gerekçelerden söz edebilmek için önerilen anayasa Bir Kavram Olarak Anayasa ve Anayasa- değişikliği ile çözülmek istenen sosyal sorun arasında bir Toplumsal Değişme İlişkisi nedensellik bağının varlığı ve bu bağın etkenlik derecesi
Anayasa; genel olarak devletin kuruluş, nitelik, hükümet bilimsel açıdan kanıtlanabilmeli ve varılan sonuçlar biçimi, yasama, yürütme ve yargı organlarını ve bunların kamuoyunda açıkça yapılacak eleştirilerin süzgecinden arasındaki ilişkiyi belirleyen, aynı zamanda toplumdaki geçirilmiş olmalıdır. bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan Toplumdaki sosyal, siyasal ve ekonomik olaylar kuralları düzenleyen, en üst düzeydeki hukuk belgesidir. anayasalar aracılığıyla düzenlenebilmektedir. Aynı Türkiye’de anayasa kavramı için Osmanlı Devleti’nde zamanda anayasalar bu olayların etkisi altında “Kanun-i Esasi” (1876) Milli Mücadele öneminde şekillenebilmektedir. Sosyal ve ekonomik faktörler gibi “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu” (1921), cumhuriyet teknoloji alanındaki gelişmeler de genel olarak hukuku ve Dönemi’nde ilk olarak “Esas Teşkilat Kanunu” (1924) anayasaları etkileyecek sonuçlar doğurabilmektedir. daha sonra ise (1930’lu yıllardan itibaren) “Anayasa” Teknolojik gelişmeler, sosyal değişmelerin başlıca sözcüğü kullanılmıştır. dinamiklerinden biridir. Bu değişmeler olumlu olabileceği gibi olumsuz yönde de etki sahibi olabilmektedir. Bu şekilde anayasanın bir devletteki hukuk kuralları içinde, en yüksek hukuk kuralı sayılmasına diğer bir Yeni bir devletin kurulması veya bir ülkenin ifadeyle normlar arasında en üstün konumda yer almasına bağımsızlığına kavuşması durumlarında, bu gelişmeleri anayasanın üstünlüğü denir. Dolayısıyla anayasadan sonra genellikle yeni bir anayasanın (ya da devletin ilk gelen hukuk kurallarının anayasaya uygun olması gerekir. anayasasının) yapılması izler.
Anayasa Türleri Bir ülkede çeşitli faktörlerin etkisiyle gerçekleşen ihtilal, Anayasalar çeşitli açılardan; Yazılı anayasa - Yazılı devrim, hükûmet darbesi ve ülkenin parçalanması gibi olmayan anayasa, Çerçeve anayasa - Kazuistik anayasa, yollarla siyasal rejimde kökten veya kısmi bir değişme ya Katı anayasa - Yumuşak anayasa, Maddi anayasa - da kesintinin ortaya çıkması durumunda, fiili iktidarı Yöntemsel anayasa, İdeolojik anayasa - Tarafsız (nötr) elinde tutan sosyal ve siyasal güçlerin yeni rejimin anayasa, Normatif anayasa - İtibari anayasa şeklinde anayasasını yapması kaçınılmaz bir sosyal olguya sınıflandırılabilmektedir. dönüşmektedir.
Toplumsal Değişme ve Anayasalar Türkiye’de Toplumsal Değişme ve Anayasal Anayasalar, toplumsal değişmelerle birlikte değişebilen, Gelişmeler (İmparatorluk Dönemi)
aynı zamanda toplumsal değişmelere kaynaklık edebilecek Türkiye’de anayasal değişmeler ele alınırken Orta Asya niteliktedir. Değişme bakımından bu şekilde özetlense de Türk Devletleri, İslam gelenekleri, Selçuklular ve Osmanlı anayasaların toplumsal yapı ile ilişkisini, hukuk ile Devleti’nin klasik dönemine kadar gitmek mümkündür. toplumsal değişme arasındaki ilişkilere yönelik sosyolojik Ancak modern tarzdaki hukuki düzenlemelerin ortaya yaklaşımları gözden geçirmek gerekir. çıkması modernleşme hareketleri ile eş zamanlı bir şekilde gelişmiştir. Bu bakımdan Osmanlı Devleti’nde Sosyolojik bakış açısına göre hukuk, hukukçuların değil modernleşme hareketleri anayasal gelişmeler açısından toplumun bir ürünüdür. Kamusal ihtiyaçların özel bir öneme sahiptir. hassasiyetlerinin ve bu ihtiyaçlara verilen yanıtların eseridir, güncel pratiklerin ve taleplerin muhatabı olarak Osmanlı-Türk anayasal gelişmelerini iki dönem hâlinde tartışmaya her zaman açıktır. Bir başka görüşe göre değerlendirmek mümkündür. İlk dönem 1808 Sened-i hukuk; uygulandığı topluma yeni bir yön vermek için İttifak, 1839 Tanzimat fermanı ve 1856 Islahat Fermanı kullanılan bir araca dönüşür. Anayasaların toplumsal hareketlerinin yer aldığı yazılı anayasa öncesi dönem, değişmelere uyarlanması gerekmektedir. ikinci dönem ise yazılı anayasalar dönemidir. 1876 tarihli Kanun-u Esasî, 1921 Teşkilat-ı Esasiye, 1924, 1961 ve Anayasaların bazı hükümleri yapıldığı önemin ve yakın 1982 Anayasaları bu dönemde gerçekleştirilmiştir. bir geleceğin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla konulur. Günümüzün hızla gelişen toplumsal ilişkileri ve teknolojik Hukuk Devletine Yönelişin İlk Adımı: Sened-i İttifak ilerlemeler, özellikle genel kabul görmüş evrensel ilkeler Sened-i İttifak belgesi modern anlamda anayasal düzenin düzeyine ulaşmamış hükümlerin değişmesini zorunlu oluşmasında bir başlangıç noktası olarak kabul kılabilmektedir. edilmektedir. 19. yüzyılda Osmanlı toplumunda merkezin
Bir toplumda anayasal değişmeyi gerektiren gerçek dışında kalan taşra bölgelerindeki toplumun ileri faktörlerin bilimsel olarak belirlenmesi ve değişikliğinde gelenlerinden oluşan Âyanlar güç denklemi içerisine giren bu çerçevede yapılması gerekir. Titizlikle yapılan bilimsel yeni gruplardan biridir. Ayanlar ve devletin ileri çalışmalar sonucunda önerilen anayasaya değişikliği ile gelenlerinin arasında 29 Eylül 1808’de Kâğıthane’de belirli gereksinimler arasında gerçek bir bağın bulunduğu büyük bir toplantı yapılır ve toplantıda varılan kararlar kanıtlanabiliyorsa o zaman anayasal değişmenin somut bir “Sened-i İttifak” adı verilen bir belgede toplanır. Padişah gerekçeye dayandığı söylenebilir. Gerçek anlamda somut İkinci Mahmud Sened i İttifak’ı bir “hattı humayun” ile
onaylar. Dolayısıyla, padişah, bir Hatt-ı Hümayun ile meşruluk tanımı değişmeye başlamış, yöneten/yönetilen Sened-i İttifakı onaylamış bağlayıcı bir hukuki belge ya da buyruk verme/buyruğa uyma ilişkileri artık dinsel ve hâline getirmiştir. geleneksel olmayan yazılı kurallara bağlanmaya başlamıştır. Sened-i İttifak’ın içeriği incelendiğinde maddelerin toplumda; merkezî yönetimin yararına olan hükümler, Osmanlı Devleti’nin İlk Yazılı Anayasası: Kanun-i Esasi Âyanların yararına olan hükümler ve halkın yararına olan Meşrutiyet Dönemi’nin başlangıcı olarak kabul edilen hükümlerden oluştuğu söylenebilir. Kanun-i Esasi’nin ilanında Tanzimat Dönemi’nde
Modernleşmeyi Sosyal Hayatın Farklı Alanlarına şekillenen bürokrasi geleneğinden gelen Mithat Paşa ve Yaymayı Amaçlayan Bir Belge: Tanzimat Fermanı beraberindeki seçkin grubun oldukça etkili olduğu söylenebilir. 23 Kasım 1876’da anayasa ilan edilmiştir, “Tanzimat (restauration), askeri ve teknik olarak başlayan Mart 1877’de de parlamento toplanmıştır. Bunların ikisi Batılılaşmanın siyasi-hukuki bir şekil alması demektir. de kısa ömürlü olsa da bu ilk meşrutiyet deneyimi, biçim Tanzimat Fermanı ile reform girişimleri ordu ve maliye sel ve hukuki açıdan, kırsal kesimin ileri gelenlerini alanından bürokrasiye, eğitim, hukuk ve yargıya yönetime taşımış ve yasama yetkilerine konulan çeşitli yayılmıştır. Batılılaşma adı altında gelen yenilikler, “mal sınırlamalara karşın görüşlerini seslendirebilecekleri bir emniyeti”, “servetlerin müsadere edilememesi” gibi, kamusal tartışma alanı sağlamıştır. Osmanlı mülkiyet sistemini hukuken değiştiren, tebaa arasında eşitlik, kardeşlik, vs. gibi bazı değerlerin (laikliğe 1876 Anayasası toplam 12 bölüm ve 119 maddeden doğru da adım atarak) kabul edildiği Gülhane Hattı oluşmaktadır. Kanun-i Esasi’nin genel esaslarını Hümayunu, 1839’da ilan edilmiştir. Tanzimat, Karlofça özetlemek gerekirse Osmanlı Devleti monarşidir, üniter Antlaşması’ndan itibaren Osmanlı Devleti’nin art arda bir devlettir, başkenti İstanbul’dur, devletin resmî dinî yenilişlerine bir son vermek için ortaya koyduğu İslam’dır ve resmî dili Türkçedir. 8 ila 26. maddeleri teşebbüslerin bir sonucudur. arasında Osmanlı tebaasının temel hak ve özgürlükleri düzenlenmiştir. Tanzimat Fermanı’nın bir hukuk belgesi ya da kaynağı sayılabilmesi noktasında birbirine karşıt görüşler Kanun-i Esasi’nin Dirilişi ve 1909 Değişiklikleri hâkimdir. Bir yaklaşıma göre Tanzimat Fermanı, tebaa 1909 yılında anayasa, meclisi öne çıkaracak biçimde yeni devlet ilişkileri ile kamu gücünün kullanılmasına yönelik değişikliklere sahne olmuştur. Bakanlar Kurulunun kurallar getiren, iktidarın kendini sınırlamasını temsil (kolektif sorumluluk) ve bakanların (bireysel sorumluluk) eden, geri çekilene kadar bağlayıcılığı olan, modern Meclis-i Mebusana karşı sorumluluğu kuralı kabul anlamda anayasa olmasa bile anayasal nitelik ya da değere edilmiştir. Yürütme işlemleri için parlamenter sistemin sahip bir berattır. gereği olarak “karşı imza kuralı” (kararların sadrazam,
Tebaadaki Farklılıkları Hukuki Olarak Eşitleme Çabası: ilgili bakan ve Padişah tarafından birlikte imzalanması) Islahat Fermanı getirilmiştir. Bu kararlardan sadrazam, ilgili bakan sorumlu olacaktır. Padişahın fesih yetkisi bazı kayıtlara Islahat Fermanı’nın ana hedefi Müslümanlar ile bağlanarak sınırlandırılmıştır. Müslüman olmayanlar arasında tam bir eşitlik sağlamaktır. Bu ferman ile dinî inanç bakımından ayrımcılık Ferman türü anayasalara örnek teşkil eden Kanun-i kaldırılmış, din değiştirme hakkı kabul edilmiştir. Vergi, Esasi’de 1909 yılında yapılan köklü değişiklik bazı askerlik ve mahkemeler bakımından var olan eşitsizliklere yazarlarca yeni bir anayasa kabul edilmektedir. 1909 son verilmiştir. değişiklikleri ile padişahın iradesinin yanında başka bir irade daha ortaya çıkmıştır. Islahat Fermanı’nın biçimsel ve hukuki niteliği Tanzimat Fermanı’na benzemektedir. Islahat Fermanı tek yanlı bir Türkiye’de Toplumsal Değişme ve Anayasal işlem olup maddi anlamda anayasal nitelikte bir ferman Gelişmeler (Cumhuriyet Dönemi) olsa da şekli anlamda anayasal bir nitelik taşımamaktadır. Türkiye’de cumhuriyet dönemi içinde önemli anayasal 19. yüzyıl modernleşme çabalarının anayasa hukukçularını değişimler yaşanmıştır. Cumhuriyete geçişte, geçiş ilgilendiren iki önemli sonucu, Anayasal bir sistemin dönemi anayasası olarak Millî Mücadele Dönemi’nde kademe kademe gelişmesi ve devletçi, seçkin, entelektüel kabul edilen 1921 Teşkilat-ı Esasiye, 1924, 1961 ve 1982 bürokrat kesimin ortaya çıkmasıdır. Anayasaları Cumhuriyet Dönemi’nin belli başlı anayasal
Tanzimat Dönemindeki fermanlar mevcut siyasi sisteme gelişmeleridir.
karşı toplumun tepkisinin birer ürünü olmadıkları gibi İmparatorluktan Cumhuriyete Geçiş Sürecinin fermanlarda yer alan ilkelerin etkinliğini sağlayacak ve Anayasası: 1921 Teşkilat-ı Esasiye padişahın yetkilerini sınırlandıracak mekanizmalar da kurulmuş değildir. Fakat yine de bu fermanlar Osmanlı 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Osmanlı Türk anayasacılık akımının doğmasını hazırlamıştır. Anayasacılığında en keskin dönüm noktasıdır. Bu anayasa kısalığını kat kat aşan büyük öneme sahiptir. 1921 Sened-i İttifak, Tanzimat ve Islahat Fermanları ile Anayasası, yabancı bir modelden kopyalanmış olmaması Osmanlı siyasi sisteminin egemenlik ilişkilerinde açısından, kendinden önce ve sonra hazırlanan diğer tüm
anayasalardan ayrılmaktadır. İçeriği 23+1 ek madde den 1961 Anayasası oluşmaktadır. 27 Mayıs 1960 askerî darbesi ile 1924 Anayasası düzenine
1921 Anayasası “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. son verilmiştir. Kendilerini Millî Birlik Komitesi olarak Yönetim biçimi halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil isimlendiren bir grup asker yönetime el koymuş ve idare etmesi esasına dayalıdır” diyen 1. maddesi ile egemenlik yetkilerini Türk Milleti adına kullanmaya Türkiye’de cumhuriyeti yalnız fiilen değil hukuken de başlamıştır.
kurmuştur. 1921 Anayasası, millî egemenliğe ilk kez yer Yasama yetkisini kullanan Millî Birlik Komitesi veren tek yumuşak anayasadır. Güçler birliği ve meclis tarafından 157 ve 158 sayılı kanunlar çıkarılarak bir hükûmeti sistemini benimsemiştir. kurucu meclis oluşturulması ve anayasanın bu meclis
1921 Anayasası’nda 29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı tarafından hazırlanarak halkoyuna sunulup kabul edilmesi Kanun’la değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler 1921 esası benimsenmiştir. Bu meclis Millî Birlik Komitesi Anayasası ile daha sonra ilan edilecek 1924 Anayasası üyeleri ile sınırlı ölçüde seçim esasına yer verilen arasında geçişi sağlayan ve Cumhuriyeti resmîleştiren yöntemle seçilen üyelerin oluşturduğu Temsilciler hükümler içermektedir. Bu çerçevede “Türkiye Meclisinden oluşmaktadır.
Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir” hükmü Kurucu meclis tarafından hazırlanan anayasa daha getirilerek Cumhuriyet ilan edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı önceden belirtilen takvim doğrultusunda 9 Temmuz 1961 makamı oluşturulmuştur. Yürütme iki kanatlı hâle tarihinde halkoyuna sunulmuş ve oylamaya katılanların % getirilmiştir. Dolayısıyla 1921 Anayasası’nın ilk hâlindeki 61,5 oyunu alarak, kabul edilip yürürlüğe konmuştur. meclis hükûmeti sisteminden uzaklaşılmış, parlamenter Anayasa 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askerî sisteme yakınlaşılmıştır. “Türkiye Devleti’nin dini darbeye kadar varlığını sürdürmüştür. İslam’dır. Resmi lisanı Türkçedir” hükümleri kabul edilmiştir. Katı ve düzenleyici nitelikteki 1961 Anayasası, genel esaslar bölümünde Türkiye Cumhuriyeti’nin, insan Cumhuriyet Döneminin İlk Anayasası: 1924 Anayasası haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan
Geçiş döneminin ardından artık yeni bir anayasaya ihtiyaç millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti duyulmuştur. Dolayısıyla saltanatın ve halifeliğin olduğunu belirtmektedir. kaldırılması ve cumhuriyetin ilanının ayrıntılı bir anayasa 1961 Anayasası, anayasanın üstünlüğü ilkesini açıkça yapma gereksinimini artırdığı söylenebilir. Bu koşullarda hükme bağlamış ve bunu gerçekleştirmek için kanunların II. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi içerisinde bir anayasaya uygunluğunu denetlemek üzere Anayasa Anayasa Komisyonu kurmuştur. Hazırlanan Anayasa Mahkemesini kurmuştur. Öte yandan, hukuk devletinin bir metni mecliste yapılan görüşmeler sonucu 20 Nisan 1924 gereği olarak idarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargı tarihinde kabul edilmiştir. denetimine tabi olduğunu hükme bağlayan anayasa, yargı Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin bizzat bağımsızlığını ve hâkimlik teminatını sağlamak üzere kendisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde hiçbir Yüksek Hâkimler Kurulunu getirmiştir. güç yoktur. Nitekim Anayasa, Türkiye Büyük Millet Anayasa, yasama-yürütme ilişkileri bakımından kuvvetler Meclisinin iradesini denetleyebilecek herhangi bir denetim ayrılığı ve frenler ve dengeler sistemi çerçevesinde organına yer vermemiştir. Bu nedenle anayasanın parlamenter hükûmet sistemini öngörmüştür. Bu çoğunlukçu demokrasi anlayışına dayandığına herhangi çerçevede, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosundan bir kuşku yoktur. Egemenlik, herhangi bir kayıt ve koşula oluşan çift meclisli bir parlamento oluşturulmuştur. . bağlı olmaksızın millete aittir. Millet bu egemenliği onun tek ve gerçek temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Parlamenter hükûmet modeli, bütün gerekleriyle birlikte Meclisi aracılığıyla kullanacaktır. ilk defa bu anayasa ile getirilmiştir. Milli Güvenlik Kurulu ilk kez bu anayasa ile getirilmiştir. Dolayısıyla askerî Yasama-yürütme ilişkileri açısından bakıldığında karma bürokrasi anayasa ile özel bir statüye kavuşturulmuştur. (melez, hibrit) bir hükûmet sistemine yer verilmiştir. Başka bir söyleyişle ne tam bir parlamenter sistemden ne 1982 Anayasası de tam bir meclis hükûmeti sisteminden söz edilebilir. Ülkede anarşi ve terörün artmasıyla toplumsal, ekonomik
1924 Anayasası yargı yetkisinin Millet adına usul ve ve sosyal açıdan huzursuzluk ortamının oluşması, ancak kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından mevcut yönetimin bu konuda yetersiz ve başarısız olması kullanılmasını öngörmüştür. Anayasa ayrıca 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin askerî mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, hâkimlik teminatı ve darbesine yol açmıştır. 1982 yılında kurucu meclis yargılamanın açıklığı kuralına da yer vermiştir. 1924 tarafından hazırlanan anayasa gerçekleştirilen Anayasası’nda temel hak ve hürriyetlere de yer referandumla kabul edilmiştir.
verilmektedir. 1924 Anayasası temel hak ve hürriyetlerin 1982 Anayasası, bir “Başlangıç” ile yedi kısımdan kökeni ve sınırları konusunda “tabii hak anlayışını” oluşmaktadır. Birinci kısımda “Genel Esaslar”, ikinci benimsemiştir. kısımda “Temel Hak ve Ödevler”, üçüncü kısımda
“Cumhuriyetin Temel Organları”, dördüncü kısımda “Mali ve Ekonomik Hükümler” ve diğer kısımlarda ise çeşitli hükümlerin yer aldığı Anayasa, 177 madde ve 16 geçici maddeden oluşmuştur.
1982 Anayasası’nda değiştirilemeyecek hükümlerin sayısı artırılmıştır. 1961 Anayasası döneminde olmayan bir onay safhası eklenmiştir. Cumhurbaşkanına, onaylamadığı anayasa değişikliklerini halkoyuna sunma yetkisi verilmiştir. Cumhurbaşkanının anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları geri gönderme yetkisi kabul edilmiştir. 1982 Anayasası siyasal sistemde ortaya çıkan tıkanıkları giderici çözüm yolları öngörmüştür. Buna göre: Cumhurbaşkanına, 1961 Anayasası’na göre daha kolay şartlara bağlanmış bir seçimleri yenileme yetkisi verilmiştir. 1982 Anayasası ile dördüncü turda da Cumhurbaşkanı seçilemezse Türkiye Büyük Millet seçimlerinin herhangi bir karar almaya gerek olmaksızın kendiliğinden yenilenmesi hükmü benimsenmiştir.
1982 Anayasası ile Meclis Başkanlığı seçiminde dördüncü turda en fazla oy alan kimsenin Meclis Başkanı olacağı kabul edilmiştir. Bu Anayasada, yasama organı tarafından Anayasa Mahkemesine üye seçilmesi usulüne son verilmiştir. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasa Mahkemesine üye seçmesi yeniden kabul edilmiştir.
1982 Anayasası ile çift meclis sisteminden vazgeçilerek yasama süreci basitleştirilmiştir. Parlamenter sistemdeki tıkanıklıkları giderme amacına yönelmiş bu tür kurum ve kurallar, anayasa hukukunda rasyonelleştirilmiş parlamentarizm olarak adlandırılır. Dolayısıyla 1982 Anayasası’nın daha rasyonel bir parlamentarizmi kabul etmiş olduğu söylenebilir.
İlk olarak 1987’de değişen 1982 Anayasası’nda sonuncusu 16 Nisan 2017’de olmak üzere günümüze kadar 19 defada toplam 184 değişiklik yapılmıştır.