AÖF Soru Bankası

Tıp TerimleriÜnite 2 Özeti

İnsan Vücudu ve Fizyolojisine Ait Terimler

SAK103U-TIP TERİMLERİ

Ünite 2: İnsan Vücudu ve Fizyolojisine Ait Terimler

Giriş

Mükemmel bir organizma olan insan vücudunda, yaşamsal faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için fizyolojik sistemlerin birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışması gerekmektedir. İnsan vücudunda yer alan fizyolojik sistemler; hareket sistemi, dolaşım sistemi, ürogenital sistem, solunum sistemi, sindirim sistemi, endokrin sistem ve sinir sistemidir. Ayrıca dış uyarıların algılanması ve bunların beyindeki merkezlere taşınarak yorumlanması için duyu organları ile sinir sisteminin uyum içerisinde çalışması gerekmektedir.

İnsan Vücudunu Oluşturan Sistemlerin Anatomisi ve Fizyolojisi

Hareket Sistemi

Hareket sistemi kemiklerden, eklemlerden ve iskelet kaslarından oluşmaktadır. İskelet sisteminin temel yapısını oluşturan kemikler ve eklemler hareket sisteminin pasif elemanları iken kaslar bu sistemin aktif elemanı olarak görev yaparlar.

İskelet sisteminin görevleri vücudu destekleyen bir iskelet sağlaması, kaslarla birlikte hareketi sağlaması, bazı iç organları mekanik hasarlardan koruması, birincil hemopoietik (kan oluşturan) doku olan kırmızı kemik iliğini içermesi ve koruması, kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri depolamasıdır.

Kemikler, yetişkin iskeletinin çoğunu oluşturan sert ve yoğun dokulardır. Yetişkin iskeletini oluşturan 206 kemik şekillerine göre beş kategoriye ayrılır. Bunlar uzun kemikler (femur, humerus, tibia, fibula, radius, ulna), kısa kemikler (ossa tarsi, ossa capri), düz ya da yassı kemikler (scapula, os frontale, os parietale, os occipitale, os ilium, costa), düzensiz kemikler (omurlar), susam ya da sesamoid kemikler (patella, os pisiforme), hava boşluğu içeren kemikler (os ethmoidale, os sphenoidale, maxilla, os temporale) ve aksesuar kemiklerdir (fabella, os trigonum).

Eklemler, iki ya da daha fazla kemik ya da kıkırdak arasındaki bağlantılardır. Eklemler gerçek olmayan eklemler (sinartrozlar) ve gerçek eklemler (diartrozlar) olmak üzere iki başlık altında incelenirler. Sinartrozlarda hiç hareket yoktur ya da çok az hareket vardır. Diartrozlar ise hareketli eklemlerdir. Diartrozlarda, sinartrozlardan farklı olarak eklem kıkırdağı, eklem boşluğu, eklem kapsülü ve eklem ligamentleri bulunur. Kafatası eklemleri (suturalar), diş-çene bağlantıları, göğüs kemiği ile kaburgalar arasındaki eklemler sinartrozlara örnek olarak verilebilir. Diartrozlar ise vücuttaki eklemlerin büyük bir bölümünü oluştururlar.

Hareket sisteminin aktif elemanları olan kaslar ise vücut ağırlığının yaklaşık 1/3’ünü oluştururlar. Kaslar yapılarına ve fonksiyonlarına göre iskelet kası, kalp kası ve düz kas olmak üzere üç başlık a tında incelenir. Kasların görevleri vücut postürünü düzenlemek, vücudun hareket etmesini sağlamak, ısı oluşumuna aracılık etmek ve iç organların fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlamaktır.

Dolaşım Sistemi

Dolaşım sistemi kalp, damarlar ve kandan oluşmaktadır. Kalbin temel işlevi plazma ve şekilli elemanlardan oluşan kanı damarlara pompalamaktır. Damarlar arterler, venler ve kılcal damarlar olmak üzere üçe ayrılır. Damarlar kalp tarafından pompalanan kanı bütün vücuda dağıtırlar. Böylece besinlerin ve oksijenin vücut dokularına taşınması, oluşan atık maddelerin ve karbondioksitin hücrelerden uzaklaştırılması, hormonların ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması, vücut ısısının, sıvı-elektrolit dengesinin ve asit-baz dengesinin düzenlenmesi, vücut savunması ve pıhtılaşma gibi işlevler gerçekleştirilir.

Kan dolaşımının iki ana yolu pulmoner ve sistemik dolaşımdır. Pulmoner dolaşım sağ ventrikülde başlar. Sağ ventrikülden kirli kan akciğerlere pompalanır. Akciğerlerde gerçekleşen gaz değişimi sonucu temizlenen kan ise kalbin sol atriyumuna geçer. Sistemik (büyük) dolaşım ise sol ventrikülde başlar. Sol ventrikülden çıkan temiz kan vücuttaki tüm doku ve organlara gönderilir. Doku ve organlardan gelen kirli kan da kalbin sağ atriyumuna gelir ve büyük dolaşım gerçekleşir. Sistemik dolaşımın bir alt bölümü olan hepatik portal dolaşımda ise sindirim organlarından ve dalaktan gelen kan, kalbe dönmeden önce portal ven yoluyla karaciğere gelir.

Dolaşım sistemi içinde lenfatik sistem de yer almaktadır. Lenfatik sistemin parçaları, lenf sıvısı (akkan), lenf damarları sistemi, lenf düğümlerini ve nodüllerini, dalak, tonsilla ve timus bezini içeren lenfatik dokulardır. Lenf sıvısı, lenfatik kılcal damarlardan lenfatik damarlara, daha sonra göğüsteki venlere açılır ve böylece kan dolaşımına katılır.

Lenfatik sistem, dokular arasında kalan sıvının kana geri döndürülmesinden, ince bağırsaklardan yağ asitlerinin, gliserolün ve yağda eriyen vitaminlerin emiliminin sağlanmasından, lenfositlerin üretilmesinden ve vücudun patojenlere ve diğer yabancı maddelere karşı korunmasından sorumludur.

Ürogenital Sistemi

Üriner sistem iki adet böbrek, iki adet üreter, idrar kesesi ve üretra kısımlarından oluşmaktadır. Böbrekler idrar oluşumundan, sistemin geri kalanı ise oluşan idrarın vücuttan elimine edilmesinden sorumludur.

Vücut hücreleri, toksik düzeylere ulaşmadan önce kandan uzaklaştırılması gereken üre, kreatinin ve amonyak gibi atık ürünler üretir. Bu atık ürünleri vücuttan uzaklaştırmak için böbrekler tarafından idrar oluşturulur. Böbrekler kanın ve doku sıvılarının hacminin, elektrolit içeriğinin ve asit-baz dengesinin düzenlenmesi gibi birçok önemli işlevi de yerine getirirler. Bu nedenle idrar oluşumu süreci, bu ekstraselüler (hücre dışı) sıvıların normal sabitliğini ve dengesini bozacak maddeleri uzaklaştırarak kanın ve doku sıvılarının normal bileşimini, hacmini ve pH’sını korumaya yardımcı olur.


İdrar oluşumu üç ana süreci içerir. Birincisi renal korpüsküllerde gerçekleşen glomerüler filtrasyondur. İkincisi ve üçüncüsü renal tübüllerde meydana gelen tübüler reabsorpsiyon ve tübüler sekresyondur.

Böbreklerin ayrıca renin salgılanması, eritropoietin üretimi ve D vitamininin aktivasyonu gibi işlevleri de bulunmaktadır.

Renin: Jukstaglomerüler hücreler tarafından salgılanan ve anjiyotensinojenin anjiyotensin I’e dönüşümünü katalize eden bir enzimdir.

Erkek ve dişi üreme sistemlerinin görevi insan neslinin devamını sağlamaktır. Yeni bir birey oluşabilmesi için erkek üreme sistemlerinde üretilen sperm ile dişi üreme sistemlerinde üretilen yumurtanın döllenmesi gerekmektedir.

Erkek üreme sistemi testislerden ve bir dizi kanallar ve bezlerden oluşur. Sperm testislerde üretilir ve epididim, ductus deferens, ductus ejaculatorius ve üretra yoluyla taşınır. Üreme bezleri, üretradan boşaltılan sıvı olan meninin bir parçası haline gelen salgılar üretirler. Bu bezler seminal veziküller, prostat bezi ve bulboüretral bezlerdir.

Dişi üreme sistemi pelvik boşlukta uterusun her iki yanında bulunan yumurtalıklardan ve fallop tüplerinden, rahimden, vajinadan, dış genital yapılardan ve iki adet memeden oluşur. Yumurta hücreleri yumurtalıklarda üretilir ve fallop tüpleri yoluyla rahime doğru ilerler. Rahim, embriyo- fetüsün büyüme alanıdır. Dış genital yapılara vulva denir. Yapısal olarak deriyle ilişkili olan meme bezleri bebeklerin beslenmesi için süt ürettikleri için işlevsel olarak üreme sistemiyle ilişkilidirler.

Solunum Sistemi

Solunum sistemi üst solunum yolu ve alt solunum yolu olarak ikiye ayrılabilir. Üst solunum yolu göğüs boşluğunun dışındaki kısımlardan oluşur. Burun, farenks, larenks ve üst trakea üst solunum yollarını meydana getirirler. Alt solunum yolu ise göğüs boşluğunda bulunan yapılardan oluşur. Alt trakea, bronşları ve alveolleri içeren akciğerler alt solunum yollarını meydana getirirler. Plevral membranlar ve göğüs boşluğunu oluşturan solunum kasları olan diyafram ve interkostal kaslar da solunum sisteminin parçasıdırlar.

Solunum sisteminin görevleri hücresel solunum için dokulara oksijen sağlanması, atık ürün olan karbondioksitin uzaklaştırılması, kanın asit-baz dengesinin ve vücut sıcaklığının düzenlenmesidir. Solunum sisteminin bazı kısımları aynı zamanda kokuların algılanması, ses üretimi ve mikroorganizmalara karşı vücudun savunulması gibi işlevlerde de rol oynar.

Akciğerlerde meydana gelen gaz alışverişinde alveol içindeki hava ile alveol etrafını saran kılcal kan damarlardaki gazların basınç farkları rol oynar. Alveollerde O2’nin parsiyel basıncı kılcal kan damarındaki basınçtan daha yüksek olduğu için solunan havadaki O2 kılcal

damarlara difüzyonla geçer. Diğer yandan kılcal kan damarındaki CO2’nin parsiyel basıncı alveollerdeki basınçtan daha yüksek olduğu için CO2 alveollere difüzyonla geçer.

Endokrin Sistem

Vücudun düzenleyici sistemlerinden bir tanesi endokrin sistemdir. Endokrin sistem ayrıca büyümenin, gelişmenin, enerji üretmek için gıda kullanımının, strese karşı direncin, üremenin, vücut sıvılarının pH’sının ve sıvı dengesinin düzenlenmesine de yardımcı olmaktadır.

Endokrin sistem endokrin bezlerden oluşmaktadır. İnsan vücudunda bulunan başlıca endokrin bezler hipofiz bezi, timus bezi, epifiz bezi, tiroit bezi, paratiroit bezi, böbrek üstü bezleri, pankreas bezi ve gonadlardır. Bu bezler hormon adı verilen kimyasalları salgılarlar. Endokrin bezlerin kanalları yoktur ve hormonlar doğrudan kana verilir. Kan yoluyla hedef organlara ve hedef dokulara ulaşan hormonlar bu dokularda spesifik etkilere neden olurlar. İnsülin ve tiroksin gibi bazı hormonların birçok hedef organı varken kalsitonin ve bazı hipofiz bezi hormonları gibi diğer hormonların yalnızca bir veya birkaç hedef organı vardır. Endokrin bezlerin bazılarının hem endokrin hem de endokrin olmayan işlevleri vardır.

Hormonlar kimyasal yapılarına göre peptit yapılılar, steroit yapılılar ve aminoasit yapılılar olmak üzere üç grupta incelenirler (Sayfa 46, Tablo 2.1). Peptit yapılı hormonlar ve aminoasit yapılı hormonlardan olan katekolaminler suda çözünürken diğer hormonlar yağda çözünürler. Büyük moleküllü olan peptit yapılı hormonlar etkilerini hücre yüzeyindeki reseptörlere bağlanarak gösterirler. Steroit yapılı hormonlar ise daha küçük moleküllüdürler ve hücre içine girebilirler.

Sinir Sistemi

Sinir sistemi vücudun bir diğer düzenleyici sistemidir. Bu sistemin görevleri iç ve dış ortamlarda oluşan değişiklikleri tespit etmek, duyuları algılamak, değişikliklere uygun yanıtları başlatmak, bilgileri hemen kullanmak üzere organize etmek ve gelecekte kullanmak üzere saklamaktır. Sinir sistemi dış ortamda oluşan değişiklikleri düzenlemek için iskelet kaslarına, iç ortamda oluşan değişiklikleri düzenlemek için ise düz kaslara, kalp kasına ve salgı bezlerine emirler göndermektedir.

Sinir sisteminin santral sinir sistemi ve periferik sinir sistemi olmak üzere iki bölümü vardır. Beyin ve omurilikten oluşan santral sinir sistemi entegrasyon ve komuta merkezidir. 12 adet kranial sinir çifti, 31 adet spinal sinir çifti, perifer gangliyonlar ve pleksuslardan (sinir ağı) oluşan periferik sinir sistemi ise beyin ve omurilik ile hedef organlar arasında bağlantı kurmaktadır. Periferik sinir sisteminin iç ve dış ortamda oluşan değişiklikleri santral sinir sistemine ileten duyusal (afferent) bölümü ve santral sinir sisteminden çıkan uyarıları efektör organlara ileten motor (efferent) bölümü vardır. İskelet kaslarına uyarı götüren motor sinirler somatomotor sinir sistemini, damar yataklarına, kalbin ve diğer fizyolojik sistemlerin düz kas,


miyokard, salgı bezi hücreleri gibi efektör hücrelerine uyarı götüren motor sinirler ise otonom sinir sistemini oluştururlar.

Sinir sistemi nöronlar ve glia hücrelerinden oluşur. Nöronlar sinir sisteminin anatomik ve fonksiyonel olarak en küçük birimidir. Glia hücreleri ise nöronlara destek sağlayan hücrelerdir. Nöron; soma (gövde), akson ve dendritlerden oluşmaktadır. Sinir hücreleri birbirleri ile bağlantı kurarlar ve uyarılar bir nörondan bir diğer nörona ya da hücreye aktarılır. Nöronların bağlantı yaptıkları bu özelleşmiş yerlere sinaps, sinapslarda iletişimi sağlayan kimyasal maddelere de nörotransmitter denir.

İnsan vücudunda çevrede meydana gelen olayları algılamamızı ve bunların beyindeki merkezlere taşınarak yorumlanmasını sağlayan özel duyu organları vardır. Reseptörler aracılığıyla dış ortamdan alınan uyarıları sinirsel yollar aracılığı ile beyindeki ilgili merkezlere ulaştıran duyu organları dokunma organı, koku organı, görme organı, tat organı, işitme ve denge organıdır.

İnsan Vücudu ve Fı̇zyolojı̇sı̇ne Aı̇t Yaygın Kullanilan Terı̇mler

Hareket Sistemi ile İlgili Terimler

Hareket sistemi ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 49, Tablo 2.2’de gösterilmiştir.

Dolaşım Sistemi ile İlgili Terimler

Dolaşım sistemi ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 52, Tablo 2.3’de gösterilmiştir.

Ürogenital Sistem ile İlgili Terimler

Ürogenital sistem ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 55, Tablo 2.4’de gösterilmiştir.

Solunum Sistemi ile İlgili Terimler

Solunum sistemi ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 57, Tablo 2.5’de gösterilmiştir.

Sindirim Sistemi ile İlgili Terimler

Sindirim sistemi ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 59, Tablo 2.6’de gösterilmiştir.

Endokrin Sistem ile İlgili Terimler

Endokrin sistem ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 61, Tablo 2.7’de gösterilmiştir.

Sinir Sistemi ile İlgili Terimler

Sinir sistemi ile ilgili yaygın kullanılan terimler Sayfa 63, Tablo 2.8’de gösterilmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında