SYT105U-SPORDA LİDERLİK
Ünite 7: Sporda Z Kuşağının Liderlik Beklentileri
Giriş
Zaman içerisinde yaşanan dönüşüm ve değişimlerle şimdiye kadar gelen insanlık, zaman içerisinde bazı ayrımlara maruz kalmıştır. Bu ayrımlarla birlikte ortaya kuşak kavramı çıkmaktadır. Kuşaklar ana hatlarıyla 5 başlık altında toplanmaktadır. Bölümde bahsedilen kuşak olan Z kuşağı, 1900’lü yılların sonunda doğan ve günümüzde iş hayatına başlamış olan bireylerden oluşmaktadır.
Kuşaklar
Kuşak teorisi, doğum yılına göre gruplanan bireylerin önemli olayları ve içinde büyüdükleri siyasi ve sosyal iklime dayalı özellik ve değerleri paylaştığını öne sürer. Kuşak teorisinin babası olarak kabul edilen Mannheim (1952), aynı doğum yılı kohortundaki bireylerin “toplumsal ve tarihsel süreçte ortak bir konuma sahip olduklarını ve böylece onları belirli bir karakteristik düşünce tarzına, deneyime ve tarihsel olarak ilgili eylemin karakteristik bir türüne uygun hâle getirerek, onları belirli bir potansiyel deneyim aralığıyla sınırlanacağını” belirtmiştir.
Yirminci yüzyılda yaşayan ve literatürde genel olarak kabul görmüş 5 ana kuşak karşımıza çıkmaktadır. Bu kuşaklar sırasıyla; Gelenekselciler, Baby Boomers, X Kusağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı’dır.
1944 yılından önce doğmuş olan Gelenekselciler, 1944 ile 1960 arasında doğan Bebek Patlaması; 1961 ve 1979 yılları arasında doğan X kuşağı; 1980 ve 1994 yılları arasında doğan Y Kuşağı ve 1995 ile 2010 yılları arasında doğan Z Kuşağı olarak gruplandırılmıştır (Twenge ve Donnelly, 2016). Cox vd. (2019) genellikle Bebek Patlaması’nı sadık ve çalışkan, X Kuşağı’nı iş-yaşam dengesine ve esnekliğe değer veren ve Y Kuşağı’nı iyimser ve bir amaç duygusu arzulayan şeklinde nitelendirir. Seemiller ve Grace (2016) Z kuşağını şüpheci, girişimci ve sosyal değişimi arzulayan kişiler olarak tanımlamıştır.
Gelenekselciler (Sessiz Kuşak)
1900 yılı ile 1945 yılları arasında dünyaya gelmiş olan bireyleri kapsayan bu kuşak insanı, yaşadıkları dönemde birçok zorlu yaşam şartlarına maruz kalmıştır. Büyük savaşlar, ekonomik krizler, buhranlar gibi olayları yaşamış olan bu bireylerin özellikleri yaşadıkları olayların gölgesinde oluşmuştur. Alanyazında Gelenekselci, Sessiz Kuşak ve Savaş Kuşağı dışında; Yetişkinler, Gaziler, Kıdemliler, Radyo Bebekleri gibi farklı adlandırmaları da mevcuttur
Bebek Patlaması
Bebek Patlaması Kuşağı olarak da adlandırılan orijinal ismi Baby Boomers olan bu kuşak, Gelenekselciler’den hemen sonra dünyaya gelmiş kişilerden oluşmaktadır. Sessiz Kuşaktaki bireylerin çocukları olan Bebek Patlaması Kuşağının ismi, sessiz kuşak zamanında yaşanan savaşlar sebebiyle doğumların kısıtlanması ve daha sonra birden do- ğumların patlamasından dolayı verilmiştir.
Alanyazında BB, Ben Kuşağı (Me Generation), Büyük Patlama Kuşağı (The Big Boomers Generation), Sandviç Kuşağı gibi isimleri de bulunan kuşak üyeleri kendinden önceki kuşak gibi önemli tarihsel ve sosyal olaylara tanıklık etmiştir.
X Kuşağı
X Kuşağı terimi, Douglas Coupland’ın 20. yüzyılın sonunda reşit olacak bir nesil hakkındaki kitabının yayımlanmasının ardından popüler bir tabir hâline gelmiştir.
X kuşağına mensup bireyler hem kendinden önceki hem de kendinden sonraki iki parlak kuşak arasında sönük kaldığı ve gölgelerinde kalmış olmalarından dolayı “Gölge Kuşak” ve “Kayıp Kuşak” olarak adlandırılmıştır. Türkiye açısından da bu kuşak, ara kuşak anlamına gelen “geçiş dönemi çocukları” olarak adlandırılmıştır
Y Kuşağı
Y kuşağı, X kuşağından sonra dünyaya gelmiş ve kuşak çalışmalarında araştırmacıların en fazla odaklandıkları kuşak olarak karşımıza çıkar. Y kuşağına diğer nesiller gibi birçok farklı isim de kullanılmıştır. Bununla birlikte, Y Kuşağı için literatüre baktığımızda, isimlendirmenin çok büyük bir bölümünün kuşağın teknolojik yönünü ifade ettiği görülmektedir.
Bu tür isimlendirmelere örnek olarak Digital Jenerasyon, www Jenerasyonu, İnternet Jenerasyonu (Gen N) verilebi- lir. Buna ek olarak, Y Kuşağı “Bin Yıl”, “Sonraki Nesil”, “Dijital Yerliler”, “Arama Jenerasyonu”, “Kimlik Arayan Nesil”, “Siber Çocuklar”, “Yap ya da Öl Nesli” olarak da bilinir (Zemke vd., 2000; Van den Bergh ve Behrer, 2011; Williams ve Page, 2011; Jain ve Pant, 2012; Piper, 2012; Tolbize, 2008).
Z Kuşağı
Genel olarak Milenyum Sonrası Kuşağı olarak adlandırılan Z Kuşağı’nın üyelerinin, alan yazında 1995’ten itibaren doğan kişileri temsil ettiği öne sürülmekle beraber doğum yılları konusunda tıpkı diğer kuşaklar gibi ortak bir noktada buluşulamamıştır. Z Kuşağı en hızlı büyüyen kuşak olarak nitelendirilirken teknolojinin içine doğmuş olmalarından dolayı bilgi, eğlence ve dijital bağlantı her zaman ellerinin altında olmuştur.
Dijital Yerliler, Anında Çevrimiçi, Net Jenerasyonu, iGen, Google Kuşağı, İnternet Kuşağı gibi teknoloji bağlantılı isimlendirmelere ek olarak Binyıl Sonrası, Kristal Çocuklar ve Milenyum Sonrası adlandırmaları da karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca yaşam tarzları kendi içlerine dönük ve sessizlik içerikli olmasından yola çıkılarak “Yeni Sessiz Nesil” adlandırması da kullanılmıştır
Anında yanıtların parmaklarının ucunda olduğu bir teknoloji dünyasında büyümek, Z Kuşağı’nın düşünme, iletişim kurma ve öğrenme şeklini değiştirmiştir.
Kısa dikkat süreleri nedeniyle, Z Kuşağı sıkılmaktan nefret eder ve etkileşimli olmayı, ilgi çekici görsellere sahip olmayı ve zorlukları sevmeyi tercih eder.
Z Kuşağı mensupları, öğrendikleri şeylerle bağlantı kurmayı tercih ederler. Gerçek hayatta hemen uygulanabilen öğrenme metodları onların gözünde en etkili olanıdır
21. Yüzyılda Sporda Liderlik
20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde artık hem iş gücü hem de çalışma koşulları değiştiği için liderlik alanında yeni yaklaşımların ortaya çıktığı görülmektedir. Durumsal yaklaşım, özellikler teorisi ve davranışsal liderlik kuramları günümüz ihtiyaçlarını karşılamamış ve çağdaş liderlik yaklaşımları karşımıza çıkmıştır (Çelik, 2015). Çağdaş liderlik yaklaşımlarını 5 başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; karizmatik liderlik, dönüşümsel liderlik, etkileşimsel liderlik, çok boyutlu liderlik ve Antrenör tipi (Coaching) liderliktir (Soylu, Tabak, Polat, 2007; Ceylan, 2002).
Bir kavram olarak liderlik; grubun ve örgütün amaçları gerçekleştirmek, ortak amaca ulaşmak üzere bir grup insanı bireysel olarak etkileme süreci olarak tanımlanmıştır. Ayrıca bu kavramın içerisinde yer alan koşulları karşılayan lider ise; bir grubu veya örgütteki insanları belirli bir amaç doğrultusunda etkileme gücüne sahip olan kişi olarak tanımlanmıştır.
Belli amaçları gerçekleştirmek için başkalarını ikna edebilme yeteneği olarak da tanımlanan liderlik özelliklerinin, sporcuların başarıya ulaşmasında önemli olduğu düşünülmüştür. Chelladurai (1984)nin çok boyutlu liderlik modelinde bütün davranış özelliklerinin birbiriyle bağlantılı olması sonucu performans tatmin düzeylerinin etkilendiği ileri sürülmektedir.
21. Yüzyılda Spor Alanında Lider Davranışı
Takipçiler, örgütün liderini benimseyen insanlar olarak kabul edilmektedir. Spor kulüplerinde ise takipçiler antrenörlerini lider olan benimseyen sporculardan oluşmaktadır. Takipçilerin karakteristik özelliklerinin, liderliğe olan algıyı etkilediği konusunda fikir birliği sağlanamayan gruplarda işbirliği konusunda zorluklar meydana gelmektedir. Takipçilerin liderlerinin, liderlik tarzı konusunda tam bir algılama bütünlüğünün olmaması sebebiyle grubun paylaşılan kimliğinin daha düşük olmasını beklenen bir sonuçtur. Bunun sonucu olarak da düşük paylaşılan kimliğin, muhtemelen daha az iş birliğine ve zorlu iletişime yol açması olasıdır. İş birliği ve iletişim yönünden zayıf kulüpler, iyi çıktılar elde edemeyecekleri için başarılı olma şanslarının da azalması olası bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Etkili liderlik yeteneklerine atıfta bulunarak spor koçluğu sürecini açıklamaya yardımcı olmak için çoklu liderlik modelleri mevcuttur. Çok sayıda yaklaşım, beklentileri, sunumu ve sonuçları bakımından farklılık gösterir (ör.
İlişkisel yaklaşımlar, koçluk etkinliği, sporcu merkezli yaklaşım, grup merkezli yaklaşım).
Spor alanında liderliğin ölçülmesi için Chelladurai ve Saleh (1980) tarafından geliştirilen ölçüm aracı ile daha önce sadece liderlik yaklaşımlarının geliştirildiği modeller birleştirilmiş ve sadece duruma veya grup üyelerine odaklanmak yerine tüm boyutların eşit olarak ele alındığı bir lider davranış süreci ele alınmıştır. Bu modelde takım performansını artırmak ve verim elde edebilmek için üç faktörün, üç farklı lider davranışıyla etkileşimin gerekliliği savunulmaktadır. Bu faktörler durumsal özellikler, liderin kendi özellikleri ve üyelerin özellikleridir.
Spor alanında liderliği ölçen bir diğer ölçüm aracı Smith, Smoll ve Hunt (1977) tarafından geliştirilen Antrenör Davranışı Değerlendirme Sistemi (Coach Behavior Assessment System)dir. Bu modelde genç sporcuların antrenman esnasında antrenörleri tarafından nasıl davranışlara tabii oldukları incelenmiştir.
Son olarak Côté vd. (1999) antrenör davranışlarının sporcunun psikolojik gelişimine olan etkisini araştırmış, antrenörün özelliklerinin, sporcuların bu özelliklere dönük algılarının ve antrenman ortamının birbirine bağlı olduğunu ortaya koymuşlardır.
Sporda liderlik araştırmalarına ilişkin alanyazındaki durumu geniş bir şekilde gözden geçiren Arthur ve Bastardoz (2015) antrenörlerin sporcuları ve takımı geliştirmede ve müsabakalara hazırlamada çok önemli bir rol oynadığına şüphe olmadığını belirtmiştir. Koçun dünyası muhtemelen anlaşılması önemli olduğu kadar karmaşıktır ve tek bir model veya teori muhtemelen tüm bu karmaşıklıkları tasvir etmeyecektir. Bununla birlikte, sistematik bir yaklaşımla birlikte sağlam teorinin geliştirilmesi ve dikkatle geliştirilmiş hipotezlerin sağlam bir şekilde test edilmesi, şüphesiz bu karmaşık ve anlaşılması zor ortama biraz ışık tutacaktır.
Z Kuşağının Antrenörlerinden Bekledikleri Liderlik Davranışı
Antrenör ve sporcunun ilişkisi daha olumlu olduğunda, sporcunun temel psikolojik ihtiyaçları da bundan olumlu etkilenecektir. Bu bağlamda Z kuşağındaki sporcuların isteklerinin, ihtiyaçlarının liderlerinin tarzına etki etmesinin; antrenörleri hem bireysel hem de kurumsal olarak başarıya götüreceği düşünülmektedir.
Spor ile ilgili liderlik çalışmalarına bakıldığında da bu çalışmaların kuşaklar bağlamında incelendiğini fakat günümüz kuşağı olan Z Kuşağı üzerinde yapılan çalışmaların oldukça az olduğu saptanmıştır.
Vance (2019) tarafından gerçekleştirilen çalışma sonucunda; Z Kuşağı sporcularının; antrenör ve sporcu arasındaki güvenin, sağlıklı iletişimin, sportif hayatta ve kendi yaşantılarında hesap verebilirliğin ve antrenörün anlamlı ilişkiler yaratmasının, takım sinerjisi oluşturmanın ve motivasyon sağlama becerisinin başarıyı etkileyen temel nitelikler olduğuna inandığını göstermektedir.
Ragogna (2017) tarafından 10-14 yaş arası genç sporcular üzerinde gerçekleştirdiği çalışmasında; sporcuların antrenörlerinin motivasyon stratejileri, öğretmeye yönelik davranışları ve karar verme stillerinin tercihlerinde önemli olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca antrenörlerinden verdikleri geri bildirimlerde dürüst olmalarını beklediklerini, onlardan şefkat görmek istediklerini, ihtiyaç hâlinde sosyal destek vermelerini bekledikleri ve demokratik yaklaşım benimsemelerini beklediklerini belirtmişlerdir.
Parker vd. (2012) Z Kuşağı’na mensup sporcular üzerinde gerçekleştirdiği çalışmasında; bağırmayan ve sakin kalan, sevecen ve teşvik edici, spor hakkında bilgi sahibi ve takımı karar verme sürecine dahil eden bir antrenörün onlar için harika antrenör olacağını belirtmiştir.
Sonuç olarak yapılan çalışmalar incelendiğinde ortak noktalar olduğu gözlemlenmektedir. Z Kuşağı’ndaki sporcuların iletişim becerileri kuvvetli, sevecen ve şefkatli, sakin yapıya sahip, takım benliği oluşturan, takımını motive ederken sporcuları ile birlikte kararlar veren bir antrenör istedikleri görülmektedir.