SHZ314U-TOPLUMLA SOSYAL HİZMET
Ünite 1: Toplumla Sosyal Hizmetin Genel Çerçevesi
Toplumla Sosyal Hizmetin Kapsamı
Hayatı boyunca önce ebeveynleri, kardeşleri, aile üyeleri ve akrabaları ile başlayan ilişkiler, ardından komşular, okul, iş, devlet kurumları gibi çeşitli toplumsal kurumlar içinde doğrudan yer alma ya da temas hâlinde olma şeklinde devam eder. Toplumla olan bağları yaşamı boyunca çeşitlenerek süren insanın ihtiyaçları ve sorunları da toplumsal bağlamdan doğrudan ya da dolaylı şekilde etkilenir.
Sosyal hizmet alanında karşılaşılan sorunların çoğu sadece birey ve grup düzeyinde gerçekleştirilen sosyal hizmet uygulamalarıyla çözülemez. Yoksulluk, evsizlik, baskı, açlık, çocuk istismarı ve ev içi şiddet gibi sorunların çözümünde, bu alanda çalışan sosyal hizmet uzmanlarının toplumu, sosyal değişim çabalarına dahil etmesi gerekir. Toplumsal bağlam dikkate alınmadan ve toplumun katılımı sağlanmadan bu sorunların yol açtığı diğer problemlerin de çözülmesi ve bireylerin, grupların ve genel olarak toplumun ihtiyaçlarının karşılanması mümkün olmaz.
Toplumla çalışma, toplumla/toplulukla sosyal hizmet/sosyal çalışma, makro sosyal hizmet, dolaylı uygulama gibi farklı kullanımlar literatürde yer almaktadır. Bu kavram karmaşıklığının nedenine bakıldığında uluslararası literatürde birbirinin yerine kullanılan kavramları bir kenara bırakacak olursak, topluluk kelimesinin Türkçeleştirilmesinden kaynaklanan bir karışıklık göze çarpmaktadır. Bu kitap kapsamında genel eğilime paralel olarak toplumla sosyal hizmet, kavramsal olarak “community social work” (toplulukla sosyal hizmet) kavramının Türkçe karşılığı olarak kullanılmıştır.
Makro Sosyal Hizmet, Dolaylı Uygulama ve Toplumla Sosyal Hizmet
Genelci sosyal hizmet uygulamasının içinde yer alan makro düzeydeki uygulamalara işaret eden toplumla sosyal hizmet, makro sosyal hizmet ya da makro uygulama olarak da adlandırılmaktadır. Toplulukla/toplumla çalışma, toplum organizasyonu ve toplum gelişimi, sosyal planlama, sosyal eylem ve sosyal yönetim ile birlikte makro uygulamanın bir parçası olarak ele alınır. Makro sosyal hizmetin kapsamı, küçük topluluklarla çalışmaktan, bireylerin tanımlanmış psiko-sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya, jeopolitik sınırların ötesinde çok sayıda insanı etkileyen uluslararası konulara odaklanmaya kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Makro sosyal hizmet, hükûmetin her seviyesinde sosyal politikaların oluşumu, iyileştirilmesi ve değiştirilmesine odaklanır.
Toplumla sosyal hizmetin ve makro sosyal hizmetin yerine kullanılan bir başka terim ise dolaylı uygulamadır. Günümüzde kullanımı çok yaygın olmayan dolaylı uygulama bireylerin, çiftlerin, ailelerin ve grupların yararına yürütülen sosyal hizmet uygulamaları ile topluluklara ya da daha büyük sistemlere odaklanan sosyal hizmet uygulamaları arasında ayrım yapmak için kullanılır. Makro sosyal hizmet, toplumla sosyal hizmet ve dolaylı uygulama kavramlarının kullanımına bakıldığında,
kullanım açısından küçük farklılıklar olmasına rağmen genel olarak birey ve gruptan daha büyük sistemlerle gerçekleştirilen sosyal hizmet müdahalelerini kapsadığı görülmektedir.
Toplum Çalışması ve Toplumla Sosyal Hizmet
Toplumla sosyal hizmet ile yakından ilişkili olan bir diğer kavram ise tam Türkçe karşılığı topluluk çalışması olan, ancak ülkemizdeki yaygın kullanımı toplum çalışması olan İngilizce “community work” kavramıdır.
Toplum çalışması belirli bir alanda, coğrafi bölgede ya da toplulukta yer alan bireylerin yaşam kalitesini iyileştirmek amacıyla tasarlanmış çeşitli uygulamalardır. Bu uygulamalar kapsamında bireyle, grupla ve topluluklarla çalışılabilir.
Sosyal hizmetin bir yöntemi olarak toplumla çalışma ile makro uygulamanın yerine kullanılan toplumla sosyal hizmet birbirinden farklıdır. Toplumla çalışma geleneğine dayanan ve daha sonra toplumla sosyal hizmete evrilen toplumla sosyal çalışma ile bu tekniği kapsayacak şekilde kullanılan makro sosyal hizmet ve dolaylı uygulama günümüzde çoğunlukla aynı anlamda kullanılmaktadır.
Amaçları
Toplumla sosyal hizmet, sosyal hizmetin temel amaçlarının toplum düzeyinde gerçekleştirilmesini hedefler. Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonunun tanımında temel olarak sosyal hizmet “sosyal değişimi, kalkınmayı ve toplumsal birliği sağlayan, insanları güçlendiren ve bağımsızlaştıran uygulama-temelli bir meslek ve akademik bir disiplin” olarak tanımlanır ve sosyal hizmetin temeli olarak “sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkeleri”ne işaret edilir.
Toplumla sosyal hizmet uygulamaları sosyal hizmetin temel amaçlarını referans alarak şu amaçlara odaklanır:
Yaşam kalitesinin iyileştirilmesi: Sosyal refah için çalışmak yerelden başlayarak küresel boyuta kadar uzanan bir dizi meseleye odaklanmak anlamına gelir.
Savunuculuk: İnsan hakları, sosyal adalet ve eşitlik gibi temel değerler çerçevesinde, özellikle baskı altında olan ve dışlanmış nüfus gruplarının haklarının savunulması toplumla sosyal hizmetin bir diğer amacıdır.
Hizmet ve program planlama: Toplumun tümünün veya belirli bir nüfusun güçlü yönlerini ve ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçları karşılayacak planların, kaynakların ve yapıların, diğer bir ifade ile hizmet ve programların geliştirilmesi için yapılacak çalışmalar sonucunda ulaşılacak toplumla sosyal hizmetin amaçlarındandır.
Hizmet entegrasyonu: Toplumda var olan ya da toplumla sosyal hizmet çalışmaları sonucunda geliştirilen hizmetlerin birbirine entegre edilmesi ve bireylerin ve grupların ihtiyaçlarını karşılamak için bütünlüklü bir şekilde sunulmasıdır.
Savunuculuk: İnsan hakları, sosyal adalet ve eşitlik gibi temel değerler çerçevesinde, özellikle baskı altında olan ve dışlanmış nüfus gruplarının haklarının savunulması toplumla sosyal hizmetin bir diğer amacıdır.
İnsani, sosyal ve ekonomik kalkınma: Toplumun sosyal ve ekonomik kalkınmasının sağlanması toplumla sosyal hizmetin amaçlarından biri olarak, bireylerin ve grupların kapasitelerinin gelişimi, bilgi ve beceri kazanımı için fırsatlara erişimi gibi çalışmalarla sosyal sermaye inşa edilmesine hizmet eder.
Hizmet ve program planlama: Toplumun tümünün veya belirli bir nüfusun güçlü yönlerini ve ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçları karşılayacak planların, kaynakların ve yapıların, diğer bir ifade ile hizmet ve programların geliştirilmesi için yapılacak çalışmalar sonucunda ulaşılacak toplumla sosyal hizmetin amaçlarındandır.
Hizmet entegrasyonu: Toplumda var olan ya da toplumla sosyal hizmet çalışmaları sonucunda geliştirilen hizmetlerin birbirine entegre edilmesi ve bireylerin ve grupların ihtiyaçlarını karşılamak için bütünlüklü bir şekilde sunulmasıdır.
Politik ve sosyal eylem: Mevcut sorunlu politikaları değiştirmek ve yeni mevzuat oluşturmak politik sürece dahil olunmasını kapsar.
Sosyal adalet: Cinsiyet, ırk, etnik köken, din ve milliyet gibi özelliklere bakılmaksızın toplumdaki her bireyin, grubun ya da topluluğun eşitlik ve sosyal adalet temelinde hizmetlerden yararlanmasını içerir.
Ekolojik Çerçeve: Mikro-Mezzo-Makro Müdahale Ölçekleri İçindeki Konumu
Günümüz sosyal hizmet uygulamasında yaygın olarak kullanılan genelci sosyal hizmet yaklaşımında müracaatçı sistemi ile birey grup ve toplum olmak üzere her düzeyde çalışılır. Birey, grup ve toplum düzeyi mikro, mezzo ve makro sistem olarak da adlandırılmaktadır. Toplum, sosyal hizmet uzmanlarının günlük uygulamalarında çalıştıkları en önemli müracaatçı sistemlerinden biridir. Ekolojik yaklaşım genel olarak toplumu, değerlendirme ve müdahale sürecine dahil edilmesi gereken kritik bir sistem olarak görür.
Toplumla sosyal hizmet uygulamasında, genel olarak sosyal hizmet uygulamasının temel amaçlarından biri olan gerçekleştirilmek istenen değişimin odağı birey, aile, grup veya organizasyondan ziyade toplumdur.
Netting vd. (2017) toplumla sosyal hizmetin üç ana odağını nüfus, sorun ve alan olarak belirlemişlerdir. Sosyal hizmet müdahalesinin ilerlemesiyle birlikte politik ve sosyal bağlam da üç ana odağa ek olarak dikkate alınır.
Toplumla Sosyal Hizmetin Tarihçesi
Toplumla sosyal hizmetin tarihsel gelişimine bakıldığında, mesleğin kendisinin tarihsel gelişimine paralel bir ilerleme göz çarpar. Yöntemin Batı toplumlarındaki (özellikle
Anglo-Amerikan dünyada) tarihsel süreci değerlendirildiğinde, sosyal hizmet mesleğinin mikro ve makro olmak üzere iki yönlü bir misyona sahip olduğu ve bu misyon çerçevesinde oluştuğu görülmektedir. Sosyal işlevsellik alanında sorun yaşayan ve desteğe ihtiyacı olan birey ve ailelerle çalışarak sosyal hizmetin hedeflediği değişimi yaratmayı amaçlayan öncü sosyal hizmet uzmanı Mary Richmond, sosyal hizmetin mikro odağının temsilcisi olarak kabul edilmektedir. Diğer tarafta ise geniş insan topluluklarının ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamanın ancak çevresel koşullarda değişim yaratmakla, diğer bir ifade ile sosyal reformla mümkün olabileceğini savunan ve çağdaş sosyal hizmetin kurucuları arasında gösterilen Jane Addams ise makro odağı temsil etmektedir.
Toplumla sosyal hizmet uygulaması, Hayırsever Kuruluşlar Cemiyeti (Charity Organization Societies- COS), Yerleşim Evleri Hareketi (Settlement House), kırsal kalkınma hareketi, demokratik katılım teorileri, çeşitli etnik ve ırk gruplarının kalkınma ve örgütlenme tarihine dayanmaktadır. Ancak özellikle 1800’lü yıllarda ortaya çıkan Hayırsever Kuruluşlar Cemiyeti ve Yerleşim Evleri Hareketi sosyal hizmetteki toplum uygulamasının başlangıcı olarak kabul edilir.
Hayırsever Kuruluşlar Cemiyeti
Genel olarak değerlendirildiğinde Hayırsever Kuruluşlar Cemiyeti yoksulluğun başarısızlıkla ya da becerisizlikle karakterize edildiği bireyci felsefe üzerine kurulmuştu. Bu felsefeye göre birey, düşük ücretler ya da ekonomilerin hükümetler tarafından kötü yönetilmesi gibi sosyal ve yapısal faktörlerden ziyade, kişisel başarısızlıklarının sorumlusu olarak görüldü. Yoksulluk içinde yaşayan bireyler, gelirlerini ya da aile bütçelerini iyi yönetemedikleri için yoksulluğa düşmüşlerdi. Bu düşüncenin diğer tarafında ise yoksulların sıkı çalışma koşullarına uyum sağlamadıkları, tembel oldukları ya da ahlaksız bir yaşam sürdükleri görüşü vardı. İşte bu iki görüş, yoksul bireylerin merhameti hak edip etmediklerinin belirlendiği nokta olarak ön plana çıkmıştır.
Hayırsever Kuruluşları Cemiyeti, yoksulluğun doğasını anlamadığı iddiasıyla eleştirilmiştir (Pierson, 2011). 1880’lerin sonlarına gelindiğinde ise bu hakim paradigmaya tepki olarak yoksulluğun olumsuz sosyal koşullardan kaynaklandığını savunan ve daha çok yapısal ve sistemik bir vurgusu olan Yerleşim Evleri Hareketi ortaya çıkmıştır.
Yerleşim Evleri Hareketi
Organize hayırseverlik felsefesine karşı olarak 1880’lerin sonlarında ortaya çıkan Yerleşim Evleri Hareketi, yoksulluğun ortaya çıkmasında bireyin hiç kontrolü olmadığı ya da çok az olduğu görüşü üzerine temellenmiştir. Hayırsever Kuruluşları Cemiyetinin aksine, Yerleşim Evleri Hareketi, yoksulluğun olumsuz sosyal koşullardan kaynaklandığını savunmuştur.
Yerleşim Evleri Hareketi İngiltere’de 1883’te kurulan Oxford House ve 1885’te kurulan Tonybee House ile başlamıştır. 1860’larda İngiltere’de yoksul bir mahalleye yerleşen Edward Denison, yoksullarla kişisel ilişkiler kurmanın ve bu yolla yardım sürecini yönetmenin toplumu yeniden inşa etmenin tek yolu olduğunu öne sürdü.
Kuzey Amerika’daki en eski yerleşim evlerinden biri olan Chicago’daki “Hull House”, 1889 yılında sosyal hizmet mesleğinde bir öncü olan Jane Addams tarafından kuruldu (Turner, 2005). Chicago’da üst sınıftan ailelere mensup olan Jane Addams ve Ellen Gates Starr’ın Hull House’a yerleşmelerinin ardından, benzer toplumsal sınıfa mensup başka genç kadınlar da onlara katılmış ve komşuluk vasıtasıyla mahalle sakinleriyle sosyal bağlar kurulabileceğini savunmuşlardır.
Türkiye’deki Gelişimi
Osmanlı Dönemi’nde vakıf geleneğinin sosyal hizmetlerin sunumunda önemli bir kurumsal yapı olarak ön planda olduğu görülmektedir. Toplumla sosyal hizmet uygulamalarına temel oluşturan günümüzdeki adı Kızılay olan Hilal-i Ahmer Cemiyeti, yine Cumhuriyet Dönemi’nde Çocuk Esirgeme Kurumu adıyla faaliyet gösteren Himaye-i Etfal Cemiyeti ve günümüzde hâlâ çalışmalarına devam eden Darülaceze gibi kurumlar toplumla sosyal hizmetin işlevlerinden bazılarını yerine getiren kurumlar olarak değerlendirilmektedir. Cumhuriyet Dönemi’nde işlevleri yeniden tanımlanan bu kurumlara finansal açıdan toplum katılımı teşvik edilmiştir. Yardım ve bağış yapılması desteklenmiştir.
Cumhuriyet Türkiye’sinde toplumla sosyal hizmet modellerinden toplum kalkınmasının önemli bir örneği olarak kabul edilen Köy Enstitüleri ise 1940 yılında kabul edilen Köy Enstitüleri Yasası ile kurulmuş ve 1954 yılında kapatılana kadar hizmet vermiştir.
Türkiye’de toplum merkezi özelliği taşıyan ilk yapı Başbakanlık GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu aracılığı ile faaliyet göstermiş olan Çok Amaçlı Toplum Merkezleridir.
1993 yılında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde “aileye ve kadına yönelik koruyucu, önleyici, geliştirici, tedavi ve rehabilite edici hizmetleri yerine getirmek” amacıyla kurulan toplum merkezlerinin toplumsal değişmenin ortaya çıkardığı sorunlarla başa çıkmaları hedeflenmiştir. Günümüzde toplum merkezlerinin işlevleri Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun kapatılması ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla birlikte Sosyal Hizmet Merkezlerine devredilmiştir.
Uygulama Modelleri ve Sınırlılıkları
Toplum odağındaki sosyal hizmet uygulamaları çeşitli modeller çerçevesinde uygulamaya geçirilir.
Uygulama Modelleri
Toplumla sosyal hizmetin uygulamaya aktarılması, çeşitli modeller aracılığı ile gerçekleştirilir. Uygulama modellerinde yer alan bileşenlere bakıldığında genel olarak sekiz bileşen tanımlanmaktadır:
• Değişim hedefi • Personel, liderler ve üyeler için belirlenmiş roller • Sorunları seçmek için gerekli olan süreç • Değişim sonucunda ulaşılacak hedef • Hedefin niteliğine ilişkin değerlendirme • Değişim stratejisi • Değişim yaratmak için gereken kaynaklar • Değişim sürecinde kuruluşun rolü
Toplumla sosyal hizmet modelleri arasında en iyi bilinenlerden biri, 1968’de Rothman’ın geliştirdiği geleneksel model olarak da anılan modeldir. Öncelikle toplumun yeterliliğine ve sosyal bütünleşmeye odaklanan Rothman’ın yaklaşımı, yerel ya da bölgesel kalkınmanın önemine işaret eder. İkinci olarak uzmanlığa dayalı sosyal planlama ya da sosyal politikanın veriye dayalı problem çözme yönelimini odaklanır. Son olarak ise değişim ve sosyal adalet taahhüdü çerçevesinde sosyal eylemin savunuculuk yönünü ön plana çıkarır.
Yerel Gelişim Modeli (Toplumsal Gelişim): Bu modelde yerel düzeyde yaşanan toplumsal sorunları çözmek amacıyla fikir birliğine varılması esastır.
Sosyal Planlama: Sosyal planlama modeli “gerçeklerle” ikna etmenin hakim olduğu, veri ve görev odaklı bir yaklaşımdır.
Sosyal Eylem: Bu modelde sosyal adalet vurgusu ön plandadır.
Mahalle ve Toplum Örgütlenmesi: Değişim ihtiyacı içinde olan topluluklara ulaşmanın en kolay yolu, yerel düzeyde onlarla temas etmektir. Bu fikirden hareketle mahalle ve toplum örgütlenmesinde coğrafi olarak birbirine yakın olan bireylerle mahalle ya da yerel bir topluluk ölçeğinde toplumla sosyal hizmet uygulaması gerçekleştirilir.
İşlevsel Toplumların Örgütlenmesi: Mahalle ve toplum organizasyonuna benzeyen işlevsel toplumların örgütlenmesinde odak, aynı coğrafi bölgede yaşayan bireylerle çalışmak yerine benzer ilgi alanlarına, benzer sorunlara ve endişelere sahip bireylerdir. Bu modeldeki temel amaç güç dengesini değiştirmek ve gerekli değişimi savunmak için benzer düşünen insanları bir araya getirmektir.
Sosyal ve Ekonomik Kalkınma: Düşük gelir gruplarının ve dezavantajlı, baskı altındaki nüfus gruplarının yaşam kalitelerini artırmak amacıyla uygulanan bu modelde toplumun sosyal ve ekonomik gelişimi için toplum üyelerini bir araya getirmeye, düşük gelirli, marjinalleşmiş ve ezilen insanların yaşamlarını güçlendirmeye ve iyileştirmeye çalışılır.
Sosyal Planlama: Sosyal planlama, planlamacıların topluma ve mevcut kaynaklara baktıkları ve mevcut hizmetleri geliştirmek, koordine etmek ve uygulamak için planlar oluşturdukları rasyonel bir sorun çözme sürecidir.
Program Geliştirme ve Toplum Liyezonu: Katılımcı ve güçlendirici bir perspektifi olan program geliştirmenin amacı, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için yeni bir hizmet oluşturmak veya mevcut bir hizmeti veya programı genişletmektir. Süreç, bir ihtiyaç değerlendirmesi yapılmasını, topluluk ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak tasarlanmış yeni hizmetlerin planlanmasını ve bu hizmetlerin uygulanmasını ve değerlendirilmesini içerir.
Koalisyon Oluşturma: Koalisyon çeşitli güçlerin bir araya gelerek oluşturdukları birliklerdir. Belirli bir hedefe yönelik olarak ortaya çıkan iş birliği ve güç birliği teması ön plandadır. Genel olarak koalisyon, ayrı gruplar bir araya gelerek bir sorun üzerinde topluca çalıştıklarında oluşur ve gruplar genellikle pragmatik nedenlerle bir araya gelirler.
Siyasi ve Sosyal Eylem: Siyasi ve sosyal eylem modeli, vatandaşların karar verme sürecinde siyasi güç kazanmalarına yardımcı olmaya odaklanmaktadır. Politika yapıcıların gündemini veya politikaları değiştirmeye odaklanarak sosyal, politik veya ekonomik adalet için eyleme geçilmesini sağlar.
Toplumsal Hareketler: Ekonomik ve sosyal adalete ve insan haklarına odaklanan ve ilerici toplumsal hareketler olarak da adlandırılan bu model, büyük grupların sosyal ve çevresel koşulları değiştirmeye çalıştıkları zaman ortaya çıkmıştır.
Sınırlılıkları
Sosyal hizmet genel olarak birey-aile ölçekli, mikro müdahalelere odaklanmaktadır. Özellikle neoliberal politikalar sonrasında toplumla sosyal hizmet uygulamasının zayıflamaya başlaması gibi nedenlerle günümüzde toplumla sosyal hizmet daha geri planda kalmakta, birçok sosyal hizmet uzmanı mikro alana yönelmektedir.
Toplumla çalışmanın en önemli unsurlarından biri olan katılımı sağlamak, sosyal hizmet kurumlarının sahip olduğu kaynağa ve zamana bağlıdır.
Toplumla çalışmanın bir diğer sınırlılığı ise çalışılan toplumun içindeki bireylerin baskı ve dışlanma yaşama ihtimalleridir.
Toplum çalışması konusundaki bir diğer sınırlılık ise toplum çalışması ile politika arasındaki ilişkinin yorumlanmasıyla ilgilidir.