Birincisi yirminci yüzyıl başından 1940’a kadar iki büyük Giriş dünya savaşı arasındaki yılları kapsayan ilk dönemdir. Bu
Toplumsal, siyasal yaşamda gerçeklik(ler)in neler olduğu dönem medyanın çok güçlü ve ikna edici bir etkisi önemli düzeyde medya aracılığıyla inşa edilmektedir. olduğuna dair ortak bir görüş egemen olmuştur. Bunun ise Medya aynı zamanda her geçen gün daha da büyüyen dört nedeni vardır: ekonomik bir sektördür. İletişim ve enformasyon teknolojilerindeki hızlı gelişme sayesinde medya 1. Yeni teknolojilerin yaşama geçmesiyle birlikte toplumsal değişimin önemli araçlarından biri olmuştur. yeni izleyici kitlelerinin yaratılmış olması. Her geçen gün daha fazla insan televizyon, internet, uydu, 2. Kentleşme ve endüstrileşmenin “kaypak”, cep telefonu/bilgisayarı gibi iletişim teknolojilerini daha köksüz, yabancılaşmış ve manipülasyona açık bir fazla kullanmakta, bunların içerikleri de her geçen gün toplum yarattığına dair bir görüşün moda olması. küreselleşen medya endüstrileri tarafından 3. Kent insanının artık savunmasız kaldığı ve kitle belirlenmektedir. Endüstrileşme yoğunlaşma ve iletişim araçlarının kolay bir “avı” hâline geldiği tekelleşme kavramlarını gündeme getirmiştir. fikrinin hâkim olması. Yoğunlaşma, medya kuruluşlarının belli bir kişi ya da 4. Kitle iletişim araçlarının 1. Dünya Savaşı grupların elinde toplanması durumudur. Tekelleşme ise, boyunca beyinleri yıkadığına ve sonraki yıllarda bir ya da birkaç kuruluşun zaman zaman aralarında gizli faşizmin yükselmesini sağladığına dair ikna edici ya da açık anlaşmalar yaparak pazarda egemenlik bir durumun oluşmuş olması.
kurmasına denir. Bu faktörlerden dolayı, kitle iletişimde izleyiciler edilgen
bir aktör olarak ele alınmış ve medya mesajlarının bir Medya Nedir? Medyayı Nasıl Anlayabiliriz? “mermi” gibi izleyiciler üzerinde etkili olduğu Günümüzde kitle iletişim araçları kavramının yerini alan varsayılmıştır. Bu anlamda bu dönemin hâkim yaklaşımı medya kelimesi, İngilizcede araç, ortam, aracı anlamına olan hipodermik şırınga modeline göre; medya mesajları, gelen medium kelimesinin çoğuludur. Medya dendiğinde, insanların beynine tıpkı bir şırıngadan ilacın zerk edilmesi hitap ettiği izleyiciler, aktardığı içerik ve bu içeriği üreten gibi veriliyordu. bir kurumsal yapıdan söz edilmektedir. Propaganda Analizi ve Harold Laswell: Propaganda “İzlemek” mastarı seyretmeyi, görmeyi ifade etse de olgusu, yeni iletişim teknolojileri sayesinde çok daha işlev medya çalışmalarında “izleyici” sözcüğü bütün medya kazanmıştır. Dönemin ilk önemli yapıtı kabul edilen tüketicilerine karşılık gelmektedir. Bu tüketicilerin “Dünya Savaşında Propaganda Teknikleri” Harold medyanın ürettiği içeriği bir referans çerçevesi olarak Laswell tarafından kaleme alınmıştır. 1930’larda algıladıkları tartışmalıdır. Referans çerçevesi terimiyle, Avrupa’da faşizm, Sovyetlerde stalinizm gibi rejimlerin medya tarafından aktarılan mesajların doğrudan kitlesel yükselişi, kitle iletişimin propaganda aracı olarak anlattıkları şeyler değil de kendilerini “anlamlı kılan” gizli kritik rol oynadığı görüşünü kuvvetlendirmiştir. varsayımlar kastedilmektedir. Reklam da bu dönemde, izleyiciyi bir ürünü almaya ikna Günümüz medyasının diğer bir özelliği, kâr amacıyla etmeyi amaçlayan önemli bir mesaj biçimi olarak işleyen kuruluşlar olmasıdır. Bu anlamda aynı zamanda tanımlanmıştır. Laswell’in ünlü ifadesiyle “Kim, kime, ticari bir işletmedir. hangi araçla ve nasıl bir etkiyle ne söylüyor?” sorusu
Medya Teorisi: Kısa Bir Tarihçe dönemin temel sorusu olmuştur.
Batı toplumları 19. yüzyılın ortalarında kitle iletişimi de “Sınırlı Etkiler” Yaklaşımı: Kitle iletişimi dâhil pek çok açıdan derin bir değişimin içine girmiştir. araştırmalarında ikinci dönem, 1940-1960’lar arasını 1890 ve 1920 yılları arasında yüksek tirajlı gazeteler, kapsamaktadır. Bu dönemin hâkim görüşü; medyanın daha sinema ve radyo yaygınlaşmıştır. Bu dönemde yüksek önce düşünüldüğü gibi, izleyiciler üzerinde çok güçlü bir tirajlı gazeteler tamamen boş, değersiz ve sansasyonel etkisi olmadığıdır. ABD’de yapılan etki araştırmaları haberler içermekte; kitle sanatı ve kültürü en düşük ortak sonucunda medyanın “çok sınırlı bir etkisi” olduğuna dair paydayı tatmini hedeflemekteydi. Bu nedenle kitle kültürü görüş ortaya çıkmıştır. Bu görüşü, niceliksel araştırmalar ve kitle medyasının toplum üzerinde olumsuz ve yıkıcı bir şekillendirmiştir. etkiye sahip olacağı varsayılmıştır. Bu bağlamda ilk defa Bu dönemde kitle toplumu tezinin terk edilmesi, medyanın bu dönemde kitle toplumuna karşı endişeler kitle sınırlı etkisi olduğu yaklaşımını da ortaya çıkarmıştır. medyasının yükselmesiyle baş göstermiştir. Liberal/çoğulcu çalışmaların yoğunlaştığı bu dönem, batı Bu dönemde ilk defa kitle ve iletişim olguları bir araya ülkelerinde sosyo-ekonomik istikrarın sağlandığı döneme gelmiş ve kitle toplumunun medya ile ilişkisine yönelik denk gelir. Sosyolojide işlevselcilik siyaset biliminde araştırmalar yapılmıştır. Kitle iletişim araştırmalarının liberal/çoğulcu perspektifler bu dönemin araştırmalarına ortaya çıkışından bu yana genel olarak üç dönem rehberlik etmiştir. saptanabilir. Bu dönemin kurucu ismi, Paul Lazarsfeld ve arkadaşları, 1940 yılında Amerika’daki başkanlık seçimlerinde, bir
kasabadaki seçim propagandalarının etkilerini incelemişler Bundan dolayı haber medyası kurumları üzerinde devlet ve kitle iletişim araçlarının etkisinin çok az olduğu sansürü ve müdahalesi olmamalıdır. Haber medyası da sonucuna varmışlardır. yayınlarında tarafsız ve nesnel olmalıdır. Nesnellik ilkesi, ticari yayıncılığın zorunlu bir sonucu olarak ortaya Kitle iletişimi araştırmalarında üçüncü dönem ise çıkmıştır. Nesnellik ilkesi ile birlikte gelişen bir diğer 1960’ların sonundan günümüze dek süregelen dönemi profesyonel ilke ise haberin olgusal; yani gerçeğe ilişkin kapsamaktadır. olması gerekliliğidir. Bu ilkeler kısa zamanda haber Medya: Farklı Teorik Yaklaşımlar medyasının temel kuralları hâline gelmiştir.
İşlevselcilik: Kökleri Durkheim’a kadar dayanan, II. Marksizm: Marks’a göre kapitalizmin ekonomik temeli ve Dünya Savaşı’ndan sonra geliştirilmiş sosyolojik bir organizasyonu, toplumun nasıl işleyeceğini belirler. Bu kuramdır. İşlevselcilik, toplumun tüm organlarının, sağlığı nedenle medya kurumlarının mülkiyeti ve kontrolünü için işlevlerini tam olarak yerine getirmeleri (tıpkı canlılar elinde bulunduran kapitalistler ve egemen sınıf, kendi gibi) gerektiğini savunur. Bu bağlamda medya çıkarları doğrultusunda alt sınıfları yönlendirmek için araştırmalarında işlevselci yaklaşım, medyanın sosyal medyayı kullanır. düzen ve yapının korunmasındaki rolü üzerine yoğunlaşmıştır. Çağdaş Eleştirel Yaklaşımlar: Neo-Marksist teoriler arasında önemli farklılıklar olmasına rağmen hepsinin Bu yaklaşımın önemli bir temsilcisi olan Robert Merton, ortak noktası, medyanın hâkim sınıfın ve burjuvazinin bazı medya işlevleri açık bir biçimde gözlemlenebilirken; gücünü meşru kılmak için çalışan ideolojik bir aygıt bazı işlevlerinin de gözlenebilmesinin oldukça zor olduğu olduğudur. Tartışmaların ve görüş farklılıklarının nedeni üzerinde durmuştur. Ancak, hangi medya aktivitesinin ise medyanın bunu nasıl ve ne kadar gerçekleştirdiği toplum düzeni için işlevsel olduğu belirsizlik üzerinedir. göstermektedir. Bu dönemde Marks’ın klasik ekonomi ile ilişkili ideoloji Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı ile E. Katz ise anlayışından uzaklaşılarak, görece ideolojiye özerk bir medyanın insanlara ne yaptığı değil, insanların medyayı alan olarak bakan yapısalcı bir yaklaşıma geçildi. Böylece ne amaçla kullandığına bakılması gerektiğini medya, salt bir tahakküm aracı olarak değil, farklı düşünce vurgulamıştır. Bu yaklaşıma göre insanlar medyayı, ve çıkarların rekabet ettiği mücadele alanı olarak günlük sıkıntılardan uzaklaşmak, dinlenmek, eğlenmek, değerlendirildi. güncel gelişmelerden haberdar olmak gibi ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmaktadırlar. Yaklaşım, medyayı Bu dönemin önemli teorisyenlerinden birisi Louis işlevsel bir etkene indirgemesi ve salt doyum anıyla Althusser olmuştur. Althusser, “İdeoloji ve Devletin kısıtlaması nedeniyle eleştirilmektedir. Aygıtları (1970)” adlı çalışmasında devletin baskı aygıtları ve ideolojik aygıtları arasındaki farkı vurgulamıştır. Polis Çoğulcu Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre; Batı ve asker gibi doğrudan ve şiddet kullanarak müdahalede toplumlarında güç/iktidar, hiçbiri tek başına hâkim bulunabilecek silahlı unsurlar devletin “baskı aygıtlarını” olmayan çeşitli grupların elindedir. Medya kurumları da oluştururken eğitim, din ve medya gibi kurumlar; devletin devletten, siyasal partilerden ve kurumlaşmış baskı “ideolojik aygıtlarıdır.” gruplarından oldukça özerk bir yapıya sahiptirler. Medya yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü bir güç Roland Barthes ise, medyanın bir ideolojiyi insanlara konumundadır. Toplumda ne kadar çeşitlilik varsa medya benimsetmesinde göstergelerin, simgelerin, mitlerin içerikleri de o kadar çeşitlidir ve medya toplumdaki bu önemine vurgu yapmıştır.
çeşitliği aktaran bir organ işlevi görmektedir. Post-Yapısalcı bir düşünür olarak tanımlanan Michael
Liberal/Çoğulcu Yaklaşım, medyanın özel sermayenin Faucault da, doğrudan medyayla ilgili çalışmalar mülkiyetinde olmasının medya içeriklerini doğrudan gerçekleştirmediyse de, içinde yaşadığımız dünyaya dair etkilemeyeceğini savunur. Asıl belirleyici, izleyicilerdir. bakışımızın söylemler tarafından etkilendiğine ilişkin Ekonomik, siyasi, teknolojik gelişmeler medyanın vurgusu alana katkı getirmiştir.
izleyiciler üzerinde etkisini şekillendirir. Diğer yandan Stuart Hall ya da Britanya Kültürel Çalışmalar Okulu: izleyicilerin yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi gibi değişkenler Britanya Kültürel Çalışmalar Okulu’na göre, iletişim bir medya içeriğini farklı yorumlamalarına neden anlamlandırma süreci olduğundan; ideoloji, dil, anlam, olabilmektedir. Bu yaklaşım bugünkü medya kurumlarının temsil, iktidar kavramları üzerinde durulmalıdır. İnşacı temel felsefesini de belirliyor olması nedeniyle önemlidir. dil/temsil modeline dayanan bir yaklaşımı savunurlar.
Liberal/çoğulcu yaklaşıma göre; medya toplumun aynası Medyanın topluma, hayata ve dünyaya dair anlamın olma misyonunu üstlenirken, haber medyası kurumlarına oluşmasında rol oynaması, onun ideolojik bir işlevi yerine da toplumsal gerçekliğin aynası olma görevini yüklemiştir. getirdiğini gösterir.
Medya/haber medyası kurumlarının iki önemli görevi, Hall, izleyicilerin medya içeriklerini üç farklı biçimde halk adına gözlem yapmak ve serbest düşünce pazarı okudukları üzerinde de durur: oluşturmaktır.
1. Egemen Hegemonik Okuma: Metindeki anlamı Eleştirel ekonomi-politik yaklaşım medya endüstrisindeki kabul ederek okumadır. tekelleşmeye odaklanmaktadır. Bu yaklaşımın Peter 2. Müzakereci Okuma: Metindeki anlamın bir Golding ve Graham Murdock gibi temsilcileri, kamu kısmının kabul edilerek bir kısmının kabul sektöründeki kurumların özel girişimcilere satıldığı ya da edilmeyerek okunmasıdır. içeriden ticarileştirildiği, deregülasyon politikalarının 3. Muhalif (karşıt) Okuma: Metnin, metindeki ivme kazandığı ve sonuçta medyanın büyük sermayenin anlama karşı çıkılarak okunmasıdır. eline geçerek tekelleşmenin giderek artmasının üzerinde durur. Deregülasyon, her ne kadar “kuralların Post-Modern Yaklaşım: Jean Baudrillard, medyanın kaldırılması” demek olsa da esas olarak 1970’lerden imge/gösterge ve gerçeklik arasındaki farkı silikleştirdiği itibaren kamu yayıncılığı tekellerinin ortadan kalkması ve üzerinde durmuştur. Haber ve eğlence arasındaki farkın özel radyo/ televizyon yayıncılığının yaygınlaşması belirsizleşmesi gibi medya içeriğinin bulanıklaşmasını yönünde kuralların değiştirilmesi sürecini anlatmak için vurgulamıştır. Baudrillard’a göre sıradan insan medyanın kullanılmaktadır. çok sayıda ve anlamsız mesajı karşısında pasif durumdadır. Ancak aynı zamanda izleyicilere mesajları Kapitalist bir sistem içinde medya endüstrisindeki üretim reddetme, özümsememe gücü vermektedir. de piyasa koşullarında ve kâr merkezlidir. Bu nedenle yayınların kar amaçlı olarak tasarlandığı gözlenmektedir. Feminist Yaklaşımlar: Medyaya dair farklı feminist Daha çok reklam geliri elde etmek için reklam verenlerin yaklaşımlar olsa da genel olarak medyada kadınların beklentilerine uygun yayın politikaları egemen olmuştur. “eksik ve sorunlu” temsil edilmesi, cinsel bir obje olarak İzleyici, tüketici konumunda değerlendirilmiştir. sunulması eleştiri konularıdır. Medya, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini destekleyerek ataerkilliği Medya, ciddi konulardan ziyade eğlence ağırlıklı bir yayın yeniden ürettiği için eleştirilmektedir. politikasına geçmiştir. Infotainment, günümüz medyasının merkezî bir olgusu hâline gelmiştir. Infotainment Medyanın Sahiplik Yapısı ve Üretim Süreci kavramı, belirli medya içeriklerini tanımlamak için
Medya içeriklerinin/ürünlerinin üretimi medya İngilizce enformasyon, bilgi ve eğlence sözcüklerinden kuruluşlarının yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Medyanın 1980’li yıllarda türetilmiştir. Bilgi yarışmaları, talk- kurumsal yapısının içinde yer aldığı kapitalist üretim tarzı showlar, hobi programları, spor-magazin programları ve tarafından belirlendiği ileri sürülür. Medya, ona sahip eğlence ögelerini öne çıkaran haber programlarını kapsar. olanlar ve onu kontrol edenlerin sınıfsal çıkarlarını Tabloidleşme kavramı da kullanılır. meşrulaştıran yanlış bilinç üretmektedir. Yanlış bilinç, hakikati gizleyen, böylece bireyin kendi gerçekliği Medyanın en önemli gelir kaynağı olan reklamlar, hakkında yanılma ya da yanıltılmasını sağlayan düşünme medyanın finansmanında “olmazsa olmaz” bir unsur ve gerçekliği anlama biçimidir. Herman ve Chomsky, haline gelmiştir. Reklamcıların hedefi, herkese ulaşmak “propaganda modeli” adını verdikleri yaklaşımlarında özel değil, esas olarak satın alma gücüne sahip olan orta sınıf mülkiyet altındaki medya kurumlarındaki sınıf ve üstü kitleye ulaşmaktır. Medya, artık reklamcıların tahakkümünün araçları olarak nitelendirirler. gereksinimlerine göre şekillenmektedir. Bireyin karşı koyabilme gücü onun sosyo-ekonomik ve demografik Mülkiyet Doğrudan Kontrol Anlamına Gelir mi? konumuna bağlıdır. Ancak daha eğitimli ve bilinçli Marksist teorik gelenek içindeki araçsalcı yaklaşımın bu izleyiciler medyanın manipülasyonuna karşı koyabilir. soruya yanıtı evettir. Medya patronlarının hangi fikirleri kitlelere ulaştıracakları konusunda tartışmasız söz sahibi Diğer taraftan medya kurumlarının sayısal olarak oldukları görüşü eleştirel ekonomi-politik yaklaşıma göre artmasının daha çok çeşitlilik ve seçenek ürettiğine dair “kısmen haklı” da olsa “sistemdeki çelişkileri gözden liberal savın ihmal ettiği nokta, egemen hale gelen medya kaçırır”. “Medya sahipleri her zaman dilediklerini kurumlarının “çeşitliliğin” sınırlarını belirlediğidir. Bir yapamazlar”. diğer önemli nokta da medya kurumları için izleyicilerin istatistiksel toplamlar olarak görülmesidir. Tekelleşme, Yapısal yaklaşıma göre ise; ekonomik yapı, medya medya ürünlerinin içeriğini, izleyici seçeneklerini ve sahiplerinin, medya yöneticilerinin ve çalışanlarının kamusal denetimi sınırlandırmıştır. etkinliklerini şekillendirir. Buna göre medya alanında yaşanan rekabet nedeniyle sistemin çalışanlar üzerinde Medya ve Küreselleşme
baskısı daha fazla belirleyicidir. Küresel Çağda Yaşamak: Yeni Medya Teorileri: Küresel medya ve iletişimdeki büyüme hakkındaki ilk düşünceler, Eleştirel Ekonomi-Politik Yaklaşım ya da Medyanın modernleşme teorisi ile şekillenmiştir. 1950 ve 60’larda Ekonomi-Politiği: 1980’li yıllarda neo-liberal hakim olmuş bir yaklaşımdır. Kısaca, geri kalmış ülkelerin politikaların egemen olmaya başlamasıyla birlikte medya gelişmiş ülkelerle aynı yolu izleyerek gelişebilecekleri kurumları finans ve endüstriyel sermaye alanında faaliyet tezine dayanmaktadır. gösteren holdinglerin eline geçmiştir. Bu durum dünya ile paralel Türkiye’de benzer şekilde yaşanmıştır. Buna karşın bağımlılık teorisi, eski sömürge ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmalarına rağmen birçok yönden
sömürgeci sahiplerine bağımlılıklarının devam ettiğini fiziksel bir temas olmaksızın bir cemaat ya da gruba ait ileri sürer. Kolonyal güçler, bu ülkelerden geri çekilirken olabilmektedir. Bu durum bireyin gerçek yaşamda ve arkalarında siyasal sistemlerini, dillerini, değerlerini ve toplumsal ilişkilerdeki tehlikeli ya da riskli durumlardan yaşam tarzlarını bırakmışlardır. Medya, bu yapıyı yeniden korumaktadır. üreterek, bu ülkelerde neo-kolonyalizmin ebedileştirilmesi İnternet, daha önceki dönemde gerçekleşmemiş yeni sürecinde önemli bir rol oynamıştır. “kimlikleri,” yeni “ilişkileri” ve “sanal cemaatleri” Kimi eleştirmenler, yeni medya teknolojilerinin ve yeni gündeme getirmiş durumdadır. İnternet, katılımcılar medya formlarının gelişimini ve etkilerini arasındaki mevcut sınıfsal, etnik, ırksal, toplumsal cinsiyet bilgi/enformasyon toplumu ve küreselleşme olgularıyla ve yaşa ilişkin farklılıkları görünmez kılan bir ortam açıklamaya çalışmaktadırlar. Yeni medya girişimcileri, sunmaktadır. İnternetin oluşturduğu kamusal alan, hükümetler, kanun koyucular; bilgi toplumunun gelişimi çağımızın önemli teorisyenlerinden Habermas’ın ideal konusunda iyimserdir. Kimi teorisyenler ise, bu denli kamusal alan için şart koştuğu herkesin eşit katılımını bir iyimser değillerdir. Bilginin yaşadığı bu patlama, düzeyde mümkün kılmaktadır. kapitalizmin ve eşitsizliklerin devamını sağlamaktadır. İnternet güçlü toplumsal bağlar yaratma ve sürdürme Çünkü esas amaç, bilgi ve kültür ürünlerinin kamu konusunda fiziksel yakınlığın ve yüz yüze iletişimin yararına kullanılması değil her zaman maksimum kâr elde önemini azaltmaktadır. Yabancılaşma söz konusu etmektir. olabilmektedir. Ulus ötesi ve uluslararası bir bağlam Medya ve Küreselleşme: Özellikle 1980’lerin başlarından yaratan internet, küreselleşmeye ivme kazandırmıştır. itibaren iletişim teknolojilerinde radikal değişimler Aynı ağı paylaşan insanları zaman, mekân ve ulus-devlet yaşanmaktadır. Uydu, internet ve dijital iletişim kısıtlamalarının var olmadığı bir üst kimlik/ kültür olarak teknolojileri sayesinde insanlar yaşadıkları yere/mekâna tanımlayabilecek nettaşlık kavramı gündeme gelmiştir. sıkışıp kalmak zorunda değillerdir. Türkiye’deki ya da Gelir dağılımındaki eşitsizlikler, internete erişimin de eşit dünyanın diğer ucundaki gelişmeleri takip etmek için olamamasına neden olmaktadır. oralara gitmek gerekmemektedir. Dünya algısal olarak Ancak dünyada herkes aynı düzeyde internete küçülmüş durumdadır. erişememektedir. Bu durum; dijital bölünme (digital Kültürel emperyalizm tezinin savunucuları, küresel kültür division) olarak da adlandırılmaktadır ve herkesin eşit ve medya devlerinin kontrolü tamamen ele geçirdiğini şekilde internete ulaşamaması sınıfsal tabakalaşmayı belirtirler. Gerçekten de günümüzde küresel medya yeniden üretebilir. piyasası medya ürünlerini üretip dağıtan büyük çok uluslu şirketlerin hâkimiyeti altındadır. Kimi teorisyenler ise, küreselleşmeyle Batılı kültürlerin diğer kültürlerle kaynaştığını ve Batıdan olmayan yeni örneklerin ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Ne tamamen Batılı ya da Amerikalı ne de tamamen yerel olan bu kültürlere melez (hybrid) kültür denmektedir.
Medyanın küreselleşmesi ve küreselleşme ideolojisinin taşıyıcılığını yapması, özellikle dünyayı saran internet ağları, ulusal sınırların aşılarak ulus-ötesi kamusallıkların oluşmasını mümkün kılmaktadır.
İnternet
2000’li yıllarda toplumsal, kültürel ve siyasal yaşamda kritik bir rol oynamaya başlayan internet, iletişim/enformasyon aracı olmanın yanında kültür, kimlik, siyaset ve ekonomi aracı/alanıdır.
İletişim araçları, bilgisayar sistemleri ve telekomünikasyon sistemlerinin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan internet, şimdiye kadar var olan iletişim ortamlarından oldukça farklı bir iletişim ortamı yaratmıştır. Televizyon ve gazete gibi iletişim araçlarından farklı olarak iki yönlü iletişim olanağı sağlar. Kullanıcılar sadece tüketici değil, yayıcı/üretici konumunda da yer almaktadır. Kullanıcılar, gerçekte olduğundan farklı bir kimliğe bürünebilmekte, sınıfsal, etnik, ırksal, toplumsal cinsiyet ve yaşla ilgili farkı görünmez kılmakta, insanlar