SHZ108U-TEMEL BAKIM HİZMETLERİ
Ünite 5: Psikososyal İletişim Terapisi
Giriş
Birey, çeşitli ihtiyaçları olan ve bu ihtiyaçlarını karşılayabileceği maddi kaynakları sınırlı bir ortamda yaşayan sosyal ve medeni bir varlıktır. İnsan; bir toplumun içinde doğar, toplumda yaşar, o toplumun kültürünü alır, toplumsal kurallara uyar, yaşamın çeşitli dönemlerinde aldığı özelliklerle toplumsallaşır ve iletişimini sürdürür.
Toplum; sınırları belli bir doğal çevrede ortak amaçlar için bir araya gelen, birbiri ile ilişki, iş birliği ve dayanışma içinde olan insanlardan oluşan kümelerdir. Etkileşimler, bir grubun üyeleri arasında gelişen alma verme sürecidir.
Fiziksel ve ruhsal sağlığımız ayrılmaz bir bütündür. Fiziksel hastalıklar ruh sağlığımızı, ruhsal durumumuz bedensel işlevlerimizi etkiler. Hastalık ise biyolojik, ruhsal, sosyal, çevresel, ailesel, psikososyal, psikoseksüel yönden çok boyutlu bir olgu olup, bir yaşam sorunudur.
Günümüzde, birçok fiziksel hastalığın etiyolojisinde psikolojik faktörlerin rol oynadığı, bedensel yakınmaların organik veya psikolojik temelli olarak ayrılmasından çok, tüm hastalara bütünü kavrayarak yaklaşılması gerektiği anlayışı benimsenmektedir.
Psikoloji, insan davranışlarını biyolojik, psikolojik ve sosyal yönlerden bütüncül yaklaşımla ele alan, uygulama alanı geniş bir bilim dalıdır. Bu nedenle insanın sadece ruh sağlığı ve sorunları ile ilgili olmayıp aynı zamanda iş yaşamı, spor, hukuk gibi yaşamsal birçok alanda uygulama yapmaktadır.
Stresle başa çıkmada güvenilen, sevilen, rahat iletişim kurulabilen insanların yardımı, bireyleri rahatlatarak, stresin olumsuz etkilerinin azaltılmasında destek olmaktadır.
Sosyal Hizmet Kavramı ve Psikososyal İletişim
Psikolojik tedavi ve bakım, genel tedavi ve bakımın ayrılmaz bir parçasıdır. Hastanın psikolojik durumunun yanında, hastalık ya da sorunun aileye olan etkilerinin de düşünülerek ailenin de ele alınması gereklidir. Fiziksel hastalığı olan kişilerin psikolojik bakımı, “sadece vücut organları ile değil, bir bütün olarak insan varlığı ile uğraşılması gerekir” anlayışını benimsemektedir.
Ruhsal bozukluklar aynı zamanda fiziksel hastalıklar, yoksulluk, işsizlik, madde bağımlılığı, aile çözülmeleri, korunmaya muhtaç çocuklar, sokak çocukları, yaşlılık gibi birbiriyle bağlantılı sosyal sorunlar ile iç içedir. Bu nedenle ruh sağlığı ve hastalıkları alanında sosyal hizmet mesleğinin kendine özgü çok boyutlu sorumlulukları vardır.
Sosyal hizmet uzmanı, sağlığın alt öğelerinden “sosyal” alanda sorumluluk sahibi olan, sosyal sağlığın sağlanmasında yetkin konumda olan kişidir. Sosyal hizmet uzmanları toplum ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesinde, tanı, terapi ve izleme aşamalarında psikiyatri biliminin çeşitli kısımlarında rol alırlar.
Sosyal hizmet mesleğinde uygulanan bir teknik olan psikososyal inceleme hastanın aile ve sosyal çevresinde yapılır. Buradaki çalışma alanları içinde hasta, hastanın ailesi ve sosyal çevresi yer almaktadır. Kişinin özellikleri ve sorunun niteliği girişimin sınırlarını belirler. Psikososyal çalışma;
• Viziteleri, • Klinikte bireyle çalışmayı, • Grup çalışmalarını, • Ev görüşmesini, • İşyeri görüşmesini, • Gündüz/gece hastanesi uygulamasını, • Sosyal işlevsellik etkinliklerini (uğraşı, spor, gezi gibi), • Taburculuk sonrası izlemeyi kapsar.
Psikososyal inceleme, tanı öncesinde, terapi sırasında ve taburculuk sonrası izleme aşamalarının tümünde yapılabilir. Ayrıca kişinin sağlık sigortası ve malulen emekli olma koşulları gibi ekonomik hayatı ile ilgili bilgiler de temin edilebilir.
Psikososyal İletişim Terapisinden Beklentiler
Kişi ve ailesi için psikososyal iletişim terapisinin beklenen amaçları arasında;
• Terapide uyumu artırmak, • Kişi ve ailesi için hayat kalitesini arttırmak, yeni başa çıkma yetenekleri edinmelerine yardım etmek, • Değişim umudunu arttırmak, • Tekrar aynı sorunla karşılaşmayı önlemek, • Duygusal destek sağlamak, • Uyum, duygu ve davranış değişiklikleri sağlamak, • Hastalık ya da sorunun belirtilerini öğretmek, • Aile yükünü ve stresini azaltmak yer almaktadır.
Günümüzde psikososyal iletişim tedavisine yönelişin nedenleri arasında;
• Psikolojik sorunlara neden olan biyo-psikososyal etkenleri kişi ve ailesi ile birlikte gözden geçirip sorunun belirtileri ile daha iyi baş edilebilmelerinin sağlanması, • Uzun yatış süreli hastane tedavilerinin maliyetlerinin artması ve bunu karşılayan kaynakların azalması, kısa yatış süreli hastane tedavilerinin ve eğitimle desteklenmiş tedavi yöntemlerinin gerekliliğinin açığa çıkması, • Sorunun tekrarlamasının önlenmesinde, terapiye uyumda, iş ve günlük yaşam olaylarının hastalık ya da sorun sürecine olumsuz etkilerinin giderilip önlenmesi bulunmaktadır.
Çocuk ve Gençlerde Psikososyal İletişim Terapisi
Modern tıpta pediatri 18 yaşına kadar olan çocuklarla uğraşmaktadır. Ergenlik; yetişkinlik öncesi fizyolojik, psikolojik, sosyolojik ve pedagojik yönleri olan bir süreçtir.
Çocuklarda gelişim aşamaları fiziksel, zihinsel ve sosyal olmak üzere üç döneme ayrılır.
• Bebeklik ve ön çocukluk dönemlerinde fiziksel gelişimin yanı sıra duygusal ve sosyal gelişim de hızlıdır. Fiziksel gelişim döneminde temel iki ölçüt boy ve kilodur. • Zihinsel gelişimde her yaş grubundan beklenen farklı aşamalar vardır. Örneğin bir yaş döneminde çocuğun bağımsızlık duygusu yokken üç yaş döneminde çocuk ayrı bir birey olduğunun bilincindedir. • Sosyal gelişim bebeklik ve çocukluk dönemlerinde başlar ancak ilkokula başlama süreci ile hızlanır. Bu dönemde çocuk aileden çok arkadaş ve öğretmenlerinin etkisi altındadır. Yaptığı faaliyetleri ile beğeni toplamak ister.
Oyun Terapisi
Çocuklar iç dünyaları ile ilgili iletişimi oyun yoluyla dış dünyaya ifade ederler. Bu nedenle oyun terapisi, çocukların oyunu ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade ettikleri, çocukların uyumlu ve mutlu olarak yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir terapi şeklidir.
Spor Terapisi
Gençler ve çocuklar için düzenlenecek jimnastik, futbol, voleybol, yoga ve Uzakdoğu sporları gibi farklı fiziksel aktiviteler ile fiziksel ve ruhsal gelişime katkıda bulunulması amaçlanır.
Sanat Terapisi
Sanat terapisi; sanatın değişik dallarını, kişilerin yaratıcılıklarını, yaşadıkları süreçleri ve ortaya çıkardıkları ürünlerini kişilerin gelişmesi, değişmesi ve gelişmesi için kullanmaktadır. Sanat terapisinde; serbest çizim, resim yapma oturumları, film gösterim günleri, yaratıcı yazma, fotoğrafçılık, yayımcılık eğitimi, müzik ve ritim eğitimleri, interaktif psiko-drama eğitimleri ile çocuk ve gençlerin psikososyal gelişimlerine destek olunması amaçlanır.
Madde Bağımlılarında Psikososyal İletişim Terapisi
Bağımlılarla yapılan terapiler ile bağımlının iç görü geliştirmesi, bağımlı olduğunu kabul etmesi ve yeni yaşam hedefleri oluşturması amaçlanır. Bu tedavilerin ayrıca;
• Geleceğe yönelik inanç, ümit ve iyimserlik oluşturma, • Anlamlı arkadaşlıklar ve sosyal bağlar geliştirme, • Entelektüel, fiziksel ve ruhsal gelişim için fırsatlar araştırma, • Ait olma duygusu ve öz değer geliştirme, • Başkalarına karşı güven kazanma, • Fiziksel ve ekonomik güvenliği sağlama gibi hedefleri bulunmaktadır.
Kısa Girişimler
Kısa girişimler ile farkındalığın yükseltilmesi, değişim ve bireyin kendini denetlemesi hedeflenir. Sorunun algılanması ve çözüm arayışını hızlandıran kısa danışmalık hizmetlerini kapsayan bir yaklaşımdır. Bu yöntemin özellikleri arasında;
• Eğitiminin kolay oluşu, • Kısa oluşu, • Genel sağlık hizmetlerinde ve rutin uygulamada kullanılabilir oluşu, • Düşük maliyetli oluşu, • Sorun ile ilgili özelleşmiş tedavi kurumlarına ulaşmakta kolaylık sağlaması, • Tedavi arayışını hızlandırması, • Uzun süreli tedaviler için bekleme süresini kısaltması, • Özelleşmiş tedavilerden önce kişinin motivasyonunun sağlanması yer almaktadır.
Kısa Süreli Terapiler
Kısa girişimler ile geleneksel uzmanlaşmış terapiler arasında yer alan, şimdiki zamana odaklanmış, davranışsal değişimi amaçlayan, uzmanlaşmış profesyonellerce uygulanan bir yöntemdir. Amaçları arasında;
• Madde kötüye kullanımı ile ilişkili belirlenmiş hedef davranışında ölçülebilir bir değişim yaratmak • Madde kullanımı ile sonucu gelişen psikolojik, sosyal ve ailedeki fonksiyonel bozulmaları iyileştirmek bulunmaktadır.
Madde Danışmanlığı
Madde danışmanlığı, hastanın şimdiki durumunun gerçekleri ile uğraşan, danışmanın profesyonel bir şekilde tavsiyelerde bulunduğu, randevu düzeni içinde yapılan görüşmelerden oluşan bir yöntemdir.
Motivasyonel Görüşme
Motivasyonel görüşme, değişim için isteksiz ya da kararsız olan kişilerin sorunlarını anlamalarını ve değişim amacıyla eyleme geçmelerini sağlamak için yapılan hasta ve danışan arasında özel bir iletişim yoludur. Kararsızlığı çözmeye, aktivasyonu sağlamaya, davranışı değiştirmeye yöneliktir.
Kontrollü İçme Yöntemi
Kontrollü içme yöntemi ise bağımlı olmayan ancak bağımlılığa aday kişilerdeki alkol kullanım bozukluklarında yeri olan etkin bir tedavi yöntemidir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel terapi; kendine zarar verici davranışlara neden olan yanlış düşünce ve inançları değiştirmeyi hedef alan bir psikoterapi yöntemidir.
Hastaya,
• Altta yatan inançların temelini çürüterek, madde kullanma isteğinin sıklığını ve gücünü azaltarak,
• Maddeye duyulan aşırı isteğin kontrol edilmesinde özgül teknikleri öğreterek yardımcı olunur.
Relaps Önleme
Relaps, kişinin alkol ya da madde kullanımını bıraktıktan sonra tekrar kullanmaya başlaması demektir. Relaps madde bağımlılarında %40 ile 80 oranında görülür. Relaps önlemede temel yaklaşımlar arasında;
• Sosyal destek yaklaşımı, • Yaşam biçimini değiştirme yaklaşımı ve • Bilişsel davranışçı terapi yer almaktadır.
Nikotin Bağımlılığında Psikososyal Terapi
Nikotin güçlü bir bağımlılıktır. Tamamen bırakmadan önce genellikle başarısızlıkla sonuçlanan bırakma girişimlerinde bulunulmuştur. Bırakmak için kişiye önerilebilecek önemli nedenler şunlardır:
• Daha sağlıklı ve daha uzun bir yaşam • Kalp krizi ve kanser olma riskinde azalma • Sigarayı bırakarak sağlıklı bir bebeğe sahip olma şansının artması • Ekonomik kazanç
Bırakmak için beş anahtar ise şunlardır:
• Bırakmaya hazır ol. • Bırakmak için destek al. • Bırakmana yardımcı olacak yeni beceriler ve davranışlar öğren. • Gerekirse bunun için geliştirilen ilaç tedavilerinden uygun şekilde yararlan. • Bırakma girişiminde başarısızlığa hazırlıklı ol.
Grup Terapisi
Grup psikoterapisinde grubu oluşturan kişiler düzenli aralıklar ile toplanmaktadır. Grup üyesi bireyler kendileri ile ilgili gözlemlerle yüzleşmekte ve kendi davranışlarının başkaları üzerindeki etkisi, başkalarının davranışlarının da kendi üzerlerindeki etkisi hakkında fikir edinme ve bu konuda konuşma fırsatı bulmaktadırlar.
Yaşlılık ve Demansda (Bunama) Psikososyal İletişim Terapisi
Yaşlanma, psikolojik, ekonomik ve sosyal yönleri olan fizyolojik bir süreçtir. Çoğu ülkede yaşlılık sınırı olarak 65 yaş kabul edilir. Bazı araştırmacılar 65-75 yaşı genç yaşlı,75-85 yaşı yaşlı ve 85 üstü yaşı ileri yaşlı olarak sınıflandırmaktadır.
Yaşlanma dönemince birçok patolojik değişiklik ve kronik hastalık görülür. Yaşlıların pek çoğunda ayrı terapi ve iyileştirme programları gerektiren nöroloji, ortopedi, kardiyoloji ve solunumu ilgilendiren bozukluklar mevcuttur.
Demanslı kişileri iyileştirme çabalarında özellikle hastalığın erken dönemlerinde öz bakım eğitimini de kapsayan davranış ve uğraş terapileri de önemli yer tutar.
Demansın farklı evrelerinde değişken nitelikli çok sayıda aktiviteden faydalanılır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
• Zihinsel aktiviteler • Paylaşım saati aktiviteleri • Hobi saati aktiviteleri • Psikomotor aktiviteler • Sanat aktiviteleri • Müzik aktiviteleri • Egzersiz ve spor aktiviteleri • Manevi bakım aktiviteleri • Oyun aktiviteleri • Dış ortam aktiviteleri • Dans terapisi
Kanserli Hastalarda Psikososyal İletişim Terapisi
Kanser, hasta ile yakınlarında bilişsel, psikolojik, duygusal, ruhsal ve sosyal yönden önemli etkiler yaratan bir hastalıktır. Bu dönemde hasta tanı ve tedaviyle ilgili endişeler, belirsizlik, tedavi sonucunda oluşacak yan etkiler ve ölüm düşüncesi gibi etkenlerin oluşturacağı psikososyal rahatsızlıkla baş etmek yanı sıra oluşan yeni sürece uyum sağlamak için de çaba sarf etmektedir. Bu hastalarda cerrahi girişim, kemoterapi, radyoterapi gibi çoğul tedaviler yanı sıra psikososyal iyileşmenin sağlanması da temel tedavi hedefleri arasındadır. Bunu sağlayan çok önemli bir araç sosyal destektir. Bir kanser hastasının temel psikososyal gereksinimleri arasında;
• Kanser ve tedavisi konusunda bilgi edinme, • Yaşam planını ve önceliklerini yeniden biçimlendirme, • Kanser hastası olmaktan kaynaklanan damgalanma sorunundan kurtulma, • Kontrolü sağlama ve çaresizlik hissinden arınma • Ölüm düşüncesinden uzaklaşma, • Yakın çevre ve tedavi ekibiyle sağlıklı bir iletişim sağlama, • Baş etme becerilerini geliştirme; aile ve arkadaşlardan destek alma ve onlara destek verme becerisini artırma, • Depresyon ve anksiyeteden kurtulma gibi öğeler bulunmaktadır.
Sosyal destek kavramı içinde yer alan destek grupları kişilere, iç dünyalarını paylaştıkları ve başkaları tarafından kabul edildikleri bir iletişim ortamı yaratan, krizle savaşmada kullanılan psikososyal bir müdahale aracıdır.
Bir kanser destek grubunda hem yakın çevre içinde arkadaş olarak yer alan diğer kanser hastaları hem de yönetici olarak sağlık ekibinden sosyal hizmet uzmanı, psikolog ya da konuyla ilgili diğer sağlık profesyonellerinden birisi yer alır. Bu nedenle bir kanser destek grubu çok boyutlu yönü ile psikososyal uyum için oldukça faydalıdır.
Gruplarda yaygın olarak üzerinde durulan konular;
• Kişisel hayatın kontrolüne etkin olarak sahip olmayı öğrenme,
• Kanserle bağlantılı sorunların tartışılması, • Hasta ve yaralının uygun beceriler ile sosyal ve • Kanser tanısıyla oluşan kayıplarla baş edilmesi ekonomik yönden üretime katılımının ve hayatını (bedensel değişimler, sosyal çevredeki değişimler sürdürmesinin sağlanması. gibi), • Umudu korurken hastalığı kabullenmenin öğrenilmesi, • Tedavi sırasında oluşan duygusal baskının azaltılması, • Grup üyeleri arasında duyguların paylaşılması, • Psikososyal gereksinimlerin tanımlanması, • Ben kavramının güçlendirilmesi, • Koşullar gerektirdiğinde ölüm üzerine konuşma, • Mevcut durumla ilgili belirsizliğin azaltılmasına yönelik girişimler olarak sıralanabilir.
Sosyal Hizmete Muhtaç Hasta ve Yaralılara Psikososyal Destek
Sosyal hizmete muhtaç olan kişinin gereksinimlerinin saptanarak özellikle fizyolojik eksiklikleri öncelikle giderilmesi amaçlanmalıdır. Böylece kişinin psikolojik yönden de düzelmesi kolaylaştırılır.
Sosyal hizmete muhtaç kişilerin özellikleri şöyle sıralanabilir;
• Ebeveynlerinden biri ya da her ikisini kaybeden veya terk edilen çocuklar • Ebeveynleri tarafından ihmal ve istismar edilen çocuklar • Doğuştan engelli doğanlar ya da sonradan bir sağlık sorunu trafik kazası veya doğal afetle engelli hale gelenler • Yaşlılığa bağlı psikolojik ve fizyolojik engelleri olan ya da evlatları tarafından terk edilen yaşlılar • Sosyal hizmete muhtaç hasta ve yaralıya psikolojik yaklaşımlar genel olarak şöyle sıralanır: • Sosyal hizmete muhtaç hasta veya yaralılara ait mevzuat hakkında kişi ve yakınlarının bilgilendirilmesi • Sosyal hizmete muhtaç hasta veya yaralıya amacın anlaşılır şekilde anlatılarak gerekli tanıtımın yapılması • Kişinin yaşadığı yerin ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenerek adresin tespiti ve sosyal hizmet uzmanı ile işbirliği yapılması • Hasta veya yaralının durumu, kimlik bilgilerinin kayıt altına alınması • Sosyal hizmet hastası veya yaralının gizlilik prensibine sadık kalınarak temizlik, beslenme ve diğer fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmesi • Hastanın ihtiyaçlarını gidermede sürekliliği sağlayacak yakını veya gönüllü bir kişinin bu konuda eğitilmesi • Sosyal hizmete muhtaç olan kişi, oyun veya okul çağındaysa eğitiminin tamamlanması için girişimlerde bulunulması