AÖF Soru Bankası

Sosyal Medya Uygulama AlanlarıÜnite 7 Özeti

Sosyal Medyada Siyasal İletişim

SMY210U-SOSYAL MEDYA UYGULAMA ALANLARI

Ünite 7: Sosyal Medyada Siyasal İletişim

Giriş

Günümüz iletişim ekosisteminin merkezine giderek daha güçlü şekilde yerleşen sosyal medya, rutin yaşamın bir parçası haline de gelerek diğer birçok beşerî faaliyette olduğu gibi bireyin siyasal alan ile ilişkisinde önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda göze çarpan en önemli değişiklik, geleneksel olarak liderden halka doğru biçimlenen, genellikle tek yönlü işleyen ve dikey bir yapıda kendini gösteren siyasal iletişim modelinin sosyal medyayla beraber çok yönlü iletişimi destekler bir yapıya bürünmüş olmasıdır.

Kitle İletişimi ve Siyaset İlişkisi

Özünde bir kitle iletişim faaliyeti olan siyasal iletişim, siyasal alanın aktörleri arasında çeşitli amaç ve hedefler doğrultusunda cereyan eden bir süreç olarak kitle iletişim araçlarından olabildiğince istifade etmeye çalışır. Genel bir kavramsallaştırmayla medya olarak da ifade edilen kitle iletişim araçları, düşünce ve enformasyonun yayılması ile diğerlerine aktarılmasında merkezi bir rol oynayıp, siyasal tutum inşası ve manipülasyonuna aracılık eder. Bununla birlikte bir bütün olarak medya, daha özeldeyse haber medyasının tüketim örüntüsü ise onu tüketenlerin siyasal tutum ve davranışlarının yönüne ve şiddetine tesir etmektedir. Gelişen bilgi-iletişim teknolojileriyle beraber analog olan geleneksel medyanın dijitalleşmesinin yanı sıra 1990’lardan itibaren internet ve devamında 2000’li yıllarla birlikte internet tabanlı uygulamaların sıradan insanların hayatına dahil olması, medyanın beşerî faaliyetlerin merkezindeki rolünü daha da artırmıştır. İletişim araç ve teknolojilerindeki her ilerleme iletişim alanını daha geniş kitleler açısından popüler hale getirirken yeni nesil kitle iletişim araç ve uygulamalarının da etki alanını genişletmiştir. Kurumsallaşmaya başlamasıyla birlikte siyasal sistemin üç temel kurumu olan yasama, yürütme ve yargı erkini kamuoyu adına gözetleme ve denetleme iddiasında olan medya, bu yönüyle demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak da kabul edilmektedir.

Geleneksel medyanın yanında dijital iletişim teknolojileri ile internet ve çeşitli sosyal medya platformları tekil olarak bireyin çoğul olarak ise farklı toplumsal kesimlerin siyasi gündem ve süreçlerle interaktif bir ilişki geliştirmesine olanak tanımaktadır. Bilhassa 2000’li yıllarla birlikte ilk başarılı örneklerini görmeye başladığımız sosyal medya platformları kullanıcıların düşüncelerini kolayca serdedip diğerleriyle paylaşabildikleri ortamlar olarak birey-toplum- siyaset ilişkisinin de önemli bir enstrümanı haline gelmiştir.

Birey ve toplum açısından bilhassa demokrasilerde olması arzulanan siyasal bilinç ve siyasal bilginin teşekkülünde bir iletişim örgüsüne/ağına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, ister geleneksel isterse yeni medya platformları olsun, kitle iletişim araçları (KİA) siyasal alan ve onun kurumları ile birey ve ondan inkişaf eden toplum arasında bir köprü rolü üstlenmektedir.

Birey-toplum-siyaset ilişkisinde medya kavramsallaştırmasıyla genellediğimiz kitle iletişim

araçlarının özellikle de demokrasilerde oynadığı merkezi rol ve işlevlerine dair şu hususların altı çizilmektedir (Gurevitch ve Blumler, 2002, s. 263-265):

• Medya, siyasal ve toplumsal alanda yaşananları gözlemleyip refahı etkilemesi muhtemel olay ve gelişmeler hakkında halkı bilgilendirir. • Konu, kişi, olay ve problemlerin önceliklerine karar vermek ve öne çıkarmak suretiyle gündemi belirler ve çözüm önerileri de içeren değerlendirmelerde bulunur. • Parti, lider vb. siyasal aktörler ile baskı ve çıkar gruplarının olay, süreç meselelere yönelik yaklaşım ve kanaatlerini topluma ulaştırmalarını sağlar. • İktidar ve iktidara talip olanlar ile bunların kitleleri başta olmak üzere, farklı toplumsal ve siyasal grupların seslerini duyurarak karşılıklı fikir alışverişini mümkün kılar. • İdareci durumunda bulunanların kamu gücünü nasıl kullandıklarına ilişkin halka hesap vermelerini sağlayacak mekanizmalar tesis eder. • Halkın siyasal olay ve süreçlere ilişkin bilgi sahip olması ve bunları yorumlamasını sağlarken aynı zamanda siyasal süreçlere katılmaları ve tercihte bulunmalarını teşvik eder. • Sistem içerisinde çeşitli güç unsurlarının medyanın bağımsızlığı, dürüstlüğü ve toplumsal hizmet yeteneğini aşındırma çabalarına karşı durur. • İzleyicilerin siyasal alanda olup bitenleri anlamlandırma yeteneğine sahip aynı zamanda duyarlı kişiler olduklarını kabul ederek onlara saygı gösterir.

Öte yandan, UNESCO’nun 1980 tarihli MacBride raporu, kitle iletişimi ve onu mümkün kılan araçların birey-toplum- siyaset ilişkisinde oynadığı role ilişkin fikir veren bir başka referans olarak kabul edilebilir. Buna göre medya;

• Haber vermek/bilgilendirmek, • Eğitmek, • Toplumsallaştırmak, • Güdülemek, • Bütünleştirmek, • Eğlendirmek, • Tartışma ortamı hazırlamak, • Kültürel gelişime katkıda bulunmak

işlevlerini yerine getirmektedir.

Medya ve siyaset ilişkisi ele alındığında değinilmesi gereken bir diğer husus bireyin farklı nedenlere dayalı da olsa siyasete ve bu alanda olup bitenlere müdahil olmayı arzuluyor olmasıdır. Bireylerin siyasal katılımları üzerinde şu özelliklerinin etkili olduğu değerlendirilmektedir:

• Sosyo-ekonomik statüsü, • Eğitim düzeyi, • Kişilerarası ilişki ağı,


• Kişinin etki gücüne (bir şeyleri değiştirebileceğine) ilişkin inancı, • Vatandaşlık görev bilinci, • Medya kullanım kalıpları (medya tüketim örgüsü).

Bir diğer mesele insanların siyasal çevre üzerinde etki üretip üretemeyeceğine ya da ne oranda etkili olabileceğine ilişkin inançlarıyla ilgilidir. İç siyasal etkinlik (internal political efficacy) ve dış siyasal etkinlik (external political efficacy) olmak üzere iki boyutu olan siyasal etkinlik (political efficacy) kavramıyla açıklanan bu durum kişinin siyasal alan ile onun kurum ve aktörleriyle olan ilişkisinde oldukça etkilidir.

Siyasal Etkinlik: Bireysel siyasal eylemin siyasal süreç üzerinde bir etkisi olduğu veya olabileceği; bireyin vatandaşlık görevlerini yerine getirmenin zaman ayırmaya değer olduğu inancı (Campbell, vd., 1954, s. 187).

Bireyin siyasal alana ilişkin görüş ve tutumları ile sandığa gitme başta olmak üzere siyasal katılımı bir vatandaşlık görevi olarak kabul etmesi oldukça önemlidir. Kitle iletişimi ve siyaset ilişkisi bağlamında üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise medyanın bir bütün olarak halk ve daha özelde toplumsal gruplar tarafından nasıl algılandığı meselesidir. Eleştirel bir bakış açısına göre medya, kitlelerin kontrolü ve manipülasyonu ile kapitalist amaçların yayılmasına aracılık etmekle itham edilmektedir. Buna göre medya iddia edildiği gibi halkın değil hakim ideoloji ve hükumetlerin kitle kontrolü ve manipülasyonuna hizmet eden bir araç olarak kabul görmektedir (Chomsky, 2012 s. 114-115).

Geleneksel olarak medya, elbette TV kanallarından ibaret değildir. Çoğunlukla bir medya örgütlenmesi gazete ve dergi gibi diğer KİA’ları da ihtiva ederken bazıları kendi haber ajanslarına da sahiptir. Bununla birlikte medya sahiplikleri ve örgütlenmeleri açısından incelendiğinde gelişmiş ülkelerin, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere oranla çok daha güçlü bir medya ağına sahip oldukları görülmektedir. En nihayetinde medya, bir ağ olarak sahip olduğu yetenekler sayesinde birey-toplum-siyaset arasında düzenleyici ve denetleyici bir rol de üstlenmekte ve siyasal toplumsallaşma sürecinde aktif rol oynamaktadır. Medya, toplumun olay ve süreçlere bakışı üzerinde etkilidir. Zira belirli düşünce kalıplarını topluma sunarak fikir ve kanaatlerin inşasına aracılık eder.

Siyasal İletişim Aracı Olarak İnternet ve Sosyal Medya

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan internet ile bu altyapıya dayalı şekilde çalışan platformları ifade eden sosyal medya, kısa süre zarfında her türlü beşerî faaliyetin merkezine yerleşerek her birini yeniden biçimlendirmeyi başarmıştır. Öyle ki kişilerarası iletişimden kitle iletişimine, ticari faaliyetlerden reklam ve pazarlama uygulamalarına, sağlıktan güvenliğe kadar birçok alan bu dönüşümden etkilenmiş ve etkilenmeye devam etmektedir. Tarihin her döneminde olduğu gibi içinde yaşadığımız zaman

diliminde de siyasal aktörler muhataplarıyla iletişim köprüleri inşa etmek ve bunu sürdürmek için çabalamaktadır. Zira idare edenler ve idareye talip olanlar ile idare edilen ve idarenin faaliyetlerinden etkilenenler arasında çok yönlü iletişim kanal ve biçimlerinin olması kaçınılmazdır. Siyasal iletişimin seçim dönemlerinde yoğunlaşmakla birlikte süreklilik arz eden; seçmenin onayını ve desteğini kazanmayı amaçlayan her türlü girişimi kapsadığı söylenebilir. Nitekim siyasal iletişim faaliyetleri kampanya dönemi olarak tanımlanan seçim süreçleri ile iki seçim arasında geçen zamanı da içeren çok yönlü iletişim çabalarına işaret etmektedir (Kılıçaslan ve Çakmak, 2008, s. 11). Bu durumun seçmen nezdinde gerçekleştirilmeye çalışılan bir çeşit rıza imalatı/inşası olduğu da değerlendirilmektedir (Herman ve Chomsky, 2006).

Siyasal iletişim, seçmenin siyasal tutumları ve oy verme başta olmak üzere siyasal davranışları üzerinde çeşitli aktörlerin iknaya ve yönlendirmeye dayalı iletişim faaliyetlerini kapsamaktadır. Siyasal iletişimin toplumsal hayatın hemen her alanında ve hemen her zaman dilimi içinde bir şekilde yer aldığı dolayısıyla seçim dönemi ve sonrasını kapsayacak biçimde bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği de savunulmaktadır (Erdoğan, 1997, s. 189-190). Siyasal iletişim faaliyetlerinin odağında siyasi parti, lider ve adayların kendilerini mümkün olan en etkili biçimde halka/seçmene anlatma çabaları yer alır. Nitekim demokrasilerde gerek siyasal meşruiyet gerekse hukuki meşruiyet açısından onayı alınması gereken başlıca merci, halktır. Dolayısıyla seçmen sıfatıyla halk, tercihini hangi siyasi parti ya da adaydan yana kullanırsa kullansın -kazanan yahut kaybeden fark etmeksizin- tüm taraflar seçmenle ilişkilerini geliştirmek ve yeni iletişim yöntemleri aramak zorundadır.

Siyasal süreçlere ilişkin tüm iletişim faaliyetlerini kapsadığı değerlendirilen siyasal iletişim (Mutlu, 2004, s. 200); siyasal aktörlerin ideolojik amaç ve politikalarını belirli bir grup, ülke ve/veya bloklara kabul ettirmek, eylemselleştirmek ve uygulamak maksadıyla farklı iletişim yöntem ve tekniklerinden yaralanmaları olarak da tanımlanmaktadır (Aziz, 2013, s. 3).

Siyasetin kendisi kadar eski bir uygulama alanı olan siyasal iletişim, internet ve özellikle de Web 2.0 tabanlı sosyal medya uygulamalarının ortaya çıkması ve yaygınlaşmasına kadar geçen tarihsel süreç boyunca liderden halka doğru tek yönlü bir görünüm arz etmiştir. Sosyal medya kendinden önceki iletişim araçlarından çift yönlü ve etkileşimli olmak gibi özellikleriyle ayrılırken bu özellikleriyle siyasal iletişimin kabul gören geleneksel manzarasını da değiştirmiştir.

Sosyal medyayla birlikte siyasal iletişim liderden halka doğru tek yönlü bir iletişim faaliyet olmaktan çıkarak halkın/seçmenin de süreçte aktif olduğu çok yönlü ve yatay iletişim şeklinde yeniden biçimlenmeye başlamıştır.


Siyasal iletişim açısından özellikle sosyal medya platformları nitelikleri ve kullanıcılarına sunmuş olduğu imkanlardan ötürü çağımızın önemli iletişim araçlarından biri olarak kabul edilmektedir.

YouTube platformunun parti, aday ve liderlerin faaliyetlerini canlı olarak yayımlayabilmelerine olanak sunmaktadır. Kanala abone olan kullanıcıların bildirimleri açması halinde canlı yayın olduğunda yahut yeni bir içerik eklendiğinde uyarı gelmesi de etkileşimi artıran bir unsurdur. Siyasal iletişim uygulamaları açısından aktif şekilde kullanılan bir diğer iletişim platformu da İnstagram’dır. Türkiye’nin önemli siyasal figürlerinin de bu platformda yer aldıkları dikkat çekicidir. Elbette söz konusu liderler dışında diğer siyasi liderlerin ve parti yöneticilerinin de İnstagram’ı aktif şekilde kullanmaya çabaladıklarını belirtmek gerekir. Siyasal iletişim açısından üzerinde durulması gereken ve yakın zamanda ismi “X” olarak güncellenen platform Twitter’dır. Zira bu platform tüm diğer platformlara nazaran çok daha siyasallaşmış bir alandır. X’in siyasallaşmış bir alan olması onun kendini konumlandırdığı yer ve karakteriyle uyumlu bir durumdur. Özetle sosyal medyanın bir siyasal iletişim aracı olarak kampanya dönemlerinde daha aktif olmakla beraber siyasi parti, aday ve liderler başta olmak üzere halkla/seçmenle sürekliliği olan çift yönlü ve etkileşimli bir iletişim biçimi inşa ettiğini ve desteklediğini söylemek gerekir.

Sosyal Medya Bağlamında Siyasal Tutum ve Davranışlar

İletişim araç ve teknolojilerinde yaşanan her gelişme insanların etki alanını genişletirken mesajların (bilgi, veri vb.) daha hızlı, daha kolay ve daha ucuz şekilde yayılmasına da imkan sağlamıştır. Her yeni iletişim teknolojisi gibi yakın zamanda rutin yaşama dahil olan sosyal medya da bireysel ve toplumsal iletişim imkanlarını geliştirmiş ve etkileşimi artırmıştır. Bugün geleneksel ve dijital nitelikli olmak üzere çok sayıda ve kendine özgü kitle iletişim aracına sahibiz. Bu araçlar sahiplik ve/veya kullanıcı perspektifinden farklı amaç ve motivasyonlara işaret etse de tutum ve davranışlar üzerinde etkili olmaktadır. Zira tutum ve davranışları şekillendirmek amacıyla bilgiyi ve haberleri yaymak kitle iletişim araçlarının yapısından kaynaklanmaktadır. Bu durum siyasal tutum ve oy verme başta olmak üzere siyasal davranışlar açısından da farklı değildir.

İnsanların siyasal anlamda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde olup bitenler ile yasama, yürütme ve yargı erkleri başta olmak üzere siyasal konu ve kurumları ne oranda takip ettiği onların siyasal ilgi düzeyini yansıtır. Siyasal etkinlik ise kişinin siyasal alanda olup bitenler ile siyasal aktörler üzerinde etkili olup olamayacağına yönelik inancını temsil eder. Bu noktada kişinin siyasal sistem ve aktörlerini nasıl algıladığı ile kendi bilgi ve becerisine yönelik inancı önemli bir rol oynar.

Kişinin siyasal meselelerle ilgili olarak internet ve sosyal medya üzerinden başkalarıyla kurduğu iletişim, onun iç

siyasal etkinlik (internal political efficacy) düzeyini olumlu yönde etkilemektedir (Lee, 2006). İç Siyasal Etkinlik (İnternal Political Efficacy): bireyin siyaset kurumu, aktörleri ve karar alma süreçlerine yönelik kendiyle ilgili öz yeterlilik algısını ifade eder.

Dış Siyasal Etkinlik (External Political Efficacy): bireyin, siyaset kurumu ve aktörlerini de içeren siyasal sistemin vatandaş taleplerine ne oranda cevap verdiğine ve/veya vereceğine ilişkin algısını ve inancını ifade eder.

Birey-Siyaset İlişkisi ve Sosyal Medya

Günümüzde hemen herkes için rutin bir hale gelmiş olan internet erişimi ve kullanımı 1990’lı yıllarda oldukça sınırlıydı. Web 1.0 altyapısına göre işleyen bu ilk dönemde sosyal medya gibi etkileşimli ve çift yönlü iletişime olanak sunan uygulamalar da henüz ortaya çıkmamıştı. Zamanla internet, bilgisayar ve yazılım teknolojilerindeki ilerlemelere bağlı olarak gelişen Web altyapısı çift yönlü ve etkileşimli iletişime imkan tanıyan sosyal medya platformlarını ortaya çıkarmıştır. Geleneksel medya bireyi büyük oranda edilgen kabul ederken tek yönlü bir iletişim sistemini dayatır. Web 2.0 altyapısı ve mantığına dayanan sosyal medya ise etkileşimli ve çift yönlü yapısıyla kullanıcılarını aktif ve katılımcı bireylere dönüştürerek geleneksel medyadan ayrılır. Bununla birlikte akıllı cihaz teknolojisi ve gelişen internet altyapısı sayesinde zamana ve mekana bağlı kalmadan ağa erişilebilmesi, kullanıcıların farklı formatlarda (görsel, metin, video vb.) içerik oluşturup paylaşabilmeleri ve yazılım alanındaki ilerlemelere bağlı olarak artan kullanım kolaylığı ile azalan maliyetler sosyal medyanın geniş kitlelerce kısa sürede benimsenmesini sağlayan etkenlerdir.

Sosyal medya bir yandan siyasi parti, aday ve liderler açısından seçmene ulaşmanın, ikna etmenin, politik yaklaşım ve düşünceleri yaymanın aracısı olarak işlev görürken öte yandan seçmene de benzer imkanlar kazandırmaktadır. Her yaştan kullanıcısı olmakla birlikte özellikle genç nüfusun daha aktif ve etkin şekilde yer alması sosyal medya platformlarını siyasal iletişim açısından daha önemli kılmaktadır. Gençlerin aktif kullanıcı olması iki açıdan önemlidir. Genel anlamda seçmenin ama özellikle de gençlerin siyasal ilgilerini artırabilecek ve katılıma teşvik edebilecek bir tartışma alanıdır. İkinci husus ise Türkiye gibi genç nüfus yoğun ülkelerde ilk kez oy kullanacak yeni (genç) seçmenlerin sayısal olarak fazla olmasıyla yakından ilgilidir. Diğer taraftan, birey-siyaset ilişkisi açısından ele alınarak irdelendiğinde sosyal medyanın kullanıcılar tarafından siyasal gelişim ve etkileşim, siyasal duyurum ve siyasal gündem takibi gibi amaç ve motivasyonlarla kullandığı da görülmektedir (Arklan, 2016, s. 635-638):

• Siyasal Gelişim ve Etkileşim: Sosyal medya kullanıcılar tarafından çeşitli siyasal düşünce ve ideolojiler konusunda bilgi edinmek; kendini siyasal anlamda geliştirmek yasama ve yürütmenin faaliyetlerini anlamlandırmak;


mevcut düşüncelerini pekiştirmek; siyasal toplumsallaşma; benzer ve/veya farklı siyasal düşünceye sahip olan diğerleriyle iletişim ve etkileşime girmek gibi amaçlarla kullanılmaktadır. • Siyasal Duyurum: Sosyal medya kullanıcılarca güncel ve siyasi meselelerle ilgili siyasal farkındalık oluşturmak, siyasi düşüncelerini (ideolojilerini) yaymak ve taraftar toplamak ile zıt düşünce ve ideolojilere ilişkin karşı propaganda yürütmek gibi amaçlarla kullanılmaktadır. • Siyasal Gündem Takibi: Sosyal medya kullanıcılar tarafından ulusal/uluslararası düzeyde vuku bulan siyasal gündem ile buna ilişkin analizler ve liderlerin takibi; ayrıca güncel siyasi meselelerle ilgili diğerlerinin haberdar edilmesi gibi amaçlarla kullanılmaktadır.

Bir siyasal ifade alanı olarak sosyal medyaya ilişkin üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus, onun kitleleri örgütleyebilme kabiliyetidir. Sosyal medya etkileşimli olması sayesinde bireysel kullanıcılar tarafından yeni çevrimiçi toplulukların oluşmasına/oluşturulmasına aracılık eder. Bu sayede bir olay, süreç ve/veya durum karşısında benzer düşünceyi paylaşan kişilerin sosyal medya platformlarında kolayca örgütlenmesi ve bir baskı unsuru olarak ortaya çıkmaları mümkün olmaktadır. Hız, dinamizm ve etkileşim gibi özellikleriyle ağın bütünleşmiş yapısı bir tepki, destek yahut düşüncenin kitleler arasında kolayca yayılmasını sağlamaktadır. Görece anonim olan sosyal medya kara propaganda, yalan haber, dezenformasyon gibi manipülasyonlara açık olmakla beraber kitlesel örgütlenme ve böylece karar vericiler üzerinde baskı oluşturma potansiyeline de sahiptir. Bu potansiyel bahse konu örgütlenmelerin yalnızca dijital sosyal ağlarda ortaya çıkıp büyümesiyle ilgili değil aynı zamanda bu hareketlerin gerçek hayata taşınmasına da aracılık etmesiyle ilgilidir. Dijital aktivizm olarak tanımlanan bu yeni örgütlenme biçimine Ortadoğu’yu sarsan Arap Baharı süreci, ABD merkezli Wall Street’i İşgal Et (Occupy Wall Street) eylemleri ile Fransa’dan Avrupa’ya yayılan Sarı Yelekliler hareketi örnek olarak gösterilebilir. Yine Haziran 2023’te Nanterre kentinde polisin bir cinayet işlemesi ve devamında başlayan sokak hareketlerinde sosyal medya platformlarının etkili bir rol oynadığı müşahede edilmiştir. Nitekim dijital aktivizm olarak ifade edilen bu yeni örgütlenme biçiminde dijital iletişim mecralarında başlayan kitle hareketlerinin gerçek hayata, bir diğer ifadeyle sokağa taşınması söz konusudur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında