AÖF Soru Bankası

Dijital Medya ve TüketiciÜnite 5 Özeti

Dijital Medya ve Gizlilik

SMY105U-DİJİTAL MEDYA VE TÜKETİCİ

Ünite 5: Dijital Medya ve Gizlilik

Giriş

Hem fen bilimlerinde hem de sosyal bilimlerde sıklıkla çalışılan gizlilik kavramı bazı yazarlar tarafından bölgesel, bireysel ve bilgi gizliliği olmak üzere üç bağlamda ele alınmaktadır (Fischer-Hubner, 1998). Bölgesel gizlilik bir kişiyi çevreleyen yakın fiziksel alanın korunmasını; bireysel gizlilik bir kişinin fiziksel aramalara ya da ahlaki değerlerini ihlal eden aşırı müdahalelere karşı korunmasını; bilgi gizliliği ise kişisel verilerin toplanması, saklanması, işlenmesi ve seçici bir şe-kilde dağıtımı üzerindeki bireysel kontrol anlamını taşımaktadır.

Genel anlamda gizlilik çalışmaları fiziksel gizlilik ve bilgi gizliliği olarak iki alt kola indirgenebilir (Smith vd., 2011). Fiziksel gizlilik, bir bireye ve/veya bireyin çevresine ve özel alanına fiziksel erişim üzerindeki sınırlamalar olarak ifade edilir. Bilgi gizliliği ise bireysel olarak tanımlanabilen kişisel bilgilere erişimle ilgilidir. Bu anlamda fiziksel gizlilik daha çok bireysel ve mekânsal gizliliği ele alır.

İnsanlığın toplumsal hayata geçişinden beri var olan gizlilik kavramı dijital medya araçlarının yaygınlaşması ile birlikte farklı bir boyuta taşınmış, yeni sorun ve çözüm arayışlarını da beraberinde getirmiştir.

Gizlilik Kavramına Genel Bakış

Gizlilik kavramına yönelik farklı bakış açıları ve farklı tanımlamalar mevcut olmasına rağmen kavramın net bir tanımının yapılması oldukça güçtür. Kavramın tanımlanmasındaki bu zorluk, gizlilik, mahremiyet, sır, inziva, güvenlik gibi birbiri ile ilişkili birçok kavramla benzerlik ve farklılıklarının olması ve kavramın farklı bağlamlarda farklı şekilde ele alınmasından kaynaklanır. Gizlilik, anonimlik, saklama, güvenlik gibi kavramları içinde barındırır ancak tamamen aynı şeyi ifade etmez. Bu kavramları birbirinden şöyle ayırabiliriz (Smith vd., 2011):

• Anonimlik, bir tüketicinin gerçek kimliğini saklarken kişisel bilgilerini paylaşması, • Saklama (Secrecy), az ve potansiyel olarak yanlış bilgi paylaşmak ve gerçek benliğin dijital temsilinden kaçınmak, • Şeffaflık, büyük miktarda kişisel bilginin ifşası ve benliğin gerçek temsilini göstermek, • Sınırlama (Confidentiality), sınırlı ancak doğru bilgilerin dışa aktarılması, • Güvenlik, kurumlar tarafından kişisel verilerin korunması.

Gizlilik, anonim olma ya da saklanma anlamına gelmez. Kişisel bilgiler üzerinde kontrol sahibi olmayı gerektirir. Bu anlamda içinde sınırlama ve güvenliği barındırabilir. Bilgi gizliliğinin tanımlanmasına yönelik ilk çalışmalar ise (a) bir hak olarak gizlilik yaklaşımı, (b) sınırlı erişim yaklaşımı ve (c) kontrol yaklaşımı olarak üç sınıfta toplanabilir.

Bir hak olarak gizlilik yaklaşımı daha çok hukuksal ve normatif tanımlamaları içerir. Etik olarak gizliliğin bir insan hakkı olduğu üzerinde durulur ve bu hakkın hukuksal olarak nasıl korunacağı tartışılır. Örneğin yalnız bırakılma hakkı bu kapsamda değerlendirilebilir. Yalnız bırakılma devlet veya kurumlar tarafından izinsiz erişim ve gözetimden korunma gibi iki temel hakka sahip olmayı ifade eder. Bu tanım kişilerin sadece fiziki yaralanmalardan zarar görmeyeceğini ileri sürerek genel hukukun mahremiyetten kaynaklanan psikolojik ve zihinsel zararları nasıl koruyacağı üzerinde durmuştur. Kişinin saygınlığı ve itibarının korunması gerekliliği üzerine tartışılır (Solove, 2002). Bu görüşün aksine liberal görüş ise gizliliğin mutlak bir hak olma fikrini eleştirir. Liberal görüş gizliliği ekonomik bir mal (emtia) olarak ele alır ve kişilerin bazı durumlarda gizliliklerinden vazgeçebileceklerini ifade eder.

Sınırlı erişim teorisine göre, kişi başkalarının kendisiyle ilgili bilgilere erişimini sınırlayabildiğinde veya kısıtlayabildiğinde bilgi gizliliğine sahip olur. Bu çerçevede, kişisel bilgilerine erişimini sınırlamak veya kısıtlamak için gizlilik bölgeleri yani belirli bağlamlar oluşturulmalıdır. Bu yaklaşım Gavison (1980) ve Allen (1988) gibi yazarlar tarafından savunulmuştur.

Kontrol odaklı yaklaşıma göre ise gizlilik kişisel bilgiler üzerinde kontrol sahibi olma ya da kontrol edebilme yeteneğini ifade eder. Bu yaklaşım kişisel tercihlerin gizlilik üzerinde etkili olduğunu öngörür.

Westin’e göre gizlilik, kişisel bilgilerin başkalarına ne zaman, nasıl ve ne ölçüde iletileceğini belirleme ve kendine erişimi geçici olarak sınırlandırma durumu olarak tanımlanır. Gizlilik; yalnızlık, mahremiyet, bilinmezlik ve ihtiyat olarak dört durumda gerçekleşebilir. Yalnızlık (Solitude), gizliliğin en yoğun yaşandığı hâlidir. Bireyin diğer kişilerden ayrı olması ve gözetimden uzaklaşması durumunu ifade eder. Mahremiyet (Intimacy), durumunda birey, iki veya daha fazla kişi arasında yakın, rahat ve samimi bir ilişki kurabildiği küçük bir birimin parçası olarak hareket eder. Anonimlik (Anonymity), özel ve samimi ilişkiler dışında kalan kamusal alanlarda kişinin kendisi hakkında bilgi paylaşması durumunda oluşur. Kişi tanınmadığı bir ortamda daha rahat kendini ifade edebilir ya da fikirlerini kimliğini saklı tutarak paylaşma yolunu seçebilir. İhtiyat (Reserve) ise kendini açma veya sınırlandırma arasındaki gerilim olarak ifade edilir.

Ayrıca gizliliğin; kişisel özerklik, duygusal rahatlama, öz değerlendirme ve sınırlı-korumalı iletişim olarak dört işlevi vardır. Kişisel özerklik, başkaları tarafından manipüle edilmekten, tahakküm altına alınmaktan veya ifşa edilmekten kaçınma arzusunu ifade eder. Duygusal rahatlama, kişinin toplumsal yaşamın getirdiği gerilimlerinden kurtulmayı ifade eder. İster tek başına ister yakın çevresi ile olsun gizlilik durumunda birey, sosyal taleplere ara verme ve dolayısıyla duygusal olarak rahatlama fırsatına sahip olur. Öz değerlendirme her bireyin sosyal ilişkileri değerlendirmeye olan ihtiyacı ile


ilişkilidir. Gizlilik bireylere bilgi akışını, olası sonuçları ve alternatifleri değerlendirme ve böylece mümkün olduğunca tutarlı ve uygun şekilde hareket etme olanağı sağlar. Sınırlı ve korumalı iletişim ise kişilerarası sınırları belirlemeyi ve kişisel bilgilerin güvenilen çevreyle paylaşılmasını ifade eder.

Gizlilik tanımını kontrol üzerinden yapan bir diğer araştırmacı ise Irwin Altman’dır. Altman gizliliğe; birey, grup ve davranış boyutuyla odaklanır. Çevrenin gizliliği düzenleyen bir unsur olduğunu ifade eder. Altman gizliliği, kendine veya grubuna erişimin seçici kontrolü şeklinde tanımlar. Kitabınızda gizlilik düzenlemesinin beş özelliği sıralanmıştır (s. 110).

Altman teorik çerçevesinde gizliliğin bir dizi önemli yönünü vurgular. Birincisi, gizlilik doğası gereği sosyal bir süreçtir. İkincisi, gizliliğin psikolojik yönlerinin doğru bir şekilde anlaşılması için kavram, insanların etkileşimini, sosyal dünyalarını, fiziksel çevreyi ve sosyal fenomenlerin zamansal doğasını içermelidir. Üçüncüsü, gizliliğin kültürel bir bağlamı vardır, psikolojik tezahürler kültüre özgüdür. Altman’ın gizlilik kavramsallaştırması Westin ile pek çok yönden benzerlik gösterir. Her iki teori de sınırlı erişim ve kontrol yaklaşımlarını birleştirir. Her ikisi de gizlilik süreçlerini ve sınıflandırmalarını tartışır. Sadece Altman gizlilik süreçlerine öncelik verirken Westin gizlilik sınıflandırmalarına öncelik verir. Her iki yaklaşım da birey ve grup düzeyinde gizliliği tartışırken kültürün etkisini de vurgular. Altman daha çok psikolojik süreçlere vurgu yaparken Westin politik sistemlerin etkisini tartışır.

Gizliliğin kavramsallaşması üzerine bir diğer çalışma Petronio’nun (2002) iletişim gizliliği yönetim modelidir. Teori Altman’ın düzenleme teorisini temel alır. Altman gizlilik düzenleme teorisinde sosyal ilişkilerde kişisel bilgileri açıklama üzerine dururken Petronio özel bilgileri açıklamada gizlilik sınırlarını tartışır (Margulis, 2003). İletişim gizliliği yönetimi teorisi (CPM), insanların ifşa etme (bilgi paylaşma) ve gizleme (mahremiyet) arasındaki ilişkileri yönetme yollarını ve paylaşılan bilgilere erişimi ve bunların dağıtımını nasıl kontrol ettiklerini anlamak için sistematik bir çerçeve sağlar. Kısacası, teori, bireylerin diğer insanlarla özel sınırları sürdürdüğünü ve kontrol ettiğini varsayar. Her sınır, sınırın üyeleri arasında akan bilgilerin erişilebilirlik düzeyini koordine eden belirli kurallarla karakterize edilir. Teori ayrıca, insanların bu bilgiye sahip olduklarına inanırlarsa bilgiyi özel olarak gördükleri varsayımına dayanır. Bu sahiplenme duygusuna dayanarak, kimin ortak sahip olabileceğine ve bu ortak sahiplerin bu bilgilerle ne yapmalarına izin verildiğine karar verme hakkına sahip olduklarını iddia ederler. Bu kural tabanlı gizlilik yönetimi başarısız olursa (örneğin, bir ortak sahip, sahip olmayanlarla özel bilgileri paylaşırsa), sınır türbülansları meydana gelir (Masur, 2018). Teori, gizlilik ve ifşa arasındaki ilişkiyi anlatırken temel varsayımlar ve kural yönetim süreci olarak iki odak noktadan bahseder (Petronio, 2002).

İletişim Gizliliği Yönetim Teorisi temel varsayımları özel bilgilerin ifşası, kamusal ve özel olma arasındaki sınırlar, özel bilgilerin kontrolü ve özel bilgilere sahiplik, kural temelli yönetim sistemi ve yönetimin diyalektiği olmak üzere beş başlık altında tartışılmıştır. Kural yönetimi süreçleri ise gizlilik kuralları temeli, sınır koordinasyonu ve sınır türbülansı bağlamında irdelenmiştir. Sonuç olarak, bilgi gizliliği kişisel bilgilerin kiminle ve ne ölçüde paylaşılacağını kontrol etme hakkı ve yeteneği olarak ifade edilebilir. Gizlilik bireyler arası ya da internet kullanımı ile araçsal iletişimde kişisel verilere ulaşma kararını nasıl düzenlediğimizi içeren bir süreci ifade eder.

Tüketici Gizliliği ve İlişkili Olduğu Kavramlar

Dijital medyada gizlilik daha çok internet kullanımından kaynaklanan kişisel veri gizliliğini ifade eder. Kullandığımız web siteleri, bloglar, sosyal medya kanalları, mobil uygulamalar gibi birçok araç ile dijital ayak izi bırakırız. Dijital ayak izi bir kişinin internet kullanımı sonucu aktif ya da pasif olarak ürettiği veri izleridir (Buchanan vd., 2017). Bireyin etkinleştirmesi olmadan bazı çevrim içi etkinlikleri hakkında veri toplandığında pasif dijital ayak izi oluşturulur. Veriler örtük olarak toplanır ve çoğu zaman kullanıcı bu tür veri toplamanın farkında değildir. Aktif dijital ayak izleri, bir kullanıcı, kendisi hakkındaki bilgileri paylaşmak amacıyla kişisel verileri isteyerek yayınladığında oluşturulur. Burada veriler açık bir şekilde sağlanır ve kullanıcı, şirketler tarafından bu tür verilerin toplandığından haberdardır.

Bu dijital ayak izleri tüketici tercihlerinin belirlenmesi amacıyla kullanılan kişisel verileri ifade eder. Bu anlamda kişisel veri ve gizlilik tüketici bağlamında da ele alınan bir konu olmuştur. Tüketici gizliliği çalışmaları temelde; tüketici gizliliğinin kavramsallaştırılması, gizlilik ihlali ya da endişesi gibi tüketici ile ilişkili gizlilik sorunları ve adil bilgi uygulamaları, gizlilik politikaları gibi konuları kapsayan firmayla ilişkili gizlilik sorunları olarak üç çerçevede ele alınır (Lanier ve Saini, 2008). Tüketici gizliliği kavramsallaştırılırken daha çok kontrol odaklı yaklaşım temel alınır. Bu anlamada tüketici gizliliği; demografik veriler, arama geçmişi ve kişisel profil bilgilerini içeren ancak bunlarla sınırlı olmayan tüketici bilgilerinin, yayılması ve kullanılmasının kontrolüyle ilgili gizlilik anlamına gelir. (Martin ve Murphy, 2017).

Tüketici gizliliğine ilişkin kurumsal, aktivist ve merkezci perspektif olmak üzere üç farklı perspektif vardır (Culnan ve Bies, 2003). Kurumsal perspektife göre şirketler ekonomik kalkınmanın birinci yaratıcısıdır. Şirketlerin tüketici verilerine erişmesi üzerinde getirilecek herhangi bir sınırlama şirketin verimli bir şekilde faaliyet göstermesini tehlikeye atar. Dolayısıyla bu durum şirketin sosyal sorumluluklarını yerine getirme yeteneğini engeller. Aktivist bakış açısı tam tersine serbest piyasa güçlerine herhangi bir sınırlama getirilmezse kişisel bilgilerin herkese açık olacağını ve bu durumun gizlilik haklarını ihlal ederek topluma zararlı sosyal maliyetlere


neden olacağını savunur. Merkezci bakış ise bu iki görüşün uzlaştırılmasıdır. Tüketicilerin canlı bir ekonomide seçeneklere sahip olması gerektiğini ve kişisel bilgilere makul kurumsal erişime izin verilirse bu seçenek- lerin tüketiciyle daha alakalı olabileceğini savunur.

Tüketici bağlamında gizlilik konusu (1) tüketici verilerinin toplanması ve (2) reklam hedeflemesi için kullanılmasını içerir. Bu nedenle kişisel verinin toplanmasında; kişisel veri, veri tarafları ve izleme teknikleri ile reklamın hedeflenmesi kavramlarının tartışılmasında yarar vardır.

Kişisel veriler, kişiyi tanımlayabilen veriler olarak ele alınır ve kimlik hırsızlığı ya da izinsiz erişim gibi durumlarda kişiyi fiziksel, maddi ya da psikolojik zarara uğratacağı için önemli kabul edilir. Tüketiciler bağlamında da kişisel veriler kimliği tanımlayan verileri kapsamakla beraber bunun yanı sıra IP adresi gibi cihazı tanımlayan veriler ve çerezler yoluyla toplanabilen satın alma ve medya kullanım davranışlarını içerir. Bu verilerin hassas bilgi olup olmaması kişiden kişiye değişiklik gösterse de genel olarak yüksek, orta ve düşük seviyede hassas veriler Tablo 5.1’de özetlenmiştir.

Kişisel veri ekosistemine bakıldığında birden fazla tarafın olduğu görülür. Federal Ticaret Komisyonun 2012 yılında yayınladığı gizlilik raporunda kişisel veri tarafları bireyler dışında üçe ayrılır. Bunlar veri kaynakları, veri aracıları ve veri kullanıcılarıdır.

Tüketici verileri iki yolla elde edilir. İlki tüketicinin kendisi tarafından paylaşılan verilerdir. İkincisi ise tüketicinin kimlik bilgilerinden ziyade internet kullanım davranışları, satın alma davranışları, reklam etkileşimleri gibi tüketici davranışlarını anlamaya yönelik verilerdir. İnternet kullanımı sırasında kullanıcı verileri tarayıcı çerezleri, Javascript dosyaları, süperçerezler, tarayıcı parmak izi, konum izleme gibi yöntemlerle toplanabilir.

Kullanıcıların artan farkındalığının yanı sıra dijital ve gizlilik okuryazarlığındaki azlık gizlilik endişelerinin artmasındaki en önemli sebeplerin başında gelir. Gizlilik okuryazarlığı kullanıcıların çevrim içi veri korumanın teknik yönleri ve yasalar ve yönergeler ile kurumsal uygulamalar hakkındaki bilgileri ile kullanıcıların bireysel gizlilik düzenlemesi ve veri koruması için stratejiler uygulama yeteneğini ifade eder.

Reklamların uygun hedef kitleye gönderilmesi hem etkililiği hem de reklam maliyetleri açısından önemlidir. Çevrim içi reklamcılıkta gelişen izleme teknolojileri şirketlere spesifik hedef kitlelerine uygun reklam göndermeyi daha da kolaylaştırırken internet reklam maliyetlerini de düşürmüştür. Reklamların hedeflenme çeşitleri farklı kaynaklarda farklı sıralamalarla ele alınır. Literatürde kesin bir sınıflama olmamasına rağmen bağlamsal hedefleme, teknik hedefleme, demografik hedefleme ve davranışsal hedefleme olmak üzere dört temel hedefleme türünden bahsetmek mümkündür.

Tüketici Gizlilik Endişeleri

Tüketicilerin kişisel verilerinin kullanılması sonucu gizlilik endişeleri konusu gündeme gelmiştir. Westin (1967) gizlilik endişesini, bireylerin bir kişi ya da kurumun kendisi hakkında bilgi edinmesini ve daha sonra kullanmasını kontrol etme kaygısı olarak tanımlar. Gizlilik endişesinin odak noktası, bireylerin kendi özel bilgilerine kimin erişimi olduğu ve bu bilgilerin nasıl kullanılacağıyla ilgili kontrol kaybı endişeleridir. Gizlilik endişesi, kişisel bilgilerin başkalarına ifşa edilmesini önleme hakkının potansiyel olarak işgal edilmesinden duyulan endişe derecesi olarak tanımlanabilir (Beak ve Morimoto, 2012). Bu tanım gizliliği, kişisel bilgilerin izinsiz paylaşımı sonucu mahremiyet hakkının ihlali olarak tanımlar.

Tüketici davranışları ve pazarlama iletişimi açısından bakıldığında ise tüketicinin kişisel bilgisine yaygın erişim; dolandırıcılığa açık hâle gelmek, gizlilik ihlalleri, istenmeyen pazarlama iletişimleri, araya giren ve rahatsız edici mesajlar, günlük aktivitelerin rahatsız edilmesi gibi gizlilik endişelerine neden olmaktadır.

Tüketicilerin belirtilen gizlilik tercihleri ile gerçek davranışları arasındaki bağlantıyı anlamak için yaygın olarak gizlilik paradoksu kavramı kullanılır. Gizlilik paradoksu, bireylerin kişisel bilgileri açıklama niyetleri ile gerçek kişisel bilgileri açıklama davranışları arasındaki ilişki olarak tanımlanır (Aguirre vd., 2015).

Tüketici açısından gizlilik endişeleri, kişisel verilerin reklam amaçlı toplanması ve işlenmesi olarak reklam bağlamında ve web sitesi kullanımı bağlamında ele alınır. Tüketiciler bir web sitesinin kendileri hakkında topladıkları bilgiler nedeniyle ya da hedefli reklamların çerez teknolojilerini kullanarak tüketici hareketlerini izlemesi nedeniyle gizlilik endişesi duyabilir. Reklam bağlamında tüketici gizliliği e-posta ve telefon numaralarının SMS ve e-posta reklamcılığı için kullanılmasıyla tartışılmaya başlanmış daha sonra tüketicinin internet davranışlarını takip eden teknolojilerin artmasıyla davranışsal reklamcılık bağlamında ele alınmıştır.

Tüketicilerin çevrim içi ortamdaki gizlilik endişesini etkileyen farklı faktörler söz konusudur. Bu faktörler hem kurumsal politikalarla hem de tüketici özellikleriyle ilgili olabilir. Bu bağlamda politika; öz düzenleme; farkındalık, olumsuz deneyim ve güven; risk algısı; kişisel özellikler (Ör: dijital okuryazarlık) gibi bileşenlerin irdelenmesinde yarar vardır.

Tüketicinin gizlilik endişesi web sitesi, sosyal medya ya da bir reklamcılık ağı ile bilgi paylaşmayı kabul etme, satın alma niyeti, reklamı tıklama, tutum gibi bazı davranışsal ya da duygusal tepkiler üzerinde etkilidir. Gizlilik endişesi sonucunda tüketicilerde, öfke, rahatsızlık, utanç ya da korku gibi olumsuz duygular gelişebilir. Ayrıca reklama ya da kurumlara olumsuz tutum ve güven kaybı oluşabilir. Pazarlama iletişimi daha çok davranışsal sonuçlara odaklanır. Genel olarak gizlilik endişesinin


sonuçlarını gizliliği korumaya yönelik davranışlar, teknolojik korunma davranışı, kamusal ve özel eylemler, hedefli reklama yönelik tepkiler olmak üzere dört başlıkta irdelemek mümkündür.

Tüketici Verilerinin Korunması

Tüketici gizliliği ayrıca yasalar ve sektör kuruluşlarının geliştirildiği öz düzenlemeler ve üçüncü taraf kuruluşlarla da korunur. Tüketici gizliliği ve çevrim içi davranışsal reklamcılığa yönelik oluşturulan öz-düzenleme raporlarına örnek olarak Amerika Federal Ticaret Komisyonu ve Dijital Reklamcılık Birliği çalışmaları verilebilir.

1914’te Federal Ticaret Komisyonu Yasasının imzalamasıyla kurulan FTC, misyonu tüketicileri korumak ve rekabeti teşvik etmek olan bağımsız bir kuruluştur. Amerika Birleşik Devletleri Anayasası ile FTC, bankacılık, yatırım ve kredi kuruluşları hariç olmak üzere ABD’nin herhangi bir bölgesinde piyasada faaliyet gösteren ve ticareti etkileyen şirket, ortaklık ve organizasyonların işleyişleri hakkında her türlü bilgi toplama ve toplanan bilgileri derleme, düzenleme ve bu bilgiler ışığında soruşturma açma yetkisi ile donatılmıştır (Iliman ve Tekeli, 2018).

FTC tüketici korumasına yönelik farklı konularda birçok düzenleme geliştirmiştir. Tüketici gizliliği ve çevrim içi davranışsal reklamcılığa yönelik öz-düzenleme çerçevelerini sundukları iki farklı raporun içeriği ünitede paylaşılmıştır. Örneğin FTC Çevrim içi Davranışsal Reklamcılık İçin Özdenetim İlkeleri Raporunda şeffaflık ve tüketici kontrolü, tüketici verileri için uygun güvenlik ve sınırlı veri saklama, mevcut gizlilik taahhütlerindeki maddi değişiklikler için açık onay, davranışsal reklamcılık için hassas verilerin kullanılmasına yönelik açık onay olmak üzere dört temel çerçeve çizilmiştir.

FTC 2012 yılında güncellediği gizlilik raporunda da dört temel çerçeve çizilmiş; önerilen kapsam, gizlilik tasarımı, basitleştirilmiş tercih ve şeffaflık bağlamında bir takım ilkeler sunulmuştur.

DAA tarafından 2009 yılında yayınlanan çevrim içi davranışsal reklamcılığa yönelik öz düzenleme prensipleri ise eğitim, şeffaflık, tüketici kontrolü, veri güvenliği, mevcut çevrim içi davranışsal reklamcılık politikaları ve uygulamalarındaki önemli değişiklikler, hassas veriler ve hesap verilebilirlik olmak üzere yedi başlık altında tartışılmıştır.

Öz düzenlemelerin ortak noktası şeffaflık ve tüketici kontrolüne dayanmaktadır. Sektörün hedefli reklamlar için sağladığı tüketici kontrollerinin bazıları reklam seçeneği, tarayıcı takip seçenekleri, reklam tercihleri gibi başlıklar altında tartışılmıştır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında