AÖF Soru Bankası

Sosyal Medya SosyolojisiÜnite 5 Özeti

Sosyal Medya, Güvenlik ve Yeni Suçlar

SOS322U-SOSYAL MEDYA SOSYOLOJİSİ

Ünite 5: Sosyal Medya, Güvenlik ve Yeni Suçlar

Giriş

Bilgi teknolojilerinin yaşamımızda artan kullanımına paralel olarak bilgi teknolojileri yardımıyla işlenen suçlar da artmakta ve klasik suç yöntemlerine kıyasla çözümü karmaşık hâle gelmektedir. Özellikle, sosyal medyada bulunan güvenlik açıkları yeni tehdit biçimlerinin oluşmasına katkıda bulunmakta ve böylece çevrimiçi suç yaygın bir kalıp hâline gelmektedir. Bu ünitede, dijital teknolojilerde yaşanan gelişmelerle birlikte yeni bir suç alanı olarak ortaya çıkan siber suçların özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleşen biçimleri ele alınmıştır.

Yeni Bir Suç Alanı Olarak İnternet ve Sosyal Medya

Bilişim alanında meydana gelen değişimler, internet bağlantılı taşınabilir modern araçların, özellikle de akıllı telefonların, tüm bilişim mecralarında rahatlıkla ve yaygın biçimde kullanılmaya başlaması, kontrol mekanizmalarının zayıflamasına ve sanal dünyada suç işlenmesine olanak sağlamıştır. Bu bağlamda bilişim suçları “iletişim teknolojileri kullanılarak kişilere, topluma ve devletlere karşı, kanunlarla yasaklanmış fillerin gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Bilişim ağları üzerinden işlenen bu suçların takibi diğer suçlara göre çok daha güçtür. Özellikle, geleneksel sosyal medyaların veri depolamaları odaklı yapılanması o kadar çok insanı rahatsız etmiştir ki, görece daha kapalı ve kişinin özeline sızma ve bunu dışarı sızdırma ihtimali olmayan yeni paylaşım ağlarının oluşması kaçınılmazdır. Yeni sosyal medya ise, yanlış bilgi ve propagandanın kolayca yayıldığı manipülasyon için uygun alanlar hâline gelmişlerdir.

Birçok araştırma, siber suçların asimetrik açıdan iki önemli şekilde değiştiğini vurgulamaktadır. Bir yandan siber suçlar giderek profesyonelleşmekte ve böylece karmaşık ve incelikli saldırılar gündeme gelmektedir. Öte yandan, sosyal medya kullanıcılarının katlanarak büyümesinin getirdiği “hiper-bağlantı,” “uzman olmayan” vatandaşlara da çevrimiçi ve çevrimdışı suçları kolaylaştıracak şekilde organize etme ve iletişim kurma fırsatları açmıştır. Sosyal medya, özel ve bireysel faydaların etkisini artırarak belli motivasyonların harekete geçmesine katkıda bulunabileceği gibi hızlı bilgi akışı nedeniyle suçların işlenebileceği bir ortam olma özelliğini taşımaktadır. Sosyal medya araçları üzerinden yayın yoluyla işlenen suçlara ilgili kanuna istinaden örnek olarak, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama gibi suçlar verilebilir.

Türkiye’nin siber suçlar karnesine bakıldığında Türkiye’nin 2007-2013 yıllarını kapsayan 9. Türkiye’de Siber Suçlar Raporu’na (Norton, 2012) göre, 10 milyondan fazla insan siber suç nedeniyle mağdur olmuştur. Türkiye’nin temel siber yasalarında bazı önemli

boşluklar olmasına rağmen, Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun, Nisan 2016’da yürürlüğe girmiştir.

Sosyal medya araçları üzerinden İşlenebilecek suçların, işlenme yöntemlerine göre sınıflandırarak bakarsak İlk olarak sosyal mühendislik yönteminde suçu işlemek için, sistemden ziyade kişi hedef alınmaktadır. Bu eylemdeki amaç, istemedikleri bir şeyi yapmaya veya gizli bilgilerini vermeye ikna etmektir. Phishing yöntemi de sosyal mühendislik yöntemine benzer biçimde kişilere yönelik olup kişileri kendi sayfalarına yönlendirmek veya kendi bağlantılarına tıklayarak tuzak siteye yönlendirmek ve burada kişisel bilgilerini, kredi kartı numaralarını veya parolalarını elde etmek gibi yollar öne çıkmaktadır. Sosyal medya araçları üzerinden işlenebilen bir diğer suç ise siber zorbalıktır. Bu, gerçek hayattaki zorbalık niteliğindeki eylemlerin sosyal ağlar üzerinden gerçekleşmesidir. Burada zorbalık yapılan kişi tanınan bir kişi üzerine gerçekleşir.

İnternet Teknolojileri ve Yeni Suçların Yükselişi

On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda ortaya çıkan kitle iletişim araçları (baskı, fotoğraflar, radyo, film ve televizyon kullanıcıların kendileriyle etkileşimlerini belirli şekillerde düzenleyen bazı önemli yapısal özellikleri taşır. İlk olarak, bu eski medya araçları “tek yönlü” kanallar halinde organize edilir. Bu tek yönlü yapı, aracılı bir iletişim ile toplumsal etkileşimi etkili bir biçimde kısıtlar, insanlar kitle iletişim araçları ürünlerinin alıcılarıdır, hiçbir biçimde enformasyon üretim sürecinde yer almazlar. Günümüzde yeni medyanın yapısındaki en belirgin şey ise, “tek yönlü” ve etkileşimsiz iletişim kanalları değil, “çoklu” ve “iki yönlü” etkileşimlerin etkin bir biçimde yaygınlaşmış olmasıdır. Medya kullanıcıları artık kendilerini farklı biçimlerde medya üzerinden temsil ederek, erişilebilir kılarak, kendisine ilişkin bilgi ve görüntüleri görünür kılabilir. Bu durum, çalıntı, sahte, kusurlu veya başka bir şekilde yanlış beyan edilen malların satışı yoluyla dolandırıcılık, yasal korumaları ihlal etmiş ve içeriğin yasal olmayan yollardan indirilmesini içeren suçlar yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bu erken dönem internet suçlarının akabinde etkileşimli Web’in gelişimiyle birlikte yeni suç ve mağduriyet alanlarını yaratmıştır.

Webin gelişimiyle ortaya çıkan Web 2.0 terimi, yüksek derecede kullanıcı etkileşimini ve kullanıcılar tarafından çoklu ve kişiselleşmiş içerik üretim özellikleri için kullanılır. Bu, kullanıcı tarafından oluşturulan içerik, video, müzik, fotoğraf, makale, kitap ve blog gibi legal ya da kaçak kültürel üretimin çeşitli formlarını içerebilmektedir. Medya kullanıcısı artık sadece bir içerik tüketicisi değil, aynı zamanda üreticisidir. Kısa mesaj ve multimedya mesajlaşma gibi cep telefonu tabanlı teknolojiler ile Facebook, Instagram, Google, MySpace ve Bebo gibi sitelerin yanı sıra, Twitter, Tumblr ve LinkedIn gibi ‘mikro blog’ platformlar kullanıcı kimliğini görünür biçimde sergilemektedir.


Sosyal Medya ve Suçların Değişen Niteliği

Mobil toplumsal ağlar ve şebekelerin, bilgi-iletişim teknolojilerini kullanmasıyla ortaya çıkan yeni bir toplumsal koordinasyon biçimi meydana geldiğini vurgulayan Rheingold, bu iş birliği teknolojilerini akıllı çeteler olarak adlandırmaktadır. Smart mobs; akıllı, uyanık, esnek bağlarla birbirine bağlı, bir çete gibi her an kurulup dağılabilen mobil yani göçebe bir toplumsal iş birliği/koordinasyon teknolojisidir. Ancak bu, çetelerin kural tanımaz esnekliği ve göçebeliğinin barındırdığı karanlık anlamları da taşıyan bir toplumsal birliktelik de olabilmektedir.

Cep telefonları üzerinden insanların aynı yönde tutum ve davranışlarda bulunmasını sağlayan akıllı ağ çeteleri, mobil metin mesajları ve e--postalar gibi iletilebilir içeriklerle sağlanmaktadır. Kısacası bir kişiyle başlayan süreç kitlesel bir harekete dönüşebilmektedir. Facebook, YouTube, WhatsApp, Facebook Messenger, WeChat, QQ, Instagram, QZone, Tumblr ve Twitter gibi sosyal medya platformları, insanlar için kendi sözlerini üretmeye, yaymaya, çoğaltmaya ve çeşitli toplumsal, kültürel, siyasal ve ekonomik sorunlar için örgütlenmeye, bir araya gelmeye olanak tanıyan etkileşimli alanlardır.

Kimlik kartı numarası uygulamasından, mobese kamera kayıtlarına, bankamatik çiplerinden, iris, parmak izi kayıtlamasına, cep telefonlarındaki küresel konumlandırma sistemiyle işaretlenmeye, sosyal medya hesaplarından, arama motorları taramalarında oluşturulan kullanıcı bilgileri, tercihleri ve alışkanlıklarına değin, yurttaşların fiziksel bedenleri dijital bedenlere dönüşmektedir. Söz konusu verilerin suiistimal edilmesinin yaygınlaşması bu ortamdaki suçların da nicelik ve niteliğini değişime uğratmaktadır. Bu bağlamda, görünürlük ve mağduriyet arasındaki önemli ilişki üzerine ortaya çıkan “rutin eylemler teorisi” suçların üç gerekli unsurun bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını iddia eder. Bunlar, ‘motive olmuş suçlunun’ varlığı, ‘uygun bir hedef’ ve ‘yetenekli bir otoritenin yokluğu’dur. En önemlisi, bir hedefin saldırıya uygunluğu; Görünürlük, Eylemsizlik, Değer ve Erişilebilirlik gibi dört ögeden oluşur. Suçların işlenmesine olanak veren en önemli iki unsur görünürlük ve erişilebilirlik unsurlarıdır.

Sosyal Medyada Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlaller ve Çözüm Önerileri

Sosyal medya platformlarının avantajları olarak düşünülebilen genişletilmiş görünürlük ve erişilebilirlik, aynı anda kullanıcıları yeni bir suç tehdidine karşı savunmasız hâle getirerek, daha fazla mağduriyet ve suç yaratmaktadır. Sayısal olarak bilişim suçlarının çoğu sosyal medya araçları üzerinden işlenmektedir. Bunun en önemli sebebi, suçun ögelerinden mağdurun bilişim sistemlerini kullanması veya içinde olmasıdır. İnsanların da en çok müdahil oldukları ve en çok dışarıya açıldıkları alan sosyal medya araçlarıdır. Özel hayatın gizliliği konusunda aşağıdaki eğilimler de gizliliğin korunmasını giderek zorlaştırmaktadır:

• Çevremiz enformasyonel teknolojilerle dolu olduğu için gizlilik tehditleri giderek her yerde ve her anda karşımıza çıkmaktadır.

• İnternet ve mobil telefonların gelişimi kişisel verilerin yasama sınırları arasında iletimini küreselleştirmektedir.

• Veri madenciliği teknolojisi profil çıkarma ve toplumsal sınıflandırma seviyesine erişmiştir

• Sosyal medya ve kullanıcıların ürettiği içeriğin artışı, internet kullanıcılarının kendilerinin uyarladıkları ve değiş tokuş ettikleri kişisel verileri çoğaltmıştır.

Gizlilik ihlallerinin engellenmesine yönelik olarak iki tip düzenlemeden söz edilebilir. Öz-düzenleme Çözümleri ve Teknik Çözümler. Öz-düzenleme çözümleri bireysel ve kolektif olabilir. Bireysel öz-düzenleme özel hayatın gizliliği konularında bilinçli internet kullanıcılarının kendilerini korumak için aldıkları önlemlerden oluşmaktadır. Teknik çözümler ise genellikle kişinin kendi adını saklamasına yarayan şifreleme, anonim bilgisayar ve internet kullanımı gibi teknolojik korumaları içermektedir.

Sosyal Medya, Siber Zorbalık ve Çeşitli Çevrimiçi Saldırganlıklar

Siber zorbalık terimi, reşit olmayanlar arasında çok yaygındır ve doğasında kurnazca eylemler içermektedir. Siber zorbalık uluslararası bir sorun olarak bildirilmiştir. Bu konu internet tabanlı taciz ve bazı durumlarda öğrenci intiharlarının temel nedenlerinden biridir. Birçok siber zorbalık olayına rağmen, geleneksel zorbalık olay sayısı açısından siber zorbalıktan daha yaygın olmaya devam etmektedir. Bir grup veya birey tarafından, elektronik iletişim araçlarını kullanarak, kendisini kolayca savunamayan bir alıcıya karşı saldırgan, kasıtlı bir eylem veya davranış olarak tanımlanan siber zorbalık, bireylere çevrimiçi bir ortama yüz yüze zorbalık yapma imkânı sağlar ve bu tür saldırılar yaygın ve kalıcı etkiler bırakabilir. Araştırmalar şimdiye kadar siber zorbalığa maruz kalma ve siber zorbanın faili olma ile depresyon, düşük benlik saygısı, davranış sorunları, madde bağımlılığı arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir.

Siber zorbalıkta tekrarlanma özelliğinin yanı sıra, bir güç dengesizliği söz konusu olabilmektedir. Daha da önemlisi, geleneksel zorbalıkta bu güç dengesizliği, fiziksel güç veya sosyal statü farklılıklarını yansıtabilirken; siber zorbalıkta teknolojik uzmanlık, üstünlük ve farklılıkları yansıtabilir. Çoğu çalışmada, siber zorbalığın toplumdaki yaygınlık oranları %10 ile %40 arasında değişmektedir. Örneğin Twitter ve benzeri sosyal medya platformları, siber zorbalık eylemlerinde faillik ve mağduriyet için popüler siteler olarak ortaya çıkmıştır. Siber zorbalığa duyulan ilginin çoğu öncelikle kısa mesajlar, Facebook ve anlık mesajlar yoluyla gerçekleşen genellikle de akranlar arası siber zorbalığa odaklanmıştır. Geleneksel zorbalık teorisinde çevrimiçi siber zorbalık ya da saldırganlık; empati ve sosyal becerilerin eksikliği, narsisizm,


dürtüsellik, duyu arayışı, duygusal düzenleme sorunları veya yalnızlık, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik belirtiler gibi altta yatan kişilik özelliklerinin neden olduğu mantıksız ve gayrimeşru bir davranış olarak ifade edilmektedir. Ancak, geleneksel zorbalık teorisi, online çevrimiçi saldırganlığın sadece özel sosyal ağlarda ve anonim bir kimlikle gizlenerek değil, kamuya açık bir şekilde yapıldığı olgusunu gözden kaçırmaktadır.

Son yıllarda, çocukların hem suçlu hem de kurban olarak yer aldığı eylemlerin çevrimiçi ortamda arttığı görülmektedir. Akranların birbirlerine karşı çevrimiçi cinsel içerikli davranışlarla zarar verme alışkanlıkları konusunda giderek artan bir endişe söz konusu olmaktadır. Bu davranışın özellikle belirgin bir örneği “kendini mağdur etme” davranışlarını içermektedir ve bazı çocuklar, beklenmeyen ve istenmeyen sonuçlara maruz kalabilecekleri cinsel yönelimli iletişim eğiliminde olabilmektedir.

Siber zorbalık davranışının doğasını anlamak ebeveynler ve eğitimciler için çok zor bir durumdur. Bir yandan teknolojinin doğasının sürekli değişmesi yüzünden siber zorbalık davranışı, çeşitli disiplinlerden araştırmacı ve eğitimcileri davranışı engellemek için önleme ve müdahale çabalarını tasarlamak için birlikte çalışmaya teşvik eder. Öte yandan, aynı önleme ve müdahale çabaları, durumun dayattığı teknolojik taleplere ayak uyduramamak nedeniyle engellenebilmektedir. Çoğu öğrenci, veli ve eğitimci için bugün yeni teknolojiler hakkında belli seviyede temel bilgi ve beceri kazanmak karşılaşılabilecek riskleri karşılamak için yararlı olacaktır. Ayrıca, okulların kesinlikle cep telefonları ve bilgi- sayarlar/ internet kullanımı hakkında net kurallar uygulaması yararlı olabilir.

Sosyal Medya, Nefret Söylemi ve Nefret Suçları

Nefret söylemi, her türlü hoşgörüsüzlükten kaynaklanan ve önyargılardan beslenen nefreti yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı çıkaran ifade biçimleri için kullanılmaktadır. Nefret söyleminin ortaya çıkmasında, basmakalıp fikirler, etiketleme, önyargılar ve ayrımcılık temel araçlardır. Sosyal medya, sınırsız izleyici potansiyeli ile her zaman ve her yere saldırmaya izin vermektedir. Bunun nedenleri şöyle sıralanabilir:

• Sosyal medyada çevrimiçi eleştiri ve saldırı ucuz, neredeyse hiç zaman alıcı olmayan ve her yerde ve her zaman yapılabilen bir eylemdir. • Sosyal medyada, coğrafi olarak birbirinden tamamen uzak insanlar bedensel zarar görmeden birbirlerine sözlü olarak saldırabilirler. • Sosyal medya sıradan insanlara çok büyük bir kitleye mesajını iletme ve normları ihlal etme gücü verir.

Sosyal medya nefret suçları açısından incelendiğinde gerçek hayattaki sonuçlar üzerinde etkileri olabileceği öne sürülmektedir. Sosyal medyanın şiddeti körüklemedeki rolünü araştıran bazı çalışmaların yanı sıra, bazı

araştırmalar da çevrimiçi nefret söyleminin yaygınlığını belgelemiştir. Bazı çalışmalar ise sosyal medyanın yabancı düşmanlığı ve vatandaşların kutuplaşması üzerine etkisini araştırmıştır. Ancak, nefret söylemini sınırlamaya yönelik olarak tamamen yasakçı yasalar çıkarılmasının bedeli ağır olabilir: İfade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çiz- giler bulanıklaşabileceğinden düzenleme sansüre kapı açabilir.

Sosyal medyadaki nefret söylemi ile ilgili çalışmalar, nefret suçlarının birçok temel itici motivasyona sahip olma olasılığının yüksek olduğundan bahsetmektedir. Toplumdaki yabancı düşmanı ideolojinin değişimi, ırkçılığın veya göçmenlerin sayısının artışı ve kamusal görünürlüğü ile birlikte nefret suçlarının artabileceği vurgulanmıştır. Mevcut araştırmalar, sosyal medyada yabancılara karşı dışlayıcı kültürel tutumların son derece ısrarcı olduğunu göstermektedir. Belirli bir yerdeki duygusallıktaki geçici ve kısa ömürlü patlamaların, insanların davranışları üzerinde önemli etkileri olduğunu ve sosyal medyanın, bu duyguların yayılmalarında rol oynayabileceği anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yürütülen çalışmada, BM İnsan Hakları Komisyonu’nun talebi üzerine, 2001 yılında Durban’da gerçekleşen üçüncü Dünya Irkçılık, Irk Ayrımcılığı, Yabancı Düşmanlığı ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Konferansı’nın Durban Bildirgesinde açıkça ırkçılık, ırk ayrımcılığı, yabancı düşmanlığı ve buna bağlı hoşgörüsüzlükle mücadeleye katkıda bulunmak için internet de dâhil olmak üzere yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımını teşvik etme gereği; yeni teknolojilerin insan haysiyetine hoşgörü ve saygının teşvik edilmesine yardımcı olabileceği ve diğer önemli öneriler arasında yer alan “yeni teknolojilerin, eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelerini desteklemesi gerektiği açıkça kabul edilmiştir.

Sosyal Medya ve Siber Suç Şebekeleri

Siber âlemde işlenen suçların sayısı sürekli artarken ve suç faaliyetleri giderek daha karmaşık hâle gelirken, güvenilir bilgi kaynaklarının eksikliği, siber suçların uluslararası karakteri ve siber suçlular tarafından kullanılan sürekli gelişen araçların birleşimi, bilgi ağlarının “karanlık tarafının” doğru bir resmini elde etmeyi zorlaştırmaktadır. Siber suçların küresel, hızlı genişleyen, kâr odaklı yasa dışı bir endüstriye dönüştürülmesinin arkasında gelişen yeni organize suç gruplarının olduğu söylenebilir. Siber âlemde faaliyet gösteren yeni gruplar, daha ödüllendirici ve daha az riskli operasyonların keyfini çıkarmakta ve sadece e-suç alanında faaliyet gösteren yeni suç ağlarını temsil etmektedir. Kredi kartı dolandırıcılığı, ABD’lilerin hesaplarını satma, bankacılık kimlik bilgileri ve diğer hassas bilgilerin satılması gibi çevrimiçi yasa dışı faaliyetler, giderek daha karmaşık ve kendi kendine yeten dijital yeraltı ekonomisine yol açmıştır. Siber suç endüstrisinin mevcut olgunlaşmasını gösteren faktörlerden biri, bilişim teknolojileri saldırılarının profesyonelleşme derecesidir, örneğin profesyonel işletmeler ve tüketiciler için oluşturduğu en büyük kimlik hırsızlığı tehdidi hâline


gelen klasik kimlik avı gibi dolandırıcılık faaliyetleridir. Bir diğer faktör de faillerin giderek uzlaşması ve birlikte hareket etmesidir ki bu da siber suçların bir iş bölümü içerdiği anlamına gelir. Diğer faktörler arasında siber suçların gelişmişliği, ticarileştirilmesi ve entegrasyonu yer almaktadır.

İnternet, siber örgütlerin hedeflerini iletmek için güçlü bir araçtır. Siber teröristler ve örgütleri operasyonlarını genişletmek ve geliştirmek için interneti yoğun olarak kullanmaktadırlar. Ancak, siber terör saldırıları ile başa çıkmak ve siber teröristler tarafından internetin zararlı kullanımını kontrol etmek, çok boyutlu bir mücadeleyi gerektirmektedir. Sosyal medya platformları, suç şebeke- lerinin, mesajlarını daha hızlı ve etkili bir şekilde yaymalarına olanak sunmaktadır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi; propaganda, finansman, eğitim, planlama, yürütme ve siber saldırıları suç şebekelerinin sosyal medya üzerinden gelişen suçları olarak altı alanda sınıflandırmıştır. Bu kategoriler şu şekilde açıklanabilir:

a. Propaganda: fikirleri sanal ortamda yayma b. Finansman: finansal kaynak arayışı c. Eğitim: internet yoluyla eğitim sağlama d. Planlama: suçun planlanması e. Yürütme: suçun faaliyete geçişi f. Siber saldırılar

Önleyici Suç Alanı Olarak Sosyal Medyanın Kullanımı

Sosyal medyanın, vatandaşlar ile yetkililer arasında kurulacak iş birlikleri ve ağ mekanizmaları ile sosyal hu- zursuzlukları hafifletmek için kullanılabilir bir araç olduğu değerlendirilmektedir. Bazı araştırmalar, sosyal medya ağlarının asayişine ve polisler tarafından nasıl etkili bir biçimde kullanılabileceği meselelerine değinmektedir. Bu kapsamda, mahalle istihbaratına, gerginliklerin izlenmesine, fiziksel gözetlemeye ve asayişe dayanan geç modern polislik uygulamalarının, ortaya çıkan ‘siber mahalleler’ yani sosyal medya ağları desteğiyle güçlendirilmesi gerektiği önerilmektedir.

Sosyal medyada suç örgütleriyle ulusal ve uluslararası mücadele alanında şu önlemlerin alınması, sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen suçlar ile mücadelede etkili sonuçlar üretebilir:

• Sosyal medyada kapsamlı bir mevzuatın teşvik edilmesi • Suça bulaşmış ya da bulaşma potansiyeli olan bireylerin ve organize suç örgütlerinin sosyal medya hesaplarının kaldırılması • Sosyal medya kullanıcıları tarafından oluşturulan bilgileri kontrol etmek için tasarlanmış programların geliştirilmesi • Sosyal ağlarda kayıtlı tüm kullanıcıların denetimi için etkili sistemlerin geliştirilmesi • Sosyal medya güvenliğini sağlamak için oluşturulan ortak programların tanıtımı ve yaygınlaştırılması

• Uluslararası iş birliğinin yoğunlaştırılması; hukuki, ekonomik ve sosyal alanlarda ulus- lararası iş birliği ve güvenliğin sağlanması

İnternette delil toplamanın zorluğu göz önünde bulundurularak, siber suçlar üzerinden yeni suç koşulları ve suç türleri belirlenerek gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Buna ek olarak, tüm uzmanlar ve yetkililer bu suçlarla mücadele yollarını analiz etmeli ve karşılıklı bilgi paylaşımının olduğu uluslararası iş birliğini hedeflemelidir. Siber suçların özellikleri, önleyici ve baskıcı önlemlerin de yoğun olarak arttırılmasını gerektirmektedir. Konvansiyonel suçlardan farklı bir nitelik taşıyan siber suçlarla mücadele, internete diğer ülkeler üzerinden bağlanarak işlenebildiği için, şüphelileri ortaya çıkarmak amacıyla uluslararası iş birliğini vazgeçilmez bir hâle getirmektedir. Yasal düzenlemeler, dijital kanıt bütünlüğünü bozma ve suç izlerini ortadan kaldırma şansı verilmeden siber suçlulara hızla ulaşmak için yeniden düşünülmelidir. Önleme çabalarına yönelik olarak, siber suçlar alanında istihdam edilebilecek sürekli eğitimli kalifiye uzmanlara ihtiyaç olduğu açıktır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında