SMY202U-SOSYAL MEDYA VE SİYASAL İLETİŞİM
Ünite 1: Sosyal Medya ve Siyasal İletişimin Genel Özellikleri
Siyasetin Genel Yapısı ve Özellikleri
İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinden günümüze kadar toplumun temel olarak yönetenler ve yönetilenler şeklinde ikiye ayrıldığı kabul edilmektedir. İki kesim arasında bu şekilde bir ayrım olmasına karşın bu toplumsal yapıların birbirinden bağımsız veya kopuk olduklarını söylemek mümkün değildir. Yönetenlerin iktidar gücünü kullanmaları ve meşruiyetlerini sağlamaya çalışmaları ile toplumun talep ve beklentileri her iki grup arasındaki ilişkiyi ve etkileşimi tarih boyunca zarurî kılmıştır. Bu durumun, farklı derecelerde olsa da, her toplumda gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Yönetenler ve yönetilenler arasındaki bu ilişkiye ve etkileşime dayanan siyaset kurumu da kendi varlık sahasını meydana getirebilmiştir.
Siyaset Nedir?
Siyasetin tanımı konusunda muhtelif açıklamalar olsa da onun toplumsal hayat açısından taşıdığı önem her zaman en üst seviyededir. İnsanoğlunun topluluk hâlinde yaşamaya başladığı dönemden günümüze kadar siyaset varlığını sürdürmüştür. Bu manada, insanların en eski devirlerde dahi bir arada yaşadıkları dikkate alındığında, siyasetin tarihini insanlık tarihiyle eş tutmak mümkündür. Zira siyaset; devlet yönetimin nasıl olacağına, ekonomik kaynakların nasıl paylaşılacağına ve toplumun uyacağı temel kuralların nasıl belirleneceğine ilişkin tartışmaların ve uzlaşma arayışlarının ürünü olarak var olur.
Toplum ve siyaset arasında böyle bir tarihsel uyum olmasına karşın siyasetin ne olduğu ve ne olması gerektiği konusundaki ihtilaflı görüşler de varlığını sürdürmüştür. Bu sebeple günümüze değin birçok farklı siyaset teorisi ortaya çıkmıştır. Nitekim liberalizm, sosyalizm, muhafazakârlık ve milliyetçilik başta olmak üzere bütün modern siyasal ideolojiler bu sorulara verdikleri farklı cevaplarla ortaya çıkmışlardır.
Arapça kökenli siyaset kelimesi, Türk siyasal hayatı açısından, geçmiş yüzyıllarda farklı anlamlara sahip olsa da günümüzde “Yönetim sanatı, bilgisi, siyasa” anlamlarında. Modern siyaset biliminin kavram ve modellerinin büyük ölçüde Batı menşeli olması nedeniyle siyaset kelimesinin günümüzde ne anlama geldiği de Batı siyasal hayatı açısından değerlendirilebilir. Siyaset kavramı İngilizcede “Politics” kelimesine karşılık gelmektedir. Politics ise Antik Yunan döneminde şehir devleti anlamındaki “Polis” kelimesinden türemiştir. Bu dönemde polis, erdemli bir toplumun oluşturulması ve korunması için gerekli görülen siyasal, sosyal, askerî, ekonomik ve hatta dinî bir yapı şeklinde değerlendirilmiştir. İnsanların iyi ve anlamlı bir hayat sürmeleri için vatandaşı oldukları polisin yönetimiyle ilgilenmeleri, karar sürecine dâhil olmaları ve alınan kararları bizzat uygulamaları beklenmiştir.
Günümüzde siyaset; kimin yöneteceği, yönetimin nasıl olacağı, iktisadî kaynakların nasıl elde edilip paylaşılacağı gibi çatışma içeren birtakım meselelerin çözüm yolu
olarak değerlendirildiği gibi toplumda bütünlüğü sağlamanın ve özel çıkarlar karşısında herkesin yararını hedeflemek olarak da değerlendirilmektedir.
Genel yapısı itibariyle siyaset, toplumdaki farklı görüşlere sahip insanların belirli konulardaki tartışma alanı ve uzlaşma arayışı olarak görülür. Bu durum siyasetin dayandığı temel unsurları gösterir niteliktedir. Öncelikle siyaset için toplumsal bir hayat gerekmektedir. Siyaset, bir toplumun çatısı altında yaşayan insanların sorunlarını çözmek ve beklentilerini karşılamak adına gerçekleştirilen bir eylemdir. İkincisi, farklı görüş ve beklentilerin birbiriyle çatıştığı bir kamusal alanın varlığından söz etmek gerekmektedir. Elbette siyaset sadece çatışmalarla sınırlı bir süreç olmayıp uzlaşmayı da içeren bir yapıdadır ki bu da onun üçüncü özelliğini oluşturur. Dördüncüsü, siyasetin her daim etkili bir iletişimi esas alması ve insanlar arası etkileşime dayanmasıdır.
Siyaset ve Toplum
Siyasetin tanımından anlaşılacağı üzere bu kavram insanların ortak bir şekilde karar almaları sürecine karşılık gelmektedir. Elbette insanların çok farklı konularda tartışmaları, uzlaşmaları ve ortak karar almaları söz konusudur. Ailede, apartmanda, mahallede, iş yerinde ve derneklerde benzer bir süreç yaşanabilir. Fakat bu yerlerde yapılan faaliyetler siyaset olarak değerlendirilmez. Bir faaliyetin siyaset olarak adlandırılabilmesi için siyasal iktidarla ilgili olması ve toplumun tamamını veya büyük bir kesimini ilgilendirmesi gerekmektedir.
Bu açıdan bakıldığında siyaset ile toplum arasında birbirini destekleyen ve besleyen bir ilişki olduğu söylenebilir. Siyasetin toplumsal bir faaliyet olması onun belirli bir toplumsal düzlemde gerçekleştirilmesini gerektirirken, toplumsal hayatın sürdürülmesinde de siyasetin önemli rolü bulunur. Böyle bir denklemde siyaset toplumsal yapının bir ürünü olarak ortaya çıkar. Toplum bu yapısı itibariyle birçok açıdan siyaseti belirleyen ve yönlendiren bir yapıya sahiptir.
Toplumdaki mevcut fikir ayrılıkları ve mücadeleler siyasal değişimlerin ortaya çıkmasına da yol açabilir. Yine toplumun, kamuoyunun şekillendiği ve siyasal kültürün oluştuğu alan olarak değerlendirilmesi mümkündür. Nitekim her toplumun kendisine ait bir siyasal kültürünün olması toplumsal ilişkilerden ve her toplumun kendisine özgü birtakım özelliklerinden kaynaklanmaktadır.
İnsanlar toplumsal hayat içerisinde belirli statüler ve gruplar aracılığıyla siyasal faaliyetlerin içinde yer alırlar. İnsanların vatandaşlık ve seçmenlik statüsüne sahip olması siyasetin bireysel şekilde gerçekleştirilmesini sağlar. Elde edilen bu statüler kişilerin belirli siyasal meselelerde söz sahibi olmasını sağlar. Bununla birlikte siyaset belirli gruplar vasıtasıyla daha etkin yürütülen bir faaliyettir. İnsanların siyasal parti kurmaları veya bu partilerde görev almaları, belirli bir konuda toplumu ve siyasal karar alıcıları bilgilendirmek ve yönlendirmek için STK oluşturmaları veya buralarda yer almaları, yine bazı
kişilerin belirli ekonomik konularda karar alıcıları etkilemek adına menfaat veya baskı grupları olarak adlandırılan birlikler oluşturmaları ve kamuoyunu ilgilendiren belirli konularda onu bilinçlendirmeye çalışmaları gruplar aracılığıyla yürütülen siyasal faaliyetler olarak sayılabilir.
Toplum ve siyaset arasındaki ilişkinin görünürlük kazanmasında kamuoyunun önemli payı vardır. Kamuoyu, insanların kendi hayatlarını ilgilendiren siyasal, ekonomik ve toplumsal konulardaki görüş çeşitliliği olarak değerlendirilir. Bu haliyle kamuoyu birkaç farklı grubun kendi görüşlerini ifade etmeleriyle ortaya çıkar.
Günümüzde Siyaset
Bazı siyaset bilimcileri, son üç yüzyıllık döneme damgasını vuran modern siyasal ideolojilerin etkilerini yitirmeye başladığı ve siyasal katılımın her geçen gün azaldığı iddialarından hareketle günümüzde siyasetin de etki ve gücünü kaybettiğini ileri sürmektedir. Esasında bu iddia sadece siyasetle sınırlı kalmamakta ve siyasetle ilgili diğer unsurların da aynı sonuçla karşı karşıya kaldığı belirtilmektedir. Bu doğrultuda, 20. yüzyılın sonlarına doğru birtakım değer ve kurumların artık işlevini ve anlamını kaybettiği ifade edilmektedir.
Tüm bu iddialara karşın yeni yüzyılda da bu kurum ve değerlerin varlıklarını korudukları fakat içerik ve biçim açısından birtakım değişim geçirdikleri görülmektedir. Siyaset ise değişen ve gelişen küresel toplum yapısında daha farklı ve güçlü bir yer edinmiştir. Özellikle siyasal katılımla sınırlanmayıp, diğer siyasal faaliyetlerle birlikte değerlendirildiğinde siyasetin belirli bir etki alanını koruduğu pekâlâ söylenebilir.
Günümüzde toplumlar açısından siyasetin taşıdığı anlam demokrasi ve insan hakları kavramlarının itibarlarını artırmasıyla daha da derinleşmiştir.
Günümüzde siyasetin etkinliğini artırmasında kentleşme hareketinin de olumlu etkisi bulunmaktadır.
Siyasetin etkisini koruyor olmasında günümüz toplumlarının bilgi toplumu olarak adlandırılmasının da büyük etkisi vardır.
İletişimin Genel Yapısı ve Özellikleri
Siyasal iletişim, esas itibariyle, iletişimin farklı bir türünü oluşturmaktadır. Bu nedenle iletişimin genel özelliklerini ve yapısal unsurlarını kendi içinde barındırır.
İletişim Nedir?
İletişim kavramı, iletmek fiilinden türemiş bir kelime olup, “Bilgi, haber vb. hususların karşılıklı değişimi, haberleşme” anlamına gelmektedir. Kelime bu manası itibariyle, Latince “Communicare” kelimesinden türemiş olan İngilizce “Communication” sözcüğünün anlamıyla hemen hemen aynıdır. Türkçede iletişim kavramının tarihi çok eskilere gitmemektedir. Bu kelime ile anlatılmak istenen 25-30 yıl öncesine kadar iletişim kelimesinin eş anlamlısı olarak kullanılan haber kelimesiyle ifade
edilmeye çalışılmıştır. Arapça kökenli bir kelime olan haber ise “Son ve yeni havadis, bilgi, ağızdan ağıza dolaşan söz” manasını taşımaktadır. Günümüzde iletişim kavramı yaygın bir şekilde kullanılmakla birlikte haber kelimesinin de iletişimle ilgili bazı kavramları ifade ettiği görülmektedir.
İnsanın iletişim kurmasındaki temel amaç, çevresi üzerinde bilgi sahibi olmaya ve bu bilgiye göre hareket etmeye çalışmasıdır. İletişimin kurulmasıyla birlikte bilgi edinme süreci başlar ve insanlar kendilerine özgü beklenti ve amaçları gerçekleştirme imkânına kavuşurlar.
İletişimin Yapısal Unsurları ve Temel Özellikleri
İletişimin ne olduğunu anlamak için onun yapısal unsurlarına bakmak önemlidir. Bu konuda birçok iletişim teorisyeni tarafından çeşitli modeller geliştirilmiştir. Shannon ve Weaver, Gerbner, Laswell, Newcomb, Westley ve Maclean ile Jacobson Modelleri olarak adlandırılan bu teoriler iletişimin nasıl meydana geldiği ve ilerlediği meselesiyle birlikte olumlu veya olumsuz etkilendiği unsurları da açıklamaya çalışmıştır. Bu modellerden ve yukarıdaki kısa tanımdan hareketle iletişimin yapısal unsurları “Kaynak, Mesaj, Hedef, Kanal, Geri Besleme ve Gürültü” olarak sıralanabilir.
• İlk yapısal unsur olan kaynak, iletişim sürecinin başlangıç noktası olarak görülmektedir. Bir mesajı iletme amacında olan kaynak; mesajı oluşturan, içeriğini belirleyen, gönderen ve hedefe ulaştıran birime karşılık gelmektedir. • Kaynak ve hedef arasındaki iletişimin özünü teşkil eden mesaj ise bir kanal vasıtasıyla iletilen düşünce, kanaat ve semboller olarak tanımlanabilir. • Hedef unsuru, iletişimin çift yönlü bir faaliyet olmasının doğal sonucudur. Buna göre iletişimden bahsedilmek için kaynağın mesajını ilettiği bir kişi veya grubun varlığı zaruridir. • Kanal ise mesajın kaynak ve hedef arasında alınıp verilmesinde aracılık rolünü üstlenen unsurdur. Kaynak ve hedefin tercih ettiği kanal, iletişimin gerçekleşme şeklini de belirler. • İletişimin bir diğer unsuru olan geri besleme, kaynak tarafından hedefe gönderilen mesaj sonrası hedefin gösterdiği tepkinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi üzerine kuruludur. İletişimin sağlıklı şekilde sürmesi için geri beslemenin gerçekleşmesi ve kaynak tarafından uygun şekilde ölçülüp değerlendirilmesi önem arz eder. • İletişim son yapısal unsuru olan gürültü ise, iletişim sürecinde mesaj ve geri dönüşümde öngörülmemiş ve istenmeyen hususları içermektedir. Başka bir ifadeyle iletişim esnasında iletişimin sağlıklı olarak gelişmesini engelleyen her şey gürültü olarak tanımlanmaktadır.
İletişimin yapısal unsurlarından hareketle onun temel özelliklerini de anlamak mümkündür. İletişimin özelliklerinin başında kaynak ve hedefin sürekli yer değiştirmesi yer alır. İletişim süreci, kaynağın hedefe doğru ilettiği mesajla başlamasına karşın geri bildirimler sonucunda kaynak ve hedefin yer değiştirdiği görülür.
İletişimin özellikleri arasında algılama da önemli bir yere sahiptir. Zira hedefin bilgi ve tecrübesi kaynağın ilettiği mesajın nasıl ve ne kadar anlaşılacağını doğrudan belirler. Özellikle farklı statülerdeki veya eğitim seviyelerindeki kişi veya gruplar arasındaki iletişimde bu özellik daha belirgin hâle gelebilmektedir. İletişimin toplum açısından dikkat çeken bir diğer özelliği onun belirli bir kültürel bir ortam dâhilinde var olmasına dayanır. Her insan belirli bir toplum içinde doğar, büyür ve yetişir.
İletişimin özellikleri arasında onun semboller aracılığıyla gelişmesi de önemli bir yere sahiptir. Semboller, bir kişinin işaret ettiği nesneyle nedensel bir ilişki kurulmasını sağladıkları için belirli bir temsil niteliğine sahiptirler. Bu işaret etme işlemi konuşmayla gerçekleşebileceği gibi jest, mimik, şekil, resim ve işaret aracılığıyla da ortaya çıkabilir.
İletişimin bir diğer özelliği sistematik olmasıdır. Sistem; sınır ve amaçları önceden planlanmış eylemlere, işlevlere ve en önemlisi ilişkilere dayanmaktadır. İletişimin bir amacı olduğu gibi bu amaçla sınırlı bir ilişkiyi de esas almaktadır. İletişimin bu sistematik yapısı içinde insanlar belirli araçları kullanmak suretiyle bilgi vermeyi ve edinmeyi amaçlamaktadır.
İletişimin nasıl gerçekleştiği meselesi de onun özelliklerini anlamada önemli bir yere sahiptir. Nitekim iletişimde kullanılan kanalın niteliği onun meydana gelme şeklini belirlemektedir. Bu açıdan bakıldığında iletişim türleri; sözlü, yazılı, sözsüz, yüz yüze, uzaktan, görsel ve sesli olarak tasnif edilebileceği gibi kamusal, kitlesel veya kurumsal olmak üzere bağlamı dikkate alınarak da sınıflandırılabilir.
Siyasal İletişimin Genel Yapısı ve Özellikleri
Siyasetin en yaygın insanî faaliyetlerden biri olması kişi ve gruplar arasındaki iletişim sürecinin de önemini artıran bir durumdur. Siyasal aktörler; kendilerini, amaçlarını, politikalarını ve görüşlerini muhataplarına siyasal iletişim adı verilen bir iletişim ve etkileşim süreciyle anlatmaktadır. Tartışma ve uzlaşmaya dayanan siyasetin amacının bir noktada ikna etmeye dayanması siyasal iletişim türlerinin ve yöntemlerinin de siyaset açısından taşıdığı anlamı tayin etmektedir.
Siyasal İletişim Nedir?
Siyasal iletişim kavramı; “Siyasal aktörlerin belli ideolojik amaçlarını, politikalarını belli gruplara, kitlelere, ülkelere ya da bloklara kabul ettirmek ve gerektiğinde eyleme dönüştürmek, uygulamaya koymak üzere çeşitli iletişim tür ve tekniklerini kullanma” olarak izah edilebilir.
Bu tanımdan yola çıkarak siyasal iletişimi siyasal aktörlerin etkileme ve ikna etme süreci şeklinde değerlendirmek mümkündür. Amaçlanan etkileme ve ikna etmenin gerçekleşmesi ise en uygun iletişim kaynağının, mesajının ve kanalının belirlenmesi sayesinde gerçekleşmektedir.
Tıpkı iletişimde olduğu gibi siyasal iletişimde de kaynak, mesaj, hedef, kanal, geri besleme ve gürültü şeklinde tasnif edilebilecek 6 yapısal unsur bulunmaktadır.
Siyasal iletişimde kaynak unsuru, yukarıdaki tanımda yer alan siyasal aktörlerden oluşmaktadır. Siyasal aktörler; siyasal partiler, liderler, STK’lar, baskı grupları ve vatandaşlar olarak sıralanabilir.
Sürecin ikinci unsuru olan mesaj, siyasal amaçları ve politikaları içermektedir. Kişi ya da gruplar; siyasal görüş, öneri ve eleştirilerini mesaj unsuruyla dile getirirler.
Özellikle siyasal partiler; siyasal sembolleri, etik değerleri, normları, ideolojik argümanları, çözüm önerilerini ve siyasal hedeflerini birer mesaj hâline getirerek hedefe iletmeye çalışırlar. hedef kitlenin kim olduğu sorusu mesajın içeriğini belirlemede mühim bir unsurdur. Siyasal iletişim sürecinde mesajın alıcısı olan hedef belirli gruplardan, kitlelerden, ülkelerden ve bloklardan oluşabilmektedir.
Siyasal iletişim sürecinde ise her zaman hedeften gelen geri besleme olmasa da yeni medya araçları sayesinde geri besleme bu sürecin vazgeçilmez bir unsuru hâlini almıştır. Gürültü, her iletişimde yaşanabilecek bozucu öğelerin siyasal iletişimde de ortaya çıkabileceğine işaret etmektedir. Hedefin vermek istediği mesajı engelleyici her türlü teknik ve fiziki sorun bu kapsamda değerlendirilebilir.
Siyasal İletişimin Türleri ve Yöntemleri
Siyasal iletişimin farklı türleri ve yöntemleri bulunmaktadır. Bu manada, ilk olarak, hedef açısından bir tasnif yapmak mümkündür. Buna göre siyasal iletişim örgütlü bir siyasal grubun kendi içinde gerçekleşebileceği gibi, ülke içine veya uluslararası kamuoyuna yönelik de olabilir. Bu farklı iletişimlerin her birinde hedef farklı bir kesime karşılık gelmektedir. Hedefteki bu farklılık mesajın içeriğine ve iletilme biçimine yansımaktadır.
Bütün siyasal kaynaklar, ister kurum içi ister ülke içi isterse uluslararası olsun, kendi mesajlarının mesajı ilettikleri hedef kitle tarafından konuşulan, tartışılan ve kabul edilen bir güce sahip olmasını arzular. Gündem belirlemede mesajın hedef tarafından incelenmeye değer bulunması kadar kaynağın kim olduğu ve hangi kanalları kullandığı hususları da önem taşımaktadır. Demokratik çoğulcu toplumlarda genellikle herhangi bir kişi veya grubun mutlak surette gündem belirleme gücüne sahip olmadığı kabul edilir. Bununla birlikte gazete ve televizyon kanalları gibi geleneksel medya kuruluşları, siyasetçiler, baskı grupları ve STK’lar siyasal, ekonomik ve kültürel pozisyonlarına göre kendi mesajlarının gündemi belirlemesi için çalıştıkları genel kabul gören bir husustur.
Siyasal aktörler en etkili iletişim yöntemi olarak yüz yüze iletişime büyük önem verirler. Siyasetçilerin mitinglere, konferanslara veya açılışlara katılmaları; semt ve esnaf ziyaretlerinde bulunmaları; STK’ların ve baskı grupların karar alıcılarla bire bir görüşmeleri bu tercihin etkisi olarak değerlendirilebilir.
Elbette günümüz dünyasında siyasal aktörlerin her zaman yüz yüze iletişim kurma imkânları yoktur. İletişim sürecinde olduğu gibi siyasal iletişimde de kitle iletişim araçları bu problemi çözmek adına birtakım fırsatlar sunar. Mektup, telgraf, telefon, radyo, televizyon, video konferans, internet ve sosyal medya uygulamaları gibi araçlar sayesinde siyasal mesajların uzaktan iletilmesi söz konusu olmuştur.
Siyasal iletişim sürecinde mesajın hedefi etkilemesi ve ikna etmesi önem arz etmektedir. Bu noktada mesajı verecek kişinin kim olacağı meselesi tartışmanın merkezinde yer almaktadır. Hedefin verilen mesajın algılaması ve kabul etmesi açısından kaynağın kimliği ön plana çıkmaktadır.
Siyasal iletişim sürecinde kaynağın kimliği kadar hedefin kimliği de dikkate alınması gereken bir durumdur. Zira bir toplumun siyasal kültürü, o topluma yönelik gerçekleştirilen siyasal iletişimin içeriğini ve sınırlarını göstermektedir.
Medya ve Siyasal İletişim
İnsanlar arasında ses, söz, yazı, jest, mimik gibi iletişimin gerçekleşmesini sağlayan pek çok araç vardır. İletişimi yüz yüze olmaksızın kitlesel düzeyde anında gerçekleştiren araçlar ise, kitle iletişim araçları olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım kitaptan müziğe kadar pek çok unsurun kitle iletişim aracı olarak değerlendirilmesine olanak sağlar gibi gözükse de bu araçlar geleneksel manada gazete, dergi, sinema, radyo ve televizyon olarak tasnif edilmektedir.
20. yüzyılın sonlarında bu araçlara internet ve bu yüzyılda ise sosyal medya uygulamalarının eklenmesiyle kitle iletişim araçları kendi içinde geleneksel ve yeni şeklinde iki farklı şekilde değerlendirilmeye başlanmıştır.
Geleneksel Medya ve Siyasal İletişim
Yüz yüze iletişim siyasal fikirlerin değiştirilmesi konusunda en etkili yöntem olarak görülebilir. Ne var ki modern siyasetin oldukça geniş bir coğrafyaya ve nüfusa hitap ediyor olması yüz yüze iletişimi zorlayan bir durumdur. Tam da bu noktada radyo, gazete, sinema ve televizyon gibi iletişim araçlarını tanımlayan geleneksel medya bu zorluğun üstesinden gelebilecek yeni imkânlar sunmuştur. İletişimin genel yapısı açısından geleneksel medyanın en önemli özelliği kaynak ve hedefin bir araya gelmemesidir. Ayrıca kaynak ile hedef arasında genel yayın koordinatörü, yazı işleri müdürü, editör ve yönetmen gibi aracılar devreye girerek kaynağın oluşturduğu mesajı süzgeçten geçirmekte ve hedefe iletilmesini sağlamaktadır.
19. yüzyıldan itibaren gazete, dergi, radyo, sinema ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması siyasal iletişimin her zaman yüz yüze gerçekleştirilememesinden kaynaklı sorunların azaltılmasını sağlamıştır. Gazeteler, 19. yüzyılda gelişen ulaşım ve iletişim imkânları sayesinde, halka dönük gazetecilik anlayışını benimsemeleriyle birlikte toplumun her kesimine yönelik haber vermeye başlamıştır. Bir sonraki yüzyılda televizyonla rekabet edebilmek adına fotoğraf, şekil ve resimlerin kullanılmasıyla gazetenin toplumdaki yeri sağlamlaşmıştır. Böylelikle gazete haber ve yorumun yanı sıra tercih edilen görseller aracılığıyla siyasal meselelerin topluma iletildiği önemli bir siyasal iletişim aracı hâlini almıştır.
Geleneksel medya olarak adlandırılan bu kitle iletişim araçları arasında yer alan televizyonun gündelik hayata girmesiyle birlikte siyasal iletişim sürecinin kapsamı ve içeriği büyük değişim yaşamıştır. 1950’li yıllarla birlikte yaygınlık kazanan bu araç, radyonun sözlü iletişimine görselliği de ekleyerek iletişim sürecini bir üst boyuta taşımıştır. Televizyonlarda yayınlanan haber bültenleri, tartışma, açık oturum ve röportaj gibi programlarla siyasal mesajlar izleyiciye ulaştırılmıştır. Siyasal partiler, liderler, STK’lar ve baskı grupları gibi aktörler yüz yüze iletişim kurmaları mümkün olmayan çok sayıda kişiye televizyon sayesinde aynı anda ulaşabilmişlerdir.
Televizyonun siyasal iletişimdeki rolü sadece farklı hedef ve kaynaklar arasında bir kanal olmakla sınırlı kalmamıştır. Nitekim televizyonun, değişen yapısı ve artan etki alanına mütenasip, bizatihi bir siyasal aktör gibi davrandığı durumlar da yaşanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında dünyada büyük sermaye gruplarının dev medya kuruluşlarına sahip olmalarıyla birlikte, bu sermaye grupları siyasal mesajlarını kamuoyuna ve karar alıcılara televizyon kanallarıyla iletebilmeyi başarmışlardır.
20. yüzyılda siyasal iletişim alanında sinema en az televizyon kadar etkili bir iletişim aracı hâline gelmiştir. Televizyonun henüz kitlelerin kullanımına girmediği bu yüzyılın başında sinema görsel iletişimin merkezinde yer almıştır. Devletlerin belirli bir vatandaş tipini elde etmeye çalışmalarında ve mücadele hâlinde oldukları diğer devletlere karşı güçlerini tahkim etme politikalarında sinema bu amaca hizmet eden bir yapıda olmuştur.
Yeni Medya ve Siyasal İletişim
Yeni medya kavramı, geleneksel medyadan farklı olarak, belirli bir etkileşime dayanan internet ağlarını ve sosyal medyayı nitelemek için kullanılmaktadır.
Yapılan araştırmalar siyasal aktörlerin günümüzde internetten iki farklı amaç doğrultusunda istifade ettiklerini göstermektedir. Birincisi, siyasal kişi veya grupların kendi siyasal hedeflerini gerçekleştirmek ve kendilerini kamuoyuna tanıtmak istemeleridir. İnternet içeriğinin kullanıcılar tarafından kendi tercihleri doğrultusunda oluşturulabilmesi siyasal aktörlere bu manada büyük fırsatlar sunmaktadır. Siyasal aktörlerin
interneti kullanmalarının ikinci nedeni ise, nasıl organize olduklarını, hangi faaliyetleri yürüttüklerini, amaçlarının ve mesajlarının neler olduğunu internet aracılığıyla kamuoyuna anında duyurmak istemelerine dayanır. Bu doğrultuda internet özellikle seçim dönemlerinde siyasal aktörlerin yoğun kullandığı bir kitle iletişim aracıdır.
Web 1.0 teknolojisiyle başlayan yeni süreç, teknolojinin hızla ilerlediği 2000’li yıllarda dizüstü bilgisayarları, cep telefonları, akıllı telefonlar, tabletler ve en sonunda Web 2.0 teknolojisine dayanan etkileşimli internet siteleri, bloglar ve sosyal medya uygulamalarıyla doruk noktasına ulaşmıştır. Böylelikle yeni medyanın üzerinde yükseldiği etkileşime dayanan iletişim araçlarının dönemi başlamıştır.
Geleneksel medyadan farklı iletişim araçlarına sahip olan yeni medyanın bilginin üretimi ve dağıtımı sürecini de değiştirdiği görülür. Geleneksel medyada kitle iletişim araçlarından dinleyiciye\izleyiciye doğru tek yönlü, kısıtlı ve süreli bir bilgi aktarımı söz konusu olmuştur. Web 2.0 teknolojisinde ise kullanıcı olarak adlandırılan dinleyici\izleyici artık sosyal medya uygulamaları sayesinde kullanıcı bazlı içerik üretimi ve değişimini mümkün kılan bir iletişim sürecinin parçası olmuştur.
Bilgi toplumunun bir ürünü olan ve kendisine has bir yapısı bulunan yeni medya, klasik medyanın bu eksikliklerini giderecek bir farklılığa sahip olmuştur. Bir yandan bir kitle iletişim aracı özelliği sergileyen yeni medya, aynı zamanda farklı özellikleri sayesinde bireysel bir iletişim aracı hüviyetine bürünmüştür. Bu yeni araçlar sayesinde bilginin dolaşımı artık çok yönlü, sınırsız ve süresiz hâle dönüşmüştür. Böylelikle insanlar sayısız kaynaktan bilgiye ulaşma imkânını elde ettikleri gibi bilgiyi yeniden biçimlendirmek ve bilgiyi üreten yapıya geri bildirim yapabilecek şartlara da kavuşmuştur.
Yeni medya, sahip olduğu yapısal özellikler sayesinde siyasal iletişimin de farklılaşmasını sağlamıştır. İlk olarak, bilgi toplumunun bir özelliği olarak insanlar bilgiyi çevrimiçi ortamlarda aramaya başlamışlardır. Bu sayede siyasal aktörlerin kullandıkları internet siteleri ile sosyal medya uygulamaları birer enformasyon kaynağı hâline gelmiştir.
Günümüzde siyasetin insanlar ve topluluklar için hâlâ anlamlı ve değerli olmasında yeni medyanın önemli bir etkisinin bulunduğu söylenebilir. Yukarıda sayılanların dışında yeni medya, oluşmasına katkı sağladığı, bilgi toplumunun önemli bir parçası olarak siyasetin vatandaşların ilgi odağında kalmasına da hizmet etmektedir. Yeni medya özellikle bilgiyi üretildiği mekânla sınırlı kalmaktan kurtarmakta ve farklı mekânlara hızlı şekilde naklini sağlamaktadır.
Sosyal Medyanın Siyasal İletişime Etkisi
Artık kendilerine ait internet sitesi ve sosyal medya hesapları bulunmayan siyasal iktidar, siyasal parti, kamu kurumu, baskı grubu ve STK neredeyse yok gibidir. Son yıllarda siyasetle ilgili kişi ve kurumların sosyal medyayı
kullanma oranlarındaki artış sosyal medyanın siyasal iletişim süreciyle olan ilişkisini benzer şekilde artırmıştır.
Sosyal medyanın bu yapısının vatandaşların da siyasal iletişim sürecindeki tutum ve davranışlarını değiştirdiği görülür. Siyasal kurum ve kişilere temasın ve onlarla etkileşimli bir iletişimin mümkün olması sayesinde vatandaşlar siyasal görüş, talep ve eleştirilerini sosyal medya üzerinden dile getirebilmektedir.
Sosyal medyada siyasal iletişim süreci iletişimin genel özellikleri açısından birçok yeniliği beraberinde getirmiştir. İlk olarak iletişimin amacında bir değişiklik yaşandığı söylenebilir. Geleneksel medyaya dayalı siyasal iletişimde amaç siyasal mesajın hedefe iletilmesidir. Sosyal medyada gerçekleşen siyasal iletişimde ise amaç, bunu kapsadığı gibi mesajı alan hedefin bu mesajı kendisinin de paylaşarak başka hedeflere iletmesini sağlamayı da içermektedir.
Sosyal medyadaki siyasal iletişim şeklindeki farklılık ise bu mecradaki iletişim sürecinin çok yönlü, katılımcı ve diyalog esaslı olmasına dayanmaktadır. Bu sayede sosyal medyada siyasal iletişim açısından önemli bir unsur olan geri beslemenin daha yoğun ve sürekli gerçekleştiği görülmektedir. Sosyal medya metin, görsel ve video gibi mesajların kolayca oluşturulabildiği ve dağıtılabildiği bir iletişim mecrası olması sayesinde iletişim maliyetlerinin düşük seviyelerde kalmasını sağlamaktadır.
Sosyal medyanın siyasal iletişim sürecinde en fazla fayda sağladığı konulardan bir diğerini siyasetçilerin kendilerini daha uygun şekilde ifade edebilmeleri oluşturmaktadır. Siyasetçilerin bazı ifadelerinin geleneksel medyada bağlamından kopartılarak verildiği yönündeki eleştiriler, sosyal medya kullanımıyla, asgarî seviyeye düştüğü söylenebilir.
Sosyal medya uygulamalarındaki siyasal iletişim süreci belirli aşamaların gerçekleşmesiyle ilerlemektedir. Buna göre siyasal aktörler tarafından kendileriyle ilgili bilginin üretilmesi ve paylaşılmasıyla bu süreç başlamaktadır. Siyasal aktörce üretilen bilgi tanıtım, görüş, değerlendirme, talep ve eleştiri şeklinde olabilir. Bilginin üretilmesi ve diğer kullanıcılar tarafından paylaşılmasından sonra bilginin tekrar edilmesi ve güncellenmesi söz konusudur.
Bir diğer aşama, bilgiyi üreten kaynağın hedefi harekete geçirmeye çalışmasıyla gerçekleşmektedir. Sosyal medya uygulamalarındaki beğenme, paylaşma ve yorum yapma gibi seçenekleriyle etkileşim artırılmaya çalışılır. Bu nedenle hedefin uygun bir dili, sembolü, ifadeyi ve görseli seçmesi kadar mesajın kullanıcıların paylaşımına imkân sağlayan özellikte olması da mühimdir. Ayrıca sosyal medya uygulamaları da kendi içinde çeşitlilik arz eder. Bu nedenle hedef kitlenin en çok kullandığı uygulamanın tercih edilmesi de siyasal iletişim sürecinin başarısına etki eder.