SHZ181U-SOSYAL HİZMET MESLEĞİNE GİRİŞ
Ünite 1: Sosyal Hizmet Mesleğinin Kavramsal Çerçevesi
Giriş
Sosyal hizmet dünyada yüzyılı aşkın bir geçmişe sahip olan, ülkemizde ise yarım yüzyıldan fazla süredir bilimsel bilgi üretiminde ve uygulamada yer alan bir meslek ve disiplindir.
Sosyal Hizmet: Tanımları ve Temel Kavramlar
Sosyal hizmet birey, aile, grup ve toplumu odağına alan meslek ve disiplindir. Genel olarak sosyal hizmet insan ve topluma ilişkin sorunlara ve bu sorunların çözümlerine odaklanmaktadır. İnsani ve sosyal bilimler alanından birçok disiplinin insan ve toplum kavramlarına odaklanmış olduğu göz önüne alındığında sosyal hizmet disiplininin odağını ve sınırlarını doğru çizmek önem arz etmektedir. Uygulamalı bir disiplin olması sosyal hizmetin diğer birçok sosyal bilim alanından farkını ortaya koysa da doğru tanımlama yapılması sosyal hizmetin odak ve kapsamını belirleme ve diğer sosyal ve beşerî bilimlerle sınırlarını belirlemede etkili olacaktır. Çevresi içinde birey” vurgusu sosyal hizmetin tanımını ve kapsamını belirleme çabalarında en sık kullanılan ifadelerden biridir. Sosyal hizmeti tıp, hukuk, eğitim gibi sosyolojik anlamda toplumsal bir kurum olarak tanımlama çabaları da 1940’lı yıllara dayanır.
Tanımlarda sosyal hizmetin ilkeleri, yararlanacağı kuramsal çerçeve, müdahalesinin odağında yer alan bireyler ve yapılar çerçevelendirilmiştir. Bunun yanı sıra sosyal adalet vurgusu göze çarpmaktadır. Sosyal adalet, “bir toplumun tüm üyelerinin toplumsal kaynaklara, fırsatlara, haklara, politik etki ve faydalara eşit erişimin olduğu durumlar” olarak tanımlanabilir.
Benzer biçimde sosyal politika da sosyal hizmet ile doğrudan ilişkili kavramlardan biridir. Sosyal politika, ekonomik eşitsizlikleri azaltmak, toplumsal adalet ve eşitliğe hizmet ederek toplumsal uzlaşma ve bütünleşmeyi sağlamak için geliştirilen müdahale ve tedbirler bütünüdür. Sosyal hizmet, “biyopsikososyal boyutlarıyla bireyin bütünlüğü ve çevresiyle olan etkileşimi ile bu etkileşimde ortaya çıkabilecek psikososyal nitelikli ihtiyaç ve sorunlara odaklanan bir meslek ve disiplindir.”
Ülkemizde sosyal hizmet mesleğini icra eden ve dört yıllık sosyal hizmet lisans bölümü mezunu meslek elemanları “sosyal hizmet uzmanı” ya da “sosyal çalışmacı” ünvanını almaktadırlar. Sosyal hizmet müdahalesinin hedef kitlesi müracaatçı ve müracaatçı sistemi olarak adlandı- rılmaktadır.
Çoğu durumda kendi kararlarının sorumluluğunu alma yetkinliğinde olduğu bilgisinden hareketle müracaatçıların kendi kaderini tayin hakkı (öz belirlenim-self determinasyon), sosyal hizmet uzmanlarının etik sorumluluklarındandır. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyla birlikte seçenekleri belirlemeli, olası kararın sonuçlarını yaşayacak olan müracaatçı nihai kararı vermelidir. Henüz reşit olmayan, ruhsal bozuklukları olması nedeniyle karar vermek için gerekli muhakemeden
yoksun olan ya da herhangi bir nedenle eylemlerinden kendisi ve/veya çevresinin zarar görme riski olan müraca- atçıların kendi kaderini tayin hakkı sosyal hizmet uzmanı tarafından sınırlanabilir. Çocuk, kadın, yaşlı, engelli, yoksul, göçmen/mülteci gibi müracaatçı grupları dezavantajlı bireyler, hassas ya da incinebilir bireyler biçiminde ifade edilebilmektedir.
Sosyal Hizmetin Amaçları
Sosyal hizmet genel olarak insana dair bir meslektir. Bu yönüyle en genel amaçları da insanların refah ve mutluluğunun sağlanmasına yönelik müdahaleleri içermesidir. Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonunun (IFSW) tanımında sosyal hizmetin; sosyal değişme ve gelişme, sosyal uyum, insanların güçlendirilmesi ve iyilik hâlini arttırmak için özgürleşmesini teşvik ettiği vurgusu sosyal hizmetin temel amaçlarını da ortaya koymaktadır. Bu bakımdan sosyal adalet, insan hakları, kolektif sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkeleri sosyal hizmetin odağında yer alır. Sosyal hizmet bir disiplin olarak sosyal hizmet teorilerinin yanı sıra sosyal bilimler ve içinde bulunduğu kültüre özgü bilgilerden destek alan bir disiplin olarak yaşam güçlükleriyle baş etmek ve refahı arttırmak gibi temel amaçları yerine getirmek için insanları ve yapıları bir araya getirir. Sosyal hizmetin amaçlar:
• İnsanların problem çözme ve başa çıkma kapasitelerini geliştirmek, • İnsanları kendilerine kaynak, hizmet ve fırsatlar sağlayan sistemlerle bağlantılandırmak, • Bunların etkili ve insani işleyişini teşvik etmek, • Sosyal politikanın geliştirilmesine ve iyileş- tirilmesine katkıda bulunmak
Sosyal işlevselliği “insanların yaşam durumlarıyla başa çıkmaları ya da bireyin başa çıkma çabaları ile sosyal çevrenin talepleri arasındaki denge” olarak tanımlamıştır. Sosyal hizmetin odağında birey ve bireyin çevresi yer alır. Bireyin çevresi onun sosyal işlevselliğinin sağlanmasında destekleyici olabildiği gibi engelleyici de olabilir.
Bağımlı bireylerin tedavi sürecinde ve sonrasında sosyal hizmet müdahaleleri, bireyin sosyal işlevselliğini yeniden kazandırmayı hedefler. Bu süreçte çevresel düzenlemeler, aile desteği, eğitim ve meslek edinme gibi unsurlar önemlidir. Ailede baskıcı tutumlar veya maddenin kolay erişilebilir olduğu bir çevrede yaşamak, madde kullanımını tetikleyebilir. Ancak, aileden algılanan sosyal destek tedavi başarısına katkı sağlar. Sosyal hizmet uzmanları, bireylerin sosyal işlevselliğini değerlendirmek, sorun çözme becerilerini geliştirmek, değişim için gerekli desteği sağlamak ve iyi oluşlarını arttırma amacıyla müdahalelerde bulunur. İyi oluş (well-being), en genel anlamıyla iyi hissetmektir. Zihinsel sağlığın iyi olmasını, yaşam memnuniyetinin yüksek düzeyde olmasını ve stresle baş etme becerilerine sahip olmayı içerir. Sosyal hizmet, bireylerin çevrelerine uyum sağlamalarını amaçlayan mikro, aile ve küçük gruplara yönelik mezzo ve çevrenin
bireylere daha iyi hizmet etmesine odaklanan makro düzeyde müdahaleler içerir.
Sosyal Hizmetin Rol ve İşlevleri
Sosyal hizmet tanımında referans alınan ölçütler, sosyal hizmetin rol ve işlev leri ile sosyal hizmet mesleğinin uygulayıcısı olarak sosyal hizmet uzmanının mesleki müdahalelerinde yerine getireceği rol ve işlevleri de belirler. Sosyal hizmet alanındaki bu kritik önemi nedeniyle rol ve işlevlerin belirlenmesi konusunda birçok çalışma yapılmış ve farklı sınıflamalar ortaya konulmuştur.
Herman Stein (1976) sosyal hizmetin işlevlerini sis tematik bir bakış açısıyla sınıflandırmayı amaçladığı çalışmasında sosyal hizmetin üç temel işlevinden söz eder. İlk olarak sosyal hizmetin sistemi sürdürme işlevinde Stein, sosyal hizmetin ihtiyaçların toplum sal değerlere ve toplumsal kurumlara uygun olarak karşılanmasını içeren uyum ve toplumsal istikrar ekseninde ele alındığından söz eder. İkinci olarak sosyal hizmetin savunuculuk ve reform yoluyla sos yal değişim yaratmayı hedefleyen ve sistemi değişti rip dönüştürmekle ilgili işlevine dikkat çeker. Son olarak Stein sosyal hizmetin gelişimsel rol ve işlevini ele alır ve sosyal hizmetin toplumun çoğunluğunun refahını etkileyen sosyal politikaların oluşturulması ve uygulanmasıyla ilgili olduğunu belirtir.
Stein!ın tartışmasına benzer şekilde Payne (2020) de sosyal hizmetin ta nımına ve işlevlerine ilişkin farklı görüşlerle bu gö rüşlerin altında yatan politik felsefeler arasında bağ olduğunu öne sürer. Güçlendirme, sorun çözme ve sosyal değişim olmak üzere sosyal hizmetin işlevle rine ilişkin üç temel görüşten söz eden Payne, güç lendirme görüşünü sosyal demokrat, sorun çözme görüşünü liberal/neo-liberal, sosyal değişim görü şünü ise sosyalist politik felsefeyle ilişkisi temelinde ele alır.
Bir diğer çalışmada ise Miley vd. (2017) sosyal hizmetin işlevlerini rollerle ilişkili olarak değerlen dirmişlerdir. Genelci sosyal hizmet uygulamasında danışmanlık (counseling), kaynak yönetimi (resource management) ve eğitim (education) olmak üzere üç temel işlev belirlemişlerdir.
Danışmanlık İşlevi: Danışmanlık işlevinde sosyal hizmet uzmanı, bireyler, gruplar, örgütler ve toplulukların sosyal işlevselliklerini yerine getirmede karşılaştıkları zorluklara çözüm bulmaya çalışır. Bu süreçte, uzman birey ve ailelere zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olurken "muktedir kılıcı" (enabler) rolünü üstlenir. Mezzo düzeyde, organizasyonlarla çalışırken "kolaylaştırıcı" (facilitator) rolüyle örgütsel gelişimi destekler. Topluluklarla çalıştığında ise "planlayıcı" (planner) rolünü üstlenir, araştırma yaparak program ve politika geliştirmeye yardımcı olur. Ayrıca, meslektaşlarını destekleyip mesleki kültürün yayılmasına rehberlik eder.
Kaynak Yönetimi: Kaynak yönetiminde sosyal hizmet uzmanı, birey, grup ve toplulukların ihtiyaçlarına uygun kaynakları belirleyip yönetir. Kaynaklar, sadece finansal
değil, bireyin azmi, sosyal destek, sosyal sermaye ve çevresel koşulları gibi farklı şekillerde değerlendirilebilir. Sosyal hizmet uzmanı bu kaynakları yönetirken, birey ve aileleri kaynaklarla buluşturan bir "bağlantı kurucu" (broker) ve savunucu rolü oynar. Mikro düzeyde, vaka yönetimi ile bireylerin kaynaklara erişimini sağlar. Mezzo düzeyde, organizasyonlar ve gruplar arasında ilişkiler kurarak kaynak geliştirmede "aracı" rolünü üstlenir. Toplulukla çalışırken "harekete geçirici" (activist) rolüyle sosyal değişimi başlatır. Sosyal hizmet sistemi düzeyinde ise disiplinlerarası işbirliği yaparak hizmetlerin hızlanmasını sağlar.
Eğitim: Eğitim işlevinde sosyal hizmet uzmanı, müracaatçı sistemi ile bilgi ve fikir paylaşımı yaparak bireyleri güçlendirmeyi hedefler. İş birliğine dayalı öğrenme, müracaatçı sistemlerinin kendi kendini yönetebileceği ve yeni öğrenilenlerin hemen uygulanabileceği varsayımına dayanır. Bu süreçte sosyal hizmet uzmanı, öğretici, eğitici, toplumu bilgilendirici, araştırmacı ve akademisyen rolleri üstlenir. Mikro düzeyde birey ve ailelerle çalışırken bilgi paylaşımını ve eğitim programlarını kolaylaştırır. Mezzo düzeyde, organizasyonlarda personel gelişimine yönelik eğitim verir. Makro düzeyde toplumu bilgilendirici rolüyle sosyal sorunlar hakkında kamuoyunu bilgilendirir. Sosyal hizmet sistemi düzeyinde ise araştırmacı ve akademisyen olarak bilgi üretimi ve keşif süreçlerine katılır.
Sheafor ve Horejsi (2016), sosyal hizmet uzmanlarının 11 temel rolünü (aracı, savunucu, eğitici, danışman, vaka yöneticisi, iş yükü yöneticisi, süpervizör, yönetici, sosyal değişim faili, araştırmacı ve profesyonel) ve bu rollere bağlı işlevleri sıralamışlardır. Bu çeşitli roller, özellikle eğitim sürecinde olan veya mesleğe yeni başlayan uzmanlar için karmaşık görünebilir. Ancak, her müdahalede tüm rollerin ve işlevlerin yerine getirilmesinin zor olduğu vurgulanır. Uygulamada, uzmanlaşmış sosyal hizmet uzmanları sınırlı roller üstlenirken, genelci sosyal hizmet uzmanları daha geniş kapsamlı rollerle çalışırlar. Örneğin, psikiyatrik sosyal hizmette uzman bir sosyal hizmet uzmanı daha çok danışmanlık ve savunuculuk gibi roller üstlenirken, Sosyal Hizmet Merkezinde çalışan bir uzman, farklı müracaatçı gruplarına göre çeşitli roller üstlenir.
Sosyal Hizmet Eğitimi
On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru endüstrileşme ve Sanayi Devrimi, yoksulluk başta olmak üzere birçok sosyal soruna çözüm arayışını hızlandırmıştır. Hayırsever Kuruluşlar Cemiyeti ve Yerleşim Evleri Hareketi bu dönemde önemli uygulamalardır ve sosyal hizmetin temellerini oluşturmuştur. Bu gelişmeler, nitelikli insan kaynağı ihtiyacını ortaya çıkarmış ve sosyal hizmete yönelik eğitim faaliyetleri başlamıştır. Mary Richmond, bireysel yardım kuruluşlarında hizmet içi eğitimi vurgulamış, İngiltere ve Almanya’da sosyal hizmet eğitimine yönelik kurslar açılmıştır. 1898'de New York’ta başlayan yaz okulu daha sonra Columbia Üniversitesi Sosyal Hizmet Okulu'na dönüşmüştür. İlk sosyal hizmet okulu ise 1899’da Amsterdam’da açılmıştır. Sosyal hizmet
eğitimi, zamanla Avrupa, Amerika, Şili, Hindistan ve Afrika gibi birçok ülkeye yayılmıştır. Jane Addams, Alice Salomon gibi öncüler sosyal hizmetin gelişimine katkı sağlamışlardır. Birleşmiş Milletler (BM), sosyal hizmet eğitimine uluslararası düzeyde katkıda bulunarak bu alanın gelişimini teşvik etmiştir. BM, sosyal hizmet uzmanlarının eğitimini desteklemiş, sosyal refah alanında teknik yardım sağlamış ve sosyal hizmet okullarının kurulmasına maddi kaynak sağlamıştır.
Türkiye’de Sosyal Hizmet Eğitimi
Türkiye'de sosyal hizmet eğitiminin başlaması ve sosyal hizmetin meslekleşme süreci, Birleşmiş Milletler'in teşviki çerçevesinde gerçekleşmiştir. 1957'de Türkiye'ye gelen bir BM sosyal refah danışmanı, Sosyal Hizmetler Enstitüsü'nün kuruluşu için yasa tasarısının hazırlanmasına öncülük etmiştir. Ardından, 1961 yılında dört yıllık bir eğitim programıyla Sosyal Hizmetler Akademisi kurulmuş ve sosyal hizmet eğitimi resmen başlamıştır. Bu Akademi, 1963 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olarak Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğüne bağlanmış ve 1965'te ilk mezunlarını vermiştir.
Türkiye'deki sosyal hizmet eğitiminin ikinci önemli adımı ise 1967 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Sosyal Çalışma Yüksekokulu'nun açılması olmuştur. Bu okul, Türkiye’deki lisansüstü sosyal hizmet eğitimini başlatan ilk yükseköğretim kurumu olarak dikkat çekmiştir. Ancak, 1982'de Yükseköğretim Kurulu'nun kurulmasıyla bu bölüm kapatılmış ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu adını almıştır. 2002 yılında Başkent Üniversitesi'nde sosyal hizmet bölümü kurulana kadar Hacettepe Üniversitesi, sosyal hizmet eğitimi veren tek okul olmuştur. 2002'den sonra Türkiye'de sosyal hizmet okullarının sayısında hızlı bir artış olmuş ve çok sayıda lisans ve lisansüstü sosyal hizmet bölümleri açılmıştır. YÖK Atlas 2023 verilerine göre Türkiye'de lisans düzeyinde yaklaşık 100 sosyal hizmet programı ve 80'e yakın ön lisans programı bulunmaktadır.
Türkiye’de sosyal hizmet eğitiminin gelişimine ilişkin detaylı bilgi edinmek için Doç. Dr. Kamil Alptekin tarafından hazırlanan ve Atlas Yayınevi tarafından 2016 yılında basılan “Başlangıçtan Bugüne ve Yarına Türkiye’de Sosyal Hizmet Eğitimi” adlı kitabı inceleyebilirsiniz. Türkiye’de sosyal hizmet eğitimi veren okulların güncel bilgilerine https://yokatlas.yok.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Sosyal hizmet, tarihsel olarak çoğunlukla kadınların yer aldığı bir meslek olarak görülmüştür. 1937 yılı verilerine göre dünya genelindeki 137 sosyal hizmet okulunun büyük bir kısmı yalnızca kadın öğrencilere yönelikti. Bu algı, kadınların doğal bakım verenler olarak görülmesiyle bağlantılıdır. Türkiye'de sosyal hizmet eğitiminde hem kadın hem de erkek uzman ihtiyacını karşılamak için Hacettepe Üniversitesi'nde cinsiyet temelli kota uygulaması yapılmıştır.
Genelci Sosyal Hizmet Eğitimi
Sosyal hizmet, ortaya çıktığı günden itibaren çeşitli alanlarda hizmet sunmuştur, bu alanlar arasında yoksulluk, çocuk refahı, engellilik, tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmetler bulunmaktadır. Sosyal hizmet uygulamaları zamanla toplumsal değişimlerle birlikte genişlemiş ve yeni alanlar eklenmiştir. Bu süreçte sosyal hizmet eğitiminin ve uygulamasının genelci mi yoksa uzmanlaşma modeline mi dayandırılacağı konusunda uzun yıllardır tartışmalar mevcuttur.
Sosyal hizmetin her alanına ilişkin özel bir hazırlık gereksiniminin olduğu varsayımından kaynaklanan uzmanlaşma temelli eğitim modeli, mesleğin ilk yıllarında genel olarak kabul görmüş ve var olan uygulama alanlarına yönelik müfredat programları organize edilmiştir. Alptekin (2016), sosyal hizmet eğitiminde uzmanlaşmayı “daha verimli olabilmek adına sade ce bir alanda yoğunlaşarak o alanın bilgi beceri ve değerlerine sahip olabilmeyi ifade eden bir kavram” olarak tanımlamıştır. Ayrıca uzmanlaşmış eğitimin çocuk refahı, yaşlılık, özürlülük ya da ruh sağlığı gibi belli bir alana, yönteme ve somut bir probleme odaklandığını ifade etmiştir.
Genelci eğitime dayalı olarak gerçekleştirilen genelci uygulama ise tıp alanında pratisyen hekimin uygulamalarıyla eşleştirilebilir. Nasıl pratisyen hekim başlangıç düzeyinde sağlık la ilgili temel bir yetkinlik çerçevesinde hastalara teşhis koyarak onları tedavi ediyorsa, genelci sosyal hizmet uzmanı da birey, aile, grup ve toplum düzeyinde ve geniş bir sorun alanında belirli düzeyde uygulama yapma yetkinliğine sahip sosyal hizmet uzmanıdır.
Türkiye’de sosyal hizmet eğitiminin gelişim süreci, Birleşmiş Milletler’in teşvikleriyle başlamış ve bu süreçte BM’den alınan danışmanlık, Batı ülkelerinde eğitim gören sosyal hizmetcilerin burslarla desteklenmesi ve yabancı hocaların Türkiye’de ders vermesi gibi etkenler önemli rol oynamıştır. Bu durum, Türkiye’de sosyal hizmet eğitiminin uzun yıllar Batı etkisinde kalmasına neden olmuştur.
2001 yılı itibarıyla Türkiye, Bologna Süreci’ne dahil olmuş ve sosyal hizmet eğitimi müfredatı genelci bir anlayışa göre yeniden şekillendirilmiştir. Bu süreç, sosyal hizmet mesleğinin ve eğitiminin gelişimine bağlı olarak, Amerikalı gelenekten gelen bilgi temeline yerel koşullara uygun yenilikler eklemeyi amaçlamıştır. Bu bağlamda, genelci yaklaşım ve yerel uyarlamalar ön plana çıkmıştır.
Alptekin (2016), günümüzde sosyal hizmet bölümlerinin hem yurtdışında hem de Türkiye'de genelci bir yaklaşım çerçevesinde oluşturulduğunu vurgular. Genelci yaklaşım, yöntemlerden çok sosyal sorunlara odaklanarak, bütüncül bir değerlendirme sunar. Bu yaklaşım, insan ilişkilerini ön planda tutar ve bireyden topluma kadar çoklu müdahale düzeylerini kapsar. Ayrıca, sistem kuramı, güçler perspektifi ve ekolojik yaklaşım gibi farklı bilgi temellerini kullanarak bireysel ve toplumsal problemleri birlikte ele alır. Bu şekilde, sosyal hizmet eğitimi ve uygulaması geniş
bir perspektifle ele alınarak etkili çözümler üretilmeye çalışılır.
Sosyal hizmet eğitiminde önemli bir gelişme, lisans ve lisansüstü programlar için standartların belirlenmesidir. Türkiye’de Bologna sürecine katılım ile birlikte Yükseköğretim Kurulu, yükseköğretimde standartların oluşturulması için çalışmalara başlamıştır. Bu çerçevede, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyelerinde eğitim programlarının içermesi gereken bilgi ve beceriler, Ulusal Yeterlilikler Çerçevesi kapsamında Sosyal Hizmet Çekirdek Eğitim Programı (ÇEP) ile belirlenmiştir. Eğitim düzeyine göre yeterlilikler artmakta olup, bu yeterlilikler genel olarak üç temel başlık altında ele alınmaktadır. Bu başlıklar şu şekildedir:
• Bilgi düzeyi (kuramsal-olgusal) • Beceri düzeyi (bilişsel ve uygulamalı) ve • Yetkinlikler düzeyi • Bağımsız çalışabilme ve sorumluluk ala bilme yetkinliği • Öğrenme yeteneği • İletişim ve sosyal yetkinlik • Alana özgü yetkinlik
Ön lisans eğitimi, sosyal yardımcı ve sosyal hizmet teknisyeni gibi ara eleman ihtiyacını karşılamak için düzenlenmiştir. Türkiye'de sosyal hizmet ön lisans programları bulunsa da, bu mesleklerin karşılığı henüz tanımlanmamıştır. Yurt dışında ise, sosyal hizmet uzmanlarına destek olan ön lisans mezunu veya diğer alanlarda eğitim almış sosyal hizmet teknisyenleri ve yardımcıları bulunmaktadır. Sosyal hizmet teknisyenleri, uzman gözetiminde temel görüşmeler yapar ve evrak işlerinde yardımcı olurken, sosyal hizmet yardımcıları lise mezunu olup ofis işlerini ve programlamayı üstlenirler.
Türkiye'de sosyal hizmet lisans eğitimi dört yıl sürer ve öğrencilere bilgi, beceri ve değerler kazandırır. İlk iki yıl kuramsal derslerle, son iki yıl ise mesleki müdahale yöntemleri ve uygulama dersleri ile geçer. Eğitim sürecinin yüzde 25-40'ı uygulama derslerine ayrılmıştır. ABD’de ise lisans düzeyindeki sosyal hizmet uzmanları (BSW), akredite bir programı tamamlayıp en az 400 saatlik alan uygulaması yaparlar.
Yüksek lisans eğitimi (MSW), teorik ve uygulamalı eğitim sunarak sosyal hizmet uzmanlarını daha yetkin ve sorumluluk sahibi yapar. Psikoterapi gibi özel alanlar genellikle yüksek lisans mezunlarına açıktır. Türkiye’de sosyal hizmet mesleği için temel kriter lisans düzeyindedir, ancak ABD'de yüksek lisans mezunları da sosyal hizmet uzmanı olabilir. ABD’de yüksek lisans için, dört yıllık lisans eğitimi, 60 kredilik ders ve 1000 saatlik uygulama gerekmektedir.
Doktoralık düzeyinde ise iki ana program vardır: klasik sosyal hizmet doktorası (Ph.D.) ve uygulamaya dönük sosyal hizmet doktorası (DSW). Klasik doktoralar akademik ve teorik bilgi üretimine odaklanırken,
uygulamaya dönük programlar profesyonellere uygulamalı beceriler kazandırır ve geniş süpervizyon fırsatları sunar. Uygulama odaklı programlar, tez yazma zorunluluğu olmadan doğrudan uygulama fırsatları sağlar ve Türkiye dahil bazı ülkelerde klasik doktora programlarından farklıdır.
Birleşik Devletler’de sosyal hizmet uzmanları için lisanslama sınavlarını düzenleyen Sosyal Hi met Kurulları Birliği (The Association of Social Work Boards [ASWB]) 1979 yılında kurulmuştur ve lisanslamanın amacını “sosyal hizmet uygulaması için standartları belirleyerek toplumu korumak” olarak belirtmiştir (Kirst-Ashman, 2010). Birlik lisans sınavlarını genel olarak dört kategoride gerçekleştirir:
• Lisans: Mezun olduktan sonra lisans düzeyinde sosyal hizmet derecesi • Yüksek Lisans: Mezuniyet sonrası deneyim olmaksızın sosyal hizmet alanında yüksek lisans derecesi (MSW) • İleri Düzey Genelci Uzman: İki yıllık yük sek lisans sonrası gözetimli deneyime sahip MSW • Klinik: Yüksek lisans sonrası iki yıl doğrudan klinik sosyal hizmet deneyimi olan MSW
Sosyal hizmet eğitimi hem bilimsel bilgi üretimini hem de çeşitli disiplinlerden gelen kuramsal ve olgusal bilgileri temel alır. Sosyal hizmet uzmanları, psikoloji, rehberlik ve psikolojik danışma, psikiyatri, hukuk, ekonomi ve sosyoloji gibi birçok meslek grubuyla iş birliği içinde çalışır. Özellikle psikoloji ve psikolojik danışma ile sosyal hizmet arasında yakın bir ilişki vardır ve bu profesyoneller sosyal hizmet kurumlarında birlikte görev alır. Ancak sosyal hizmet, diğer disiplinlerden farklı olarak sosyal işlevselliğe odaklanır ve bireylerin çevresiyle etkileşimi içinde müdahalelerde bulunur, psikoloji ve psikolojik danışma ise genellikle bireysel işlevselliğe yönelir.