AÖF Soru Bankası

Bizans TarihiÜnite 6 Özeti

Bizans ve Haçlılar Çağı (1081-1204)

TAR108U-BİZANS TARİHİ

Ünite 6: Bizans ve Haçlılar Çağı (1081-1204)

Giriş

II. Basileios'un ölümünden sonra 56 yıl süren gerileme ve çöküş döneminde (1025-1081), Bizans'ta merkezi iktidar zayıfladı, ekonomi ve ordu sorunları yaşanmıştır. Anadolu'daki güç azalırken İtalya'daki varlık sona ermiş, Balkanlardaki nüfuz azalmıştır. Ancak I. Aleksios Komnenos'un çabalarıyla Bizans, bir asır boyunca Yakındoğu'da güçlü kalmıştır. XII. yüzyılda canlanan Bizans, Anadolu'da sınırlı hakimiyet sağlamış ve deniz üstünlüğünü kaybetmiştir. Haçlı Seferleri husumeti artırmıştır. Manuel Komnenos'un ölümüyle birlikte devlet hızla çökmüş ve 1204'te Latin darbesiyle parçalanmıştır.

I. Aleksios Komnenos (1081-1118) ve Bizans Devleti’nin Yeniden Güçlenmesi

Komnenos Hanedanının kurucusu I. Aleksios Komnenos, askeri başarılarıyla tanınan ve siyasette de mahir bir liderdir. Malazgirt Savaşı'nı takip eden dönemde, sarayda ve orduda seçkin bir konuma yükselmiş ve taht kavgaları sırasında sadakatle hizmet etmiştir. Nikephoros Melissenos'un isyanıyla tahtı ele geçirmiş ve Ayasofya'da imparatorluk tacını giyerek Bizans İmparatoru olmuştur (4 Nisan 1081). Böylece, Bizans Devleti'nin kaderini belirleyecek olan yeni bir hanedanın temelleri atılmıştır.

Aleksios Komnenos Dönemi Bizans Dış Siyaseti: Normanlar, Peçenekler, Selçuklular

İmparator Aleksios Komnenos dönemi oldukça zorlu bir başlangıca sahipti. Bu dönemde, Selçuklu Sultanı Süleymanşah yönetimindeki Selçuklular Bosphoros'a (İstanbul Boğazı) kadar ilerlemiş ve Nikaia'yı (İznik) başkent yapmışlardı. Bosphoros, Türkiye Selçukluları ile Bizans arasında bir sınır hattı haline gelmişti. Türkler, Boğaziçi kıyılarında karakollar kurarak gemilerden haraç almaya başlamışlardı. Bu durum üzerine imparator, gece baskınları düzenleyerek Türkleri kıyıdan çekilmeye zorlamıştır. Ancak bu sırada Norman tehdidi ortaya çıkmıştır. Norman lider Robert Guiscard, Adriyatik kıyısına çıkarma yaparak Bizans topraklarını ele geçirme amacıyla harekete geçmiştir. Guiscard, öncelikle Adriyatik sahilindeki Dyrrhakhion'u (Draç) kuşatmıştır. Bu nedenle imparator, öncelikle batı sınırındaki tehditlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu sebeple tahta geçtikten sonra Süleymanşah ile bir anlaşma yaparak Türkleri geri çekilmeye zorlamıştır. Bu anlaşma, Bizans'ın Süleymanşah'ın Anadolu'daki hakimiyetini resmen tanıması anlamına gelmiştir. Ardından imparator, Normanlarla savaşmayı ele almıştır. Norman hükümdarı Robert Guiscard tarafından kuşatılan Dyrrhakhion kenti, direniş göstermiş ancak sonunda Normanların eline geçmiştir. Ancak Guiscard, Güney İtalya'da iç savaş çıkınca kendi ülkesine dönmek zorunda kalmıştır. Ardından Robert Guiscard'ın ölümü üzerine Normanlar, Bizans topraklarından çekilmiş ve Dyrrhakhion kenti imparatora teslim edilmiştir. Bu zorlu mücadele sonucunda, Bizans Epiros, Makedonya ve Tesalya topraklarını geri almıştır. İmparator Aleksios Komnenos, Normanlara karşı

kazanılan zaferin ardından Balkan Yarımadası'ndaki diğer meselelerle ilgilenmiştir. Özellikle Peçenekler büyük bir sorun haline gelmiştir. Aleksios, Peçeneklerle mücadele etmiş ve 1087-1091 yılları arasında bir dizi savaş gerçekleştirmiştir. Sonunda, Peçeneklerle yapılan savaşta büyük bir zafer kazanılmış ve Peçenekler tamamen imha edilmiştir. Ancak İzmir Beyi Çaka, Bizans için büyük bir tehlike oluşturmaya başlamıştır. Çaka Bey, Konstantinopolis'i ele geçirmek için Peçeneklerle bir ittifak kurmuştur. İmparator ise Kumanlarla bir ittifak kurarak Çaka Bey'e karşı koymuştur. Ardından yapılan savaşta, Peçenekler tamamen yenilmiş ve Çaka Bey'in planları bozulmuştur. Sonuç olarak, imparatorun başarılı yönetimi sayesinde Normanlar ve Peçenekler gibi dış tehditler bertaraf edilmiş ve Bizans toprakları güçlendirilmiştir.

Haçlı Seferleri Öncesinde Selçuklularla İlişkiler

İmparator Aleksios Komnenos, 1081'den itibaren 13 yıl süren mücadele sonunda Balkan Yarımadası'nda hâkimiyeti sağlamıştır. Süleymanşah'la yapılan anlaşma sultanın ölümüne kadar devam etmiştir. Ancak Süleymanşah'ın ölümüyle İznik'te hükümdarlığını ilan eden Ebu'l-Kasım, anlaşmayı bozmuş ve Bizans topraklarına akınlar düzenlemiştir. Bunun üzerine imparator donanma ve ordusuyla Ebu'l-Kasım'ı yenilgiye uğratmış ve İznik'i kuşatmıştır. Ancak Sultan Melikşah'ın Anadolu'yu Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlamak amacıyla büyük bir orduyu İznik üzerine sevk ettiği haberini alınca, imparator politikasını değiştirerek Türkleri birbirine kırdırmaya yönelmiştir. Bu süreçte Balkanlarda Norman, Peçenek ve Kumanlarla mücadele edip devletin Avrupa topraklarında düzeni sağlamış, Çaka Bey'in ortadan kaldırılmasıyla Ege Denizi güvenli hâle gelmiştir. Ancak 1096'da ilk Haçlı ordusunun Belgrad yakınından Tuna'yı aşarak Bizans sınırlarına girdiğini öğrenince, Anadolu'daki faaliyetlerine ara vererek Konstantinopolis'e dönmüştür.

Birinci Haçlı Seferi (1095-1099) ve Bizans

İmparator Aleksios Komnenos, XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Anadolu'ya yayılan Türklerin bölgedeki Bizans egemenliğine ciddi bir tehdit oluşturduğunu fark etmiştir. Ancak tahta çıktığından beri batı cephesinde yaşadığı sorunlar ve yetersiz askeri gücü nedeniyle bu tehdidi etkili bir şekilde durduramamıştır. Bu süreçte Süleymanşah'ın (1086) ve Sultan Melikşah'ın (1092) ölümü gibi Türk İslam dünyasında yaşanan karışıklıklar, Türklere karşı harekete geçme fırsatı yaratmıştır.Aleksios, Türklerle mücadele için Avrupa'dan yardım istemeye karar vermiş, ancak Papa II. Urbanus'un çağrısıyla Birinci Haçlı Seferi başlamıştır. Haçlılar, Bizans topraklarına girdiğinde imparator, onlardan zorla vasallık yemini almış ve Türkleri yenmek için Haçlıları kullanma niyetindedir. Haçlılar, İznik'i kuşatmış ve şehri ele geçirmiştir. Ardından Anadolu'ya geçerek Türklerle çatışmışlardır. Birinci Haçlı Seferi sırasında Edessa'da bir Haçlı devleti kurulmuş, Antiokheia Haçlılar tarafından ele geçirilmiştir. Ancak imparatorun planları işlememiştir; Haçlılar, verilen sözleri unutarak ele geçirdikleri topraklarda kalmış ve İmparatorun


umduğu gibi Türklerle mücadelede etkin bir şekilde rol almamışlardır. Bu süreçte yaşanan gelişmeler, Bizans için beklenmedik sonuçlar doğurmuş ve imparator, Türk tehdidiyle baş etmek için farklı stratejiler geliştirmek zorunda kalmıştır.

1101 Yılı Haçlı Seferleri

Jerusalem'in Haçlılar tarafından fethedilmesinden kısa bir süre sonra, daha fazla insan gücüne ihtiyaç duyan Latinler, 1101'de üç büyük Haçlı ordusuyla Anadolu'ya gelmiştir. Ancak Haçlılar, Jerusalem'e gitmek yerine Danişmendlilerin hakimiyetindeki Amasya ve Niksar bölgelerine saldırmıştır. Bu saldırının amacı, Antiokheia Prinkepsliği'nin kurucusu Bohemund'u kurtarmak ve Anadolu'da bağımsız devletler kurmaktır. Ancak Anadolu'da Türkler tarafından imha edilen Haçlı orduları, Sultan I. Kılıç Arslan'ın liderliğindeki Türkler tarafından büyük bir yenilgiye uğramıştır. Bu zafer, Haçlı Seferlerinin Anadolu'yu ele geçirme hedefini engellemiştir ve Türk varlığının güçlenmesinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu yenilgi, Avrupa'da Haçlı Seferi hareketini duraklatmış ve Bizans ile Haçlılar arasındaki gerginliği artırmıştır. İmparator Aleksios'un suçlanmasıyla birlikte, Bizans ile Haçlılar arasındaki ilişkilerde bir nefret atmosferi oluşmuştur. Aleksios, Haçlıların Anadolu'da toprak ele geçirme umudunu kaybetmiştir. Türklerin Anadolu'daki güçlenmesi, Bizans'ın güneydoğu Anadolu ve Suriye ile ilişkilerini daha da zorlaştırmıştır.

Bizans’a Karşı İlk Haçlı Seferi Girişimi (1108)

Bohemund, Haçlı Seferi sonrası Bizans'a düşmanlık beslemiş, ardından Türklerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Ancak, Türklerle yapılan savaşlarda büyük kayıplar yaşanmıştır. Bohemund'un esaretten kurtulmasının ardından Edessa ve Antiokheia Haçlıları, Türklere karşı saldırmış ancak Harran Savaşı'nda hezimete uğramışlardır. Bu savaşın ardından Bohemund, Antiokheia'yı Tankred'e bırakarak Avrupa'ya gitmiştir. Bu dönemde Bizans, Kilikya'ya birlikler göndererek gücünü yeniden sağlamlaştırmıştır. Bohemund, Balkanlardan Bizans'a saldırmaya karar vermiş, ancak Sultan Kılıç Arslan'ın ölümüyle planı bozulmuştur. Bu süreçte İmparator Aleksios, Anadolu'da Bizans'ın hakimiyetini sağlamak için çaba göstermiş ve son olarak Konya üzerine yürümüştür. Ancak, şartlar onun lehine dönmemiştir. Aleksios'un saltanatı boyunca, Bizans içinde reformlar gerçekleştirilmiş ve devletin sınırları genişletilmiştir, ancak ekonomik sorunlar devam etmiştir. Aleksios Komnenos'un saltanatı, Bizans'ın tekrar güçlenmesini sağlamış, ancak iç sorunlarını tamamen çözmemiştir.

Komnenos Hükümdarları: 1118-1185

İmparator I. Aleksios'un ölüm döşeğinde, İmparatoriçe İrene Dukas ve kızı Anna Komnena'nın ısrarlarına rağmen imparatorluk yüzüğünü oğlu İoannes Komnenos'a vermesi, Anna'nın hoşnutsuzluğuna sebep olmuştur. Anna, eşi Nikephoros Bryennios'u tahta geçirmek için İoannes'e bir suikast planlamış ancak başarısız olmuştur. İoannes,

ablasını önce saraydan uzaklaştırmış, ancak daha sonra affetmiştir. Anna, bu olayın ardından manastıra girerek babasının hayatını anlatan Aleksiad adlı meşhur eseri kaleme almıştır. İoannes, savaş alanında ordunun başında olmayı tercih eden bir hükümdar olarak bilinirdi ve basit bir yaşam tarzını benimsemiştir.

Venedik ve Peçenekler ile Savaş (1122-1126)

İmparator İoannes, tahta geçtikten sonra öncelikle Venediklilerle olan anlaşmazlıkları çözmek için adımlar atmıştır. Babası döneminde Normanlara karşı zor durumda kaldığı sırada Venedik'e tanınan ticarî imtiyazları iptal etmiş ve Venediklilerle uzlaşmıştır. Bu uzlaşma, Bizans'ın Anadolu'da Türklere karşı mücadele etmesini engellemekte olan deniz gücüyle çatışmaktan ziyade gerektiğinde Venedik'i müttefik olarak kullanma amacını taşımıştır. Ayrıca, Anadolu'daki Türk tehdidiyle başa çıkmak için çaba göstermiş ve kısa sürede Batı Anadolu'daki son Türk dayanak noktalarını geri almıştır. Ancak, Peçeneklerin yeniden güçlenmesi ve Makedonya ile Tesalya bölgelerine saldırmasıyla başa çıkmak zorunda kalmıştır. Bu süreçte imparator, Peçeneklerle yapılan savaşta bizzat yaralanmış, ancak Vareg muhafız birliğinin kahramanlığı sayesinde zafer elde edilmiştir. Peçeneklerin dağılmasının ardından Sırbistan'a sefer düzenleyerek Sırpları itaat altına almış ve bazılarını Anadolu'ya yerleştirmiştir. Ancak, Macarlar tarafından desteklenen Sırpların isyanıyla karşılaşmış ve akrabalık ilişkileri üzerinden Macaristan'daki taht kavgalarına müdahale etmek zorunda kalmıştır. Sonunda, Macarlarla barış anlaşması yapmıştır. Bu süreçte, İmparator İoannes Komnenos'un dış politikada gösterdiği başarılar ve iç kararlılığı, Bizans İmparatorluğu'nun çalkantılı döneminde dış tehditlere karşı sağlam bir savunma mekanizması oluşturmasına yardımcı olmuştur.

Anadolu ve Kuzey Suriye Seferleri (1130-1143)

İmparator İoannes Komnenos, Balkanlar'da Bizans hâkimiyetini yeniden tesis ederek batı sınırını güvence altına aldıktan sonra yaklaşık 10 yıl sonra tekrar Anadolu meselelerine odaklanmıştır. 1130 yılında başlayan bir dizi seferle Danişmendlilerin üzerine gitmiş ve 1135 yılında Kastamonu ve Çankırı'yı ele geçirmiştir. Ardından Kilikya ve Antiokheia'daki meselelerle ilgilenmiş ve 1139 yılında son kez Danişmendlilere karşı harekete geçmiştir. Ancak, Niksar'ı ele geçirmek için başlatılan kuşatma uzun sürmüş ve Bizans ordusu büyük kayıplar vermiştir. Bu sırada imparatorun yeğeni, Türklere sığınarak onların yanında yer almıştır. İoannes Komnenos, babasının politikasını izleyerek Kilikya'daki Ermenileri ve Antiokheia'daki Haçlı Prinkepsliği'ni itaat altına almaya çalışmıştır. 1137 İlkbaharında ordusuyla güneye hareket eden İmparator, Kilikya şehirlerini itaat altına almış ve Antiokheia önüne gelmiştir. Prinkeps Raymond de Poitiers ile anlaşma sağlasa da ilişkiler bozulmuş ve Bizans'ın Antiokheia üzerindeki hâkimiyeti sadece sözde kalmıştır. 1142 yılında Antiokheia meselesini kesin olarak çözmek için yeni bir sefer hazırlığına başlayan İoannes, Danişmendli beyi Melik Muhammed'in ölümü üzerine bu cephede bir tehdit


olmadığını görmüştür. Batı cephesinde Normanlara karşı güvenliği sağlamak için Alman Kralı III. Konrad ile ittifak kurmuş ve Tarsus yakınlarında Antiokheia'yı kuşatmak için hazırlıklara başlamıştır. Ancak, Nisan ayında zehirli bir okla yaralanarak ölmeden önce en küçük oğlu Manuel’i imparator ilan etmiştir. İoannes Komnenos'un 25 yıl süren saltanatı 8 Nisan 1143'te sona ermiştir.

I. Manuel Komnenos (1143-1180) Dönemi Bizans Dış Siyaseti

İmparator I. Manuel Komnenos, Bizans'ın evrensel imparatorluk fikrini benimseyerek seleflerinden farklı bir hükümdar profili sergilemiştir. Batılı şövalyeleri andıran tavır ve hareketleriyle Batı adetlerini sarayında benimsemiş, Latinlerin devletin önemli makamlarında artan varlığı tepkiyle karşılanmıştır. Dış politikada Batı cephesine ağırlık verse de babasının ve dedesinin siyasetini devam ettirmiştir. Normanlar, özellikle Sicilya Kralı II. Roger yönetimindeki Normanlar, Bizans için önemli bir tehdit olmuştur. Manuel, Alman ittifakını sağlamlaştırmak için Alman İmparatoru III. Konrad'ın baldızı Bertha von Sulzbach ile evlenmiş ve Alman İmparatoru'nun Bizans'a yardım etme sözü vermesini sağlamıştır. Ancak II. Haçlı Seferi'nin başlaması ve Batılı hükümdarların bu sefere katılması, Bizans'ın Batılılarla ilişkilerini zorlaştırmıştır. Manuel, Türklere karşı mücadeleyi sürdürürken Selçuklu Sultanı Mesud ile bir ateşkes anlaşması yapmıştır. Ancak bu anlaşma Batılılar tarafından Hristiyanlığa ihanet olarak görülmüş ve Bizans'ın Batılılarla ilişkileri bozulmuştur. II. Roger'ın saldırısı sırasında Korinthos ve Thebai gibi önemli şehirler işgal edilmiş ve Bizanslı ipek dokuma ustaları esir alınarak Palermo'ya götürülmüştür ve burada ipek sanayiinin gelişmesine hizmet etmişlerdir. Manuel, II. Haçlı Seferi'nin sona ermesini bekleyerek Roger'a karşı harekete geçmiştir.

İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

Urfa'nın 1144'te Musul Atabeyi İmâdeddin Zengî tarafından geri alınmasının ardından, Batı dünyası ilk Haçlı Seferi'nin sonuçlarını koruyabilmek için 50 yıl sonra yeniden harekete geçmiştir. Papa III. Eugenius tarafından 1146'da ilan edilen sefer, Başrahip Bernard de Clairvaux ve Fransa Kralı VII. Louis'nin gayretleriyle organize edilmiştir. Kral III. Konrad da Bernard'ın ısrarı üzerine sefere katılmayı kabul etmiştir. Konrad önce Niş-Sofya- Filibe üzerinden yol alarak Konstantinopolis önüne ulaşmıştır. Ancak Alman ordusunun Balkanlardan geçerken yerel Hristiyanlara saldırması ve bu yüzden taraflar arasında çıkan çatışmalar ilişkileri bozmuştur. Manuel ve Konrad, Konstantinopolis'te bir araya gelmemiştir. Konrad, imparatorun ısrarları üzerine Bizans gemileriyle Anadolu'ya geçirilmiş ve burada konuşlandırılmıştır. İmparator, Konrad'a Anadolu'da Türklere karşı birlikte savaşma teklifinde bulunmuş ancak teklif reddedilmiştir. Konrad, Türklerin sürekli hücumları ve açlık nedeniyle ağır kayıplar vermiştir. Fransızlar da Konstantinopolis'e geldikten sonra Bizans topraklarından geçirilmiş ve Anadolu'ya ulaşmıştır. Ancak Fransızlar da

Türklerin pususuna düşmüş ve ağır kayıplar vermiştir. Haçlılar perişan bir şekilde Filistin'e ulaşmış ve Dımaşk'ı kuşatmıştır. Ancak kuşatma başarısız olmuştur. Bu başarısızlık, Haçlılar için bir dönüm noktası olmuş ve Türkler karşısında zayıflamışlardır. Sonunda, Haçlılar Urfa Kontluğu'ndan geri kalan toprakları İmparator Manuel'e satmak zorunda kalmış ve Doğu'daki ilk Haçlı devleti tarih sahnesinden silinmiştir.

İkinci Haçlı Seferi’nin Ardından Bizans ve Batı

Fransa Kralı VII. Louis, Haçlı Seferi'nin başarısızlığından İmparator Manuel'u sorumlu tutarak Bizans'a karşı bir Haçlı Seferi planlamıştır. Ancak planını gerçekleştirememiştir çünkü Alman İmparatoru III. Konrad ve Papa'nın desteğini sağlayamamıştır. Manuel ile Konrad, seferin sona ermesinden sonra tekrar müttefik olmuş ve Güney İtalya ve Sicilya'ya müşterek bir saldırı planlamışlardır. Ancak Sicilya Kralı II. Roger'un siyasi entrikaları nedeniyle bu plan gerçekleşmemiştir. Roger, Konrad'a karşı Almanya'daki rakibi olan Welf hanedanı ile ittifak kurmuş ve Bizans aleyhine Macarları ve Sırpları tahrik etmiştir. Bu durum, her iki hükümdarın kendi ülkelerindeki sorunlarla uğraşmak zorunda kalmalarına yol açmıştır. Manuel, İtalya'daki başarısızlığın aksine Doğu'daki Latin devletlerine karşı başarılar elde etmiştir. Nûreddin Mahmud'un güçlenmesi üzerine Manuel, Latin devletlerine yardım etmiş ve Kudüs Kralı III. Baudouin ile ilişkilerini güçlendirmiştir. Ancak Kuzey-Suriye'deki güç dengesini bozmamak için anlaşma yaparak geri dönmüştür. Manuel ayrıca, Macaristan'daki taht kavgalarına müdahil olmuş ve Bizans'ın kuzey sınırındaki emniyeti sağlamıştır. Ancak Venedik ile ilişkileri gerginleşmiş ve çatışmalar yaşanmıştır. Manuel'in saltanatının son yıllarında Türkleri Anadolu'dan atmak amacıyla giriştiği sefer büyük bir hezimetle sonuçlanmıştır.

I. Manuel’in Myriokephalon Yenilgisi

Sultan II. Kılıç Arslan, 1162'de Konstantinopolis'e giderek İmparator Manuel ile barış anlaşması imzalayarak rakiplerini zayıflatmıştır. Ancak, 1162 anlaşmasının şartlarını yerine getirmemesi ve Alman İmparatoru Barbarossa ile dostluk kurması gerilime yol açmıştır. Manuel, II. Kılıç Arslan'ın gücünü kırmak için Anadolu'ya sefer düzenlemiş, ancak 1176'da Myriokephalon'da büyük bir yenilgiye uğramıştır. Bu yenilgi, Bizans'ın Anadolu'daki üstünlüğünü kaybetmesine ve Manuel'in Batı siyasetindeki yerinin sarsılmasına neden olmuştur.

Komnenos Hanedanının Sonu ve Gerileme

İmparator I. Manuel'in ölümünden sonra (1180), II. Aleksios tahta geçmiş ancak devlet hızla felakete sürüklenmiştir. II. Aleksios'un annesi Maria'nın niyabetindeki yönetim Latinlere ve ücretli askerlere karşı artan nefretle karşılaşmıştır. Bu dönemde, sürgündeki Andronikos Komnenos, Karadeniz'den geri dönerek tahtı ele geçirmiş ve Konstantinopolis'teki Latinlere karşı katliamlara başlamıştır. II. Aleksios'un boğularak öldürülmesiyle Andronikos, imparator olarak taç giymiştir. Ancak, Andronikos'un saltanatı şiddet dolu ve isyanlarla


dolu geçmiş, Latin ve asilzade aleyhtarı politikalar devleti daha da zayıflatmıştır. Sırplar, Macarlar ve Normanlar Bizans'a karşı harekete geçerken, Thessaloniki Normanlar tarafından işgal edilmiş ve başkent Konstantinopolis'te büyük bir isyan patlak vermiştir. Halk isyanı sırasında II. Andronikos tahttan indirilmiş ve öfkeli kalabalık tarafından öldürülmüştür, bu da Komnenos Hanedanı'nın sonunu getirmiştir.

Angelos Hanedanı ve Bizans İmparatorluğunun Parçalanması (1185-1204)

II. İsaakios Angelos'un tahta çıkmasıyla, Bizans'ın temel sorunları çözülmemiş ve devletin zayıflıkları daha belirgin hale gelmiştir. Vergi memurlarının suiistimalleri ve rüşvet gibi sorunlar artmış, sarayın ihtişamı ve vergi yükü halkı daha da sıkıntıya sokmuştur. Normanların azalması Bizans için bir şans olmuş, ancak Bulgaristan'da başlayan isyan sonucunda bölge tamamen kaybedilmiştir. İsaakios'un Macar prensesiyle evlenmesi, savunmada güvenlik sağlamıştır. Ancak donanmanın zayıflığı Venedik'e imtiyazların verilmesine neden olmuş, Haçlı Seferleri gibi dış tehditler devam etmiştir.

Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

Selahaddin Eyyubi'nin Hittin Savaşı'nda Haçlıları mağlup etmesi ve Kudüs'ü ele geçirmesi, Avrupa'da büyük üzüntüye yol açtı. Ancak Barbarossa'nın liderliğinde yeni bir Haçlı Seferi düzenlendi. Barbarossa, Bizans İmparatoru II. İsaakios Angelos ile anlaşarak geçiş için yardım aldı. Ancak Selahaddin ile Bizans arasındaki anlaşma, Barbarossa'nın Balkanlar üzerinden geçişi sırasında gerginliğe yol açtı. Barbarossa'nın ordusu Anadolu'da zorlu bir yolculuk geçirdi ve Konya'yı yağmaladı. Ancak Barbarossa'nın beklenmedik bir şekilde ölümü ve ordusunun dağılması, seferin seyrini değiştirdi. Kral Guy de Lusignan'ın serbest bırakılmasıyla başka bir cephede mücadele başladı. İngiltere ve Fransa kralları da sefere katıldı. Richard, Akka'yı ele geçirdi ve ardından Yafa'yı aldı. Ancak ülkesindeki sorunlar nedeniyle barış anlaşması imzalamak zorunda kaldı. Böylece Üçüncü Haçlı Seferi orduları Jerusalem’i (Kudüs) geri alamamış ama Doğu’daki Latin Haçlı Krallığı, Akkâ’nın zaptı sayesinde “İkinci Krallık” adı altında bir asır daha varlığını sürdürmüştür. Yine bu sefer sırasında Latinler tarafından işgal edilen Kıbrıs, kesin olarak Bizans hâkimiyetinden kopmuş ve bunu takip eden yıllarda bir krallık hâline gelerek Doğu’ya düzenlenen Haçlı Seferleri sırasında üs olarak kullanılmıştır.

IV. Haçlı Seferi (1203-1204) ve Bizans’ın Parçalanması

Haçlı Seferleri'nin Bizans üzerindeki etkileri, Komnenos Hanedanı'nın güçlü yönetimi döneminden zayıf Angelos Hanedanı'nın yönetimi dönemine geçişle birlikte daha da belirgin hale gelmiştir. Angelos Hanedanı döneminde, özellikle II. İsaakios'un tahttan indirilmesiyle başlayan iç karışıklıklar, Batı dünyasıyla Bizans arasındaki ayrılığı artırmıştır. Papa III. Innocentius, Haçlı Seferleri'ni başlatarak Doğu'ya yeni bir sefer düzenlemiştir. Bu sefer,

Venedik'in de katılımıyla IV. Haçlı Seferi olarak bilinir. Haçlılar, önce Mısır'a gitmek istemiş ancak Venedik'in ticari çıkarları nedeniyle Konstantinopolis'e yönelmiştir. Venedik, Haçlılarla anlaşarak Konstantinopolis'i ele geçirme planları yapmıştır. Haçlılar, 1202'de Konstantinopolis'e vardıklarında IV. Aleksios'u imparator ilan etmiş, ancak Bizans iflas durumunda olduğundan vaat edilen paralar ödenememiştir. Daha sonra IV. Aleksios, III. Aleksios'un tahtı geri almasına yardım edecekleri vaadiyle Haçlıları kandırmıştır. Ancak Haçlılar, şehri ele geçirerek yağmalamış ve Latinlerin Konstantinopolis'teki hükümdarlığı başlamıştır. Kent, 57 yıl boyunca Latin hâkimiyetinde kalmıştır. Bu süreçte Bizans toprakları Latinler ve Venedikliler arasında paylaşılmış, Bizans Devleti parçalanmıştır. Ancak Nikaia Bizans Devleti, Latinlerin karşısına çıkmış ve Konstantinopolis'i geri almıştır. Bu dönemde Selçuklular da Anadolu'da güçlenmiş ve ticari önem taşıyan limanları ele geçirmiştir. Haçlı Seferleri'nin sonucunda Bizans, eski gücüne kavuşamamış ve Doğu ile Batı arasındaki ayrılık derinleşmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında