SHZ314U-TOPLUMLA SOSYAL HİZMET
Ünite 2: Toplum ve Topluluğu Anlamak
Giriş
Toplum insanların oluşturduğu en büyük sistemdir. Bu sistemin alt sistemleri vardır. Bu alt sistemlerin temelinde ise birey, aile, gruplar ve topluluklar bulunmaktadır. Toplum tüm bu bileşimlerin toplamıdır.
Bir toplum, bireylerine dilini, ahlakını, estetik zevkini, ilmî mantığını, teknik niteliklerini aşılamazsa yaşayamaz. Yani toplumun devamı için kültürel aktarım zorunludur. Bu kültürel aktarım toplumu oluşturan kurumlar (aile, eğitim, din, sağlık gibi) vasıtasıyla gerçekleşir.
Temel Kavramlar
Toplum: Toplum, ortak bir yaşam biçimini paylaşan, belli bir coğrafi mekânda yaşayan, kendilerini bir bütün olarak gören, karşılıklı etkileşim içinde bulunan insanların oluşturduğu en geniş gruplaşmadır.
Topluluk: Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet olarak tanımlanmaktadır.
Toplumsal Yapı: Ögeler arası bağımlılık ilişkilerinden oluşan ve süreklilik gösteren bir bütünlüktür.
Toplumsal (Sosyal) İnşacılık: İnsan türünün türsel bir özelliği olan sosyalliğinin tüm yönlerini; bu sosyallikle ilişkili olarak ortaya çıkan birçok farklı bilgi formunu buna sosyal bilimcilerin kendileri tarafından üretilenler bilgiler de dahil olmak üzere sürekli ve içsel bir sosyolojik bakış açısıyla izlemeyi ve geliştirmeyi içerir.
Toplumsal Değişme: Toplumsal değişme, toplumun yapısında ve işleyişinde meydana gelen büyük çaplı dönüşümler anlamına gelir.
Siyaset: Toplumdaki güç ilişkilerini, yöneten-yönetilen ayrımını, toplumsal düzenin nasıl sağlanacağını gösteren, egemenliğin (en üstün iktidar) nasıl paylaşıldığını ya da sahiplenildiğini ifade eder.
Toplumsal Hareketlilik: Toplumsal yapı içinde görülen ve bir konumdan diğer bir konuma geçişi ifade etmektedir. Toplumsal tabakalar (statüler) arasındaki yatay ve dikey geçişlerdir.
Toplumsal Hareketler: Hedefteki otoritelere yönelik kolektif talepler, bu talepleri oluşturmak için birtakım yazılı, görevsel ve işitsel medya ve bunun benzeri araçlar ve propaganda faaliyetleri, kamusal eylemler ve üyelerin birlikteliği ile gerçekleşen kamusal temsil etrafında şekillenen siyasi bileşim ve oluşumlardır.
Modernite: Modernite kavramı geleneksel ve feodal toplum sonrası, kapitalistleşmenin, endüstrileşmenin, kentleşmenin ve sekülerleşmenin hız kazandığı bir tarihsel dönem ve bu dönemdeki sosyal ilişiklerin ve değişimlerin bütününü ifade etmektedir.
Topluluk ve Topluluk Türleri
Sosyolojik bir çerçevede, topluluğun genel olarak sınırlı bir coğrafi alanda yer alan bireyler arasındaki görece derin
bir dayanışma ilişkisini anlatmak üzere kullanılan bir kavramdır.
Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre topluluk, nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet olarak tanımlanmaktadır.
Topluluk, zorunlu bir yapı olarak kan bağı, mekân, duygu ve düşünce beraberliği ile biçimlenir. Topluluk kavramı dört temel öge içermektedir. Bu ögeler;
1. Bazen birincil, yüz yüze ve yakın olarak da adlandırılan diğerleriyle kişisel ilişki, 2. Grup olaylarında ve toplumsal işlemlerin yerine getirilmesinde bireyin duygulu ve duyarlı olması, 3. Grup tarafından yüce ve önemli görülen değerlere inanç, 4. Grubun diğer üyeleriyle dayanışma duygusu.
Topluluk Türleri
Healy, toplulukları coğrafik topluluklar, örgütsel topluluklar ve kimlik temelli topluluklar olarak tanımlanmaktadır. Örgütlenme toplulukları ortak çıkarları veya sorunları olup formel örgütlenme yoluyla bir araya gelirken, kimlik temelli topluluklar ise, insanlar ortak kimlik, özellikler veya deneyimler nedeniyle bir araya gelirler (Örneğin görme engelliler derneği topluluğu), grup dışı toplulukları toplumsal yığınlar ve toplumsal kategoriler olarak tanımlamaktadır.
Toplumsal Kategoriler
Aralarında herhangi bakımdan ilgi ve benzerlik bulunan kişiler bir grup oluştururlar. Toplumsal kategorilerde “benzerlik” ölçütü toplumsal niteliklerde ortaya çıkar. Yaş, ölçütü insanlar için kategorik farklılaşma nedeni olabilir. Buna göre belirli yaş dilimleri bu dönemlere ait olanlar tarafından belirli kategorileri işaret eder. Çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi. Bu farklılaşmanın toplumsal olarak kategorik işleve ulaşabilmesi için ortak payda ve ölçütün anlamlı olması gerekir. Örneğin, sivil-asker, yerli yabancı gibi kategoriler örnek verilebilir. Günümüzde, topluluklar geleneksel (fiziksel) ve sanal olmak üzere iki kategoride tanımlanabilir.
Fiziksel topluluk, birbirleriyle sürekli etkileşim içerisinde olan üyeleri arasında zaman, mekân ve sosyal ilişkiler açısından görece bir yakınlığın olduğu ve biz duygusunun ön plana çıktığı bir insan birlikteliğidir.
İnternet teknolojilerini kullanarak birbirleriyle etkileşim kuran, kelimelerin, insan ilişkilerinin, verilerin, zenginliğin ve gücün sergilendiği siber mekânda, yeterli sayıda insanın birbiriyle yeteri kadar sık karşılaştığında ortaya çıkan kültürel bir birlikteliktir.
Toplum ve Toplumsal Yapı
Toplumsal yapı, toplumu oluşturan kurumlardır. Bu kurumlar, eğitim, sağlık, ekonomi, din ve aile gibi yapılardır. Toplumu bir sistem olarak düşündüğümüzde
toplumsal yapının en küçük birimi bireyler, aileleri, gruplar, topluluklar ve örgütler toplumu oluşturmaktadır.
Toplum
Toplum, ortak bir yaşam biçimini paylaşan, belli bir coğrafi mekânda yaşayan, kendilerini bir bütün olarak gören, karşılıklı etkileşim içinde bulunan insanların oluşturduğu en geniş gruplaşmadır. Birey, toplumun temel yapı taşıdır. Bireyler bir araya gelerek aileleri, aileler grupları, gruplar toplulukları ve topluluklar toplumu oluşturur. Toplumların en önemli beş işlevi şöyledir;
1. Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimini içeren ekonomik işlevleri, 2. Toplumsallaştırma veya toplumun üyesi olmak için gerekli eğitimin verilmesi 3. İnsanların birlikte yaşamasına olanak veren ve toplumsal normlardan sapmayı engelleyen yasama, adalet sistemi, yönetim birimleri, yasalar, kurallar ve yönetmelikler gibi politikanın tüm boyutlarını kapsayan toplumsal kontrol işlevi 4. Toplumsal katılım veya insanların toplumdaki etkileşme biçimleri 5. Sorunları olanlara yardım etmek için karşılıklı destek sağlama işlevi.
Parsons’a göre, sosyal sistem, dört alt sistemden oluşmaktadır: ve bu alt sistemler; ekonomi (uyum), politika (hedefe ulaşma), akrabalık (örüntü sürdürme- bütünleştirici değerler) ve topluluk (bütünleştirici normlar) olarak belirlenmektedir.
Toplumsal (Sosyal) İnşacılık
Sosyal inşacılığın temel önermeleri şöyledir:
1. Bireyler kendi gerçeklerine ve dünyayı algılama şekillerine sahiptir. 2. Bireyler dünya ile ilgili bilgilerini oluşturma sürecine aktif olarak dahildir, çevrelerindeki uyaranlarla pasif olarak uyaran-uyarı ilişkisi kurmakla yetinmez. 3. Bir bireyin gerçekliği ve bilgisi, tarihi ve kültürel bir bağlamda yer alır; gerçeklik bu tarihi ve kültürel bağlam yoluyla geliştirilir. 4. Bireyler gerçekliklerini dil yoluyla ifade ederler. Dil bireyler için, kendi inşa edilmiş gerçekliklerini açıklama ve diğerlerinin gerçekliğini anlama aracıdır. 5. Objektif bir gerçeklik yoktur; tek bir gerçeklik yoktur.
Sosyal inşacı yaklaşımda sosyal dünya, insan bilincinin dünyasıdır. Bu dünyada düşünce, inanış ve fikirler, kavram, dil ile söylemler, semboller ve insanlar, devletler ile milletler arasındaki algılayışlar yer alır.
Toplumsal Yapı
Sosyologlar toplumsal yapıyı toplumdaki sürekli ve örgütlenmiş ilişkiler olarak ele almaktadır. Örneğin, Ginsberg toplumsal yapıyı, toplumu oluşturan temel grup
ve kurumlar olarak görmektedir. Böylece toplumsal yapı kurumsal düzenlemeleri ve sosyal gruplar arasındaki süreklilik gösteren ilişkileri kapsamaktadır.
Toplumsal yapının en temelde işlevleri şöyledir;
• Neslin sürdürülmesi • Yeni nüfusun toplumsallaştırılması • Yaşamın anlam ve amacı • Mal ve hizmetlerin üretim ve dağılımı • Düzenin korunması
Özetle toplumsal yapıda; Toplum bütünlüğünü oluşturan gerek maddi gerekse manevi unsurların kendine özgü biçimlenişi o toplumun sosyal yapısını ortaya koyar.
Toplumsal Değişme
Toplumsal değişme farklı hız ve boyutlarda olsa da her toplumda gözlenen ve ortaya çıkan ve toplumun bütün kurumlarını etkileyen bir süreçtir. Günümüzde hızlı teknolojik gelişmeler ve buna bağlı olarak gözlemlenen ekonomik, toplumsal, siyasal, sosyal, kültürel alanlarda göze çarpan değişimler dünyanın hemen her yerinde çarpıcı bir hızla devam etmektedir.Toplumsal değişme süreklidir, çoğunlukla plansızdır, sonuçları önceden tahmin edilemez, genellikle muhalefet ve çatışma yaratır, zincirleme tepkimeler yaratabilir.
Giddens toplumsal değişmede etkili olan faktörleri; Fiziksel çevre, politik örgüt ve kültürel yapı olmak üzere üç temel faktörden bahsetmiştir.
Toplumsal değişime neden olan faktörler:
• Siyasal örgütlenme • Din ve ideolojik faktörler • Doğal çevre faktörleri • Demografik faktörler • Ekonomik faktörler • Bilimsel ve teknolojik faktörler • Toplumsal hareketler
Toplumsal Değişme Teorileri
Evrimci ve İşlevselci Teoriler
Bu teorilerin öncüleri, Spencer, Comte, Durkheim, Tönnies, Parsons ve Modernleşme okulu olarak karşımıza çıkmaktadır. Evrimci kurama göre, evrim basit bir formdan daha karmaşık bir değişmeyi ifade etmektedir. Bu kuramcılara göre evrim;
• Bütün toplumlarda görülen ve evrensel olan • Kaçınılmaz, • Sürekli • Doğal ve kendiliğinden olan, • Ani değil, aşamalı ilerleyen • İlerleyici, her aşaması bir önceki aşamadan daha iyi olan • Geriye dönüşü olmayan bir süreç • Doğal ve toplumsal evrim arasında benzerlikler olduğu varsayımlarına dayanmaktadır.
Comte’a göre toplumsal evrimin her aşaması kendinden önceki aşamadan çıkar, teolojik dönemin son aşaması olan tek tanrıcılık, evrimin bir sonraki aşaması olan metafizik aşamaya yol açmıştır. Comte’a göre evrim çeşitlilikten tek gerçeğe doğru ilerlemedir. Comte, toplumu bir organizma olarak görmekte ve toplumu oluşturan parçaların arasında ortaya çıkan uyumsuzluklar toplumsal değişme ile sonuçlanacağını vurgulamaktadır.
Parsons’a göre toplumsal değişme aktörlerin içselleştirdiği değerlerin değişmesidir. Değerler ve inançlar, kültürel faktörler nedeniyle sürekli bir rasyonelleşme ve gelenekselleşme döngüsü içine girer ve sosyal sistemi bu şekilde değiştirirler. Sosyal sistemlerde meydana gelen evrimsel değişmenin dört yapısal aşaması vardır. Bu yapısal aşamalar şöyledir:
1. Farklılaşma 2. Uyum yeteneğini arttırma 3. Kapsama 4. Değerlerin genelleştirilmesi
Spencer’a göre toplumlar basit yapılı bağımsız küçük gruplar hâlinde farklılaşmış, parçalar uzmanlaşmış ve birbirlerine bağımlılığı artmış olan karmaşık ve büyük bir yapıya doğru evrimleşmişlerdir. Darwin’in doğal seleksiyon fikrini benimseyerek bunu topluma uyarlayarak bir toplumsal seleksiyon anlayışı ortaya koymuş ve bu teoriye Sosyal Darwinizm adını vermiştir. Ona göre toplumsal evrim süreci doğal hâline bırakılsa insanlık önceki nesillerden aldığı özellikleri geliştirecek fiziksel ve zihinsel mükemmelliğe ulaşacaktır.
Devrimci (Çatışmacı) Teoriler
Marx, toplumu tarihsel materyalist bir şekilde kavrar ve bu durum da toplumda maddi yaşamın ve maddi varlığın bilinç tarafından belirlenmediğini, bilinci ve ideolojik yaşamı maddi yaşamın belirlediğini savunmaktadır. Maddi yaşam ekonomik ilişkiler ve üretim biçimi kavramlarıyla açıklar. Üretim biçimi iki temel ögeden oluşmakta ve birincisi insanların teknik bilgi ve becerilerine ve bunlar sonucunda da oluşturduğu üretim aracına dayanarak doğayla kurduğu ilişkileri ifade eden üretim güçleridir. İkincisi ise, maddi değerlerin üretilmesi sırasında insanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerden oluşan işbölümü ve toplumsal sınıflar gibi üretim ilişkileridir. Üretim güçleri ve üretim ilişkilerinin birliğinden oluşan ve ekonomik yapıyı belirleyen üretim biçimi bir temeldir, altyapıdır.
Modernist, Postmodernist Teoriler
Modernite kavramı geleneksel ve feodal toplum sonrası, kapitalistleşmenin, endüstrileşmenin, kentleşmenin ve sekülerleşmenin hız kazandığı bir tarihsel dönem ve bu dönemdeki sosyal ilişkilerin ve değişimlerin bütününü ifade eder. Modernleşme ise geleneksel toplumların modern toplumlara dönüşme sürecini, bu süreçte yaşanan bilimsel, ekonomik, teknolojik, endüstriyel, demografik ve politik değişimleri veya bu süreçte geçirilen aşamaları ifade eden bir kavramdır.
Postmodernite, moderniteyi takip eden tarihsel bir dönem, postmodernizm sanat, sinema, mimari ve edebiyatta modern kültürel ürünlerden farklı ürünler üreten akımı ifade etmektedir. Postmodern toplum kuramı ise modern toplumlardan farklı bir düşünme biçimini ifade eder.
Bu çerçevede postmodernizmin bazı temel özellikleri şöyledir: Postmodernizm, çoklu gerçeklikleri vurgulayıp tek bir gerçekliği ya da gerçeği inkâr eden modernizemden bir kopuş ve kırılıştır. Postmodernizm tek, tutarlı, bütüncül, doğrusal ve ilerlemeci bir geçmiş anlayışına olan inancın kaybedilmesini içerir. Postmodernizm için meşru bir ‘tarih’ yerine, önemli olaylar üzerinde daha az duran ve günlük yaşamın sıradan olayları üzerine daha çok odaklanan çok sayıda tarih vardır. Meta anlatılar artık ölmüştür ve artık parçalılık, süreksizlik ve farklılık vurgulanmaktadır. Bilgi hiyerarşileri artık çökmüştür, bu da ‘uzman’ statüsünün içinin boşaltır. Uzman olmayanların düşünceleri ve elde ettikleri sonuçlar uzmanlarınkine eşit geçerliğe sahip olarak değerlendirir. Bu nedenle elit ve kitle kültürler arasındaki, entelektüel ve popüler kültür arasındaki ve uzmanlarla sıradan insanlar arasındaki farklılıklar bu nedenle daha az belirgin hâle gelir.
Lyotard, hem söylemlere hem de bilimsel bilgiye kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini savunur ve postmodern bilgiyi otoritelerin aracı olmayan, farklılıklara karşı duyarlılığı belirginleştiren bir ve kıyaslanamaz olanı hoş görmeyi sağlayan bir bilgi olarak görür.