AÖF Soru Bankası

Sağlık İşletmelerinde Finansal YönetimÜnite 6 Özeti

Sağlık Kurumlarında Sermaye Yapısı ve Sermaye Maliyeti

SAĞ406U-SAĞLIK İŞLETMELERİNDE FİNANSAL YÖNETİM

Ünite 6: Sağlık Kurumlarında Sermaye Yapısı ve Sermaye Maliyeti

Giriş

Bir sağlık kurumunun faaliyete başlayabilmesi için öncelikle, arazi, bina, ekipman gibi birtakım varlıklara sahip olması gerekir. Bu varlıkları edinmek için de sermayeye ihtiyacı vardır. Sermaye iki temel biçimde elde edilir; biri borç (yabancı kaynak) diğeri ise öz kaynaklardır (öz sermaye). Finansman kaynakları açısından temel muhasebe eşitliği “Varlıklar = Borç + Öz Sermaye” şeklindedir.

Kaynakların borç ve öz kaynak olarak sınıflandırılması sahiplik durumuna göre yapılmaktadır. Öz kaynak işletmenin kendi kaynakları iken yabancı kaynaklar işletmenin belli bir süre sonra ödemek üzere üçüncü taraflardan aldığı kaynaklardır. Borcun öz sermayeye göre yapılandırılmasına sermaye yapısı kararı denir. Bu durum giderek hem kâr amaçlı hem de kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için daha da önemli hâle gelmektedir.

Yabancı Kaynak (Borç) ile Finansman

Birbirinden farklı birçok borç türü vardır ve bu borç türleri borcu kullanana ve kullanım amacına göre sınıflandırılır. Yabancı kaynakları sınıflandırmanın en önemli yollarından biri borcun vadesidir. Bazı borçlar kısa vadeli ihtiyaçları karşılamak için kullanılırken, bazıları daha uzun vadeli ihtiyaçlar içindir. Kısa vadeli yabancı kaynaklar bir yıl veya daha kısa vadeye sahip kaynaklarken, uzun vadeli yabancı kaynaklar bir yıldan daha uzun vadeye sahip kaynaklardır. Kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara göre bazı avantajları vardır. İlk olarak, kısa vadeli borç, uzun vadeli borçtan çok daha hızlı elde edilebilir. İkincisi, fon ihtiyacı mevsimsel veya döngüsel ise (yani geçici), bir kurum aşağıdaki üç nedenden dolayı uzun vadeli taahhütte bulunmak istemeyecektir:

1. İhraç maliyetleri genellikle uzun vadeli borçlarda kısa vadeli borçlara göre daha yüksektir. İhraç maliyetleri, finansman elde etmekle ilişkili idari maliyetlerdir. Borç finansmanı için bu maliyetler, yasal ve muhasebe ücretleri, baskı maliyetleri, kredi başvuru ücretleri ve kredi değerlendirme ücretleri gibi kalemleri içerir. 2. Uzun vadeli kredi anlaşmaları firmanın gelecekteki faaliyetlerini zora sokan kısıtlayıcı sözleşmeler içerebilir. Kısa vadeli kredi anlaşmaları bu açıdan genellikle daha az baskılayıcıdır. 3. Kısa vadeli borç faiz oranı genellikle uzun vadeli borç faiz oranından daha düşüktür. Bunun nedeni daha sonra da ele alacağımız gibi, getiri eğrisi normalde yukarı doğru eğimlidir. Dolayısıyla, daha düşük ihraç maliyetleri ile birleştiğinde, kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara göre önemli bir toplam maliyet avantajı olacaktır.

Kısa vadeli kredinin uzun vadeli finansmana göre kurumu daha fazla riske maruz bırakmak gibi ciddi dezavantajları vardır. Birincisi, eğer bir sağlık kurumu uzun vadeli borç

alırsa, faiz maliyetleri zaman içinde nispeten istikrarlı olacaktır. Ancak kısa vadeli kredi kullanıyorsa, faiz oranı büyük ölçüde dalgalanabileceğinden bazen oldukça yüksek faiz gideri olabilir. Bu da artan faiz oranlarına maruz kalma yani borç çevirme (rollover) riski olarak adlandırılmaktadır. Bir diğer risk ise, kısa vadeli borçlardaki anapara tutarının düzenli olarak ödenmesi zorunluluğudur. Bir sağlık kurumunun finansal durumu geçici olarak kötüleşirse, vadesi geldiğinde kurum bu borcunu geri ödeyemeyebilir. Bunun üstüne sağlık kurumu kredinin vadesini uzatmak istese de finansal durumu kötü olduğundan borç veren kurum kredi vadesini uzatmayı kabul etmeyecektir. Yüksek faiz oranları gibi böyle bir senaryo, sağlık kurumu için beklenmedik şekilde işi iflasa zorlayabilecek ciddi sorunlara yol açabilir. Bir sağlık kurumunun kısa vadeli borcunu devredememesi veya yenileyememesi riskine yenileme (renewal) riski denir. Kısa vadeli borçlarla ilgili riskler nedeniyle, çoğu sağlık kurumu bu borcu sadece kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak için kullanır.

Uzun vadeli yabancı kaynaklar özellikle sabit faizle borçlanıldığında maliyet avantajı sunmaktadır. Eğer kurum yabancı kaynak temin sürecini iyi yönetirse öz kaynaklarla finansmana göre sermaye maliyetleri kurum açısından daha az olacaktır. Ayrıca uzun vadeli yabancı kaynaklar, belirli koşullar altında işletmelere, finansal kaldıracın olumlu etkisinden yararlanma imkânı da sağlamaktadır.

Para ödünç alındığında, borçlu (bir işletme veya birey) krediyi geri ödemek için sözleşmeye bağlı bir yükümlülüğe sahiptir. Bu nedenle borç yükümlülükleri “sözleşme ile sabitlenir”. Geri ödeme iki bölümden oluşur: (1) ödünç alınan tutar (veya anapara) ve (2) kredide belirtilen faiz tutarı.

Faiz, yabancı kaynak elde etmek için ödenen fiyattır. Risk faktörü kredi verenler tarafından, kurumun gerekli ödemeleri tam ve zamanında yapabilecek kadar kazanma olasılığının değerlendirilmesidir. Çoğu faktör ticari kredilerde belirlenen faiz oranlarını etkiler, ancak en önemlisi risk ve enflasyondur. Bunun gerçekleşme olasılığı yüksekse, kredinin riski minimumdur.

Faiz oranlarını etkileyen bir diğer önemli faktör ise enflasyondur. Çünkü paranın satın alma gücünü aşındırır ve yatırım gelirinin değerini düşürür.

Borç verenler enflasyonun etkisinin farkındadır ve bu nedenle beklenen enflasyon oranı arttıkça, satın alma gücü kaybını telafi etmek için gereken faiz oranı da artar.

Satıcı Kredileri

İşletme varlıklarının vadeli olarak alınması durumunda, işletmenin satıcılara olan borçlarına satıcı kredileri denir. Satıcı kredileri işletmelerin neredeyse tamamının sıkça kullandığı bir kaynaktır. Satıcı kredileri kısa ve orta vadeli olabilmektedir. Kısa vadeli satıcı kredileri sağlık kurumlarının ilaçlarını, tıbbi malzemelerini ve diğer sarf malzemelerini finanse etmek için kullandıkları bir


kaynaktır. Satıcı kredilerinin açık hesap ve borç kredileri şeklinde iki türü bulunmaktadır. Geri ödenmeme riskini azaltması, gerektiğinde iskonto ettirilerek paraya çevrilebilmesi ve dolaşım yeteneğinden dolayı farklı ticari ilişkilerde kullanılabilmesi, uygulamada sıkça kullanılmalarını sağlamaktadır.

Açık hesap; alıcı durumunda olan sağlık kurumlarının satıcı konumunda olan ilaç ve tıbbi malzeme firmalarına herhangi bir ödeme yapmadan alım yapmaları ve bu satıştan doğan alacak satıcı tarafından borç olarak kaydedildiği bir hesap türüdür. Açık hesap, herhangi bir formalite gerektirmeyen, sade ve anlaşılır bir kredi türü olmakla birlikte bu hesapta satıcı firma ile alıcı sağlık kurumu arasındaki güven büyük önem taşımaktadır. Günümüz ekonomik koşullarında açık hesaba kıyasla borç senetleri kullanımının daha yaygın olduğu görülmektedir. Borç senetleri; satıcı firmaların sattıkları ilaç, tıbbi malzeme ve benzeri karşılığında sağlık kurumlarından aldıkları yasal belgelerdir. Bu uygulama ile satıcı firma, alacağını açık hesap yerine yasal bir belgeye dayandırarak kendini güvence altına almaktadır.

Satıcı kredilerinde malın ekonomik niteliği, alıcının ve satıcının mali gücü, arz talep dengesi, piyasadaki rekabet ve erken ödeme iskontosu gibi etkenler kredinin koşullarını özellikle de vadesini etkilemektedir. Erken ödeme iskontosu, ödemenin belirli bir süre içerisinde yapılması hâlinde işletmenin yararlandığı bir fiyat indirimidir.

Banka Kredileri

Bankalar mevduat yoluyla topladıkları fonları, belirli bir faiz ödemesi karşılığında, ihtiyacı olan kişi ve kurumların kullanımına kredi olarak sunarak, fonların akımında önemli bir rol üstlenirler. Kamu sağlık kurumları yasal olarak banka kredisi kullanamamaktadır. Bu nedenle banka kredileri özel sağlık kurumlarının faydalandığı bir finansman aracıdır. Banka kredileri vadelerine göre kısa vadeli ve uzun vadeli krediler olarak sınıflandırılmaktadır. En fazla 1 yıl vadeli olarak işletmelere verilen krediler kısa vadeli krediler iken süreleri bir yıldan uzun dönemi kapsayan, geri ödemesi belli bir ödeme planına bağlı olan, genellikle gayrimenkul (taşınmaz) teminatı karşılığında verilen ve bazı durumlarda işletmelere yönelik olarak kâr payı dağıtılmaması gibi bazı kısıtlamalar da içeren krediler ise uzun vadeli banka kredilerdir.

Tahviller

Tahviller; devlet hazinelerinin veya anonim şirketlerin ödünç para bulmak amacıyla itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir. Hazinenin ihraç ettiği tahvillere devlet tahvili, anonim şirketlerin ihraç ettiği tahvillere ise özel sektör tahvilleri denilir. Bu özelliği nedeniyle kamu sağlık kurumları tarafından kullanılabilecek bir finansman aracı değildir. Ancak Türkiye’de faaliyette bulunan özel sağlık kurumları genellikle anonim şirket olarak kurulmaktadırlar ve anonim şirket statüsünde olan özel sağlık kurumları tahvil

çıkarmak suretiyle uzun vadeli finansman sağlama imkânına sahip olurlar. Tahvillerde faiz oranına sıklıkla kupon oranı denilmektedir.

Finansman Bonosu

Finansman bonosu, anonim şirketler tarafından kısa vadeli fon ihtiyacını karşılamak üzere vadesi 360 günü geçmeyecek şekilde çıkarılan menkul kıymetlerdir. Finansman bonoları fon fazlası olan diğer işletmeler ile sigorta şirketlerine ve emeklilik tasarruf sandıklarına satılmakta, böylece işletmeler kısa süreli nakit ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Finansman bonoları kısa süreli borç alternatifleri içerisinde genellikle maliyeti en düşük olan seçenektir. Ayrıca işlem prosedürünün diğer yöntemlere göre daha kısa olması, belirli bir limite tabi bulunmaması, bonoların para piyasasında işlem görmesini, sağlık kurumuna itibar sağlaması gibi nedenlerle tercih edilmektedir.

Factoring

Factoring, kredili satış yapan işletmelerin, bu satışlarından doğan alacak haklarının ‘factor’ veya ‘factoring şirketi’ adı verilen finansal kuruluşlara satılması işlemidir. Factoring, özel sağlık kurumları ile ilaç ve tıbbi malzeme firmaları için alternatif kısa süreli finansman yöntemi olarak değerlendirilebilir, ancak kamu sağlık kurumlarının factoringden yararlanma imkânı bulunmamaktadır.

Leasing

Leasing, kelime anlamı olarak ‘kiralama’ demektir. Kiralamalar, faaliyet kiralaması ve finansal kiralama olarak ikiye ayrılır:

1. Faaliyet Kiralaması (Operational Leasing) 2. Finansal Kiralama (Financial Leasing)

Sağlık kurumlarının ekipmanları finanse etmek için sermaye edinmeleri zorlaştıkça, birçoğu kiralama düzenlemelerine uygulanabilir bir alternatif olarak yönelmektedir. Bir sağlık kurumu çeşitli nedenlerle bir kiralama anlaşması yapmaya karar verebilir:

1. Sermaye bütçesi taleplerinin bürokratik gecikmelerinden kaçınmak 2. Teknolojik eskimeyi önlemek 3. Daha iyi bakım hizmetleri almak 4. Kolaylık sağlamak için

Öz Kaynakla Finansman

Sağlık işletmelerinin bir diğer ana sermaye kaynağı öz kaynakla finansmandır. Kâr amaçlı ve kâr amacı gütmeyen işletmelerdeki öz kaynak arasında birçok benzerlik olmasına rağmen, bazı önemli farklılıklar vardır. Türüne bakılmaksızın öz kaynaklar, sahiplerce işletmeye başlangıç veya ek sermaye sağlandığında toplanır. Kâr amaçlı sağlık kurumu sahiplerinin belirli hakları ve ayrıcalıkları vardır. En önemlisi, işletmenin net kârı üzerinde bir haklarının olmasıdır. Bir işletmenin tüm masrafları ödendikten sonra kalan kârlar işletmenin sahiplerine aittir. Bu kazançların bir kısmı sahiplerine kâr


payı (şirketler için) veya ikramiyeler (mülkiyet veya ortaklıklar durumunda) olarak ödenebilir, geri kalanı ise işletme içinde tutulur.

Eğer işletme riskini azaltmak için öz kaynağa sahip değilse kredi verenler ticari kredi vermeyecektir. Bu nedenle borç finansmanı elde etmek için sermaye finansmanının varlığı önemli bir ön koşuldur.

Pay Senedi

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)ya göre pay senedi, anonim şirketler tarafından ihraç edilen, şirket sermayesine katılımı temsil eden, hukuki şekil şartlarına uygun bir şekilde düzenlenmiş kıymetli evraklardır.

Bir işletmenin pay senetlerini satın alan yatırımcıların sahip olduğu haklar şöyle sıralanabilir:

• Şirket payından pay alma hakkı, • Rüçhan hakkı (yeni pay senedi alma hakkı), • Tasfiyeden pay alma hakkı, • Bedelsiz pay edinme hakkı, • Yönetime katılma (oy kullanma) hakkı, • Bilgi edinme hakkı.

Pay Senedi Türleri

Pay senetlerinin türleri (pay çeşitleri) şunlardır:

• Hamiline ve Nama Yazılı Pay Senetleri • Adi ve İmtiyazlı Pay Senetleri • Bedelsiz ve Bedelli Pay Senetleri • Primli ve Primsiz Pay Senetleri • Kurucu ve İntifa Pay Senetleri

Pay Senetlerinde Değer Kavramı

Pay senetlerinde farklı değer kavramları söz konusudur. Bu kavramlar şu şekilde sıralanabilir:

• Nominal Değer (İtibari, Kayıtlı Değer) • Defter Değeri • İhraç Değeri • Piyasa-Borsa Değeri • Tasfiye Değeri (Likidasyon Değeri) • İşleyen Teşebbüs Değeri

Otofinansman

Bir işletmenin kendi kendine fon yaratmasına otofinansman adı verilmektedir. Bir başka ifade ile bir dönemde elde edilen kârın tamamının veya bir bölümünün ortaklara dağıtılmayıp işletmede alıkonması işlemidir. Otofinansman, işletmelerin bağımsızlıklarını artırmakta, kredi verenler için emniyet görevi görmektedir.

Sermaye Maliyeti

Sermaye maliyeti, Fon arz edenler tarafından istenilen ortalama getiri, sağlık kurumu açısından fonların ortalama maliyetidir. Sermaye maliyeti tahmininin nihai hedefi, bir kurumun yabancı kaynak öz kaynak karmasının harmanlanmış veya ortalama maliyetini temsil eden, kurumsal sermaye maliyetini tahmin etmektir. Sermaye

maliyeti hesaplanırken sağlık kurumunun varlığının sürekli olduğu göz önünde tutulmalıdır. Bununla birlikte kullanılan tüm kaynakların maliyetinin ağırlıklı (tartılı) ortalaması hesaplanmalıdır.

Yabancı Kaynak Maliyeti

Sağlık kurumu açısından borçların maliyeti, alınan kredinin veya çıkarılan tahvilin üzerinde yazılı olan faiz oranıdır.

İmtiyazlı Pay Senedinin Maliyeti

İmtiyazlı pay senetleri, adi pay senetleri ile tahvil arasında karma nitelik taşıyan bir finansal araçtır. İmtiyazlı pay senetleri, kurum kârından sabit miktarda yıllık ödemeleri gerekli kıldığından ve tasfiye durumunda adi pay senedi sahiplerine kıyasla öncelikli talep hakkına sahip olmaları nedeniyle tahvile benzemektedir.

Öz Sermaye Maliyeti

Öz sermaye maliyeti hissedarların kuruma sağladıkları fonlar karşılığında bekledikleri getiri oranıdır. Öz sermaye maliyeti; adi pay senedinin maliyeti, imtiyazlı pay senedinin maliyeti ve dağıtılmayan karların maliyeti unsurlarından oluşmaktadır.

Adi Pay Senedinin Maliyeti

Pay senedi yoluyla sağlanan fonların maliyeti, pay senedi ihracı yoluyla kuruma sağlanan fon girişlerinin bugünkü değeri ile bu ihraçtan doğan fon çıkışlarının yani gelecekte ödenecek kâr paylarının bugünkü değerini eşitleyen iskonto oranıdır.

Dağıtılmayan Kâr Paylarının Maliyeti

Dağıtılmayan kârlar, kâr payları ödendikten sonra kalan parayı temsil etmektedir. Dağıtılmayan kârların maliyetinin belirlenmesi oldukça zor bir konudur. Bu konuda yaygın olarak kullanılan yöntemlerden bir tanesi Sermaye Varlıklarını Fiyatlama Modeli (SVFM)’dir

Sermaye Varlıklarını Fiyatlama Modeli (SVFM) ile Öz Sermaye Maliyetinin Hesaplanması

Bu model herhangi bir pay senedinin beklenen getiri oranının risksiz faiz oranına, sadece çeşitlendirmeden sonra kalan riski yansıtan bir risk priminin eklenmesiyle bulunabileceği önerisine dayanmaktadır.

Ağırlıklı Ortalama Sermaye Maliyeti (AOSM)

Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti (AOSM), sağlık kurumlarının kullanmış olduğu kaynakların sermaye yapısı içerisindeki ağırlıkları dikkate alınarak hesaplanmış ortalama maliyetidir. AOSM, çeşitli kaynaklardan sağlanmış olan fonların vergiden sonraki maliyetlerinin, bu kaynakların sermaye içindeki paylarıyla çarpılıp, toplamlarının alınmasıyla hesaplanmaktadır.

Sermaye Yapısı

Sermaye yapısı kavramı ile “işletmenin sahip olduğu borç ve öz sermaye” kastedilmektedir.


Optimal sermaye yapısı, işletme için tüm finansal kararlarda önemli bir rol oynamaktadır. Eğer mali tablolarda çok fazla borç varsa, öz kaynak yeni sermaye için ilk tercih olacaktır. Buradaki anahtar faktör, finansman kararlarını etkileyen faktörler den en önemlisinin hedef sermaye yapısı olmasıdır. Yöneticiler, işletmenin sermaye yapısı hedefini tutturacak şekilde finanse etmeyi tercih ederler.

Optimal sermaye yapısı ve dolayısıyla optimal borç miktarı belirlendikten sonra, yöneticiler borç bileşeninin optimal vade yapısının ne olacağı konusuna eğilmelidir.

Borç Finansmanının Risk ve Getiri Üzerindeki Etkisi

Sermaye yapısı kararlarında en önemli kavramlardan biri, borç finansmanının işletmenin risk ve getirisi üzerindeki etkisidir. Borç finansmanı kullanımı işletmeye yüklemiş olduğu sabit maliyetler nedeniyle öz sermaye yatırımının riskini artırırken, artan riskle beraber beklenen özsermaye kârlığını da arttıracaktır:

1. Borç finansmanı kullanımı bir işletmenin hissedarlarının getiri yüzdesini (özsermaye kârlılığı) artırır. Bununla birlikte, hissedarlarının getirilerini artırmak için işletmenin temel (içsel) getirisinin borcun faiz oranından daha yüksek olması gerekir. 2. Borç finansmanı özsermaye kârlılığını artırırken, aynı zamanda hissedarların riskini de artırmaktadır.

Sermaye Yapısını Etkileyen Faktörler

Sağlık yöneticileri sermaye yapısı kararını verirken dikkatli bir muhakeme yapmalıdır. Yöneticilerin dikkate alması gereken faktörlerden bazıları şu şekilde özetlenebilir:

• Borç veren ve derecelendirme kurumlarının tutumları • Yedek borçlanma kapasitesi • Endüstri ortalamaları • Varlık yapısı

Uzun Vadeli ve Kısa Vadeli Borç Arasındaki Seçim

Borç ve öz kaynak finansmanının optimal yapısı belirlendikten sonra, bir sonraki karar; borç vadelerinin en uygun karışımının ne olacağı konusudur. Genel olarak, optimal borç vadesi yapısı, kullanılan borcun vadelerinin finanse edilen varlıkların vadeleriyle eşleştirilmesini içerir.

Buradaki ana fikir, envanter seviyesinin ve bordronun yoğun sezon bittiğinde başlangıç, seviyelerine (daha düşük) döneceğidir, bu nedenle finansman ihtiyacı geçici yani kısa vadelidir. Bununla birlikte, yeni teşhis ekipmanı ve hastane uzun yıllar çalışacaktır, bu nedenle finansman ihtiyacı uzun vadelidir.

Sermaye Yapısı Teorileri

Sermaye yapısı tasarlanırken iki noktaya dikkat etmek gerekmektedir. Bu iki husus kaynak bileşimi ve finansman biçimidir ve işletme için bu iki hususun ne olacağı önem

arz etmektedir. Finans yöneticilerinin önemli bir görevi, kullanacakları kaynakların hangi tutarlarda ve nerelerden elde edileceğini yani finansman politikalarını belirlemeleridir.

Net Gelir Yaklaşımı

Net gelir yaklaşımına göre bir işletme sermaye yapısını değiştirerek, kaldıraç faktöründen yararlanma derecesini arttırmak yoluyla, sermaye maliyetini düşürebilmekte dolayısıyla piyasa değerini yükseltebilmektedir.

Net Faaliyet Gelir Yaklaşımı

Bu yaklaşımda, işletmenin net faaliyet gelirinin, sabit bir kapitalizasyon oranı ile kapitalize edilmesi işletmenin piyasa değerini vermektedir. Bu varsayımın doğal sonucu olarak, işletmenin sermaye yapısındaki değişmelerin, işletmenin piyasa değerini ve ortalama sermaye maliyetini etkilemeyeceği savunulmaktadır.

Geleneksel Yaklaşım

Bu yaklaşıma göre bir işletmenin değeri ile sermaye yapısı birbirine bağlantılıdır. Dolayısıyla, bir işletmenin borç veya kaldıraç düzeyi işletmenin değerini etkilemektedir. Bu yüzden, sermaye maliyetinin asgariye indirildiği ya da işletmenin değerinin azami seviyeye çıkarıldığı optimum bir borç düzeyi vardır. Geleneksel teorinin bakış açısından, işletmelerin etkin ve kârlı şekilde faaliyet gösterebilmesi için AOSM’nin asgariye düşürüldüğü ya da işletme değerinin en üst seviyeye çıkarıldığı optimum bir kaldıraç oranına sahip olmaları gerekmektedir.

Modigliani ve Miller Teorisi

Bu teoride sermaye yapısı kararları, ilk kez sistematik olarak incelenmiştir. Geleneksel yaklaşımın iddia ettiğinin aksine, bu teori sadece sermaye yapısında değişiklik yaparak işletmenin piyasa değerinin değiştirilemeyeceğini savunmuştur.

Dengeleme Teorisi (Trade-off Theory)

Dengeleme modellerinde, işletmeler kendilerine hedef bir borç/işletme değeri oranı koymakta ve aşama aşama bu hedefe doğru ilerlemektedirler.

Finansal Hiyerarşi Teorisi (Pecking Order Theory)

Finansal hiyerarşi teorisinde belirli bir hedef sermaye yapısı yoktur. Ancak finansal hiyerarşi teorisine göre işletmelerin finansman temin etme davranışları şöyle özetlenebilir:

• İşletmeler öncelikli olarak içsel kaynakları tercih etmektedirler. • Kâr payı ödemeleri yatırım fırsatlarıyla uyumlu bir şekilde yapılmakta ancak bu dengeleme kademeli olarak gerçekleştirilebilmektedir. • Kâr payı ödemeleri, getirilerde ve yatırım fırsatlarında dalgalanma yaşansa da istikrarlı bir şekilde ödenmelidir. • Dışsal finansman ihtiyacı oluştuğunda öncelikle en risksiz olan kaynak seçilir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında