SOS321U-ÇEVRE SOSYOLOJİSİ
Ünite 8: Çevre Eğitimi
Çevre Eğitiminin Gelişimi, Hedef ve Amaçları
Çevre sorunlarının giderek artması, tüm dünyada kendini göstermesi çevre eğitiminin bireyler, toplumlar, ülkeler için ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Çünkü çevre eğitimi güçlü olan toplumlar ve ülkeler çevre sorunlarına çözüm bulma açısından diğer toplum ve ülkelerden önde olacaklardır. Çevrede yaşanan bu olumsuzluklar dünya genelinde çevre eğitimi açısından kararlar alınma, çeşitli kuruluşlar oluşturma, protokoller yapma gibi doğal dengenin tekrar kurulmasına yönelik birçok oluşumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. İlk defa “çevre eğitimi” kelimesinin kullanılmaya başlaması Paris’te, 1948 yılında “Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından düzenlenen toplantıda olmuştur. Bundan sonra, 1965 yılında bu kuruluş okullarda ve yükseköğretimde çevre eğitiminin kullanılması gerektiğinden bahsetmiştir. Özellikle 1977 yılında yapılan Tiflis’teki toplantıda çevre eğitiminin hedefleri, amaçları açısından ele alınan kararlar önem oluşturmuştur. Birçok ülke bu toplantıdaki çevre eğitiminin hedef ve amaçlarını temel alarak öğretim programlarını düzenlemiştir.
“Tiflis Bildirgesi”ne göre çevre eğitiminin hedefleri üç maddede toplanmıştır:
1. Kentsel ve kırsal alanlarda ekonomik, sosyal, politik ve ekolojik ilişki ve bağlılık konusunda farkındalığı arttırmak; 2. Çevreyi korumak ve iyileştirmek için her bireye ihtiyacı olan bilgi, değer yargıları, tutum, sorumluluk ve becerileri kazanma fırsatı sağlanmalıdır; 3. Bireylerin, grupların ve toplumun bir bütün olarak çevreye yönelik yeni davranış kalıpları oluşturmasını sağlamak.
Çevre eğitimi insanların doğayı bütün olarak tanımasına, ilerleme adına yapılan insan faaliyetlerinin yıkıcı etkilerinin farkına varmasına, in sanların çevreye yönelik istenen tutum ve değerlere dayalı davranış göstermesine etki etmelidir. Çevre eğitiminde bilişsel, duyuşsal ve davranışsal boyutlar söz konusudur. Doğa insan tarafından acımasızca tüketilmektedir, bunun sonucunda da çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Çevre sorunlarıyla baş edebilmek, doğa ile insanın dengesini sağlayabilmek için çevre eğitimi gerekmektedir (Karataş ve Aslan, 2012). Çevre eğitimi hem çevreye yönelik tutum oluşturarak hem de tutumların davranışa dönüşmesine yardımcı olarak bireylerin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerinin gelişimini destekler. Çevre eğitimiyle bireylerde kazandırılmaya çalışılan öğelerden biri de çevreye duyarlı, bilinçli bireyler yetiştirilmesidir.
Çevre Eğitiminde, Sürdürülebilir Çevre Eğitimi, Ekoloji Temelli Çevre Eğitimi ve Ekopedagoji Yaklaşımları
Çevre eğitiminin zaman içerisindeki gelişimi devam ettikçe insanların çevre üzerindeki düşüncelerinde de
gelişmeler, değişiklikler görülmeye başlamıştır. Bu değişimler çevre eğitimini de etkileyerek farklı hedef ve amaçlara sahip olan yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Sürdürülebilir Çevre Eğitimi
“Sürdürülebilirlik” kavramı 1992’deki Rio’da yapılan “Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferans’ında” özellikle üzerinde durulan konulardan biri olmuştur. Bu konferanstan sonraki dönemlerde ise “sürdürülebilir kalkınma için eğitim” kavramı üzerinde tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü nesillerin gereksinimlerini karşılamalarının gelecek nesillerin de kendi gereksinimlerini karşılamalarına fırsat verecek şekilde olmasıdır. 1990’larda çevre ve kalkınma sorunlarına duyulan endişe insanları sürdürülebilir çevre eğitimine yaklaştırmıştır. Sürdürülebilir çevre eğitimi, dünya üzerinde çevrenin korunması, ekonomik büyüme ve sosyal adaletin sağlan- masında gerekli olan bilgi, tutum ve davranışların elde edilmesini sağlayan bir eğitim sürecidir.
Sürdürülebilir çevre eğitiminin toplumların sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmesinde etkili olabilmesi için eğitim sistemlerinin yeniden planlanmasını gerektirir. Sürdürülebilir çevre eğitimi müfredatın dışında düşünülmemelidir, eğitim uygulamalarıyla beraber yürütülmelidir. Sürdürülebilir çevre eğitimi tüm eğitim düzeyleri için geçerlidir ve yaşam boyu öğrenmeyi gerektirecek şekilde okullardan mesleki eğitime, işyeri eğitimine yüksek öğrenime, yetişkin öğrenimine kadar devam etmelidir. Sürdürülebilir kalkınmayı içeren konular eğitim programlarında iklim değişikliği, afet riskinin azaltılması, sürdürülebilir geçim kaynakları, sürdürülebilir tüketim ve üretim, biyolojik çeşitlilik ve yoksulluğun azaltılması gibi konulara birleştirilerek verilmektedir.
Ekolojik Temelli Çevre Eğitimi
Literatürde “doğa deneyimi, doğa temelli öğrenme, manzara yoluyla öğrenme, serbest çevre eğitimi” şeklinde çeşitli isimler alan “ekoloji temelli çevre eğitimi” bireylerin doğayla doğrudan etkileşime girerek, canlıların cansızların birbirleriyle olan ilişkilerini ve doğanın bütünlüğünü kavramalarına fırsat veren bir yaklaşımdır. Öğrenciler doğrudan katılabildikleri fen ve doğa etkinlikleriyle bilgi ve tutumları öğrenirler. Sınıf dışı deneyimsel çevre eğitimi, çevresel konuların irdelenip çözümlerin araştırıldığı, yaratıcı araştırıcı ve duygusal bir ortam olabilir (Prince, 1999). Saha gezileri, yürüyüş, kamp gibi etkinlikler öğrencilerin birebir deneyimleriyle çevreye olan duygusal bakış açılarını, çevresel duyarlılıklarını, davranışlarını ve sosyal ilişkilerini geliştirmeyi, çevresel konular hakkında derinlemesine bilgi almayı, kendilerine güven duymayı, doğaya yönelik sorumluluk gerektiren faaliyetleri geliştirmeyi amaçlar.
Ekopedagoji Yaklaşımı
Ekopedagoji toplumsal çatışmaların ve çevresel bozulmaların birbirine bağlı olduğunu vurgulayan bir
çevre eğitimi yaklaşımıdır. Çevre bozulmasındaki sosyo- çevresel faktörler genellikle göz ardı edilir. Ekopedagoji bu göz ardı edilen sosyo-çevresel bağlantıları yapılandırarak ortaya birtakım çözümlerin çıkmasına izin verir. Bu yaklaşım çok yönlü bakış açıları kullanarak çevresel problemlere yönelik çevresel ve toplumsal çözümler ortaya koyar. Ekopedagoji yaşam odaklıdır. İnsanların kültürleri, yaşam tarzları ve kimliklerinin farklılıklarına saygılıdır. Ekopedagoji sürdürülebilirlik ile yakından ilgilidir. (Gadotti, 2008). Ekopedagojinin felsefik temellerini oluşturan kişi Paulo Freire’dir.
Öğretim Programlarında Çevre Eğitimi
Ülkemizde belirli amaçlarla hazırlanan programların dikkate alınarak okullarda verilen düzenli eğitim kademeleri, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kademeleri şeklinde belirlenmiştir.
Okul Öncesi Kademesinde Çevre Eğitimi
Bu dönemdeki çocuklar çevreyi tanımak için oyun oynayarak elde ettikleri kişisel deneyimlerini ve yetişkinlerle edindikleri iletişim faktörlerini kullanırlar. Çevre ile etkileşim hâlinde olan çocuklar daha fazla bilgi sahibi olup hayata daha iyi uyum sağlarlar. Çocuklarda çevre yanlısı davranışlar geliştirmek için onların sosyal gelişimlerini de desteklemek gereklidir. Çocuklarda özellikle empati kurma becerisinin geliştirilmesiyle çevrenin korunması arasında bir etkileşim olacaktır. Okul öncesi dönem gelecek yıllar için de çocukların çevreye yönelik olumlu tutum geliştirmeleri açısından önemlidir. Bu aşamada doğa çocukların eğlenebileceği bir ortam anlamına gelir. Öğretmenler çocukların ilgi ve meraklarından yararlanarak bu ortamı çevreye duyarlı çocuklar yetiştirmek için olumlu yönde kullanmalıdır. Bunu, ilgi çekici öğretim yöntemleri kullanarak, çevre gezileri düzenleyerek, çevre ile ilgili kitaplar okuyarak, çevre konularını oyunlaştırarak, gözlem yeteneğini geliş- tirerek, öğretmenin çevreye yönelik olumlu davranışlar sergileyip çocuklara rol-model olmasıyla sağlayabilirler.
İlköğretim Kademesinde Çevre Eğitimi
İlköğretimdeki çocuklara doğanın canlı-cansız bütün öğeleriyle bir bütün olduğunun kavratılması, onların gelecekte çevreye daha çok duyarlı olmasını sağlarken değer vermesine de neden olacaktır ve ileriki yaşlarda kendisini doğanın bir parçası olarak düşünebilecektir. İlköğretim birinci ve sekizinci sınıf aralığında araştırma, inceleme ve hatta matematik uygulamalarında sınıf dışı alanlar kullanılabilir. Bu sayede öğrenciler farklı yaşam ortamlarıyla etkileşim içerisine girerler. Bu etkileşim ekolojik sistemlerin anlaşılmasını ve uygulamalarını destekler. Ülkemizde ilköğretim programına baktığımızda çevreye yönelik konuların yer aldığı kazanımların doğrudan “Fen Bilimleri Dersinde” ve “Hayat Bilgisi Dersinde” bulunduğu görülmektedir.
Ortaöğretim Kademesinde Çevre Eğitimi
Uluslararası çevre eğitim programlarının belirttiğine göre ortaöğretim seviyesi çevre eğitiminin verimli bir şekilde
verilebileceği bir öğretim kademesidir. Bu seviyedeki öğrencilere temel bilgilerin verilmesi ile beraber çevre sorunlarının çözümüne aktif katılımları da sağlanmalıdır.
Ülkemizdeki ortaöğretim programlarında çevreye yönelik konular özellikle “Biyoloji Dersinde” bulunmaktadır. Programda biyoloji dersinin amaçları içerisinde, biyoloji ile ilgili genel bilgileri bilme, bu bilgileri günlük hayata uygulayabilme, biyoloji alanındaki bilim insanlarını tanıma, edindikleri bilgileri kullanarak yeni fikirler üretme ve ilgili tartışmalara katılım sağlayabilmek, özgün tasarımlar yapabilme, canlılardan yararlanılarak üretilmiş teknolojilere benzer ürünler üretmeye istekli olma, hem bilimsel hem de toplumsal hayatta etik değerlere sahip olma, sosyo-bilimsel konular hakkında değerlendirme ya- pabilme, araştırma yapabilme, eleştirel düşünebilme, problem çözebilme, işbirliği yapabilme, hayat boyu öğrenme isteği taşıma yer almaktadır.
Çevre Okuryazarlığı
Hem okuma hem de yazma becerilerinin ikisine de sahip olmaya okuryazarlık denmektedir ve bireylerin kendini ifade edebilmesinde önemli bir unsurdur. Çevre okuryazarlığı ise insan ve doğa arasındaki ilişkileri her yönden ele almaktır. Çevre okuryazarı olan kişi insan faaliyetleri sonucu doğada meydana gelen olayların insana nasıl etki edeceği konusunda tahmin yürütebilen ve uygun kararlar alarak çevrenin sürdürülebilirliğini devam ettiren bireydir. Çevre okuryazarlığı, kişileri çevreyle ilgili sorunları anlayıp, ele almaya hazırlar, çevre okuryazarı kişiler bu sorunlar için çözümler oluşturabilir. Bu açıdan toplumda çevre okuryazarı bireylerin olması önemlidir.
İnsanlarda çevre okuryazarlığını belli bir düzeye kadar geliştirmek çevre eğitiminin amacıdır. Çevre okuryazarlığı nominal (sözde), fonksiyonel (işlevsel) ve operasyonel (eylemsel) olmak üzere üç çalışma seviyesine ayrılır. Nominal (sözde) çevre okuryazarlığı, çevre hakkındaki temel terimlerin birçoğunu anlayabilme ve karmaşık olmayan ifadeleri tanımlamayı içerir. Nominal seviyedeki kişiler, insanların doğa üzerindeki etkisinden endişe duyar, doğal sistemlere yönelik saygı duygusunu geliştirirler. Bununla beraber bu kişilerde çevreye yönelik farkındalık ve duyarlılık gelişimi söz konusudur. Fonksiyonel (işlevsel) çevre okuryazarlığı, insan ve doğal sistemler arasındaki etkileşimler hakkında daha geniş bilgi ve anlayışa sahip kişileri belirtir. Bu kişiler en az bir ya da daha fazla sistem arasındaki olumsuz etkileşimin farkındadırlar ve bunun için endişe duyarlar. Bu kişiler birincil ve ikincil kaynakları kullanarak bilgileri analiz etme, sentezleme ve değerlendirme becerilerine sahiptirler. Operasyonel (eylemsel) çevre okuryazarlığı, çevreye yönelik yapılan eylemlerin etkilerini ve so- nuçlarını değerlendirebilen kişilerdir. Bunlar ilgili bilgileri toplar, sentezler, alternatif bilgiler arasından seçim yapar, sağlıklı bir ortamı devam ettirmek ve geliştirmek için faaliyette bulunur. Operasyonel çevre okuryazarı kişiler özellikle çevre sorunlarının önlenmesi ve giderilmesi için her türlü faaliyette bulunmaktan kaçınmazlar.
Son yıllarda çevre okuryazarlığı ile beraber “ekolojik okuryazarlık” ve “eko-okuryazarlık” kavramları da kullanılmaya başlanmıştır. Çevre okuryazarlığı genel itibariyle çevreyi değerlerin ve eylemlerin aracılığı ile çözülmesi gereken konulara sahip bir yapı olarak görür. Problem çözme becerilerinin gelişmesi ve çevreye karşı sorumlu davranışlar gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ekolojik okuryazarlık ise çevre hakkında elde edinilmiş bilgilerin çevreye yönelik bilinçli karar vermeyi sağladığı konusu üzerinde durmaktadır. Eko okuryazarlıkta, sürdürülebilir yaşam kavramı üzerinde durularak, sosyal eşitlik ve ekolojik sürdürülebilirlik etrafında ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek gerektiğinden bahsedilir. Eko okuryazar bir kişi dünyayı organik bir varlık olarak benimseyerek sürdürülebilir bir toplum yaratmaya çalışır.
Çevre Eğitiminde Uygulanabilecek Yöntem ve Teknikler
Çevre konusu insan yaşamını yakından ilgilendiren konular içermektedir. Özellikle çevre sorunlarının son zamanlarda görünürlüğü ve tüm dünyayı etkilemesi insanlarda çevreyle ilgili bilgi, tutum, davranış ve farkındalık geliştirmeleri gereğini ortaya koymuştur. Bu açıdan eğitime ihtiyaç duyularak çevre eğitimi kavramı vurgulanmıştır. İnsanların çevre ile ilgili gerekli bilgileri edinebilmesi bu bilgileri kullanarak tutum geliştirip davranışa dökmesi ve farkındalık elde edebilmesi için verilen eğitimin ve uygulamalarında anlamlı olması gerekmektedir. Bunun için öğrencileri merkeze alan, onları aktif kılan, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını önemseyen farklı yöntem ve tekniklere ihtiyaç vardır. Bu yöntem ve tekniklerden bazıları, çoklu zeka kuramı, yapılandırmacı yaklaşım, tartışma yöntemi, örnek olay yöntemi, proje tabanlı öğrenme yöntemi, altı şapka tekniği, balık kılçığı tekniği ve gezi tekniğidir.
Çoklu Zeka Kuramı: Gardner tarafından geliştirilmiştir. Her insanda sekiz tür zekâ olduğu ama bunların gelişmişlik düzeylerinin farklılık gösterdiği üzerinde durur. Bu sekiz tür zekâ alanları; sözel-dilsel, mantıksal- matematiksel, görsel-uzamsal, müziksel-ritmik, bedensel- kinestetik, sosyal-kişilerarası, içsel-öze dönük ve doğacı zekâ alanları şeklindedir.
Yapılandırmacı Yaklaşım: Bireylerin ön bilgileri ile yeni edindiği bilgileri zihninde karşılaştırıp nasıl işlediğini, çelişen bilgileri nasıl yapılandırdığını ve dengeye ulaştığını tanımlayan bir yaklaşımdır.
Tartışma Yöntemi: Öğrencilerin hedefler doğrultusunda birbirlerinden bilgi, düşünce ve tutum alışverişinde bulundukları, aktif bir şekilde derse katıldıkları bir yöntemdir.
Örnek olay yöntemi: Hedefler doğrultusunda sınıf içerisine gerçek yaşamda problem oluşturan durumların getirilmesini ve öğrencilerin bu problemlerle yüz yüze gelmelerini sağlayan yöntemdir.
Proje Tabanlı Öğrenme Yöntemi: Bu yöntemde öğrenciden araştırma yaparak bir ürün oluşturması istenir. Öğrenciler hedefler doğrultusunda kendi istedikleri konu üzerinde çalışabilirler.
Altı Şapka Tekniği: Farklı renklerde şapkalar vardır. Her renk bir duyguyu ifade eder. Öğrenciler şapkaların renklerine göre bir problem bağlı olarak görüşlerini söylerler. Beyaz şapka tarafsızlığı ifade eder, sayısal değerler verilir, kırmızı şapka duygusallığı, siyah şapka kötümserliği, sarı şapka iyimserliği, yeşil şapka yaratıcılığı, mavi şapka serinkanlılığı ifade eder.
Balık Kılçığı Tekniği: Bir problem durumu çerçevesinde bir balığın temel kemiğini oluşturacak ana problem belirlenir, daha sonra balığın kılçıklarını oluşturacak ve ana problemin oluşmasında etken olan yan problemler belirlenir. Böylelikle bir balık iskeletine benzeyen grafik oluşur.
Gezi Tekniği: Doğal ortamda öğrenmeyi ve ilk kaynaktan bilgiye ulaşmayı sağlayan tekniktir. Okullar, milli parklara gezi düzenleyebilir.