SOS402U-TÜKETİM SOSYOLOJİSİ
Ünite 2: Gayri Maddi Emek ve Yeni Tüketim Biçimleri
Giriş
Bu ünitede ilk aşamada gayri maddi emek kavramının ne olduğu açıklanacak. Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT) ile birleşen gayri maddi emek sürecinin 1980 sonrası dönemde dönüşen birikim rejimi hattı boyunca kendisine hangi yeni tüketim örüntülerinin eşlik ettiği tartışılmaya çalışılacaktır.
Toplumsal İşçi
Post operaismo yani işçicilik sonrası akımın temelleri II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan Marksist düşün dünyasında önemli bir yeri olan işçicilik (operaismo) ekolüne dayanmaktadır.
Marx metaların yalnızca aynı toplumsal birimin, yani insan emeğinin ifadeleri oldukları ölçüde değer nesnelliğine sahip olduklarını, dolayısıyla da değere nesnelliklerinin tümüyle toplumsal olduğunu hatırlatarak, değer nesnelliğinin kendisini yalnızca meta ile meta arasındaki toplumsal ilişkide gösterilebileceğini belirtir. Sabit sermaye (makineler ve hammaddeler) ile değişir sermaye (işçiler) arasındaki oranın işçi sınıfının kapasitelerini nasıl etkilediğine baktılar. Operaismo düşünürleri sınıf kompozisyonunu teknik ve politik bileşimler olarak ikiye ayırırlar.
Teknik bileşen işçi sınıfının sermaye tarafından nasıl organize edildiğidir. Politik bileşim ise işçi sınıfının kendi ihtiyaç ve gelişimi için mücadele etmesini sağlayan örgütlenme kapasitesini belirler: bireysel ve kolektif karşı çıkış, direniş ve artık değerin yeniden ele geçirilmesi (re- appropriation). Yani işçi sınıfının politik becerisi fordizmin montaj hattını durdurma kapasitesinde yatar.
Gayri Maddi Emek
Lazzarato’nun 1996’da kaleme aldığı Immaterial Labor (Gayri Maddi Emek) başlıklı çalışmaya göre gayri maddi emeğin kapsamında, emek süreci sonucunda ortaya çıkarılan ürünün kültürel bir içeriği, bir de bu ürünü üreten emekçinin geleneksel anlamda çalışma olarak tanımlanmayan faaliyetleri yer almaktadır.
Gayri maddi emek emeğin iki farklı yönünü tanımlar. İlki metânın bilgisel içeriğidir. Bu içerik sibernetik ve bilgisayar kontrolünün iş gücünü etkileme potansiyelidir. İkincisi ise metânın kültürel biçimi ile ilgilidir. Lazzarato’ya göre bunlar “kültürel sanatsal standartların, moda eğilimlerinin, lezzetlerin tüketici normlarının ve daha stratejik olarak kamuoyunun tanımlanıp tespit edilmesi ile ilgilidir”.
Hardt ve Negri’ye (2004) göre 20. yüzyılın son on yılında endüstriyel emek hegemonyasını yitirdi ve yerine maddi olmayan emek yani bilgi, enformasyon, iletişim ilişkileri veya duygusal ifade gibi maddi olmayan ürünler üreten emek geçti. Gayri maddi emek maddi olmayan fikirler, semboller, kodlar, metinler, dilsel figürler, imajlar gibi ürünler üretir. Bu yeni emeğin dolaşımı tüketimin yeni görüngülerini anlamak için kilit önemdedir.
Gayri Maddi Sermaye
Vercellone (2015) bilişsel kapitalizm adını verdiği yeni kapitalizmde sermayenin de gayri maddileştiğini savunur. Bunun birinci belirtisi gayri maddi denilen ve artık borsa sermayesine dönüşmenin en önemli kısmını temsil eden sermayenin artan rolü ile ilgilidir.
Onun değeri, kâr beklentisiyle rant elde eden finans piyasaları tarafından gerçekleştirilen öznel değerlendirmenin ifadesinden başka bir şey olmaz. İkinci belirti, ticari olmayan bir mantığa göre geleneksel olarak refah devleti tarafından sağlanan insanın insan için üretim yaptığı sektörler, bilgiye dayalı bir ekonominin lokomotif sektörü olduğu biçime bağlıdır. Bilginin üretilme ve aktarılma sürecinin dolayısıyla gayri maddi sermayenin oluşumunun önemli bir kısmını sağlayan da insanın insan için yaptığı üretimdi.
Marazzi (2010) bu yeni görüngüyü yeni ekonomi olarak adlandırır. Bu yeni ekonominin temelde ilgi ekonomisine dayandığını vurgular.
İlgi fiziksel hammaddenin yerini almıştır. İlgi az bulunan ve son derece dayanıksız bir maldır.
İlgi ekonomisi, bilgiye erişimde görülen, yeni teknolojilerin körüklediği yüksek artış oranının bir ürünüdür zira müşterileri/tüketicileri muhafaza etmek ya da basitçe cezbetmek için ilgilerini çekmek gerekiyor.
Serbest Emek ve Dijital Ekonomi
Terranova’ya (2020) göre dijital ekonomide metânın ortadan kayboluşu maddi bir kayboluş değildir; bunun yerine emeğin niteliğine görünür bir tabiyet olarak görmek de mümkündür. Bu anlamda metâ ortadan kaybolmaz; gittikçe daha gelip geçici bir hâle gelir, ömrü sıkıştırılır, bitmiş bir üründen çok bir süreç hâline gelir.
Sürekli yaratıcı, yenilikçi emeğin piyasadaki değerinin temelindeki rolü, dijital ekonomi için elzemdir. Serbest emek ise geç kapitalizme içkin bir emek arzusudur ve geç kapitalizm serbest emeği hem besleyen hem de tüketen alanıdır. Geç kapitalizm, emeğin kendi varlığını sürdürmekte kullanabileceği araçları ortadan kaldırarak onu tüketir: İnternetteki hızlı başlangıçların bir anda sona ermesinden, yetersiz karşılıklara ve kültürel ekonomideki genel sömürüye kadar.
Facebook gibi sosyal ağlar, iletişim halindeki öznelerin (ve ücretsiz kültürel emeğin) sosyal ilişkileri üstünde kullanıcıları, sermayenin dolaşımına ilişkin gereksinimini sırtlayan araçlara dönüştürerek onları tahakküm altına almak için kullanıcıların sosyal ağlar üzerindeki çalışmalarına kaldıraç olur (Manzerolle ve Kjosen, 2014).
Büyük Veri, Gözetim, Finansın Dijitalleşmesi
“Büyük Veri” çok büyük ve karmaşık veri tabanlarını tanımlamak için kullanılan yaygın bir terimdir. Büyük Veri, tek bir sunucu veya masaüstü bilgisayarda yürütülen geleneksel “yerel” tekniklerle yönetilemeyen veya analiz edilemeyen ve milyonlarca kaynaktan gelen veri kitlelerini
(bir arama motorunun deposundan, internet araştırmalarından, Wikipedia’nın veri tabanından alınan veriler gibi) ifade etmek için kullanılır.
Tüm sosyal ağlar ve arama motorları gibi Facebook da son kullanıcı için ücretsizdir. Şirket 10.000’in üzerindeki çalışanına maaşlarını ödemek ve hizmetlerine devam etmek için gereken parayı, biz Facebook’un hizmetlerini kullanırken onun bizim hakkımızda topladığı verilere erişim sağlamak için ödeme yapan şirketlerden kazanıyor. Şirket bu sene, aktif reklam veren iki milyon firmanın başvurduğunu duyurdu.
New York’ta bulunan eXelate gibi firmalar, mümkün olduğunca derin sondajlar yapıp verileri satışa sunuyor.
Bir tür platform ekonomisinin oluştuğu, kullanıcı emeğini, çevrimiçi emeği kullanan teknoloji şirketlerinin dünyadaki büyük şirketler listesinde yer aldığı görülmektedir. Türkiye’de 2019’dan 2020’ye aktif İnternet kullanıcı sayısının 2,2 milyon arttığı da göz önünde bulundurulursa kullanıcı emeği, dolaşımında tüketimin de dijitalleştiğini belirtebiliriz.
Ross (2015) bu finansal sistemi krediokrasi olarak nitelendirmektedir: “Bu borç para sisteminin, hesap verme mecburiyeti olmadan yaratıldığı ve ortak refahımız için sürdürülmediği açıktır. Sistemin yükümlülükler ağı, temel ihtiyaçlar için ödünç almaya zorlanan geniş kesimlere hizmet etmez ve bu sistemin bizi çarkları arasında daha da sıkıştırmak için sürekli olarak yeniden tasarlandığını biliyoruz” (Ross, 2015: 101).
Tüketim, finansallaşma ve dijitalleşme bir arada tartışıldığında genellikle anlaşılan lüks ya da gösterişçi tüketim oluyor. Ancak tam tersi temel insan onuruna yaraşır bir şekilde eğitim, sağlık, gibi haklarımızın meta değeri kazanması ve bunları tüketim nesneleri haline gelmesi sıklıkla göz ardı ediliyor. Bu daha fazla borçluluk, siyasal olaraksa daha fazla tahakküm ve devlet otoritesinin ensemizde olduğu anlamına gelmektedir. Dijitalleşmenin olumsuz etkilediği iş kollarından biri de gazeteciliktir.
Yanık’ın 2019’da Ekşi Sözlük üzerine gerçekleştirdiği çalışma dikkat çekici bir saptama yapmaktadır: “Ekşi Sözlük, nitelik açısından iki farklı emek biçimini bünyesinde barındırır. Bunlardan ilki platform için yaratıcı fikir ve görüş üreten nitelikli bilgi çalışanları (yazarlar ve iktidar hiyerarşisine dâhil olan diğer kullanıcılar), diğeri ise pasif bir kullanıcı olarak platforma ziyaretçi olarak dâhil olan ve içerikleri tüketen kullanıcılardır.
Sermaye ve Dijital Emek Pazarı
Sermaye dijital emek üreten kesimlerin aksine dijitalleşmeyi bir fırsat kapısı olarak görmekte ve yeni iş modellerini dijital altyapı üzerinden şekillendirmektedir.
TÜBSİAD’ın (Türkiye Bilişim Sanayicileri İş Adamları Derneği) Türkiye’nin 2020 Dijital Dönüşüm Endeks Raporu’na göre bazı önemli sonuçlar aşağıda verilmiştir:
“Bir ülkede bilgi yoğun faaliyetler içinde telekomünikasyon sektörü özel bir önem taşır. Her 1 milyon kişilik nüfusa karşılık gelen tam zamanlı telekomünikasyon çalışanlarının sayısı; bir ülkedeki iletişim sektörünün büyüklüğünü, sektörün önemini ve kapasitesini göstermektedir. Türkiye’de her 1 milyon kişilik nüfusa 342 tam zamanlı telekomünikasyon çalışanı hizmet vermektedir. Bu sayı ile Türkiye, seçilmiş ülkeler arasında açık ara farkla son sıradadır. Her 1 milyon kişilik nüfusa hizmet veren tam zamanlı telekomünikasyon çalışanı sayısı en yüksek ülkeler ise Güney Kore (2486) ABD (2263) ve İrlanda’dır (1906).
Bu istatistik, Türkiye telekomünikasyon endüstrisinin yeterince gelişmemiş olduğunu ve hizmet verme kapasitesinin sınırlı olduğunu göstermektedir.
Bilgi yoğun faaliyetlerde istihdam edilen işgücü oranı en yüksek ülkeler Singapur (%56,91), İngiltere (%49,20) ve Finlandiya’dır (%47,80).”
Türkiye’de bilgi yoğun faaliyetlerde istihdam edilen işgücü oranı %21,58’dir. Yapılan sıralamada en sonda bulunan Meksika’dan (%19,88) sonra ikinci sıradadır.
Gayri Maddi Emek Teorisine Eleştiriler
Huws (2018) post operaismo teorisyenlerinin coşkulu gayri maddi emek kavramsallaştırmalarına karşı dijital emeğin ekonominin geri kalanından soyutlanabilecek ayrı bir emek biçimi olarak görülemeyeceğini belirtir.
Huws çevrimiçi faaliyetlerin önceki modellere uymadığı görüşüne karşın; bunları geleneksel değer üretim biçimleri bağlamında çözümlemeye ve bu kategorilere uyup uymadığına bakar. Ona göre metalarla aynı karaktere sahip olan maddi olmayanlar da dahil olmak üzere birçok hizmet vardır. Onlara bu özelliği veren, içinde üretildikleri sosyal ilişkilerdir. Değeri üretenin çevrimiçi emek olmadığını reklamı yapılan metaları üreten işçilerin emeği olduğunu ifade eder.
Witheford Siber Proletarya eserinde tezlerini operaismo okuluna dayandırsa da bugün sermayenin dolambaçlı yollardan da olsa işçiden kendini özerkleştiren taraf olduğunu belirtir. Ona göre sibernetik ve küreselleşmenin birleşimi kapitalist girdabın temel dinamiğindeki gerilimi, emeği aynı anda hem içeren hem de dışlayan “işleyen çelişkisini” yeni bir aşamaya yükseltmiştir.
Fuchs’un dijital emek teorisi iki teorik cepheye karşı getirdiği itirazların bir ürünüdür. Bir yanda Marx’ın emek kavramını eleştiren Lazzarato, Hardt ve Negri gibi isimlere karşı Marx’ın emek değer teorisini savunma iddiasındadır; diğer yanda yeni teknoloji ve dijital/sanal medya platformlarının ortaya çıkması gerçekliği karşısında Marksist toplumbilimcilerin bu gerçekliği politik ekonomi, ideoloji ve kültür teorileri açısından irdelemediğinden yakınır.
Sonuç olarak emeğin bedensel kısmı yok olmamıştır. Dijitalleşmeyle simbiyotik bir ilişkiye girerek bir form
olarak varlığını sürdürmektedir. Bir yandan dijital ürünler için gerekli hammadde ve işçiliğin varlığını sürdürmesi Gana’nın başkenti Acra’daki uçsuz bucaksız e- Çöplüklerinde tükettiğimiz dijital ürünlerin varlığı. Dijitalleşmenin hala bedensel olana ve maddi olana sıkıca bağlı olduğunu kanıtlamaktadır. Dijital uzamlardaki tüm çoklu kimliklerimiz, tüketim tercihlerimiz maddi dünyanın dolayımıyla kan ve terden arta kalanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital çağda tüketim yalnızca markalar, imajlar ve kültürel ürünler değildir. Dijital çağın zorunlu kıldığı denetim ve kontrol mekanizmalarında hayatta kalma mücadelesi verenlerin temiz su, konut, temel gıda gereksinimlerini tüketememesindedir asıl sorun.