SMY107U-SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ
Ünite 4: Sosyal Medya ve Pazarlama İletişimi
Giriş
Sosyal medya günümüzde hemen her yaş, cinsiyet, eğitim ve sosyo-ekonomik düzeyden bireylerin bir biçimde dahil olduğu, kullandığı, kimi zaman yaşamının merkezine koyduğu bir olgudur. Dünya nüfusunun yarısından fazla sayıda kullanıcıya erişen sosyal medya, ülkemizde de oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.
Sosyal medya ile birlikte ele alınması gereken konulardan, sosyal medyanın kullanım amaçlarından biri de şüphesiz pazarlamadır. Sosyal medya her şeyden önce çok büyük bir ekonomi yaratmakta ve pazarlama faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Bu bölümde sosyal medya ve pazarlama iletişimi ilişkisi ele alınmıştır. Bu kapsamda, öncelikle pazarlama ve pazarlama iletişimi kavramları açıklanmış, pazarlamanın medyayla ve daha özelde sosyal medyayla olan ilişkisi ortaya koyulmuştur. Ardından pazarlama iletişimi karmasının unsurları tanıtılmış ve bunların sosyal medyayla ilişkisi tartışılmıştır. Son olarak, sosyal medyayı da içine alan dijital medyanın pazarlama iletişimi alanında yarattığı değişimler ve ortaya çıkardığı gelişmelere değinilmiştir.
Pazarlama ve Pazarlama İletişimi Kavramları
Pazarlama, hemen herkesin bir şekilde hakkında bir fikir sahibi olduğu, hayatın içinde farklı alanlarda karşımıza çıkan kavramlardan biridir. Her birey, en azından bir tüketici olarak pazarlama olgusuyla temas etmekte, pek çok çalışan ise işi gereği çalıştığı kurumlarda pazarlama faaliyetlerine doğrudan ya da dolaylı olarak katılmaktadır. Her ne kadar oldukça hayatın içinde bir kavram olsa da pazarlama kavramı farklı kimselerce farklı ve hatta kimi zaman yanlış algılanmaktadır.
Pazarlama; tıpkı yönetim, üretim, finans, insan kaynakları gibi işletmenin en temel fonksiyonlarından biridir. Burada söz konusu olan işletme kavramı, akla ilk olarak kâr amaçlı kurumları getirse de pazarlama, kâr amacı gütmeyen organizasyonların faaliyetleri açısından da geçerli bir kavramdır. Ürün ve hizmetler gibi, fikirler ya da toplumsal amaçlar da pazarlamanın konusu olabilmektedir.
Pazarlama Kavramı
Pazarlamanın kurumsal yapı içindeki konumuna işaret ettikten sonra, kavramın tanımına değinmek yararlı olacaktır. Kısaca AMA (American Marketing Association) olarak anılan Amerikan Pazarlama Birliği pazarlama kavramını ve ilgili terimleri, araştırmacı ve akademisyenlerden oluşan bir grubun çalışmalarını temel alarak tanımlamakta; değişen koşullara uygun olarak belirli dönemlerde bu tanımları gözden geçirmekte ve gerektiğinde değiştirmektedir. AMA tarafından uzunca bir süre benimsenen tanıma göre pazarlama, “bireysel ve kurumsal hedefleri karşılayacak bir değişim yaratmak için fikirlerin, malların ve hizmetlerin üretimini, fiyatlandırılmasını, tutundurulmasını ve dağıtımını planlama ve yürütme sürecidir.” Merkezinde “değişim” olgusu olan bu tanım, pazarlamanın en temel faaliyetlerine işaret etmektedir.
Günümüzde yaşanan gelişmeler, elbette pazarlama kavramının tanımı ve kapsamını da değiştirmektedir. Amerikan Pazarlama Birliği’nin 2017 yılında benimsediği güncel tanıma göre pazarlama, “müşteriler, alıcılar, paydaşlar ve genel olarak toplum için değeri olan bir arzın yaratılması, iletişiminin yapılması, dağıtımının sağlanması ve değişiminin gerçekleşmesi için yürütülen faaliyet, araç ve uygulamalar bütünü ve süreçleridir.
Farklı kelimelerle ve vurgularla çeşitli biçimlerde ifade edilse de aslında pazarlama faaliyetinden beklenen temel işlevler şu şekilde sıralanabilir:
• Tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini dikkatlice inceleyerek, bu ihtiyaçları karşılayan ürün veya hizmeti geliştirmek, • Ürün ve hizmetleri rekabetçi bir fiyatla sunmak, • Belirli bir dağıtım yeri veya kanalı aracılığıyla onları erişilebilir kılmak ve • Satışı teşvik etmek amacıyla farkındalık ve ilgi yaratmak için bir iletişim programı geliştirmek.
Pazarlama İletişimi
Pazarlama iletişimi, pazarlama karmasının en görünür olan unsurudur. Kurumun ürünlerini veya bir bütün olarak kurumu tanıtmak için hedef kitle ve paydaşlar ile iletişim kurulan tüm araçları içermektedir. Bir başka görüşe göre ise pazarlama iletişimi kavramıyla, “ürünün tüketiciler tarafından fark edilip tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyebilmek için pazarlama yöneticilerinin yerine getirdikleri tüm eylemler” kastedilmektedir. Bu görüşe göre, iletişime dönük tüm işlevler yalnızca karmanın son unsuru olan tutundurmaya (promotion) yüklenmemelidir.
Pazarlamanın yerine getirmesi gereken birtakım işlevler olduğu gibi pazarlama iletişiminin de temel işlevleri mevcuttur ve şu şekilde açıklanabilir.
• Bilgilendirme: Potansiyel müşteriler, markanın ne sunduğu hakkında bilgilendirilebilir. • İkna etme: Mevcut ve potansiyel müşteriler, markanın amaçları doğrultusunda bir değişime ikna edilebilir. • Güçlendirme: Bir ihtiyacı ve bununla ilgili olarak markayı hatırlatmak ya da tekrar satın alma öncesinde yeniden güven vermek amacıyla önceki deneyimler pekiştirilebilir. • Farklılaştırma: Özellikle rekabet halindeki ürün ve markaları birbirinden ayıracak yeterli unsurun olmadığı pazarlarda markanın diğerlerinden farklılaştırılması sağlanabilir.
Hedef kitlelerle anlamlı bir iletişim kurmak ve yukarıda sıralanan işlevleri yerine getirmek amacıyla pazarlamacılar birtakım araçlar kullanırlar. Bu araçlar genel bir ifadeyle “pazarlama iletişimi karması” olarak adlandırılır.
Pazarlama ve Medya İlişkisi
İşletmeler, kâr amacı gütmeyen organizasyonlar, kamu kurumları, hatta bireyler, özetle herhangi bir pazarlama
mesajını hedef kitlesine iletmek amacındaki tüm aktörler bunun için bir araca ya da ortama, yani mecraya ihtiyaç duymaktadır. Medya (media) kavramı, araç ya da ortam olarak tarif edilen mecra (medium) sözcüğünün çoğul halidir. Pazarlama iletişimi kapsamında geleneksel olarak bakıldığında medya; televizyon, radyo, gazete gibi kitle iletişim araçlarına karşılık gelir. Günümüzde dijital medya araçları olarak adlandırılan internet, sosyal medya, mobil iletişim araçları gibi ortamlar ise kitlesel erişimin yanı sıra daha özelleştirilmiş ve bireysel iletişim fırsatları da sunmaktadır.
Bütünleşik pazarlama iletişimi yaklaşımı; reklam, halkla ilişkiler, satış tutundurma, doğrudan pazarlama gibi temel araçların eşgüdüm içinde bütünleştirilmesi gerektiğini önerse de günümüzde söz konusu araçlar arasındaki sınırların bulanıklaşmaya başladığı da tartışılmaktadır.
Medyanın, satın alınan (paid), sahip olunan (owned) ve kazanılan (earned) medya biçiminde sınıflanması dijital mecraların yükselişiyle birlikte daha fazla öne çıkmakta ve anlam kazanmaktadır. Aslında medya, farklı biçimlerde sınıflandırılarak ele alınabilir. Pazarlama iletişimi açısından en temel ayrımlardan biri geleneksel ve dijital araçlar arasındaki ayrımdır. Uygulamada, çevrimdışı (offline) ve çevrimiçi (online) gibi benzer bir sınıflamadan da söz edilebilir.
Medya kullanım biçimi açısından farklı yaklaşımlara karşılık gelse de satın alınan, sahip olunan ve kazanılan mecralar, birbirinden bağımsız yapılar değildir. Şekil 4.3’te oklarla işaret edildiği gibi, bu yapılar birbirleriyle ilişki içindedir. Örneğin, sosyal medyada reklam olarak yayınlanan bir içerik, aynı zamanda markanın kendi sosyal medya hesabı üzerinden ücretsiz olarak da paylaşılabilir.
Her iletişim aracının artıları ve eksileri olduğu gibi sosyal medyanın da getirdiği bazı kolaylıklar ve zorluklar söz konusudur. Sosyal meydanın pazarlamaya olumlu yönde kattıkları şu şekilde sıralanabilir:
• Hedef pazarı yakalamak için geniş bir ağ oluşturma: Sosyal medya platformları tüketicilerin dikkatini çekmek ve onları markaya yönlendirmek için kullanılabilir. • Marka farkındalığı oluşturma: Sosyal medya platformları markayı geniş kitlelere tanıtmak, görünürlük yaratmak ve markanın akılda kalmasını sağlamak için sürekli iletişime olanak sağlar. • İlişki geliştirme: Hedef kitle ile düzenli ve karşılıklı etkileşime dayalı bu tarz bir iletişim, marka ve tüketiciler arasında uzun süreli ve sağlıklı bir ilişki geliştirilmesini sağlayabilir. • İş süreçlerinin iyileştirilmesi: Sosyal medya, tüketiciler, pazar ve hatta rakipler hakkında bilgi ve içgörü elde edilebilecek bir kaynak olarak işlev görebilir ve bu sayede iş süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilir.
• Arama motoru sıralamalarını iyileştirme: Markanın sosyal medya içeriklerinin, hedef kitlelerin arama davranışlarına uygun olarak optimize edilmesi ilgili arama sonuçlarında öne çıkmayı sağlayacaktır. • Sosyal medyayı satış yapılabilecek bir pazar olarak kullanma: Sosyal medya, yalnızca tüketicilerin dikkatini çekmek ve ilişki geliştirmek için kullanılan bir ortam olarak değil, doğrudan satış yapılabilecek bir pazar alanı olarak da değerlendirilebilir. • Reklama alternatif iletişim fırsatları bulma: Etkili bir organik iletişim yaratabilmek için içeriklerin oluşturulması ve paylaşılmasında tıpkı reklam kampanya süreçlerinde olduğu gibi stratejik ve planlı bir yapıda hareket edilmelidir.
Tüm olumlu ve olumsuz yanlarıyla birlikte sosyal medya, farklı büyüklükte işletmeler, markalar, hatta kâr amacı gütmeyen kurumlar için işlevsel olabilmektedir. Ancak sosyal medya, özellikle küçük ölçekli işletmelere büyük fırsatlar sunmaktadır.
Pazarlama İletişimi Karması ve Sosyal Medya
Pazarlama ve pazarlama iletişimi kavramlarını açıkladıktan sonra, pazarlama iletişimi karmasının unsurlarını ayrıntılı olarak ele almak yararlı olacaktır. Yukarıda da değinildiği gibi, reklam, halkla ilişkiler, satış tutundurma, kişisel satış ve doğrudan pazarlama, pazarlama iletişimi karmasının temel unsurlarıdır. Bunların yanı sıra gerek geleneksel gerek dijital medya ortamları aracılığıyla var olan tüm pazarlama iletişimi araçları kendi disiplini içinde marka ve tüketici arasındaki iletişime katkı sağlamaktadır.
Reklam
Reklam, markalar ve tüketiciler arasındaki iletişimin en görünür hali olarak değerlendirilebilir. Aslında, pazarlama iletişiminde mesajlar, reklam dışında, farklı araçlarla da tüketicilere iletilmektedir. Ancak çoğu tüketicinin markalarla teması geçmişte olduğu gibi bugün de büyük oranda reklam aracılığıyla olmaktadır.
Reklamcılığa dair çok sayıda farklı tanım yapılsa da öne çıkan unsurlar; ücretli olması, kişilerarası iletişimin ötesinde kitlesel medya kullanılarak gerçekleştirilmesi, kaynağının belli olması ve belirli bir kitleyi ikna etmeyi ya da etkilemeyi amaçlaması şeklinde sıralanabilir. Öte yandan, dijital mecraların getirdiği yeni koşul ve olanaklar, yukarıda sıralanan unsurların neredeyse tamamını tartışmaya açmaktadır.
Gerek geleneksel gerek dijital medya reklamlarının temelde iki farklı amaçtan birine odaklandığı düşünülmektedir. Bu iki amacın biri imaj, diğeri ise davranış odağında tarif edilebilir.
Reklamın, reklamveren tarafından planlanan ve kontrol edilen bir araç olduğuna değinmiştik. Son dönemde kullanıcının ürettiği içerik olgusuyla ilişkili olarak öne çıkan ve tüketicinin ürettiği reklam (Consumer Generated Advertising-CGA) olarak adlandırılan uygulama reklamın
geleneksel tanımı ve kapsamı ötesinde farklı bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Halkla İlişkiler
Halkla ilişkiler diğer pazarlama iletişimi araçlarına kıyasla kapsamı oldukça geniş bir uygulama alanına karşılık gelir. Bu kapsama, kurum içi iletişim süreçlerinin yönetiminden medya ilişkilerine, karar alıcılarla olan iletişimden kurumun imaj ve itibarının yönetimine kadar uzanan faaliyetler dahil edilebilir. Halkla ilişkilerin, kurumun tümünü bütüncül bir yaklaşımla ele alan yapısı, onu karmanın diğer unsurlarından farklı bir noktaya konumlamaktadır.
Halkla ilişkiler, kurumun başarısına etki edebilecek kitleler ile kurum arasında karşılıklı yarar sağlayacak ilişkiler kurmayı ve sürdürmeyi sağlayan bir yönetim fonksiyonudur. Bu tanımı inceleyerek halkla ilişkileri daha ayrıntılı biçimde tarif etmek yararlı olacaktır.
Uluslararası Halkla İlişkiler Derneğinin tanımına göre ise halkla ilişkiler, “güvenilir ve etik iletişim yöntemleri aracılığıyla bilgilerin sağlanmasına dayalı olarak kurumlar ve hedef kitleleri arasında ilişki ve yarar oluşturmakla görevli bir karar verme yönetimi uygulamasıdır.” Bu tanım, yukarıdaki tanımı desteklemekle birlikte halkla ilişkilerin kurumu ilgilendiren önemli stratejik kararlar verme yönüne vurgu yapmakta ve hedef kitle ile olan iletişimin güvenilir ve etik yöntemlerine işaret etmektedir.
Halkla ilişkiler, kapsamının genişliği ve uygulama alanının çeşitliliği sebebiyle farklı uygulama alanlarına ayrılarak ele alınabilmektedir. Kurum içi ve kurum dışı halkla ilişkiler, hedef kitleler açısından yapılan en temel ayrımlardan biridir.
Dijital mecralar tıpkı reklamı ve diğer tüm pazarlama iletişimi uygulamalarını dönüştürdüğü gibi halkla ilişkileri de etkilemektedir. En temel etkilerden biri halkla ilişkiler ve medya arasındaki ilişki ile ilgilidir.
Sosyal medya ile birlikte gündeme gelen kullanıcının ürettiği içerik olgusu halkla ilişkiler açısından hem fırsatlar hem de tehditleri beraberinde getirmektedir.
Satış Tutundurma
Satış tutundurma, satış gücüne, aracılara veya nihai tüketicilere, ekstra değer veya teşvik sağlayan ve anında satışları teşvik edebilen pazarlama faaliyetleri olarak tanımlanır. Temelde tüketici promosyonları ve ticari promosyonlar olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır.
İşletmelerin satış tutundurma uygulamalarına başvurmalarının temel nedenleri şu şekilde sıralanabilir
• Yeni ürün denemelerini arttırarak yeni müşteriler edinmek • Aracıları destekleyerek stok yönetimi gibi konularda risklerini azaltmak • Önceki satın alma davranışlarını ödüllendirerek, iletişimi güçlendirmek • Mevcut müşterileri elde tutabilmek ve yeni müşterilerin ilgisini çekebilmek
• Ekstra değer sağlayarak, tüketicilere satın alma için neden sunmak • Hızlı ve anlık tüketici tepkileri yaratabilmek • Nakit akışını korumak • Arz talep dengesizliklerini çözmek • Diğer pazarlama iletişimi uygulamalarıyla bütünlük sağlamak • Fiyat hassasiyeti olan tüketici segmentleri için özel öneriler geliştirmek.
Sosyal medya her ne kadar kurumun tüm pazarlama çabalarını etkiliyor olsa da “B2B” olarak adlandırılan işletmeler arası ilişkilerden ziyade, ağırlıklı olarak “B2C” kapsamında nihai tüketicilere yönelik iletişim açısından oldukça kritiktir.
Sosyal medya, satış tutundurma uygulamalarının ilgili hedef kitlelere duyurulabilmesi için oldukça işlevseldir. Hızla hayata geçirilebilen satış tutundurma uygulamalarını aynı hızla tüketicilere duyurmak için geleneksel medya araçlarında aksiyon almak çok daha zor iken anlık iletişimin yapılabildiği sosyal medya platformları bu hıza ayak uydurabilecektir.
Kişisel Satış
Kişisel satış, bir satıcının potansiyel alıcılara markanın ürün veya hizmetini satın almaları veya bir fikre göre hareket etmeleri konusunda yardımcı olmaya veya onları ikna etmeye çalıştığı, bireylerarası bir iletişim biçimidir.
Kişisel satış tüm ürün hizmet kategorileri için uygun olmayabileceği gibi, bazı kategorilerde ise en önemli pazarlama iletişimi aracı olabilir. Özellikle B2B iş modelinde, endüstriyel ürünler ve kurumsal satın almalarda büyük rol üstlenen kişisel satış, daha niş ve özellikli hedef kitleler ve yüksek ilginçlikli ürünler söz konusu olduğunda nihai tüketicilere yönelik olarak da oldukça işlevseldir.
Doğrudan Pazarlama
Genel bir ifadeyle doğrudan pazarlama, doğrudan ve ölçülebilir bir yanıt veya tepki oluşturmak amacıyla mevcut ve potansiyel müşterilerle doğrudan iletişim kurmak anlamına gelir. “Doğrudan” vurgusu bayiler, perakendeciler veya satış personeli gibi aracılar aracılığıyla değil, postalar (e-Postalar dahil), kataloglar, telefon, broşürler, web siteleri, mobil uygulamalar gibi doğrudan medyanın kullanılması anlamına gelir.
Doğrudan pazarlamada markalar, hızlı bir yanıt elde etmek veya bir işlem başlatmak için hedef kitle ile bire bir iletişim kurar. Yalnızca doğrudan posta gibi en eski doğrudan pazarlama yöntemlerinin kullanıldığı, yani bir liste dahilindeki müşterilere mesaj, katalog ya da ürünlerin posta ile gönderildiği dönemde, doğrudan pazarlamayı diğer araçlardan ayrıştırmanın daha kolay olduğu söylenebilir.
Diğer Pazarlama İletişimi Araçları
Yukarıda açıklanan pazarlama iletişimi araçları tutundurma karmasının temel unsurları olarak kabul edilmektedir. Ancak markaların hedef kitleleriyle olan iletişimi elbette bu
araçlarla sınırlı değildir. Uzun yıllardır pazarlama iletişimi faaliyetlerinde kullanılan diğer araçlar arasında; sponsorluk, ürün yerleştirme, fuar ve sergi gibi araçlar ile ambalaj ve satın alma noktasındaki iletişimden söz edilebilir. Bunların yanı sıra içerik, arama motoru, sosyal medya, influencer, viral, mobil, oyun gibi anahtar kavramlarla anılan ve dijital medyayla birlikte gelişen ya da öne çıkan uygulamaların pazarlama iletişimi karması içinde bir yeri olduğu bilinmelidir.
Dijital Çağda Pazarlama İletişimi
Dijitalleşme, günlük yaşam pratiklerimizden ekonomik faaliyetlere, eğitimden sağlığa, iletişimden sanata kadar yaşamın her alanında etkisini göstermektedir. Pazarlama iletişimi, dijitalleşmenin kaçınılmaz olarak etkilediği alanlardan biri olmanın ötesinde, pazarlama ve iletişimin dijitalleşme ile birlikte kuralları yeniden yazılan alanlar olduğunu iddia etmek hiç de abartılı olmayacaktır. Başta sosyal medya olmak üzere dijital mecraların pazarlama iletişimi alanında yarattığı bazı temel değişimlere işaret etmektedir.
Özellikle reklam gibi, planlanmış mesajların kontrollü biçimde tüketiciye ulaştırılması yaklaşımı, yerini karşılıklı iletişime, hatta reklamın tüketiciler tarafından üretimi noktasına kadar genişlemektedir. Yukarıda, reklam başlığı altında açıklanan “tüketicinin ürettiği reklam” olgusu bunun göstergelerinden biridir.
Dijital mecralar, reklam ve benzeri hemen her pazarlama iletişimi aracını dönüştürdüğü gibi, bazı yeni kavramları da hayatımıza sokmakta ya da bazılarının önemini arttırmaktadır.
İçerik
İçerik, günümüz pazarlama iletişiminin en temel unsurlarından biridir. Herkesin birer içerik üreticisi ve yayıncısı olabildiği sosyal medya ortamı bu olanağı markalara da sunmaktadır.
İçerik Pazarlaması Enstitüsü (Content Marketing Institute) içerik pazarlamasını “net biçimde tanımlanmış bir kitleyi çekmek ve elde tutmak için değerli, ilgili ve tutarlı içerik oluşturmaya, dağıtmaya ve bunun sonucunda kârlı müşteri eylemlerini teşvik etmeye odaklanan stratejik bir pazarlama yaklaşımı” olarak tanımlamıştır.
Veri
Dijital pazarlama iletişiminin görünür yüzü içerik ise onun çalışmasını sağlayan arka plandaki temel unsur ya da bir başka deyişle dijital pazarlamanın yakıtı veri (data) olgusudur. Pazarlama iletişimi uygulamalarında kullanılan veriye dayalı hedefleme yaklaşımları şu şekilde sıralanabilir:
• Sosyo-demografik ve coğrafi hedefleme: Yaş, cinsiyet, gelir, eğitim gibi demografik bilgiler ve yaşanılan şehir gibi temel bilgilerle yapılan klasik hedefleme yaklaşımıdır. • Bağlamsal (contextual) hedefleme: Marka mesajlarını mecra içeriğine uygun olarak
yerleştirerek bu sayede ilgili kitlelere ulaşmayı amaçlayan hedefleme yaklaşımıdır. • Davranışsal (behavioural) hedefleme: Kullanıcıların dijital davranışlarını temel alarak yapılan hedeflemedir. • Özelleştirilmiş kitleleri (custom audience) hedefleme: Davranış, coğrafi konum, ilgi alanları gibi özellikleri temel alarak mevcut hedef kitleyle uyumlu, birbirine benzer kullanıcıları (lookalike) hedefleme yaklaşımıdır. • Konuma dayalı (location-based) hedefleme: Başta mobil araçlar olmak üzere çeşitli yollarla tüketicilerin konumlarını belirleme ve buna uygun olarak gerçekleştirilen hedefleme yaklaşımıdır.
Arama
Dijital medyayla birlikte öne çıkan kavramlardan biri de aramadır. Medya içeriğini pasif olarak takip etmek yerine, aktif olarak katılım gösteren dijital medya kullanıcılarının temel davranışlarından biri aramadır. Günümüz tüketicileri ya da daha geniş bir ifadeyle internet kullanıcıları ihtiyaç duydukları bilgileri başta arama motorları olmak üzere, ilgili mecralar üzerinde aramaktadır.
Arama motoru optimizasyonu (SEO) arama motoru sonuç sayfalarında üst sıralarda yer almak için kullanılan bir süreçtir. Optimizasyon; uygun anahtar kelimeler kullanarak web sayfaları tasarlamak, diğer kaliteli web sitelerinden bağlantılar almak, sosyal medyadan girdiler kullanmak ve site içeriğinin yüksek kalitede olmasını sağlamak gibi birtakım uygulamaları içerir.
Mobil
Dijital medya, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarla başlamıştır, ancak her geçen gün daha fazla oranda mobile kaymaktadır. Mobil medya, kişisel, etkileşimli ve taşınabilir olmasıyla diğer mecralardan ayrılmaktadır.
Mobil cihazlar genellikle kişiseldir ve bu nedenle tek bir kişi tarafından kullanılma eğilimindedir. Bu özelliği sayesinde mobil medya, markalara, hedef kitlelerine daha etkin biçimde ulaşma ve bağlılığı artırma fırsatı sunmaktadır.
Mobil araçlar günümüzde ağırlıklı olarak uygulama (app) adı verilen yazılımları kullanmaktadır. Her mobil uygulama kendi amaçları ve özellikleri doğrultusunda pazarlama iletişimi uygulamaları için fırsatlar sunmaktadır. Oyun, eğlence, iletişim, eğitim, sağlık gibi farklı kategorilerdeki uygulamalar hem birer reklam mecrası olarak işlev görmekte hem de kullanıcı bilgilerini derlemeyi ve kullanmayı mümkün kılmaktadır
Sosyal Medya Pazarlaması
Sosyal medya ve pazarlama iletişimi ilişkisine odaklanan bu çalışmada sosyal medya pazarlaması olarak adlandırılan uygulama alanına ayrı bir başlıkta değinmek anlamlı olacaktır. Sosyal medya, kullanıcıların web üzerinde sosyalleşmesini sağlayan herhangi bir dijital araç veya
ortamdır. Sosyal ağ ise bireyleri ve/veya kurumları bir biçimde birbirine bağlayan bir yapı sunar.
Markalar, farklı amaçlar ve beklentilerle sosyal medya pazarlamasına başvurmaktadır. Ancak en temel amaçlar arasında, hedef kitlelerle sürekli etkileşim halinde olmaktan ve markanın tüketicilere olan temasını arttırmaktan söz edilmektedir. Bu iki temel amacın yanı sıra daha ayrıntılı olarak ele alındığında, sosyal medya pazarlamasının amaçları ya da bir başka deyişle işlevleri şu şekilde sıralanabilir:
• Trafiği arttırma ve mobil pazarlama çalışmalarına destek olma • Marka imajını arttırma • Arama sonucu sıralamalarını iyileştirme • Tüketiciler hakkında bilgi toplama • Marka savunucularını belirleme • Marka sadakati yaratma • Alternatif bir mecra sağlama • İçeriği teşvik etme • Davranışsal hedefleme • Gerçek zamanlı pazarlama • Video pazarlama • Influencer pazarlama • Etkileşimli blogları kullanma • Tüketici değerlendirmeleri • Viral pazarlama