SMY201U-SOSYAL MEDYA VE PROPAGANDA
Ünite 8: Sosyal Medya ve Terör Örgütleri
Giriş
19. yüzyılda ilk olarak gazete ve telgraf ile hayatımıza giren modern iletişim, 20. yüzyıl ile birlikte telefon, ardından radyo ve televizyonla birlikte toplumların haber alma faaliyetlerinin giderek artmasına katkı sunmuştur. Televizyonun toplumun gündelik yaşamının bir parçası olması ve TV kanallarının yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel medyanın unsurları oluşmuştur. 21. yüzyılla birlikte güç kazanmaya başlayacak olan internet ve onun getirdiği yeni bir iletişim türü olarak sosyal medya olacaktır. Sosyal medya adeta bireyi esir alacak kadar güçlü ve onun ayrılmaz bir parçası olabilecek kadar etkin bir iletişim türü olarak varlığını tüm hızıyla günümüzde de devam ettirmektedir.
Ulusal ve uluslararası güvenlik alanında, özellikle terör gruplarının sosyal medya aracından yararlanmaları şu an en önemli sorunlardan biri olarak ülkelerin güvenlik birimlerinin gündem konusudur. Terör örgütleri sosyal medya üzerinden propagandalarını yapmakta ve bu yolla çok geniş kitlelere, denizaşırı hedef gruplara ulaşmakta, böylece propaganda yapabilmekte, bireyleri kolayca etkileyerek örgütün fikirlerini benimsetebilmekte ve onları örgüte akredite edebilmektedirler. Sosyal medya üzerinde yazılı ve görsel medya (basın ve TV) gibi herhangi bir otorite kurulabilmesi veya denetim yapılabilmesi zor olduğu için terör örgütlerinin faaliyetlerinin de kısıtlanabilmesi veya engellenebilmesi oldukça güç olmaktadır.
Terör kavramıyla sosyal medyanın kesişim noktasına veya ortak kümesine baktığımızda başat faktörün propaganda kavramı olduğunu görürüz. Terörizmin sosyal medyaya olan muhtaçlığı veya ondan maksimum oranda faydalanması başarılı propaganda yapabileceği bir alan olmasından kaynaklanmaktadır. Son yıllarda da terör örgütlerinin sosyal medyayı tercihlerinde de kitleler tarafından iletişim ve haber alma kanalı olarak normal medyadan ziyade artık sosyal medyanın daha yoğun tercih edilir hâle gelmesi de etkilidir.
Sosyal Medyanın Terör Örgütleri Tarafından Kullanımı
Terörizm, hedeflediği siyasal ve sosyal bir projeyi hayata geçirebilmek için korku ve dehşet atmosferi oluşturmayı önceler. Terör eylemi fiili itibariyle sonuçları olmasa da gerçekleştirilen fiilin üzerine bina edilen propaganda ile halk kitleleri ve devlet otoritesi arasındaki bağa zarar vermeyi ve koparmayı amaçlayan eylemler bütünü olarak tanımlanabilir (Şen, 2018, ss.43-45).
Sosyal Medya Merkezli Terörün Kontrol Edilememesi
Terör örgütlerinin sosyal medya ve interneti kullanma nedenini sekiz başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; “psikolojik savaş, farkındalık yaratma ve propaganda, bilgi ve veri toplama, yardım ve bağış toplama, örgüte eleman temini, network oluşturma, bilgi paylaşımı, eylemlerin planlanması ve koordinasyonu” olarak
sınıflandırılmaktadır. Herhangi bir terör örgütünün yukarıdaki bütün imkânların tamamını sosyal medya yardımıyla karşılayabiliyor olması günümüzde bu tür devlet dışı silahlı aktörlerle mücadele edilmesinin devletler nezdinde neden zorlaştığını da göstermektedir.
Terör olaylarında örgütlerin temel amacı uyguladıkları saldırı metoduyla korku ve dehşet atmosferi oluşturmaktır. Oluşturdukları bu atmosfer üzerine propaganda yaparak nihai hedeflerine ulaşmaya çalışırlar (Şen, 2018, ss.43-45). Burada önemli olan eylemin bir şekilde çeşitli kanallar vasıtasıyla duyurulmasıdır. Örneğin yapılan bir terör eylemi radyo ve TV kanalları vasıtasıyla duyurulması yani medya yoluyla günlerce haber değeri görmesi örgüt için büyük bir fırsattır (Avşar, 2017, ss.121-122). Fakat devlet mekanizmasının medyaya yapacağı müdahalelerle bunun önüne geçebilmesi mümkündür. Sosyal medyanın kontrol ve denetiminin normal medya unsurlarınınki kadar kolay olmamasının yanında ayrıca hız anlamında da normal basın ve medyanın da önünde olması terör örgütlerinin işini kolaylaştıran bir başka faktördür. Örgütlerin propagandaları daha hızlı biçimde hedef kitlelere ulaşabilmektedir.
Modern iletişim çağında literatürün bahsettiği iletişim bazlı belli başlı kuşak ayrımlarına değinecek olursak; X kuşağı, televizyondan önce ve kısmen televizyonla büyüyen bireylerden oluşurken Y kuşağı tamamen televizyon ve bunun yanında yavaş yavaş gelişmeye başlayan bilgisayar ve internet ortamında büyüyen bireyleri kapsamaktadır. Z kuşağı ise tamamen internet ve mobil teknolojileriyle büyüyen bireyleri ve yeni nesli ifade etmektedir (Avşar, 2017, ss.128-129). Yeni nesil terör örgütleri de bu Z kuşağına hitap etmekte, onları etkileyebilmek için 4G internetin ve sosyal medyanın gücünden faydalanmaya çalışmaktadırlar.
Türkiye’deki terörle irtibatlı sosyal medya kullanıcılarına bakıldığında, Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 126 bin örgüt mensubu veya sempatizanı kullanıcı olduğu görülmektedir. Bunlardan 68 bininin ise bizzat sosyal medyada faal bir şekilde propaganda faaliyetinde bulunan kullanıcılar olduğu tespit edilmiştir.
Sosyal Medyanın CNN Etkisinin Önüne Geçmesi
Önceden “CNN Effect (etkisi)” olarak bilinen politikacıları belirli bir politik konu hakkında karar almaya sevk eden veya zorlayan yayıncılık ya da medyanın karar alıcıları kritik politik konular üzerinde yönlendirmesi ve etkilemesi durumu artık sosyal medya etkisi tarafından ikame edilmektedir (İpek, 2018, s.159). Sosyal medya etkisi dağınık olmakla birlikte günümüzde kamuoyu ve bireyler üzerinde yaptığı etkiyle CNN’in etkisini dahi katlamaktadır. Bu sebeple kamuoylarını yönlendirme amacı güden yapılar için bulunmaz bir fırsat ve olmazsa olmaz konumundadır.
İnternet ve sosyal medya bir bakıma aralarında fiili olarak yan yana gelebilmeleri imkânsız ve hiyerarşik ilişki biçimi bulunan aktörleri eşitmiş algısı yaratacak bir ortamda
buluşturarak yeni bir iletişim sahası oluşturmuştur. Sosyal medya ulaşılmaz gibi görünen birey, kurum, kuruluşların bu algısını değiştirerek muhatap alınabilir unsurlar olduğunu göstermiştir. Terör örgütleri ve aktörleri de bu kolaylığı kullanarak kendi propagandalarını yapmaya çalışmaktadırlar.
Sosyal Medya Merkezli Terörün Klasik Güvenlik Algısını Değiştirmesi
Son dönemde etkin olan küresel çaptaki terörün dünya ülkeleri tarafından 11 Eylül saldırılarından sonra birincil güvenlik tehdidi olarak algılanması ve klasik düşman algısının değişimi ülkelerin tüm güvenlik algılarının baştan sona değişimine neden olurken, propaganda silahının da bu gelişmelere paralel olarak daha da önem kazandığı görülmektedir. Önceden konvansiyonel savaşlarda devletler ve rejimler halkı yönlendirmek veya düşmana karşı haber yaymak amacıyla propaganda silahına başvururlarken; günümüzde propagandaya en çok başvuran aktörler terör örgütleri olmaktadır.
Propagandanın günümüzde yapılabileceği en popüler ve kolay alanın da sosyal medya olduğu görülmektedir. Özellikle Facebook, YouTube, Twitter gibi internetin önde gelen üç uygulamasının terör örgütleri tarafından aktif biçimde kullanıldığını görmekteyiz.
Sosyal Medyanın Şiddete Dayalı Radikalleşmeye ve Terör Propagandasına Etkisi
Klasik radikalleşme olgusunda bireylerin terör örgütleriyle temas kurarak tanışmaları, bu tanışma neticesinde terör örgütünün doktrin aşılama ve beyin yıkama evresini başlatması, bunun akabinde terör örgütü kamplarında eğitime tabi tutulmaları ve nihai aşamada eylem/şiddet aşamasına gelinmesi ile radikalleşme tamamlanmış olur (Beriş, 2018, s.5 ve 11-12). Terör örgütleri sosyal medyanın imkânlarından yararlanarak yüz yüze temasta bulunmaksızın ve askeri veya gerilla tarzı kamp ortamında etkileşim olmaksızın bireylere doktrin aşılayabilmekte, uzak mesafelerden bile hedefe aldığı kişileri bireysel eylemde bulunmaya ikna edebilmektedir. Sosyal medya girdisinin etkisiyle ortaya çıkan ve yerinde radikalleşmeden farklılık arz eden bu yeni radikalleşme konseptlerine yalnız kurt radikalleşmesi ve kendi muhitinde gelişen radikalleşme denildiğini görmekteyiz.
Radikalleşme Süreci ve Bireysel Terörizm
“Homegrown” kavramı Türkçe ifadesiyle “kendi muhitinde yetişen” anlamına gelmektedir. Bu kavram çerçevesinde vatandaşı oldukları ülkelerde kendi başlarına radikalleşen bireyler için internetin ve sosyal medyanın rolü oldukça önemlidir. Bu bireyler terör örgütlerinin sosyal medya paylaşımlarından ve faaliyetlerinden etkilenerek radikalleşme sürecine girerler. Ayrıca bu kavramla bağlantılı olarak “yalnız kurt” adı verilen yeni döneme özgü farklı bir radikalleşme türüyle de karşılaşılmaktadır. “yalnız kurt radikalleşmesi” kavramına baktığımızda Batı ülkelerinde yaşayan bir kişi sosyal medya ve internet üzerinden temas kurduğu örgütlü kişiler
vasıtasıyla veya kendi kendilerine ulaştıkları materyal veya görsellerle süreç içinde radikalleşebilmektedir (Ekinci, 2018, s.67; Erbschloe, 2019, s.10).
Kendi muhitinde yetişen (homegrown) terörizm ve yalnız kurt radikalleşmesi aynı zamanda Dördüncü nesil savaş adı verilen yeni bir tür savaş yöntemiyle de anılmaktadır. Dördüncü nesil savaş (4th Generation Warfare/ 4GW) kavramı, artık savaş meydanlarında ve cephelerde değil teröre meyilli bireylerin vatandaşı oldukları ülkelerde radikalleşmelerini ve eyleme girişmelerini ifade etmektedir. Homegrown, yalnız kurt radikalleşmesi ve dördüncü nesil savaş; yeni nesil terör örgütlerinin elini daha da güçlendiren ve devletlerin klasik güvenlik tedbirleriyle başa çıkabilmelerini imkânsız hâle getiren gelişmeler olarak görülmektedir.
Terör Örgütlerinin Sosyal Medyadaki Yeni Propaganda Faaliyetleri
Günümüzde terör örgütleri, sahibi oldukları sosyal medya kanalları vasıtasıyla kolayca bildirilerini yayınlayabilmekte, mesaj verebilmekte, hedef kitlesine ulaşabilmektedir. Bugün geldiğimiz Twitter çağında ABD Başkanı Donald Trump dahi Türkiye’ye karşı Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütü YPG elebaşını attığı tweetlerle muhatap alabilmektedir. Burada ortaya çıkan fiili durum, bir terör örgütü lideri ile meşru bir devletin en üst seviyedeki başkanının arasında gayriresmî bir şekilde de olsa sosyal medya uygulaması kanalıyla iletişimin tesis edilmiş olmasıdır (Independent Türkçe, 2019).
Sosyal Medya ve Terör İlişkisinde Kara Propaganda
Bu başlıkta sosyal medya kuruluşlarının, terör örgütlerinin sosyal medya temelli propagandalarını engellemede zorluk yaşamalarını, diğer yandan da birtakım terör örgütlerini meşrulaştıracak uygulamalara imza atmaları incelenmektedir.
Sosyal Medya Kuruluşlarının Terör Örgütlerine Yönelik Farklı Tutumları
Birtakım sosyal medya uygulamaları, sosyal medyadaki terör kaynaklı propaganda, vahşet ve korku içeren paylaşım ve görüntüleri engellemek için önlemler geliştirmeye çalışmaktadır. Vahşet içeren ve terörü öven paylaşımlar her ne kadar bahse konu sosyal medya uygulamaları tarafından kısa sürede silinse de bambaşka linkler aracılığıyla bu paylaşımların, internet ve sosyal medyanın farklı türden uygulamalarında dolaşmasının önüne geçilmesi imkânsız olmaktadır (Salihi ve Göksun, 2018, s. 75). Tüm bunlara rağmen belli başlı uluslararası sosyal medya şirketleri, söz konusu fundamentalist terör örgütleri olduğunda engelleyici ve kısıtlayıcı önlemler alma konusunda kararlılık gösterirken; aynı kararlılığı PKK, YPG ve PYD gibi terör oluşumlarına karşı göstermekten imtina etmektedirler.
Terör Örgütlerinin Sosyal Medyadaki Kara Propagandaları
Terör örgütleri, sosyal medyayı algı operasyonları için de kullanmaktadır. Terör örgütleri yaptıkları kara propagandayla sosyal medya üzerinden sahte videoları ve hedef aldıkları devletlerin güvenlik birimleriyle ilgisi olmayan şiddet içerikli ve olumsuz algı oluşturabilecek görüntü ve görselleri servis edebilmektedir (Ayhan ve Çakmak, 2018, s.30). Sosyal medyayı kontrol edecek ve bilginin doğruluğunu teyit edecek bir mekanizma olmamasından dolayı, terör örgütleri çok kolay manipülasyon ve kara propaganda yapabilme imkânı bulabilmektedirler. Bir terör örgütü bu şekilde propaganda yapmayı tercih ederse, bu doğrultuda yapacağı yayınlar ve yayacağı bilgilerle hedef kitlesini ikna etmeye veya kamuoyundan sempati toplamaya çalışabilir.
Terörün Sosyal Medyayla Evrimleşmesi
Bu başlıkta internet, sosyal medya ve kendi muhitinde yetişen terörist bağlantısının nasıl oluştuğu üzerine kavramsal bir değerlendirme yapılmaktadır. Ayrıca fundamentalist terör örgütlerinin son dönemde benimsedikleri dördüncü nesil savaş stratejisi çerçevesindeki faaliyetlerinin farklı bir döneme girdiği fikri incelenecektir.
Terörün Evrimine Katkıda Bulunan Faktörler: İnternet, Sosyal Medya, Homegrown (Kendi Muhitinde) Radikalleşme Bağlantısı
Sosyal medyada terör propagandası dikkatle incelendiğinde internet imkânının sadece propaganda ve insan kaynağı elde etmek için değil operasyonları gerçekleştirmek için siber alan olarak da kullanıldığı görülmektedir. Terör tehdidinin evrimleşmesine katkıda bulunan üç temel faktör olup bu faktörler birbiriyle de bağlantılıdırlar. Birinci faktör internet olarak öne çıkmakta, ikincisi sosyal medya ve üçüncüsü de homegrown terörist kavramları olarak bilinmektedir.
Öncelikle internet hem yerel hem de uluslararası alanda bireylere ulaşabilen; bilgi, yayın, video ve görsellerin karşılıklı ve çoklu iletilebildiği bir platform olmasından ötürü bireylerin radikalleşmesinde veya örgütlerin radikal mesajlarını bireylere ulaştırarak insan kaynağı temininde önemli bir role sahiptir.
Sosyal medyanın sağladığı en önemli imkânlardan birini hem yerel hem de uluslararası teröristlerin Batı ülkelerinde yaşayan radikalleşme eğilimli bireylere ulaşmaları ve saldırı konusunda onları ikna etmeleri oluşturmaktadır.
İnternet ve sosyal medyanın ortaya çıkardığı yeni terörizm tehdidi türü ise homegrown teröristlerdir. Şu an en gelişmiş ülkelerdeki güvenlik ve istihbarat birimleri dahi bu türden teröristlerle nasıl mücadele edecekleri noktasında net bilgiye ve donanıma sahip değillerdir. Bunlar her ülkede olup hiçbir terör grubu ile organik bağları olmaksızın da radikalleşebilmektedir (Erbschloe, 2019, s.10).
Sosyal medya kanalıyla kolaylıkla ulaşılabilen terör örgütlerinin kanalları ve dijital dokümanlarında nasıl bomba düzeneği kurulabileceği, küçük çaplı silahlı saldırıların nasıl yapılabileceği, bulundukları ülkelerde korku ve dehşet atmosferinin nasıl oluşturulabileceği konusunda yöntem ve bilgiler yer almaktadır (Erbschloe, 2019, s.10).
Yeni Dönemde Fundamentalist Terör Örgütlerinin Sosyal Medya Üzerinden Yürüttükleri Stratejiler
Son dönem terör uzmanlarının da açıklamalarına bakıldığında uluslararası terörizmin günümüzde artık internet ve sosyal medya ağları olmadan var olabilmesi imkânsızdır. Bahse konu bu sosyal medya ağlarıyla dünyanın dört bir yanında küresel terör şebekeleri geleneksel liderlik kadrolarından ziyade, artık bilgiyi ve propagandayı kolayca paylaşıp yayabildikleri internet ve sosyal medyayı yeni liderleri olarak görmektedirler (Bendle, 2008, s.33).
Özellikle şiddete dayalı fundamentalist terör örgütleri incelendiğinde birkaç farklı jenerasyon hâlinde gelişim gösterdikleri görülmektedir. Bu minvalde el Kaide’nin ortaya çıkışı milat alınacak olursa küresel terör kavramının da bu süreçte geliştiği kabul edilebilir.
Literatürde yoğun olarak yer bulan defansif ve ofansif strateji kavramları ve ayrıca yakın düşman ve uzak düşman teorileri, siber savaş stratejisinin fundamentalist örgütler tarafından benimsenmesiyle birlikte, arka planda kalacaklar ve küresel terör meselesi yepyeni bir boyuta geçecektir. Artık fundamentalist örgütlerin yürüttüğü terör faaliyetleri siber savaşa odaklı ve lidersiz, birbirinden bağımsız ve hatta habersiz küçük hücre yapılanmaları yoluyla şiddetli terör eylemleri yapan bir formasyona evrilmiştir. Buna literatürde bireysel terörizm adı da verilmektedir (Bendle, 2008, s.28-29).
Özetle terörizm bireyselleşmiştir ve Batı ülkelerinde yaşayarak yalnız kurt radikalleşme sürecini tamamlayan her bir birey sosyal medya ve internet yoluyla edindiği eğitim ve nasıl terör eylemi gerçekleştireceği hususundaki taktik bilgi vasıtasıyla kolayca terör eylemi yapabilmektedir. Önceden fundamentalist örgütlerde Afganistan, Keşmir, Çeçenistan gibi sıcak çatışmaların yaşandığı sahalara giderek oradaki terör gruplarından eğitim alma söz konusuyken, yeni nesil terör oluşumlarının başvurdukları bireysel terör akımı çerçevesinde 4GW (4. Nesil Savaş) yöntemini kendilerine örnek alarak internet ve sosyal medya kanalları tarafından yönlendirilmekte ve yönetilmektedirler (Bendle, 2008, s.38).
Örneğin 2008 yılında İngiltere’nin Exeter kentinde bir restoranda meydana gelen başarısız bombalama girişiminin 22 yaşındaki failinin YouTube aracılığıyla bir terör hücresi tarafından beyninin yıkandığı ve buradaki kanal vasıtasıyla ideolojik eğitim alarak bomba yapım yöntemini öğrendiği tespit edilmiştir (Brendle, 2008, s.33). Yine 2016 yılında ABD’de Florida’da bir eğlence
merkezine silahlı saldırı düzenleyen ve elli kişinin ölümüne neden olan kişinin de sosyal medya üzerinden endoktrinasyona tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Saldırı sırasında emniyet birimlerini arayarak DAEŞ’e bağlılığını bildiren teröristin aslında örgütle herhangi bir organik bağının olmadığı ve hiçbir zaman Suriye veya Irak’ta bulunmadığı bilinmektedir. Ancak sosyal medya üzerinden özellikle YouTube’daki propaganda ve endoktrinasyon videolarıyla radikalleşen bireyin kendi kendine böyle bir eylem yapma kararını aldığı bilinmektedir ( Özcan, 2016).
Sosyal Medyanın Terör Örgütleri Tarafından Kullanımına Örnek: DAEŞ Vakası
Bu başlıkta, sosyal medyayı terör örgütleri içerisinde en etkin ve profesyonel biçimde kullanan DAEŞ terör örgütü vaka çalışması olarak ele alınarak, DAEŞ’in sosyal medya alanındaki propaganda faaliyetleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.
Bir Sosyal Medya Bazlı Terör Örgütü Olarak DAEŞ
DAEŞ’in en önemli özelliklerinden biri propagandaya birincil derecede önem vermesi ve bunda da sosyal medyayı en önemli vasıta olarak görmesidir. Örgüt, adeta sosyal medya kuruluşu gibi hareket etmiş, yaptığı her eylemi birer sosyal medya ürünü haline getirip bunun üzerinden propaganda yürütmüştür. DAEŞ’in nazarında sosyal medya üzerinden yürütülen faaliyetler de birer sözde cihat niteliği taşımaktadır (Ayhan ve Çiftçi, 2018, s.22).
Aynı zamanda fiili sözde bir devlet yapılanması gibi de hareket eden DAEŞ “Medya Divanı” adı altında sosyal medya, internet, radyo, neşriyat gibi işlerden sorumlu sözde bir bakanlık ihdas etmiştir. DAEŞ ve el Kaide gibi fundamentalist terör örgütleri sanal ortamda yürüttükleri faaliyetleri de sözde cihat kategorisinde görmüşlerdir. (Türkoğlu, 2017, s.177). Özellikle DAEŞ bu olguyu kurumsallaştırma yoluna da gitmiştir. Örgüt bununla ilgili idari ve teknik birimler kurarak bizzat sosyal medya yayın politikası geliştirmiştir.
DAEŞ, 2014 yılında kendisinin kurduğu bir medya merkezi vasıtasıyla özellikle Batı ülkelerindeki izleyici hedef kitlesi için YouTube’da birçok yayın, belgesel, vahşet videosu ve propaganda içerikli film yayınlanmıştır.
Özellikle fundamentalist terör örgütlenmelerinde sıkça görülen yayın üzerinden propaganda (kitap, dergi, matbuat vs.) bu tür yeni nesil terör örgütleri vasıtasıyla dijital yayınlara dönüştürülerek devam ettirilmiştir. Hatta DAEŞ’in siber saldırılardan sorumlu “Siber Halifelik” adında bir timinin de olduğunu görmekteyiz.
DAEŞ’in Sosyal Medya’da Kurmaya Çalıştığı Dijital Egemenlik Olgusu
DAEŞ özellikle sosyal medyaya verdiği önemden ötürü bu alanı bir cephe olarak görmüş ve yürüttüğü konvansiyonel ve gayrinizami savaşın yanında sosyal medyada da cephe açarak eylemlerini gerçekleştirmeye yönelmiştir (Ayhan
ve Çiftçi, 2018, s.23). Aynı zamanda taraftarlarına sanal bir gerçeklik ve ütopik bir yaşam alanı da oluşturmaya çalışmıştır. Ütopyaları ise şeriat rejiminin hâkim olduğu ve hilafet sisteminin hüküm sürdüğü bir ülkenin var olduğudur. Buna “vahiysel ütopyacılık” kavramı adını verenler de olmuştur (Ayhan ve Çiftçi, 2018, s24).
DAEŞ’in sosyal medya propagandaları incelendiğinde bu propagandanın yalnızca vahşet ve korkudan ibaret olmadığı ve merhamet, mağduriyet, savaş, aidiyet ve ütopyacılık içerdiği iddia edilmektedir (Ayhan ve Çiftçi,2018, s.24). Bu kapsamda sosyal medyayı terörizmin amaçları doğrultusunda kullanmada DAEŞ çok farklı propaganda metotları geliştirmiş ve sosyal medyada oynanan video oyunlarıyla da örgütün propagandasını yapmıştır. Örgüt, birtakım popüler video oyunlarından kesitler alıp, bunları dijital reklamlarında kullanarak sosyal medyada hedef kitle olarak belirlediği genç nesli etkileme yoluna gitmiştir (Bektaş, 2019, s.45).
Sosyal medyanın yedi yirmi dört her an bireyin ulaşabildiği bir medya çeşidi olması ve aralıksız bilgi akışının var olması terör örgütlerini hedefledikleri kitlelere yönelik halkla ilişkiler alanında uzman olmalarını zorunlu kılmaktadır. Terör örgütleri kitleleri etkileyebilmek, taraftar kazanabilmek, başvurdukları şiddet yönteminin meşruiyetini sağlayabilmek veya korku salabilmek için ayrı ayrı uzmanlık dallarında derinleşmek zorundadırlar. Bu uzmanlık alanlarından biri de antropolojik veriler olarak vurgulanmaktadır.
DAEŞ dünya çapında popüler olan bilgisayar oyunlarıyla, kült olmuş dizi ve filmlerin etkili sahnelerini kopyalayarak kendi orijinal görüntüleriyle de birlikte hedef kitleye sosyal medyada sunmakta ve örgüte insan kaynağı çekmeye çalışmaktadır. Bu işlem şiddetin estetize edilmesi olarak tanımlanmaktadır (Darıcı ve İsmayıl, 2018, ss.60- 61).