AÖF Soru Bankası

Birey ve DavranışÜnite 2 Özeti

Duygular

Yoğun duygu durumu geçtiğinde ise parasempatik bölüm Duygu-Heyecan Kavramı dengeleyici sistemlerle vücudu normale döndürmektedir.

Duygu kelimesi anlam olarak “Emotion” (E-motion) yani Yalan makinasının çalışma prensibini duygularla birlikte hareket halindeki enerjiden gelmektedir. Genel olarak ortaya çıkan fizyolojik tepkiler oluşturur. İngilizceden tercümede dilimize bazı kaynaklarda duygu bazı kaynaklarda ise heyecan olarak aktarılmaktadır. Duygu ve Davranış İlişkisi

Davranışın oluşmasında duygular da temelde güdüleyici Heyecan kavramı dilimizde bir anda oluşan, kısa süreli ve güçler olarak tanımlanabilirler. Duygular bir davranışı daha yoğun bir şekilde hissedilen, içeresinde fizyolojik başlatan, sürdüren ve yönlendiren süreçlerdir. Bu sebeple unsurları etkin bir biçimde barındıran durumlar için duygular da güdüler gibi insan davranışının oluşmasına kullanılmaktadır. Bir şekilde duygular heyecanlar öncülük ederler. İnsan davranışını şekillendirmede bulunulan ortamın algılanmasıyla ortaya çıkan, iç organları güdülerin ve duygu-heyecanların farklılaşması söz harekete geçirerek beden, davranış ve bilinçte farklılık konusudur. oluşturarak kendini hissettiren süreçlerdir. Bireylerin yaşadıkları duygular kendi davranışlarını Duygu-Heyecan Süreci harekete geçirebildiği gibi aynı zamanda diğer insanların da

Duygu yaşantısı vücutta öznel yaşantı deneyimi, duygusal davranışlarını harekete geçirebilmektedir. Bireylerin davranış düzeyi ve fizyolojik olay olmak üzere üç farklı yaşadıkları duygular bulundukları ortamın duygusal düzeyde gerçekleşir. atmosferini de değiştirebilmektedir. Örneğin neşeli ve mutlu bir şekilde derse giren öğretmenin bu duygu durumu • Öznel yaşantı deneyimi, bireylerin o duyguyu ne sınıftaki diğer öğrencileri de etkileyecektir. ölçüde ve nasıl yaşadığına ilişkin öznel durumdur. Yaşanılan duygular edinilen bilgiler ışığında Yerkes-Dodson Yasası olarak bilinen yasaya göre herhangi oluşan olgulardan ibarettir. Bu durum hayatı bir işten önce kişideki kaygı düzeyinin çok yüksek olması yaşamayı ve anlamlandırmayı öznel bir düzeye bireyin aslında rahatlıkla gerçekleştirebileceği bir işi getirmektedir. yaparken sıkıntı yaşamasına neden olabilmektedir. Diğer • Duygusal davranış düzeyinde insanların ortaya taraftan duyguyu az yaşamak örneğin yapılacak işle alakalı koyduğu davranışlar bize ya da diğer insanlara kaygıyı az yaşamak kişinin performansına olumsuz etki yaşanılan duygu hakkında fikir vermektedir. edebilmektedir. Bireyler kendi duygularını doğrudan kendi Genel olarak tüm duygular benzer beden ve yüz ifadeleri ile hissettikleri için bu duygular bireyde kalmaktadır. ortaya çıkar. Duyguların ifadesi beyindeki limbik sistem ve Diğer insanlar bireylerin davranışı üzerinden otonom sinir sistemi tarafından koordine edilir. Sağ beyin duyguları kavramaktadırlar. yarımküre duyguların yönetimi bakımından daha etkindir. • Fizyolojik olaylarda duygu belli belirtiler üzerinden anlaşılır. Mesela kalp atışında dakika Duyguların Sınıflandırılması başına alınan nefesteki artış, kalbin vücuda Davranışların oluşmasında duyguları sınıflama konusunda dakikada pompaladığı kandaki artış, mide ve araştırmacıların üzerinde uzlaştığı ortak temel bir nokta bağırsak hareketleri gibi durumlar örnek olarak bulunmamaktadır. Bazı araştırmacılar duyguları olumlu ve verilebilir. olumsuz duygular şeklinde sınıflarken bazı araştırmacılar Bu üç düzeyde de yaşanılan durumlar birbirleriyle alakalı da duyguların hoşa giden ve hoşa gitmeyen duygular olarak biçimde meydana gelir. Vücutta meydan gelen değişimlerin ikiye ayrıldıklarını ifade etmektedirler. Duyguları birçoğu otonom sinir sistemi ile bağlantılı sempatik sınıflandırma ile ilgili önemli çabalardan biri Robert bölümün harekete geçmesiyle ilgilidir. Plutchik tarafından ortaya konulmuştur. Plutchik (1980) bireylerin uyum sağlayıcı davranışlarını güdüleyen Sempatik bölüme ilişkin olarak; duyguları sekiz temel kategoriye ayırmıştır. Çevreye uyumu sağlayan bu duygular şunlardır: • Kalp atışları ve solunum artar. • Göz bebekleri büyür. • korku • Salya salgılanması gerçekleşir. • sevinç/neşe • Kan acil durum sebebiyle kullanılmak üzere mide • öfke/ kızgınlık bağırsaklar yerine karar vermede kullanılmak • üzüntü/hüzün üzere beyne harekete geçmede kullanılmak üzere • tiksinti/iğrenme iskelet kaslarına yönelir. • umut/beklenti • Kan şekeri enerji sağlama adına kanda daha yoğun • kabul etme/edilme hale gelir. • hayret/şaşkınlık/sürpriz • Kanın pıhtılaşma hızı artar. • Deriden kanın çekilmesiyle tüyler ürperme Plutchik duyguları belirli bir sıralamaya göre dizerek bir neticesinde dikleşir. duygu çemberi/tekerleği oluşturmuştur (Ders kitabında sayfa 26, Şekil 2.1). Bu çemberde birbirleriyle komşu olan


duygular karşılarında veya onlara daha uzak olan duygulara Scbacbter ve Singer kuramında duyguların gerçekleşmesi; kıyasla birbirlerine daha çok benzemektedirler. Çemberde Uyaran, Algı/yorumlama sürecinden sonra Uyaran ve karşılıklı olarak yer alan duygular birbirlerinin tersi bir Bağlama aynı anda etki etmektedir. Bağlam, Duruma özel duruma işaret ederler. duygunun hissedilmesini sağlamaktadır. Fizyolojik değişim/Otonom uyarılma Duruma özel duygunun Duygu Kuramları hissedilmesi üzerinden Geribildirim ile Algı/yorum

Duyguların meydana geliş şekli ve vücuttaki fizyolojik kısmına bir geri dönüt gerçekleştirir. değişimlerle ilgisi üzerine farklı kuramlar bulunmaktadır. Bu kuramlar James-Lange kuramı, Cannon-Bord kuramı, James-Lange, Cannon-Bard ve Schachter-Singer bilişsel kuram ve sosyobiyolojik kuramdır. kuramlarını bir yabancının sizi izlemesi durumu üzerinden özetleyecek olursak, James-Lange kuramında vücut için James-Lange Kuramı değişikliklerin harekete geçmesiyle beyin vücut içi William James ve Carl Lange tarafından ortaya konulan değişiklikleri duygusal deneyim olarak algılar. kurama göre beden çevrede gerçekleşen belirli özelliklere Cannon-Bard kuramında ise talamusun harekete göre tepkide bulunur ve bu tepkinin farkına varıldığında geçirilmesiyle aynı anda buradaki etki hem beyinde tepki fizyolojik değişimlerle birlikte duygu durumu meydana olarak bedensel değişikliklerin harekete geçmesine hem de gelir. duygusal deneyim ile ilgili olarak kortekse mesaj

James-Lange kuramında duyguların gerçekleşme süreci yollanmasını sağlamaktadır.

sırasıyla Uyaran, Algı/yorum, Fizyolojik değişim/Otonom Schachter-Singer kuramında ise oluşan duygu iki yeri uyarılma, Duruma özel duygunun hissedilmesi şeklinde etkiler çevresel ipuçlarının gözlenmesini ve genel gerçekleşir (S:27, Şekil 2.2’yi inceleyiniz). fizyolojik uyarılmanın harekete geçmesi, ikinci durumdan

Cannon-Bard Kuramı da çevresel ipuçlarının gözlenmesi durumuna bir dönüt James-Lange kuramının eksiklerini gidermeyi amaçlayan vardır. Bu ilk durumda duygusal tecrübeyi tanımlama, bir kuramdır. Duygular ve bedensel davranışlar aynı anda uyarıcıyı uygun bir biçimde yerleştirmek için adlandırma ortaya çıkmaktadır. Çevrede bireyi herhangi bir uyarıcı şeklinde gerçekleşir.

durum olduğunda talamus devreye girer. Fizyolojik Sosyobiyolojik Kuram değişimleri yapmak için sinir sistemi uyarılırken beyin Toplumsal bir varlık olan insan toplumsal davranışlar kabuğuna da sinyal yollanarak duygu ile ilgili yaşantının gösterir. Bazı davranışlar doğal bir süreçten geçerek farkına varılması ile ilgili süreç gerçekleşir. bugünkü haline gelmiştir. Bazı davranışlar ortadan

Cannon-Bard kuramına göre duygusal yaşantının kalkarken bazı yeni davranışlar kazanılmıştır. Duygular gerçekleşme süreci; Başlatan olay, Beyinde talamusun içinde benzer bir süreç işlemiş ve bazı duygular ortadan harekete geçmesi sonrasında aynı anda Otonom sistemin kalkmış bazıları varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Bu uyarılması ve Bilinçli duygu(korku) kısımlarına uyarılar duygular insanın çevreye uyum sürecini sağlamaktadır.

iletilir. Duyguların İfade edilmesi Bilişsel Kuram İnsanlar duygularını bir şekilde söz ve davranışlarına

Bilişsel kuramlarda bedendeki fizyolojik değişikliklerin yansıtmaktadırlar. Gerek sözel iletişim gerekse sözsüz şekillenmesinde bilişsel unsurlar olarak tanımlanan algı, iletişim yoluyla duyguların diğer bireylere aktarılması anlayış, edinilen bilgi ve tecrübelerin kodlanma ve geri mümkündür. Konuşma esnasında içinde bulunduğumuz çağırılma şekilleri, düşünme şekilleri gibi zihinsel süreçleri duygu durumunu ifade edebiliriz. Örneğin; “Bugün ilk etkilidir. Bu kuramda farklı olarak geri bildirim maaşımı aldım çok sevinçliyim” ifadesi içerik olarak mekanizması bulunmaktadır. Bu yolla birey karşılaştığı duyguyu yansıtmaktadır. Duygu ve düşünceleri durumları geçmiş deneyimleri doğrultusunda destekleyerek onları gözle görülür somut hale getiren değerlendirmektedir. hareketler olan jest ve mimikler iletişimin etkinliğinde önemli rol oynamaktadırlar. Jest ve mimikler bazen Plasebo Etkisi: Kişilerin gerçek bir tedavi olmaksızın, istendik bazen de istenmedik hareketler şeklinde ortaya aslında hiçbir fizyolojik etkisi olmayan ve ilaç sanılarak çıkabilmektedirler. Beden dilinde jest ve mimiklerin içilen haplar yoluyla tedavi gördükleri inancıyla iyileşme sınıflandırılması esas ve ikincil olmak üzere iki ana başlık göstermelerini anlatan kavramdır. altında sınıflandırılmaktadır.

Plasebo etkisiyle hastaların düşünce olarak kendilerini iyi Esas Jest ve Mimikler: Duygu ve düşünceleri destekleyen hissetmelerini ve buna ilişkin olumlu duygular onları somut hale getiren hareketler olarak yaşamalarını sağlamaktadır. Burada hiçbir fizyolojik etkisi tanımlanmaktadırlar. Bunları da 3 grupta ele almak olmamasına rağmen iyi geleceğine inanılan haplar mümkündür. içildikten sonra duygusal anlamda bir rahatlama sağlamaktadır (S:30 Şekil 2.4 ve 2.5’i inceleyiniz). • Anlatım jest ve mimikleri: Yüz ifadelerinde ortaya çıkan biyopsikolojik kökenli temel duyguları dile getiren hareketler olarak tanımlanabilir. Mutluluk,


öfke, şaşkınlık, üzüntü tiksinti, gibi bu duygular evrensel olarak tüm insanlarda ortak olarak görülmektedir. • Toplumsal jest ve mimikler: Bireyin toplumsal rolü gereği ortaya koymak zorunda olduğu hareketlerdir. • Şematik jest ve mimikler: Tiyatro oyuncularının, pandomim sanatçılarının yaptıkları taklit hareketleri bu grupta açıklanabilir. İşle ilgili belli bir mesleği yürütenlerin örneğin, borsada çalışanların sergilemek zorunda oldukları hareketler de bu grupta ele alınmaktadır.

İkincil Jest ve Mimikler: Bedenin gereksinimleri ile ilgili olarak toplumsal nitelikli olmayan esneme hapşırma, öksürme gibi bedensel hareketleri içerir. Bunlar kaynak hakkında bilgi verici olabilmektedir. Sürekli esnemek, yapılan konuşma ile ilgili düşünce ve duyguları da yansıtabileceği için önemlidir (S: 32, Resim 2.7’yi inceleyiniz).

İletişimde beden dili duygu ile ilgili mesajın aktarılmasında önemlidir. Çoğu zaman insanların kızgın ya da gergin, sevinçli ya da üzgün oldukları vücut hareketleri ile dışarıya yansımaktadır. Omuzların ve sırtın eğik ya da dik olması bireyin içinde bulunduğu duygu durumu ile ilgili ipuçları verir. Belirgin bazı davranışlar da herhangi bir söz söylenmese de duyguları yansıtabilmektedir. Bir odadan çıkarken kapının çarpılması kızgınlık durumunun habercisi gibidir. Öte yandan karşınızdaki kişinin tokalaşırken elinizi kuvvetlice sıkması da onun duygu durumunu aksettiren bir işaret olabilmektedir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında