Savaş’ın sonuçlarına göre, Filistin topraklarının % 80’i Soğuk Savaşın İlk Yıllarında Orta Doğu İsrail’in denetimi altına girmiştir. İnsani açıdan savaşın en
Orta Doğu’da soğuk savaşın ilk yıllarında siyasi açıdan önemli sonucu 700 binden fazla Filistinli ülkesini terk İngiltere ve Fransa, ekonomik açıdan ise ABD etkili bir ederek mülteci konumuna düşmüştür. Günümüzde ise bu konumdaydı. Türkiye ve İran bu dönemde Orta Doğu’nun sayı 4.5 milyonu bulmuştur. korunması için cephe olarak görünen ülkelerdi. ABD ve İngiltere, Sovyetlerin Orta Doğu’ya girmemesi için Bu savaş, bölgede yaşanan gerginlikler ve ittifaklar çalışmalar yapıyorlardı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, bakımından bir dönüm noktası teşkil etmektedir. ABD, uluslararası dinamiklerin etkisiyle gerçekleşen Türkiye ve SSCB ve İngiltere’nin de bu savaşta takındığı tutumlar İran’a yönelik askeri yardımlarla birlikte bölgesel önemlidir. ABD, İsrail Devletinin ilanından 11 dakika silahlanmada belirli bir yol kat edilmişti. Bunun yanı sıra, sonra İsrail devletini tanıyıp destek vermiş, SSCB ilandan Orta Doğu’daki bölgesel dinamikler de uluslararası üç gün sonra İsrail’i tanımış ve İngiltere Ocak 1949’da dinamiklerle eş zamanlı olarak devreye girmişti. fiilen, Nisan 1950’de ise resmi olarak İsrail devletini tanımıştır. Yahudi ve Arap toplumları arasında Filistin sorunu çerçevesinde başlayan çatışma ve İngiltere’nin bölgedeki Stratejik açıdan bakıldığında bu savaşın zamanlaması hâkimiyetini kaybetmeme çabaları ile gerilim kaçınılmaz İsrail için oldukça avantajlıdır. Çünkü, İkinci Dünya olmuştu. İngiltere İkinci Dünya Savaşı’ndan oldukça Savaşı sonrasında ortaya çıkan silah fazlalığı ve Soğuk yıpranmış çıkmasına rağmen, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt Savaşın başlaması, Yahudi örgütlerinin silahlanmasını ve Filistin üzerindeki denetimini korumak istiyordu. sağlamıştır. Arap ülkelerinin bu dönemde bağımsız Mısır’ın İngiliz stratejisindeki önemi, Süveyş Kanalı eylemler geliştirememesi, İsrail’in kuruluşunu ve şirketi ve Süveyş’teki askeri üstü. Süveyş’teki İngiliz üssü genişlemesini kolaylaştırmıştır.
38 askerî üs ve 10 askerî havaalanından oluşan yapısıyla Süveyş Savaşı ve Bölgesel Etkileri 80.000 İngiliz askerini barındırmaktaydı. Bu üs, o Birinci Arap-İsrail savaşından sonra Sovyetlerin bölgeye dönemde dünyanın en büyük dış askerî üssünü kayması endişesi ABD, İngiltere ve Fransa’yı yeni kontrol oluşturmaktaydı. İngiltere, 1954’te Mısır’la yaptığı mekanizmaları oluşturmaya yönlendirmişti. Bölgeye anlaşmayla bu üssü boşalttı. yönelik silah satışını kontrol edebilmek amacıyla Üçlü İngiltere için en kötü senaryo, belirtilen ülkelerdeki Deklarasyon girişimi yapılmıştır. hâkimiyetinin kaybolması ve bu boşluğun Rusya tarafından doldurulmasıydı. İngiltere de, bunun olmaması Üçlü Deklarasyon: ABD, İngiltere ve Fransa tarafından için gerekli önlemleri almaya çalışıyordu. Bu nedenle 25 Mayıs 1950’de açıklanan Üçlü Deklarasyon, Orta İngiltere, bölgede kendisine bağlı rejimleri desteklemek ve Doğu’daki silahlanmayı ilk kontrol girişimidir. iktidarda kalmalarını sağlamak için bu ülkeleri Deklarasyon, Orta Doğu ülkelerine yönelik bir silah silahlandırma yoluna gitti. Bu dönemde İngiltere ambargosundan ziyade kontrollü silah satmayı bölgedeki silahlandırma faaliyetlerinin yüzde 50’sinden amaçlıyordu. Buna göre Orta Doğu’ya üç ülkenin onayı olmadan silah satışı yapılmayacaktı. Ancak gerek üç fazlasını yapmış ve bu stratejisinde Mısır, Ürdün ve ülkenin farklı çıkarlara sahip olmaları, gerekse Mısır’ın Irak’taki monarşileri daha ön planda tutmuştur. Sovyetlerden silah alımı, bu mekanizmanın ortadan Birinci Arap-İsrail Savaşı kalkmasına neden olmuştur.
Filistin’de Araplar ve Yahudiler arasındaki gerginliğin Mısır ordusunda 22 Temmuz 1952’de Hür Subaylar isimli artması ve iki ülke örgütlerinin İngiliz hedeflerine bir grubun askeri darbe ile yönetimi ele geçirmesi ile saldırması üzerine, İngilizler konuyu Birleşmiş Milletlere dengeler tekrar değişmiştir. Hür Subaylar hareketine (BM) taşımışlardı. BM, 1947’de aldığı karar ile bir Arap General Muhammed Necip önderlik etse de, Albay Cemal devleti, bir Yahudi devleti ve özel statülü Kudüs bölgesi Abdül Nâsır yönetimde kontrolü sağlamıştır. Nâsır olacak şekilde Filistin’in üçe bölünmesi kararını almıştı. yönetimindeki Mısır, 1970’li yıllara kadar Orta Doğu’da Bu karar doğrultusunda, İngiltere 1 Ocak 1948’de Filistin yaşanan birçok gelişmede önemli rol oynamıştır. Bunların Manda Yönetimi’ni 14 Mayıs’ta sona erdireceğini ve başında da Süveyş Savaşı gelmektedir. bölgeden çekileceğini duyurdu. İngiltere’nin çekilmesine saatler kala, Yahudilerin İsrail devletinin kurulduğunu ilan Süveyş Savaşı’nın temel nedeni, ABD ve İngiltere’nin etmesiyle Mısır, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve Suudi Nâsır yönetiminin oldukça önem verdiği Asvan Barajı Arabistan ile İsrail arasındaki Birinci Arap-İsrail Savaşı projesinin finansmanından çekilmesi olmuştur. Bu ülkeler başlamış oldu. finansmandan çekilince Hür Subaylar 26 Temmuz 1956’da Süveyş Kanal Şirketini millileştirmişlerdir. Birinci Arap-İsrail Savaşı; Mısır’la 24 Şubat 1949’da, Lübnan’la 23 Mart 1949’da, Ürdün’le 3 Nisan 1949’da ve 1869’da hizmete açılan Süveyş Kanalı, Hint Okyanusu ile Suriye ile 20 Temmuz 1949’da ateşkes imzalanarak son Akdeniz arasında Kızıldeniz üzerinden bir bağlantı buldu. kurmakta ve önceleri Batı Avrupa’ya ulaşmak için Afrika kıtasını dolaşan ticari gemilerin yolunu yarı yarıya kısaltmaktaydı. Bu nedenle kanal, stratejik açıdan oldukça
önemliydi. Kanalın kontrolü, 1956’da Mısır’ın Orta Doğu’da Mikro Savaş ve İdeoloji millîleştirme kararına kadar Kanal Şirketi’nin elinde olup Mısır ve Suriye 1 Şubat 1958’de Birleşik Arap çoğunluk hisseleri İngiltere ve Fransa’ya aitti. Cumhuriyeti (BAC) altında birleştiklerini ilan edince,
İsrail’in Mısır’a saldırmasıyla 29 Ekim 1956’da başlayan Arap ülkeleri arasında güvenlik parametreleri değişmiştir. Süveyş Savaşı, 30 Ekim’de İngiltere ve Fransa’nın Mısır BAC, yapısı itibariyle Suriye’nin Mısır’a katılması ile İsrail’e ültimatom vermeleri ve Mısır’ın buna anlamına gelmekteydi. Nâsır, birleşmenin bir ön şartı uymaması üzerine 31 Ekim’de Mısır’a saldırmalarıyla olarak Suriye’deki bütün siyasi partilerin feshedilmesini devam etmiştir. Hava üstünlüğünü bir gün içinde ele istemiş ve Mısır’la birleşmenin önemli savunucularından geçiren İngiliz-Fransız kuvvetleri, kısa sürede Kanal Baas dahil olmak üzere bütün siyasi partiler feshedilmişti. bölgesine asker çıkarmaya başlamıştır. Suriyeli siyasi gruplar eğer isterlerse siyasi faaliyetlerini sadece Mısır’da Nâsır’ın kontrolünde bulunan Ulusal 2 Kasım’da BM tarafından ateşkes çağrısı yapılmış ancak Birlik hareketi çatısı altında sürdürebilecekti. Böylece saldırılar devam etmiştir. ABD ve SSCB’den gelen Nâsır’ın bölgedeki etkisi oldukça artmıştı. baskılarla 7 Kasım’da ateşkese uyulmuştur. Süveyş Savaşı, kazananları ve kaybedenlerinin, farklı açılardan ABD ve İngiltere, BAC’a alternatif olarak Arap Birliği değişkenlik gösterdiği bir savaştır. İsrail, bu savaştan kısa Federasyonu’nun kurulmasını desteklemişlerdi. Bu vadeli ve doğrudan en kazançlı çıkan taraftır. İngiltere ve bağlamda Irak ve Ürdün 14 Şubat 1958’de Arap Birliği’ni Fransa, savaştan askerî anlamda kazançlı çıkmakla kurduklarını ilan etmişlerdir.
beraber, orta ve uzun vadede siyasi açıdan mağlup BAC’ın desteklediği rejim karşıtı hareketlerin yoğunlaştığı olmuşlardır. Bu savaş, İngiltere’nin Orta Doğu’dan tasfiye 1958 Temmuz’unda, Ürdün’de Kral Hüseyin’e karşı bir edilme sürecini başlatmış; yerini Amerikan nüfusuna darbe girişiminin ortaya çıkarılması üzerine, Arap Birliği bırakmıştır. Fransa, Nâsır’ı devirememiş ve 1962’de Federasyonu’nun ortağı olan Irak, Kral Hüseyin’i Cezayir’in bağımsızlığını tanımak durumunda kalmıştır. korumak amacıyla bir tugaylık askerî birliği Amman’a Fransa ve İngiltere’nin yarattığı boşluk, ABD tarafından göndermeye karar vermişti. Ancak Ürdün’e destek vermek doldurulmaya çalışılmış, ABD artık bölgede kendi ve Kral Hüseyin’i korumak için görevlendirilen tugay, güvenlik politikalarını uygulamaya başlamıştır. Fakat hiçbir şekilde Amman’a ulaşmamıştır. Zira, tugayın Sovyet etkisi artınca Moskova silah kartını devreye komutanı Tuğgeneral Abdülkerim Kasım, Amman’a sokmuş ve 1956-1967 döneminde Sovyetler Birliğinin doğru giden birliklerinin yönünü Bağdat’a çevirmiş ve 14 bölgede angajmanı artmıştır. Bu savaş ile Nâsır, savaştan Temmuz 1958’de bir grup subayla birlikte gerçekleştirdiği bir zafer ile çıkmış ve milliyetçi söylemleri daha geniş darbeyle yönetimi devralmıştır. Böylece Osmanlı’nın kitleleri etkilemeye başlamıştır. bölgeden çekilmesinin ardından İngiliz desteğiyle kurulan Bu doğrultuda ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’ın 5 ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan Soğuk Ocak 1957’de Kongre’ye verdiği mesajda ifadesini bulan Savaş’ta İngiltere’nin ve dolayısıyla Batı Blokunun ve Eisenhower Doktrini olarak adlandırılan yeni politika bölgedeki en büyük destekçisi konumunda bulunan ile ABD, Orta Doğu’da İngiltere’nin eriyen nüfuzunu Monarşi, bir daha dönmemek üzere son bulmuştur. kendi patronajında yeniden oluşturmayı amaçlamıştır. Orta Doğu, 1960’lı yıllarda bölgesel dinamiklerin getirdiği Eisenhower’ın Kongre’ye mesajında sadece Sovyet kamplaşmaların önemli bir sahnesi olmuştur. BAC ve yayılmacılığı ve komünizm tehlikesine vurgu yapılsa da Irak, bölgedeki geleneksel yönetimleri zor duruma sokan esasında Doktrin, biri Sovyetler Birliği diğeri ise Arap politikalar izlemekte, Suudi Arabistan ve Ürdün ise milliyetçisi akımlar olmak üzere çifte kuşatmayı (dual geleneksel yönetimleri korumaya çalışmaktaydı. Kısacası containment) içeren bir yapıya sahipti. bu dönemde Arap ülkeleri arasında mikro düzeyde bir Süveyş Savaşı sonrası dönem, Orta Doğu’nun bölge içi Soğuk Savaş yaşanmaktaydı. Bu bağlamda Suudi dinamiklerinin yeniden belirlendiği ancak kısa vadede Arabistan, Mısır’la ilişkileri geliştirmek için Irak karşında ilişki ve ittifakların değişkenlik gösterdiği bir dönem Mısır yanlısı bir tutum izlerken, Ürdün, Irak ile Mısır olmuştur. krizin sıcaklığıyla kısa bir dönem Mısır arasında bir denge politikası izlemeye çalışmaktaydı. merkezli bir ittifak görüntüsü ortaya çıksa da Nâsır’ın Ancak 1961’de General Kasım yönetiminin Kuveyt’i ilhak Arap milliyetçiliği söyleminden tehdit algılayan etme girişimleri karşısında bu hareketin herkesin geleneksel yönetimler, Eisenhower Doktrinin de etkisiyle çıkarlarına bir tehdit olduğunu düşünen BAC, Suudi Batı Blokuyla yeniden ilişkiye geçmişlerdir. Ancak Batı Arabistan ve Ürdün, Kuveyt’in ilhakını önlemek için Blokuna duyulan tepkiler sonucunda Ürdün ve Lübnan’da geçici de olsa Irak karşısında birleşmiştir. Böylece Mısır, yaşanan halk hareketleri bastırılsa da Irak’taki İngiliz bir yandan Yemen ve Suriye’nin katılımıyla BAC’daki yanlısı Monarşinin bir askerî müdahale ile devrilmesi başat konumunu sürdürürken diğer yandan Suudi önlenememiştir. Bunun yanı sıra Suriye ile Mısır’ın Arabistan ve Ürdün’le ilişkilerini geliştirmekte ve liderlik Birleşik Arap Cumhuriyeti altında birleşmesi ve bölge içi kaygısı nedeniyle Irak’ı bölgede izole etmekteydi. çekişmelerin Yemen örneğinde olduğu gibi çatışmalara 1961 Eylülü’nde Suriye’de bir grup subayın Şam’da dönüşmesi, bölgesel güvenlik parametrelerini etkileyen gerçekleştirdiği darbe sonucunda yönetimi devralmaları, diğer unsurlar olmuştur.
Orta Doğu’daki dengelerin bir kez daha değişmesine cephesinde çatışmalar artmış ve askersizleştirilmiş neden olmuştur. Subayları, Suriye’nin BAC’tan ayrıldığını bölgeler ve Golan tepeleri İsrail işgaline uğramıştır. Kudüs ilan etmişlerdi. Suriye’nin ayrılmasını fırsat bilen Yemen ve Ürdün’le 7 Haziran, Mısır’la 8 Haziran ve Suriye ile 11 de BAC’tan ayrılmış ve Suudi Arabistan ve Ürdün’le Haziran’da ateşkes imzalanmış, savaş toplam altı gün Mısır arasındaki ilişkiler yine gerilmiştir. 1962’de Nâsır sürmüştür. Bu nedenle Altı Gün Savaşı olarak da yanlısı bir grup subay yönetimi ele geçirerek Yemen Arap adlandırılır. Cumhuriyeti’ni kurduklarını ilan etmişlerdir. Ancak el Savaş, Arap ülkelerinin siyasi arenada suçlu görünmemek Bedir yanlısı güçlerin buna karşı çıkmalarıyla 1967’ye için ilk adımı atmak istememeleri nedeniyle İsrail için çok kadar sürecek bir iç savaş başlamıştır. Nâsır bu aşamada avantajlı olmuştur. Zamanlamadan başlayıp yürütülme Cumhuriyetçi grupları desteklemiştir. aşamasında İsrail’in inisiyatifiyle gerçekleşmiştir. Savaşın, 8 Mart 1963’te Suriye’de Selahaddin Bitar öncülüğündeki gerek askeri ve gerekse siyasi sonuçları günümüze kadar bir grubun darbesi ile Suriye yönetimi de değişmiş ve etkisini sürdürmüştür. Bu savaş sonrasında İsrail’in büyük Baas’ın yanı sıra Arap Ulusal Hareketi, Ulusal Arap toprak kazanımları olmuştur. Araplar sadece altı gün Cephesi ve Sosyalist Birlik Hareketi’nin içinde yer aldığı içerisinde 10.000 asker kaybı yaşamıştır. Ulusal Cephe Hükûmeti kurulmuştur. İsrail’in Ürdün nehri ABD, krizin savaşla sonlanmaması için ilk aşamada çaba ıslah planı, bölge dinamiklerini ortak bir noktada harcamıştır. ABD’nin bu tutumunun sebeplerinden biri, toplamıştır. bölgedeki Sovyet nüfusunun artması ihtimaliydi. Savaş Bu arada İsrail’in Ürdün nehrini ıslah planı, rekabet içinde sırasında ABD’nin İsrail için keşif uçuşları yaptığı iddia olan bölge içi dinamiklerin ortak bir noktada toplanmasını edilmektedir. Sovyetler Birliği ise krizin ilk dönemlerinde sağlamıştır. Nitekim özellikle Suriye’nin savaş açma Suriye rejimine yönelik İsrail tehdidini dengelemek için taleplerinin gölgesinde 1964 Ocak’ında Kahire’de buluşan Mısır’ın Suriye’ye destek vermesini sağlamaya çalışmıştır. Arap ülkeleri, bir taraftan İsrail’e karşı alınacak önlemleri 1962’de Küba krizinden sonra kurulan ABD ile SSCB görüşürken diğer taraftan hem Filistinlilerin temsiline arasındaki kırmızı hat, ilk defa 1967 Savaşıyla beraber yönelik hem de kendi aralarındaki sorunların çözümüne kullanılmıştır. ABD Başkanı Johnson, Sovyetlerin savaşa yönelik ilerleme sağlamışlardı. 1965’in sonuna müdahil olma riskinin “Vietnam sorunundan daha tehlikeli gelindiğinde Yemen iç savaşının hâlâ çözülememiş olması olduğunu” düşünmekteydi. ve Suudi Arabistan’ın İslam Ülkeleri Konferansı oluşturma çabaları, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki 242 Sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı’nın en önemli ilişkilerin tekrar gerilmesine neden olmuştur. Bu girişim, kısmı 1. paragrafıdır. Bu paragrafta “İsrail’in son savaşta Mısır’ın etkisini daha geniş bir potada eritmek için Riyad işgal ettiği topraklardan çekilmesi; savaş durumuna son tarafından ortaya atılmış ancak o dönemde başarıya verilmesi, bölgedeki her devletin egemenlik, toprak ulaşmamıştır. bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığı ile kuvvet tehdidinden uzak olarak, güvenlikli ve tanınmış sınırlar içinde barış Suriye ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanması, Savaşa halinde yaşama hakkının tanınması” istenmekteydi. giden yolun açılmasına neden olmuştur. Bu noktada iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasının üç temel nedeni 1967 Savaşı’nın bölgesel sonuçlarından biri, Nâsırizm bulunmaktaydı. İlk olarak, Suriye’nin desteğini de olarak ifade edilebilecek ve Mısır’ın 1952’den beri diğer arkasına alan Filistinli grupların giderek daha organize ülkeleri ve halkları peşinden sürükleyen Pan-Arap hâle gelmeleri ve gerilla taktiğiyle İsrail’e saldırılarını düşüncesinin öncüsü konumunda olduğu akım sona yoğunlaştırmaları, kaçınılmaz olarak sınır çatışmalarını ermiştir. 1952’den beri gerek İsrail gerekse geleneksel arttırmıştı. İkinci olarak, 1964’te İsrail’in Ürdün nehrini Arap rejimleri açısından en büyük tehdit olarak görülen ıslah planı, özellikle Suriye ile olan sınır çatışmalarını Nâsır’ın etkisi, bir daha asla eskisi gibi olmamıştır. Bu arttıran bir başka faktör olmuştu. Son olarak da iki ülke anlamda Mısır’ın bölgedeki merkezi rolü, petrol üreticisi sınırında var olan askersizleştirilmiş bölgelerde iki ülkenin Arap ülkelerinin eline geçmiştir. Bu ülkelerden Irak, de denetimi ele geçirme çabaları, çatışmaları arttırmıştı. Suriye, Libya ve Cezayir bölgesel liderlik için girişimlerde Bu çatışmalar, düşük yoğunluklu olarak devam ederken 7 bulunmak isteseler de savaşın ertesinde Suudi Arabistan Nisan 1967’de gerçekleşen ve savaş uçaklarının karşı bölgesel süper güç haline gelmiştir. karşıya geldiği çatışma, her ne kadar savaş beklentisini artırsa da Savaş bundan yaklaşık bir ay sonra yaşanmıştır. Savaş İsrail açısından değerlendirildiğinde, askeri açıdan İsrail’in bölgede sürdürmeye çalıştığı caydırıcılık devam 1967 Savaşı ve Bölgesel Sonuçları edegelmiştir.
5 Haziran 1967’de İsrail savaş uçakları Mısır, Suriye ve Altı Gün Savaşı sonrasında Orta Doğu’da oluşan yeni güç Ürdün hava gücünü hava saldırılarıyla etkisiz hale dağılımı, bir yandan Arap ülkelerinin eski tehdit getirmiştir. Arap orduları hava gücünün desteğinden algılamalarının değişmesine neden olurken diğer yandan yoksun kalmışlardır. İkinci günde Gazze Şeridi, üçüncü küresel güçlerin bölgesel ilişkilere daha fazla angaje günde Batı Şeria ve Kudüs İsrail tarafından işgal olmasına neden olmuştur. edilmiştir. Mısır ve Ürdün etkisiz hale getirilince Suriye
Aldığı yardımlarla ekonomisini ve askerî kapasitesini taktik ve stratejik planlamaları, İsrail’in toparlanmasına ve güçlendirmeye çalışan Mısır, İsrail’e karşı bu kez farklı bir karşı saldırıya geçmesinde etkili olmuştu. strateji uygulamaya çalışmıştır. Bu bağlamda Yıpratma Savaş’ı fiilen sonlandıran ateşkes büyük güçlerin Savaşı, Altı Gün Savaşı’nın hemen ardından silahlanma arabuluculuğu çerçevesinde 25 Ekim 1973’te olmuştur. faaliyetlerine ağırlık veren, ancak henüz İsrail’le doğrudan mücadele edecek kapasiteden yoksun olan Mısır’ın tercih 1973 Arap-İsrail Savaşı, literatürde Ramazan ayında ettiği yöntem olmuştur. olduğu için Ramazan Savaşı, Yahudilerin kutsal günü Yom Kippur gününde yaşanması sebebiyle Yom Kippur Mısır, İsrail’le planlı ve düşük yoğunluklu bir savaş Savaşı ve ekim ayında yaşanması sebebiyle Ekim Savaşı içerisine girmiştir. Mısır’ın Yıpratma Savaşındaki olarak da adlandırılır. amaçları, Sina’nın işgalinin kabul edilemeyeceğini göstermek, İsrail’in hareketlerini sınırlamak ve ordusunun Orta Doğu’da Yeniden Şekillenen Dengeler hazırlık derecesini arttırmaktır. İki ülke için bu savaş Savaş sonrasında, Mısır’ın İsrail’le yaptığı barış anlaşması katlanılmaz bir hal almaya başladığında, 1970 sonucunda Suriye ve Filistin, İsrail karşısında yalnız Ağustosu’nda bir ateşkes anlaşmasıyla son bulmuştur. 28 kalmıştır. Savaş sonrasında, savaş sırasında uygulanan Eylül 1970’de Nâsır’ın ölümü ile yine dengeler petrol ambargosu petrol fiyatlarında artış yaratmıştır. değişmiştir. Bölgesel silahlanma açısından farklı aktörler ön plana
1973 Arap-İsrail Savaşı çıkmıştır.
Altı Gün Savaşı sonrasında Orta Doğu’da oluşan yeni güç Mısır açısından, ABD ile temasları arttırıp güvenliğini dağılımı, tarafların tehdit algılamalarını ve güvenlik sağlamaya yönelik anlaşmalar yapmıştır. ABD ise Mısır’ın stratejilerini köklü bir şekilde değiştirmiştir. Savaş sonrası Sovyetler’den uzaklaşması karşılığında Mısır’a destek yeni dönem, Arap ülkelerinin birbirlerinden daha az tehdit sağlamıştır. algıladığı ve önceki döneme göre İsrail’e yönelik ortak bir İsrail açısından, en büyük tehdit olarak gördüğü Mısır’ın tutum belirleyebildiği bir konjonktür doğurmuştu. Mısır devreden çıkması ile güvenlik politikalarında daha agresif için Altı Gün Savaşları bir mağlubiyetten çok “geçici bir adımlar atmıştır. İsrail Mısır’la anlaşma yaptıktan sonra başarısızlık” olarak değerlendiriliyordu. Suriye ise başta Kudüs’ü başkenti ilan etmiştir. Güney Lübnan’ı işgal Mısır olmak üzere diğer Arap ülkeleri ile ilişkisini etmiş ve Filistin’e uyguladığı baskıyı arttırmıştır. arttırmıştı. İsrail ise, savunma harcamalarını arttırmıştı. İsrail, güvenlik stratejisi açısından büyük bir özgüven Savaş sonrası petrol fiyatlarının artmasıyla bazı petrol oluşturmuştu. üreticisi Arap ülkelerinin gelirleri büyük ölçüde artmıştır. Petrol fiyatları artışı ile askeri harcamalar da büyük oranda 1973 Ekim Savaşı, Arap-İsrail sorununda ve Arap ülkeleri artmıştır. Mısır’ın Sovyet denkleminden çıkması ile arasındaki ilişkilerde oldukça önemli bir yere sahiptir. bölgede ABD’nin etkisi artmıştır. 1973 Ekimi, 1967 Savaşı’nda İsrail tarafından işgal edilen Arap topraklarının kurtarılmasına dönük olarak Mısır ve Suriye tarafından başarılı bir silahlanma, strateji, gizlilik ve işbirliği ile Israil’e savaş açılmış olunması itibarıyla ayrıca önemsenmektedir.
Savaş, Israil’in beklemediği ve savunmasının nispeten daha zayıf olduğu bir gün olan 6 Ekim’de başlamıştır. Savaşın başlaması noktasında işin ironik tarafı, 1967 Savaşı’nda İsrail, Mısır komuta kademesini çok hazırlıksız bir şekilde yakalamışken aynı durumun bu kez İsrail için geçerli olmasıydı.
Nitekim, savaşın başlamasıyla birlikte 1948’den beri agresif politikalar yürüten İsrail, ilk defa saldırı pozisyonunu bırakıp savunma pozisyonuna geçmiştir. Öyle ki savaşın üçüncü gününe gelindiğinde Mısır ve Suriye açısından zafer olarak adlandırılabilecek bir durum söz konusuydu. Ancak, bu süreç ̧ İsrail’in yaptığı seferberlikle rezervlerini toparlaması sonucu değişmeye başlayacaktı.
Toparlanmaya başlayan İsrail, önceliği Suriye cephesine vererek önce direnişe sonrasında ise karşı saldırıya geçmeye başlamıştır. Bu noktada Mısır ve Suriye’nin