SOS109U-TURİZM SOSYOLOJİSİ
Ünite 8: Turizmde Performans ve Beden
Giriş
Turizmi bir performans olarak gören bu yaklaşıma göre turizm, bireyin bedensel katılımıyla gerçekleşen bir olgu olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla performans yaklaşımında bedenleşmenin, turistik seyahatin ve destinasyonun tüm duyularla bedensel olarak deneyimlenmesi öne çıkmaktadır.
Turizmde Performans Yaklaşımına Geçiş
Turizm araştırmalarında özellikle 1990’ların sonlarında gündeme gelen performans yaklaşımı, turistleri aktif bir konuma yerleştirerek turist deneyiminin üretiminde yer alan unsurlar olan turist, eylemler ve mekânlar arasındaki ilişkileri hesaba katan bir analiz yöntemidir.
Bu yaklaşım çoğunlukla turizm çalışmalarındaki indirgeyici, tek bir duyuya odaklanan, turistlerin tek bir arayışta olduğunu söyleyen ve temsili olarak adlandırılan yaklaşımlara bir tepki niteliğinde doğmuştur. Performans yaklaşımında turistik bir geziye katılmanın her bir aşaması bir performanstır ve bu performans gerçekleştirilirken turistin bedeni ve zihni ayrı düşünülmemelidir. Beden ve zihinle birlikte turizm çoklu duyusal deneyimlerin de hesaba katılması gerektiği bir eylemdir.
Sahnelenen Otantiklik
Otantiklik arayışı; turistin alışık, aşina olduğu, bildiği kavram, olgu ve mekânlardan farklı, orijinal özelliklerini çok uzun zamandır koruyan olgu ve mekânlara yönelik arayışını ifade eder.
MacCannell turizme modernlik bağlamından yaklaşmıştır. Buna göre modern toplum, turistlerin pratikleri üzerinden anlaşılmalıdır. Modernleşme kişilerde sahte, çelişkilerle dolu ve karmaşık düşünceler oluşturmaktadır.
MacCannell “sahnelenen otantiklik” kavramı, Goffman’ın “sahne” ve “sahne arkası” ayrımını turizmde otantiklik olgusu içerisinde yeniden ele alır.
MacCannell’ın öne sürdüğü “sahnelenen otantiklik” kavramı sahnenin özgün ve gerçekmiş gibi düzenlenmesi olarak tanımlanabilir. Otantiklik arayışında olan turistler asla bu otantikliği göremezler. Çünkü onların her zaman karşısına sahnelenen bir otantiklik çıkar. Aslında otantiklik, turistlerin onları ağırlayan yerel halkın gerçek yaşamlarını görmesine olanak sağlayan arka bölgededir. Fakat turistler ile yerel halk arasında bu etkileşimler bir kere turistik hâle geldiğinde sahne arkaları artık sahne önüne taşınır ve otantik olduğu iddiası vurgulanır. Böylece otantiklik tıpkı bir tiyatro oyunu gibi sahnelenen bir hâl alır ve kendine has özelliklerini yitirir.
Performans Yaklaşımı
Performans yaklaşımına göre turizm performanslar aracılığıyla gerçekleştirilen bir olgudur. Başka bir ifadeyle turizm, turizme konu olan tüm aktörlerle birlikte üretilen sosyal bir performans olarak kabul edilmektedir. Turizmi bir performans olarak açıklayan ve performans yaklaşımı
adı altında bunu kavramsallaştırıp ilk öne süren araştırmacı Tim Edensor’dur.
Turistik performansların sahnesi de turistik mekânlardır. Dolayısıyla performans yaklaşımında turistik faaliyetlerin yaşandığı mekânlar da pasif, cansız, sabit olarak kabul edilmemektedir. Bu noktada performansı temel alan yaklaşımlar, turizm uygulayıcılarının planlı olan ça- balarının dışında kalan zamanlarda gerçekleşen pratikleri de hesaba katmaktadır.
Turistik yerler birden çok bedensel duyuyla (dokunma, koklama, duyma vb.) deneyimlenir. Dolayısıyla, turistler belirli bir manzaraya uzaktan bakmaktan çok bizzat bedensel olarak bu manzaranın bir parçası olarak bir deneyim yaşarlar. Turistler bu şekilde düşünüldüğünde onlara medya veya diğer kanallar tarafından sunulan mitleri ve imgeleri aramanın ötesinde kendi hikâyelerini de oluştururlar. Turizmi, turistlerin öngörülen rotaları takip eden pasif tüketicilere indirgendiği bir olgu olarak tasvir eden görüşün aksine, performans yaklaşımının merkezinde yaratılan hikâyeler, güzergâhlar ve üretken pratikler yer almaktadır.
Turist performanslarının bazıları bilinçli bazıları da bilinçsiz olarak iki şekilde gerçekleşmektedir. Bilinçli performanslar belirli eylemleri gerçekleştirmeyi hedefler. Sultan Ahmet Camisi’nin ziyaret edilmesi, boğaz turuna katılmak, Ağrı Dağı’na tırmanmak, Truva Müzesi’nin ziyaret edilmesi gibi eylemler bilinçli performanslardır. Öte yandan bilinçsiz olanlar, günlük yaşamdaki sıradan pratiklere benzemektedir. Kahvaltı etmek, yürümek, sohbet etmek vb. bilinçsiz performanslara örnek olarak verilebilir.
Performans yaklaşımı, turistik mekânlarda gerçekleştirilen etkinliklerde “sahne” ve “seyirci” arasındaki engelleri kaldırmakta, böylelikle seyircinin temsili gerçekleştiren kişiler olarak görüldüğü yeni bir pencere açmaktadır. Mekânlar sadece sembollerle değil, turistlerin performanslarıyla da birlikte üretilmektedir. Gündelik yaşamla turistik zaman dilimi arasındaki bölünmeyi reddeden, turizmi daha geniş kapsamda hayatın içinden bir unsur olarak ele alan performans yaklaşımının turist pratiklerini açıklamak için daha uygun bir kavram olduğu ileri sürülmektedir. Bu yaklaşım ayrıca temsillerden performanslara geçişle beraber katılımcıların bedenlerinin aktif kullanımına ve turistik mekânların sosyal inşasındaki aktif katılımlarına ilişkin bir vurguyu da beraberinde getirir.
Bedenleşme ve Duyusal Deneyimler
Bedenleşme (Embodiment), bireyin etrafındaki dünyayı hem zihni hem de bedeni ile kavraması ve anlamlandırmasıdır.
Turizm deneyiminin tamamında tüm algılama biçimlerinin dikkate alınması görüşünün yanında turizmde duyularla ilgili çalışmalar bir gezi esnasında turistlerin karşılaştığı çeşitli duyusal deneyimlere odaklanmaktadır. Bunlar;
müzik festivalleri (ses), gastronomi (tat) ve sağlıklı yaşam hizmetleri (koku ve dokunma) gibi belirli bir konuya odaklanmış faaliyetler olabilir. Ayrıca müzikoloji, gıda çalışmaları ve sağlıklı yaşam çalışmaları gibi özel çalışma alanlarına da sahiptir. Performans yaklaşımı ile beraber turistlerin bir mekânı dokunmak, koklamak, dinlemek vb. gibi pek çok duyu organıyla deneyimlemesine vurgu yapılmaktadır. Turizm konusunda yazılmış pek çok metinde turistlere “hiçbir şey yapmaksızın deneyimleyen, algılayan ve elde eden” pasif bir rol biçilmişken, perfor- mans noktasından bakıldığında turist bedenlerini ve turizm deneyimlerinin bedenleşen birlikteliğini kavramsallaştırmak için performansa dayalı metaforların kullanıldığı görülmektedir.
Goffman, turizmi hiç tartışmamış ya da araştırmamış olmasına rağmen turizm literatürü, turizm araştırmalarında zaman zaman, bazen dolaylı, bazen açık bir şekilde özellikle yüz yüze iletişim ve sosyal ilişkilerde Goffman’ın metafor ve sosyolojik yaklaşımlarını kullanmaktadır.
Turist Bakışından Performansa Geçiş
Urry’nin “turist bakışı” kavramı turist deneyiminin görsel bir deneyim olarak ortaya konulmasında oldukça etkili olmuştur. Urry turizmde otantiklik arayışını reddetmekte ve turistik deneyimin bireyin sıradan günlük yaşamında farklı birtakım hazlar arayışı olduğunu ileri sürmektedir. Turist bakışı insanların görsel olarak çekici, cazip yerlere seyahat ettiğini öne sürmektedir.
Goffman’ın dramaturji sosyolojisi ışığında, bakışların bedenselleşen çok duyulu doğasını ve birçok performansı içeren karmaşık sosyal ilişkileri içermektedir. Turist bakışlarının Foucault’dan ilham alınan ilk fikrinin, Goffman analizleri ve temsil ötesi teorilerin bakış açısı ile beraber genişletilip daha bedensel ve teatral bir şekilde incelendiği görülmektedir. Burada turistler gördükleri binalara ya da nesnelere dokunmakta, orada yürümekte ve çeşitli sosyal kurallar ve güç ilişkileri çevresinde bir uygulama içerisinde olmaktadırlar.
Bedenleşme, Turizm Performansları ve Eleştirel Çalışmalar
Turistin bedeni sosyaldir ve çevresinde etkileşime girdiği her şey ile bağlantılıdır. Beden ayrıca doğa ve doğal çevreyle kurulan ilişkiden de etkilenmektedir. Bedenin hareketini mekânla ilişkilendiren fikrin temelinde Merleau Ponty’nin yaklaşımları bulunmaktadır. Ona göre “Beden, diğer her şeyin kökenidir, ifadenin kökenidir, imgeleri anlamlandırarak onu dışarıya vurandır, imgelerin ellerimi- zin, bakışlarımızın altında var olmasını sağlayandır”
Turizm araştırmalarında ise bu konuyu ilk gündeme getiren araştırma Veijola ve Jokinen tarafından yapılmıştır. Turist deneyiminin görsel yönlerine odaklanmanın turisti görünmez veya alakasız hâle getirdiği ve yok saydığı savunulmaktadır.
Bedenleşme, sosyal alanda bir beden hâline gelme olarak bedenin sosyal inşasına vurgu yapmaktadır. Bedenleşme aynı zamanda cinsiyet ve kimlik doğrulama konularında önemli bir bütünleştirici temadır. Turizm süreçleri toplumsal cinsiyet tarafından şekillenmektedir ve birbiriyle bağlantılı ekonomik, siyasal ve çevresel boyutlarla ilgilidir. Cinsiyet analizi aynı zamanda güç, kontrol ve eşitlik gibi konularla ilgilenmektedir. İster ev sahibi ister konuk olsun, kadın ve erkekler turizmin oluş- turulması ve tüketilmesine değişen ölçülerde katkı sağlarlar; farklı güdüleri ve deneyimleri vardır. Ancak eşit derecede önemli bir konu da ayrımcılıktır ve bu, sıklıkla erkeklerin ve kadınların aktif veya pasif turizm katılımcıları olduklarına ilişkin ön yargısal bir imajdır. Bu imaj hem evdeki hem de destinasyondaki emeğin cinsiyetçi bölümlenmesini yansıtmaktadır.
Turizm araştırmalarında beden, eleştirel çalışmaların da konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmalarda, bedensel engellilerin turizme katılımı, toplumsal cinsiyet, maskülenlik, feminizm gibi konular işlenmektedir.
Bir Performans Alanı Olarak Turizm
Her bir aktörün birbiri ile bağlantı içinde olduğu bu turizm sahnesinde sosyal rollerin oynanması esnasında turist ve turizm çalışanlarının birbirlerine karşı yükümlülükleri bulunmaktadır ve böylece turistik mekânlar turistlerin seyirci, çalışanların aktör ve rehberlerin yönetmen olduğu mecazi bir tiyatro sahnesine dönüşür.
Performatif Turistler
Turistler, turistik faaliyetler esnasında fotoğraf çekme, sahilde dolaşma, yürüme vb. birçok farklı performans sergilerler. Unutulmaması gereken nokta, turistlerin her şeyden bağımsız olarak bir yere seyahat etmediğidir. Kişilerin düşünce yapısı, alışılmış pratikleri ve sosyal iliş- kileri de onlarla birlikte seyahat etmektedir.
Turistlerin performansları, farklı kültürel bağlam, mekân ve zamanlarda birbirinden farklı, çok çeşitli eylemler içermektedir. Kültürel olarak kodlanmış turistik davranış kalıpları sınıf, cinsiyet ve etnik köken etrafında dönmektedir ve nelerin görülmesi veya hangi aktivitelerde bulunulması gerektiği konusunda kendiliğinden birtakım sözleşmeler üretilmektedir.
Turizmde bir performans, çok farklı deneyimleri içeren birçok farklı rolün seçilip uygulanabileceğini göstermektedir. Örneğin, paket turlarla seyahat eden turistlerin eylemleri kısmen planlıdır ve belirli ortak uygulamalardan oluşmaktadır. Paket turlardaki gibi olmasa da sırt çantalı turistlerin de kendi aralarında bilinmeyeni keşfetme, yerel olana tanıklık etme gibi ortak uygulamaları vardır. Turizmdeki bedenleşme araştırmaları, turizmin bir yeri sadece gezmek ile ilgili olmadığını, daha da önemlisi, o yeri yaşamakla ilgili olduğunu göstermektedir.
Turistlerin performanslarını bulundukları turizm bölgesi de etkileyebilmektedir. Edensor, turistlerin farklı turizm
alanlarındaki performanslarının bazen o turizm alanının yapısına göre değişebileceğini de iddia etmektedir. Yazar iki farklı turizm alanı belirlemiştir. Bunlar; anklav alanlar (turizm işletmeleri tarafından kuşatılmış alanlar) ve heterojen alanlardır. Anklav alanlar; tatil köyleri, oteller, restoranlar, tur otobüsleri, seyahat acenteleri, sağlık, spor ve güzellik tesisleri, mağazalar, bankalar gibi kişilerin belirli ölçüde standart performanslar gösterdikleri yerlerdir. Bu tür alanlardan kasıt, turizmin ekonomik faaliyet olarak ön plana çıktığı, birçok tesisin turistler düşünülerek tasarlandığı yerlerdir.
Anklav (Enclave) turizm olarak adlandırılan bir turizm çeşidi de mevcuttur. Bu turizm türü, turistlerin ihtiyaç duyduğu tüm hizmetlerin, bölgesel olarak yalıtılmış bir alanda verilmesidir. Tatil köyleri, resortlar, ve kruvaziyer gemilerinde, turistlerin dışarıya çıkmadan gerçekleştirdiği tatiller buna örnek olarak gösterilebilir.
Bir sosyal mekân olarak plajı yeniden yapılandıran kumdan kale yapma işi, hareketli nesnelerin, bedenlerin, kum, kürek, arabalar, tatil fantezileri gibi imgelemlere ilişkin yoğun bir anlam içerir. Bütün bu ağ şeklinde bir araya getirilmiş şeyler, tatil esnasında bir araya getirilmiş- tir ancak kumdan kale gibi zaman içinde aşınmaya uğrar ve yok olur, sadece fotoğraflar ve turist mekânın performansına ilişkin hatıralar kalır.
Turizm aynı zamanda turistlerin kimlik arayışlarında da bir aracı olmaktadır. Kişiler, turistik performansları kimliklerini ifade etmek ve geliştirmek için bir araç olarak görmektedirler. Çağdaş tüketicinin postmodern kimlik arayıcısı olması görüşünden hareketle turistik tüketimin yalnızca yeniden üretilmekle kalmayıp, aynı zamanda kendi başına ortaya çıkan bir tür performans olduğu ortaya konmaktadır.
Hatıra eşyaları, sıradan görülen ev ile hayal edilen destinasyon arasındaki seyahati simgelemekte ve bunlarla turistlerin kişisel deneyimi arasındaki bağlantıyı vurgulamaktadır.
Turistler İçin Gerçekleştirilen Performanslar
Şehirlerde, kültürel miras alanlarında, müze ve tema parkları gibi belirli sahnelerde turistlere yönelik performanslar gerçekleştirilir.
Birçok turistik mekân artık turizm alanlarını tiyatro olarak kullanmaktadır. Bu genellikle aktörlerin belirli bir sahnede veya uzamda belirli rolleri üstlenmelerini içerir. Senaryolarını yazdıkları küçük dramalar, sık sık ziyaretçilere belirli bir ücret karşılığında ve ücret alan aktörlerle sunulur. Bu sahnelemeler en çok büyük ölçekli tesislerde, film stüdyoları ya da tema parklarda aktörler tarafından gerçekleştirilir. Ancak daha mütevazı ortamlarda, yerel kutlamalarda ve küçük mekânlarda da bu türden sahnelemeler yapılabilmektedir. Böyle gösteriler genellikle; duygusal, eğlenceli ve turistlerin çeşitli duyularına hitap edecek şekilde olabilmektedir. Öte yandan bu türden mekânların biçimi ve örgütlenmesi, önemi, estetiği gibi nitelikler o mekânlarda
gerçekleştirilecek turist performanslarının niteliğini de etkileyebilir.
Özellikle turizmle ön plana çıkmış dünyanın çeşitli bölgelerindeki kıyı otellerinde, animasyon ekipleri tarafından o ülkenin yerel kültürüne ilişkin performanslar sergilenmektedir. Bu durum aynı zamanda kültürün metalaştırılması konusunda eleştirilmektedir. Kültürün metalaşması en basit ifadeyle, kültürün ticari bir ürüne dönüştürülüp satılmasıdır.
Bedenleşme veya performans otellerdeki acente görevlileri, plaj görevlileri ve resepsiyonistler örneğinde de gözlemlenebilir. İşverenlerin bu çalışanların nasıl görünmesi gerektiği (cinsiyet, yaş, kıyafet vb. açısından) ve aynı zamanda nasıl hareket etmeleri gerektiği (sesleri, bedensel hareketleri vb. açısından) konularında beklentileri vardır. Bu çalışanların sergileyecekleri performanslar müşteri beklentilerinin bir parçası olduğundan çalışan-turist karşılaşmasına katkıda bulunur; aslında, birçok turist genel performansa katkıda bulunmaya hazır olabilir. Performans olarak çalışmak sadece çalışanlar için değil, aynı zamanda küçük işletme sahipleri için de geçerlidir; örneğin, sıcak, biraz eksantrik ama karakterli bir ev sahibi rolü oynayan küçük otel veya restoran sahibi, kabul edileceği varsayılan performanslar sergiler.