Kişilik tekrarlamamızı sağlar. Genetik olarak getirdiğimiz özellikler, davranışlarımızın temel itici gücünü oluşturur. Kişilik, farklı durumlar ve zamanlarda bireyin ayırt edici Ana rahmine düşüldüğü andan itibaren, plasentanın davranış düzenlerini etkileyen karmaşık ve psikolojik konumu, annenin psikolojisi, fiziksel sağlığı gibi birçok nitelikler bütünüdür. Bir diğer tanıma göre ise kişilik, etmen bebeği etkiler. Doğumla birlikte meydana gelen bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden bireysel farklılıklar, onun çevresiyle etkileşimini de ayırt edici, tutarlı ve yapılaşmış bir ilişki biçimidir. etkiler. Kişilik, bireyin kendisinden kaynaklanan tutarlı davranış kalıpları ve kişilik içi süreçler olarak tanımlanabilir. Yetenek ve Kişilik Etkileşimi: Burada kişiliğe ilişkin bazı özellikler olduğundan söz İnsanların yetenekleri, aslında kişiliklerinin bir parçasıdır edebiliriz: Birincisi, kişiliğin tutarlı olmasıdır; bugün dışa ve kişiliğin şekillenmesinde önemli bir etkendir. dönük olan bir kişinin yarın da dışa dönük olmasını Yetenekler, kişinin tanınmasını sağladığı gibi bireylerin bekleriz. İkinci özellik ise kişilik içi süreçle ilgilidir. yeteneklerini kullanabilecekleri davranışlara Kişilik içi süreçler, nasıl davranacağımızı ve güdülenmesini de sağlar hissedeceğimizi etkileyen ve içimizde gelişen bütün duygusal, güdüsel ve bilişsel süreçleri kapsar. Kişilik, Aile ve Kişilik Etkileşimi:
yapılaşmıştır; kişiliği oluşturan özellikler birbiriyle Kişiliğin biçimlenmesinde en önemli çevresel etken bağlantılı bir örüntü geliştirir. Üçüncüsü, kişiliğimiz bizi ailedir. Aile, özel davranışların kazanılmasında diğer bireylerden ayırt eder. toplumsallama ortamının başat kaynağıdır.
Kişilik Kavramı ile Yakın İlişkili Kavramlar: Toplumsallaşma, çocuğun ailesi ve sosyal grubu tarafından kabul edilen standartlara, adetlere, beklentilere Kişilik kavramı tanımlanırken karakter ve mizaç gibi göre davranış örüntülerini geliştirme sürecidir. Sevgi ve kavramlar birbirine karıştırılır ya da birbirinin yerine ilgisiyle anne-babalar, çocuğun kendilik değerini kullanılır. Bu kavramlar kişilikle ilgili olmakla birlikte yükseltirler ve kendine güvenmesini sağlarlar. Aile, ayrıca kişilikten ve birbirinden farklı anlamlara sahiptirler. toplumsal cinsiyet rollerinin öğrenildiği yerdir. Aileyle
• Kişilik-Karakter: Günlük konuşma dilinde birlikte arkadaşlar, öğretmenler ya da diğer kurum ya da birbirinin yerine kullanılan kişilik ve karakter gruplar bireyin kişiliği üzerinde etkilidir. Gazete, radyo, kavramları aslında farklı anlamlar taşımaktadır. televizyon gibi araçların yanında günümüzde tartışmasız Karakter, bir insanın yaşadığı çevresine, başka en etkili olan faktörlerin başında teknoloji ya da internetin insanlara, içinde yaşadığı topluma ve genellikle geldiğini söyleyebiliriz. Sosyal etkileşimin yerini sanal hayatın gereklerine karşı takındığı tavrı etkileşimin almasının olası negatif etkilerini maalesef anlamamızı mümkün kılar. Karakter özellikleri, gözlemlemeye başladık. Yalnızlaşma, sosyal zeka kişilik bütününün önem kazanmak ve kendini eksikliği, sapkın davranışlar geliştirme gibi negatif kabul ettirmek için başvurduğu araçlar ve özellikler, sanal etkileşimin artmasıyla hızla yayılmaya mekanizmalardır; bunların kişilik bütünü devam edecektir. Bu nedenle ailelerin bu konuda dikkatli içerisinde almış olduğu biçimler insanı belli bir olması, çocuklarıyla yeteri kadar zaman geçirmesi önemli yaşama tekniğine götürmektedir. Karakter, bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkabilmektedir.
doğuştan ya da kalıtımla geçen bir şey değildir; Kişilik Kuramları onları özel bir beden yapısını yaşatabilmek amacı ile kazanılmış özellikler olarak görmek gerekir. Psikodinamik Yaklaşıım:
• Kişilik-Mizaç: Allport, mizacı bireyin kendine Psikodinamik yaklaşım, bilinçli ve bilinçli olmayan özgü duygusal doğaya sahip olma olgusu olarak psikolojik dürtüler arasındaki dinamik etkileşimle ilgilidir. tanımlar. Mizaç, davranışsal eğilimlerdir. Bu Psikoanalitik yaklaşımın kurucusu Sigmund Freud’un eğilimler, belirgin kişilik özelliklerine kıyasla 19.yy’da psikiyatrik sorunlar ve bilinçdışı dürtülerle ilgili daha geniştir. Mizaç, yani genel davranış yaptığı öncü çalışmalar, psikodinamik yaklaşımın eğilimlerinin hangi belirgin kişilik özelliklerine gelişmesini sağlamıştır. Freud, bireyi anlamak için zihnin dönüşeceği, bu eğilimlerin bireyin yaşadığı bilinçaltı yapı ve içeriğini anlamamız gerektiğini ifade çevreyle girdiği etkileşime göre değişir. eder. Mizaçtaki bireysel farklılıklar, genellikle yaşamın birinci yılında gözlenebilir ve kişinin yaşamı Freud’a göre kişilik üç kısımdan oluşur: İd, Ego ve boyunca aynı şekilde kalır. Bir diğer ifadeyle, Süperego. İd (alt benlik), ilkel, kaba, kalıtımsal haz ve karakterden farklı olarak mizacın genellikle tutkudan oluşur; id, organizmayı harekete geçiren enerjiyi kalıtımsal olduğu söylenebilir. sağlar. Freud’a göre cinsellik ve saldırganlık en temel içgüdüdür. İd, temel arzularının hemen karşılanmasını Kişilik Gelişimini Etkileyen Faktörler ister. Koşullar ya da ortamın özelliklerini dikkate almaz. Kalıtım ve Kişilik Etkileşimi: Bir bebeğin acıktığında gecenin bir saatinde yüksek sesle ağlaması örneğinde olduğu gibi id de ilkel istek ve İçgüdülerimiz, kendimizi koruyabilmek ve türümüzün arzularının anında tatmin edilmesi için harekete geçer. devamını sağlayabilmek için sürekli birtakım eylemleri
Çoğu zaman farkında olmadığımız bu yönlendirmeler, not almak gibi hedeflerimiz, aşağılık bilinçaltında yer almaktadır. Ego ise id’i dengeleyen, onu duygumuzdan kurtulmak içindir. Çevreden üstün denetim altında tutmaya çalışan ve onun isteklerini olma gayretinin özünde bireyin kendini kabul karşılamak için uygun ortamların oluşmasına çabalayan ettirme isteği de yer alır. kısımdır. Ego (benlik), id’in akıl hocası rolünü • Kişilik Gelişiminde Ebeveyn Etkisi: Adler’e göre üstlenmiştir. İd, “hemen şimdi istiyorum” derken ego, iki tip ebeveyn tarzı çocuğun ileriki yaşlarda “Koşullar uygunsa sana istediğini verebilirim” der. Ego ve kişilik sorunu yaşamasına sebep olur. Birincisi id, genellikle çatışma yaşasalar da, ego, temel görevinin çocuğa aşırı özen göstermek ve aşırı korumak. id’in istek ve arzularını mümkün olduğunca doyurmak İkincisi ise çocuğa özen göstermemek ve ihmal olduğunu bilir. Ahlaki tutumları neredeyse olmayan etmektir. Birincisinde, yani çocuğun şımartıldığı egonun temel amacı id’e hizmet etmektir. Süper ego (üst aile ortamında çocuğun bağımsızlığı elinden benlik) ise kişiliğe ahlakı ekleyen kısımdır. İd’in arzu ve alınır ve bu durum aşağılık duygusunu artırabilir. isteklerinin karşılanabilmesi için önce ahlaki unsurlara ve Hiçbir sınır ve kural olmadan aşırı bir sevgi kuralların uygunluğuna dikkat edilmesi gerektiğini ego’ya ortamında büyüyen çocuk, ancak bir iki kişiye bildiren kısımdır. İd ve ego gibi büyük kısmı bilinçaltında bağlanmakta ve onlardan ayrılmak bulunan süper ego, bireyin davranışlarını toplumun ahlak istememektedir. Bütün hayatı boyunca kurallarına göre süzgeçten geçirerek “bu yaptığın yanlış, başkalarının sevgisini kazanmak ve dikkatini utan kendinden” ya da “bu yaptığın doğru, aferin sana” çekmek için çırpınıp duracaktır. mesajlarını verir. Bu durumda ortaya çıkan çatışma ise • Doğum Sırası: Adler, kişilik gelişiminde doğum endişe yaratır. Bireylerin bu süreçle nasıl baş ettikleri ya sırasının önemli olduğunu söyleyen ilk bilim da hangi savunma mekanizmalarını kullandıkları ise insanıdır. Ailede ilk sırada doğan, yani ailenin ilk onların kişiliklerine göre farklılık gösterir. çocuğu olan kişilerin ikinci çocuğun gelmesiyle
Freud, kişiliğin beş temel psikoseksüel aşamadan geçerek birlikte üzerindeki ilgiyi kaybettiğini, bu yüzden geliştiğini ileri sürmüştür. Bu aşamalar şu şekildedir: aşağılık duygusunun daha güçlendiğini söyler.
• Oral dönem (0-1 yaş) Carl Jung ve Kişilik:
• Anal dönem (1-3 yaş) İlk başlarda Freud ile çalışan Jung, Freud ile fikirlerinin • Fallik Dönem (3-6 yaş) uyuşmaması nedeniyle felsefe ve mitolojiyi birleştiren • Latens Dönem (6-11 yaş) çalışmalarıyla psikanalitik yaklaşımda kalarak kendi • Genital Dönem. teorisini geliştirmiştir. Freud’un cinsel dürtülere aşırı yer verdiğini düşünen Jung, yaşamda bir amacın olmasının ve Alfred Adler ve Kişilik: bu amaca ulaşmak için çaba sarf etmenin önemine işaret
Adler’in kişilik kuramına getirdiği bakış açısını etmiştir. Kolektif bilinçdışı kavramını geliştiren Jung, incelemeye onun şu cümlesiyle başlayabiliriz: “İnsan nesiller boyunca aktarılan ortak deneyimlerin bizim olmak kendini aşağı hissetmek demektir. Her psikolojik şimdiki hayatımızdaki etkisine dikkat çekmiştir. Yeni yaşamın başlangıcında derin bir aşağılık duygusu yer alır.” doğan bebeğin annesiyle kurduğu bağ ya da her çocuğun Her çocuk, yetişkinlerden oluşmuş bir çevre içinde karanlıktan korkması gibi doğuştan sahip olduğumuz büyümek zorunda olduğundan, kendini zayıf, küçük ve bilinçaltı psişik özellikler, çevremize belli şekillerde tepki yalnız başına yaşayamayacak kadar güçsüz hissetme vermemizi sağlar. Jung, atalarımızdan miras aldığımız bu eğilimindedir. Çocuktan yapabileceğinden daha fazla şey imgelere arketip adını verir. Jung’a göre her bireyde istemekle, çocuğun güçsüzlüğünü ve çaresizliğini yüzüne varlığını kabul etmek istemediği bir karanlık bir taraf vurmuş oluruz. Bazılarına bir yükmüş gibi, bazılarına da vardır. Gölge arketip ismini verdiği bu gölge yan, bilinçli dikkat edilmesi gereken değerli bir eşyaymış gibi ve bilinç dışı zihin arasında eşikte bekler ve içimizdeki davranmak, çocuğa iki şeye gücü olduğuna inandırır: bastırılmış ilkel, sakil ve kullanılmayan tüm özellikleri Büyüklerin hoşuna gitmek ya da gitmemek. Anne kapsar. Bu gölge yanımızla ne kadar yüzleşirsek, o kadar babaların yaratmış olduğu bu aşağılık duygusu bir insanın yararıcı ve olgun olabiliriz. Onu ehlileştirip, taleplerini hayatının gayesini belirler. bastırabilecek kişilik bölümüne tiyatro oyuncularının çeşitli rolleri sergilerken taktıkları maske anlamına gelen - • Üstün Olma Çabası: Adler, doğduğumuz andan persona- Jung’a göre persona sayesinde toplum tarafından itibaren yetişkin kişilerin bakımlarına muhtaç kabul edilmek mümkün olur. olduğumuz için yaşama bir aşağılık duygusu ile başladığımızı ifade eder. Bu algı, yaşam boyu Erik Erikson ve Kişilik: devam eder; bu aşağılık duygusu ile başa Erikson’un kişilik kuramına yaptığı en önemli katkı çıkabilmek için göstereceğimiz çabaya üstünlük benlik-kişilik ilişkisine getirdiği yaklaşım ve kişilik çabası veren Adler, cinsellik ve saldırganlık gelişiminin yaşam döngüsü içindeki yerine yaptığı güdüleri yerine temelde üstün olma çabasının vurgudur. Freud’dan farklı olarak kişilik gelişiminde tüm işlevlerimiz üzerinde etkili olduğunu söyler. ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinin de etkili olduğunu Örneğin, yarışı kazanmak, birinci olmak, yüksek savunan Erikson, bu durumu şu cümlesiyle
özetlemektedir: “Eğer her şey çocukluk dönemiyle özelliklere sahipken, düşük sorumluluk, dağınık, düzensiz, açıklanırsa, o zaman her şey bir başkasının kusuru olarak hemen pes etme, öz denetimden yoksun olma gibi değerlendirilir ve insanın kendi sorumluluğunu üstlenme özellikler taşır. Duygusal denge, duyguların tutarlı olması, gücüne duyulan güven de azalmış olur.” kontrol edilebilmesi, gerilimi yönetebilme becerisidir. Uç Benlik ve Kişilik İlişkisi: kısmında yer alan duygusal dengesizlik ya da nevrotiklik, kaygılı, endişeli, sinirli, gergin, kızgın, sıkıntılı, karamsar, Erikson’a göre benlik, kişiliğin oldukça güçlü ve bağımsız depresif olma gibi özellikleri ifade eder. Deneyime bir bölümüdür. Benliğin birinci işlevi bir kimlik duygusu açıklık, yeni şeyler öğrenme ve keşfetme arzusunun oluşturması ve bunu korumasıdır. derecesidir. Merak, yaratıcılık, yüksek hayal gücü bu
• Yaşam Döngüsü İçinde Kişilik Gelişimi Freud’a boyutun özelliğidir. Diğer ucunda ise geleneksel, kuralcı, göre kişilik gelişimi süper ego’nun oluşmaya tutucu özellikler söz konusudur (Can, Azizoğlu ve Aydın, başladığı 6 yaş civarında biterken, Erikson’a göre 2015: 83-84). kişilik gelişimi kişinin yaşamı boyu devam eder. İnsancıl Kuramlar o Temel Güvene Karşı Güvensizlik: o Özerkliğe Karşı Utanma ve Şüphecilik: İnsancıl kuramlarda dört ana öğe karşımıza çıkmaktadır:
o Girişkenliğe Karşı Suçluluk Duygusu: • Kişisel Sorumluluk: Başımıza gelenlerin o Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu sorumlusu bizleriz. o Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası • Şimdi ve Burada: Geçmiş ya da gelecek üzerinde o Yakınlık Kurmaya Karşı Soyutlanma: fazlaca düşünmek yerine hayatı dolu dolu o Üretkenliğe Karşı Durgunluk yaşamak ve gerçek potansiyelimizi o Benlik Bütünlüğüne Karşı kullanabilmek için tek yol şimdi ve burada Erich Fromm ve Kişilik: Psikanalitiği sonradan yaşamaktır. benimsemiş olan Fromm, Özgürlükten Kaçış kitabında • Bireyin Fenomenolojisi: Kimse, bizi bizden daha insanların Nazi liderleri ile özdeşleşmelerini sağlayan iyi tanıyamaz. Kararlarımızda, tercihlerimizde, şeyin ne olduğunu kişilik kuramıyla ele almıştır. Modern çözüm yollarımızda kendimizi iyi tanımalı ve hayatın yaygınlaşmasıyla birlikte her eylemimizde özgür nereden geldiğimizi iyi bilmeliyiz. irademizle hareket etmemiz ve seçim hakkımız olmasının • Kişisel Gelişim: İnsan gelişiminin doğal hali yanında bu özgürlük belli bir takım maliyetlere sahiptir. daha iyiye ulaşmaktır. Yaşam, bitmek bilmeyen Kaygı ve korku yaratan bu özgürlük, Fromm’un ifadesiyle bir kendiliğini keşfetme sürecidir.
güçsüzlük ve yalnızlığın dayanılmaz halidir. Her biriminiz İnsancıl kuramcılardan Carl Rogers, potansiyelini tam büyümesi ve bağımsızlık kazanmasıyla birlikte, kontrol kullanan kişilerin yaşamlarında uygun bir doyum edemediğimiz şeylerin farkına varır ve çaresizliğimiz ile noktasına ulaşmak için doğal bir çaba gösterdiğini yüzleşiriz. Fromm’a göre birey olarak ne kadar önemsiz savunmuştur. Potansiyelini tam kullanan kişi, yaşamın her olduğumuzu gördüğümüzde iki şekilde tepki veririz: Ya anını değerlendiren, yaratıcı ve meraklı kişilerdir. Kendi özgürlükten kaçarız ya da “olumlu özgürlüğe” doğru duygularına güvenmeyi ve başkalarının ihtiyaçlarına ilerleriz. Fromm, özgürlükle gelen çaresizlik ve yalnızlık duyarlılık geliştirmeyi öğrenir. Meslek seçimi ya da yaşam duygusunu aşmak için üç ana strateji kullanıldığını tarzı gibi konularda toplumsal beklentileri çok dikkate savunur: Otoriteciliğe başvurmak; Yıkıcılığı seçmek ve almaz. Rogers, potansiyelin tam olarak kullanılabilmesi Uyumluluğu seçmek. için çocuk yetişirken olumlu koşulsuz kabulün ne kadar
Özellikler Yaklaşımı önemli olduğuna vurgu yapmıştır. Olumlu bir benlik geliştirebilmek, yeteneklerimizin ve iyi özelliklerimizin Gordon Allport’un Özellik Yaklaşımı: Allport, özelliklerin farkına varabilmek için koşulsuz sevgi ve onay önemlidir. kişiliği oluşturan temel yapı taşları ve birey olmanın kaynakları olduğunu düşünmüştür. Allport’un yaklaşımına İnsancıl kuramın temsilcilerinden Karen Horney, olumlu göre tek bir boyut üzerinde bireyleri tanımlamak çevresel koşulların varlığının bireylerin “gerçek bir öze” mümkündür. Bireyin bir özellikten aldığı sonuç, diğer sahip olmaları açısından gerekli olduğunu söyler. Sıcak bir bireylerin sonuçlarıyla karşılaştırıldığında bu özelliklere ortam, ebeveynin çocuğu kendinden “ayrı bir birey” genel ayırıcı özellikler denir. Allport’un bir diğer önerisi olarak sevmesi gibi olumlu çevresel koşulların yokluğu ise bireyi kendi içinde incelemektir. bireylerde kaygı yaratır. Bireyler, bu kaygı durumuyla baş edebilmek için çeşitli kişiler arası savunma mekanizmaları Beş Faktör Kişilik Modeli :Büyük Beşli adıyla da anılan ya da kişisel (ruhsal) savunma mekanizmaları geliştirirler. bu model, farklı araştırmalarda sıklıkla ortaya çıkan kişilik Kişiler arası savunma mekanizmaları şu şekildedir: özelliklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Dışa dönüklük, girişken, konuşkan, sosyal, enerjik, sıcakkanlı • Diğer bireylere karşı kendini geri planda tutma, olma gibi özellikler taşırken, diğer ucunda yer alan içe pasif olma, dönüklük, çekingen, sıkılgan, sessiz, sakin ve utangaç • Diğer bireylerden uzaklaşma, olma gibi özellikleri barındırır. Sorumluluk, düzenli, • Diğer bireylere karşı saldırgan, kibirli ve narsistik tedbirli, dikkatli, organize olabilen, başarı odaklılık gibi tavır alma.
Rogers, Horney ve Maslow gibi insancıl kuramcıların • İkna: Kişinin kendi kendini ikna etmesi ya da ortak noktası kişiliği bir bütün olarak ele almalarıdır. başkalarının onu başarabileceğine dair ikna Bireylerin davranışları çeşitli kişilik özelliklerinden değil, etmesi kişiliğin bir bütününün eseridir. Diğer kuramlardan farklı • Eyleme ilişkin duygu durumu: Bir eylemi olarak insancıl kuramlar, mutluluk ve kendini düşündüğünde ya da o eyleme yöneldiğinde gerçekleştirme için çabalayan sağlıklı kişilere hissedilen duyguların gözlemlenmesi odaklanmaktadır. Bilişsel Kuramlar Sosyal Öğrenme Kuramları George Kelly’nin Kişisel Yapılar Kuramı: Kelly’nin Diğer kişilik kuramlarından farklı olarak sosyal öğrenme yaklaşımına göre bireyler, tıpkı bir bilim adamı gibi kuramları kişiliğin gelişiminde çevrenin etkisine yaşamlarına ilişkin geliştirdikleri hipotezler geliştirir ve odaklanır. Çevre-davranış-çevre etkileşimi üzerinde duran sınarlar. Tutarlı olan varsayımları kullanmaya devam sosyal öğrenme kuramları, davranışın hem çevreden ederken, tutarsız olanları siler ve yenisini geliştirirler. etkilendiğini hem de içinde bulunulan çevrenin türünü Bunu yapmalarındaki amaç belirsizliği azaltmak ve etkilediğini, dolayısıyla çevrenin de davranışı etkilediğini geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunmaktır. söyler. Walter Mischel’in Bilişsel-Duyusal Kişilik Kuramı: Julian Rotter’in Beklenti Kuramı: Öğrenme kavramıyla Mischel’in modelinde bilişsel-duyusal değişkenler, kişilik gelişimini açıklamaya çalışan Rotter, kuramını birbirleriyle etkileşime girerek davranışımızı belirler. beklenti üzerine kurmuştur. İnsanların davranışları, o Bilişsel modelde davranıştaki bireysel farklılıkların nasıl davranışların sonucunda alacakları ödülün varlığına oluştuğunu açıklarken sıklıkla başvurduğu kaynaklardan inanmalarına bağlıdır. bir tanesi şemalardır. Şemalar, bilgiyi algılama,
İçsel ve dışsal denetim odağı kavramını geliştiren Rotter, düzenleme, işleme ve kullanmamıza yardım eden içsel denetim odağı yüksek olan bireylerin başlarına gelen varsayımsal bilişsel yapılardır. Şemaların işlevlerinden bir her şeyin kendi eylemlerinin ve özelliklerinin bir sonucu tanesi çevremizdeki bir çok karmaşık ve fazla sayıdaki olduğuna inanırlar. Dışsal denetim odağı yüksek kişiler ise uyarıcıyı düzenlememize yardımcı olur. Bir diğeri ise şans, kader gibi üçüncü olgu ya da kişilerle başlarına gelen şemaların bize bilgiyi düzenleyebileceğimiz ve olayları açıklamaya çalışırlar. Çoğumuz, bu iki uç arasında işleyebileceğimiz bir yapı sunmasıdır.
bir yerlerde olabiliriz. İçsel denetim odaklı kişiler, Kişilik Değerlendirmesi bağımsız, aktif, girişken olurken, dışsal denetim odaklı Alanında uzman psikologlar tarafından kişilik kişiler, kaygılı, dogmatik ve kuşkucu özellikler özelliklerinin ölçülmesi yapılabilir. Geçerli ve güvenilir taşıyabilirler. testler kullanıldığı ölçüde bireylerin kişiliğini Albert Bandura’nın Bilişsel-Sosyal Öğrenme Teorisi: değerlendirmek mümkündür. Sosyal öğrenme yaklaşımının güçlü savunucularından olan Bandura, kişilik gelişiminde bireysel faktörler, çevresel Nesnel Testler: Nesnel ya da objektif testler, puanlaması uyarıcılar ve davranış arasındaki karşılıklı etkileşime ve uygulaması kolay testlerdir; iyi tanımlanmış kuralları sayesinde tek bir özellik için tek bir puan ya da farklı dikkat çeker. Tutumlarımız, çevredeki uyarıcılar ve geri özellikler için bir dizi puanlama yapılabilir. Kişilik bildirimler davranışlarımızı, dolayısıyla kişiliğimizi envanterleri, bireylerin kendi düşünceleri, duyguları ya da etkiler. Davranışlarımız da çevremiz üzerinde etkilidir. davranışlarıyla ilgili soruları cevaplandırdıkları nesnel bir Bandura, bu etkileşime karşılıklı belirlenimcilik adını testtir. En yaygın kullanılan Minnesota Çok Yönlü Kişilik vermiştir. Envanteri (MMPI), 1930’lu yıllarda psikolog Hataway ve Bandura’nın sosyal öğrenme yaklaşımına göre gözleyerek psikiyatrist McKinley tarafından geliştirilmiştir. öğrenme yetenek, tutum ve davranışlarımızı etkileyebilir. Projektif Testler: Nesnel testlerde bireylerin önceden Çevremizdeki insanların tiyatroyu sevmesi ve izlemesi, bu belirlenmiş ifadelere “evet”, “hayır” gibi önceden alışkanlıkları sayesinde sosyal bir insan olduklarını belirlenmiş cevaplar vermeleri söz konusuyken, projektif gözlemlememiz, bizim de tiyatroya karşı olumlu bir tutum testlerde önceden belirlenmiş cevaplar yoktur. Soyut kazanmamıza yol açabilir. resimler, tamamlanmamış resimler yoluyla katılımcıların Kuramına öz-yeterlik kavramını da ekleyen Bandura’ya kişiliklerini anlatacakları hikayelere yansıtacakları göre, bireylerin kendilerini ne kadar yeterli buldukları, varsayılır. En yaygın olanı Rorschach ve Tematik Algı onların hedefleri ya da eylemleri için ne kadar çaba sarf testidir. edeceklerini ve mücadele vereceklerini belirler. Yeterli olmadığımızı düşündüğümüz eylemlerden ise kaçma davranışı geliştiririz. Bu nedenle özyeterlik, algı, motivasyon ve performans gibi birçok durumu etkiler. Öz- yeterlik algısının oluşumunda üç bilgi kaynağı mevcuttur:
• Dolaylı tecrübe: Başkalarının yaptıklarını gözlemleme