SHZ181U-SOSYAL HİZMET MESLEĞİNE GİRİŞ
Ünite 8: Sosyal Hizmet Alanları III
Giriş
Bir halk sağlığı sorunu olarak da kabul gören bağımlılık alanı; çok boyutlu inceleme, değerlendirme ve müdahale gerektiren; insanların can ve mal güvenliğini tehdit eden afetler alanı, birçok alanda eşitlik ve hak mücadelesini sürdüren ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı gibi konularla dezavantajlı konumda görülen kadın sorunları alanı ve uygulama bakımından en çok ihtiyaç duyulan okul ortamlarında sosyal hizmet alanı incelenecektir.
Bağımlılık Alanı
Bağımlılık, bir madde arayışı olarak zararlı sonuçlara rağmen kullanıma devam etme isteği ile kişinin beden ve zihninde uzun vadeli değişikliklere neden olan bir hastalıktır. Bu durum en temelde bir ruh sağlığı bozukluğu ve önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul görmektedir. Bağımlılık biyolojik, psikolojik ve sosyal bileşenleri olan çok yönlü bir hastalıktır. Bireylerde bağımlılığın gelişimi çeşitli faktörlere dayanmaktadır. Genetik yatkınlık, bir bireyin bağımlılığa karşı duyarlılığını belirleyebilirken çevresel etkenler de önemli bir rol oynamaktadır. Stres ve travma gibi olumsuz çevresel faktörler, bireyin yaşadığı çevredeki akran etkisi bağımlılık riskini artırabilir. Bağımlılık ister maddeye yönelik isterse de davranışa yönelik olsun kişilerde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede bireysel, biyolojik ve çevresel faktörlerin hepsi dikkate alınmalı ve uygun önlemler alınmalıdır.
Bağımlılık Türleri
Bağımlılık; madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı, kumar bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, cep telefonu bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı da dahil olmak üzere çok çeşitli davranışları ve maddeleri kapsar. Bağımlılıklar sadece maddelerle sınırlı olmayıp kumar ve aşırı teknoloji kullanımı gibi davranışları da içermektedir. Tüm bağımlılıkların insan motivasyonunu etkileyen güçlü bir etken olduğu düşünülmektedir. Bağımlılık aynı zamanda sosyal bağlılık üzerinde önemli etkisi olan davranışsal bağımlılıkları da içermektedir.
Bağımlılığın Bireysel ve Toplumsal Etkileri
Bağımlılık, bireyler ve toplumlar açısından geniş çapta etkilere sahip olan ve çeşitli psikolojik, sosyal ve davranışsal sonuçlara yol açan bir durumdur. Bağımlılıkla ilgili araştırmalar, sosyal medya bağımlılığının psikolojik etkilerini vurgulayarak bağımlılık yaratan sosyal medya kullanımının narsisizm, düşük benlik saygısı ve olumsuz benlik kavramlarını engelleme ihtiyacı ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Kullanımı hızla artan ve insanların ayrılmaz bir parçası olan akıllı telefonlara yönelik bağımlılık nomofobi, stres ve yalnızlık gibi olumsuz durumları pekiştirmekte ve aşırı akıllı telefon kullanımı da sosyal ve psikolojik sorunların ortaya çıkmasında etkilidir. Bağımlılığın bireysel ve toplumsal etkileri karmaşık ve çok yönlü olup kapsamlı bir anlayış ve hedefe yönelik müdahaleler gerektiren çok çeşitli psikolojik, sosyal ve
davranışsal etkileri kapsamaktadır.
Bağımlılıkla Mücadelede Sosyal Hizmetin Rolü
Sosyal hizmet, bağımlılıkla mücadelede koruyucu önleyici hizmetler ile birey, aile, grup ve toplum düzeyinde müdahalelerde bulunan bir meslektir. Sosyal hizmet uzmanları bağımlılıkta süreç ve vaka yönetiminde, müdahalelerin sağlanmasında ve bağımlılığı olan bireylerin genel sağlığının iyileştirilmesinde çok önemli roller üstlenmektedirler. Sosyal hizmet uzmanları hem genel düzeyde hem de klinik düzeyde bağımlılığı ele almak, taramalar yapmak, müdahale ve yönlendirme hizmetlerini planlamak ve gerçekleştirmek, derinlemesine veya uzun vadeli bağımlılık tedavi ve rehabilitasyonunun uygulayıcısı olmak için gerekli eğitimlerle donatılmışlardır. Ayrıca sosyal hizmet uzmanları bağımlılık tedavisinde kanıta dayalı uygulamaları kullanmakta ve müdahalelerin etkinliğini artırmak için sosyal politika geliştirmeye yönelik girişimlerde bulunmaktadırlar. Sosyal hizmetin bağımlılıkla mücadeledeki işlevleri olarak şunlar sıralanmaktadır:
• önleyici hizmetler sunmak • mücadelede tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde önemli bir rol oynamak • toplum temelli hizmetlerin geliştirilmesi ve uygulanmasında önemli bir rol oynamak • politika geliştirme ve savunuculuk rolü üstlenmek
Bağımlılıkla Mücadelede Sosyal Hizmet Yaklaşımları
Sosyal hizmet uzmanları, çeşitli kanıta dayalı uygulamalar ve disiplinler arası yaklaşımlar yoluyla bağımlılığın ele alınmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımlardan biri, bağımlılıkların tedavisinde giderek daha fazla destek gören toplum güçlendirme ve aile eğitimi (CRAFT) yaklaşımıdır. Sosyal hizmet uzmanları, ilişkisel yaklaşımları ve biyopsikososyal uygulama modellerini kullanarak madde kullanım bozukluğu olan kişilerin tespit ve tedavisinde yer almaktadır.
Okul Sosyal Hizmeti
Okul ortamında sosyal hizmet uygulamaları öğrencilerin eğitim yaşamını olumsuz etkileyen nedenleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir destekleyici hizmet biçimidir. Okul ortamlarında sosyal hizmetin kapsamı öğrencilerin, ailelerin ve okul toplumunun refahını ve gelişimini desteklemeyi amaçlayan çok çeşitli müdahaleleri kapsar. Okul ortamlarındaki sosyal hizmet uzmanları, öğrencilerin sosyal, duygusal ve davranışsal ihtiyaçlarını ele almada, danışmanlık sağlama ve ruh sağlığı sorunları için destek sağlamada çok önemli bir rol oynamaktadır.
Okullardaki sosyal hizmet uzmanları, özellikle ötekileştirilmiş ve dezavantajlı öğrencilerin desteklenmesi, eşitliğin teşvik edilmesi ve sosyal adaletin sağlanmasına yönelik müdahalelerde yer alırlar. Güvenli ve destekleyici okul iklimlerinin oluşturulmasına, zorbalığın ele alınmasına ve öğrenciler arasında olumlu sosyal ilişkilerin teşvik edilmesine katkıda bulunurlar.
Okul Sosyal Hizmetinin Tarihi
Okul sosyal hizmeti, 19. yüzyılın sonlarında başlamasından bu yana önemli ölçüde evrilmiş ve dünya çapında eğitim sisteminin hayati bir bileşeni olarak kabul görmüştür. Sosyal hizmet alanındaki öncülerden olan Jane Addams ve Mary Richmond gibi reformist uzmanların yoksulluk, çocuk işçiliği ve okuldan kaçma gibi sorunları ele almaları sosyal hizmetin eğitim ortamlarına entegrasyonuna zemin hazırlamıştır. Okul sosyal hizmeti, araştırma, teknoloji ve disiplinler arası iş birliğindeki yenilikler, travmaya dayalı bakım, onarıcı adalet yaklaşımları ve çok kültürlü yetkinlik eğitimi gibi kanıta dayalı uygulamaların benimsenmesini sağlamıştır.
Okul Sosyal Hizmetine Kronolojik Bakış
Okul sosyal hizmetinin kökenleri, Amerika Birleşik Devletleri’nde 19. yüzyılın sonlarına dayanır. Bu dönemde, sosyal reform hareketlerinin etkisiyle, okul sosyal hizmeti kavramı ve ihtiyacı ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında ev ziyaretleri fikri ile pekişen okul sosyal hizmet uzmanları bu dönemde ziyaretçi öğretmenler olarak ifade edilmiştir. 20. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir gelişim göstermiştir.
Türkiye’de Okul Sosyal Hizmetinin Görünümü
Türkiye’de okul sosyal hizmeti uygulamasının ilk örneği olarak 1961 yılında İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilerin bedensel ve ruhsal sağlıklarının desteklenmesi amacıyla kurulmuş olan “Medikososyal Merkezi”nde öğrencilerin psiko-sosyal, ekonomik sorunlarıyla da ilgilenilmesi için psikolog ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmesi gösterilebilmektedir. Son yıllarda üniversitelerde gerek medikososyal merkezlerde gerekse rehberlik ve psikolojik danışmanlık birim/merkezlerinde sosyal hizmet uzmanları istihdam edilmektedir.
Okul Sosyal Hizmet Uzmanlarının Rol ve Sorumlulukları
Okul sosyal hizmeti uygulamasındaki temel amaç öğrencilerin karşılaştıkları sorunları, okul-öğrenci aile üçgeni içerisinde çözüme kavuşturmak ve okul ortamındaki çocukların refahını artırmaktır. Sosyal hizmet uzmanları, öğrencilerin psikososyal ve duygusal açıdan desteklenmesi, danışmanlık, savunuculuk, vaka yönetimi, zorbalık ve şiddetle mücadele, ailelerle çalışma, diğer meslek elemanları ile işbirliği ve koordinasyon içinde olma, ayrımcılıkla mücadele, sosyal adalet ve hak savunuculuğu yapma, özel gruplarla çalışma gibi rol ve görevler çerçevesinde hizmet sunarlar. Bu rol ve görevler şu şekilde özetlenebilir:
• Öğrencilerin Sosyal ve Duygusal Refahının Desteklenmesi • İş birliği ve Danışma • Savunuculuk ve Vaka Yönetimi • Zorbalık ve Okul Şiddetinin Ele Alınması • Aileleri Destekleme • Meslekler Arası İş birliği
• Veri Odaklı Karar Verme • Irksal Eşitliğin Teşvik Edilmesi • Özel İhtiyaçların Ele Alınması • İş birliği ve Topluluk Birlikteliğinin Teşvik Edilmesi
Okul Sosyal Hizmet Uzmanlarının Karşılaştığı Yaygın Zorluklar
Dünyada birçok ülkede uygulanan okul sosyal hizmetinin birtakım zorluklarla karşılaştığı belirtilmektedir. Bu engeller şöyle sıralanabilir:
• Sınırlı Kaynaklar • Eğitim Engelleri • İletişim ve İşbirliği • Sosyal Adalet ve Eşitlik • Teknolojik Entegrasyon • Toplum ve Aile Dinamikleri • Eğitim Sistemi Engelleri • Okul İklimi ve Güvenliği
Afet Alanı
Afetlerin yol açtığı zararlar sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal boyutlara da sahiptir. Bu bağlamda sosyal hizmet, afet öncesi çalışmalar ve afet sonrası afetlerin etkilerini telafi etmek, toplumun dayanıklılığını artırmak ve mağdurlara destek sağlamak için kritik bir rol oynar. Sosyal hizmet uzmanları afet öncesi, sırası ve sonrasında toplumun ihtiyaçlarını belirleyerek, acil yardım sağlamak, toplumların yeniden yapılanmasına katkıda bulunmak ve psikososyal destek sunmak gibi alanlarda faaliyet gösterirler.
Afet Tanımı ve Türleri
Afet genellikle etkilenen topluluğun kendi kaynaklarını kullanarak başa çıkma yeteneğini aşan, insan canına, malına ve çevreye önemli ölçüde zarar veren, düzenin aksamasına, hasara ve acıya neden olan ani, yıkıcı bir olay olarak tanımlanabilir. Afetler, doğal veya insani kaynaklı olabilen olağanüstü durumlardır ve genellikle ciddi hasara, kayba veya zorlu koşullara yol açarlar. Afetler genellikle şu kategorilere ayrılabilir:
Doğal Afetler: Doğal olaylardan kaynaklanan afetlerdir. Bunlar arasında depremler, tsunamiler, kasırgalar, seller, kuraklık, volkanik patlamalar, orman yangınları, çığ ve toprak kayması gibi olaylar bulunur.
İnsani Kaynaklı Afetler: İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan afetlerdir. Örneğin; kazalar, terör saldırıları, savaşlar, sanayi kazaları, nükleer felaketler gibi durumlar insani kaynaklı afetlere örnektir.
Afetlerin Toplumsal Etkileri
Afetler büyük çaplı felaketler olarak değerlendirildiğinde etkileri de büyük çaplı olmaktadır. Afetlerin tüm şekilleri bireysel sorunları ortaya çıkarsa da bu bireysel sorunlar birçok kişiyi etkileyen genel sorunlara dönüşmekte ve toplumsal sorunlar olarak büyük kitleleri etkilemektedir.
Bu bağlamda afetler, büyük oranlarda can ve mal kaybı gibi etkilerle anılsa da ekonomik, sosyal, çevresel yapıyı da olumsuz yönde etkilemektedir. Afetler sonucu ortaya çıkan kayıplar, psikolojik etkiler, çevre hasarı vb. konular toplumun yeniden inşasına hatta bölgesel göç olaylarına sebep olabilir. Afetlerin etkileri genel olarak, can kaybı ve yaralanmalar, altyapı/üstyapı hasarı, ekonomik kayıplar, toplumsal gerginlik ve psikolojik etkiler, göç ve yerinden edilme gibi olumsuz etkiler olarak ifade edilebilirken afetlerin toplumsal dayanışma üzerinde de olumlu etkisi de önem taşımaktadır.
Afetlerde Sosyal Hizmet Uygulama ve Müdahaleleri
Sosyal hizmet, afet durumlarında afetlerden etkilenen bireylere, ailelere ve topluluklara çevresel etkileşimlerini de göz önüne alarak destek, müdahale ve kaynak sağlar. Sosyal hizmet uzmanları, afetlerden etkilenenlerin acil, kısa ve uzun vadeli ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan çeşitli uygulama ve müdahaleleri yürütür. Temel sosyal hizmet müdahale ve uygulama boyutları şunlardır:
• Krize Müdahale • İhtiyaçların Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi • Vaka Yönetimi • Toplum Örgütlenmesi ve Savunuculuk • Psikososyal Destek ve Travma Danışmanlığı • Güçlendirme, Geliştirme ve Direnç Oluşturma • Afet Risklerinin Önlenmesi ve Sosyal Politikalara Yön Verme
Afetlerde Sosyal Hizmet Uzmanlarının Görevleri
Sosyal hizmet uzmanları afetler olmadan önce, eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile birey ve toplum bilinçlenmesini organize etme konusunda profesyonel görevleri ve kaynakların etkili ve verimli kullanılması konusunda organizasyonel görevleri üstlenmektedirler. Afet sürecinde de sosyal hizmet uzmanları yaşanan afet durumları ile ilgili olarak planlama, koordinasyon, uygulama ve denetim süreçlerinde aktif rol almaktadır.
Kadın Sorunları ve Sosyal Hı̇zmet
Kadınlar genellikle cinsiyet eşitsizliği ve kadınların sosyal, ekonomik ve politik alanda karşılaştığı zorluklar bakımından toplumda dezavantajlı bir grup olarak ele alınabilirler. Kadınlar, iş gücüne katılım oranları, ücret eşitsizliği, eğitim fırsatları, siyasi temsil ve karar alma süreçlerine katılım gibi alanlarda dezavantajlı konumda olabilirler. Toplumda kadınlara atfedilen belirli roller ve beklentiler, kadınların potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirmelerini engelleyebilmektedir.
Kadınların dezavantajlı grup olarak kabul edilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği için çeşitli politika ve programların geliştirilmesini gerektirir. Kadınların eğitim, istihdam, sağlık hizmetlerine erişim gibi alanlarda desteklenmesi ve cinsiyet eşitliğini teşvik eden yasal düzenlemelerin yapılması önemlidir.
Kadın Sorunları ve Sosyal Hizmet
Kadınların iş hayatında karşılaştığı ayrımcılık, eğitim fırsatlarındaki eşitsizlik, sağlık hizmetlerine erişimdeki zorluklar gibi konular da sosyal hizmetin ilgi alanına girmektedir. Sosyal hizmet uzmanları, kadınların bu alanlardaki ihtiyaçlarını belirleyerek destek sağlayabilir ve kadınların yaşamlarını iyileştirmeye yardımcı olabilirler. Ayrıca kadınların toplumdaki rolleri, cinsiyet eşitliği konuları da sosyal hizmet açısından önemli bir alanı oluşturur.
Toplumsal Cinsiyet Sorunları
Toplumsal cinsiyet rolleri, kadınların ve erkeklerin toplumda beklenen davranışları ve rolleri tanımlayan normlardır. Bu roller, kadınların yaşamlarını etkileyebilir ve bazı durumlarda kadınların dezavantajlı konuma düşmelerine neden olabilmektedir. Kadınların iş yaşamında karşılaştığı bu tür engeller, toplumsal cinsiyet rollerinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilmekte ve kadınların kariyer gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir.
Kadınların aile içindeki geleneksel rolleri ve ev işlerine yönelik beklentiler de toplumsal cinsiyet rolleri açısından önemli bir sorundur. Toplumsal cinsiyet rolleri aynı zamanda kadınların sağlık hizmetlerine erişiminde de sorunlar yaratabilir. 8
Kadına Yönelik Şiddet
Kadına yönelik şiddet, toplumda ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadına yönelik şiddetin sadece fiziksel boyutu değil, aynı zamanda psikolojik, ekonomik ve dijital boyutları da bulunmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için çoklu ve kapsamlı bir yaklaşım gerekmektedir. Toplumda farkındalık yaratılması, eğitim ve sağlık sektöründe etkili müdahale stratejilerinin geliştirilmesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli adımlar olarak öne çıkmaktadır.
Kadın Alanında Çalışan Sosyal Hizmet Uzmanlarının Rol ve Sorumlulukları
Kadın alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları, eş şiddetine maruz kalan kadınlara daha iyi bakım ve destek sağlamak üzere eğitilmişlerdir ve ihtiyaç sahibi kadınlar için sıcak ve destekleyici bir ortam yaratmanın önemini kabul etmektedirler. Ayrıca sosyal hizmet uzmanları sağlık, aile içi şiddet ve psikolojik refahla ilgili konular da dahil olmak üzere kadınlar için kritik konuların ele alınmasıyla ilgilenmektedir. Bu profesyoneller, daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir mesleki ortamın teşvik edilmesini amaçlayarak, cinsiyete dayalı mesleki kimlikleri ve liderlik rollerinde kadınların karşılaştığı zorlukları ele almaktadır. Genel olarak, kadın alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları, kadınları etkileyen çok çeşitli sorunları ele alarak ve toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal adaleti savunarak çeşitli ve kritik roller oynamaktadır.
Sosyal hizmet uzmanlarının kadınlarla çalışırken üstlendiği roller şunlardır:
• Destek Sağlayıcı • Danışman • Eğitimci • Savunucu • Ağ Oluşturucu
Kadınlarla Sosyal Hizmet Uygulamalarında Karşılaşılan Engeller ve Zorluklar
Kadınlarla sosyal hizmet uygulamalarında karşılaşılan engeller ve zorluklar çeşitli faktörlere dayanmaktadır. Kadınlarla sosyal hizmet uygulamalarında karşılaşılan bazı temel engeller ve zorluklar şu şekilde sıralanabilir:
• Toplumsal Cinsiyet Normları ve Ayrımcılık • Ekonomik Zorluklar 8 • Aile İçi Sorunlar • Toplumsal Baskı ve Damgalanma • Eğitim ve Bilinçlendirme Eksikliği.