SMY209U-SOSYAL MEDYA ARAÇLARI
Ünite 1: Sosyal Medyanın Temelleri
Giriş
Sosyal medya günümüzde iletişimin tam da merkezinde yer almakta ve gerek kullanıcı sayısı gerekse etki gücü açısından giderek güçlenmektedir. Uygulamalar kısa süre içinde kitlesel boyuta erişmekte ya da popülerliğini yitirmektedir.
İletişim, sosyal bir varlık olan insanın farklı boyutlardaki ihtiyaçlarını karşılama işlevine sahiptir. İletişim her tür beşerî faaliyetin temelinde yer almaktadır.
İletişim tarihi ile insanlık tarihi paralellik göstermektedir. İletişim araçları öncekilerden daha hızlı, daha kolay ve daha ucuz şekilde enformasyon aktaracak nitelikte gelişmektedir ve kullanıcılar açısından daha hızlı yayılmaktadır. Yakın geçmişte iletişim alanındaki değişimler, etkileri ve gücü açısından inanılmaz boyuttadır. Bunu devrim olarak nitelendirmek yerinde olacaktır.
Gelişen iletişim araçlarıyla iletişim alışkanlıkları da değişmektedir. Gelişen bu teknolojiler “yeni medya”, “dijital medya”, “çevrimiçi medya” gibi isimlerle tanımlanmaktadır.
İletişim Araçlarının Tarihsel Gelişimi
İletişim ilk insan ve insan topluluklarıyla birlikte bireysel ve toplumsal ilişkilerin düzenleme ve denetleme görevi taşımaktadır.
İnsanlar iletişim için donanımlara doğuştan sahip olmakla birlikte iletişim araçları yoluyla çağdaşlarıyla ve kendinden sonrakilerle yürütebilmektedir.
İletişim araçları giderek karmaşıklaşan yapıda bilginin kaydedilmesi, aynı çağdakilere ve sonraki nesillere aktarılmasını sağlamaktadır.
Bilginin kaydedilmesi ve aktarılması konusunda ihtiyaçlar değiştikçe iletişim araçları da çeşitlenmiştir. Bilginin kaydedilmesinde en temel olarak kullanılan bireysel belleğin yanında topluluk içindekilerin paylaştıkları olarak tanımlanan toplumsal bellek yer almaktadır. Birey ve bireylerden oluşan toplumun hafızası kısıtlıdır ve aktarım sürecinde anlam bozulmaları ortaya çıkmaktadır.
Toplumsal ilişkilerin karmaşıklaşması ve doğan yeni ihtiyaçlarla bilginin insan bedeni dışında birtakım araçlar yoluyla kaydedilmesi gerekmiştir. Bu tür araçlara beden dışı (ekstrasomatik) bellek denilmektedir. Belirli kodlar aracılığıyla bozulmadan aktarım bu sayede mümkün olmuştur.
İnsanlık ve iletişim tarihi açısından bu bağlamdaki en önemli gelişme ve sıçrayışlardan biri hesaptaşlarıdır. Bunlar bizzat insanlar tarafından kayıt tutma amacıyla üretilmişlerdir. Bilgi ve iletişim teknolojileri tarihi açısından hesaptaşları; sınırsız nicelikte veriyi depolayıp işleyebilen ilk araç olması, veri manipülasyonuna büyük bir esneklik kazandırması, mantıksal ve ulusal karar verme kapasitesini artırması, her dil ve lehçede anlaşılır özellikte olması açısından önemlidir.
Yazının İcadı
M.Ö. 3500’lerde Sümerler’in yazıyı icat etmesiyle birlikte tarih öncesinin yoruma dayalı sessiz mesajları, yerini anlaşılması daha kolay ve anlamı üzerinde herkesin uzlaştığı işaretlere bırakmıştır. Böylece düşünce, bilgi ve verilerin, üzerinde uzlaşılan bir kod sistemiyle kayıt altına alınması mümkün olmuştur.
Sümer alfabesi ve yazı tekniği giderek daha basit ve anlaşılır bir forma dönüşmüş, M.Ö. 3000’lerde Mısır’da hiyeroglif yazı sistemi ve yine Mısır’da papirüs bitkisinden üretilen kâğıt, mürekkeple birlikte iletişim tarihi açısından önemli bir gelişme olmuştur. İletişim çok daha hızlı, kolay ve ucuz şekilde kayıt altına alınma ve yayılabilme yeteneğine kavuşmuştur. Giderek daha fazla biriken bilgi, bilimsel bilginin ve ilk eğitim kurumlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Günümüzde kullanılan çoğu alfabenin öncülü sayılan Fenike alfabesi bilgi ve enformasyonun daha geniş kitlelere yayılmasını kolaylaştırmıştır. El yazması eserlerin artmasıyla M.Ö. 5. yüzyılda Atina’da M.Ö. 3. yüzyılda ise Bergama ve İskenderiye gibi merkezlerde ilk büyük genel kütüphaneler ortaya çıkmıştır. Bu döneme McLuhan “Edebiyat Çağı”, Baldini ise “Chirografik (El Yazmalı) Kültür” demektedir.
Matbaanın İcadı
Matbaanın gelişimi 1400’lü yıllarda Almanya’da Gutenberg’in atölyesinde başlamıştır. Gutenberg metalden yapılmış ve manipülasyonu daha kolay olan bir sistem ortaya çıkarmıştır ve mürekkep teknolojisinde daha verimli bir ürün elde etmiştir.
Matbaayla birlikte; kitlesel basım, bilginin çok hızlı yayılmasını sağlamış, insanlar kendilerini farklı açılardan yetiştirme olanağına erişmişlerdir. Önemli eserler; geniş kitleler için daha kolay, daha hızlı ve daha düşük maliyetlerle ulaşılabilir olmuştur.
Matbaayla birlikte eğitim alanları ve imkânları artmış, akademik-bilimsel dergiler ortaya çıkmış, gazeteler de yine ortaya çıkmaya başlamıştır. Genel olarak iletişim gücünün özelde ise kitle iletişiminin önemi artmış; hemen her coğrafyada toplumsal ve siyasal açıdan etki yaratmıştır.
Her biri kendinden öncekilere göre mesajı çok daha hızlı, çok daha ucuz ve çok daha kolay bir şekilde iletmeyi başaran iletişim araçları toplumsal, ekonomik ve siyasi alanda derin izler meydana çıkarmış ve alışkanlıkları değiştirmiştir.
İlk Bilgisayar (ENIAC)
II. Dünya Savaşı yıllarında ABD ordusuna ait topların hedeflerini daha etkin vurabilmesi amacıyla hızlı hesap yapabilecek bir teknoloji üzerinde çalışılmaya başlanmıştır. 1940’lı yılların başında mühendisler ENIAC (Electronic Numerical Integrator and Computer) adını verdikleri ilk bilgisayar üzerinde çalışmışlardır. İlk haliyle devasa boyut ve ağırlıkta olan bilgisayarlar; giderek daha küçük, daha ucuz ve veri işleme yeteneği açısından daha hızlı bir nitelik kazanmıştır. 1970’li yıllarda mikroişlemcilerin icadı,
günümüz bilgisayar teknolojisi ile akıllı telefonların da önünü açmıştır.
İnternetin Doğuşu (ARPANET)
Bilgisayar teknolojisi gelişimini sürdürürken bilgisayarları birbirine bağlayacak sistem ve yazılım teknolojileri üzerine de çalışılmıştır. ABD’de ARPANET (Advanced Research Projects Agency Network) isimli bir proje çalışanı, 1971 yılında bilgisayarlar arasında mesaj göndermeyi başarmış, mesajın nereden geldiğini anlayabilmek için “@” işaretini tasarlamıştır. Projenin başka çalışanları ise TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol) ile internetin herkes tarafından kullanılmasının önünü açmıştır. Cerf, kavramı dünyaya hediye eden kişi olarak kabul edilmektedir.
World Wide Web (www)
CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) çalışanları, küresel çapta bilgisayarları birbirlerine bağlamak ve metin temelli içeriklerin yanında görsel, sesli hatta video formatındaki içeriklerin aktarımını sağlamak için çalışmış, HTML (Hypertext Markup Language) adında internete özgü dil ve yazım kuralları sistemini geliştirmişlerdir. Sonrasında içeriklerin farklı tarayıcı ve sunucular arasında aktarımına olanak verecek HTTP'yi (Hypertext Transfer Protocol) ortaya koymuşlardır. Bu çabalar sonucunda bilgisayarları küresel çapta birbirine bağlamayı mümkün kılan ve kısaca ağ olarak tanımlanan “Dünya Çapında Ağ” (World Wide Web) ortaya çıkmıştır.
Yeni Medya ve Dijitalleşme
Yeni medya kavramı, günümüzde internet, bilgisayar, tablet, telefon gibi akıllı cihazlar ile bunları işlevsel kılan uygulamaların oluşturduğu iletişim ortamı olarak tanımlanmaktadır. Günümüzün medya sistemi, teknoloji ve toplumsal yapının dijital teknoloji, araç ve uygulamaları tarafından kullanılması olarak ifade edilebilir.
Lev Manovich, dijital medyanın devrimsel olduğu fikrinden ziyade geleneksel medyanın devamı niteliğinde olduğunu savunmaktadır. Manovich’e göre, dijital olanı analog olandan ayıran beş temel özellik;
1. Sayısal temsil (Numerical representation) 2. Modülerlik (Modularity) 3. Otomasyon (Automation) 4. Değişkenlik (Variability) 5. Kod dönüştürme (Transoding)
Geleneksel medyanın analog yapısının yeni medyayla birlikte dijitale dönüşmesinin dört temel sonucu olduğu değerlendirilmektedir:
• İçerik belirli araç ve kanallardan bağımsız hale gelmiştir. • Verilerin sıkıştırılması ve depolanması kolaydır. • Veriye erişim hızlı ve kolaydır. • Veriler/içerikler kolayca manipüle edilebilir.
Sosyal Medyaya Doğru: Web 1.0’dan Web 4.0 ve Ötesine
“Birbirine Bağlı Ağlar” (Interconnected Networks) teriminin kısaltılmış şekli olan “internet”; herkesin herkesle iletişimde olmasını sağlayan elektronik iletişim şebekesinin genel adıdır. İnternet 1990’lardan başlayarak yaygınlaşmaya ve kullanıcı sayısını hızla artırmaya başlamıştır. İnternetin McLuhan’ın “Global Köy” kavramına önemli katkısı vardır. Bu teknoloji, kendine özgü haber alışverişi ve medya türlerini ortaya çıkararak geleneksel iletişim araçlarının çalışma biçimlerini de derinden etkilemiştir.
Günümüzde akıllı cihazlar ve mobil internet bağlantısı yoluyla, medya içerikleri belirli bir merkeze ve kontrole tabi olmadan anonim biçimde yayılabilmektedir.
İnternetin küresel nitelikte olmasında World Wide Web (www) altyapısı çok önemlidir. 1990’lı yıllardan bu yana internet altyapısı ve teknolojisi, yazılım, uygulamalar, kullanıcılar, mobil teknolojilerin ağla bütünleşmesi gibi konularda gelişim yaşanmıştır.
WEB’in İlk Dönemi: Web 1.0
Web 1.0 1990’lı yıllardan 2003 yılına kadar olan web altyapısını ifade eder. HTML kodlamasına dayanır, yavaş çalışan tarayıcıların dönemidir. Bu dönem kullanıcıların bilgi aramasını sağlasa da içerikle etkileşimini sağlamıyordu. 1997’de anlık haberleşme, 1999’da müzik dosyalarının aktarımı örnekleri ortaya çıktı.
Çift Yönlü ve Etkileşimli Dünya: Web 2.0
Web 2.0; ilk dönemin durağan ve tek yönlü yapısından, kullanıcıların katılımcı ve aktif oldukları döneme geçişini ifade eder. Kullanıcıların içerik oluşturup paylaşmalarına izin vererek etkileşime girmelerini sağlar. Anlık geribildirim sağlaması da etkileşimi artırır.
Web 2.0’ın yaygın olarak özellikleri şöyle sıralanabilir:
• Teknoloji merkezli • İş (Business) merkezli • Kullanıcı merkezli
Yeni medya ve Web 2.0’ın ortaya çıkardığı sosyal medya araçları ile kullanıcıların son derece çeşitli içerikler arasından seçim yapma kapasitesi önemli ölçüde artmıştır.
Semantik (Anlamsal) Ağ: Web 3.0
2006 yılında John Markoff Web 3.0 kavramını ortaya atmıştır. Bu nesilde makinelerin internet sayesinde verileri işleyerek anlam çıkarabileceği vurgulanmaktadır. İnsan- makine etkileşiminin de tartışıldığı bu dönem yapay zekaya gönderme yapmaktadır.
Günümüzde kullanıcı verilerini analiz ederek içerikleri kişiselleştiren algoritmalar, kişiselleştirilmiş reklam ve haber içerikleri ile insan-makine etkileşimini artıran her türlü teknoloji ve uygulama, semantik web olarak da ifade edilen Web 3.0’ın çıktılarını oluşturmaktadır.
Simbiyotik Ağ: Web 4.0 ve Ötesi
Bu kavram aslında bir önceki dönemle iç içe geçmiş bir ağ ve teknolojik altyapıyı simgelemektedir. Web 4.0 web altyapısının endüstriyel süreçlere iyice entegre olmasına vurgu yapar. Simbiyotik web kavramı, insan-makine ile makine-makine iletişimini ve etkileşimini betimler.
Bu dönemde makinelerin big data olarak tanımlanan çok sayıdaki veriden anlamlar çıkarabilmesi, sonrasında aralarında etkileşim yaratarak planlama oluşturması hedeflenmektedir. Web 4.0 ile birlikte sabit diskler yerine bulut sistemlerinin esas olacağı, indirme hızının oldukça yükseleceği, insan-makine ve makine-makine etkileşiminin daha da artacağı beklenmektedir. Artırılmış gerçeklik uygulamaları, sanal ile gerçek arasındaki algıyı bulanıklaştırmaktadır. Web 4.0’da akıllı cihazlar, kişiyi tanıyarak asistanlık yapabilmektedir. Makinelerin ağa dayalı şekilde sürekli öğrenmesi söz konusudur.
Buna paralel olarak endüstri 4.0 olarak anılan dönem ile birlikte tüketici, üretici ve tüm diğer paydaşların sürecin tüm aşamalarına dahil olacağı belirtilmektedir.
Endüstri 4.0’a yön veren kavramlar aşağıdaki başlıklarla sıralanmaktadır:
Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) IoT
Cihaz ve sistemlerin ağ aracılığıyla kendi aralarında veri alışverişi yapabildikleri iletişim ağıdır.
Büyük Veri (Big Data)
Sosyal medya, fotoğraf, video, ağ günlükleri, bloglar, arama motorları vb. kaynaklardan elde edilen verilerin anlamlı ve işlenebilir şeklidir.
Bulut Bilişim Sistemleri (Cloud Computing)
Kaynaklara ve dokümanlara zaman ve mekân kısıtlaması olmadan erişilmesini ve istendiğinde paylaşabilmesini sağlayan internet tabanlı bilişim hizmetidir.
Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality-AR)
Bilgisayarda üretilen ses, görüntü, animasyon, hologram gibi dijital unsurların akıllı telefon, tablet ve sanal gerçeklik gözlükleri aracılığıyla fiziksel ortamın üzerine gerçek zamanlı olarak yerleştirilmesidir.
Geleceğin teknik altyapısı olarak görülen Web 5.0 ile birlikte kullanıcıların duygularının anlamlandırılacağı ve yapay zekânın bunlara uygun tepkiler üretebileceği beklenmektedir.
Yeni Bir Düzen: Ağ ve Ağ Toplumu
Dijital iletişim teknolojileri sayesinde bireyin zamana ve mekâna bağlı kalmadan ağa dâhil olabilmesi merkezinde insan olan hemen her türlü faaliyet, birbiriyle ilişkili küresel bir ağ örgütlenmesinin bir parçası olmuştur.
Ağ, doğada ve toplumda eskiden beri var olan örgütlenme biçimidir. Günlük hayatın sürdürülmesinde birer ağ olarak işlev sağlayan yollar, kablolar ve su boruları gibi hatlara, dijital iletişim hatları da eklenmiştir. Bu yeni sistem, büyük
oranda internet ve akıllı mobil cihazlar ile sosyal medya uygulamaları gibi teknolojilerin birlikte çalışmasıyla oluşmaktadır.
Bahsedilen dijital ağın kullanıcı grupları ağ toplumu olarak nitelendirilmektedir. Bu küresel ağ; bireyleri ve insan topluluklarını sosyal, ekonomik ve siyasal ilişkiler açısından birbirine bağlamaktadır.
Bu iletişim biçiminde; kitlesel öz iletişimden bahsedilmekte, kullanıcıların kendi içeriklerini oluşturarak takipçi kitlesine ulaştırması ve seçtiği içerikleri yönetmesi söz konusu olmaktadır. Bireyler dijital iletişim platformlarında kullanıcı profilini, iletişim tercihlerini ve içerik yönetimini kişisel hale getirebilmektedir.
Bireyler toplumsallaşma sürecinde edindiği tüm ilişkileri kapsayan bir sosyal ağa sahiptir. Fakat sosyal medya platformları, iletişimin geleneksel yapısını ve örgütlenmesini değiştirmiştir. Bireyler, dijital sosyal ağlar aracılığıyla geliştirdiği sanal ilişkileri gerçek hayatla birleştirerek kendine melez bir dünya kurmaktalardır.
Yeni medya ve dijital iletişim teknolojileriyle ile oluşan ağ toplumunda geleneksel kültürel merkezler kaybolmaya başlarken kutuplaşmalar artmıştır. Nitekim iş ve aile gibi geleneksel kurumlar gerilerken bireyleşme ve benmerkezci bir toplum biçiminin yükseldiği belirtilmektedir.
Castells, ağ toplumunun statüko karşısında bireyi daha özgür ve güçlü kıldığını savunmaktadır. Dijk ise dijital ağ teknolojilerinin insanları son derece birbirine bağımlı hale getirdiğine vurgu yapar.
Sonuç olarak, günümüzde merkezinde insanın yer aldığı her türlü faaliyet bu süreçten etkilenmekte, internet ve daha çok sosyal ağlar aracılığıyla dönüşüm gerçekleşmektedir.