SAĞ406U-SAĞLIK İŞLETMELERİNDE FİNANSAL YÖNETİM
Ünite 5: Sağlık Kurumlarında Çalışma Sermayesi Yönetimi
Giriş
Çalışma sermayesi” terimi, seyyar satıcıların uzak ve ulaşılması zor bölgelerdeki ihtiyaç sahipleri için tedarikçi oldukları dönemlerde ortaya çıkmıştır. Bu seyyar satıcılar yük arabalarını daha büyük tüccarlardan aldıkları mallarla yükleyip seyyar satıcılık yapmak için her zaman izledikleri rotaya doğru yola koyulurlardı. Sermayenin ve emeğin ekonomik tanımlarının yapılmasını takip eden dönemlerde, seyyar satıcının atı ve yük arabası işletmenin sabit sermayesi, kâr elde etmek amacıyla daha büyük tedarikçi tüccarlardan alıp ihtiyaç sahiplerine sattıkları veya teslim ettikleri mallar ise “çalışma (işletme) sermayesi” kavramıyla anılmaya başlandı. Çalışma sermayesi, sağlık hizmeti üretmek amacıyla üretim faktörlerini bir araya getiren sağlık kurumlarında ise şu şekilde özetlenebilir; duran varlıklar hizmet sunma olanağı sağlarken, bu varlıkları hizmete dönüştüren dönen varlıkların ve kısa vadeli yükümlülüklerin bileşimi sağlık kurumlarında çalışma sermayesini oluşturur. Örneğin; röntgenlerin basılacağı yeterli miktarda film ve radyoloji teknisyenlerine ödeme yapmak için yeterli nakit kaynağı olmadan, bir röntgen cihazı işe yaramayacaktır. İşletme için hayati önem taşıyan kararları verecek olan yöneticilerin çalışma sermayesi, çalışma sermayesi kaynakları ve çalışma sermayesinin finansmanı konularında bilgi sahibi olmaları ve kararlarını dikkatli ve özenli bir şekilde almaları çok önemlidir.
Çalışma Sermayesi Kavramı
Bir sağlık kuruluşunun faaliyete başlayabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için kullanılan, kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklar ve bu amaçla yapılan harcamalar çalışma sermayesi veya işletme sermayesi olarak anılmaktadır. Bir yıl içerisinde nakde dönüşebilen varlıklar muhasebede dönen varlıklar, cari varlıklar ya da cari aktifler şeklinde ifade edilmektedir. Dönen varlık unsurlarını şu şekilde özetlenebilir
• Nakit: Kasada veya bankada bulunan kurumun hemen erişebildiği nakit ile istenildiği zaman değer kaybına uğramadan paraya çevrilme imkânı bulunan varlıklar, • Kısa vadeli menkul kıymetler: Vadesi 1 yıldan az olan faiz geliri, kâr payı ya da değer artışından faydalanmak amacıyla alınan pay senedi, tahvil ve benzeri menkul kıymetler, • Alacaklar: Bir yıl içerisinde paraya dönüşmesi öngörülen ve kurumun sağladığı hizmetler karşılığı ortaya çıkan bedeli hastalardan ve geri ödeme kurumlarından isteme hakkı, • Stoklar: Sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere depolarda hazır olarak bekletilen hammadde, yarı mamul, bileşen ve mamuller, • Peşin ödenmiş giderler: Kira ve sigorta primleri gibi, kurum tarafından henüz tüketilmeyen veya kullanılmayan mal ve hizmetler için yapılan harcamalar.
Sağlık kurumlarının ürettikleri hizmeti satmadan veya satılan hizmetlerin bedellerini tahsil etmeden önce bu faaliyetlerinin finansmanında kullanılacak nakde ihtiyaçları vardır. Çalışma sermayesi, brüt çalışma sermayesi olarak dönen varlıkları ifade etmektedir. Sağlık hizmeti üretip, üretilen hizmeti anında satan işletmeler olan sağlık kurumlarında varlıklarla birlikte hizmetin üretilebilmesi için gerekli olan kaynaklar da son derece önemlidir. Çalışma sermayesi yönetimi, dönen varlıkları oluşturan kalemlerin yönetimiyle birlikte bu varlıkları finanse etmek için kullanılan kaynaklar ile dönen varlıklar arasındaki ilişkilerin yönetimiyle de ilgili olmaktadır.
Çalışma Sermayesinin Türleri
Çalışma sermayesi, temelde likidite ve emniyet amaçlı olarak bulundurulmakta, bununla birlikte işlem yapma ve spekülasyon amacıyla da bulundurulabilmektedir. Sağlık kurumlarının hizmet üretimi düzeyine göre faaliyetlerini aksatmadan yürütebilmesi için sahip olması gereken minimum dönen varlık toplamına sürekli veya sabit çalışma sermayesi denilmektedir. Yani işletmenin fonlarından sürekli olarak ayırmak zorunda olduğu sermayedir. Hizmet satışı mevsimsel dalgalanmalar gösteren işletmelerde; çalışma sermayesi gereksinimi de dalgalanma gösterir. Dalgalanma gösteren çalışma sermayesine, değişken veya geçici çalışma sermayesi denilmektedir. İşletmelerin aniden ortaya çıkabilecek yangın, salgın, grev, deprem, savaş gibi olağanüstü durumlarda karşılaşacakları güçlüklerle başa çıkabilmeleri için ayrıca bir çalışma sermayesine ihtiyaçları vardır. Ola- ğanüstü durumlarda kullanılmak üzere, ihtiyat amaçlı ayrılan bu çalışma sermayesine olağanüstü çalışma sermayesi denilmektedir.
Sağlık Kurumlarında Çalışma Sermayesi Yönetiminin Önemi
Çalışma sermayesi yönetimi sunulan hizmetlerin kesintisiz devam edebilmesi, işletmenin tam kapasite çalışabilmesi, yükümlülüklerini karşılayamama riskini azaltması, kredi değerliliğini artırması, olağanüstü durumlarda mali yönden sıkıntı yaşamaması, faaliyetlerin kârlı ve verimli bir şekilde yürütülmesi ve tüm bunların sürdürülebilir olabilmesi için gerekli olan kararların alınabilmesidir. Sağlık kurumlarının yedi gün 24 saat kesintisiz hizmet veriyor olmaları ve sundukları hizmetin doğrudan insan sağlığı ve hayatıyla ilgili olması nedeniyle, hizmetlerinin kesintisiz devam edebilmesi hususunda bu kurumlar için çalışma sermayesi yönetimi daha da önemli hâle gelmektedir. Çalışma sermayesi yönetimi dönen varlıkların yönetimine ek olarak, tahakkukları ve ticari krediyi de içermektedir. Tüm bunlar göz önüne alındığında, finans yöneticisi zamanının önemli bir bölümünü dönen varlıkların yönetimine ayırmakla birlikte kısa vadeli finansman kaynaklarının sağlanmasına ilişkin çalışma sermayesi yönetimi kararlarına da önemli ölçüde zaman ayırmalıdır.
Genel olarak, çalışma sermayesi yönetiminin amacı, işletmenin faaliyetlerini mümkün olan en düşük maliyetle
desteklemektir. Ancak, çalışma sermayesi yönetimi ilkelerinin uygulanması, sağlık hizmetleri sektörünün büyüklüğüne ve niteliğine çok bağlıdır. Sağlık sektöründe çalışma sermayesi yönetimi, ödemelerin Sosyal Güvenlik Kurumu, Maliye Bakanlığı, özel sağlık sigortaları, yurt dışı sağlık sigortası şirketleri ve herhangi bir sağlık güvencesi olmayan kişiler tarafından yapılmasından kaynaklanan, endüstrinin kendine özgü doğası nedeniyle, diğer işletmelerdeki çalışma sermayesi yönetiminden farklıdır. Bu nedenlerle, sağlık kurumları nakit akışlarını etkileyebilecek farklı risk faktörleriyle karşı karşıyadır. Bu riskler, geliri aşan maliyetten kaynaklanan hizmet maliyeti riskini içerir.
Çalışma sermayesi yönetiminin önemini anlamak için yapılan hataların, işletme açısından yaratacağı sakıncaları ortaya çıkarmak önemlidir. Bu sakıncaları şu şekilde sıralayabiliriz;
• Dönen varlıklara yapılan yatırımın bir maliyeti vardır
• Yeterli çalışma sermayesine sahip olmamanın da firma açısından çok yüksek maliyeti vardır • Çalışma sermayesi yetersizliği, işletmenin süresi gelmiş yükümlülüklerini yerine getirememesine yol açmaktadır
• İşletmeler, piyasadaki itibarlarını, kredi değerliliklerini artırabilmek hatta koru- yabilmek için yeterli bir çalışma sermayesine sahip olmak zorundadırlar
Yeterli çalışma sermayesi, mevcut varlıkların değerindeki daralmanın olumsuz etkisine karşı emniyet sibobu görevi görürken, kurumun güvenilirliğini ve kredibilitesini büyük ölçüde artırır. Ayrıca acil durumlara karşı da hazırlıklı olmasını sağlar. Çalışma sermayesinin yönetimi nihayetinde kârlılığı etkilediğinden finans yöneticilerinin sermaye yönetimine dikkat etmeleri çok önemlidir.
Çalışma Sermayesi Yönetimi
Çalışma sermayesi yönetiminin üç odak noktası bulunmaktadır. Bunlar; işletmenin ihtiyaç duyduğu çalışma sermayesi miktarının ne olacağının belirlenmesi, belirlenen çalışma sermayesi miktarının dönen varlık kalemlerine nasıl dağıtılacağı ve belirlenen çalışma sermayesi miktarında yapılacak dönen varlık yatırımlarının hangi kaynaklarla finanse edileceğidir
Hizmet üretimi ve hizmet sunumunun eş zamanlı olarak gerçekleştiği sağlık kurumlarında da diğer tüm kuruluşlarda olduğu gibi çalışma sermayesi döngüsü na- kitle başlamaktadır. Nakit hizmet üretiminde kullanılacak olan ilaç, tıbbi malzeme, tıbbi sarf malzemesi, laboratuvar sarf malzemelerinin alımı ve diğer üretim girdilerinin tedariki için kullanılmaktadır. Böylece nakit bu girdilerin kullanılması ile sağlık hizmetine dönüşmüş olacaktır. Sağlık hizmetlerinin sunumu ile alacaklara dönüşecek ve alacakların tahsil edilmesi ile de alacaklar tekrar nakde dönüşerek döngü tamamlanmış olacaktır
Çalışma Sermayesinin İhtiyacının Belirlenmesi
Çalışma sermayesi ihtiyacı belirlenirken sağlık kurumu ile birlikte sağlık sektörünün ve genel ekonominin dikkatlice izlenip analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlık kurumunun aylık maaş, ilaç, tıbbi malzeme, elektrik, su, ısınma, haberleşme, temizlik, yemek gibi giderlerinin ne kadar olacağı iyi bilinmeli veya gerçeğe yakın bir şekilde tahmin edilmelidir. Dönem içinde hastalardan nakit olarak tahsil edilecek tutarlar, Sosyal Güvenlik Kurumu başta olmak üzere geri ödeme kurumlarından tahsil edilecek hizmet bedelleri ile varsa diğer alacaklar belirlenmelidir.
Çalışma Sermayesi Yatırım Politikası
Çalışma sermayesi yatırım politikalarında yöneticilerin riske karşı tutumları önemli bir rol oynamaktadır. İşletmenin nakit dönüş süresi ve toplam çalışma sermayesi ihtiyacı işletmenin çalışma sermayesi politikasıyla belir- lenir. İşletme nakit dönüş süresi gereksiniminden fazla, maksimum seviyede çalışma sermayesini elinde bulundurabilir. Alacaklar yüksek olduğunda, işletmenin liberal bir kredi politikası olduğu anlamına gelir. Bu da alacakların büyük bir titizlikle takip edilmesini ve tahsil sürelerinin iyi hesaplanmasını zorunlu kılar. Bu tür çalışma sermayesi politikasına ihtiyatlı çalışma sermayesi politikası denilmektedir. Bu politikanın tam tersi atak çalışma sermayesi politikasıdır. Bu politikaya göre işletme, nakit dönüş süresinin gerektirdiği minimum seviyede dönen varlık bulundurmaktadır. Dönen varlıklara daha az yatırım yapılarak likiditenin düşük tutulması ve risk düzeyinin artırılarak dönen varlıklarının oluşturulduğu riski göze almak atak bir politika türü olarak değerlendirilir. Bu iki politika arasındaki çalışma sermayesi politikasına ılımlı (dengeli) çalışma sermayesi politikası denilmektedir.
Çalışma Sermayesinin Finansmanı
İşletmelerin etkin bir şekilde çalışabilmeleri ve kâr elde edebilmeleri için duran varlıklara ve dönen varlıklara yatıracakları paraya yani sermayeye ihtiyaçlarının olduğu çok açıktır. Ancak genellikle bu varlıkların tamamı bir defada satın alınmaz. İşletmenin büyümesine paralel olarak zaman içerisinde yavaş yavaş temin edilir. Bu varlıkların toplam maliyetine işletmenin toplam sermaye ihtiyacı denir. Çoğu işletmenin sermaye ihtiyacı düzensiz bir gelişim gösterir. Çalışma sermayesi kaynakları, kuruma yatırılan parayı (öz sermaye), net geliri, borcu veya bir bina veya ekipman parçası gibi bir duran varlığın satışından elde edilecek payı içerir. Finansman kaynaklarının süresi ile bu kaynakların kullanım yerlerinin vade bakımından uyumlu olması gerekir.
Çalışma Sermayesinin Unsurları
Dönen varlık ögelerinin yönetimini nakit yönetimi, alacak yönetimi ve stok yönetimi başlıkları altında toplayabiliriz.
Nakit Yönetimi
Nakit kavramı para ve vadesiz mevduat anlamında kullanılmaktadır. Nakit yönetimi ise işletmenin finansal
yükümlülüklerini karşılamak için yeterli nakdin sağlanması ile büyüme ve yatırım fırsatlarından yararlanmayı sağlayacak yeterli nakdin bulunmasının sağlanmasıdır. Nakit yönetiminin amacı, nakit fazlası ve açıklarına meydan vermeden, işletmede bulundurulması gereken optimum para tutarını belirlemektir. Nakit akışını yönetmenin amacı, nakit girişlerini en üst düzeye çıkararak ve hızlandırarak, nakit çıkışlarını en aza indirerek ve geciktirerek daima doğru miktarda paraya
sahip olmaktır. Özetle, nakit dönüşüm süreciyle yeterli parayı korumak bir işletmenin likiditesini sağlar.
Nakit Bulundurma Nedenleri
Diğer tüm işletmeler gibi sağlık kurumları da genellikle üç amaç için nakit bulundururlar: işlem, ihtiyat ve spekülasyon. Sağlık kurumlarının sunulan sağlık hizmeti ile ilgili ilk madde ve malzemelerin veya girdilerin satın alınması, çalışanların ücretlerinin ödenmesi, genel giderler için harcama yapılması gibi çeşitli işlemleri gerçekleştirebilmesi için nakit bulundurması gerekmektedir.
Nakit Bulundurmanın Faydaları ve Maliyeti
Sağlık kurumlarında nakit bulundurulmasının günlük işlemlerin gerektirdiği ödemeleri eksiksiz şekilde karşılamak, ödemeleri zamanında yapmak, beklenmedik olaylara karşı hazırlıklı olmak ve olağanüstü olaylar gerçekleştiğinde zor duruma düşmemek, olağanüstü nakit ödemelerini yapabilmek, alımlarda nakit indiriminden faydalanmak, bankalardan ve diğer finansman kuruluşlarından kolaylıkla kredi temin etmek, ortaya çıkabilecek kârlı iş olanaklarını ve yatırım fırsatlarını değerlendirebilmek gibi faydalarının olduğu kaçınılmazdır. Ancak bu durumun işletmeler açısından maliyetinin de olduğu kabul edilmelidir.
Sağlık kurumları likit fon tutmakla, bu fonları kârlı yatırım alanlarında kullanma olanağından yoksun kalmaktadır.
Ayrıca kurumun elinde bulundurduğu nakde aşırı ölçüde bağlı kalınması, kısa süreli finansman piyasalarından uzaklaşmasına neden olur. Bu durum ihtiyaç hâlinde para piyasasından fon teminini güçleştirecektir
Nakit Yönetiminde Etkililiğin Artırılması
İşletmeler, nakit giriş ve ödeme sistemlerini iyileştirerek, nakit girişlerini hızlandırarak, likidite yönetiminde kısa süreli dar bakış açısından kurtularak fon kullanımında tasarruf sağlayarak, nakit yönetiminde yaratıcı yöntemler geliştirerek kaynaklarını genişletebilirler
Optimum Nakit Tutarının Saptanması
Sağlık kurumlarının bulunduracağı nakit tutarının fazla ya da az olması çeşitli sakıncalar yaratmaktadır. Bu sakıncaları ortadan kaldıracak biçimde nakit yönetiminin amacı; sağlık kurumlarının finansal yükümlülüklerinde sıkıntıya girmeden, sağlık hizmeti sunum etkinliğini düşürmeden, kârlılığı mümkün olduğunca arttıracak biçimde bulundurulacak nakit miktarını yani optimum na- kit tutarını ayarlamaktır.
Finans yöneticisi, fazla likit fon bulundurmanın sağlayacağı yararlarla birlikte maliyetini de göz önünde bulundurarak optimum nakit miktarını belirlemelidir.
Optimum nakit düzeyinin saptanması için geliştirilmiş modeller vardır. Bu modellerin başlıcaları; Baumol Modeli, Miller-Orr Modeli ve Beranek Modelidir. Baumol Modeli; nakit maliyetlerini, nakit bulundurma ve nakit tedarik maliyetleri olarak ikiye ayırarak inceler. Bu model, sağlık kurumlarının faaliyetini yürütebilmesi için her seferinde borç alacağı veya diğer kullanım alanlarından çekeceği likit fonların optimum tutarını belirlemeyi bir başka ifadeyle her iki nakit maliyetinin kesiştiği optimum noktayı bulmayı hedefler. Miller-Orr Modeli, firmaların net nakit akışlarının rastlantısal olacağı ve gözlem sayısı arttıkça, net nakit akışlarının normal dağılım göstereceği varsayımları altında çalışır. Model, hedef nakit seviyesine bağlı olarak elde bulundurulacak nakit düzeyini belirlemeyi amaçlamaktadır. Beranek Modeli ise, mevcut fonların ne kadarının nakit olarak tutulması ne kadarının menkul kıymetlere yatırılması sorununa optimal bir çözüm getirmeye çalışır. Modelde nakit ödemeleri, nakit girişlerine nazaran daha fazla kontrol edilmektedir
Alacak Yönetimi
Sağlık kuruluşlarının çoğunda, alacak hesapları mevcut en büyük varlıktır ve özel dikkat gerektirir. Sağlık sektörünü alacak hesapları ile ilgili olarak diğer birçok işletmeden ayıran üç faktör vardır: sunulan hizmetlerin niteliği, sağlanan hizmetlerin maliyeti ve sağlanan hizmetler için ödeme yöntemi. Sağlık kurumları açısından alacak, hâlihazırda sağladığı hizmetler için hastalardan ve üçüncü taraflardan talep ettiği hizmet bedelidir. Sağlık kurumlarında alacaklar; Sosyal Güvenlik Kurumundan, Maliye Bakanlığından, özel sağlık sigortalarından, yurt dışı sağlık sigortası şirketlerinden ve herhangi bir güvencesi olmayan kişilerden tahsil edilmektedir. Alacakların geri dönüş hızının yavaş olması işletmelerin faaliyet yapısını olumsuz etkilemekte, özellikle likiditesi zayıf işletmeler bu durumdan daha çok etkilenmektedir. Gelir döngüsünü yönetmenin amacı, hizmet zamanı ile ödeme zamanı arasındaki gün sayısı olan tahsilat süresini azaltmaktır
Stok Yönetimi
Stok yönetimi, klinik malzemeler (dil bastırıcılar vb.) ve ofis malzemeleri (onay formları vb.) dâhil olmak üzere, malzemelerin siparişini, alınmasını, depolanmasını ve faturalarının ödenmesini içerir. Sağlık kurumları için, ilaçlar, tıbbi sarf malzemeleri, laboratuvar kitleri, radyoaktif malzemeler ilk madde ve malzeme stoklarına; özel hastanelerde protez ve ortezler ticari mallara; eğitim hastanesi niteliğindeki hastanelerin ürettiği “eğitim hizmetleri” yan ürünlere örnek olarak verilebilir. Stok yönetimi, stok, hizmet ve ekipmanların satın alımından başlayıp elden çıkarmaya kadar geçen sürenin ve sonrasının yönetimi ve kontrolüdür. Stok yönetiminin temel amacı, hem kalite hem de miktar anlamında uygun materyallerin hasta bakımı ve uygulaması için hazır
olmasını sağlarken, materyallerle ilişkili toplam maliyeti en aza indirmektir
Stok Maliyetleri ve Optimum Stok Miktarının Belirlenmesi
Süreklilik arz eden, hayati önem taşıyan sağlık hizmetlerinde stok yönetiminin iyi analiz edilmesi gerekliliği aşikârdır. Kesintisiz hizmet yürütebilecek ve mağduriyetlere mahal vermeyecek şekilde asgari-azami stok miktarları belirlenmeli, eldeki stokların fiilen bu miktarların altına düşüp düşmediği ya da aşırı stok mevcudiyeti olup olmadığı sürekli olarak kontrol edilmeli ve gereğinden az ya da çok stok miktarlarının ortaya çıkması engellenmelidir. Stok maliyetleri satın alma ma- liyeti, sipariş maliyeti, stok bulundurma maliyeti, stok tükenme maliyeti ve fazla stok maliyetlerinden oluşmaktadır
• Satın Alma Maliyeti: Satın alma maliyeti, satıcıya ödenen birim başına fiyatın (P), kullanılan yıllık miktarıyla (D) çarpılmasıyla elde edilir: Satın alma maliyeti = P × D • Sipariş Maliyeti: Sipariş maliyeti (O), stok kalemi için tek bir sipariş verme ile ilişkili idari maliyetlerdir. Sipariş sayısı, talebin (D) miktar (Q) olarak adlandırılan tek bir siparişin büyüklüğüne bölünmesiyle elde edilir. Envanterdeki bir ögenin toplam sipariş maliyeti, yıllık sipariş sayısının sipariş maliyetiyle çarpılmasıyla elde edilir: Toplam sipariş maliyeti = (D/Q) × O • Stok Bulundurma Maliyeti: Bir kurum stok tuttuğunda meydana gelen bu stok bulundurmanın maliyeti, ortalama stok miktarının (Q/2) ürünün fiyatı (P) ile çarpılmasıyla hesaplanan stoklarının ortalama maliyetinin (P×Q/2), kurumun yatırım yapabileceği faiz oranı (I) ile çarpılmasıyla bulunan fırsat maliyetini içerir: Fırsat maliyeti = I×P× (Q/2) Stok bulundurma maliyeti aynı zamanda elde tutma maliyetini de içerir. Elde tutma maliyeti, stok kalemlerinin depolanması, güvence altına alınması ve sigortalanması maliyetlerini içerir ve birim başına elde tutma maliyetinin (H) her seferinde sipariş edilen miktarla (Q) çarpılmasıyla elde edilir: Elde tutma maliyeti = H×Q Böylece stok bulundurma maliyeti, fırsat maliyeti ile elde tutma maliyetlerinin toplanması ile hesaplanabilir: Stok bulundurma maliyeti = HQ + IP(Q/2)
• Stok Tükenme Maliyeti: Stok tükenme maliyeti (S), talebi karşılamak için yetersiz stok varlığına sahip olma ile ilişkili maliyettir.
• Fazla Stok Maliyeti: Fazla stok maliyeti (L) talebi karşılamak için yeterli seviyenin üzerinde stok varlığına sahip olmanın maliyetidir.
• Toplam Maliyet: Toplam maliyet (TC), bir stok kalemini bir yıl boyunca stokta tutmanın mi- nimum maliyetini verir ve şu formülle hesaplanır: TC = PD + (D/Q) O + (HQ + IP [Q/2]) + S + L
Ekonomik Sipariş Miktarı
Son yıllarda yapılan çalışmalar daha çok ekonomik sipariş miktarı yardımıyla stokların optimum miktarlarının belirlenmesine yöneliktir. Ekonomik sipariş miktarı, stok miktarları, stokların sipariş maliyetleri ve stok bulundurma maliyetleri arasındaki ilişkiden yararlanarak optimum stok miktarının bulunmasına yönelik bir yöntemdir. Ekonomik sipariş miktarı (Qe), toplam stok maliyetlerini minimize etmek için her seferinde sipariş edilmesi gereken miktardır ve şu şekilde hesaplanır
Ekonomik sipariş miktarı modelinin bazı varsayımları vardır. Bunlar:
• Talep yıl boyunca düzenli ve sabittir. • Siparişler için teslim süresi sabittir. • Hiçbir sipariş miktarı için indirim yapılmaz. • Stok veya stok fazlası maliyeti yoktur.
Ekonomik sipariş miktarı bulunduktan sonra, siparişin ne kadar sık aralıklarla verileceği de bulunabilir.
Yılda kaç kez sipariş verileceği = Talep Edilen Miktar (D) / Ekonomik Sipariş Miktarı (Qe)