AÖF Soru Bankası

Orta Doğuda SiyasetÜnite 2 Özeti

20.Yüzyılda Orta Doğu: Sömürgecilikten Bağımsızlığa

Lübnan: Bağımsızlık Beklentisi Mandaya Müslümanların Hristiyanlar karşısında dezavantajlı Dönüşüyor konumunu sona erdirmekteydi.

1516’dan 1918’e kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun Osmanlıdan Baas’a Uzanan Suriye’de Zorlu denetiminde kalan Lübnan, Birinci Dünya Savaşı’nda, Süreç İngiliz hükümetinin etkisiyle, Osmanlı İmparatorluğuna 1914 ile 1922 yılları arası tarihî gelişmelerin yaşandığı bir karşı İngiliz Hükümetini desteklemiştir. İngiliz Hükümeti dönem olmuştur. Özellikle I. Dünya Savaşı’nın bunu yaparken Osmanlının bölgeden çekilmesi sonrasında başlamasıyla beraber Osmanlı ordusunun Mısır-Suriye- bağımsız Arap devletleri kurulacağı konusunda Müslüman Hicaz cephesindeki katı yönetimi karşısında Arap Arap halkları büyük beklentiye sokmuştur fakat Birinci milliyetçiliğinin yoğunlaştığı gözlenmiştir. Dünya Savaşı’nın sona ermesi üzerine Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeden çekilmesi gündeme Arap temsilcilerin katılımıyla oluşan Suriye Ulusal geldiğinde; Müslümanlar bağımsızlık beklentisine Kongresi Mart 1920 Faysal’ı Suriye Kralı ilan etmiş, girerken, Marunîler manda yönetimini tercih ettiklerini Fransa buna karşı çıkmıştır. 1925 yılına gelindiğinde ortaya koymuşlardı. Fransa, Halep, Şam, Lazkiye (Alawite State) ve Cebel-i Dürzî’yi dört ayrı eyalet hâline getirerek her birinin ayrı San Remo Paylaşım Anlaşması doğrultusunda Fransa’nın hükûmete ve ayrı Fransız danışmanlara sahip, Suriye 1920’de Suriye’den Faysal’ı çıkararak denetim devletini oluşturdu. sağlamasıyla beraber bu devletin Suriye ve Lübnan’daki denetimi de başladı; Suriye ve Lübnan’daki ulusal birliği Suriye Meclisinin 1929 yılında hazırladığı anayasa sağlamak ve güçlendirmek yerine etnik, dinî ve mezhepsel taslağını kabul etmeyen Fransa, bir yıl sonra manda farklılıkları olabildiğince derinleştirmeye çalışıp bu rejimini garanti altına almak için kendi hazırladığı anayasa doğrultuda ilk uygulamayı 1920’de ayrı bir Lübnan taslağını empoze etti. Devleti oluşturarak yaptı. Fransa 1936’ya kadar yoğun iç ayaklanmalarla uğraştı. Fransa, Suriye’den farklı olarak daha 1926’da kabul ettiği 1936’da imzalanan antlaşma ile Suriye kağıt üzerinde de bir anayasa ile Lübnan’a parlamenter demokrasi ile olsa bağımsızlığını kazandı. 1938’de Fransız yönetilen bir cumhuriyet görünümü vermiştir ve 1926 parlamentosunun anlaşmayı onaylamaması ve ardından Anayasası Lübnan’ın bağımsızlığını öngörmediği gibi, 1939 yılında Alevi ve Dürzilerin özerkliklerini tanıması Fransa ile Lübnan yetkilileri arasındaki bir anlaşmaya da üzerine Suriye yine bölünmüş ve bağımsızlıktan yoksun dayanmamaktaydı. hale gelmiştir. 1946 yılında Fransa’nın Suriye’yi terk etmesiyle bağımsızlığını kazanmıştır. Ancak uzun süre iç Fransa, 1936’da Suriye ile olduğu gibi Lübnanlı ve dış savaşlar yaşanan Suriye’de, 1950’den itibaren yetkililerle de bağımsızlığa ilişkin bir antlaşma imzaladı Baas’ın hakim olduğu bir yönetim dönemi başlamıştır. ve tüm Manda haklarını Lübnanlı yetkililere devretti. Bu gelişmenin ardından bağımsızlık havasına giren Lübnan Ürdün: İngiliz Sömürgesinden Bağımsız Devlete Meclisi 1937’de toplanarak Emile Edde’yi cumhurbaşkanlığına seçti. Sünni Müslümanlar ve 1921’de İngilizlerin eliyle bir devlet hâline getirilen Hristiyanlardan seçilen yönetim nüfus oranlarındaki eşitlik Ürdün, aslında İngiliz politikalarının hakim olduğu bir ilkesine dayandırılıyordu. sürece girmiştir.

Şiiler, 1943 Ulusal Paktı çerçevesinde ortaya çıkan iktidar İngiliz mandasının sona ermesine kadar devam eden bu paylaşımında yeterli oranda temsil edilmemişlerdi ve süreç, 1946 ve 1952 yılında kabul edilen yasalar ile zamanla nüfuslarının diğerlerine göre daha hızlı Ürdün, kendi başında kralın olduğu iki meclisli bir artmasıyla buna en şiddetli karşı çıkan taraf olmuşlardır. parlamento ile tamamen bağımsızlığına kavuşmuştur.

Manda yönetimi altında birer parlementer sistem haline Mısır’da İngiliz Yönetimi getirilen Suriye ve Lübnan’ı bağımsızlığına kavuşması Fransa’nın 1946 yılında ülkeyi terke etmesiyle mümkün 1881’de Mısır İngiltere tarafından işgal etmiş ancak tam olmuştur. bir kolonisi yapmamıştır. Hıdivlerle yönetilen Mısır, İngiliz işgali altında bulunduğu sürece İngiliz endüstrisi 1975 iç savaşına kadar seçimle değişen farklı için pamuk yetiştiren bir ülke hâline getirilmiştir. Mısır’ın cumhurbaşkanları ile bu yönetim biçimi devam etmiştir. siyasi, askerî ve kültürel (eğtim) yapısı da aynı şekilde Lübnan’da bağımsızlıktan sonra yaşanan krizlerden ilki bütünüyle İngiliz çıkarlarına göre biçimlendirilmiştir. 1958’de Hristiyan Cumhurbaşkanı Camille Chamoun’un Görünüşte Mısırlı bürokratlar tarafından yönetilen ülkede görev süresini uzatmak istemesinden kaynaklanan ve danışman sıfatıyla binlerce İngiliz görevli bulunmuştur. I. ABD’nin yardıma çağrıldığı kriz, ikincisi ise 1976 iç Dünya Savaşının başlamasıyla beraber İngiltere, 1914 savaşıdır. Ayrıca biri 1978’de, ikincisi 1982’de ve son Aralık’ında Mısır’ı resmen ilhak ettiğini açıklamıştır. olarak 2006’da olmak üzere ülke üç defa İsrail tarafından işgal edilmiştir. 1989’da Suudi Arabistan’ın aracılığıyla Mısır’ın işgalinin sona erdiğini bildiren 1936 Antlaşması, Taif’te imzalanan antlaşma iç savaşı sona erdirirken, aslında İngiliz varlığını hukukileştiriyordu. Mısır daha 1922’de bağımsız ve egemen bir devlet olarak ilan


edilmişti ama İngiltere’nin bu bağımsızlığı ciddi biçimde tekliflerini reddederek, İngiltere’nin ülkeyi terk etmesini sınırlayan dört şartı, İngiltere’nin yabancıları Mısır’ın istemiştir. içişlerine karışmaktan menetmeleri ve kapitülasyonların Bunun üzerine 1941 yılında İngiltere ile Irak arasında devam edecek olması, bir bağımsızlık sözünü özden başlayan savaşı Irak kaybetmiş ve Raşid Ali ülkeyi terk mahrum etmiş, Mısır bir çeşit protektora olmaktan etmek zorunda kalmıştır. Böylece 1958 yılındaki Baas kurtulamamış ve Mısır’ın de jure ile de facto durumu ağırlıklı darbeye kadar Irak, İngiltere himayesinde arasında önemli farklar sürüp gitmişti. 1936 anlaşmasıyla yönetilmeye devam etmiştir. beraber, Mısır bağımsızlığını güçlendirmiştir. 1958’de General Kasım tarafından düzenlenen ve Kral II. Yemen: Osmanlı Sonrası İstikrarsız Ülke Faysal, Prens Abdullah ve Nuri Said’in öldürülmeleriyle Günümüzde Yemen olarak bilinen ülke 1990’a kadar sonuçlanan kanlı darbeyle Irak’ta monarşi sona ermiştir. kuzey ve güney olmak üzere iki bölgeden oluşuyordu. Bu Böylece ülkenin İngiltere’yle olan 37 yıllık bağı da sona iki bölge de tarihleri boyunca iç ve dış savaşlarla ermiştir. Irak politikasında Nasıl ve Baas’ın etkisinin mücadele etmiştir. Güney Yemen 1967’de bağımsızlığını artması ve ülkenin giderek Doğu Bloku’na kayması söz kazanıncaya kadar İngiliz sömürgesidir. konusu olmuştur.

Hz. Ali zamanında Müslümanların egemenliğine giren Irak’ta yeni yönetim Türkiye ile 1955’te imzalanan Kuzey Yemen, 1173’te Eyyübilerin, arkasından anlaşmayla kurulan ve Pakistan, İran ve İngiltere’nin de Memlukların ve 1517’de de Osmanlı İmparatorluğu’nun üye olduğu Bağdat Paktı’ndan 1959’da ayrıldığını egemenliğine geçmişir. açıklamasıyla Pakt’ın adı CENTO olarak değiştirilmiş ve merkezi Bağdat’tan Ankara’ya taşınmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere’ye karşı Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte hareket etmiştir. Kuzey Yemen, 1963’te kanlı bir darbe ile yönetimi ele geçiren Baas, 1918’de İmam Yahya önderliğinde bağımsızlığını ilan ülkeyi iyi yönetemeyince aynı yıl karşı bir darbe ile etmiştir. Kuzey Yemen ile Güney Yemen, 1990’da devrilerek tüm yönetim kademelerinden tasfiye edilmiştir. birleşirken, cumhurbaşkanlığına 1978’den beri Kuzey 1968’e kadar Abdülselam ve Abdurrahman Arif kardeşler Yemen’in cumhurbaşkanı olan Ali Abdullah Salih tarafından yönetilen Irak, 1968’de yeniden Baas getirilmiştir. önderliğindeki bir darbeyle iktidar değişikliğine sahne

Irak: Sömürgeden Bağımsızlığa olmuştur. 10 yıl boyunca iktidarda kalan Baas üyesi Generel Hasan el- Bekr, 1979’da Saddam Hüseyin lehine 1918’de Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeden devlet başkanlığı görevinden çekilmiştir. 20 yıl boyunca çekilmesiyle beraber Basra, Bağdat ve Musul’u işgal eden iktidarda kalan Saddam Hüseyin, 1980-88 Irak-İran Savaşı İngiltere, 1920’de San Remo kararları doğrultusunda bu ve 1990-91 Körfez Krizi’nde iktidarını korumayı üç ili Irak devleti adıyla birleştirerek manda yönetimi başarmıştır. 10 Nisan 2003’te Amerikan askerlerinin altına aldı. Ancak İngiltere çıkan ayaklanmalardan dolayı Bağdat’a girmesiyle Saddam Hüseyin ve Baas için perde Irak’ı uzun süre yönetmesinin kolay olmayacağını görmüş kapanmış oldu. ve çıkarlarını koruyacak önlemler almaya başlamıştır. Bu amaçla, 1921’de Emir Faysal’ı Irak Kralı olarak ilan İran: Safevilerden Günümüze etmiştir. 1925’te yapılan anayasada hükumet biçimi, 1501’de Tebriz’i alarak kendisini “Şah” ilan eden İsmail, seçimle oluşmuş çift meclisli bir parlamentoya sahip 1510’da İran’ın doğu bölgelerindeki Türk kabilelerini de anayasal monarşi olarak tanımlanmaktaydı. etkisiz hale getirerek siyasi otoritesini bu bölgeye de

İngiltere 1922 ve 1930’da Irak’la iki antlaşma yaymıştır. Şiiliği İran’da resmi devlet mezhebi haline imzalamıştır. İlk antlaşmaya göre Faysal iç ilerinde özerk getirerek, Fars ve Azeri Türkmenlerin ağırlıkta olduğu ama dış politika ve savunma konularında İngiltere’ye bağlı İran’ı bir Şii devleti haline dönüşmüştür. Şah İsmail’in olacaktır. 1930’da yapılan antlaşma ise Irak için çok daha öldüğü 1524’te Safevi Devleti bir kabile devletinden, fazla avantajlar içerse bile yine de Irak’ın bütünüyle bürokratik bir imparatorluğa dönüşmüştür. bağımsız olacağı anlamına gelmiyordu. İran 1722’de Safevi devletinin dağılması ile 1794’te Kral Faysal’ın ölümünden sonra başa geçen oğlu Gazi’nin Kaçarlar adında bir başka Türk kökenli hanedanın liderlik niteliklerinden yoksun olması ülkedeki denetimi ele geçirmesine kadar istikrarsız bir ara dönem politikacılar arasında iktidar mücadelesinin başlamasına geçirmiştir. Kaçar Hanedanlığı dönemi 1925’te Rıza yol açmıştır. Pehlevi’nin yönetimi ele geçirmesi ile sona ermiştir. Rıza Pehlevi, 1941 yılında tahtı oğlu Muhammed Rıza’ya Kral Gazi’nin 1939’da ölmesi üzerine denetimi Haşimi devretmiştir. Genç yaşta işbaşına geçen Şah Muhammed hanedanından Kral Nasibi ve ona yakın politikacı Nuri Rıza Pehlevi ise 1979 Devrimi’ne kadar işbaşında Said devralmıştır. İngiltere’yi destekleyen Nuri Said ile kalmıştır. Yıkılan monarşik rejim yerine Şiiliği esas alan ordu 1940 yılında ters düşmüş ve istifa etmiştir. Nuri Ayetullah Humeyni’nin kurduğu İslam Cumhuriyeti ve Said’in yerine geçen başbakan Raşid Ali, İngiltere’nin Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi bölgedeki

dengeleri alt üst etmiştir. Bunun üzerine bölgedeki Şii


rejiminin yayılması tehlikesine karşı Körfez İşbirliği Kuveyt: Zengin Ama Güvensiz Konseyi kurulmuştur. Diğer taraftan ABD de, İran ve Afganistan’daki gelimeler üzerine Nixon Doktrini’nde 18. yüzyıldan beri Kuveyt, diğer Körfez ülkeleri gibi bir değişikliğe giderek Carter Doktrini çerçevesinde sahil ülkesi olmanın avantajını kullanarak daha o yıllarda bölgedeki askeri varlığını arttırmaya karar vermiştir. İran Hindistan ile Orta Doğu arasında bir ticaret merkezi olma bu dönemde bir taraftan Irak ile savaşırken, diğer taraftan özelliğini kazanmıştır.

Şii unsurları kullanarak devrimi bölgeye ihraç etmeye Kuveyt 1853’ten sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun çalışıyor ve bunun doğurduğu istikrarsızlıklar dolayısıyla egemenliğine girmiş, bu durum zamanla İngiltere ve komşu ülkeleri İran karşıtı cephelerde yer almak zorunda Osmanlıyı karşı karşıya getirmiştir. İngiltere, Osmanlı bırakılıyordu. İmparatorluğu ile 1913’te imzalanan anlaşmayla Bağdat’ın

1971’de varili 1.9 dolar olan ham petrolün fiyatı 1973 güneyinde yer alan bölgeler için aldığı demir yolu imtiyazı sonunda 11.65 dolara fırlamış ve bu doğrultuda İran’ın karşılığında Kuveyt üzerindeki egemenlik iddiasından petrol gelirleri de 2.3 milyar dolardan 18.5 milyar dolara vazgeçmekteydi. Daha sonra İngiltere 1913 anlaşmasının ulaşmıştır. geçersiz olduğunu açıklayarak, protektoranın devam ettiğini vurgulamış. 1917 Mart’ından itibaren İngiltere’nin 16 Ocak 1979’da tatil gerekçesiyle Şah’ın İran’dan askerî ve siyasi denetimine girmiştir. Kuveyt’in söz ayrılması ve Humeyni’nin 1Şubat 1979’da sürgünden konusu bu statüsünde 1961’de bağımsız oluncaya kadar dönmesiyle İran’da Pehlevi Hanedanlığı ve monarşi sona bir değişme olmadı. ermiştir. Uluslararası petrol şirketlerinin bölgeye gelmesiyle Humeyni’nin 1989’da ölümünden sonra İran’ın dış beraber Kuveyt’in talihi de değişmeye başladı. Petrol politikasında ideolojik unsurlar öne çıkmaya başlamıştır. imtiyazları için yaptığı uluslararası anlaşmalarla Kuveyt, Bu amaçla özellikle Rafsancani ve ardından da Hatemi ile sıradan bir ülke olmaktan çıkarak bir finansal güç hâline beraber sınır komşusu olan ülkelerle ilişkilerini gelmiştir. geliştirmeye çalışmıştır. ABD ile ilişkileri özellikle 11 Eylül 2001’den itibaren gerilen İran, nükleer faaliyetleri Diğer Körfez Ülkeleri

ve uranyum zenginleştirmesinden dolayı sık sık ABD Birleşik Arap Emirlikleri: 1971’de yedi emirliğin tarafından nota almaktadır. birleşmesiyle oluşan Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere

Suudi Arabistan: Petrolün Siyasal Gücü ile bağlarını tamamen koparmamıştır. Aynı tarihte BAE, ilan edilen bağımsızlıkla beraber hem BM’ye hem de Arap 1926’da Hicaz Krallığı, 1932’de ise Suudi Arabistan Birliğine üye olmuştur. BAE’de petrol gelirlerinin devreye Krallığı adını alan devletin kurucusu olan Abdül Aziz, girmesi, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Bahreyn’e göre daha dağınık hâlde bulunan kabilelerin oluşturduğu bir geç bir tarihte olmuştur. konfederasyon yerine merkezî bir devletin kurulmasını sağlamakla beraber, 1953’te öldüğünde devletin anayasası Birleşik Arap Emirliklerinde en önemli yönetim aygıtı olarak Kur’an, yasaları olarak da şeriat kabul edildiğinden yedi emirliğin başında bulunan emirlerin katılımıyla ayrı bir anayasası, ayrı bir yasası ve kurumsallaşmış bir oluşan ve bir anlamda başkanlar konseyi niteliğinde olan danışma meclisi bulunmamaktaydı. Suudi Arabistan çöl Yüksek Konseydir.

imparatorluğu iken, Kral Faysal dönemiyle birlikte Umman: Basra Körfezi ile Umman Körfezi’nin bitiştiği finansal bir güç haline gelmiştir. Faysal, uyguladığı noktada yer alan Umman’ı diğer Körfez ülkelerinden modernleşme programlarıyla, ekonomik ve eğitim farklı olarak önemli kılan petrol değil, stratejik alanında yeni sayılabilecek atılımlarda bulunmuştur. konumudur. 19. yüzyılın sonuna doğru her ne kadar

Askeri başarılardan kaynaklanan bağlılığın, işlerin kötüye İngiltere ile birçok anlaşma imzalayıp, onun yardımını gitmesiyle birlikte zayıflayacağını öngören Abdül Aziz, alsa da, Umman diğer körfez şeyhliklerinden farklı olarak dini bir bağlılığın daha sürekli olacağını düşünmüş ve bu İngiliz protektorası olmayarak bağımsızlığını koruyan tek amaçla kendine bağlı kabilelere din bilginleri göndermek ülke olmuştur. Umman en yaygın mezhep İbadiliktir. ya da kendi camilerini yapmaları içi mali desteklerde Hariciliğin ılımlı bir kolunu teşkil eden ancak bulunmak gibi yöntemlerin dışında Vahhabi anlayışını günümüzdeki uygulanış biçimiyle Sunniliğe çok benzeyen benimsemeleri için zor kullanma da dahil değişik İbadilik, toplumsal hayatı olduğu kadar siyasi hayatı da yöntemler uygulamıştır. biçimlendirmektedir. Hâlen mutlak monarşiyle yönetilmektedir. Faysal, petrol fiyatlandırılmasında yaptığı artışlarla ülke gelirini kat kat artırmıştır. Kral Faysal’ın psikolojik Katar: 1971’de İngiltere’nin bölgeden çekilmesiyle BAE problemleri olan bir yeğeni tarafından bir suikast sonucu ve Bahreyn gibi bağımsızlığını kazanmıştır. Basra öldürülmüştür. 2005’te ise Kral Fahd’ın ölümü üzerine Körfezi’nin batı kıyısında bir yarım ada üzerinde yer alır. Veliaht Prens Abdullah bin Abdül Aziz kral olmuştur. I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlının etkisi altında kalan Katar, 1916’da İngiltere’nin denetimine girmiştir. 1 Aralık 1971’de bağımsızlığını kazanmış; diğerleri gibi o da İngiltere ile daha önceki anlaşmaların yerini alacak yeni


bir anlaşma yapmış; arkasından da BM’ye ve Arap Birliğine üye olmuştur.

Bahreyn: Nüfusun üçte birini yabancıların oluşturduğu, 35 adadan oluşan, körfezin en küçük emirliğidir. 16. yüzyılda Portekiz’in, 17. ve 18. yüzyılda ise İran’ın hakimiyeti altında kalmıştır. 1968’de İngiltere’nin bölgeden çekilmesinin ardından diğer emirlikler gibi Bahreyn de 1971’de bağımsızlığına kavuşmuştur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında