AÖF Soru Bankası

Endüstri SosyolojisiÜnite 7 Özeti

Sanayileşme Politikaları

SOS306U-ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ

Ünite 7: Sanayileşme Politikaları

Giriş

Gelişmişlik düzeyleri ne olursa olsun bütün ekonomilerin temel amacı, refah düzeyini en yüksek düzeye çıkarmaktır.

İktisadi büyüme performansını artıracak; teknolojik gelişmelerin ve katma değeri yüksek ürünlerin desteklenmesi, eğitim, sağlık ve Ar-Ge alanındaki iyileştirmelerin yanı sıra mali disiplin ve fiyat istikrarının sağlanması gibi adımlar, hükümetlerin aktif politikalarla iktisadi hayata müdahale etmesi anlamına gelmektedir.

Sanayileşme Politikasının Tanımı

Sanayileşme politikaları deyince iktisat politikalarının temel araçları olan para ve maliye politikası araçları akla gelebilir. Ancak sanayileşme politikaları daha kapsamlı bir perspektifle değerlendirilmesi gereken politikalardır. Yukarıda sıralanan bu ve benzeri adımlar, kapsamlı bir sa- nayileşme politikası ile gerçekleştirilebilir.

Literatürde sanayi politikalarının rolü konusunda görüş birliği mevcut olmadığından tek bir tanımdan söz etmek mümkün değildir. Bu tanımlardan bazıları şunlardır:

• Sanayi politikaları, herhangi bir kamusal önlem ya da önlemler paketi ile yapısal değişimin desteklenmesi ya da önlenmesi, sanayileşme politikası olarak tanımlanabilir. • Sanayi politikaları, yeni sanayilerin gelişimini de içerecek şekilde, ekonominin sektörel bileşimini değiştirecek ve sürekli ve yenilebilir rekabetsel avantajlar sağlayacak politika uygulamaları olarak da tanımlanabilir. • Hükümet tarafından uzun dönemli iktisadi büyüme performansı açısından önemli kabul edilen sektörlere kaynak akışının teşvik edilmesi, sanayi politikası kavramı ile ifade edilir. • Sanayi politikası, ekonominin büyüme ve rekabet performansını iyileştirecek her türlü eylemdir. • Ekonominin tamamının ve özellikle bazı sektörlerin rekabet gücünü ve verimliliğini artırmaya yönelik kamusal politikaların tamamı, sanayi politikasını oluşturmaktadır. • Sanayi politikaları sanayi, ekonominin ayrı bir parçası olarak etkileyen kamusal müdahalelerin bütün türlerini içeren politikalardır. • Sanayi politikaları, sanayiye ilişkin kaynak tahsisini etkileyen ve bu çerçevede makro ekonomik politikaların yanı sıra mikro ekonomik politikaları da içeren politikalardır. • İktisadi büyüme performansı açısından göreli olarak daha fazla pozitif katkı sağlayacak sektörlerin öne çıkması için üretim yapısını değiştirecek seçici müdahaleler ya da hükümet politikaları, sanayi politikaları kavramı yoluyla da ifade edilebilir.

Sanayileşme Politikasının Gerekçeleri

Sanayileşme politikasına ilişkin tanımlarda dikkat çeken hususlardan biri, devlet müdahalesi vurgusudur. Devletin

sanayi politikası ile iktisadi hayata müdahalesi, piyasa başarısızlıklarından kaynaklanmaktadır.

Piyasa başarısızlıklarının nedenleri;

• Bilgi dışsallıkları ve • Koordinasyon başarısızlıkları, şeklinde özetlenebilir.

Bilgi Dışsallıkları

Piyasa başarısızlıklarının birinci nedeni olan bilgi dışsallıkları, ekonomik hayatta zaman zaman ortaya çıkan yeniliklerin oluşturduğu bir durumdur. Bu yenilikler, çeşitli riskler içerdiğinden, başarılı sonuçlar sağlayabileceği gibi başarısız sonuçlara da yol açabilir. Yenilikçi girişimcilerin üstlenecekleri riskleri minimize etmek ve bu alandaki girişimleri teşvik etmek, devlet desteği ile mümkün olacaktır.

Koordinasyon Başarısızlıkları

Piyasa başarısızlıklarının ikinci nedeni ise, koordinasyon başarısızlıklarıdır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, teknoloji ve sanayileşme düzeylerinin yanı sıra beşeri sermaye güçleri, altyapı ve kurumsal gelişmişlik düzeyleri açısından da sürekli olarak gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmaktadırlar. Bu gibi sebepler ile sanayileşme politikası uygulamaları büyük bir titizlikle yürütülmelidir. Buna ilişkin devlet müdahalesinin nihai hedefi, birçok alanda piyasa kurallarını tesis etmek ve özel sektörün önünü açmak olmalıdır. Siyasal iktidarların özel sektöre destek sağlama politikaları objektif ve şeffaf bir şekilde yürütülmediğinde rekabet ortamı zedelenecek ve haksız bir kaynak transferi süreci ortaya çıkacaktır.

Sanayileşme Politikasının Temel Unsurları

Sanayileşme politikasının temel unsurlarını;

• Yatırım ve teşvik politikası, • Teknoloji politikası, • Rekabet politikası ve • Bölgesel gelişme politikası, oluşturmaktadır.

Yatırım ve Teşvik Politikası

Teşvik kavramı, bir ekonominin kalkınma stratejisinin, sosyo-ekonomik yapı esas alınarak kamu tarafından nakdi veya gayrinakdi destekler paketi ile desteklenmesidir. Teşvik politikalarının en önemli amacı, gelişmekte olan ülkelere teknoloji transferi gerçekleştirecek yatırım harcamalarını cazip hâle getirmektir. Birçok ülkede vergi politikaları, teknolojik gelişmeleri özendirecek şekilde hazırlanmalıdır. Teknoloji ithalatı, gelişmekte olan ülkelerin sık başvurduğu politika uygulamalarından biridir. Teknoloji transferi açısından araştırma geliştirme firmaları arasındaki işbirliği ve ortaklık sürecini kolaylaştıracak yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ise önemli diğer bir adımdır. Yatırımları teşvik etmek amacıyla kullanılan en temel araçların başında vergi teşvikleri gelmektedir. Vergi teşviklerinin hedefleri aşağıdaki gibidir:


• Bölgesel gelişme hedefi • Sektörel yatırım hedefi • Performans artırma hedefi • Teknoloji transfer hedefi

Bölgesel gelişme hedefi; kırsal kalkınma, sanayi merkezlerinin tesisi ve çevre tahribatlarının azaltılması gibi politikaları içermektedir.

Vergi teşvikleri, sanayi sektörünün ya da iktisadi gelişme açısından hayati role sahip faaliyetlerin desteklenmesi için kullanılabilir. Söz konusu faaliyetlerden bazıları; madencilik ve sanayi bölgelerinin tesisi, ihracat hacminin artırılması; sinema, bilgi ve iletişim teknolojilerinin geliştirilmesidir.

Teşviklerin beceri gelişimi, eğitimi ve ulusal katma değer artışı için kullanılması; bölgesel ve sektörel düzeyde performans artışı sağlayacaktır.

Teşvik politikalarının en önemli amacı, gelişmekte olan ülkelere teknoloji transferi gerçekleştirecek yatırım harcamalarını cazip hale getirmektir. Teknoloji ithalatı, gelişmekte olan ülkelerin sık başvurduğu politika uygulamalarından biridir.

Türkiye’de sanayileşme politikasının önemli bir aracı, her zaman yatırım teşvikleri olmuştur. 1980 yılına kadar sürdürülen uygulamalarda, bu dönemde uygulanan “ithalat ikameci sanayileşme” stratejisine uygun bir tutum sergilenmiştir. 1980 yılında teşvik politikalarında değişiklikler gözlenmiştir. İmalat sanayi yerine ulaştırma ve turizm gibi sektörlerin yanı sıra ihracata yönelik firma ve sektörlere öncelik verildiği söylenebilir.

Teknoloji Politikası

Teknoloji; bilimin, pratik hayatın gereksinimlerinin karşılanmasına ya da insanın çevresini denetleme, biçimlendirme, yönlendirme ve değiştirme çabalarına yönelik uygulamalarıdır. Teknoloji tarihsel süreç içerisinde geliştirilen bilgi birikiminin üretim sürecine aktarılmasıdır. Bilgi birikimi, dinamik bir süreci ifade etmektedir. Üretim sürecinde kullanılan bilgi birikiminin sürekli yenilenmesi, geliştirilmesi; katma değer artışı açısından temel bir zorunluluktur. Dolayısıyla uygulanacak teknoloji politikaları iyi tasarlanmalıdır. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi, Ar -Ge faaliyetlerine kaynak ayırmak ve bu alanda teşvik uygulamalarına gitmek ile mümkün olmaktadır. Bilgi ve teknoloji üretiminin önemini kavramış ülkeler, Ar- Ge faaliyetlerini desteklemekte ve yüksek katma değerli ürünler üretmektedirler. Teknolojik yenilik faaliyetlerinde piyasa aksamasının dört temel nedeni vardır:

• Teknolojik yenilik ve bilginin kamusal mal niteliğinin önemli olması, • Teknolojik yeniliklere ilişkin faaliyetlerin başarısının belirsizliği, • Arrow ikilemi, • Dışsallıklar.

Teknolojik yenilik ve bilginin kamusal mal niteliğinin önemli olması: Teknolojik yenilik ve bilginin dışlanabilirlik ve rekabetçilik özelliklerinin güçlü olmama- sı nedeniyle kamusal mal niteliği öne çıkmaktadır. Teknolojik yenilik üretimi, yüksek maliyetler gerektiren faaliyetlerdir. Yeni firmaların sektöre girmesi ya da mevcut firmaların yeni ürünler geliştirmesi oldukça güç olmaktadır. Bu noktada devletin rolü, teknolojik gelişmeleri engelleyen tekelci eğilimleri kırmaktır.

Teknolojik yeniliklere ilişkin faaliyetlerin başarısının belirsizliği: Teknolojik yenilik geliştirme yatırımları çok yüksek maliyetli olmasına karşın ortaya çıkacak ürünün ne ölçüde başarılı olacağı belirsizdir. Teknolojik yenilik faaliyetlerine ilişkin belirsizlik nedeniyle bu alandaki yatırımlar riskli olacak ve dolayısıyla finansmanı maliyetli olacaktır. Finansman sorunlarının aşılması için devletin teşvik politikası uygulamasına gitmesi gerekmektedir.

Arrow ikilemi: Teknolojik yenilik ve bilginin tam olarak bilinmesi hâlinde satın alınması, bilinmemesi hâlinde ise değerinin ölçülmesi söz konusu değildir. Bu durum; teknolojik yenilikler için yeterli bir talebin oluşmaması, bu tür yeniliklere ilişkin piyasaların sığ olması ve nihayet piyasa mekanizmasının etkin çalışmaması sonucunu “arrow ikilemini” doğuracaktır.

Dışsallıklar: Teknolojik yenilikler, pozitif ya da negatif dışsallıklar ortaya çıkarabilir. Teknolojik yenilik faaliyetini ilk defa gerçekleştiren firma, ciddi maliyetlere katlanırken bu faaliyetten yararlanan firmalar herhangi bir bedel ödememektedirler. Teknolojik yeniliklerin üretim hacmi üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle girişimci fir- maların devlet tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

Teknolojik yenilik ve gelişim açısından nitelikli işgücü büyük önem arz etmektedir. Modern teknolojiyi kullanma ve geliştirme bilgi ve becerisine sahip işgücünü artıracak politikaların uygulanması önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde kaynakların yetersizliği, nitelikli işgücünün yetişmesi açısından ciddi bir kısıt olarak değerlendirilse de bu ülkelerin kaynak dağılımını, eğitim ve Ar-Ge harcamaları lehine yeniden düzenlemeleri, uzun vadeli kalkınma politikalarının önemli ayaklarından biri olmalıdır. Hindistan, Güney Kore ve Çin gibi bazı gelişmekte olan ülkeler; nitelikli işgücü açığı sorunlarını gidermek amacıyla “tersine beyin göçü” politikasına başvurmuş ve başarılı sonuçlar elde etmişlerdir.

Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin teknolojik açıdan gelişmişlik düzeylerini artırmak üzere başvurdukları tedbirlerden biri de teknoloji transferleridir. Teknoloji transferinin kanalları şunlardır:

• Mal ve hizmet ticareti • Doğrudan yabancı yatırımlar • Teknoloji lisansları aracılığıyla doğrudan bilgi ticareti.

Mal ve hizmet ticareti; gelişmekte olan ülkelerdeki üreticiler, yeni teknolojiyi ilk önce ürünlerinin küçük bir


parçasına adapte edip eğer kazançlı ise adaptasyon sürecini diğer alanlara da yaymaktadırlar.

Doğrudan yabancı yatırımlar; Uluslararası şirketler, yatırım yaptıkları ülkelerdeki kuruluşlarına teknoloji transfer etmektedirler. Fakat doğrudan yabancı yatırımlar ile her zaman teknoloji transferi gerçekleşmemektedir. Ev sahibi ülkede uygulanan doğrudan yabancı yatırımları kısıtlayıcı politikalar, teknoloji transferini azaltabilmektedir.

Teknoloji lisansları aracılığıyla doğrudan bilgi ticareti; Lisanslama; üretim veya dağıtım hakkının ve bunun arkasındaki teknolojik bilginin satın alınmasını veya kiralanmasını içermektedir.

Rekabet Politikası

Sanayileşme politikalarının temel bileşenlerinden biri de rekabet politikalarıdır. Rekabet, göreceli bir kavramdır. Rekabetten söz edilirken iktisadi birimlerin performanslarının karşılaştırılması hususu üzerinde durulmaktadır. Rekabet; firma, sektör ya da ulusal ekonomi düzeyinde kullanılabilir. Firmalar arasında, sektörler arasında ya da ülkeler arasında rekabet karşılaştırmasından söz edilebilir. Rekabet kavramı, ülke düzeyinde ele alındığında bireysel refah ya da ticaret performansı ile ilişkilendirilerek kullanılabilir. Ulusal rekabet politikası temel olarak;

• Değişim politikaları, • Makro ekonomik yapı ve politikalar, • Ara ya da destekleyici politikalar, • Mikropolitikalar başlıkları ile şekillenir.

Sanayi politikalarının en önemli bileşeni, değişim politikalarıdır. Sanayileşme politikasının şekillenmesinde politika yapıcılarının ve toplumun zihniyet yapısı son derece önemlidir. Politika uygulamalarının teknik altyapısını oluşturmadan önce gelişme temelli kültürel değerlerin geniş toplumsal kesimler tarafından benimsenmesi gerekmektedir.

İstikrarlı ve öngörülebilir makro ekonomik yapı ve güvenilir makro ekonomik politikaların yanı sıra gerçekçi bir kur politikası ve ulusal sanayi teşvik edecek genel bir dış ticaret politikası izlemek gerekmektedir.

Ara ya da destekleyici politikalar ile rekabet avantajı artırılabilir. Diğer taraftan, mikropolitikalar ile firmaların üretim becerilerini sürekli olarak geliştirecek dışsallıklar teşvik edilebilir.

Bölgesel Gelişme Politikası

Geleneksel bölgesel politikalar, merkezî bir kurum tarafından yürütülen politika demetinden oluşmaktadır. Geleneksel politika anlayışı, dengeli kalkınma anlayışına dayanmaktadır.

Geleneksel politika anlayışı ile kapalı ekonomi modelinde kısmi bir başarı sağlanabilir. Ancak sermaye hareketlerinin serbestleştiği günümüz dünyasında

geleneksel anlayış yetersiz kalmıştır. Dolayısıyla geleneksel anlayış, yerini bölgelerin rekabet gücünü arttırmaya odaklanan yeni bir anlayışa, bırakmıştır. Bu yeni anlayış; içsel büyüme teorisine dayanmaktadır ve bu anlayış;

• Bölgesel arz yapısının güçlendirilmesi, • Cazip yatırım ortamının tesis edilmesi, • Merkezi karar yerine yerel inisiyatifin güçlendirilmesi, • Beşeri sermaye, • Sosyal sermaye ve • İnnovasyon

gibi kavramları, gündeme getirmiştir.

İktisadi Gelişmişlik ve Sanayi Politikası İlişkisi

Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tercih ettikleri sanayileşme politikaları, tamamen kendi iç dinamikleri ile şekillenmemektedir. Nüfus artışı ve yatırım harcamaları için gerekli fonların oluşturulamaması, iç dinamikleri oluştururken küreselleşme sürecinde yabancı yatırımlar, dışsal dinamikleri oluşturur.

Küresel sermaye, gelişmiş ülkelerde uygulanan sıkı denetimlerden kurtulmak üzere bazı üretim birimlerini az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere kaydırmaktadır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde üretim yapan sanayi kuruluşları, ekseriyetle çevre kirliliğine yol açan üretim birimleridir. Birçok az gelişmiş ülkede çevre denetiminin ve standartlarının zayıf olması, bu ülkeleri çok uluslu şirketlerin kirlilik sığınakları hâline getirmiştir.

Genel Değerlendirme ve Öneriler

Sanayileşme politikaları, devletin ekonomideki rolü tartışmaları ile birlikte ele alınmalıdır. Sanayileşme politikasının;

• Yatırım politikası, • Teknoloji politikası, • Rekabet politikası ve • Bölgesel gelişme politikası, olmak üzere dört temel ayağı vardır.

Sanayileşme politikalarının bütün unsurlarını birlikte ele almak, diğer bir ifade ile birbirinden tamamen bağımsız düşünmemek gerekmektedir. Bir alanda yapılacak düzenlemeler, diğer politikaların hem hazırlık hem de uygulama süreçlerini doğrudan ya da dolaylı kanallar ile etkilemektedir.

Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun bütün ülkelerde sanayileşme politikaları, kamusal müdahaleler ile şekillenmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulanması gereken etkili bir sanayi politikasına ilişkin bazı öneriler şunlardır:

• Yüksek katma değerli sektörlere yönelik teşvik politikaları sağlanmalıdır. • Ar-Ge harcamalarının ulusal gelir içerisindeki payı artırılmalıdır.


• Teknoloji geliştirme konusunda yoğunlaşan araştırma merkezleri kurulmalıdır. Yüksek okullar, sektörel ihtiyaçlar esas alınarak ara eleman ihtiyacına yönelik eğitim programları uygulamalıdır. Beşeri sermaye gücünü artırırken eğitimde cinsiyet eşitsizliğini azaltacak tedbirlere de gitmek gerekmektedir. • Teşvik uygulamalarında etkinliğin artırılması için sanayi envanteri oluşturulmalıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında