AÖF Soru Bankası

Birey ve DavranışÜnite 6 Özeti

Normal Dışı Davranışlar

SOS106U-BİREY VE DAVRANIŞ

Ünite 6: Normal Dışı Davranışlar

Normal Dışı Davranış

Bilimsel olarak normal ve normal dışı davranışın ayrımını yapmakta kullanılabilecek herhangi bir ölçüt olmamakla birlikte, normal dışı davranışla ilgili görüşler iki zıt görüş etrafında toplanır. Birincisi; toplumun kurallarına uyma oranını normal, bunlardan sapma oranını ise normal dışı olarak belirler. İkincisi ise; normallik ölçütünü toplumun onayı değil, kişinin kendisini iyi hissedebilmesine bağlar.

Normal Nedir?

Araştırmacılara göre normallik;

• Sağlıklı olmak, herhangi bir hastalığa sahip olmamaktır. • Tüm kişilik yapılarının birbiriyle denge durumunda olması demek ise, gerçekleşmesi imkansız bu durumda normallikten söz edilemez. • Ortalama ile eş anlamlıdır. • Bir süreçtir ve biyolojik, psikolojik ve toplumsal değişikliklerin katkısıyla ve zamanın sürekliliği içersinde işlevini sürdürebilmektir.

Normal Dışı Davranışların Tanımlanmasındaki Ölçütler

1. Normdan uzaklaşma: Toplumun kabul edilebilir davranışlarla ilgili normlarından sapan ve farklılaşan davranışlar normal dışı kabul edilir. 2. İstatiksel olarak az rastlanan davranış gösterme: İstatiksel anlamda ortalamadan sapma normal dışılık olarak kabul edilir. 3. Kişisel rahatsızlık: Kişinin ortaya koyduğu, sorumlu olduğu davranış bir gerginlik ya da strese yol açıyorsa bu davranış normal değildir. 4. İdealden sapma: Psikolojik sağlık için gerekli olan ve kuramsal olarak en düşük düzeyden aşağıda olan davranışlar normal dışı olarak nitelendirilir.

Normal Dışı Davranışlarla İlgili Yaklaşımlar

Normal dışı davranışlarla ilgili olarak farklı kuramcılar farklı yaklaşımlarda bulunmuşlardır. Bu yaklaşımlar biyolojik yaklaşım ve psikolojik yaklaşımlardır.

Biyolojik Yaklaşım

Bu yaklaşım normal dışı davranışları sinir sistemi, salgı bezleri gibi organik işlev bozuklukları ve kalıtsal faktörlerle ortaya çıkan yanlış işleyiş çerçevesinde açıklamaktadır. Bu bozukluğun kaynağı bir virüs veya mikrop, doğuştan gelen organik eksiklik, başın üzerine düşmek gibi ağır bir kaza ile olabilmektedir. Sorunun nedeni ne olursa olsun bu modelin 3 varsayımı bulunmaktadır. Bunlar;

• Hasta bir hastalıktan dolayı fiziksel ya da duygusal acı çekmektedir. • Bu hastalığı belli bir belirtiyle tanımlayabilmek olasıdır. • Her hastalığın kendine özgü ve belli bir nedeni bulunmaktadır.

Çağımızda biyolojik yaklaşım zihinsel bozuklukların ve normal dışı davranışların tümünü açıklamakta yetersiz kalmaktadır.

Psikolojik Yaklaşımlar

Bu yaklaşıma göre normal dışı davranışlar bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Bireyde derin iz bırakan bir olay, çok fazla stres, yıkıcı aile ilişkileri gibi pek çok faktör bu tür davranışları açıklayabilmektedir. Bazı yaklaşımlar davranışların tamamen dışsal unsurlarla belirlendiğini savunmaktadır. Bu anlamda üç temel yaklaşım vardır:

Psikodinamik Yaklaşım: Normal dışı davranışların sebebi, çelişki ile ortaya çıkan kaygının bilinçdışında kalması için sergilenen savunma mekanizmalarıdır. Bireylerin davranışları bilinçdışı tarafından, cinsellik ve saldırganlık güdüleriyle yönlendirilmektedir.

Bilişsel davranışçı yaklaşım: Normal dışı davranışların diğer davranışlar gibi öğrenilmiş davranışlar sonucu oluştuğunu savunur ve bu tarz bakış açılarını düzenlemeyi hedefler.

İnsancıl-varoluşsal yaklaşım: Bireyler psikolojik gelişim, büyüme ve sağlıklı denge yönünde en iyi şekilde davranmaya eğilimli olarak doğmaktadırlar. Fakat çocuğun büyüme evresinde bazı ihtiyaçlarının karşılanmasında ortaya konulan engeller, çocuğun gerçek ihtiyaçlarını yadsımasına ve ne istediğini bilemediğinden duygusal çöküntüye uğramasına sebep olabilir.

Normal Dışı Davranışların Sınıflandırılması

Normal dışı davranışların sınıflandırılması ile ilgili olarak, anormal davranışı tanımlama ve tanı kategorilerine ayırma güçlüğüne rağmen, davranış bozukluklarını sınıflandırmada Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nı (DSM) oluşturmuştur ve zaman içinde bu kitap güncellenmektedir.

Kaygı ile İlgili Bozukluklar

Tüm insanlarda görülen kaygının, türü ve derecesi önemlidir. Kaygı bozukluğu yaşayan kişiler neden kaygılandıklarını bilemezler. Kaygının etkisi altında kalan kişiler; terleme, kalp çarpıntısı, kasların gergin olmasıyla birlikte titreme gibi bedensel belirtilerle birlikte normal davranışlarda bozulma, mantıksız davranışlar sergileme gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen psikolojik belirtiler de gösterebilir; fakat birey gerçekle bağlantısını koparmaz.

Fobiler

Fobiler, obsesif kompulsif bozukluklar ve panik buzukluk kaygı ile ilgili bozukluklardandır. Gerçekte hiçbir tehlike olmadığı halde mantık dışı duyulan korkular fobi olarak adlandırılır. Freud’a göre fobi, bilinçdışında altında çözümlenmemiş çelişkilerden oluşmaktadır. Fobileri basit ve karmaşık fobiler olarak sınıflandırmak mümkündür. Belirlenmiş tek bir nesneden veya durumdan duyulan


korku basit fobi olarak tanımlanırken, karmaşık fobilerde sebep tam olarak belli değildir.

Belli başlı fobileri şu şekilde sıralamak mümkündür:

• Akrofobi: Yükseklik, • Hidrofobi: Su, • Agorafobi: Açık alan, • Ailorofobi: Kedi, • Amaksofobi: Araba sürmek, • Anthofobi: Çiçekler, • Niktofobi: Karanlık, • Brontofobi: Gök gürültüsü, • Fonofobi: Yüksek sesle konuşma, • Klostrofobi: Kapalı yerler, • Thanatafobi: Ölüm.

Obsesif-Kompülsif Bozukluklar

Kişilerin tüm girişimlerine rağmen durduramadıkları istem dışı düşünce ve fikirler saplantı (obsesyon), kişilerin tekrarlamak zorunda oldukları törensel davranışlar da zorlantılar (kompulsiyon)dır. Bu hastalar, sahip oldukları bu düşüncelerin hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler de durdurmaya çalışmak konusunda kontrolleri olmadığını düşünürler. Genelde sık olarak görülen saplantılar;

• Bulaşıcı hastalıklar ve mikropları kapmaktan korkmak, örneğin tokalaşmak ile hastalık kapmaktan korkmak. • Ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kilitlemeyi unutmak gibi endişeler taşımak. • Aşırı düzen ve temizlik, her gün evin her tarafının tozlarını alma, eksik, temizlenmemiş bir yer kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşamak. • Zarar vermekten korkmak. Örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceği korkusunu yaşamak.

Kaygı bozukluklarının bir diğer türü ise; gerçek bir sebep olmadan bir anda ortaya çıkan bunaltıcı korku ya da dehşet yaşantısı olarak adlandırılan panik bozukluktur.

Bedende Görülen (Somatoform) Bozukluklar

Duygusal belirleyiciler bedensel hastalıkların oluşumunda etkilidir. Bu tarz bozukluklarda duyguların boşalımı sağlanmadığından, gerilim iç organlara yansımaktadır ve bu tür kişiler hiç bir fizyolojik belirti olmamasına rağmen bedensel hastalıklardan yakınırlar.

Hipokondriyasis

Kişinin beden fonksiyonlarıyla aşırı derecede ilgilenmesi ve iç organların işlevlerinde bozukluk veya hastalık olduğu konusunda mantık dışı inanışlara sahip olması hipokondriyasis olarak tanımlanır.

Hiperkondriyasis

Hipokondriyasis’in tam tersi olarak görülen hiperkondriyasis durumunda ise kişiler hastalık belirtileri

yaşamalarına rağmen kendisine bir şey olmayacağı düşüncesinden veya hastalık ihtimalinin yarattığı kaygıdan kaçınmak için doktora gitmekten çekinirler.

Konversiyon Histerisi

Fizyolojik veya nörolojik herhangi bir neden olmadığı halde belirli duyu organlarında işlevsel yetersizlik görülmesi ise konversiyon histerisi olarak tanımlanmaktadır.

Psikojenik Ağrı

Konversiyon histerisine benzeyen psikojenik ağrı ise, işlev kaybı yerine bedenin herhangi bir yerinde devamlı bir ağrı ve acının oluşmasıdır.

Dissosiyatif Bozukluklar

Bu bozukluklar bireyin bütünlüğünü parçalayan, bölen bozukluklardır.

Amnezi

Dissosiyatif Amnezi’de (bellek yitimi) yeni bilgileri öğrenme kapasitesi bozulmamış olmakla birlikte, genelde stresli ve travmatik durumlarda görülen önemli bilgilerin ani kaybı söz konusudur. En yaygın tipinde bölgesel bellek kaybı söz konusudur. Burada, kısa zaman öncesine ait bilgiler unutulur. Dissosiyatif bozuklukların en yaygın olanıdır. Felaketlerin ardından ve savaş anlarında daha sık görülür. İyileşme genellikle kendiliğinden olur.

Dissosiyatif Füg (Tüm Bellek Kaybı)

Dissosiyatif Füg (Tüm Bellek Kaybı), kişisel reddedilme, kayıplar, başarısızlıklar, evlilik sorunları ve parasal sıkıntılar gibi durumlarda ortaya çıkan tüm bellek kaybıdır. Ani bellek kaybıyla birlikte, uzak mesafelere seyahatler görülebilir. O sırada geçmiş yaşamıyla ilgili kısmi ya da tam bellek kaybı söz konusudur ve kişi bunun farkında değildir. Birey; dakikalar, saatler ya da günler sürebilen böyle bir füg (kaçış) dönemi sırasında her zamankinden farklı bir kimlik edinmiş gibi davranır. İyileşme genellikle kendiliğinden olur ve hızlıdır.

Çoklu Kişilik

Çoklu Kişilik bozukluğunda, aynı kişide ayrı kişilik ve kimlikler yaşanır. Hasta ikinci bir kimliğe geçtiğinde gerçek kişilik genellikle hatırlanmaz.

Psikozlar

Önemli psikolojik bozukluklar psikoz olarak adlandırılır ve hastanede tedavi görmeyi gerektirir. Herhangi bir beyin zedelenmesi veya bozukluğu bulunmuyorsa fonksiyonel psikoz, beyin zedelenmesi, beyin tümörü veya beynin çalışmasında aksaklıklar bulunuyorsa organik psikozdan söz edilebilir.

Şizofreni

Şizofreni en yaygın görülen psikoz türüdür. Kişide düşünme tarzında bozulmaların meydana gelmesidir. Bu düşünce bozukluklarında halüsinasyonlar (olmayan şeyleri görme durumu), sanrılar (hiç bir geçerliği olmayan


düşüncelere doğruymuş gibi inanma, delüzyon) ve tuhaf konuşmalar vardır.

Belli başlı şizofreni türleri şunlardır:

• Basit şizofren: Yavaş biçimde gelişir. En büyük özelliği içe yönelim belirtisidir. Erinlik döneminden sonra ilgisizlik artar, başarı düşer ve birey az konuşur. • Paranoid şizofren: Büyüklük ya da eziyet etme hayalleri paranoyak şizofrenler için geçerlidir. Başkalarının arkalarından konuştuklarından kuşku duyarlar ve çoğu zaman düşmanca ya da saldırgan bir şekilde davranabilirler. • Katatonik şizofren: Hasta belirli bir beden durumunu değiştirmeksizin, bir heykel gibi, saatlerce hatta günlerce bulunduğu yerde kalır. Katatonik donmada gözler boş bakar, yüzler ifadesizdir. • Hebefrenik şizofreni (Dağınık şizofreni): Hasta dış çevreye kendisini kapatarak kendine özgü hayal dünyasında yaşar. Çocuksu konuşma, kıkırdama, kendi kendine konuşma, kahkahayı izleyen ağlama nöbetleri, utanç duygusunun ortadan kalkması belirtilerinden bir kaçıdır.

Psikotik Duygusal Bozukluklar

Duygusal bozuklukların artması ile psikotik duygusal bozukluklar görülür. Bu hastalığa sahip birey duygusal çöküntü ve duygusal coşkulanma yaşar. Duygusal bozukluklar şu şekillerde kendini gösterir:

• Depresyon (Duygusal çöküntü): Bu dönemde kişi değersizlik, suçluluk ve umutsuzluk duyguları içindedir. Birey kendine bakamaz duruma gelir. • Mani (Duygusal coşku): Depresyonun tam tersidir. Birey bu dönemde neşelidir. Kendini büyük görür, kendine güveni artar ve çok konuşur. • Manik depresif (Bipolar bozukluk): Bu dönemde birey hem coşkulu hem de çöküntülü günler geçirmektedir. Bu dönemdeki devreler düzenli olmamakla birlikte ne zaman başlayıp biteceği de belli değildir. • İntihar: Bireyin içinde bulunduğu ruh halinin etkisiyle ortaya çıkar ve kısadır. İntiharın belirtileri genellikle duygusal çöküntü, sessizlik, kendini beğenmeme ve küçük görme, yaşamı anlamsız görme olarak ortaya çıkar.

Organik Zihinsel Bozukluklar

Beyin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan, sebepleri gözlenebilen organik bozukluklardır. Beyin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan davranış bozuklukları şunlardır:

Bulaşıcı hastalıkların neden olduğu, beynin zedelenerek felç halinin yaşandığı durum, genel felç halidir. Sürekli alınan bir ilaç ya da kimyasal maddenin beyinde zedelenme ve işlev bozukluğu oluşturması durumu, Korsakov psikozudur. Bu hastalığın en büyük belirtisi

anterograd bellek kaybıdır. Buna yakalanan birey en son ne yediği gibi son zamanlarda meydana gelen olayları hatırlamaz. Bir bireyin davranışının değişik sosyal ve eğitim ortamlarında sürekli yetersiz kalması bu kişinin zekâ geriliği göstermesine işarettir. Down sendromu olarak adlandırılan hastalık zeka geriliği türlerinin en yaygınıdır.

Kişilik Bozuklukları

Birey toplum düzenini bozucu nitelikte davranışlar sergileyip çevresindekilere zarar veriyorsa ve bu konuda hiç bir suçluluk ve pişmanlık duymuyorsa kişilik bozukluğundan söz edilebilir. Bu bireyler topluma uyum sağlamada zorluk çekerler ve olgunlaşmamışlardır. Bu kişileri hastaneye yatırmak fayda etmez. Başlıca türleri, şizoid kişilik ve antisosyal kişiliktir.

Şizoid Kişilik

Şizoid kişilik, genç erişkinlik döneminde başlayıp aşağıdaki belirtilerden en az dördünün varlığı ile kendini belli eder. Sık görülen belirtileri şunlardır:

• Yakın ilişkiye girmeme ya da girmekten zevk almama, • Cinsel deneyimin yaşanması konusunda ilgisizlik, • Yapılan aktivitelerden zevk almama, • Yakın arkadaşları ya da sırlarını paylaştıkları dostlarının olmaması, • Kendilerine yönlendirilen övgü ya da eleştirilere karşı ilgisiz görünme, • Duygusal olarak soğuk, uzak, monoton bir duygu gösterme, • Diğer bireylerde sıcaklık ve sevecenlik hissi uyandırmama.

Bu kişilerin temel özelliği sosyal ilişkilerden uzaklaşmadır. Bilgisayar, matematik oyunları, astronomi, bulmacalar, yap-boz oyunları gibi soyut, mekanik işleri tercih ederler.

Antisosyal Kişilik’e sahip bireyler, toplum beklentilerine ve gerçekliğe uymayan bir yapı sergilerler. Hiç bir yasa ya da kural tanımazlar. Sık görülen belirtileri şunlardır:

• Kendisinin veya yakınlarının güvenliğini umursamama, • Tutuklanmasına yol açacak davranışları tekrarlama, • Devamlı yalan söyleyerek takma adlar kullanma, zevk ya da kişisel çıkar için başkalarını aldatma, • Sonucunu düşünmeden davranışlarda bulunma, • Sürekli tekrarlayan kavga, dövüş, saldırılar ile birlikte öfkelenme, • Yapılan hırsızlık, yaralama gibi zarar verici davranışa rağmen duruma ilgisiz kalıp, kendini haklı göstermeye çalışma ve bundan vicdan azabı duymama.


Psikoseksüel Bozukluklar

Cinsel deneyimler, cinsel tabuların varlığı yüzünden bireyin çelişki içinde yaşamasına yol açabilir. Bu çelişki bazı bireylerin cinsel olarak bozukluk göstermelerine yol açar. Bu bozukluklar cinsel isteğin kaybı, iktidarsızlık gibi genel bozuklukları içerir.

İleri cinsel bozukluklar ve cinsel sapmalar ise toplumsal ahlaki kuralları tehdit eden bir yapıya sahiptir. Cinsel sapkın kişi teşhircilik, ırza geçme gibi suçlar işler. Teşhirciliğin nedenleri; kişinin içsel çatışmalarına bir tepki ya da kendine güveni olmayan erkekleri kendilerini kanıtlama olarak gösterilebilir. Irza geçmenin olası nedenleri ise;

• Karşı cinse nefret etme • Kendini kanıtlama isteği • Karşı cinsi bir nesne olarak görme

olarak gösterilebilir.

Kötü Alışkanlıklara Bağlı Bozukluklar

Alkol, eroin, kokain gibi uyuşturuculara bağımlılık ve beraberinde getirdiği sorunlar da anormal davranışların içinde yer alır. Ağrı kesici ya da strese karşı kullanılan yatıştırıcılar da bu gruba dahildir.

İlaç ve uyuşturucu bağımlılığında, alınan maddeye fiziki bir gereksinim gelişir ve fizyoloji değişmesinden dolayı madde alınmadığı zaman yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.

Alkol bağımlılığı olan insanlarda ise konsantrasyon, bellek ve yargılama yeteneklerinde bozulmalar görülür.

Alkol alan kişilerde genel olarak ortak beş özellik saptanmıştır:

• Kişilerle gerçek duygusal ilişki kurmada güçlük çeken, benmerkezci davranan, olgunlaşmamış kişilik yapısı, • Umutsuzluk, yalnızlık, değersizlikle birlikte sürekli depresyon içinde olma durumu, • Çevresine aşırı bağımlı olma hali, • Diğer insanlara karşı düşmanlık duyguları geliştirme, • Cinsel yönden olgunlaşamama

Uzun süre alkol kullanımı, bu maddeye karşı dayanıklılık eşiğinin düşmesine ve beyinde oluşan hasarlarla normal dışı davranışların, psikotik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında