koruyucu, erkek çocuklarını ise daha cesaretli yetiştirirler. Aile Bu süreç sadece ev ortamında değil, çocuk okula
Aile aralarında akrabalık bağı bulunan bir insan başladıktan sonra da devam eder. Çocuklar kendi topluluğudur ve toplumun temelidir. Ailenin en temel kimliklerini kazansa bile cinsiyetlerine göre, gösterilen işlevi, biyolojik ve kültürel üretimdir ve çocukların davranış değişiklikleri devam etmektedir. toplumsallaşmasında önemlidir. Toplumsallaşma; bireyin bir topluluğun kurallarını ve değerlerini öğrenme sürecidir. Medyanın Toplumsal Cinsiyetin İnşasındaki Rolü
Aile ile hane halkı kavramları her ne kadar birbirlerine Medya toplumsal cinsiyetin öğrenilmesinde etkili bir benzese de birbirinden farklı kavramlardır. Aile, ilişkileri araçtır. Çocukluk dönemlerinden itibaren birey medyanın vurgulayan bir kavram olmakla birlikte hane halkı etkisi altında sosyalleşir. Toplum içerisinde erkek bir mekânsal birlikteliği vurgulamaktadır. öznedir ve özne olarak toplumsal gerçekliğin sürdürülmesinde etkin rol oynar. Bazen medya insanları Aileye Farklı Yaklaşımlar yanlış yönlendirebilir. Örneğin; kadınların zayıf ve narin Sosyolojik yaklaşımlar, aile kurumunu üç temel yaklaşımla olması gerektiğini medya aracılığıyla duyan genç kızlar, kavramsallaştırılmaktadır. Bunlar işlevselci, çatışmacı ve bireyin fiziksel ve zihinsel açıdan hasta olmasına sebep feminist aile yaklaşımlarıdır. İşlevselci yaklaşım; toplumsal olacak yeme alışkanlıkları kazanarak yeme bozukluğuna sürekliliği ve oydaşmayı odağa almaktadır. Talcott yakalanabilirler.
Parsons’a göre ailenin iki işlevi vardır. Bunlar, birincil Cinsiyet Özellikleri toplumsallaşma ve kişiliğin dengelenmesidir. Parsons’un aile kuramı, başta aileyi toplumsal bağlamdan ayrı ele İnsanlar dünyaya kız ya da erkek olarak gelirler. Bu seçme alması gibi nedenlerle eleştirilmektedir. Çatışmacı şanslarının olduğu bir durum değildir. Ancak bireyin yaklaşımda ise, aile mirasın güvence altına alınması cinsiyeti onu sadece biyolojik açıdan değil toplumsal olarak amacıyla oluşmaktadır ve toplumsal çatışmaların da etkilemektedir. Cinsiyet bireyin toplumsal konumu hafifletilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşım belirlemekte ve ona bazı sıfatlar yüklemektedir. Örneğin, asıl olarak feminist sosyologlar tarafından eleştirilmektedir. özgüven, güç, cesaret gibi sıfatlar erkeklere; fedakar, Feminist yaklaşımda, aile içindeki eşitsizlikler ve ilişkiler yumuşak başlı, narin gibi sıfatlar kadınlara atfedilmektedir. açısından ele alınmaktadır. Cinsiyet toplumsal konumun belirlenmesi ve kültür üzerinde de etkendir. Farklı Aile Biçimleri Cinsiyet Kalıpları Modern toplumlarda en sık rastlanan aile biçimi “çekirdek aile”dir. Çekirdek aile, iki yetişkin ve çocuklardan oluşur. Cinsiyet kız ve erkek kalıpları ile biçimlendirilmektedir. Bu Geniş ailede ikiden fazla kuşak bulunmaktadır. Çok eşlilik kalıplar yaşam sürecinde değişiklik göstermekle birlikte yasal olmamakla birlikte bir erkek ve birden fazla kadın ve varlıklarını devam ettirirler. Medya bu süreçte de etkindir. bunların çocuklarından oluşmaktadır. Modern çekirdek Kalıp tip; belirli özelliklere sahip en genel model demektir. aileler farklı biçimler alabilmektedirler. Yaşanan hayata göre bu kalıplar da değişiklik göstermektedir. Bazen de kişiler için cinsiyetine göre Toplumsal Değişim ve Aile aşağılayıcı ve örseleyici kalıplar vardır. İffetli eş, namus
Aile, günümüzde en önemli sosyoloji konularından biridir. bekçisi bunlardan bazılarıdır. Cinsiyet çalışma alanında Toplumsal değişimler aile yapıları üzerinde de birtakım farklılıkları biçimlendirmektedir. Medya cinsiyet değişiklikler meydana getirmektedir. Genç kuşaklarda kalıplarının üretilmesinde ve yaygınlaştırılmasında önemli aileye bakış açısının değişmesi ve toplumsal rollerdeki bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.
değişiklik daha önce olmayan çalışan anne, aile içi şiddet, Cinsiyete Dayalı İş Bölümü birlikte yaşama, vb. gibi kavramların sosyoloji konuları içine girmesine yol açmıştır. Cinsiyete dayalı iş bölümünde de kalıp yargılar vardır. Bizim toplumuzda kadın erkek iş bölümü arasında fazla Toplumsal Cinsiyet fark olmasa da genellikle ev ile ilgili işler kadına evi Cinsiyet doğuştan getirilen özellikler ve dünyada başa dışındaki işler ise erkeğe atfedilir. Bunun nedeni, ailenin gelenlerle ilgilidir. Tarihsel süreç içerisinde, kültürel geçiminin babanın sorumluluğunda olduğu kanısının yaygın özelliklerimiz nedeniyle hep erkek çocuklarına bir adım olmasından kaynaklanıyor olabilir.
önde imajı verilmiştir. Çocukların cinsiyetinden verilen Ataerki (Patriarka), Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve isme kadar her şey ailenin hayattaki beklentilerini Eşitsizlik yansıtmaktadır. Ataerkillik Toplumsallaşma Sürecinde Cinsiyetin İnşası Erkeklerin temel otorite olduğu sosyal sisteme Ataerkillik Erken çocukluk evresinde ailelerin kız ve erkeklere olan denir. Ataerkillik erkeklerin egemen olduğu ve kadınların davranışlarında birtakım farklılıklar bulunmaktadır. itaat ettiği bir toplum yapısına işaret eder. Ataerkil Genellikle aileler dış etkenlerin de etkisiyle kızlarını daha toplumların çoğu baba soyludur. Yani, soy baba tarafından
takip edilir ve mülkiyet ve ünvanlar babadan sonra oğula adımlar atılmaktadır. Tarih boyunca kadınlar farklı geçer. kültürlerde ikinci plana atılmışlardır. Bunun nedenlerinden biri kadının ürkütücü, gizemli ve anlaşılması zor olarak Toplumsal cinsiyet, cinsiyet kalıpları ve cinsiyete dayalı iş görülmeleridir. Bu görüşün kökleri eski Yunan’a kadar bölümleri, kaynak kullanımı ve fırsat eşitliği anlamında uzanmaktadır. Bu görüşlere karşın nezaket, bilgelik, adalet sonuçlar doğurmaktadır. Eğitim, sağlık, istihdam gibi temel duygusu, özgürlük arzusu gibi birçok özelliğin cinsiyetle ne alanlarda cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistikler karşımıza kadar ilişkili olduğu sorgulanabilir. çıkmaktadır. Bu cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistikleri toplumda yaratan ise ataerkil sistemdir. Cinsiyet Rolleri ve Cinsiyet Eşitsizliği
Ataerkillikle Modernlik Arasındaki İlişki Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar çalışma hayatında birtakım eşitsizlikler doğurmaktadır. Kadınlar asıl olarak Ataerkillik çoğu kesim tarafından geçmişte kalmış bir yapı aile ve evle tanımlanmaktadırlar. Dolayısıyla birtakım olarak bilinse de modern toplumda hala yaşayan bir sorunlar toplumsal düzeyde çözüm bulamamaktadır. Bu sistemdir. Modern toplumlarda, kadın erkek ilişkilerinde ve durum nüfusun yarısının gücünü yeterince kullanamaması kalıplarında bir değişim olsa da ataerkillik sisteminden ve toplumsal güçsüzlüğe neden olmaktadır. Ev hanımlığı kaynaklı olarak ortaya çıkan eşitsizlik hala devam gibi toplumsal statü ve kazanç sağlamayan bir işte etmektedir. çalışmaları ve bu işi ömürleri boyunca yapmaları, Klasik ataerkillik; babanın gücünün sarsılmaz olduğu ve kadınların erkeklerle eşit olmamalarının altında yatan en anne ve çocukların da bu sarsılmaz otoriteye namus büyük nedendir. kodlarıyla bağlı olduğu ve itaat ettiği bir sistemdir. Deniz Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık Kandiyoti bu kavramı, modern öncesi Orta Doğu ve Akdeniz toplumları için kullanmıştır. Siyasi alanda mutlak Bir gruba ya da grup üyelerine karşı olumsuz monarkı temsil eden patriark sistemi aile içerisinde babanın değerlendirme ve tutumlara önyargı adı verilmektedir. otoritesinde karşılığını bulmaktadır. Aile reisliği, Ayrımcılık yönetilen grupla her türlü ilişkinin kesilmesi Türkiye’de 2002 yılına kadar yasal olarak sürmüş; şuanda demektir. Yahudilerin getto denilen kentin sadece da fiilen sürmektedir. kendilerine ayrılan küçük bir bölümünde yaşamak zorunda bırakıldıkları dönemler ayrımcılığa en güzel örnektir. Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Eşitlik Kadınlara yönelik ayrımcılık onların sosyal işlevlerinin Eşitlik, Fransız devriminin önemli 3 ilkesinden biridir ve bu sınırlandırılması anlamına gelmektedir. ilkeler modern toplumun kurulmasında önemli olmuştur. Cinsiyetçilik yani cinsiyete dayalı ayrımcılık, belirli bir Genel anlamda eşitlik; bireyin doğuştan bir takım cinsiyete yönelik gösterilen nefret ve ayrımcılık olarak niteliklere sahip olduğunu ve bu nedenle diğer bireylerden tanımlanmaktadır. Cinsiyetçilik, kişinin cinsiyetle ilgili üstün ya da aşağı olamayacağını savunmaktadır. Ayrıca, olmayan alanları ile ilgili yanlış inançları göstermektedir ve bilinenin aksine herkesin birbirinin aynı olacağı demek de daha çok kadınlara yönelik ayrımcılığı tanımlamakta değildir. Toplumsal anlamda kadın ile erkek cinsiyet olarak kullanılmaktadır. farklı olsa da birey olarak bazı haklara sahiptirler. Bu haklardan dolayı kadının erkeğe göre toplumda daha üstün Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi ya da daha aşağı görülmesi, engellenmesi ya da bir takım Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) şeylerden mahrum bırakılması ayrımcılıktır ve eşitlik 1985 yılında bazı çekincelerle ve 2000 yılında tüm ilkesine aykırıdır. çekincelerin kaldırılması ile Türkiye’nin de katıldığı Eşitlik Fikrinin Gelişmesi kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi için CEDAW adlı uluslararası bir anlaşma imzalanmıştır. Bu Eşitlik ideali, insanların aynı olduğu değil fırsatların antlaşma ile cinsiyete dayalı ayrımcılığa karşı her türlü paylaşılmasında farklılıkların ortadan kaldırılmasına yasal düzenleme, kurumsal uygulama değişiklikleri ve dayanmaktadır. Eşitliğin sağlanması bazı önlemleri ayrımcılığı önlemeye yönelik somut adımlar gereklilik gerektirmektedir. Öncelikle eşitsizliklerin farkına kazanmıştır. varılmalıdır. Kız çocuklarının okula gönderilmesi, kadınların siyasete katılmaları cinsiyet eşitsizliği için Cinsel Yönelim ve Cinsel Yönelim Ayrımcılığı alınabilecek geçici önlemler olsa da kadının toplumsal Cinsiyete dayalı ayrımcılığın özel bir türü de cinsel anlamda varlığını güçlendirecektir. yönelimdeki ayrımcılığa dayanmaktadır. Heteroseksüel Cinsiyet Eşitliği Ne Demektir? olmayan bireylere karşı gösterilen nefret, önyargı ve ayrımcılık cinsiyet ayrımcılığı başlığı altında alınmaktadır. Cinsiyet eşitliği kadın ve erkeklerin eşit hak ve sorumluluklara sahip olmaları demektir. Bu ilke Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne tartışılmaz ilkesidir. Kadına yönelik şiddet ayrımcılığın ve eşitsizliğin Eşitsizliklerin farkına varılmasının yanı sıra bunları dikkate sonuçlarındandır ve bir insan hakları ihlalidir. Şiddet alarak düzeltmeye çalışan bakış açısına gerek davranışının temelinde kadını denetleme arzusu ve duyulmaktadır. Özellikle son yirmi yılda bu konuda ciddi
kadınların ikincil olduğu “bilgisi” bulunmaktadır. Bu şiddetin giderilmesine yönelik çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Kadına yönelik şiddetin alkol, uyuşturucu ve eğitimsizlikten kaynaklandığı söylense de yapılan araştırmalar durumun böyle olmadığını ve her eğitim durumundan erkeğin kadına yönelik şiddet uyguladığını göstermektedir.