SAK103U-TIP TERİMLERİ
Ünite 6: Temel İlaç Bilgisi ve Terimleri
Giriş
Bu bölümde, tıbbi sekreterlerin ilaçlar konusunda ihtiyaç duyacakları temel tıp terimleri tanıtılacaktır.
İlaç ile İlgili Temel Terimler
İlaçlar fizyolojik bir sisteme uygulanan ve onun işlevini belirli bir şekilde etkileyen kimyasal maddelerdir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), ilaçları birkaç farklı şekilde tanımlar: resmi bir farmakope veya kodeks tarafından tanınan maddeler, hastalıkların teşhis, tedavi veya önlenmesinde kullanılan maddeler, vücudun yapısını veya fonksiyonunu etkilemeyi amaçlayan gıda dışındaki maddeler ve tıbbın bir bileşeni olarak kullanılması amaçlanan ancak; cihaz veya cihazın bileşeni, parçası veya aksesuarı olmayan maddeler. Farmakolojik açıdan ilaç etkisi, seçici, geçici ve doza bağımlıdır. İlaçlar, genellikle hastalıkları tedavi etmek, hafifletmek, teşhis koymak, önlemek, gebeliği önlemek veya cerrahi girişimleri kolaylaştırmak için kullanılır. Radikal tedavi, hastalığı tamamen ortadan kaldırmayı amaçlarken, semptomatik tedavi hastanın semptomlarını hafifletmeyi veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlar. Replasman tedavisi ise vücutta eksik olan maddelerin yerine konmasını amaçlar.
İlaçların Adlandırılması ile İlgili Terimler
Bir ilaç genellikle üç adı içerir: kimyasal ad, genel ad ve sahipli ad. Kimyasal ad, ilacın moleküler yapısını tanımlar ve genellikle uzun ve karmaşıktır. Genel ad (jenerik ad) ilacın ulusal ve uluslararası düzeyde standart olarak kullanılan ve hiç kimseye ait olmayan adıdır. Sahipli ad (marka adı) ya da müstahzar adı, ilacı üreten firmanın belirlediği özel isimdir. Ayrıca, bazı müstahzarlar birden fazla etken madde içerir ve bu kombinasyonlar sabit doz- oranlı ilaç kombinasyonları olarak adlandırılır.
İlaçların Sınıflandırılması ile İlgili Terimler
İlaçlar kullanım amaçlarına (baskın farmakolojik etkilerine); etki yörelerine veya kimyasal yapılarındaki benzerliğe göre farklı gruplara ayrılabilirler. İlaçlar hazırlanış şekillerine göre ofisinal, majistral ve müstahzar ilaçlar olarak sınıflandırılır. Ofisinal ilaçlar, eczanelerde hazır bulundurulan ya da farmakopede yer alan formüllere göre hazırlanan ilaçlardır. Majistral ilaçlar, hekimin reçetesine göre eczacı tarafından hazırlanan ilaçlardır; etiketi kullanım şekli ve son kullanma tarihi gibi bilgileri içerir. Müstahzar ilaçlar ise, ilaç firmaları tarafından standart formüllere göre üretilip, ticari adlarla eczanelerde satışa sunulan endüstriyel ürünlerdir.
İlaçlar elde edildikleri kaynaklara göre sınıflandırılabilir. Bitkiler, en eski ilaç kaynaklarıdır; örneğin, kanser tedavisinde kullanılan vinblastin ve vinkristin gibi bileşikler bitkilerden elde edilir. Hayvanlar (hormonlar ve enzimler), madenler (demir, magnezyum tuzları) ve mikroorganizmalar (penisilin, streptomisin) da doğal ilaç kaynaklarıdır. Doğal ilaçlar, kimyasal yapılarına müdahale edilerek yarı sentetik ilaçlara dönüştürülebilir. Ayrıca, tamamen kimyasal sentezle elde edilen sentetik ilaçlar ve
rekombinant DNA teknolojisiyle üretilen biyoteknolojik ilaçlar (aşılar, enzimler, monoklonal antikorlar) da ilaç sınıfları arasındadır.
İlaçların Eşdeğerlikleri ile İlgili Terimler
Klinik açıdan aynı ilacı veya ilaç kombinasyonunu içeren farklı müstahzarların ne ölçüde benzer olduğunu bilmek önemlidir. Bu durum eşdeğerlik kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. İki müstahzar birbirleri ile farmasötik olarak eşdeğer olabileceği gibi, biyoeşdeğerliğe ya da terapötik eşdeğerliğe de sahip olabilir. Farmasötik eşdeğerlik iki farklı müstahzarın aynı etkin maddenin/maddelerin aynı molar miktarını, aynı ya da karşılaştırılabilir standartlara uyan farmasötik şekiller içinde içermesi anlamına gelir. Farmasötik olarak eşdeğer olan iki müstahzarın, aynı molar dozda verilişinden sonra biyoyararlanımlarının ve terapötik etkilerinin (hem etkililik hem de güvenlilik açısından) aynı olmasını sağlayacak ölçüde benzer olması durumunda biyoeşdeğerlik’den söz edilir. Terapötik eşdeğerlik ise bir müstahzarın, referans müstahzar ile ön koşul olarak aynı etkin maddeyi içermesi, farmasötik eşdeğer ve biyoeşdeğerolması ve böylece aynı etkililik ile güvenliliğiklinik olarak göstermesi durumu olarak tanımlanır. Yasal koruma süreleri dolduğunda diğer ilaç firmaları orijinal ilacın benzerlerini yapıp pazarlamaya başlarlar. Jenerik ilaç adı verilen bu ilaçlar, orijinal ilaç ürününün biyoeşdeğerliği kanıtlanmış olan farmasötik eşdeğerleridir. İlaç endüstrisi tarafından ekonomik nedenlerle geliştirilmek istenmeyen; ancak yaşamı tehdit eden ya da engellilik yaratan bazı nadir hastalıkların teşhisi, önlenmesi ya da tedavisi için kullanılan beşeri tıbbi ürünlere yetim (orphan) ilaçlar adı verilir.
İlaçların Uygulama Yolları ile İlgili Terimler
İlaçlar vücuda iki şekilde uygulanabilir: lokal veya sistemik yollarla. Lokal uygulamada ilaç, sadece uygulandığı bölgede etki gösterir. Sistemik uygulamada ise ilaç, kan dolaşımına geçerek tüm vücutta genel bir etki sağlar.
Lokal İlaç Uygulama Yolları ile İlgili Terimler
Vücuda lokal yolla uygulanan bir ilaç ya doğrudan vücudun yüzeyine ya da enjektör iğnesi ile ulaşılabilecek derinlikte bir alana uygulanıyor demektir. Lokal ilaç uygulama yolları Tablo 6.1’de listelenmiştir (bkz. s.172).
Sistemik İlaç Uygulama Yolları ile İlgili Terimler
Başlıca sistemik ilaç uygulama yolları enteral uygulama, parenteral uygulama, transdermal uygulama ve inhalasyon yolu ile uygulama olarak sıralanabilir.
Enteral İlaç Uygulama Yolu ile İlgili Terimler
Enteral uygulama ilacın sistemik etki elde etmek amacıyla sindirim kanalının içine uygulanmasıdır. İlaç sindirim kanalına ağız ya da rektum yolu ile uygulanabilir. İlaçların ağızdan yutularak (oral yolla) alınması klinikte en sık kullanılan ilaç uygulama yoludur. Bukkal uygulama, ilaçların ağız içine yerleştirilmesidir. Bu uygulama, ağız mukozasındaki iltihaplara lokal etki sağlayabilir veya bazı ilaçlar sistemik etki gösterebilir. Sublingual uygulama,
ilaçların dilaltına yerleştirilerek dilin altındaki kapiller damarlar tarafından emilmesini sağlar ve sistemik etki oluşturur. Rektal uygulama ise ilaçların rektum mukozasından emilmesini ve sistemik etki göstermesini sağlar.
Parenteral İlaç Uygulama Yolu ile İlgili Terimler
Parenteral uygulama, ilacın steril bir enjektörle damar veya doku içine uygulanmasını ifade eder. İlaçlar venöz damarlara (intravenöz), kas içine (intramüsküler), cilt altına (subkütan) veya nadir durumlarda kemik iliğine uygulanabilir.
Transdermal İlaç Uygulama Yolu ile İlgili Terimler
Transdermal uygulama, ilacın cilt yüzeyine sürülerek emilmesini ve kan dolaşımına geçmesini sağlar, böylece sistemik etki oluşturur. Bu yöntem, lokal tedavi yerine genel etki sağlamak için kullanılır ve genellikle merhemler veya transdermal terapötik sistem (TTS) şeklinde uygulanır.
İnhalasyon Yolu ile İlaç Uygulamaya İlişkin Terimler
İnhalasyon yolu ile uygulama, ilacın solunarak kullanılmasıdır. Sistemik etki için ilaçlar akciğer alveollerinden emilerek kan dolaşımına geçer (örneğin, genel anestezikler sevofluran ve halotan). Endotrakeal uygulama ise venöz erişimin zor olduğu durumlarda, ilacın doğrudan trakeal mukoza üzerine uygulanmasıdır.
İlaçların Farmakokinetik Özellikleri ile İlgili Terimler
İlaçlar vücuda uygulandıktan sonra etkiler, ancak vücut da ilacı etkiler. Farmakodinami, ilacın vücudu nasıl etkilediğini; farmakokinetik ise vücudun ilacı nasıl etkilediğini inceler. Vücuda alınan bir ilaç etken maddesinin emilerek kan dolaşımına geçmesi (absorbsiyon), etki yöresine erişmesi (dağılım), kimyasal yapısının değiştirilmesi (metabolizma/ biyotransformasyon) ve vücuttan uzaklaştırılması (atılım/itrah) gibi süreçler, o ilacın farmakokinetik özelliklerini belirler.
Absorbsiyon ile İlgili Terimler
Absorbsiyon yani emilim, bir ilacın uygulandığı yerden sistemik dolaşıma geçişi olarak tanımlanır. Oral yoldan alınan ilaçların ana emilim yeri ince bağırsaklardır. Mide ve kalın bağırsaklardan ilaç absorbsiyonu sınırlıdır.
Dağılım ile İlgili Terimler
İlaç molekülleri absorbe edilip sistemik dolaşıma geçtikten sonra vücuda dağılırlar. Dağılım bir ilacın vücudun intravasküler (kan/plazma) ve ekstravasküler (hücre içi ve hücre dışı) bölümleri arasındaki hareketini kapsayan bir süreçtir. İlaç moleküllerinin dağıldığı 3 ana fizyolojik sıvı kompartımanı; plazma, interstisyel sıvı (hücreler arası boşluğu dolduran; vücut boşluklarında bulunan sıvılar) ve intraselüler (hücre içi) sıvı’dır. Plazma ve interstisyel sıvı beraber ekstraselüler (hücre dışı) sıvı kompartımanını oluşturur. Bir ilacın vücuttaki toplam miktarının, plazmada ölçülen konsantrasyonuna oranı sanal dağılım hacmi’ni
verir. Kapiler damarlardan doku ve organların içine dağılım genel olarak pasif difüzyon yolu ile gerçekleşir. İlaçların dağılımı üzerinde önemli bir etkisi olan temel olaylardan biri plazma proteinlerine bağlanma’dır. İlaç bağlama özelliği olan en önemli plazma proteini, birçok asidik ilacı (varfarin, sülfonamidler gibi) bağlayan albümin’dir. Bazı ilaçlar ise vücuttaki dokulara geri dönüşümlü olarak bağlanırlar. İlaç moleküllerinin aktif taşınma ile hücre içerisine alınmasına ya da çeşitli hücre içi/dışı yapılara bağlanmasına sekestrasyon adı verilir. İlaç moleküllerinin dağılımlarını etkileyebilen bir fenomen de iyon tuzağı’dır. Özellikle zayıf asit ya da zayıf baz özellikteki ilaçlar için önemli olan bu olay esas olarak, ilaç moleküllerinin daha çok iyonize olabilecekleri alanda toplanma eğilimlerini ifade eder. İlaçların dağılımı ile ilgili diğer bir olay ise redistribüsyon’dur. Redistribüsyon, lipofilitesi (yağda çözünürlüğü) yüksek olan bazı ilaç moleküllerinin önce bölgesel kan akımının yüksek olduğu dokuya dağılmasını; bir süre sonra da bölgesel kan akımının orta/düşük olduğu dokuya hareket etmesini; yani yeniden dağılmasını ifade eder. Çeşitli ilaçların vücuttaki dağılımları bazı fizyolojik bariyerler tarafından da sınırlandırılır. Örneğin kan-beyin engeli ve kan-beyin omurilik sıvısı (BOS) engeli, ilaçların beyne girişini sınırlandıran fizyolojik bariyerlerdir.
Eliminasyon ile İlgili Terimler
Bir ilacın etkisinin sonlanıp, vücuttan kalıcı olarak uzaklaştırılmasına eliminasyon denir. Eliminasyon, biyotransformasyon ve atılım yoluyla gerçekleşir.
Biyotransformasyon ile İlgili Terimler
Biyotransformasyon, ilacın vücutta enzimler aracılığıyla metabolitlere dönüştüğü süreçtir. Bu süreçte, ilacın etkisinin azalmasına veya tamamen etkisiz hale gelmesine biyoinaktivasyon ya da detoksikasyon denir.
Atılım ile İlgili Terimler
İlaçlar ve metabolitlerinin atılım yolları böbrekler, hepatobilier sistem ve akciğerlerdir. İlaçların çoğu, vücudu değişmeden veya polar metabolitler halinde idrarla terk ederler. Vücutta birim zamanda ilaçtan temizlenen sıvı hacmine klerens adı verilir. Böbreklerden atılım ile değişmemiş ilaçtan bir dakikada temizlenen sanal plazma hacmi renal klerens olarak tanımlanırken; karaciğerin biyotransformasyon ya da safraya atılım yolu ile birim zamanda ilaçtan temizlediği sanal kan hacmine de hepatik klerens denir. Renal klerens ile hepatik klerensin toplamı “toplam vücut klerensi”ni verir.
İlaçların Farmakodinamik Özellikleri ile İlgili Terimler
Farmakodinaminin konusunu ilacın vücuttaki etkilerinin incelenmesi oluşturur.
Temel Farmakodinamik Kavramlar İlgili Terimler
İlaçların farmakolojik etki gösterebilmeleri için vücutta yeterli süre ve optimum konsantrasyonda bulunmaları gerekir. İlaç uygulandıktan sonra plazmadaki miktarının zamana göre değişimi, plazma konsantrasyonu-zaman
eğrisi ile değerlendirilir. Tek doz ilaç verildiğinde, bu eğriden ilaç konsantrasyonunun en yüksek olduğu nokta doruk konsantrasyonu (Cmax) ve bu noktaya ulaşma süresi ise doruk süresi (tmax) olarak tanımlanır. İlaçlar, sürekli etki elde etmek amacıyla belirli aralıklarla tekrarlayan dozlar şeklinde uygulanır. Doz sayısı arttıkça plazmadaki ilaç konsantrasyonu yükselir ve sonunda vücuda alınan ilaç miktarı, vücuttan atılan miktarla eşitlenir. Bu duruma "plato" veya "kararlı durum konsantrasyonu" denir. Yükleme dozu, hızlı bir terapötik yanıt elde etmek amacıyla verilen yüksek başlangıç dozudur. Bir ilacın etki gücü yani potens’i o ilacın uygulanan dozu ya da konsantrasyonu ile oluşturduğu etkinin büyüklüğü arasındaki ilişkiyi ifade eder. İlacın etki göstermesi için gereken minimum konsantrasyona minimum etkin konsantrasyon (MEK) denir. İlaca bağlı toksik etkilerin ortaya çıkmaya başladığı ilaç konsantrasyonuna minimum toksik konsantrasyon (MTK) adı verilir. Terapötik indeks (TI) de, bir ilacın toksik ve terapötik dozları arasındaki ilişkiyi ifade eden bir kavramdır.
İlaçların Etki Mekanizmaları ile İlgili Terimler
İlaçların başlıca etki yöreleri reseptörler, iyon kanalları, enzimler ve aktif transport proteinleri olarak sıralanabilir. İlaçların çoğu etkilerini reseptör adı verilen spesifik protein molekülleri aracılığı ile gösterirler. Hücre zarındaki bazı reseptörler G proteinlerine veya iyon kanallarına bağlıdır. Diğer reseptörler ise hücre dışında ligand bağlayan, hücre içinde enzimatik bölgelere sahiptir. Hücre içi reseptörler, steroid hormon reseptörleri gibi, hem ligand hem de DNA ile bağlanarak protein sentezini düzenler. Endojen veya ekzojen ligandların reseptöre bağlanmasıyla başlayan biyokimyasal reaksiyonların hücreye iletilip biyolojik bir yanıta dönüştürülmesi sürecine sinyal transdüksiyonu denir. (Detaylı bilgi için bkz. s.180-181).
İlaç Etkisini Değiştiren Faktörler ile İlgili Terimler
İlaçların etkisini değiştirebilen etkenlerin önemli bir kısmı, ilacın farmakokinetik özelliklerini etkileyen faktörlerdir. İlaçların uygulama yolu, uygulama zamanı ve zaman içinde oluşan tolerans gelişimi, ilaca verilen yanıtı etkileyebilir. Ayrıca, bireysel farklılıklar da yanıtları etkileyebilir; bunlar arasında genetik yapı, yaş, vücut ağırlığı, cinsiyet, gebelik durumu, beslenme alışkanlıkları, diğer hastalıklar, tedaviye uyma derecesi ve plasebo etkisi yatkınlığı bulunur. Çevresel etkenler, örneğin toksik maddeler, ilaç etkisini değiştirebilir.
İlaç Etkileşimlerine İlişkin Terimler
İlaç etkileşimi, iki veya daha fazla ilaç ya da bir ilaç ile yiyecek, içecek veya gıda takviyesi arasındaki reaksiyon olarak tanımlanabilir. İlaç etkileşimleri, farmasötik, farmakodinamik ve farmakokinetik etkileşimler olmak üzere üç ana sınıfta toplanabilir. İlaçların vücut dışındaki etkileşimlerine farmasötik etkileşimler denir. Bu etkileşimler, ilaçların infüzyon sıvısı veya enjektör içinde karıştırılmaları sonucu ortaya çıkabilen geçimsizliklerdir. Bir ilaç, diğer bir ilacın etkisini etki mekanizması düzeyinde değiştiriyorsa veya farklı bir mekanizmayla aynı
ya da ters yönde bir etki oluşturuyorsa, bu durum farmakodinamik etkileşim olarak tanımlanır. Farmakodinamik etkileşimler genellikle sinerjistik, aditif veya antagonistik olarak sınıflandırılır. Bir ilacın başka bir ilacın farmakokinetik özelliklerini -absorpsiyon, dağılım, biyotransformasyon veya atılımını- değiştirmesi durumuna farmakokinetik etkileşim denir. Bu tür etkileşimler genellikle ilacın etki yerinden uzakta gerçekleşir.
İlaçların Endikasyonlarına İlişkin Terimler
Bir hastaya ilaç uygulanmasını gerektiren belirti, durum ya da hastalıklara endikasyon adı verilir. Bir hastalık için çok sayıda farklı ilaç endike olabileceği gibi; bir ilaç birden fazla hastalığın tedavisi için de endike olabilir. Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara ilişkin temel terimler hakkında bilgi almak için sayfa 183-190 arasına bakınız.
İlaçların İstenmeyen Etkileri ile İlgili Terimler
İlaçlar yararlı etkilerinin yanı sıra hastaya zarar verme potansiyeline de sahip olan maddelerdir. Aşağıda ilaçların istenmeyen etkilerine ilişkin temel terimler özet şeklinde sunulmuştur.
İlaçların İstenmeyen Etkilerine İlişkin Temel Kavramlar
İlaç tedavisinde kullanılan bazı terimler şunlardır: Advers ilaç reaksiyonu, normal dozda ilacın uygulanmasından sonra oluşan istenmeyen zararlı bir reaksiyondur. Advers olay, ilaç kullanımında ortaya çıkan olumsuz durumlardır ve genellikle ilacın kesilmesi veya dozun azaltılması gerekir. Yan etki, ilacın teapötik etkisi dışındaki yararlı, nötr veya zararlı etkidir ve genellikle daha az zararlıdır. İlaç toksisitesi ise, ilacın dozunun terapötik aralığın üstüne çıkmasıyla oluşan olumsuz etkidir. İlaçların istenmeyen etkileri temel özelliklerine ve oluşum mekanizmalarına göre 5 ana gruba ayrılabilir;
Yalın Toksik Etkiler
İlaç tarafından, onun terapötik etkilerine benzer bir şekilde ve çoğunlukla aynı mekanizmalarla oluşturulan yan etkilerdir.
Özel Toksik Etkiler
Özel toksik etkiler mutajenik, karsinojenik ve teratojenik etkilerdir.
İlaç Alerjisi
Vücutta ilaca karşı reaksiyona neden olan immün yanıta ilaç alerjisi adı verilir.
İdiosenkrazi ve Genetik Farklılığa Bağlı Reaksiyonlar
İdiosenkratik ilaç reaksiyonu, ilacın bilinen farmakolojik özellikleriyle ilişkisiz ve öngörülemeyen, sadece az sayıda hastada görülen reaksiyonlardır.
İlaç Güvenliğinin Takibi ile İlgili Terimler
Farmakoepidemiyoloji ve farmakovijilans, ilaç güvenliği konusunda çalışan iki bilim alanıdır. Farmakoepidemiyoloji; ilaçlar ve insan popülasyonları arasındaki etkileşimleri inceler ve gerçek yaşam
koşullarında ilaçların faydalarını, risklerini ve kullanımını araştırır. Farmakoepidemiyolojik çalışmalar retrospektif (geriye-dönük) ya da prospektif (ileriye-dönük) olarak yapılabilir. Farmakovijilans ise tıbbi ürünlere ait advers etkilerin veya bu ürünler ile ilgili diğer olası sorunların tespiti, değerlendirilmesi, tanımlanması ve önlenmesi ile ilgili bilimsel faaliyetleri içerir. Farmakovijilans’ın yararlandığı başlıca kaynaklar farmakoepidemiyolojik araştırmalar, spontan raporlama sistemleri (sağlık çalışanlarından gelen advers ilaç reaksiyonu bildirimleri), ilaç şirketleri tarafından periyodik olarak sunulan güvenlilik güncelleme raporları ve çeşitli ulusal/uluslararası kuruluşların sağladığı güvenlilik bilgi akışı olarak sıralanabilir.
Reçete ile İlgili Temel Terimler
Reçete, hekimin ilaçla ilgili yazılı talimatıdır ve hukuki sorumluluk taşıyan resmi bir belgedir. Ülkemizde hekimler, diş hekimleri ve veteriner hekimler reçete yazma yetkisine sahiptir. Her ülke, reçete ile satılan ilaçlar ve reçete yazma yetkisi konusunda kendi düzenlemelerine sahiptir. Reçetenin asıl muhatabı, ilacı hazırlayıp hastaya veren eczacıdır.
Reçetenin Bölümleri ile İlgili Terimler
Reçetede superskripsiyon (başlangıç), inskripsiyon (yazılış), subskripsiyon (yapılış) ve instrüksiyon (kullanılış şekli) olmak üzere dört ana bölüm bulunur. Superskripsiyon, reçetenin başına yazılan R ya da Rp simgesiyle başlar. İnskripsiyon, ilacın adı ve miktarlarının yer aldığı bölümdür. Subskripsiyon, majistral ilaçlarda ilacın farmasötik şekli ve miktarını, müstahzar ilaçlarda ise dozaj şeklini içerir. İnstrüksiyon bölümünde ise ilacın dozu, uygulama şekli ve sıklığı gibi bilgiler bulunur ve "Signa" sözcüğünü temsilen "S" harfiyle başlar. Eczacı, bu bölüme yazılanları ilaç kutusuna aktarır.
Reçete Çeşitleri ile İlgili Terimler
Günümüzde birçok ilaç ancak uygun bir sağlık profesyoneli tarafından reçete edilirse eczaneden temin edilebilmektedir. Ancak sık karşılaşılan basit rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar (bazı analjezikler, vitaminler ve antiasitler gibi) eczacılar tarafından, reçeteye gerek olmaksızın da satılabilirler. Böyle ilaçlara tezgahüstü (over-thecounter OTC) ilaçlar adı verilir. Hekimler tarafından yazılan reçeteleri, içerdikleri ilaçların özelliklerine göre sınıflandırmak mümkündür. Örneğin kontrole tabi olmayan ilaçların yazıldığı normal reçeteler beyaz reçete’lerdir. Kan pıhtılaşması ile ilgili sorunu bulunan hastaların kullandığı ilaçlar turuncu reçete’ye, kan ürünleri ile ilgili diğer ilaçlar ise mor reçete’ye yazılır. Diğer yandan uluslararası kontrole tabii (narkotik analjezikler ve kokain gibi) ilaçlar kırmızı reçeteye; uyuşturucu madde listesi dışında kalmakla birlikte bağımlılık ve kötüye kullanma potansiyeli olan psikotrop
ilaçlar da yeşil reçete’ye yazılırlar. Yeşil ve kırmızı reçeteler seri numaralıdırlar ve üçer nüshadan oluşurlar.
Elektronik Reçeteler (e-Reçete) ile İlgili Terimler
Sağlık hizmet sunucuları tarafından oluşturulup, MEDULA sistemine elektronik ortamda kaydedilen ve numara verilen reçetelere e-Reçete adı verilir. Reçetenin bütün şekilsel bilgilerini kaydederek elektronik ortamda bilgi akışını mümkün kılan e-Reçete uygulaması, ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından koordine edilir.
e-Reçete hekim tarafından oluşturulduktan sonra MEDULA sistemine kaydedilir. e-Reçetelerin kaydedilmesinden sonra, her bir e-Reçete için, MEDULA sistemi tarafından elektronik reçete no adı verilen bir numara üretilir. e-Reçete sistemi ile yazılmış olan bir reçetede, reçete numarasının yanı sıra reçete tarihi, hasta bilgileri (adı-soyadı, T.C. kimlik numarası, kurumu, kurum sicil numarası), hekimin adı-soyadı, hekimin tescil numarası, hekim tarafından konulan teşhis, ilaç/ilaçların adı, dozaj (kaç kez/seferde kaç doz), kullanım periyodu, kutu adedi, kullanım şekli ve açıklama alanı bulunur. e-Reçete, MEDULA sistemine kaydedildikten sonra eczane tarafından görüntülenir; MEDULA eczane sistemine kaydedilir ve reçetedeki ilaçlar eczacı tarafından hazırlanarak hastaya verilir.
Türkiye genelinde 01.07.2012’den itibaren e-Reçete uygulaması kullanılmaya başlanmıştır. 15.01.2013 tarihinde de istisnai durumlar hariç geri ödeme kapsamındaki tüm reçetelerin e-Reçete olarak yazılması zorunlu hale getirilmiştir. Sağlık Bakanlığı söz konusu ilaçların tıbbi erişimlerine olanak sağlarken, suistimal edilmelerinin önlenmesi amacıyla tüm renkli reçeteler için de 2017 yılında elektronik renkli reçete sistemine geçmiştir. Dünyada pek çok ülkede kullanılmakta olan e-Reçete uygulamasının hayata geçirilmesi ile reçete yazımında oluşan hatalar azaltılmış, maliyet düşürülmüş ve sağlık hizmetinin sunum kalitesi yükseltilmiştir.