AÖF Soru Bankası

Tüketim SosyolojisiÜnite 8 Özeti

Gündelik Hayat ve Tüketim

SOS402U-TÜKETİM SOSYOLOJİSİ

Ünite 8: Gündelik Hayat ve Tüketim

Gündelik Hayatın Niteliği

Gündelik kavramını incelemek gerekirse, bu kavramın yinelenen ve rutin hâline gelmiş olan ile ilişkili olduğu görülür. Bu anlamda bu kavramın yaptığı çağrışımlar şunlardır: ilk olarak, varlığını sürdürmek için geliştirdiği etkinlikler: yeme, içme, barınma, üretme, güvenlik, soyun yeniden üretimi. İkinci olarak sosyal yaşamda gündelik olarak sürekli olarak yeniden üretilen eylemler: Ev hayatı ve onun dekorasyonu, iş yaşamı, tatil, alışveriş, beslenme tarzı, zamanın kullanımı. Bu bağlamda gündelik hayatın ne anlama geldiğine bakacak olursak bunun, insanların yarattığı sosyal dünyanın bütün karmaşıklığını içinde barındıran ve bu dünyayı çok yönlü olarak betimleyen bir etkileşimler alanı olduğunu tespit edebiliriz. Gündelik hayat alanına ilişkin temel nitelikler şu şekilde özet olarak sıralanabilir: Gündelik hayat her gün meydana gelen, tekrarlanan sabah kahvaltı yapmak, kırmızı ışıkta durmak gibi olaylara ve rutinlere odaklanan bir olgudur; gündelik hayatın stratejik bir öneme sahip olduğundan da burada söz etmek gerekir. Sosyal yaşamı ayakta tutan temel aktiviteler sürekli olarak bu alanda yeniden üretilirler. Gündelik hayat bireylerce gündelik rutin eylemleri bakımından tam bir bilinçlilikle sorgulanmayan bir özelliğe sahiptir. Tekrara uğrayan davranışların, rutinlerin gerçekleştiği, toplumsal olayların görüldüğü mekân ve zaman dilimi toplumsal olayların niteliğini, biçim ve içeriğini de önemli ölçüde etkilediğinden ayrıca önem taşımaktadır. Bilgi gündelik hayatta heterojen bir özelliğe sahip olarak nitelendirilmektedir. İnsan eylemleri ve etkileşimleriyle şekillenen gündelik hayat yine insanın eylemlerini ve etkileşimlerini şekillendiren bir alan olarak karşımıza çıkar.

Gündelik Hayat Sosyolojisi ve Kapsamı

Gündelik hayat sosyolojisine gelinceye kadar olan birtakım sosyoloji akımlarında (klasik veya eski diyebileceğimiz) gündelik hayat sosyolojisine yer verilmemiştir, bu akımlar özellikle sosyolojinin işlevselcilik, sistem teorisi ve yapısalcılık gibi baskın eğilimleridir veya akımlarıdır. Bireye değil de toplumsal yapılara odaklanan bu akım ve eğilimlerin kuram ve kuramcıları arasında Comte, Durkheim, Parsons ve Ortodoks Marksizm sayılabilir. Daha sonra 1920 ve 1930 yıllarında iki ayrı ekol klasik geleneğe karşı olarak ortaya çıkmıştır ve bunlar gündelik hayat sosyolojisine ağırlık vermiştir, bu iki eğilimin barındırdığı diğer akımlar şunlardır: Sosyal davranışçılık ve Fenomenoloji. Bugün artık gündelik hayat sosyolojisi bir üst/şemsiye kavram olmuştur ve sembolik etkileşimcilik, dramaturjik teori, fenomenoloji ve etnometodoloji gibi, birbirinden farklı fakat birbiriyle ilişkili çok sayıda alt alana sahip yaklaşımları kapsamaktadır. Önemli isimler ise George Herbert Mead, Edmund Husserl, Alfred Schutz, Blumer, Erving Goffman gibi isimlerdir. Gündelik hayat sosyolojisinin kapsamına ve analiz biçimine ilişkin şu tespitleri yapabiliriz:

• Gündelik hayat sosyolojisinde birey ve bireyler arası etkileşimler odak noktasındadır.

• Gündelik hayat sosyolojisinde gündelik hayat alanı, birey ve toplum etkileşiminin karşılıklı olarak yeniden üretildiği bir etkileşim alanıdır. • Gündelik hayat sosyolojisinde insanın inşa ettiği gündelik hayatı açıklayıcı şu tür kavramlar kullanılır: rutin, ritüel, etkileşim, aktör, anlam, sıradanlık, semboller, akışkanlık ve yeniden üretim. • Gündelik hayat sosyolojisi insanın doğal dünyadaki diğer varlıklardan farkını öne çıkartır ve insana özgü anlam dünyalarını analiz eder. • Gündelik hayat sosyolojisinin ele aldığı diğer başka bir konu ise gündelik hayata etki eden toplumsal, ekonomik ve politik unsurların etkileridir.

Gündelik Hayat ve Tüketim

Tüketim/tüketme kavramını üretme açısından ele almak gerekirse şunu görmek mümkündür; tüketme teriminin ilk tanımlarının içinde, tahrip etmek, harcamak, israf etmek ve bitirmek vardır. Artık günümüzde, tüketim olgusunun bu türden anlamlardan uzaklaştığına, tüketimin daha çok ihtiyaç ve zorunluluk kavramlarıyla anıldığına tanık olunmaktadır. Önemli kişiler ise Jean Baudrillard, Zygmunt Bauman gibi isimlerdir. Bu konu şu alt başlıklarda ele alınabilir:

Gündelik Rutin ve Ritüeller Bağlamında Tüketim

Gündelik toplumsal etkinliğin temel bir unsuru olan rutin, bireyin toplumsal yaşam içerisinde düzen beklentilerini karşılayıp onu istenmeyen çatışma ve kaos ortamlarından uzaklaştırırken aynı zamanda kişinin varoluşuna ilişkin kaygı ve korkuların da güvenlik altına alınmasını sağlamaktadır. Tüketim rutinlerden biridir. Covid19 salgını ile bağlantı kurmak gerekirse, evlerinde kalmak zorunda olan bireylerin gerçekleştiremedikleri tüketim rutinlerini online alışveriş alternatifini kullanarak yineledikleri görülür.

Gündelik Hayat, Akışkanlık ve Tüketim

Akışkanlık terimi gündelik hayat alanını tanımlayan bir kavramdır. Burada kullanılan diğer bir kavram akışkan modernliktir(modernite) ve bu modernliğin daha önceki katı versiyonlarına nazaran değişim geçirmiş günümüzdeki biçimidir. Bununla toplumdaki bazı ögeler sabitlikten uzaklaşarak, esnek ve akışkan hale gelirler, bu ögeler kurumlar, bireyler, etkileşimler ve anlamlardır, yani bu olgular akışkan olmuşlardır.

Yeniden Üretim Alanı Olarak Gündelik Hayat ve Tüketim

Değişen tüketim kalıplarına ilişkin sosyolojik tartışmalar iki farklı yönelim içinde olmuştur: ilkinin odak noktası gündelik hayatın işleyiş biçimini ve tüketici davranışlarını şekillendiren süreçlerledir. Burada analiz edilen ise, tüketimin kalıplarının arkasındaki ideolojik boyutlarlardır. İkincisinde odaklanılan ise gündelik hayatın içinde şekillenen sorunlardır. Gündelik hayat yeniden üretim aracılığıyla varlığını akışkanlık içinde devam ettirir.


Kuramsal Açılımlar: Gündelik Hayat Sosyolojisi ve Tüketim

Gündelik hayat sosyolojisi içinde şu kuramlar varlık sürdürür: sembolik etkileşimcilik, dramaturjik analiz, fenomenolojik sosyoloji ve etnometodoloji. Önemli isimler altta geçen maddelere dağılımlı olarak Goffman, Schutz, Husserl, Harold Garfinkel, Henri Lefebvre, Michel de Certeau gibi isimlerdir. Bu kuramlara ilişkin olarak, geleneklerin hemen hepsinin tüketim olgusuna dair belirgin tanımlarının olduğu dikkate alınarak aşağıda bunlar ile ilgili bilgi verilecektir.

Gündelik Hayatta Semboller ve Anlamlar: Sembolik Tüketim

Tüketim analizinde ilk olarak sembolik etkileşimcilik kuramsal yaklaşımından söz edilir. Burada odak noktasını oluşturan ise etkileşime giren ve iletişim kuran birey yerine daha çok iletişim dinamikleridir. Sembolik etkileşimciler sembol olarak jest, mimik ve duruşlardan oluşan işaretleri dile getiririler. Bu kuram anlamında bireyler gündelik hayatta, ürünleri ve markaları satın alıp tüketirler, fakat gerçekte taşıdıkları sembolik anlamları önemsediklerinden dolayı bunu yapmaktadırlar. Bir takım lüks tüketim mallarının aşırı derecede önemsenmesi, onlara sahip olmanın getirdiği sembolik anlamlarla bağlantılıdır.

Gündelik Hayatta Benlik Sunumu ve Performans Olarak Tüketim

Gündelik Hayatta Benlik Sunumu ve Performans Olarak Tüketim: Burada dramaturji kavramı odak notasındadır. Dramaturjik kuram bağlamında tüketim ile bireyler gündelik hayatta kendileri hakkındaki izlenimleri yönetirler ve bu da sergiledikleri performansın önemli bir boyutudur. Bu anlamda tüketime statülerin, zevklerin, benliklerin ve sosyal ilişkilerin işaretleri ve kodları olarak sosyal iletişim süreci içinde yer alan bir performans olarak bakılabilir. Sonuç olarak, bireylerin gündelik hayatta tüketimi bir benlik sunum aracı olarak kullandıkları söylenebilir. Tüketmekte ve moda süreçlerinde birey diğer bireylerle sürekli bir statü rekabeti içinde bulunmaktadır. Bir çeşit simgesel değiş tokuş değerinden söz etmek burada mümkündür.

Gündelik Hayatın Fenomenolojisi: Tüketim Reçeteleri

Burada bir fenomenolojik yaklaşımdan söz etmek gerekir. Tüketim toplumu kendini yeniden üretirken, bireylere gündelik hayatta ayakta kalabilmek, var olabilmek adına sunulan reçeteler devreye girmektedir. Burada yaşam anlatılarının kendi kendini anlatmasından söz etmek gerekir, bu anlatmada kişisel deneyimi yapılandırma, hafızayı düzenleme, bir yaşamın olaylarını bölümleme ve amaç oluşturma gücüne sahip olma gücü vardır. Şunu da vurgulamak gerekir ki, reklam verenler ya da tüketimcilik ideolojisi kişinin tüketimi sürdürmesi için istenen yaşam ve iyi bir yaşam imajını yaşam anlatıları içine dâhil etmeye çalışır.

Gündelik Hayat ve Tüketimin Etnometodolojisi

Gündelik Hayat ve Tüketimin Etnometodolojisi: Etnometodoloji kavramı klasik sosyoloji kuramlarına karşı olarak geliştirilmiştir. Bu kavram içerisinde insan etkileşimlerinden doğan gündelik hayata ilişkin eylemlerin, bireyler arası etkileşimlere bağlı bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkan yapıp etmelerin kavranması vardır. Buna göre, süreçlerin veya eylemlerin oluşumunu sağlayan bilgi ve kaynakların ortaya koyulması gereklidir, bunun amacı etkileşim süreçlerinin ve eylem biçimlerinin anlamını ortaya çıkarmaktır. Şu soru önemlidir? Tüketim yapan bireyler bu eylemi hangi amaç ve etkileşim yöntemi olarak kullanarak tüketime anlam kazandırır?

Gündelik Hayatın Eleştirisi ve Tüketim

Gündelik hayat öyle bir alandır ki, bu alanda modernlik somutlaşmıştır ve kapitalizm vardır. Bu nedenlerle gündelik hayatı eleştirel olarak analiz etmek gerekir. Burada gündeliklik adında sadece kavram olarak kalmayan bir kavrama rastlamak mümkündür ki bu kavram toplumu anlamak için bir ipucu görevi görür. Bu kuramda etkin insan imajının silinmişliğinden; bireysel “ben” ya da “özne” nin nesnesi ile özdeşleştiğinden, tüketici imajının ortaya çıktığından söz edilir. Nesnenin birey tarafından kararlıca tüketilmesini kışkırtma işinde varlık sürdüren mutluluk araçlarına “mitoslar” adını verilmiştir. Tüketim ve tüketimin göstergeleri egemendir. Gündelik hayat tüketim toplumunun inşa edildiği bir alan olmakla birlikte derin gerçekliklerin gizlendiği, bireylerin manipüle edildiği bir dünya niteliğindedir.

Gündelik Hayattaki Strateji ve Taktik Olarak Tüketim

Bu maddede gündelik hayat eylem pratikleri üzerinden tanımlanır. Gündelik hayata strateji ve taktik açısından yaklaşılır. Burada sıradan insanların mevcut düzenin baskıcı kurallarıyla nasıl baş ettikleri hakkındaki bilgiler önem taşımaktadır. Sıradan insanların gündelik hayat operasyonlarını keşfetmeye yarayan strateji ve taktik ayrımı önemli rol oynar. Strateji diğer anlamların yanı sıra bir manipülasyon iken, taktik sıradan insanın egemenin stratejileri karşısındaki savunma, ayakta kalma aracı olarak adlandırılabilir. Yemek yapmak, okumak gibi pratikler taktiklerdir. Gündelik hayatın temelde direniş alanı olduğu fikri ön plandadır. Buna farklılığın ve heterojenliğin, bir başka deyişle ötekiliğin direnişi demek zor olmaz.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında