AÖF Soru Bankası

Tüketim SosyolojisiÜnite 5 Özeti

Tüketim, Beden ve Moda

SOS402U-TÜKETİM SOSYOLOJİSİ

Ünite 5: Tüketim, Beden ve Moda

Bedene Yönelik Yaklaşımlar ve Bedenin Sosyolojik Önemi

Beden, toplumsal etkileşimlerin bir arayüzü ve temel aracı olarak düşünülebilir. Bu bağlamda beden, deneyimin birincil alanını teşkil etmekte; bireysel ve toplumsal anlamların cisimleştiği, görünür hale geldiği, tüm bu anlamların bireyler arasında takas edildiği bir kanal olma özelliği taşımaktadır.

Sosyolojinin ortaya çıkışından bu yana, bedenin başlı başına, ayrı bir araştırma konusu olduğunu söylemek mümkün değildir.

Klasik sosyolojinin ilgisinin ekonomi, toplumsal iş bölümü, toplumsal eşitsizlik gibi konuların makro çözümlemelerine yöneldiği görülmektedir (Turner, 1991). Bu bağlamda, klasik gelenek içerisinde beden ve onun cisimleşme deneyimleri, henüz merkeze alınan bir konum teşkil etmemekle birlikte; kuramsal katkıları oldukça önemlidir.

Beden Sosyolojisi: Bedeni Araştırmanın Anlamı

Klasik sosyoloji içerisinde, bedenin örtük bir biçimde varlık gösterdiği ifade edilebilirken çağdaş sosyoloji, beden üzerindeki bu örtüyü kaldırarak, onu araştırma gündeminin merkezine doğru çekmiştir. Aslında bu, bedenin öneminin kaçınılmaz bir biçimde kabul edilmesini sağlayan toplumsal değişimlerin ve gelişmelerin bir sonucu olarak da gerçekleşmiştir.

Anlaşılabileceği gibi bedeni, sosyolojinin gündemine yerleştirmek, bedeni toplumsal olanın farklı alanlarıyla ilişkilendirmek anlamını taşımaktadır. Bu bağlamda, beden sosyolojisi yapmak, bedenin toplumsal olarak nasıl organize edildiğinin analizini yapmaktır ve böyle bir girişim genel hatlarıyla şunları içermektedir:

1. Bedenin sosyolojik analizi, onu aynı anda doğal ve kültürel olanın bir parçası olarak ele almaktadır. 2. Bedenin politik konumu, beden sosyolojisi için önemlidir çünkü beden sosyolojisi; bedenin, arzuların kontrolü üzerinden düzenlenişini ve beden üzerindeki iktidar mücadelesi ile ilgilenmektedir. 3. Bununla birlikte beden, salt farklı iktidar odaklarından gelen yönlendirici ve yapılandırıcı güçlerin etkisine açık, pasif bir varlık da değildir. Bedeni politik konumu çerçevesinde ele almak, yönlendirici ve yapılandırıcı güçler karşısındaki hareket sahasını ve onlara verdiği yanıtları da hesaba katmayı gerektirmektedir. 4. Son olarak bedenin sosyolojik analizi, benlik ve beden arasındaki yakın ilişki üzerine odaklanmaktadır.

Tüketim ve Beden İlişkisi

Tüketim, insanın kendi varlığını sürdürmesi ve en temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması açısından her zaman

önemli bir alandır. Beden, tüketilenlerin görünür sahnesi olarak sosyolojik anlamların sembolik olarak kodlandığı bir zemini teşkil etmektedir. Benliğin sunulması, tercihler, beğeniler, zevkler, başkaldırışlar ve tüm bunların temelinde oluşan toplumsalın hiyerarşik düzenlenişi, büyük oranda bedenlerin tüketimle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır.

Bedenin, toplumsal olarak tüketim üzerinden kendini var etmesinin yanında; bedenin var oluş koşullarını belirleyen güçleri de göz önünde bulundurmak önemlidir. Tüketim ve onun beden üzerindeki cisimleşme biçimleri, toplumsal ve bireysel kimliklerin dipnotları gibi düşünülebilir (Boyne, 2005).

Modayı Tanımlamak

Kavramları, olguları ve fenomenleri tanımlamak ve onları bir araştırma nesnesi olarak almak, sosyal bilimler için kritik öneme sahiptir. Dolayısıyla, bir toplumsal olguya hangi yönlerden yaklaşılacağı ve nasıl analiz edileceği, kavramsal olarak onun nasıl tanımlandığından geçmektedir (Storey, 2014).

Sembolik göstergelerin yoğunlaştığı, toplumsal etkileşimin büyük oranda simgeler türünden deneyimlendiği, simge üretim kaynaklarının ve buna bağlı olarak tüketiminin toplumun her kademesinden bireyleri kapsayacak bir biçimde arttığı bir dönemde (Featherstone, 2005), modanın da önemi, bunlara bağlı olarak artmaktadır.

Lüks moda ve sokak modası sürekli bir biçimde birbirinden etkilenmekte ve bu etkileşim aynı zamanda, endüstriyel modaya da yön vermektedir.

Modanın Yönü: Yukarıdan Aşağıya mı? Aşağıdan Yukarıya mı?

Daha önce de ifade edildiği gibi, toplumsal bir olgu olarak modaya sosyolojik olarak yaklaşmak, üretim, dağıtım ve tüketim yordamları çerçevesinden mümkündür.

İlk model, yukarıdan aşağıya, modanın endüstriyel olarak, seçkin bir grup tarafından üretildiğinin ve toplumun daha aşağı kesimlerine doğru kademeli olarak yayılım gösterdiğinin altını çizmektedir. Modanın aşağıdan yukarıya modeli, gençlerin toplumun tüm katmanlarında etkili olmaya başladığı, nüfus patlamasının yaşandığı 60’lı yıllara kadar etkili olmuştur. Modayı, tek bir kaynakla ve hedefle sınırlandırmak mümkün değildir. Tepeden, yalnızca toplumun zengin bir azınlığı için üretilen, bu grup tarafından tüketilen bir modanın varlığını reddetmenin imkansızlığıyla birlikte moda, sokağın, gündelik olanın kendisinden de beslenmektedir.

Modanın Toplumsal Anlamları

Moda ve kıyafet, ısınma, kapatma ya da rahatlık için basit bir şekilde bedenin giydirilmesinden daha fazlasına işaret etmektedir. Kıyafetler, beden ve içinde bulunduğu çevre, bedenlerin işgal ettikleri ve bedenler tarafından üretilen alanlar arasındaki ilişkiyi ifade eden kodlar gibi


işlemektedirler. Diğer bir deyişle moda, kişisel habitusların bedensel tezahür alanlarından önemli birini teşkil etmektedir (Craik, 1993).

Moda, tam da dindirilmeyi bekleyen bu iki ihtiyacın çatışmasından doğan gerilime aynı anda yanıt verdiğinden ve modadan başka bunu yapan bir kurumun bulunmayışından ötürü sosyolojik olarak önemlidir.

Kültürel Bir İfade Biçimi Olarak Moda

Çağdaş toplumlarda bireyler, bedenlerini çeşitli biçimlerde örtmektedirler. Kıyafetler, bu örtme pratiğine aracılık eden metalardırlar. Giyilen kıyafetlerin ve bedene iliştirilen, onun düzenlenmesine aracılık eden diğer modifikasyon biçimlerinin anlamları çok yönlüdür.

Maddi kültür çalışmaları içinde bir objenin nasıl araştırılması ve çalışılması gerektiğine ilişkin metodolojik yaklaşım, genel olarak objelerin özelde de modanın nasıl kültürel bir ifadenin aracı olduğunu ortaya koymaktadır.

Moda ve Toplumsal Sınıf

Moda, bireylerin toplum içerisinde hem bireyselliklerini ve özgüllüklerini sergilemek için hem de belirli toplum gruplara yönelik aidiyetlerini, özdeşliklerini ortaya koymalarının sembolik bir aracı olarak iş görmektedir (Bennett, 2013).

Genel olarak modanın, sınıfsal konumların dışa vurulmasının, benzer sınıfsal konumlar için birleştirici ancak aynı zamanda farklı konumlar arasındaki ayrımların da tesis edilmesinin aracı olduğu ifade edilmektedir.

Moda ve Toplumsal Cinsiyet

Modayı, bedeni giysilerle donatmayı, onun üzerinde değişiklikler yapma pratiklerini kesen diğer bir faktör, toplumsal cinsiyettir.

Moda, basit bir biçimde, sadece toplumsal cinsiyetlerin tüketim alanlarını oluşturmaktan ziyade, toplumsal cinsiyet kimliklerinin aktif olarak inşa edildiği bir görünüm rejimine işaret etmektedir.

Moda ve Kadınlığın Alternatif Güzergâhları

Bu bağlamda modanın, sabit, değişmez ve önceden yapılandırılmış anlamların taşıyıcısı olmaktan çok onun sunduğu araçların kullanımı üzerinden bireylerin kendi yaratıcılıklarını da kullanarak bireyselliklerini, taleplerini ve politik ifadelerini ürettikleri bir olguya işaret ettiği ifade edilebilir.

Modayı, tepeden ve özellikle kadınların sömürülmesine dayalı bir sistem olarak kavramsallaştırmak moda olgusunu sınırlı ve tek taraflı bir biçimde açıklamaktadır. Moda, yaygın olarak düşünülenin tersine, uyumdan ziyade; toplumsal olarak muhalif bir konumun sembolik göstergesine de dönüşebilmektedir.

Hegemonya, Antonio Gramsci (1967) tarafından, egemen yapılar ve onların ajanlarınca (medya, eğitim, din, siyaset vb.), zora dayalı olmaktan ziyade; kültürel süreçlerin akışı içerisinde düşüncelerin yönetimi üzerinden, halkın büyük

çoğunluğunun rızasının kazanılmasına dayanan egemenlik biçimine işaret etmek üzere kullanılmıştır.

Moda ve Popüler Kültür

Modayı popüler kültür çerçevesine yerleştirmeden önce popüler kültürün özel olarak neye işaret ettiğini aydınlatmak faydalı olacaktır.

Moda, bir tüketim alanı olarak, daha önce de örnekleri verildiği gibi, bireylerin, içinde kendi direniş örüntülerini ve yordamlarını inşa ettikleri bir zemin olarak düşünülebilir.

Muhalif Gençlik Altkültür Tarzları

Modanın muhalif ve hatta saldırgan yönü, pek çok örneği arasındaki belki de en çarpıcı bir biçimde gençlik altkültürlerinde görülmektedir. Bir altkültür modası ve tarzı, üyelerinin benimsediği kıyafetlere, saç şekillerine, aksesuarlara, vb. işaret etmektedir.

Çeşitli araçlar üzerinden alkültürel bir tarz oluşturmak, yüksek ekonomik kaynaklara sahip olmayı zorunlu kılmamaktadır. Yaratıcı yenilikler, kaynaklardan görece yoksun bireylerin ellerindekilerini değiştirmek, dönüştürmek ve farklı biçimlerde kullanmak suretiyle ortaya çıkabilmekte (Chaney, 1999) altkültür modasının ve tarzının oluşumu, nesnelerin farklı anlamlara işaret edecek biçimde yeniden kullanıma sokulmasını, geleneksel anlamının yıkıcı bir biçimde ters-yüz edilmesini ve bunun üzerinden de mikro bir direnişin sergilenişini içermektedir. Hebdige (2004: 99, 101),

Muhalif altkültür tarzlarının örnekleri, modanın bağlamsallığını ve farklı toplumsal gruplar içerisinde, farklı moda akımlarının ortaya çıkabileceğinin ve bu hâliyle modayı, salt yukarıdan aşağıya modelinin perspektifine yerleştirmenin, söz konusu fenomeni anlamak için yeterli olamayacağının göstergeli niteliğindedir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında