (1341-1391), I. Bayezid (1389-1403) ile imzaladığı barış anlaşmasından (16 Şubat 1391) kısa süre sonra öldü. Veliaht prensi Manuel, bu sırada Bursa’daki Osmanlı sarayında bulunuyordu. V. İoannes, Balkanlardaki Hristiyan prensleri gibi 1371 yılından beri bir Osmanlı vassalı idi. Manuel, Bayezid’in iznini alarak ardıllık hakları konusunda geçmişte problem yaşadığı yeğeni VII. İoannes Palaiologos’tan önce devletin başına geçmek için başkente hareket etti.
İlk Kriz (1391-1402)
I. Bayezid, taç giyme töreninden sonra II. Manuel’den şahsen bağlılığını sunmasını ve Osmanlı vassalı olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirmesini bekledi. Ayrıca Bizans başkentinde faaliyet gösteren Türk tacirler arasındaki anlaşmazlıkları çözmesi için atanacak bir kadı’nın kente yerleştirilmesini, kentte bir camiyle bir Türk mahallesi kurulmasını istedi. Manuel’in tahta çıkışının onaylanması Osmanlılara yeni bir vassallık vergisi ödemesi koşuluna da bağlanmıştı. İmparator, tahta çıkarken bu koşulları kabul etmiş ama yerine getirmemişti.
Serres (Siroz) Toplantısı (1393 sonbaharı-1394 kışı)
Bayezid, vassal ülkeleri doğrudan Osmanlı kontrolü altına almaya hedefleyen fetih politikasını uygulamaya hazırlanmaktaydı. Bu amaçla, tüm vassallarını sadakatlerini sunmaları için kuzey Yunanistan’daki Serres (Siroz) kentine çağırdı. Bu toplantıya II. Manuel, Mora despotu I. Theodoros Palaiologos, VII. İoannes, Sırp prensleri Stefan Lazareviç ve Konstantinos Dragatzes de katıldı. Bu toplantı, Bizans-Osmanlı ilişkilerinin bozulmasında rol oynadı.
Konstantinopolis Kuşatması (1394-1402)
Bayezid, 1394 yazında hem Boğazların kontrolü hem de devletini bir arada tutması için hayati önem taşıyan Konstantinopolis’i hedef aldı. Bayezid, vasallarıyla birlikte Rovine ovasında Vlah prensi Mircea’nın ordusuyla savaştı (17 Mayıs 1395) ve onu teslim olmaya zorladı. Böylece Bizans’ın yanında yer alan Mora despotluğunu ve Mircea’yı etkisiz hâle getirmiş oldu. Bu yenilgi, Konstantinopolis’in dış dünyayla ilişkisini tamamen kesti. Osmanlı ordusu, kente ilk güçlü taarruzu Haziran 1395’te gerçekleştirdi. Bayezid, Tuna’dan döndüğünde (29 Eylül 1395) kuşatmanın sevk ve idaresini kendisi üstlendi. Direnişle karşılaşan Bayezid, ilk başarısızlığını yaşadı. Osmanlı ablukası sonrası döneme Fransız Mareşal Jean le Meingre (Boucicaut)’nin askeri operasyonları damgasını vurdu. Fransız kralı VI. Charles (1380-1422), Konstantinopolis ve Pera’nın kurtarılması görevini ona vermişti.
İmparator II. Manuel’in Batı Avrupa’daki Temasları (1400-1403)
II. Manuel, Nisan 1400’de Venedik’e ulaştı ve ardından Milano’ya ulaşana kadar Padua, Vicenza ve Pavia’yı ziyaret etti. Burada dük Gian Galeazzo Visconti ve yakın dostu Manuel Chrysoloras ile bir araya geldi. Charenton’da Fransa kralı VI. Charles (1380-1422) ile buluştu (3 Haziran 1400). Fransa’dayken Avrupalı hükümdarlarla iletişime devam etti. Oradan İngiltere’ye gitti. Manuel, İngiltere’yi ziyaret eden tek Bizans İmparatorudur. I. Bayezid, Ankara civarındaki bir savaşta Timur’a yenilmiş ve esir düşmüştü (28 Temmuz 1402). Osmanlı ordusunun bozguna uğraması, Osmanlı Devleti’nde büyük bir karışıklığa neden olmuştu.
Bizans’ın Güçlenme ve Osmanlı’nın Zayıflama Devri (1402-1413)
Ankara yenilgisi, Boğazları geçmek ve Avrupa’ya ulaşmak isteyen mülteci akınına neden olmuştu. Hıristiyan güçler, bu durumdan fazlasıyla yararlandılar. Türklerin geçişini engelleyecek ve Gelibolu’yu ele geçirecek bir konumda olmalarına rağmen Hıristiyan çıkarlarına aykırı davrandılar. Kişisel ve çabuk kazanç hırsı Cenevizli armatörleri Türkleri Boğazlardan geçirmeye sevk etti. Bu kârlı işte Cenevizlileri kısa süre sonra Bizanslılar ve Venedikliler izledi. Mülteciler arasında I. Bayezid’in oğullarından Süleyman Çelebi de vardı.
Osmanlı Şehzadelerinin İktidar Mücadelesi (1403-1413)
Timur, Anadolu’dan ayrılmadan önce Osmanlı Rumelisinin idaresini Süleyman’a bıraktı. 2 Aralık 1402-16 Ocak 1403 tarihli temliknameye göre Timur, Süleyman’ın konumunu onayladı. Bayezid bin Emir Süleyman adıyla (muhtemelen Edirne’de) darp ettirdiği iki gümüş sikke, şehzadenin Rumeli hakimiyetinin kanıtıdır. Timur’un, Mehmet ve İsa’nın Anadolu’daki egemenliğini tanıması Osmanlı devletini parçalanmış hâlde bıraktı. Süleyman, Çandarlı Ali Paşa’nın tavsiyesiyle istikrarı sağlamak için kardeşleriyle iyi ilişkiler kurdu. Ancak I. Bayezid’in ölümü (9 Mart 1403) ve Timur’un gidişinden sonra şehzadeler arasında iktidar mücadelesi başladı.
Bizanslı “Baba” ile Osmanlı “Oğul” Arasındaki İlk Temas)
smanlıların, Ankara Savaşı sonrasında içinde bulunduğu koşullar hakkında en ayrıntılı bilgileri veren tarihçi Bizanslı Dukas’tır. Ona göre; II. Manuel, Mehmed’den Çamurlu savaşı öncesi antlaşmadaki vaatlerini yerine getirerek Musa’nın ele geçirdiği Bizans topraklarını iade etmesini istedi. Elçiyi iyi karşılayan Mehmed, sözünü tuttu. Karadeniz kıyılarındaki bazı kaleleri, Tesalya bölgesindeki bazı köylerle kaleleri içeren tüm toprakları ve Propontis (Marmara Denizi) kıyılarındaki (1403 Gelibolu Antlaşmasıyla Bizans’a verilen) tüm toprakları teslim etmeyi kabul etti. İmparatora beslediği iyi niyeti antlaşma metninde ona “Baba, Romalıların (Bizanslıların) imparatoru” şeklinde hitap ederek, “ona bir oğulun babasına olduğu gibi sadık kalacağına” yemin ederek gösterdi.
I. Mehmed’in Anadolu ve Ege’deki Varlık Mücadelesi (1414/5)
I. Mehmed’in II. Manuel ile savaşa girmemesinin nedeni, bu dönemde Anadolu’daki egemenliğini sağlamaya çalışmasıydı. Anadolu Türk beyleri, Mehmed ile Musa Rumeli’de savaştığı sırada iyice güçlenmişti (1411-1413). Anadolu, Osmanlı Devleti’nin insan gücünün kaynağı olduğundan çok önemliydi. Bu nedenle Mehmed, Hristiyan hükümdarlara gösterdiği barışçıl tavrı Türk beylilerine göstermedi. Egemenliğini sağlamlaştırmak için ve Musa Çelebi’ye verdikleri destekten dolayı beyliklere karşı cezalandırma seferleri düzenledi. Anadolu fetihleri, Mehmed’in filosunun Ege Denizi’nde operasyonlar yapmasına izin verdi. Ne var ki I. Bayezid döneminde Gelibolu tersanesinin inşası ile kurulan donanması Venediklilerle boy ölçüşememiş Amiral Pietro Loredano komutasındaki donanma, Osmanlı filosunu Gelibolu açıklarında ağır bir yenilgiye uğrattmış ve Venedik, bu zaferle birkaç on yıl boyunca Doğu Akdeniz’in hâkimi olmuştur.
Constance Konsili (1414-1418)
Gelibolu Savaşı, Bizanslı elçilerin Constance Konsili’nde (1414-1418) Avrupalıları Osmanlılara karşı yardım göndermeye ikna etmeye çalıştığı sırada gerçekleşti. II. Manuel, Constance Konsiline elçi gönderdi (1416). Doğu- Batı Kiliselerini yeniden birleştirme (Union) vaadinde bulunarak Papa’nın yeni bir Haçlı seferi için desteğini sağlamak istedi. Elçiler, Avrupalı muhataplarını Bizanslıların Doğu-Batı kiliseleri arasındaki Şizmaya (ayrılık) son verme kararlılıkları konusunda ikna etmeye çalıştı. Konsil (Lat. Concilium, Yunanca synodos), Hıristiyan din adamlarının dinî veya kilise örgütünün idari konulardaki anlaşmazlıkları çözüm bulmak için toplandıkları kurul anlamındadır.
Şehzade “Düzmece” Mustafa İsyanı
Mustafa Çelebi, tahta çıkabilmek ve Mehmed’e karşı yardım istemek için Venedik’e bir elçi gönderdi (Ocak 1415). Fakat Mustafa buradan destek alamadı. Mustafa’nın ortaya çıkışı, I. Mehmed’in iktidarını zayıflatabilecek ve devletini parçalayabilecek bir tehdittir. Bu nedenle Mustafa, Venedik’ten alamadığı yardımı Bizans İmparatoru’ndan aldı. Bir Venedik belgesi, II. Manuel’in Mehmed’e karşı Mustafa, Stefan Lazareviç ve Karaman Beyi ile bir anlaşmaya vardığını ima etmektedir. Osmanlı filosu Venedikle savaşırken, Mustafa, imparatorun yardımıyla Karadeniz’den Vlahya’ya geçirildi (18 Ağustos 1415). Mircea, şehzadeye askerî destek verdi. Aydınoğlu Cüneyd Bey de onlara katıldı. Mustafa, 1416 yılının ikinci yarısında Tuna nehrini geçerek “Bulgaristan’a girdi.” Ragusa Senatosunun bir raporuna göre (12 Ekim 1416), padişahın Karaman seferinde olmasından yararlanan asiler, saflarına geçen çok sayıda Osmanlı askeriyle birlikte Balkan yarımadasının iç kısımlarını tahrip etti. Böylece Mustafa’nın ortaya çıkışı, Osmanlı Devleti’nin yeniden güçlenmesine karşı tedbirler alan Güney Yunanistan ve Ege’deki Hristiyan güçlerinin kararlılığını arttırdı.
I. Mehmed’in Ölümü ve Bizans Vesayeti Meselesi (1421)
Mehmed’in Rumeli’yi Murad’a ve Anadolu’yu 12 yaşındaki (“Küçük”) Mustafa’ya bırakarak oluşabilecek hiziplerin önüne geçmeyi amaçladığına dair söylentiler dolaşmaktaydı. Mehmed, sağlık durumu kötüleşince Bayezid Paşa’ya, ölümünü gizli tutmasını emretti. Padişah öldüğünde (21 Mayıs 1421) cenazesi mumyalanıp 40-42 gün kadar sarayda muhafaza edildi. VIII. İoannes, II. Murad’ı iyi ilişkilerinin devamını istiyorsa babasının vasiyetine uyarak kardeşleri Yusuf ve Mahmud’u Bizans vesayetine vermesini istedi. Aksi takdirde Mustafa’yı salıverme ve Rumeli’ye hükümdar yapma hakkına sahip olacaktı. Elçiler, Mehmed’in oğullarını teslim etmeyi reddetmekle birlikte önceki antlaşmalara riayet edecekleri ve sınırları değiştirme girişiminde bulunmayacakları konusunda güvence veren Bayezid Paşa ile görüştü II. Murad, iki kardeşini Tokat’a sürgüne gönderince İoannes’in beklentileri suya düştü. Murad, böylece şehzadelerin destekçilerinin olası bir girişimini önlemiş oldu. Bu konudaki başlıca kaynak o sırada Konstantinopolis yolunda olan ve isimlerini vermediği “üç rakip şehzadenin (seigneurs) tahtı ele geçirmek için birbirleriyle çatıştığını” aktaran Burgundiyalı elçi Ghillebert de Lannoy’un kayıtlarıdır.
Şehzade Mustafa’nın İkinci İsyanı
Şehzadelerin vesayetini alamayan VIII. İoannes, Mustafa ile Cüneyd’in serbest bırakılmasını emretti. Bu olay, Mustafa’nın, tahta çıkarsa Gelibolu gibi önemli bölgeleri Bizans’a iade edeceğine söz vermesinden sonra oldu. Ruhi Çelebi, Dukas ve Anonim Grekçe Kısa Kroniğe göre, Mustafa, oğlunu imparatorun vesayetine vermeyi ve Karadeniz, Halkidiki ve Gelibolu’daki bazı bölgeleri teslim etmeyi kabul etti. İmparatorlar, Mustafa ile müzakere ederken Bursa’daki Murad, Bayezid, Çandarlı İbrahim ve Hacı İvaz Paşalarla bir araya geldi. Mustafa’nın Rumeli’ye ilerleyişini engelleyecek önlemleri tartışırlarken Murad, Bayezid Paşa’yı Konstantinopolis’e gönderdi ve imparatorla anlaşmasını istedi. Mustafa’nın, 1421 yazında II. Manuel ve İoannes ile yaptığı antlaşma, onun iktidarını (Anadolu’ya geçmemesi kaydıyla) Rumeli’ye sınırladı. Dukas’a göre Mustafa, bu anlaşmayla oğlunu imparatora rehin olarak gönderdi. Ayrıca Thessaloniki ve çevresini, Karadeniz’in Vlahya sınırlarına kadarki kıyı bölgesini teslim etmeye söz verdi. Bizans idaresi, Gelibolu’nun da iadesini istemektedir. II. Murad, çok zor bir durumda kaldı. Mustafa hem dış müttefiklerin hem de Rumeli’deki akıncı beylerinin desteğini kazanmıştı. Mustafa’nın tahta çıktığını duyan Gelibolu ahalisi de ona biat etti. Leontaris de kenti devralmaya hazırlandı. 1421 sonbaharı sonunda Mustafa, Rumeli’nin yegâne hükümdarıydı. Gelibolu teslim olunca Osmanlı donanması ve Rumeli ile Anadolu arasındaki deniz yolu da onun kontrolüne girdi.
Bir süreliğine her şeyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan II. Murad, böylece tahta sağlamca yerleşti. 1422 yılında Mustafa’ya destek veren Bizanslılara karşı bir cezalandırma seferine girişti ve Konstantinopolis’i kuşattı.
Ancak Bizanslılar, bu kez kardeşi Küçük Mustafa’yı destekleyerek onu kuşatmayı kaldırmaya zorladı. Ertesi yıl taraflar arasında yapılan antlaşma ile Bizanslılar, Osmanlılara yeniden vassallık vergisi ödemeyi kabul etti. Osmanlı devletini siyasî krize sokan şehzade isyanları, I. Mehmed’in idareyi iki büyük oğlu arasında paylaştırıp iki küçük oğlunu imparatorun vesayetine vererek Bizans ile barışı sürdürmek için neden çabaladığını gözler önüne sermektedir.
İmparator VIII. Ioannes Palaiologos Dönemi (1425-1448)
II. Manuel öldüğünde ardında ardıllık ve egemenlik sahası konusunda çekişmeler yaşayan altı oğul bıraktı. Otuzlu yaşlarının başında olan en büyük oğlu ve ortak-imparator İoannes tahta çıktı. Bu dönemde imparatorluğun oldukça küçülen arazisi altı prensin hırslarını tatmin etmekten uzaktı. Thessaloniki, o dönemde Osmanlı kuşatması altındaydı. Devlet arazisi, başkent ve yakın çevresi ile Mora’dan ibaret kalmıştı. İmparatorluğun devamlılığının, Konstantinopolis’in kara surlarına ve Mora yarımadasının korunmasına bağlı olduğu anlaşılmıştı.
Mora Bizans Despotluğunun Durumu
VIII. İoannes’in kardeşi Konstantinos, II. Murad’ın onayıyla sadece kâğıt üzerinde Karadeniz sahilindeki Mesembria ve Anchialos kentlerini kapsayan bölgenin yöneticisi atandı. Ancak bu durum uzun sürmedi ve o da Mora despotu kardeşi II. Theodoros’un yanına gitti. Diğer kardeşi Andronikos, Thessaloniki’nin yöneticisi iken kent Osmanlı kuşatması sırasında Mora’ya sığınmıştı. II. Manuel döneminden beri özel bir önem atfedilen yarımadanın denizle çevrili olması doğal bir savunma sağlıyordu. Ne var ki yerli ahalinin Bizans otoritesine karşı isyankâr tavrı bunun önündeki en büyük engeldi. Despotluk arazisinin denizden savunulması Venedik donanmasına emanet edilmişti. Venedik arazisi de Yunanistan sahillerini ve Ege adalarını Osmanlı kuvvetlerine karşı savunma hattını oluşturuyordu. Konstantinopolis ile despotluk arasındaki iletişimi de Venedik gemileri sağlıyordu. Mora’nın güney kıyısındaki Korone ve Methone, IV. Haçlı seferinde Venedik’in elde ettiği ticari limanlar idi.
Thessaloniki (Selanik) ve Ioannina’nın (Yanya) Fethi (1423-1430)
Thessalonike kentinin savunmasını üstlenen Venedik, yıldan yıla artan Osmanlı baskısına ve iaşe sıkıntısına dayanmaya çalıştı. II. Murad, yedi yıllık kuşatmanın ardından güçlü bir savaş birliğiyle gelerek kısa bir operasyondan sonra kenti fethetti (29 Mart 1430). II. Murad, Selanik’te düzeni sağlar sağlamaz ordusuyla Epiros bölgesi ile Arnavutluk üzerine yürüdü. İoannina, uzun zamandır Kuzeybatı Yunanistan’daki Bizans despotluğunun başkentiydi. Ahali, Selanik’in fetih sonrası yağma haberlerini aldığından Sinan Paşa’ya metropolit başkanlığında bir heyet gönderdi ve koşullu olarak teslim olmayı teklif etti. İki kentin kaybı Konstantinopolis’te büyük yankı buldu.
Bizans ve Batılıların “Union” Meselesiyle İmtihanı
II. Manuel’in Union konusundaki uyarılarını unutmuş görünen VIII. İoannes, Papa ile temasa geçti. 1430 yılında Papa V. Martinus’a (1417-1431) Doğu-Batı kiliselerinin Şizma (Ayrılık) sorununu çözme vaadiyle bir konsil toplanmasını teklif etti. 1433-1437 yılları arasındaki tartışmalarda Union sorununun tüm kiliseyi kapsayacak bir konsilin kararıyla çözülebileceği sonucuna varıldı. İki Kilise arasında sağlanan barış, Ortodoks dünyada ve özellikle Rusya’da öfke ve isyanı ateşledi. Union metnini imzalayan bazı rahipler kararlarından döndüklerini ilan etti (1441). Mesembria despotu Demetrios Palaiologos, kendisini Ortodoksluğu geri getirecek imparator adayı olarak gören Union karşıtlarının desteğiyle tahtı ele geçirmeye kalkıştı. Osmanlıların yardımıyla Konstantinopolis’e saldırdı ama başarısız oldu (1442 yazı). Antiochia (Antakya), Aleksandreia (İskenderiye) ve Jerusalem (Kudüs) kiliselerinin temsilcileri Kiliselerin birleşmesini reddetti. Patrik Metrofanes’in birleşmeyi yürürlüğe koyma çabaları ölümüyle boşa çıktı.
Yeni Haçlı Seferleri: Varna (1444) ve II. Kosova Haçlı Seferi (1448)
II. Murad, Hıristiyanlara bazı tavizler vererek imzaladığı barış antlaşması sonucu genç oğlu II. Mehmed lehine tahttan feragat etmişti ve Hristiyan tarafların barış yeminine sadık kalacaklarına güvenmişti. Fakat Papalık temsilcisi Kardinal Guiliano Cesarini’nin, yeminin bozulabileceği ile ilgili önermesi üzerine Hunyadi Yanoş komutası altında Macar ve Sırp despotluk ordularından oluşan büyük bir Haçlı ordusu Balkanları geçmiş; Niş önünde Osmanlı ordularını yenmiş ve Bulgaristan’dan geçerek Varna’da Karadeniz’e ulaşmıştır. Tekrar Osmanlı tahtına çıkarılan II. Murad hemen bir orduyla harekete geçmiş ve Varna’da Haçlı ordusunu mağlup etmiştir (10 Kasım 1444). Macar Kralı, Kardinal Cesarini gibi ileri gelenler bu savaşta ölmüşlerdi. Haçlıların Varna bozgunu ile VIII. İoannes’in Union politikası sayesinde imparatorluğunu kurtarma umudu suya düşmüştür. Tüm politikasını akamete uğradığı gibi Osmanlı devletine haraç ödeyen sadık bir vassal olarak II. Murad’in zaferini kutlamak zorunda kalmıştır. Varna Haçlı Seferinin ilerleyişi esnasında Mora Despotları Korinthos berzahını geçip kuzey yönünde sınırlarını genişletmiş; bir Osmanlı vassalı olan Atina ve Thebai dükünün arazisini ele geçirmişlerdi. Arnavutluk’a kadar uzanan askerî operasyonları II. Murad’ın Mora üzerine yürümesine, despotluk kuvvetlerini Heksamilion surunun arkasına püskürtmesine neden olmuştur. Osmanlıların Mora’ya operasyonları VIII. İoannes’in Mora’nın kendini koruyabileceği inancını da yok etmiştir. II. Murad’ın, II. Kosova Savaşı’nda Macar ve müttefiklerinden oluşan Haçlı ordusunu ikinci kez ağır şekilde yenmesi (17 Eylül 1448), Bizans’ın Osmanlılar karşısında çaresiz ve yapayalnız bırakmıştır.
İmparator XI. Konstantinos (Dragatzes) Palaiologos Dönemi (1449-1453)
VIII. İoannes, ölümünden önce Mora despotu Konstantinos Dragatzes’i veliahtı olarak seçmişti. Ancak kardeşi Demetrios, taht üzerinde iddiada bulunmak üzere Konstantinos’dan önce alelacele başkente doğru yola çıktı, diğer kardeşi Thomas da aynı amaçla Mora’dan hareket etti. Demetrios, Union karşıtı grubun desteğine güveniyordu ve başkentin savunmasını üstlendi. Ancak anneleri Helena bu duruma karşı çıktı ve yaşça büyük olan Konstantinos’un ardıllığı konusunda ısrarcı oldu Konstantinos’un ardıllığı, başkent Mistra’da halka duyuruldu. Konstantinos için Mistra’da ya da Konstantinopolis’te bir tören yapılmadı. Union’u kabul eden bir patriğin elinden taç giymek gergin olan atmosferi kötüleştireceğinden o da bu konuyu önemsemedi ve “taçsız imparator” olarak anılmayı umursamadı.
Ardıllık ve İlk İcraat
XI. Konstantinos, 12 Mart 1449’da başkente ulaştı ve hemen II. Murad’a bir elçi gönderdi, bağlılığını sunarak barış antlaşması yapmak istedi. Uzun müzakereler sonunda Mora despotluğu Demetrios ile Thomas arasında paylaştırıldı. Akhaia, Patras ve Klarentza kentleri dâhil kuzeybatısı Thomas’a, başkent Mistra dâhil geriye kalan kısmı Demetrios’a bırakıldı.
Union Meselesi ve Bölünmüşlük
Konstantinos’un kendi başkentinde bir bölünmüşlük havası hakimdi. Union hususu, imparatorun Osmanlılara karşı başkentini savunması için ihtiyaç duyduğu Batılı yardımını getirecek tek araçtı. Ancak bu husus halk arasında hoşnutsuzluğa neden oluyordu. Union karşıtı olan önde gelen Bizanslı ruhban, önemli bir adeti uygulamayı bıraktı ve kilise ayinlerinde imparatorun adını anmadı.
İlk Gerginlik
II. Murad’ın ölümünden (Şubat 1451) sonra yerine 19 yaşındaki oğlu Mehmed tahta çıktığında Bizans imparatorluğu ömrünün son dönemecine girdi. II. Mehmed, Macaristan’daki Hunyadi Yanoş ve Sırbistan’daki Georg Brankoviç ile anlaşmalar yapmıştı. Vlah voyvodasına, Rodos şövalyelerine ve Chios (Sakız) ve Lesbos (Midilli) Cenevizlilerine iyi niyet mesajları göndermişti. Karamanoğulları, II. Mehmed’in Rumeli’de olmasından yararlanarak (1451 sonbaharı) eski Türk beyliklerini yeniden kurmak için harekete geçti. II. Mehmed, derhal Anadolu’ya geçerek bu isyanı bastırdı. Böylelikle imparatorun genç yaştaki Mehmed tecrübesizliğinden faydalanmaz duruma gelmiş ve şehzade Orhan bırakma tehdidi boşa çıkmış ve Mehmed’e başkenti fethetme için eline koz vermiştir.
Konstantinopolis Kuşatması: İlk Hücumlar
İlk olarak Boğaz’ın en dar yerinde Avrupa kıyısında I. Bayezid’in önceden yaptırdığı kalenin karşısına güçlü bir kale (Rumelihisarı) inşa ettirdi (1452). İmparator durumun farkına vardığında hemen Edirne’ye bir elçi gönderdi ve
itirazlarını iletti. Başkentinde yaşayan Türkleri hapse attırdı. Bunların hiçbiri padişahı kararından vazgeçirmedi.
Son Çare Arayışları: Yeni Union Çabaları
Konstantinos batıdan da askeri bir destek göremeyince Union politikasına geri döndü. Papalıkla diplomatik temas kurdu. Papalıktan ve İtalyan kentlerinden yardım istedi. İmparatorun sıcak bir şekilde karşıladığı İsidoros’un misyonu siyasi olmaktan çok dinîydi; Bizanslıların ruhlarını kurtarmak ve Kiliselerin birliğini ilan etmek. Konstantinopolis’teki taraftarları, Union Ayasofya kilisesinde ilan edilirse Ortodoksların Katolik kardeşleriyle manen yakınlaşacağını umuyordu. Ancak Bizanslı halk, bunu inanç ve geleneklerine hakaret sayıyor ve Kiliselerin birleşmesinin kiliselerinde kutlanması fikrinden rahatsız oluyordu. Sonunda 12 Aralık 1452’de Ayasofya kilisesinde Katolik ve Ortodoks mezheplerinin ortak ayini düzenlendi. İmparator ve saray erkanının da katıldığı ayinde hem Papa V. Nikolaus’un hem de Patrik III. Gregorios’un adları anıldı. Floransa Konsilinde okunan Union belgesi yüksek sesle okundu ve Roma usulüne uygun bir ayin düzenlendi.
Konstantinopolis’in Fethi (29 Mayıs 1453)
İmparator II. Mehmed’in en yeni teknolojinin ürünü toplarına dayanamayacağını anlamış olsa da kimseye belli etmedi. Yine de imparator ve maiyetindekiler son ana kadar direndi. Kuşatma şiddetlendiğinde komutanlar, saray erkanı ve halk tüm fikir ayrılıklarını bir yana bırakıp imparatorun etrafında kenetlendi. Kentte yaşayan Venedikliler de balyozlarının emri altında limandaki gemileriyle Bizanslılara destek verdi. İmparator, kuşatma savaşları konusunda uzman olan Giustiniani’ye kara surlarının savunmasını emanet etti. Kuşatma sırasında Haliç’e demirlemiş 26 gemi vardı. II. Mehmed’in gemileriyle kıyaslandığında bu sayı çok azdı. Osmanlıların sayıca üstünlüğü karşısında Bizanslılar Nisan 1453’te Haliç’teki limanın girişine bir zincir gerdiler. Böylece düşman gemilerinin limana girip (1204’te Haçlıların yaptığı gibi) deniz surlarına hücum etmesini engellediler.
1453 yılı başında II. Mehmed, Rumeli’deki komutanı Karaca Bey’e Trakya’da Bizans elinde kalan son arazilere operasyon emri verdi. Epibatai (Selimpaşa) ve Herakleia (Marmara Ereğlisi) fethedildi. Başkent dışındaki Bizans topraklarından Karadeniz kıyısındaki Ankhialos, Mesembria kentleri ele geçirildi. Venedik ve Cenevizlilerin gönderdikleri yardımlarda artık çok geçti. Asıl kuşatma, Osmanlı topçusunun surları dövdüğü 6 Nisan’da başladı. Savaşın asıl galibi, Urban’ın yaptığı ve Edirne’den 60 öküzün ve 200 askerin bir arabayla sürerek getirdiği büyük toptu. Bu, 610 kg ağırlığındaki taş gülleleri günde en çok yedi kez ateşleyebilen hantal bir silahtı. Surların her gün dövülmesi Bizanslıların moralini bozuyordu. II. Mehmed, donanmasının bir bölümünü Haliç’e sokmasının tek çare olduğunu görerek Boğaz kıyısından gelip Galata’nın arkasındaki surları aşarak Haliç’e inişlerini sağlayacak bir yol yapımı için emir verdi. Yeterli insan gücü ve malzemeye sahip olduğundan yola döşettiği tomruklar üzerinden ilerleyen tekerlekli kazıklar yaptırdı. Sudaki
gemileri bu kazıklara yükletti ve sonra yamaç üzerinden çıkacakları yolculuk için kıyıya çektirdi. İki gün sonra kızaklarla çektirdiği gemilerini Haliç’e indirmeyi başardı. Kent bu sayede hem karadan hem de Haliç’ten topateşine tutuldu. Venedik ve Cenevizlilerin arasındaki Union tartışmaları başkent surlarının güçsüz kalmasına ve halka yeterli yiyecek ve mühimmat ulaştırılmamasından dolayı kent daha da düşmeye başlamıştır. İmparator son ana kadar tüm gücüyle savaşsa da Mehmed’in kararlılığı ve Odmanlı donanmasının gücüne karşılık veremedi. Sonlarının yakınlaştığını gören imparator başkentin fetih gününden bir gün önce halkı sokaklarda ilahi söylemeye ve kiliselerdeki ikonları dolaştırılması emrini vermiştir. Akşama doğru halk, Ayasofya kilisesine akmaya başladı. İmparatorun da katıldığı ayinde Ortodoks Bizanslı ve Katolik Latinler, Ayasofya kilisesindeki son ayinde yan yana dua etti. Başkent halkı geceyi kilisede geçirdi. Günah çıkartan imparator, Blahernai sarayına döndü ve tüm gece boyunca savunma hattındaki askerlerini denetledi. En son gün olan 29 Mayıs’ta ise Osmanlı yeniçeriler vasıtasıyla surlara daha çok hücum etmiş ve surları aşarak kente hakim olmuştur. II. Mehmed, kente öğleden sonra atının üzerinde törenle girdi ve hemen Ayasofya’ya giderek ilk namazını kıldı. Konstantinopolis, Osmanlı Devleti’nin yeni başkenti oldu. Esir edilen Bizanslı soylular fidye karşılığı serbest bırakıldı. II. Mehmed, Bizanslıların en soylu ailelerinin mensuplarını aratıp buldurdu. İmparatorun ölü ya da diri bulunması için araştırma yaptırdı; akıbetiyle ilgili birçok hikâye anlatılan imparatorun cesedi asla teşhis edilemedi. Union’a kuşkuyla bakan II. Mehmed, siyasi amaçlarına hizmet edecek ve Bizanslı uyruklarınca kabul görecek Georgios Scholarios’u patrik olarak seçti. Havariyun Kilisesi’nde düzenlenen bir törenle onu patrik atadı (1454). Eski imparatorlar gibi ona makam sembolü olan asasını bizzat vererek kendisini Roma imparatorlarının halefi olarak kabul ettiğini gösterdi. Gennadios ile yaptığı anlaşmalar, patriğin Ortodoks dünyanın lideri olma statüsünün devam ettiğinin ilanı niteliğindeydi.