Abdülmuttalib, çok sevdiği ve genç yaşta kaybettiği oğlu Hz. Muhammed’in Peygamberlik Öncesi Hayatı Abdullah’ın değerli hatırası olan Muhammed’e büyük
Soyu, Ailesi, Doğumu ve Çocukluğu özen gösteriyordu. Yaşı seksenin üzerinde olan İslâm Peygamberi’nin soyu; yirmi birinci kuşaktan atası Abdülmuttalib, o sırada sekiz yaşındaki torunu olan Adnân vasıtasıyla Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’e Muhammed’in bakım ve himayesini amcası Ebû Tâlib’e dayanır. Hz. Muhammed’in babası, Kureyş’in Benî Hâşim verdikten kısa bir süre sonra vefat etti. Ebû Tâlib, Hz. kolundan Abdullah b. Abdülmuttalib, annesi ise Kureyş Peygamber’in babası Abdullah’ın anne-baba bir kardeşi kabilesinin Benî Zühre koluna mensup Vehb b. idi. Ebû Tâlib, yeğenini sevdi ve iyi yetişmesi için gayret Abdümenâf’ı n kızı Âmine’dir. Hz. Peygamber’in baba sarf etti.
tarafından dedesi Abdülmuttalib b. Hâşim, babaannesi Çıktığı bazı seyahatlerde onu da yanına alırdı. Nitekim Fâtıma bint Amr, anne tarafından dedesi Vehb b. Hz. Muhammed’in dokuz (veya on iki) yaşında bulunduğu Abdümenâf, anneannesi de Berre bint Abdüluzzâ’dır. sırada amcası ticaret amacıyla Suriye’ye gitmeye karar Hz. Peygamber, hem babası Abdullah’ın hem de büyük verdiğinde o da amcasıyla birlikte gitmek istedi. Yeğenini atası Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmâil’in kurban edilmekten de yanına aldı. Kervan, Suriye topraklarındaki Busrâ’da kurtulmasını kastederek, “Ben iki kurbanlığın oğluyum” konakladı. Burada bir manastırda yaşayan Bahîra adlı demiştir. rahip kafileyi yemeğe davet etti. Bahîra, Ebû Tâlib’e, Muhammed’in İncil’de gönderileceği vaat edilen Hz. Peygamber’in babası Abdullah, akranları arasında çok peygamber olduğunu söyledikten sonra onun iyi beğenilen yakışıklı bir gençti. Abdullah gençlik çağına korumasını tavsiye etmiştir. ulaştığında babasının teşebbüsüyle Vehb’in kızı Âmine ile evlenmiştir. Abdullah, ticaret için gittiği Suriye’de vefat Hz. Muhammed on yaşlarında iken kalabalık bir aileye ettiğinden Hz. Peygamber yetim olarak dünyaya gelmiştir. sahip bulunan amcası Ebû Tâlib’e yardımcı olmak amacıyla bir süre çobanlık yaptı. Hz. Muhammed, büyük atası Hz. İbrahim’in duası (el- Bakara, 2/128) ve kendinden önceki peygamber Hz. Hz. Muhammed’in Gençliği
İsa’nın müjdesi (es- Saf, 61/6) olarak Arap yarımadasının Câhiliye döneminde Arap kabileleri arasında sık sık çeşitli batısındaki Hicaz bölgesinde yer alan Mekke’de dünyaya sebeplerle savaşlar çıkardı. Hatta kan dökmenin yasak geldi. Araplar arasında kullanılan belirli bir takvimin olduğu haram aylarda bile savaşların yapıldığı olur ve bu olmaması ve ay takviminin güneş takvimine aylarda cereyan eden savaşlara Ficâr adı verilirdi. Hz. uyarlanmasından dolayı doğum tarihi ihtilaflıdır. Genel Peygamber bu savaşa amcalarıyla birlikte ve a mcalarına kabule göre; Hz. Peygamber Fil Vak’ası’ndan 50-55 gün ait eşyaları korudu, gelen okları da kalkanla karşılayıp sonra Rebîülevvel ayında Pazartesi günü sabaha doğru toplamak suretiyle onlara geri verdi.
dünyaya gelmiştir. Farklı hesaplamalara göre Hz. Hz. Muhammed yirmi yaşında Hilfü’l-fudûl adı verilen Peygamber’in doğum tarihi 20 Nisan (9 Rebîülevvel) 571 antlaşma için yapılan toplantıya katıldı. ‘Erdemli veya 17 Haziran (12 Rebîülevvel) 569 Pazartesi şeklinde insanların yemini’ anlamına gelen bu yemin içinde yer belirlenmektedir. alanlar, yerli veya yabancı olsun haksızlığa uğrayan
İslâm kaynaklarında Hz. Muhammed’in ana rahmine herkesi koruyacaklarına, hakkı verilinceye kadar birlikte intikalinden doğumuna kadar geçen zaman içinde bazı hareket edeceklerine ve birbirlerine maddi destekte olağanüstü olayların meydana geldiğine dair bilgiler yer bulunacaklarına yemin etmişlerdi. Böylece başta Hz. alır. Hz. Muhammed, doğumunun ardından bir süre annesi Peygamber olmak üzere Hilfü’l-fudûl mensupları Âmine’nin yanında kalmış, daha sonra sütannesine Mekke’de birçok haksızlığın önüne geçtiler.
verilmiştir. Hz. Muhammed iki yıl sonra Halime Hz. Peygamber Mekke’deki birçok Kureyşli gibi ticaret ile tarafından Mekke’ye getirilmiş, ancak Âmine, bazı meşgul olmuştur. Kumaş ve tahıl ticaretiyle uğraşan Ebû rivayetlere göre, o sıralarda Mekke’de veba salgını olduğu Tâlib’e yardım etmek suretiyle ticaret hayatına başlamış için bir müddet daha Halime’nin yanında kalmasını ve amcasının yaşlandığı yıllarda kendisi ticarete devam istemişti. Hz. Muhammed dört veya beş yaşına kadar etmiştir. Bu dönemde onun çeşitli yerlere ticaret amacıyla sütannesinin yanında kaldıktan sonra Mekke’ye getirilerek seyahat ettiği bilinmektedir. Bu seyahatler sebebiyle bir annesine teslim edildi. taraftan ticari hayatın gereklerini öğrenirken, diğer taraftan
Hz. Peygamber altı yaşına geldiğinde, annesi Âmine onu Arabistan’ın muhtelif yerlerinde yaşayan insanları Yesrib’e götürdü. Burada hem Abdullah’ın mezarını hem yakından tanıma, onların dil ve lehçelerini, dinî, siyasî ve de Abdülmuttalib’in annesi dolayısıyla ailenin dayıları sosyal durumlarını öğrenme imkânını elde ediyordu. sayılan Benî Neccâr mensuplarını ziyaret ettiler. Âmine, Câhiliye döneminin yaygın kötülüklerinin hiçbirine Yesrib’de bir ay kadar kaldıktan sonra Mekke’ye bulaşmaksızın temiz bir hayat yaşayan Hz. Muhammed dönerken hastalandı ve genç yaşta vefat etti. Annesinin çevresinde iffeti, mertliği, merhameti ve hak severliğinin ölümüyle öksüz kalan Hz. Peygamber Ümmü Eymen yanı sıra ticaret hayatında da doğruluğu ve güvenilirliği tarafından Mekke’ye getirilip dedesi Abdülmuttalib’e sebebiyle “Muhammedü’l-Emîn” veya sadece “el-Emîn” teslim edildi. unvanıyla bilinmekteydi.
Hz. Hatice ile Evliliği Hz. Muhammed’in Hira’da bulunduğu 610 yılı Ramazan Hz. Hatice, Kureyş’in ileri gelenlerinden Huveylid b. ayının son on günü içinde muhtemelen yirmi yedinci gece, Esed’in kızı olup soyu, dedelerinden Kusay’da Hz. bazı rivayetlere göre pazartesi günü sabaha karşı Cebrâil Muhammed’in nesebiyle birleşir. Hz. Peygamber’den gelerek ona Allah tarafından Peygamber olarak önce iki defa evlilik yapmış olan Hz. Hatice soylu, güzel görevlendirildiğini haber verdi. Bu olay üzerine ve zengin bir hanımdı. Güvenilir bulduğu kimselerle heyecanlanıp korkuya kapılan Hz. Muhammed, Hira’dan ticaret yaparak yaşamını sürdüren Hz. Hatice, bu sıralarda ayrılarak evine gitti, yatağa girerek eşi Hz. Hatice’den bir tavsiye üzerine çevresinde üstün ahlâk sahibi ve üstünü örtmesini istedi ve uyandıktan sonra başından güvenilir bir genç olarak tanınan Hz. Muhammed’le geçenleri anlattı.
ortaklık antlaşması yaptı ve kölesi Meysere ile birlikte İlk vahyin ardından bir süre vahiy kesintiye uğradı ticaret için Suriye’ye gitmesini istedi. Kaynaklarda “fetretü’l-vahy” adı verilen bu devrenin
Meysere’nin Hz. Muhammed’in ahlâkı ve davranışları müddeti hakkında birkaç aydan başlayıp üç yıla kadar hakkında hayranlık uyandıran övgü dolu sözlerini de varan süreler zikredilir. Bir süre sonra Allah’ın Hz. dinleyen Hz. Hatice, Hz. Muhammed’e evlilik teklifinde Peygamber’i terk etmediğini belirten Duhâ suresi indi. Bu bulundu. Beklemediği bir durumla karşılaşan Hz. sıralarda Cebrâil Hz. Peygamber’e abdesti ve namazı da Muhammed biraz düşündükten sonra teklifi kabul etti. Bu öğretmiş, o da Hz. Hatice’ye öğretip birlikte namaz sırada Hz. Peygamber’in yirmi beş, Hz. Hatice’nin de kırk kılmaya başlamışlardır.
veya yirmi sekiz yaşında olduğu kaydedilir. İlk Müslümanlar
Hz. Peygamber ve Hz. Hatice’nin bu evliliğinden Kasım, Hz. Peygamber bir gün Hira mağarasından dönerken Zeynep, Rukıyye, Ümmü Külsûm, Fâtıma ve Abdullah Cebrâil’i tekrar gördü, yine korku ve heyecanla evine adlı çocukları dünyaya geldi. Hz. Peygamber, ilk oğlu gidip yatağına yattı. Cebrâil, evinde karşısına çıkarak Kasım dolayısıyla “Ebü’l-Kasım” künyesini almıştır. Hz. Müddessir suresinin ilk ayetlerini okudu (74/1-5). Bu Hatice Hz. Peygamber’e ilk inanan kimse olup en sıkıntılı ayetlerde artık ilâhî mesajları insanlara ulaştırma zamanlarda yanında yer aldı. zamanının geldiği belirtilmekte, bu görevi ifa ederken her şeyden önce Rabbine güvenmesi istenmekte, ayrıca maddi Kâbe Hakemliği ve manevi kirlerden uzak durması talimatı verilmekteydi. Hz. Muhammed’in otuz beş yaşlarında iken Bu davet üç yıl kadar gizlice sürdü. Bu sırada Hz. gerçekleştirilen Kâbe tamiri sırasında Kureyşliler arasında Hatice’nin ardından yakın dostu Ebû Bekir, Ali b. Ebû yaptığı hakemlik önemli bir mahiyet taşımaktadır. Tâlib ve Zeyd b. Hârise, kızları Zeyneb, Rukıyye ve Kureyşliler, 605 yılında yangın ve sel baskınlarından zarar Ümmü Külsûm Müslüman oldu. Bu dönemde Hz. gören Kâbe’yi yeniden inşa etmek istediler. Hz. Peygamber evinde, ıssız dağ eteklerinde, öğle tenhalığı Peygamber’in de amcası Abbas’la birlikte taş taşıyıp sırasında Mescid-i Harâm’da namaz kılıyor, bazen de yardımcı olduğu tamir sırasında Kâbe yeniden inşa edildi; ibadetlerini Müslümanlarla birlikte yapabiliyordu. ancak Hacerülesved’in yerine yerleştirilmesi hususunda anlaşmazlık çıktı. Ebû Ümeyye b. Mugîre, “Benî Fieybe Açık Davetin Başlaması
kapısından Kâbe’ye ilk giren kimsenin vereceği karara Mekke’de peygamberliğin 4. yılından itibaren İslâm daveti uyulmasını” teklif etti. Kapıdan Hz. Muhammed’in girdi. açıktan yapılmaya başlandı. Hz. Peygamber’in ilk ve en Hz. Muhammed, bir örtü getirterek Hacerülesved’i onun önemli muhatabı Kureyşliler oldu. Hz. Peygamber’in üzerine koydu, bütün kabile reislerinin iştirakiyle örtüyü amcası Ebû Tâlib onun sözlerini güzel bulduğunu ve kaldırdı, konulacağı hizaya gelince de taşı kendi elleriyle kendisini destekleyeceğini, ancak atalarının dininden alıp yerine yerleştirdi. ayrılamayacağını bildirdi. Diğer amcası Ebû Leheb ise akrabalarının ona engel olmasını, davetini kabul ettikleri Hz. Muhammed’in Peygamberliği ve İslâm’ın takdirde zillete düşeceklerini, kendisini himaye ederlerse Mekke Dönemi öldürüleceklerini söyledi. Bunun üzerine Ebû Tâlib, sağ
İlk Vahyin Gelişi olduğu sürece yeğenini himaye edeceğini ilân etti.
Hz. Muhammed’in Allah tarafından peygamberlikle Mekkelileri Davet görevlendirilişi kırk yaşında olmuştur. Arap kabilesinin Hz. Peygamber bir gün Safâ tepesine çıkarak bütün putlarına hiç ilgi göstermeyen Hz. Muhammed, aklı ve Mekkelilere İslâmiyet’i tebliğ etmeye karar verdi. Kureyş hisleriyle putlara tapmanın faydasızlığı sonucuna ileri gelenleri Hz. Peygamber’in İslâm’a davetine önceleri ulaşmıştı. Ancak neyi ve nasıl yapacağını bilememenin pek karşı çıkmadılar. Ancak İslâm Peygamberi puta ıstırabını yaşarken inzivaya çekilmekten hoşlanmaya tapıcılığı eleştiren ayetleri okumaya, putperestlerin başladı ve peygamberliğinin birkaç yıl öncesinden itibaren cehennemlik olduklarını ilân etmeye başlayınca mesajını her Ramazan ayında, dedesi Abdülmuttalib ve diğer bazı büyük bir tehlike olarak görmeye, düşmanca tavır almaya, Kureyşlilerin yaptığı gibi, Hira dağındaki mağarada davetini engellemek için ellerinden geleni yapmaya münzevi bir hayat yaşamaya başladı. başladılar. Hz. Peygamber’in gittikçe taraftar topladığını,
inanç ve davranışlarını eleştirdiğini gören Kureyşliler onu
küçümsemeye ve ona hakaret etmeye başladılar; bir süre gittiler ve mahsur olanları oradan çıkartıp boykota son sonra da şiddete başvurmaktan çekinmediler. verdiler.
Müşriklerin baskı ve tehditleri, eza, cefa ve işkenceleri Ebû Tâlib ve Hz. Hatice’nin Vefatı Müslümanları dinlerinden çevirmek şöyle dursun, Peygamberliğin 10. yılında, Hz. Peygamber’i her zaman imanlarını daha da kuvvetlendiriyordu. Kureyşliler, Hz. desteklemiş olan amcası Ebû Tâlib ve kendisiyle yirmi beş Muhammed’in İslâm’a davet faaliyetlerine engel olması yıl mutlu bir hayat yaşadığı hanımı Hz. Hatice (19 Nisan amacıyla amcası Ebû Tâlib ile değişik zamanlarda üç defa 620) üç gün arayla vefat ettiler. Onların ölümü Hz. görüştüler ancak Hz. Muhammed tebliğ görevine devam Peygamber’i ve Müslümanları son derece üzdü. Bu etti. sebeple bu yıla senetü’l-hüzn veya âmü’l-hüzn (üzüntü
Hamza b. Abdülmuttalib ve Ömer b. Hattab’ın yılı) adı verildi.
Müslüman Oluşu Tâiflileri İslâm’a Davet
Mekke dönemindeki tebliğ faaliyetleri sırasında iki kişinin Gelişen olaylar çizgisinde Kureyşlilerin Hz. Peygamber’e Müslüman olmasının ayrı bir önemi vardır. Onlardan biri karşı sergiledikleri sert davranışlar artış gösteriyordu. Hz. Peygamber’in amcası Hamza, diğeri de Ömer b. Peygamberliğin 10. yılından (620) hicrete kadar geçen Hattâb’dır. süre içinde Hz. Muhammed, başka insanlara ulaşıp
Habeşistan’a Hicret davetine devam etmek üzere gözünü Mekke dışına çevirdi. Yanına Zeyd b. Hârise’yi alarak Sakîf kabilesinin yaşadığı İslâmiyet; Mekke’de yavaş yavaş yayılırken müşriklerin Tâif’e gitti. Kabilenin ileri gelenlerinden Amr b. Umeyr’in Müslümanlara karşı tavırları da sertleşti, sözlü tepkilere üç oğlunu, Abdüyâlîl, Mes’ûd ve Habîb’i, ayrıca kabilenin fiilî müdahaleler de eklendi. Ashabının maruz kaldığı diğer bazı önemli kişilerini İslâmiyet’e davet etti. Hiçbiri zulüm ve işkencelere son derecede üzülen fakat onun çağrısını benimsemediği gibi onu ve Zeyd b. engellemeye gücü yetmeyen Hz. Peygamber, Hârise’yi şehrin ayak takımına taşlattılar. Hz. Peygamber Müslümanlara, dinlerini yaşayabilecekleri ve can Mekke’ye dönmek üzere Tâif’ten ayrıldı. güvenliğine sahip olabilecekleri bir yer olarak Habeşistan’a gitmeyi tavsiye etti. Bu tavsiye üzerine önce İsrâ ve Mi’râc on bir erkek ile dört kadından oluşan ilk Müslüman Yüce Allah son peygambere, kendisini destekleyen kafilesi, sonrasında da ikinci kafile Habeşistan’a hicret yakınlarının vefatı ve Tâiflilerin eziyetlerinin ardından, etti. manevî âlemlere seyahat etme mazhariyetini lütfetti. Bir
Göç edenlerin sayısının 108’e ulaşması ve sayısının gece Hz. Peygamber, Cebrâil eşliğinde Mekke’deki gittikçe artıyor olması üzerine Kureyşliler, hicret edenlerin Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya iadesi talebiyle Habeşistan’a bir heyet gönderdiler. Necâşî götürüldü; oradan da yine Cebrâil ile birlikte her iki tarafı da dinlemek için Müslümanların Sidretü’lmüntehâ adı verilen yüce makama yükseltildi.
temsilcilerini de huzuruna çağırdı. Tarafları dinleyen Akabe Biatları Ashame iade isteğini reddetti. Kureyşliler, Bedir Hz. Muhammet Peygamberliğin 11. yılı (620) hac Gazvesinden sonra yeni bir heyet göndererek mevsiminde Yesrib’den gelen altı kişilik bir grupla Müslümanların iade edilmesini istemişlerse de, Ashame Mina’nın tenha bir yeri olan Akabe’de karşılaştı ve bunu reddetmiştir. kendilerine İslâmiyet’i tebliğ etti. Hazrec kabilesine Kureyş’in Boykotu mensup bu kişiler Müslümanlığı benimsediler.
Kureyşliler, Hamza ve Ömer’in İslâmiyet’i benimseyişi ile İslâm dinine büyük hizmetler ifa eden ensar zümresinin güç kazanan Hz. Peygamber’i etkisiz hale getirmeye karar çekirdeğini oluşturan bu altı Yesriblinin faaliyetleri verdiler. Bunu gerçekleştirinceye kadar Hâşimoğulları ve sonucunda birçok kişi Müslüman oldu. Ertesi yıl Muttaliboğullarıyla mevcut olan akrabalığa ve hukuka (Temmuz 621) onu Hazrecli, ikisi Evsli olmak üzere on riayet etmeyeceklerini söyleyip bu iki zümreyi düşman iki kişi Hz. Peygamber’le gizlice Akabe’de buluştular. ilân ettiler. Onlarla konuşmamaya, kız alıp vermemeye ve Yesribliler, “Hiçbir şekilde Allah’a ortak alışveriş yapmamaya karar verdiler. Boykotun şartlarını koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, bir kâğıda yazıp Kâbe’nin duvarına astılar. çocuklarını öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftira
Müslüman olsun olmasın, bütün Hâşimîler ve etmeyeceklerine, Hz. Peygamber’in emirlerine Muttaliboğulları Şi’bü Ebû Tâlib’de (Ebû Tâlib Mahallesi) uyacaklarına” söz verip kendisine biat ettiler. Buna üç yıla yakın bir süre (616-619) boykot altında yaşamak “Birinci Akabe Biatı” denir.
zorunda kaldılar. Sonunda aralarında Ebû Tâlib’in kız Peygamberliğin 13. yılının (622) hac mevsiminde, ikisi kardeşinin oğlu Züheyr b. Ümeyye ve Hişâm b. Amr kadın yetmiş beş Yesribli Müslüman, henüz Müslüman gibilerinin bulunduğu bazı insaflı kimseler Kureyş’in ileri olmayanların da yer aldığı hac kafilesiyle birlikte gelenlerinden Mut’im b. Adî ve Zem’a b. Esved ile Mekke’ye gelerek hacdan sonra Akabe’de, Hz. konuşup desteklerini aldıktan sonra Ebû Tâlib mahallesine Peygamber’le gizlice buluştu. Yesriblilerin kendisini
şehirlerine davet etmeleri üzerine, Kur’an-ı Kerim’den
bazı ayetler okudu ve İkinci Akabe Biatı’nın şartlarını buradan yola çıktığı, 8 Rebîülevvel (20 Eylül 622) sıraladı. Yesriblilerin hepsi şartları kabul edip biatta Pazartesi günü Kubâ’ya vardığı ve 12 Rebîülevvel (24 bulundu. İkinci Akabe Biatı savaşla ilgili hususları da Eylül 622) Cuma günü Medine’ye girdiği anlaşılmaktadır. kapsadığı için “bey’atül-harb” (savaş biatı) diye de anılmıştır.
Medine’ye Hicret
Hz. Peygamber İkinci Akabe Biatı’ndan sonra ashabına Yesrib’e hicret için izin verdi. Hicret umumiyetle gizlice yapılıyordu. Çünkü Kureyşli müşrikler Müslümanların Mekke’den ayrılmalarına dahi müsaade etmek istemiyor, hatta bazı Müslümanları hapsediyorlardı.
Hicret izninden sonra, kısa denilebilecek bir sürede ashabın büyük bir kısmı Yesrib’e göç etmiş; geride Hz. Peygamber ile Hz. Ebû Bekir ve aileleri, Hz. Ali ve annesi, ayrıca hicret etmeye gücü yetmeyenler ile gidişleri engellenmiş olanlar kalmıştı.
Yesrib’e hicret ettiklerini gören Kureyş müşrikleri gelişmeler karşısında nasıl bir yol takip edeceklerini belirlemek üzere Dârünnedve’de toplandılar. Ebû Cehil’in teklifiyle Hz. Muhammed’i öldürmeyi, Hâşimoğulları’nın kan davası gütmesini önlemek için de bu işin, bütün kabilelerden birer kişinin katılacağı bir topluluk tarafından yerine getirilmesini kararlaştırdılar. Bu suikast kararını vahiy yoluyla öğrenen Hz. Peygamber, hemen harekete geçip Hz. Ebû Bekir’in evine giderek hicret hazırlığına başladı. Hz. Peygamber, evinden ayrıldığını müşriklere fark ettirmemek ve kendisine bırakılan emanetleri sahiplerine vermek üzere Hz. Ali’yi görevlendirdi.
Yesrib’de bulunan Müslümanlar Hz. Peygamber’in Mekke’den ayrıldığını öğrenmiş, gecikmesinden de endişelenmişlerdi. Peygamber ve kafilesi 8 Rebîülevvel (20 Eylül 622) pazartesi günü görününce Müslümanlar Hz. Peygamber’i karşılamak için Harre’ye koştular. Hz. Peygamber, Yesrib’e bir saatlik mesafede bulunan Kubâ’da Külsûm b. Hidm’in evine misafir oldu.
Hz. Peygamber beraberindekilerle birlikte 12 Rebîülevvel (24 Eylül 622) Cuma günü Kubâ’dan Yesrib’e hareket etti. Cuma namazı vakti girince Rânûnâ vadisinde Sâlim b. Avf kabilesine uğradı; burada ilk Cuma hutbesini okudu ve namazını kıldırdı. Namazdan sonra Medine’ye hareket eden Hz. Peygamber, şehir halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
Hemen herkes Hz. Peygamber’in kendi evlerine misafir olmasını istiyor, davette bulunup ısrar ediyordu. Hz. Peygamber Kasvâ adlı devesinin üzerinde halkı selamlayıp kendilerine teşekkür ederken, devesinin çöktüğü yere en yakın eve misafir olacağını söyleyerek şehre girdi ve Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine misafir oldu.
Kaynaklarda Hz. Peygamber’in Mekke-Medine yolculuğu hakkında farklı tarihler yer alır. Hz. Peygamber’in, Mekkelilerin suikast kararı aldıkları 26 Safer (9 Eylül 622) Perşembe gecesi şehirden ayrılarak Sevr mağarasına gittiği, 27-29 Safer (10-12 Eylül 622) günleri mağarada kaldığı, 1 Rebîülevvel (13 Eylül 622) Pazartesi günü