AÖF Soru Bankası

Tıp TerimleriÜnite 8 Özeti

Tanı ve Laboratuvar Testlerine İlişkin Terimler

SAK103U-TIP TERİMLERİ

Ünite 8: Tanı ve Laboratuvar Testlerine İlişkin Terimler

Giriş

Günümüzde hastalıkların yaklaşık %70’inin tanısı laboratuvar sonuçlarına dayandırılarak konmaktadır. Laboratuvarlar, sağlığın değerlendirilmesi, hastalıkları önleme, erken teşhis, doğru tanı koyma, doğru ilacı seçme gibi ana hedeflere ulaşmada oldukça önem kazanmıştır. Bu bölümde yukarıda bahsedilen hedeflere ulaşmada hekimler tarafından hastaları için en fazla istenen testlerin gerçekleştirildiği tıbbi biyokimya laboratuvar (klinik laboratuvar) testlerine ilişkin terimlerden bahsedilecektir.

Klinik laboratuvar testleri tanı koymada yapılan uygulamaların yalnızca bir kısmını oluşturmaktadır. Tanı koymada tecrübeli bir klinisyen için vakaların yaklaşık %80’inde ayrıntılı bir anamnez ve fiziksel muayenenin yeterli olduğunu savunanların yanında bu açıklamanın doğruluğunun şüpheli olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır.

Önemli Kavramlar

Laboratuvar testlerinin temel hedefleri tedavide gecikmelerin önlenmesi, iyileşmenin kolaylaştırılması, nüks etmenin önlenmesi, hastalığın ilerlemesinin geciktirilmesi, sakatlığın düzeltilmesi ve uzun süreli bakım ihtiyacının azaltılmasıdır. Klinik laboratuvarlar hastalara en kısa sürede, en doğru ve en güvenilir sonucu vermeyi amaçlamaktadırlar. Klinik laboratuvarlar hastadan alınan kan ya da idrar örneklerinden kolayca madde ölçümleri yaparak tanıya yardımcı olabilirler. Normalden daha düşük ya da yüksek düzeydeki madde konsantrasyonları bulundukları dokulardaki fonksiyon bozukluklarını gösterirler. Kan üre azotunun (BUN) düşük olması karaciğer ile ilgili bir sorun olduğunu, yüksek üre düzeyleri ise böbrek fonksiyon bozukluğunu düşündürmektedir. İdrarda veya kanda keton cisimlerinin yükselmesi açlık ile ilişkilendirilebilir. Bu yüksekliğe kan glukoz yüksekliği de eşlik ederse hastada insülin eksikliği düşünülebilir.

Tanı

Tanı diğer isimleri ile teşhis ya da diyagnoz kişide görülen bulgu ve belirtilere dayanarak hastalığının belirlenmesi işlemidir. Tanının netleştirilebilmesi için gerekli bilgiler tıbbi bakımı yapılan kişinin fizik muayenesi ve tıbbi hikayesi ile birlikte değerlendirilir. Tanı koyma yöntemleri kitabınızın ilgili bölümünde sayfa 240’ta listelenmiştir.

Tedavi

Çeşitli nedenlerle sağlığı bozulmuş olan bireyin hastalık, bozukluk ya da sakatlığının ortadan kaldırılarak tekrar sağlıklı duruma kavuşturulması amacıyla yapılan tıbbi yöntemlerin bütününe tedavi denir. Özel tedavi şekillerine ise terapi denmektedir. Günümüzdeki farklı tedavi yöntemleri kitabınızın ilgili başlığı altında sıralanmıştır (Bkz. Sayfa 241).

Klinik Laboratuvar

Klinik laboratuvar testleri hekim ve diğer sağlık çalışanlarının hastalıklar hakkında klinik karar verebilme ve tanı koymalarında oldukça önemli bir yere sahiptir.

Bir hastanın tıbbi durumunun tanı ve takibinde hangi laboratuvar testlerinin istenmesinin uygun olduğuna karar verilmesi için aşağıdaki durumların önceden değerlendirilmesi gereklidir.

1. Testin neden istenildiği 2. Test istememenin sonuçlarının neler olabileceği 3. Sağlık ve hastalık durumu arasında ayrım yapmada testin ne kadar etkili olabileceği 4. Test sonuçlarının nasıl yorumlanacağı 5. Test sonuçlarının hastalık tanı, tedavi ve izlenmesini ne şekilde etkileyeceği

Laboratuvar tanı testlerinin istenmesinin tanı, izleme, tarama, araştırma olmak üzere başlıca 4 nedeni vardır.

Analiz Öncesi Değişkenler

Laboratuvar testlerindeki değerleri etkileyen analiz öncesi değişkenler, kontrol edilebilen ve kontrol edilemeyen değişkenler olarak ikiye ayrılmaktadır. Analiz öncesi değişkenler kitabınızın 242. sayfasında listelenmiştir.

Laboratuvarda Kullanılan Numuneler

Tanı konması amacıyla laboratuvarlarda kullanılan numuneler; tam kan, serum, plazma, beyin-omurilik sıvısı (BOS), eklem sıvısı, mide özsuyu, tükürük, safra, idrar, gaita, ter, çeşitli boşluk sıvıları (plevral, perikardiyal, amniyon sıvıları gibi), böbrek ve safra taşları, sinoviyal sıvı, doku örnekleri ve semen olarak sıralanabilir.

Kan

Kan analizleri için tam kan, serum veya plazma kullanılmaktadır. Kan şekilli elemanlar ve plazmadan oluşur. Kan antikoagülan eklenmiş tüpe alınırsa şekilli elemanlar dibe çöker ve üstte kalan kısma plazma denir. Plazma, serum ve fibrinojenden oluşur.

Plazma eldesi için antikoagülan olarak kullanılan maddeler şunlardır: Heparin, EDTA (Etilendiamin tetraasetik asit), Sitrat, Sodyum florür, Oksalat.

İdrar

İdrar, vücuttaki su dengesini düzenler ve aynı zamanda metabolik süreçler sırasında üretilen ve vücudun artık ihtiyaç duymadığı gıda veya ilaçlardaki toksik maddeleri vücuttan uzaklaştırır.

İdrar analizlerinde kullanılacak idrar farklı şekillerde toplanabilir:

Spot (Rastgele) idrar, Sabah açlık idrarı (8 saatlik idrar), 24 saatlik idrar, Gündüz ve gece idrarı, temiz toplanmış idrar, Çocuk idrarı, Kateter aracılığıyla idrar.


Laboratuvar Uygulamaları

Kalite Kontrolü

Klinik laboratuvarda kullanılan metodun güvenilir olması ve tercih edilmesi için bazı özellikleri taşıması gerekir:

• Kesinlik (Tekrarlanabilirlik-Precision) • Doğruluk (Accuracy) • Analitik duyarlılık (Sensitivite) • Analitik özgüllük (Spesifite) • Varyasyon katsayısı (CV) • Kararlılık (Stabilite) • Doğrusallık (Linearite) • Geri kazanım (Recovery)

Referans Değer Hesaplanması

Referans değer, sağlıklı bir bireyde ölçülen normal değerdir. Hekimler bu değerlere göre hastanın ölçülen değerini kontrol ederek tanıda kullanırlar. Birçok analitin referans değeri yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, iklim ve çevre şartları gibi farklı değişkenlere bağlı olarak değişiklik göstereceğinden her laboratuvarın kendi referans değerlerini belirlemesi önemlidir. Referans değeri belirlenirken mümkün olduğunca fazla kişi çalışmaya alınmalıdır. Bu kişilerin hastalık dışındaki özelliklerinin benzer olmasına dikkat edilmelidir. Referans değerlerin belirlenmesinde kullanılan iki yöntem bulunmaktadır. İlk yöntemde; sağlıklı bireylerden ölçülen en düşük değer alt sınır olarak ve en yüksek değer üst sınır olarak belirlenir. İkinci yöntemde ise; ölçülen değerlerin ortalama ve standart sapma (X±SD) değerleri ile X±2SD değerleri hesaplanır.

Laboratuvarda Bilişim

Laboratuvarda bilişim; hasta bilgilerinin (verilerin) bilgisayar kullanılarak yönetimi ve işletimi anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca bilgi toplama, indeksleme, saklama ve bilgiye erişim işlevlerini de kapsamaktadır.

Laboratuvar Testlerinin Otomasyonu

Laboratuvar test otomasyonu: İnsan emeğinin en az olacak şekilde tüm testlerin enstrümanlarla (cihaz) yapıldığı süreç olarak tanımlanabilir. Bu sistemler manuel metotlar için rastgele hataları azaltırken etkinliği artırmaktadırlar. Otomatize analizörler (Otoanalizörler): Manuel (el ile) yapılan laboratuvar analizlerini mekanize edilmiş ve bilgisayar kontrollü olarak gerçekleştiren cihazlardır.

Laboratuvar Analizleri

Laboratuvarlarda tanı ve tedaviye yardımcı olmak amacıyla çok sayıda test yapılmaktadır.

Kan Analizleri

Klinik laboratuvarlarda çok sayıda kan analizi yapılmaktadır. Bu testleri gerçekleştirmek için kullanılan reaktifler laboratuvarlarda hazırlanabilir ya da piyasadan kit olarak alınabilir. Günümüzde laboratuvar testleri kısa sürede, daha az insan gücü ile ve daha duyarlı olarak ölçülebilmektedir.

Kan Glukozu

Kanda bulunan şeker türü glukozdur. Laboratuvarlarda kan glukozu ölçümü için ven kanı kullanılmaktadır. Ayrıca kan glukozu ölçüm yöntemleri enzimatik ve kolorimetrik olmak üzere ikiye ayrılır. Kan glukozu seviyesi ile ilgili önemli terimler şöyle sıralanabilir; glisemi, normoglisemi, hipoglisemi, hiperglisemi, açlık kan glukozu, postprandial (tokluk) kan glukozu, oral glukoz tolerans testi, glukozillenmiş hemoglobin ve fruktozamindir. İlgili terimlerin tanımlarına kitabınızın 248-249’uncu sayfalarından ulaşabilirsiniz.

Kan Lipitleri

Lipitlerin plazmadaki miktarının ölçülmesi ateroskleroz tanı ve tedavisi açısından önemlidir. Ateroskleroz ise arter duvarının iç tabakasında özellikle lipitlerin birikmesi sonucu oluşan kalınlaşmanın neticesinde gelişir. Ateroskleroz gelişiminde risk faktörleri olarak dislipoproteinemi (kan lipoprotein düzensizlikleri), hipertansiyon, sigara içimi, diyabet, inaktif yaşam, obezite ve kalıtım sayılabilir. Trigliseritler, fosfolipitler, kolesterol ve esterleri ile serbest yağ asitleri olarak bilinen kan lipitleri plazmada lipoproteinler ile taşınırlar.

Klinik tanı laboratuvarında lipoproteinlerin değerlendirilmesi için rutin testlerde; Total kolesterol (TC), Trigliserit (TG), HDL-kolesterol (HDL-C), LDL-kolesterol (LDL-C) istenmektedir.

Fosfolipit: Polar (suda çözünen) bir baş kısmı ve apolar (suda çözünmeyen) kuyruğu bulunan, yapısında bir ya da iki molekül yağ asidi, bir molekül fosfat grubu ve bir molekül alkol türevi içeren membran (hücre zarı) lipitidir.

Kolesterol: Steroit yapılı 17. karbon atomuna bağlı olan hidrokarbon kuyruktan dolayı lipit özelliği gösteren bir alkoldür.

Kolesterolemi: Kan kolesterolü seviyesine denir.

Hiperkolesterolemi: Kanda kolesterol düzeylerinin normal sınırlar üzerine çıkmasıdır.

Hipokolesterolemi: Kanda kolesterol düzeylerinin azalmasıdır.

Total lipit: Bu yöntemle serumdaki tüm lipitler (trigliseritler, fosfolipitler, kolesterol ve esterleri ile serbest yağ asitleri) ölçülmüş olur.

Lipemi: Kanda aşırı miktarda yağ bulunmasıdır.

Trigliserit: 1 molekül gliserolün 3 molekül yağ asiti ile oluşturduğu esterlerdir. Klinik laboratuvarda enzimatik metotlara dayanan ticari kitler ile kandaki seviyeleri ölçülmektedir.

Kan kolesterolünün arttığı ve azaldığı durumlar kitabınızda sayfa 251’de yer alan tabloda gösterilmiştir.

Kan kolesterol miktar tayininde enzimatik ve kolorimetrik yöntemler kullanılmaktadır.


Lipoproteinler: Kanda çözünmeyen lipitlerin kanda çözünür lipitler ve protein bileşimi halinde taşınmasını sağlarlar.

Farklı türde apolipoproteinler bulunmaktadır ve bu apolipoproteinler yapılarına katıldıkları lipoproteinlerin fonksiyonları üzerinde çeşitli etkilere sahiptirler.

Kan Proteinleri

Proteinler, hücrelerin ana yapısında bulunan ve önemli fonksiyonları olan makromoleküllerdir. Organizmada; pıhtılaşma, konakçı savunması, homeostatik kontrol mekanizmalarında rol almaktadırlar. Bazı proteinler; taşıyıcı, hormon ve enzim görevi üstlenir. Kan proteinleri ile ilgili bazı önemli terimler aşağıda verilmiştir.

Disproteinemi: Albumin ve globulin fraksiyonlarındaki değişimlere denir.

Hipoproteinemi: Kan proteinlerinin patolojik olarak azalmasına denir.

Hiperproteinemi: Kan proteinlerinin patolojik olarak artmasına denir.

Öproteinemi: Kan proteinlerinin normal seviyede olduğu duruma denir.

Paraproteinemi: Kriyoglobulin ve makroglobulin gibi normalde kanda bulunmayan ve özel fonksiyonları olmayan protein varlığına denir.

Patoproteinemi: Kan proteinlerinin patolojik olarak değişmesine denir.

Hematoloji Testleri

Hematolojik testler, genellikle bir hekimin, hastanın sağlık durumunu değerlendirmek için talep ettiği ilk testtir ve otomatik hematoloji analizörleri klinik laboratuvarlar tarafından genel sağlık taramalarında sıklıkla kullanılır. Aşağıda hematolojik testler ile ilgili bazı terimler verilmiştir. Hemoglobin: Eritrositlerde bulunan akciğerlerden dokulara oksijen taşıyan solunum pigmentidir.

Hematopoez: Kan hücrelerinin kemik iliğindeki pluripotent hematopoetik kök hücrelerden üretilmesidir. Bu kök hücreleri stroma hücreleri olan fibroblast, endotel hücreleri, adipositler ve makrofajlardan salınan büyüme faktörlerinin etkisiyle çoğalır, farklılaşır ve dolaşıma salınmadan önce olgunlaşır.

Hemosiderin: Demirin hücre içi depolanma şeklidir.

Hemostaz: Sabit bir vücut ısısının sürdürülmesi, kan damarları, hücreler, ekstraselüler boşluklar arası su dengesinin ve pH’sının korunmasıdır.

Hiperbilirubinemi: Kanda sarılığa yol açabilicek kadar çok bilirubin yükselmesidir.

Pıhtılaşma: Kan damarının hasarı sonrası kan kaybını önleyen faktörlerin tıkaç oluşturmasıdır. Trombosit (PLT): Birincil işlevi kanamayı önleyerek pıhtılaşmayı

sağlamaktır. Aktif hale geldikleri yaralanma bölgelerini aramak için birbirleriyle WBC’ler ve vasküler endotel hücreleri gibi diğer hücrelerle kendi salgıladıkları aracıların yardımıyla etkileşime girerler.

Hormon Testleri

Hormon testleri, hormon seviyelerinin sağlığı olumsuz yönde etkileyip etkilemediğini belirlemek amacıyla yapılır. Önemli hormon testleri akronim, açıklama ve fonksiyonları kitabınızın 256’ncı sayfasındaki Tablo 8.12’de verilmiştir.

Fonksiyon Testleri

Fonksiyon testleri, organizmada var olan organların çeşitli nedenlerle fonksiyonlarını kaybetmesiyle gelişen hastalıkların klinik tanısında kullanılan testlerdir. Bu bölüm kapsamında fonksiyon testleri; karaciğer fonksiyon testleri, kardiyak fonksiyon testleri ve böbrek fonksiyon testleri olarak üç başlık altında toplanmaktadır.

İdrar Analizleri

İdrar analizleri; idrarın renginin, bulanıklığının ve konsantrasyonunun değerlendirilmesi, idrarın kimyasal bileşiminin bir test şeridi (idrar stribi) kullanılarak incelenmesi, bakteri, hücre ve hücre parçalarını aramak için ise idrarın mikroskop altında incelenmesi şeklinde yapılır.

İdrar analizleri ile ilgili bazı terimler aşağıda verilmiştir:

Oligüri: 24 saatlik idrar miktarının 500 mL’den az olmasıdır.

Anüri: Hiç idrar çıkartamama durumudur.

Pollaküri: Sık aralarla idrara çıkma durumudur.

Poliüri: 24 saatlik idrar miktarının normal sınırlarının (600- 1800 mL) üzerinde olmasıdır.

Noktüri: Gece idrarının normalinden fazla olması durumudur.

Disüri: İdrar yapılma esnasında ağrı hissedilmesidir.

Proteinüri: Kan proteinlerinin idrarda bulunmasıdır.

Albuminüri: İdrardaki proteinlerin çoğunluğunu albuminin oluşturması durumudur.

Laktozüri: İdrarda laktoz bulunması durumudur.

Aminoasidüri: İdrara aşırı miktarda amino asit çıkması durumudur.

Fenilketonüri: Fenilalanin metabolize edilemediği durumlarda idrara fenilpiruvik asit çıkmasıdır.

Tirozinüri: İdrara p-hidroksifenil pirüvik asitin çıkmasıyla ilgili bir hastalıktır.

Sistinüri: Böbreklerden sistin, lizin, ornitin ve arjinin amino asitlerinin geri emiliminde doğumsal bir yetersizlik sonucu oluşur.

Homosistinüri: Metiyonin aminoasitinin metabolizması ile ilgili olarak doğumsal bir kusur sonucu oluşan hastalıktır.


Alkaptonüri: Homojentisik asit oksidaz eksikliğinden dolayı oluşan metabolik bir hastalıktır.

Makrohematüri: İdrarda kanamanın gözle görülür şekilde olmasına denir.

Mikrohematüri: İdrarda kanamanın mikroskop ya da kimyasallar ile tespit edilen şekline denir.

Pyüri: İdrarda fazla miktarda lökosit bulunmasıdır.

İdrar stripleri: Hızlı idrar testleri için kullanılmaktadır. Test edilen maddenin konsantrasyonuna bağlı olarak test şeridindeki alanların rengi değişir. Daha sonra alanların ortaya çıkan renkleri bir renk tablosu ile karşılaştırılır. Renk tablosu idrar test paketinin üzerinde bulunur ve hangi renklerin normal ya da anormal değerleri gösterdiği kutunun üzerinden değerlendirilir.

Hızlı idrar testi ile idrarın pH değeri, protein, şeker, nitrit, keton, bilirubin (hemoglobin parçalanma ürünüdür), ürobilinojen, kırmızı kan hücreleri (eritrositler), beyaz kan hücreleri (lökositler) ölçülür. İdrarda yüksek protein seviyeleri nefritin (böbrek iltihabı) belirtisi olabilir. İdrarda keton ve şekerin bulunması yüksek kan şekerinin belirtileridir. Ayrıca lökosit veya nitrit bulunması bakteriyel bir enfeksiyonun işareti olabilir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında