çevirtmiş ve nazırlarından da bunları değerlendirmelerini Osmanlı Devleti’nde Anayasacılık Hareketleri istemiştir. Taslakların hazırlanmasının ardından anayasa
İlk Anayasal Nitelikte Belgeler hazırlamakla görevli resmi bir komisyon oluşturulmuştur. Sened-i İttifak: Osmanlı İmparatorluğu tarihinde anayasal Zamanla yarışarak hazırlanan metin, 23 Aralık 1876’da nitelikte ilk belge 1808 tarihli Sened-i İttifak olarak kabul padişah tarafından kabul ve ilan edilmiştir.
edilir. Bir giriş, yedi şart (madde) ve bir zeyl’den (ek) Padişah tarafından belirlenmeyen tek kurulun Heyet-i oluşan bu belge, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın Mebusan olduğu bu sistemde, yasama ve yürütme âyanları davet ettiği bir toplantıda, bu toplantıya organlarının işleyişinde de padişahın önemli yetkileri katılanların/temsilci gönderenlerin bazıları tarafından olduğu görülmektedir. Heyet-i Vükela, bazı konuları imzalandıktan sonra, padişah II. Mahmut tarafından da görüşmek için padişahtan izin almak zorundadır. Meclisin imzalanmıştır. tatil ve feshedilmesi de padişahın kutsal hakları
Sened-i İttifak çevre güçlere karşı merkezi devlet arasındadır. Meclis ile hükümet arasında bir uyuşmazlık otoritesini güçlendirmeyi amaçlayan sadrazamın çıkması halinde padişahın Heyet-i Mebusan’ı dağıtma girişimiyle ortaya çıkmıştır. Bu anlamda Sened-i İttifak, yetkisi vardır.
padişahın mutlak iktidarının sınırlanabileceği fikrini Parlamentonun asıl işlevi olan yasa yapım sürecinde de ortaya koyması bakımından önemli bir belge olarak kabul padişahın ağırlığı görülmektedir. Padişahın mutlak veto edilir. yetkisi bulunur. Bu süreç incelendiğinde, seçimle gelen
Tanzimat Dönemi: Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı tek organ olan Heyet-i Mebusan’ın yetkisinin, sadece sorunlara çözüm getirmek amacıyla ve Batılı devletlerin istemediği yasanın çıkmasını engellemekten ibaret olduğu etkileri ile 19. yüzyıl başında bazı reform girişimleri görülür.
yapılır. Bu çerçevede iktidarın yetkilerini ve devlet-toplum Oldukça geniş bir temel hak kataloğunun yanı sıra, yargı ilişkilerini düzenleyen metinler de ortaya çıkar. Bunlar yetkisinin tamamen bağımsız mahkemelere bırakıldığı arasında en önemlilerinden bir tanesi 1839 tarihli Gülhane görülmektedir. Bununla birlikte, padişahın ısrarı üzerine Hattı Hümayunu (Tanzimat Fermanı) ise bir diğeri 1856 eklenen 113. madde ile padişaha hükümet emrini ihlal tarihli Islahat Fermanı’dır. edenleri sürgüne gönderme yetkisi verilmesi bu hakları
Gülhane Hattı Hümayunu padişahın tek taraflı iradesinin etkisiz kılmaktadır. Nitekim bu alandaki olumlu sonucu olduğu için, Sened-i İttifak’tan farklı olarak hükümlerin kağıt üstünde kaldığı görülmüştür.
ferman niteliğindedir. Padişah, tebaasına birtakım haklar 1876 Anayasası, padişahın zaten sahip olduğu yetkilerin bahşetmiş, bunlara uyacağına dair yemin etmiş, ancak bir anayasa ile meşrulaştırılması işlevini görmüştür. bunlara uyulmamasını herhangi bir yaptırıma Padişahın yetkilerinin seçilmiş meclis olan Heyet-i bağlamamıştır. Kanunların üstünlüğüne vurgu yapılan Mebusan tarafından tam olarak sınırlanmadığı dikkate metinde, can güvenliği, şeref, haysiyet ve ırzın korunması, alındığında, bu rejim için meşrutiyet nitelemesi tartışmalı aleni yargılanma hakkı, askerlik hizmetlerinde adalet ve bir hal almaktadır. Ancak, özellikle yargı ve kısmen de eşitlik, mali güce göre vergi alınması ilkesi, devlet olsa yasama işlevi açısından padişahı egemenliğin tek harcamalarının kanunla yapılması ve denetlenmesi, sahibi olmaktan çıkarması bakımından mutlakıyet mülkiyet hakkı, müsadere yasağı ve eşitlik ilkesi gibi rejiminden çıkıldığı da açıktır. konular yer almaktadır. İlk Osmanlı parlamentosu 19 Mart 1877 günü açılmıştır. Islahat Fermanı ise 1856 yılında yapılan Paris Konferansı Bu meclis, seçimlerin “bu senelik” olduğuna dair hüküm öncesinde bazı Avrupa Devletlerinin baskısıyla ilan gereğince üç ayı biraz geçen toplantı yılının ardından edilmiştir. Temel hükümleri Sadrazam Ali Paşa ile kendiliğinden dağılmış ve 13 Aralık 1877 tarihinde İstanbul’daki İngiliz ve Fransız elçileri arasında toplanan ikinci meclis için seçimler yenilenmiştir. kararlaştırılan belgenin asıl amacı Müslümanlar ile Aralık’ta toplanan Meclis-i Umumi ise 14 Şubat 1878’de gayrimüslimler arasında tam bir eşitlik sağlanmasıdır. Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi) gerekçe gösterilerek II. Sonuç olarak padişahın tek taraflı iradesini yansıtan bir Abdülhamit tarafından tatil edilmiştir. Padişahın, bir daha ferman ile ilan edilmiştir. toplantı çağrısında bulunması için ise 30 yıl beklemek
İlk Anayasa (1876 Kanun-i Esasi) gerekmiştir. Böylece, padişahın tek taraflı iradesiyle İlk Anayasa olan Kanun-i Esasi 23 Aralık 1876 tarihinde Kanun-i Esasi askıya alınmış ve tam bir mutlakıyete geri ilan edilmiştir. Kanun-i Esasi her ne kadar dış etkilerin dönülmüştür.
anayasanın kabulündeki rolünü gösterse de, anayasanın II. Abdülhamit’in uygulamaları kendi muhalefetini de sadece dış baskılar sonucu kabul edildiğini ileri sürmek doğurmuş ve özellikle Jön Türk hareketi gerek örgütlülüğü için yeterli değildir. gerekse oluşturduğu kamuoyu ile 1908 yılında ikinci kez Sadrazam Mithat Paşa tarafından hazırlanan 57 maddelik meşrutiyetin ilan edilmesinde etkili olmuştur.
anayasa taslağını (Kanun-ı Cedid) ülke koşullarına uygun II. Meşrutiyet’in ilanından kısa bir süre sonra Kanun-i görmeyen padişah, Sait Paşa’ya Fransız Anayasalarını Esasi’de önemli değişiklikler yapılacaktır. Meşrutiyet
yeniden ilan edildikten sonra padişah karşısında güçlenen 20 Ocak 1921’de BMM tarafından kabul edilen Teşkilat-ı ilk organ hükümettir. Heyet-i Vükela (Kamil Paşa Esasiye Kanunu 23 madde ve bir de madde-i Kabinesi), Osmanlı siyasal hayatında ilk defa bir münferideden (ayrık maddeden) oluşan kısa çerçeve “hükümet programı” hazırlayarak kamuoyuna sunmuş ve anayasa niteliğinde bir belgedir. yayınlamıştır. 1921 Anayasasının en dikkat çekici özelliklerinden biri, İttihat ve Terakki Cemiyetince gösterilen adayların Osmanlı Devleti resmen son bulmadığı halde, onunla aynı çoğunlukta olduğu Meclis 17 Aralık 1908 günü padişah topraklar üzerinde bir Türkiye Devleti’nden bahsetmesi ve tarafından açılmıştır. Oldukça kısa bir sürede Osmanlı bu devletin Büyük Millet Meclisi tarafından idare siyasi hayatında birçok “ilk”in yaşanmasına tanıklık olunduğunu bildirmesidir. İkinci önemli özelliği ise edilmiştir: İlk güven oylaması, ilk güvensizlik oyu bildiren egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun karar, hükümet programını meclisin güvenine sunan ilk belirtilmesidir. Bunların yanı sıra uygulanmakta olan hükümet… Ancak sistem tam olarak oturmuş olmadığı kuvvetler birliği ilkesi ve meclis hükümeti sistemi daha için 31 Mart ayaklanmasının ardından bu kazanımlardan ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu sistemde İcra Vekilleri geriye dönüş yaşanmaya başlamış ve bu süreç Heyeti (Bakanlar Kurulu), Meclisten ayrı ve bağımsız bir ayaklanmayı bastırmak amacıyla Hareket Ordusu’nun organ değil, Meclisin bir organı olarak kabul edilmektedir. İstanbul’a gelişinin ardından padişahın tahttan 1921 Anayasasının en uzun bölümü 14 madde ile yerel indirilmesine kadar devam etmiştir. yönetimlerin düzenlenmesine ilişkindir. Vilayet (İl), Kaza 1909 Değişiklikleri: 1876’da padişahın tek taraflı iradesi (İlçe) ve Nahiye (Bucak) biçiminde bir örgütlenmeyi söz konusu olduğu halde, 1909 değişikliği milletin öngören bu anayasa yerinden yönetim ilkesine ağırlık temsilcileri tarafından yapılmış, padişah sadece kabul edip vermiş, illere ve bucaklara özerklik tanımasıyla dikkat onaylamıştır. Dolayısıyla, 1909 değişikliği iki yanlı bir çekmiştir. iradenin ürünü olarak misak anayasa özelliği taşımaktadır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu hem uygulandığı süre hem de 1909 değişikliklerinde devletin monarşik ve teokratik yapısı içerik bakımından kısa ve çoğu maddesi uygulamaya korunurken, padişahın gerçekten sınırlanması yönünde geçmemiş bir anayasadır. Göreve başlamasının hemen adımlar atılmıştır. Artık en önemli kurum Meclis-i ardından Lozan Antlaşması’nı onaylayan Meclis, yeni bir Mebusan’dır. Meclis-i Mebusan padişah izni olmaksızın her anayasa yapımına gerek duymaksızın Anayasanın bir konuda teklif verebilir hale gelmiştir. Padişahın mutlak veto maddesini değiştirmek suretiyle cumhuriyet rejimini kabul yetkisi geciktirici vetoya dönüştürülmüştür. Meclisler, aynı etmiş, ardından da hükümet sistemiyle ilgili önemli metni 2/3 çoğunlukla kabul ettiği takdirde, padişah değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikler 1924 Anayasası onaylamak zorundadır. Bakanlar Kurulu, padişah önünde sistemine bir geçiş niteliğindedir. sorumlu olmaktan çıkarılıp Meclis-i Mebusan önünde sorumlu hale getirilmiştir. 1924 Anayasası
20 Nisan 1924’de kabul edilen Anayasanın temel Padişahın yürütme alanına ilişkin yetkilerine bakıldığında, özelliklerine bakıldığında, ilk maddede Türkiye artık sadece sadrazam ve şeyhülislamı bizzat atayabildiği, Devleti’nin cumhuriyet ile yönetildiğine ilişkin hükmün diğer vekilleri ise sadrazamın seçimi doğrultusunda usulen yer aldığını ve bu maddenin değiştirilmesinin teklif dahi atadığı görülmektedir. Bakanlar Kurulunun bir konuyu edilemeyeceği ilkesinin kabul edildiği görülmektedir. görüşmek için padişahtan izin alma zorunluluğu Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun kaldırılmıştır. belirtilmesi ile millet egemenliğine gönderme yapılırken,
Padişaha sürgün yetkisi veren 113. maddenin kaldırılması, egemenliğin kullanımı millet adına Türkiye Büyük Millet sansür yasağı getirilmesi, postaya verilen evrakların Meclisi’ne bırakılmıştır. Meclis yasama yetkisini bizzat, mahkeme kararı olmadan açılamayacağının kabul edilmesi, yürütme yetkisini ise kendi seçtiği cumhurbaşkanı ve onun kanun dışı tutuklamanın engellenmesi, toplanma ve dernek belirlediği bakanlar kurulu eliyle kullanacaktır. Yargı kurma haklarının anayasallaştırılması temel hak ve yetkisi ise, yine millet adına bağımsız mahkemelerce özgürlükler alanında önemli gelişmelerdir. Bütün bu kullanılacaktır.
değişiklikler doğrultusunda, 1909’da Osmanlı Devleti’nin Cumhurbaşkanı milletvekilleri arasından bir seçim dönemi parlamenter, anayasal bir monarşiye geçtiği ileri sürülebilir. (kural olarak 4 yıl) için seçilir. Cumhurbaşkanınca meclis
1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) üyeleri arasından seçilen başbakan, yine meclis üyeleri arasından bakanları belirler ve cumhurbaşkanının onayına Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgi sunar. Bu şekilde kurulan hükümetin bir hafta içinde ile çıkmasının ardından, İstanbul işgal edilmiş (16 Mart programını sunması ve güvenoyu alması gerekmektedir. 1920) ve Meclis-i Mebusan feshedilmiştir (11 Nisan 1920). Bu durum üzerine, kurtuluş mücadelesinin bir 1924 Anayasasının metni dikkate alındığında, parçası olarak 23 Nisan 1920’de Ankara’da olağanüstü cumhurbaşkanının konumunun zayıf, meclisin üstün yetkileri haiz bir meclis kurulmuş ve bu meclise Büyük olduğu düşünülebilirse de, uygulamada cumhurbaşkanı Millet Meclisi (BMM) adı verilmiştir. olan kişilerin kimliği ve dönemin özellikleri nedeniyle
aksi yönde bir sonuç ortaya çıkmıştır. Bunun en önemli belirtilmiştir. 9 Temmuz 1961 günü yapılan %80’in gerekçelerinden biri de tek parti rejimidir. üstünde bir katılım oranının yakalandığı oylamada geçerli oyların %61,5’i anayasanın kabul edilmesi yönünde 1924 Anayasası temel hak ve özgürlükler alanında bireyci olmuştur. ve liberal bir anlayışa sahiptir. Özgürlüklerin sınırı, başkalarının özgürlükleridir (m.68). Kişi dokunulmazlığı, Bu şekilde kabul edilen 1961 Anayasası 157 madde ve 22 düşünce, ifade, vicdan, din, basın, seyahat, sözleşme, geçici maddenin yanı sıra bir de başlangıç bölümü içeren mülkiyet, toplantı yapma, dernek kurma gibi klasik oldukça kapsamlı ve ayrıntılı bir metindir. Bu metin hakların çoğu “Türklerin tabii hakkı” olarak kabul özellikle üç alanda kendisinden önceki anayasalardan edilmiştir (m.70). Anayasaya göre buradaki Türk kelimesi, ayrılmaktadır. Bunlar temel hak ve özgürlükler, devlet Türkiye’de din ve ırk ayırt etmeksizin vatandaşlık iktidarının bölüştürülmesi ve anayasanın üstünlüğü bakımından herkesi ifade etmektedir (m.88). Seçme hakkı ilkesinin koruma altına alınması olarak sayılabilir. 18, seçilme hakkı ise 30 yaşını bitiren erkek Türk Temel Hak ve Özgürlükler Alanı vatandaşlarına tanınmıştır (m.1011). 1934’de kadınlara da seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla birlikte, seçme yaşı 1961 Anayasası temel hak ve özgürlükleri tanımanın yanı 22’ye çıkarılmıştır. Parasız ilköğretim hakkına yönelik sıra, bunların etkin bir biçimde korunmasını sağlamaya düzenleme (m.87) dışında, sosyal haklarla ilgili tek bir yönelik olarak etkili bir idari yargı, etkili bir anayasa madde bulunmamaktadır. yargısı ve yargı bağımsızlığı konularına özel bir önem vermiştir. 1924 Anayasası ilk halinde devletin dini olarak İslam dinini belirtmişse de, 1928 yılında yapılan değişiklikle bu İktidarın Paylaşımı ve İşleyişi
madde Anayasa metninden çıkartılmıştır. 1937 yılında 1961 Anayasasının, önceki anayasalardan önemli bir farkı yapılan değişiklikle de devletin laik yapısı anayasa hükmü egemenliğin kullanımını tek bir organa değil, birden çok haline getirilmiştir. organa ait yetki ve görev olarak kabul etmesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece yasama yetkisini 1924 Anayasası döneminde tek partili rejimden çok partili kullanmaktadır ve artık Millet Meclisi (450 üye) ile hayata geçilirken Anayasada bir değişiklik yapılmamıştır. Cumhuriyet Senatosu (150 üye) adı verilen iki kanattan Ancak, kuvvetler birliği anlayışına dayalı bu Anayasa, oluşmaktadır. çoğunluk dışında kalanların, başka bir ifadeyle muhalefetin korunmasını sağlayacak mekanizmalardan yoksundu. Bu Yürütme yine siyasi olarak sorumsuz cumhurbaşkanı ve durum uygulamada sıkıntılara yol açmış ve çoğunluk sorumlu bakanlar kurulundan oluşmaktadır. partilerinin diktatörlüğü tehlikesini gündeme getirmiştir. Cumhurbaşkanı ve başbakanın TBMM üyeleri arasından Demokrat Partinin antidemokratik uygulamaları artan bir belirlenmesi bir zorunluluk olarak devam ederken, ivme gösterirken, bu durumdan rahatsızlık duyan orta başbakana TBMM dışından bir bakan atama olanağı rütbeli bir grup subay, 27 Mayıs 1960’da Türk Silahlı getirilmiştir. Yürütmenin uzantısı olan idareye yönelik kuvvetleri adına yönetime el koymuştur. düzenlemelerde ise, yerinden yönetim ilkesi, yerel yönetim organlarının seçimle oluşması ile TRT ve 1961 Anayasası üniversiteler gibi özerk kurumlar dikkat çekmektedir. İlk aşamada 37 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi (MBK), 1 sayılı kanunla 1924 Anayasasına göre Bu özelliklerin yanı sıra, demokratik bir sistemde doğal TBMM’ye ait olan bütün yetkileri kendisinin karşılanmaması gereken bir asker ağırlığı göze kullanacağını belirtmiştir. Altı ay kadar sonra ise, anayasa çarpmaktadır. Bu durum, yasamaya belirli bir üstünlük ve seçim kanununu yapmak üzere iki kanatlı bir kurucu tanıyan parlamenter rejim olarak tanımlanabilecek 1961 meclis oluşturulması yoluna gidilmiştir. Türkiye Anayasası sisteminin demokratik ve özgürlükçü yapısı ile tarihindeki ilk kurucu meclis, o dönemde sayısı 23’e inmiş çelişmektedir (Tanör, s.402).
olan Milli Birlik Komitesi’nin yanı sıra Temsilciler Anayasanın Üstünlüğünün Korunması Meclisi’nden oluşmaktadır. 1961 Anayasanın en önemli yeniliklerinden biri de Anayasa görüşmelerinin önce Temsilciler Meclisinde, kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli ardından MBK’de yapılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlık Anayasa Mahkemesinin kurulmasıdır. 15 asıl 5 yedek olması durumunda, iki meclisin eşit temsil edildiği bir üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi üyeleri, Yargıtay, karma kurul oluşturulacak ve bu kurulun kabul ettiği Danıştay gibi yüksek mahkeme yargıçları tarafından kendi metin Kurucu Meclis birleşik toplantısında üçte iki üyeleri arasından ve cumhurbaşkanı ile TBMM tarafından çoğunlukla karara bağlanacaktır. seçilmekteydi. Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme sonrası kanun hükmünü Anayasaya aykırı bulması halinde Anayasanın kabulünde son olarak halk oylaması yapılması iptal kararı vermesi mümkündür. O güne kadar millet öngörülmüştür. Oylama sonucunda hayır oylarının fazla iradesinin tek temsilcisi olarak kabul edilen TBMM olması durumunda genel seçimlerle oluşacak yeni bir tarafından çıkarılan bir kanunun yargıçlar tarafından iptal Temsilciler Meclisi’nin kabul edeceği metnin halk edilebilmesi egemenlik anlayışında da önemli bir oylamasına başvurulmadan yürürlüğe gireceği gelişmeye işaret eder.
Anayasa Değişiklikleri tarafından kabul edilen bir tanesi ise halk oylamasında 1961 Anayasası, kendisinden önceki dönemde çoğunluk reddedilmiştir. Bunlar arasında en kapsamlı değişiklikler diktatörlüğüne dönüşen rejimin bir daha ortaya çıkmasını 1995, 2001, 2007, 2010 ve 2017 yıllarında yapılanlardır.
engelleme amacıyla birtakım denge mekanizmaları Anayasa Değişiklikleri oluşturmuştur. Ancak, ikinci meclis (Senato), Anayasa Proje 1987-1993-1995-1999 Değişiklikleri: 1987 yılında Mahkemesi, daha güçlü bir idari yargı ve özerk kurumlar yapılan ilk değişiklikte (RG.18.05.1987) seçmen yaşı yürütmenin daha yavaş ve daha az etkin hareket etmesine indirilmiş, milletvekili sayısı dört yüzden dört yüz elliye yol açmıştır. çıkarılmış, anayasayı değiştirme usulü nispeten 1969-1974 yılları arasında yedi anayasa değişikliği kolaylaştırılmış ve en önemlisi 1980 öncesi dönemde yapılmış olmakla birlikte, bunlardan en geniş ölçekli olanı siyaset yapmış olan birçok kişiye siyaset yasağı getiren 1971 yılı değişikliğidir. Askerin siyasi hayata müdahale hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. ettiği 12 Mart 1971 muhtırasının ardından elliye yakın 1993 yılında halk oylamasına gerek duyulmadan yapılan maddede değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik, sadece ikinci değişiklik ile özel radyo ve televizyon kurulmasına nicelik bakımından değil nitelik bakımından da çok engel olan hüküm değiştirilmiştir (RG.10.07.1993). önemlidir. Yapılan değişiklikler 1982 Anayasasına giden yolda ilk adımlar olarak görülebilir. 1995 yılında halk oylamasına gerek duyulmadan yapılan üçüncü değişiklik ile 1982 Anayasasının başlangıç 1982 Anayasası bölümünden başlayarak, temel hak ve özgürlükler, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir kez daha yasama, yürütme ve yargı alanlarında oldukça kapsamlı yönetime el koymasının ardından, en yüksek rütbeli beş değişiklikler yapılmıştır (RG.26.07.1995). komutanın oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi çıkardığı bir kanunla yasama ve tali kurucu iktidar yetkilerini Dernekler, vakıflar, sendikalar, kamu kurumu kullanmaya başlamıştır. niteliğindeki meslek kuruluşları ve kooperatiflerin siyasi partilerle ilişkileri ve siyasi faaliyetlerine ilişkin yasaklar Darbeden on ay kadar sonra yeni bir anayasa yapımı için kaldırılmış, idarenin dernek ve kamu kurumu niteliğindeki Kurucu Meclis oluşturulmasına yönelik kanun kabul meslek kuruluşlarının faaliyetlerine son verebilmesi edilmiş ve 1961 Anayasasının hazırlık dönemine benzer zorlaştırılmış ve bu kararın 24 saat içinde yargıç onayına biçimde bu Kurucu Meclisin de asker ve sivil iki kanattan sunulması koşulu getirilmiştir. Kamu görevlilerine grev ve oluşturulması esası benimsenmiştir. Ancak, Her konuda toplu sözleşme hakkı tanınmadan sendika kurma hakkı son karar yetkisi Milli Güvenlik Konseyindedir. tanınırken, yükseköğretim eleman ve öğrencilerinin belli
Sivil toplumun anayasa hakkında görüş bildirmesine de koşullarla siyasi parti üyesi olmalarının yolu açılmıştır.
ciddi sınırlamalar getirilmiştir. Siyasi partiler feshedilmiş, 1999 yılında halk oylamasına gerek duyulmadan yapılan eski siyasi parti yöneticilerinin görüş bildirmesine izin 4. değişiklikte (RG.18.06.1999) Avrupa İnsan Hakları verilmemiştir. Dernek, topluluk, tüzel kişilik olarak da Mahkemesi kararları doğrultusunda Devlet Güvenlik beyan yasağı getirilirken, vatandaşların sadece kendileri Mahkemelerinin asker üyelerinin yerine sivil üye atanması adına görüş bildirmelerine izin verilmiştir. Bu koşullarda 7 usulü kabul edilmiştir. Böylece 1982 Anayasasının Kasım 1982 tarihinde yapılan halk oylamasına demokratik usullere aykırı bir biçimde askere tanıdığı seçmenlerin %91,27’si katılmış ve Anayasa %91,37 oyla ayrıcalıklardan biri kaldırılmıştır. kabul edilmiştir. Katılım oranının yüksek olmasında bu oylamaya katılmayanlar için 5 yıl süreli seçme ve seçilme 2001 Değişiklikleri (6. Değişiklik: RG.17.10.2001, 7. yasağı getirilmiş olmasının, kabul oranının yüksekliğinde Değişiklik: RG.01.12.2001): Anayasanın başlangıç dahil ise ret kararı çıkması durumunda ne olacağının belirli 33 maddesinin (13, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, olmamasının etkili olduğu düşünülebilir. 34, 36, 38, 40, 41, 46, 49, 51, 55, 65, 66, 67, 69, 74, 87, 89, 94, 100, 118, 149 ile geçici 15. madde) değiştirildiği 1982 Anayasasının temel özelliklerine bakıldığında bu paketin amacı Avrupa Birliği’ne uyum doğrultusunda otorite-özgürlük dengesinde otoriteden yana olduğu, Kopenhag kriterlerini sağlamaktır. devlet organları arasında yürütmeyi, yürütme içinde de cumhurbaşkanını güçlendiren ve 1961 Anayasasına göre 2001 değişikliğinin en önemli kazanımı temel hak ve daha az katılımcı bir demokrasi modelinin benimsenmiş özgürlükler alanındadır. 1982 Anayasasının temel hak ve olduğu görülür (Özbudun, 2005:57-66). 12 Eylül 1980 ile özgürlükleri sınırlandırma rejimi tamamen değiştirilmiştir.
6 Aralık 1983 tarihleri arasında yapılan yasama 2001 değişikliğinin bir diğer önemli noktası, 12 Eylül işlemlerinin Anayasaya aykırılığının ileri sürülmesi 1980 ile 6 Aralık 1983 tarihleri arasında Milli Güvenlik yasaklanmıştır. Konseyi tarafından çıkarılan kanunların (838 yasama
1982 Anayasası halk oylamasında yüksek bir oyla kabul işleminin) Anayasaya uygunluk denetiminin yapılmasını edildiği halde, başından beri ciddi eleştirilerin hedefi engelleyen Geçici 15. maddenin 3. fıkrasının yürürlükten olmuştur. Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasasında kaldırılmasıdır.
bugüne kadar 20 kez değişiklik yapılmış, TBMM
2002 Değişikliği (8. Değişiklik: RG.31.12.2002): Bu yasağının aşılmasıdır. Ana muhalefet partisi CHP’nin değişiklik, Kasım 2002’de yapılan milletvekili seçimleri muhalefetine rağmen, AKP ve MHP’nin uzlaşması ile sonucunda ortaya çıkan sorunun çözümüne yöneliktir. halk oylamasına gerek kalmaksızın TBMM tarafından Seçimden birinci parti konumunda çıkan Adalet ve kabul edilen ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan onaylanan bu değişiklik CHP’nin başvurusu üzerine mevzuat nedeniyle aday olamamış, dolayısıyla milletvekili Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir seçilememiştir. Parlamentoda bulunan iki partinin uzlaşması (RG.22.10.2008). Anayasa Mahkemesinin bu kararı ile hem seçim engeline ilişkin maddede (m. 76) hem de ara yetkisini aştığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. seçime ilişkin maddede (m. 78) değişiklik yapılarak, iktidar 2010 Değişikliği (17. Değişiklik: RG.13.05.2010): 2001 partisi genel başkanının başbakan olmasının önündeki değişikliğinden sonra 1982 Anayasasında en kapsamlı anayasal engel kaldırılmıştır. değişiklik 2010 yılında yapılmıştır. Bu değişikliğin asıl 2004 Değişikliği: 2004 yılında yapılan 9. değişiklik, ağırlık noktasını Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Avrupa Birliği’ne uyum amacıyla iktidar ve muhalefet Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısı partilerinin uzlaşması ile kabul edilmiştir ve yetkilerinin değiştirilmesi oluşturmaktadır. Bunun yanı (RG.22.05.2004). Değiştirilen hükümler arasında, ölüm sıra, askeri yargının görev alanını daraltan düzenlemeler cezasının tamamen kaldırılması, (m. 15, 17, 38, 87), ile geçici 15. maddenin 12 Eylül dönemine cezai, mali ve kadın-erkek eşitliğini sağlamada devletin pozitif hukuki yargı bağışıklığı getiren hükmünün yürürlükten yükümlülüğü (m. 10) ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin kaldırılması 12 Eylül rejimin izlerinin silinmesi uluslararası andlaşmaların kanunların üstünde olduğuna bakımından önem taşımaktadır. dair düzenlemeler (m. 90) dikkat çekmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) Sözleşmelerine uyum Yükseköğretim Kurulunun oluşumundan Genelkurmay sağlama amacıyla sendika hakkında işkolu ayrımı yapan, Başkanlığı kontenjanının çıkarılması (m. 131), Devlet grev ve lokavt hakkını gereksiz sınırlayan hükümlerin Güvenlik Mahkemelerinin anayasal dayanağının yürürlükten kaldırılması ile memurlara toplu sözleşme kaldırılması (m. 143) ve Silahlı Kuvvetlerin Sayıştay hakkı getiren düzenlemeler önemlidir (m. 51, 53, 54, 128). tarafından denetimine getirilen sınırlamaların kaldırılması (m. 160) Anayasadan orduya sağlanan bazı ayrıcalıkların Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin ayıklanması bakımından önemlidir. kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işlerinin kanunla düzenlemesine ilişkin esaslardan “askerlik 2007 Değişiklikleri (13. Değişiklik: RG.18.05.2007, 14. hizmetinin gerekleri” ibaresi çıkarılmıştır (m. 156, 157). Değişiklik: RG.16.06.2007, 15. Değişiklik: Askeri yargının görev alanının daraltılması (m. 145) ise, RG.16.10.2007): 13. değişikliğin amacı, seçilme yaşını 25 1961 Anayasasından itibaren sürekli genişleyen askeri yaşa indiren değişiklik ile bağımsız adayların birleşik oy yargı alanının demokratik bir hukuk devletinde olması pusulasında yer almasını düzenleyen değişikliğin gereken standartlara getirilmesi bakımından oldukça yapılacak genel seçimlerde uygulanmasının sağlanmasıdır. önemlidir. 2007 yılında yapılan asıl değişiklik, cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesinin görevleri arasına bireysel başvuru seçiminde yaşanan krizi aşma amacıyla yapılan 14. yolunun eklenmesi ve artması beklenen iş yükü nedeniyle değişikliktir. Bu değişiklik ile hem toplantı yeter sayısının de mahkemenin yapısı ve çalışma usulünün değiştirilmesi ne olduğu hakkında açık düzenleme yapılırken hem de 2010 değişikliğinin en önemli konularından biridir. Buna cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi esası paralel olarak, mahkemenin üye sayısı 17’ye çıkarılmış, getirilmiştir. Yasama döneminin dört yıla indirildiği bu yedek üyelik kaldırılmıştır. 14 üyenin belirlenmesinde değişiklikte, cumhurbaşkanının süresi de beş yıl olarak cumhurbaşkanı son söze sahip olmayı sürdürürken üç üye belirlenmiş ve ikinci kez seçilebilmesinin önü açılmıştır. TBMM tarafından belirlenecektir. Cumhurbaşkanının bu 15. değişiklik, cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan krize alandaki yetkilerinin devam etmesinin yanı sıra, TBMM bir tepki olarak kısa bir sürede yapılmıştır. Bu nedenle de tarafından seçilecek üyelerde nitelikli çoğunluk, başka bir bazı özensizlikler dikkat çekmektedir. Örneğin, yasama ifadeyle uzlaşma aranmaması eleştirilmiştir. dönemi dört yıla indirildiği halde, meclis başkanının Benzer bir durum HSYK için de geçerlidir. HSYK’ya süresini düzenleyen 94. maddede buna paralel değişiklik ilişkin hükümler sadece hakim ve savcılar ile ilgili yapılması unutulmuştur. Değişiklik metni halk oylaması görünmekle birlikte aslında yargı bağımsızlığının ile kabul edilmeden önce 11. cumhurbaşkanının yeni sağlanması ile ilgilidir. seçilen TBMM tarafından seçilmiş olması, geçici hükümlerde 11. cumhurbaşkanının seçimine ilişkin 2010 değişikliğinin 12 Eylül rejimiyle hesaplaşma düzenlemeleri anlamsız kılmış, bu doğrultuda halk anlamında en simgesel değişikliği geçici 15. maddenin oylaması öncesinde halk oylamasına sunulan metin kaldırılmasıdır. Askeri müdahaleyi yapan generaller başta üzerinde değişiklik yapılmak zorunda kalınmıştır. olmak üzere o dönem görev yapanlar için getirilen yargı bağışıklığını kaldıran bu hükmün 12 Eylül 2010 günü 2008 Değişikliği (16. Değişiklik: RG.23.02.3008): 2008 yapılan halk oylaması ile kaldırılmış olması anlamlı bir yılında yapılan bu değişikliğin amacı üniversitede türban tesadüftür.
2011 Değişikliği ( 18. Değişiklik: RG.29.03.2011): Spor atanması ve görevden alınması da Cumhurbaşkanının faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarda yetkisindedir. Cumhurbaşkanının atama yetkileri zorunlu tahkim getirilmiş ve tahkim kurulu kararlarına bakımından TBMM’ye herhangi bir rol verilmemiştir. karşı yargı yolu kapatılmıştır. Hukuk devleti ilkesinin Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanların cezai istisnalarına bir yenisini ekleyen bu düzenlemenin sorumluluğu ayrıca düzenlenmiştir (m.106). Meclisteki tüm partilerin uzlaşması ile kabul edilmesi spor Cumhurbaşkanının kendi seçimini yenilemek kaydıyla kamuoyunun gücünü göstermesi bakımından dikkate TBMM seçimlerini yenileyebilmesi, TBMM’nin erken değerdir. seçim kararını ise ancak beşte üç çoğunlukla alabilmesi 2016 Değişikliği (19. Değişiklik: RG.08.06.2016): Bu klasik başkanlık sisteminden önemli bir sapmaya işaret değişiklik ile Anayasaya bir geçici madde eklenerek, etmektedir. Klasik başkanlık sisteminde, yasama ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yürütme organının birbirinin görevine son verememesi ilişkin mevcut Anayasa kurallarına istisna getirilmiştir. esastır. 1982 Anayasasının 83. ve 85. maddeleri uyarınca, her bir Hükümet sistemi değişikliği ile birlikte yapılan en önemli milletvekili bakımından İçtüzükteki usul takip edilerek değişikliklerden biri, yürütmenin asli düzenleyici işlem dokunulmazlıklar kaldırılabilir ve her karar Anayasa türü olarak Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Mahkemesi denetimine tabidir. Anayasa değişikliği ile her düzenleme alanının genişletilmesidir. Bakanlar Kurulunun milletvekili için ayrı bir değerlendirme yapılmaksızın, kaldırılmasına paralel olarak kanun hükmünde kararname dosyası o anda belirli bir aşamada olan milletvekillerinin ile tüzük çıkarma yetkisine ilişkin hükümler yürürlükten dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Anayasal güvencelere kaldırılmıştır (m.91 ve m.115). Ancak, Cumhurbaşkanı, aykırılık için Anayasa değişikliği yapılması hukuk devleti yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı ilkesi bakımından olumsuz bir değişikliktir. kararnamesi çıkarabilecektir. Üst kademe yöneticilerin 2017 Değişikliği (20. Değişiklik: RG. 11.02.2017): atanmalarına ilişkin usul ve esaslar (m.104); bakanlıkların Osmanlı-Türk anayasal gelişmelerinde ciddi bir kırılmaya kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat işaret eden bu değişiklik, bir tür başkanlık sistemi olarak yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması nitelendirilen “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini” (m.106); Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin getirmek amacıyla yapılmıştır. görev süresi ve diğer özlük işleri (m.108) ile Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve 18 maddelik bu değişiklikle, Anayasada çok sayıda madde görevleri (m.118) Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle değiştirilmiş ya da yürürlükten kaldırılmıştır. Milletvekili düzenlenecektir. Ayrıca kamu tüzel kişiliği kurulması sayısının 600’e çıkarılması (m.75), milletvekili seçilme kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yaşının 18’e düşürülmesi (m.76), askeri yargının yeniden yapılabilecektir (m.123). düzenlenmesi ile askeri yüksek mahkemelerin kaldırılması (m.142, m.145, m.156 ve m. 157) ve buna bağlı olarak Yürütmenin güçlendirilmesi, yasamanın Anayasa Mahkemesinin üye yapısının değişmesi (m.146), işlevsizleştirilmesi ön plana çıkmakla birlikte, TBMM olağanüstü yönetim biçimlerinden olan sıkıyönetimin çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının farklı partilerden olması kaldırılması (m.121-122), Hakimler ve Savcılar Yüksek durumunda ciddi tıkanıklıklara neden olabilecek bir sistem Kurulunun adının Hakimler ve Savcılar Kurulu olması ve söz konusudur. Anayasa değişikliği çok kapsamlı olsa da Kurulun yapılanmasının 2010’dan sonra bir kez daha bütüne bakıldığında birçok eksiklik göze çarpmaktadır. değiştirilmesi doğrudan hükümet sistemi ile ilgili olmayan Örneğin, Cumhurbaşkanının tarafsızlığına son verildiği değişikliklerdir. Bunlar arasında özellikle Hakimler ve halde yemin metninde bu husus unutulmuştur. Keza Savcılar Kurulunun üye yapısının değişmesi önemlidir. Cumhurbaşkanı bu kadar etkin konuma getirilirken, yargıya ilişkin yetkilerinin korunması sistemin denge Yeni sistemde yürütme organı tek başlıdır ve yürütme unsurunun sağlanması bakımından olumlu yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Bu doğrultuda, Anayasada görünmemektedir. Hukuk devleti bakımından askeri bakanlar kurulu ve başbakana ilişkin tüm düzenlemeler yüksek mahkemelerin kaldırılması olumlu bir gelişmedir. kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanı seçimleri beş yılda bir Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemleri yargı yapılacaktır (m.77). 2007 değişikliğinde dört yıla indirilen denetimi dışında bırakan hükmün kaldırılması da yasama dönemi de yeniden beş yıla çıkarılmıştır. (m.77) isabetlidir. Olağanüstü hâl döneminde çıkarılacak Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin her zaman aynı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yine yargı denetimi zamanda yapılması amaçlanmaktadır. Cumhurbaşkanı dışında bırakılması olumsuz olmakla birlikte, bu artık tarafsız değildir, seçildiğinde partisi ile ilişiği kararnamelerin TBMM tarafından üç ay içinde görüşülüp kesilmeyecektir. Cumhurbaşkanının etkin kimliğine uygun karara bağlanmaması halinde kendiliğinden yürürlükten olarak cezai sorumluluğu yeniden düzenlenmiştir (m.105). kalkacağının öngörülmesi önemlidir. 1982 Anayasası, 20 Cumhurbaşkanlığı makamında bir boşalma olması değişiklik sonrası ilk halinden çok farklı bir hale gelmiştir. durumunda geçici süre ile de olsa yerini dolduracak Buna rağmen, bütüncül bir değişiklik ihtiyacının devam yardımcının seçimle göreve gelmediği görülmektedir. ettiği söylenebilir. Cumhurbaşkanı yardımcılarının yanı sıra bakanların