AÖF Soru Bankası

Siyaset SosyolojisiÜnite 4 Özeti

Temsil ve Siyasi Partiler

SOS207U-SİYASET SOSYOLOJİSİ

Ünite 4: Temsil ve Siyasi Partiler

Temsil

Siyasal sosyoloji açısından siyasal partiler özellikle önemli bir işlev üstlenirler: toplumsal talepleri ve çatışmaları siyasal düzleme ve devlet mekanizmasına taşırlar. Ancak bu taşıma, tek yönlü bir akış değildir, siyasal partilerin temsil ettikleri toplumsal taleplerden ayrı çıkarları olması bir yana, liderlik etme ve toplumsal talepleri biçimlendirme güçleri de vardır.

Demokrasilerde, seçimlerin sonucu olarak Rousseau’nun Genel İrade dediği, Fransız Devriminden beri Halk İradesi veya Milli İrade diye adlandırdığımız bir iradenin oluştuğunu, halkın temsilcilerinin bu iradeyi kullanma yetkisine sahip olduğunu varsayıyoruz.

Demokrasilerin fiiliyattaki işleyişlerine bakıldığında temsil anlatısına sırtlarını dayadıklarını ve işletmeye çalıştıklarını görüyoruz. Temsil kavramı iki model etrafında tartışılır:

1. Vesayet modelinde, seçmenler temsilcilerini kendi görüş ve çıkarlarını mecliste ifade etsin diye seçmezler. Daha ziyade, kamu çıkarını üstün nitelikleriyle en iyi şekilde değerlendireceklerini düşündükleri kişiyi kendilerini temsil etmekle görevlendirirler. 2. Vekalet modelinde temsilcinin kendi tercihlerinin ve yargılarının pek az bir önemi vardır. Temsilci, seçmenler tarafından belli bir işle görevlen- dirilmiş bir kişiden ibarettir, herhangi bir liderlik özelliği göstermesine gerek yoktur. Tam tersine, temsil ettiği kişilerin bir aracıdır.

Siyasi Partiler

Siyasi partiler, bir toplumsal vizyonu uygulamaya koymak amacıyla iktidara gelmek üzere oluşturulmuş, kurumsal bürokratik yapıya sahip örgütler.

Siyasal parti dediğimizde üç unsurun bir araya gelmiş olmasını beklemeliyiz:

1. Bir siyasal parti, herhangi bir dernek veya kulüp değildir, siyasal partiler iktidara gelme iddiasındadırlar. 2. Siyasal parti, iktidara geldiğinde uygulayacağı bir vizyona, geniş veya dar bir fikirsel bütünlüğe sahiptir. Mesele, ölmüş kralın şu ya da bu çocuğunun ve ona yakın asillerin iktidara gelmesinden ibaret değildir, partiye amaç birliği veren bir ideolojisi mutlaka vardır, bu ideoloji katı veya esnek olabilir 3. Siyasal parti kurumsallaşmış, bürokratik bir yapıdır.

Siyasi Partilerin Toplumsal İşlevleri

Partilerin en önemli işlevi temsil olsa da diğer üç işlevi yani toplumsal taleplere tutarlılık kazandırma, siyasetçi yetiştirme ve toplumsal mobilizasyon işlevleri de gözden kaçırılmamalıdır.

Parti Örgütleri ve Tarihsel Gelişimi

Siyaset bilimciler dört tür partiden bahsetmektedirler:

1. Kadro partileri: Az sayıda ama yerel ölçüde etkin ve saygın üyeler edinerek örgütlenen siyasal partidir. Kadro tipi örgütlenme, kitle iletişim araçlarının yeterince gelişmediği, okur yazarlık oranlarının düşük olduğu, yerel önderlerle sıradan insanlar arasında yoğun ve hiyerarşik ilişkilerin olduğu bir ortamın ürünüdür. 2. Kitle partileri: Çok sayıda üyesinin küçük katkıları ve desteği ile örgütlenen siyasal parti. Bu parti tipinde, örgüte bağlılık önemlidir. Örgüt üyeleri ile sıkı ilişkiler kurulur. Üyelerin en aşağı kademelerden en üste doğru hem parti programının belirlenmesinde hem de parti lider kadrosunun oluşturulmasında katkısı söz konusudur. 3. Torba (catch-all) partiler: Tüm seçmenlere seslenebilmek için ideolojik açıdan esnekleşmiş ve strateji belirlerken üyelerindense profesyonel uzmanların görüşlerine başvuran parti. Bu tür partiler herkese ulaşmaya çalışırlar. 4. Tek mesele partileri: Kapsamlı bir toplumsal vizyona sahip olmadan, tabanının tutkuyla önemsediği bir tek meseleye odaklanarak siyaset yapan parti. Bu mesele bazen çevre ile ilgilidir. Bazen ise etnik ya da dinsel bir azınlık grubunun hak taleplerini merkeze almaktadır.

Seçim Sistemleri

Bir seçimde kullanılan oylara göre kimlerin halkı temsil etmeye hak kazanacağını belirlemekte kullanılan kurallar bütününü seçim sistemleri olarak adlandırıyoruz.

İki ana seçim sistemi mevcuttur:

1. Çoğunlukçu Seçim Sistemi: En çok oy alanın temsilci seçim çevresinin tek temsilcisi olarak seçildiği sistem. Kazanan hepsini alır sistemi olarak da bilinir. Özellikle İngiltere’deki seçim sistemi en bilinen örneğini teşkil eder. 2. Orantısal Seçim Sistemi: Her partinin parlamentoda mümkün olduğunca toplumda gördüğü destek oranında temsil edilmesini hedefleyen seçim sistemlerine verilen isim.

İki Turlu Seçim Sistemi

İlk turda herhangi bir aday çoğunluğu sağlayamazsa ikinci bir tur seçim yapılmasını gerektiren sistemler. Esasen

çoğunluk sisteminin bir alt türüdür.

Parti Sistemleri

Parti sistemi dendiğinde akla Bir ülkede siyasal partiler arası rekabetin işleyişindeki sistematik ve düzenli özellikler bütünü gelir.

Her ne kadar her ülkenin sistemi kendi toplumsal ve yasal yapısının sonucu olan parti sistemi kendine özgü özellikler


gösterse de genel olarak, dört parti sisteminden bahsedilebilir.

Tek Parti Sistemi

Bir tek-partinin tüm rakiplerini yasa dışı ilan etmesi, devlet-parti bütünleşmesinin gerçekleşmesi gibi özellikleri ile komünist ve faşist rejimlerde örneklerine rastlanan bir parti sistemidir. Bunların dışında tek parti sisteminin hâkim olduğu iki tip ülke daha görüyoruz. Bunlardan birincisi, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan ama sonrasında ulusal önderler çerçeve-sinde benzeri bir sistemi sürdüren Beyaz Rusya ve Türkmenistan gibi ülkeler, iktidar partisinin kont-rolü altında sözde muhalefet partileri bulunsa da, fiilen tek parti sistemi olarak işlemektedirler. İkincisi ise gelişmekte olan ülkelerde kurulan milliyet-çi özellik gösteren tek parti rejimleridir. Bunların bazıları, bağımsızlık savaşı yürüten siyasal örgütlerin, bağımsızlık mücadelesinin getirdiği tecrübe ve prestiji de kullanarak kurduğu ülkelerdir. Yirminci yüzyıl boyunca Cezayir ve Mali gibi ülkelerde uygulandı. Suriye ve Burma gibi başka ülkelerde ise partiler darbe ile iktidarı ele geçiren grupların siyasi kolu olarak geliştiler.

Hâkim Parti ve Egemen Parti Sistemleri

Hakim Parti sisteminde bir parti uzunca bir süre yapılan şeffaf ve adil şeçimlerde elde ettiği başarı ile hükümeti kurar. Japonya’da Liberal Demokratlar, İsveç’te ise Sosyal Demokratlar elde ettikleri başarı ile bu tür bir parti sisteminin kuruluşu için örnek teşkil ederler. Egemen parti sisteminde ise, iktidar partisi diktatöryel eğilimler gösterir. Bu parti, her ne kadar rakiplerinin seçimlerde kampanya yürütmesine izin verdiyse de, devletin kaynaklarını kullanarak, rakiplerini devletin güvenlik güçleri aracılığıyla korkutarak ve hatta gerekirse seçim hilelerine başvurarak iktidardan uzak tutmuştur. Meksika’da Kurumsal Devrim Partisi deneyimi bu türün en bilinen örneğidir.

İki Parti Sistemi

Bu sistemin iki önemli sonucu vardır. Birincisi, istikrarlı bir sistem olmasıdır, genellikle iki partiden biri hükümet olacak ve onu bir dahaki seçime kadar sürdürebilecek desteği toplamakta sıkıntı çekmez. İkincisi, toplumun geniş kesimleri bu iki partinin arkasında olduğundan, temsiliyetin geniş olmasıdır. Uzun yıllar, bu sistemin seçmenleri radikal gruplardan ise merkezci gruplara yönlendirdiği, böylelikle kutuplaşmanın, yani toplumun birbirine karı hınç besleyen iki gruba bölünmesinin önüne geçtiği iddia ediliyordu. Ama iki parti sisteminin hem İngiltere hem ABD’de son yıllarda hızla gelişen kutuplaşmanın önüne geçmek bir yana hızlandırdığı gözlemleniyor.

Çok Partili Sistem

Çok sayıda parti ve partilerin zaman zaman çöküp yerlerine yeni kurulduğu dinamik ve istikrarsızlık üreten bir sistemde seçimlerden farklı zamanlarda farklı partilerin iktidara gelme şansı vardır. Sistem içinde çok sayıda parti

yer alır. Bu yüzden de genellikle koalisyonlara dayalı bir sistemdir. Bu sistemde iktidarın daha hesap verebilir olduğu ve ideolojik çeşitliliğin toplumsal çeşitliliği yansıttığı söylenebilir. Bu avantajların bedeli ise istikrar ve sık rastlanan koalisyon krizleridir.

Seçmen Davranışı

Seçmen davranışını anlamaya çalışan dört temel yaklaşım vardır:

1. Parti Kimliği Yaklaşımı: Bu yaklaşıma göre bir seçmenin hangi partiye oy vereceğini belirleyen en önemli etken o seçmenin hangi partiyi kendi partisi olarak benimsediği, hangi partiyi kendi kimliğinin kurucu bir ögesi olarak gördüğü ya da hangi partiyi “tuttuğu”dur. 2. Sosyolojik Yaklaşım: Sosyalleşmenin yani içinde yaşanılan çevre içindeki deneyimlerin seçmen davranışlarında belirleyici olduğunu iddia eden bir yaklaşımdır. Ebeveyni hangi partiye oy veriyorsa çocuğunun da aynı partiye oy vereceği varsayılır. 3. Akılcı Seçim Yaklaşımı: Birey olarak yapacağımız en mantıklı şey oy vermeden önce bütün pratiklerin programlarını okuyup analiz etmek midir? Akılcı tercih teorisine göre bu sorunun cevabı hayırdır. Öncelikle, bir tek oyun etkisi sonucu etkileme açısından çok azdır. Akılcı tercih teorisine göre bu kadar çok insanın oy kullanmaya zahmet etmesi şaşırtıcıdır. İkincisi, seçmenlerin sonuca etkisi bu kadar az olan bir eylem için her parti programını tümüyle değerlendirmesi ve hayatı üzerinde dolaylı etkide bulunacak her alanda bilgi sahibi olmaya çalışması akılcı değildir, kimsenin bu kadar çok vakti de olamaz. Akılcı olan, hangi partiye oy vermenin seçmenin çıkarına olduğunu keşfedecek “kısa yol”lar bulmasıdır. Kısaca söylenirse, akılcı tercih teorisi, toplumsal olayları anlayabilmek için öncelikle toplumun en küçük birimi olan bireye odaklanmamız ve her zaman bireyin kendi çıkarları için en iyi olan tercihleri yaptığını varsaymamız gerektiğini savunur. 4. Kitle Kültürü Yaklaşımı: Kitle kültürü araçlarının seçmen davranışlarını doğrudan etkilediğini iddia eden bir yaklaşımdır. Bir başka deyişle, medyanın insanların düşünme biçimi üzerindeki belirleyiciliğine odaklanan yaklaşıma Kitle Kültürü yaklaşımı diyoruz. Basın özgürlüğünün gelişmiş olduğu bir ortamda bile, ana akım medyada sesini duyurama-yan partilerin işi zordur. Ancak belirli bir desteğe sahip partiler seslerini duyurabilecek imkânları bulurlar.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında