SAĞ303U-SAĞLIK EKONOMİSİ
Ünite 6: Sürdürülebilir Kalkınma ve Sağlık
Sürdürülebilir Kalkınma
Kalkınma, ülke sınırları içinde gerçekleştirilen üretim düzeyindeki artışın yanı sıra eğitim kalitesinin artması, sağlık hizmetlerinin sunumunun ve kalitesinin artması, gelir dağılımının daha adil hâle gelmesi, temiz suya ve altyapı hizmetlerine erişimin yaygınlaşması gibi yapısal değişimler sonucunda toplum refahının artmasıdır. Toplumdaki mevcut hayat standardının korunması ve artırılması için daha etkin yöntemlerle üretimin gerçekleştirilmesine yönelik hareketleri içeren kalkınma, ekonomik faktörlerle birlikte, çevresel ve sosyal faktörlerin de toplumsal refah üzerindeki belirleyici rolünü ön plana çıkarmaktadır. Dolayısı ile ekonominin gelişim sürecinin tamamlanması ekonomik, sosyal, kültürel ve politik alanlarda yaşanan yapısal dönüşümün yani kalkın- manın sürdürülebilir hale getirilmesine bağlıdır. Bu amaç doğrultusunda sürdürülebilir kalkınma, “gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden şimdiki neslin ihtiyaçlarının karşılanması” olarak tanımlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma kavramı, toplumların içinde yaşamını sürdürdükleri çevre, sağlık, eğitim, ekonomik durum yanında politik özgürlükler, temel insan hakları ve özgür iradeye saygı gibi sosyal ve demografik unsurları da kapsamaktadır.
BM, Gündem 2030 doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması amacıyla 17 temel hedef belirlemiştir. Belirlenen temel hedefler ise insanlar, refah, gezegen, barış ve otoriteler arası ortaklık olmak üzere beş alanda toplanmıştır. BM tarafından belirlenen 17 temel sürdürülebilir kalkınma hedefi şu şekildedir:
Hedef 1: Yoksulluğu her yerde ve her şekilde sona erdirilmesi.
Hedef 2: Açlığın sonlandırılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve beslenmenin sürdürülebilir olarak iyileştirilmesi ve tarımın teşvik edilmesi
Hedef 3: Sağlıklı yaşamı sağlamak ve her yaştan insanın refahını artırmak
Hedef 4: Kapsayıcı ve eşitlikçi kaliteli eğitim sağlamak ve herkes için yaşam boyu öğrenme fırsatlarını teşvik etmek.
Hedef 5: Cinsiyet eşitliğini sağlamak ve tüm kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmek
Hedef 6: Herkes için su ve sanitasyonun kullanılabilirliğini ve sürdürülebilir yönetimini sağlamak
Hedef 7: Herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimin sağlanması
Hedef 8: Sürdürülebilir, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır işi teşvik etmek
Hedef 9: Esnek altyapı oluşturmak, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmeyi ve yeniliği teşvik etmek
Hedef 10: Ülkeler içindeki ve arasındaki eşitsizliği azaltmak
Hedef 11: Şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, esnek ve sürdürülebilir kılmak
Hedef 12: Sürdürülebilir tüketim ve üretim kalıplarını sağlamak
Hedef 13: İklim değişikliği ve etkileriyle mücadele için acil önlemler almak
Hedef 14: Okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma için korumak ve sürdürülebilir şekilde kullanmak
Hedef 15: Karasal ekosistemlerin sürdürülebilir kullanımını korumak, geri yüklemek ve teşvik etmek, ormanları sürdürülebilir bir şekilde yönetmek, çölleşmeyle mücadele etmek, arazi bozulmasını durdurarak tersine çevirmek ve biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak
Hedef 16: Sürdürülebilir kalkınma için barışçıl ve kapsayıcı toplumları teşvik etmek, herkes için adalete erişim sağlamak ve her düzeyde etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumlar inşa etmek
Hedef 17: Uygulama araçlarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığın canlandırılması
BM tarafından belirlenen ve 2030 yılına kadar gelişme sağlanması beklenen hedefler, gelir düzeyi fark etmeksizin tüm ülkeleri kapsamaktadır. Sürdürülebilir kalkınmanın gerekliliklerini ve hedeflerini oluşturan unsurların toplumsal ve ekonomik sistem içinde homojen bir şekilde barındırılması, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için önemli yapısal değişiklikler gerektirmektedir. Ancak gelişim sürecinde insanoğlunun refah içinde sürekliliğinin sağlanmasının, yani sürdürülebilir kalkınmanın hedef olarak belirlenmesi durumunda uygulanması gereken altı temel unsur bulunmaktadır:
• Ekosistemin korunması • Küresel dayanışma • Yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele • Güçlü, kapsayıcı ve değişebilen bir ekonomi • Güvenli ve barışçıl toplumlar için güçlü kurumlar • Kadınların ve çocukların eğitim ve sağlık imkanlarına erişimi
Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Arasındaki İlişki
Bir toplumdaki sağlık düzeyi gerek doğrudan refah üzerindeki etkisiyle gerekse de dolaylı olarak üretim ve harcama süreçleri üzerindeki etkisiyle bugünkü ve gele- cekteki nesillerin refahını konu alan sürdürülebilir kalkınma üzerinde etki göstermektedir. Bunun yanına, kalkınmanın oluşumunu sağlayan ekonomik, çevresel ve toplumsal faktörler de dolaylı olarak toplum sağlığı üzerinde etkide bulunmaktadır. Ekonomik ilişkilerin işleyişinde ve GSYİH’nin oluşumunda işleyen süreçler ise
sürdürülebilir kalkınmanın ekonomi dışındaki göstergelerini ve göstergeler içinde sağlık düzeyini önemli ölçüde etkilemektedir. Üretim faaliyetine girişilmesinden itibaren devreye giren hammadde temini, üretim ve paketleme, dağıtım, satış ve tüketim süreçlerinin her biri, oluşturduğu ekonomik unsurlar dışında özellikle çevre üzerinde de etkiler doğurmaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde üretim için kullanılan girdilerin büyük bölümünün fosil yakıtlardan kaynaklanması, üretim için kullanılan ürünlerin sera gazı yayılımını artırması, mamullerin dağıtımının fosil yakıtlar- la sağlanması ve satış sürecinde ortaya çıkan etkin olmayan stratejiler, çevreyi tarihte hiç olmadığı kadar olumsuz etkilemeye başlamıştır. Ayrıca müdahale edilmemesi durumunda, çevresel sorunlardan kaynaklı olarak ortaya çıkacak gıda ve su krizlerinin, kitlesel göçlerin ve dolayısı ile sağlık sorunlarının, gelişmiş ülkelerde yüksek maliyetler ortaya çıkaracağı, düşük ve orta gelirli ülkelerde ise bu etkinin yüksek maliyetler, can kaybı ve sağlık sistemlerinin çökmesi şeklinde görüleceği belirtilmektedir.
Sağlık Sektöründeki Ekonomik Sorunlar
Sağlık ve sağlık sektörü büyük ölçüde diğer faktörlere bağımlı, müdahale edilmesi gereken ve içsel dinamiklerden yoksun bir yapı arz etmektedir. Buna karşın sağlık sektörü, aynı zamanda kendi içinde gelişim gösteren ve içsel dinamiklerinden kaynaklı olarak sürdürülebilir kalkınmaya destek olan veya engel olan mekanizmalar da bulundurmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde sağlık sektörü açısından ön plana çıkan olumsuz faktörlerin başında ise sağlık sektöründeki ekonomik sorunlar gelmektedir. Sağlık sektörü, yapısından kaynaklı olarak belirsizlik, asimetrik bilgi, dışsallıklar ve kamusal mallar gibi etkin piyasa mekanizmasının oluşmasına engel olan unsurları ihtiva etmektedir. Bununla birlikte, sektörün yönetiminden kaynaklanan sağlık sektöründe oluşturulan politikaların yeterli ve verimli sağlık hizmeti üretememesi ve sağlık yönetiminde yetkin ve profesyonel sağlık yöneticilerinin yer almaması gibi problemler de sağlık sektörünün performansını etkilemektedir. Ülke uygulamalarında, sağlık sektöründeki sorunların azaltılması ve ortadan kaldırılması için uygulanan politikaların etkinlik, verimlilik ve kalite konularına odaklandığı, sağlık hizmetlerinde kalite güvencesi, sağlık teknolojileri, yönetimin iyileştirilmesi, sağlıkta yerelleşme ve sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması gibi reform çalışmalarının uygulandığı görülmektedir. Bununla birlikte, girişilen reformların başarıya ulaşmasında ekonomik müdahalelerle birlikte, önceliklerin belirlenmesi, verimliliğin, hakkaniyetin ve sağlığa erişimin sağlanması konuları, uygulanan reform çalışmalarının başarıya ulaşmasında ön koşullar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık reformlarının başarıya ulaşmasında etkili olan diğer unsurlar ise hakkaniyetin, sağlığa erişimin ve sağlıkta eşitliğin sağlanmasıdır.
Sağlık hizmetlerinde eşitlik; kaynakların, bu kaynaklardan yararlanacak bireyler arasında eşit şekilde paylaşımını öngörmektedir. Buna göre kişilerin ve grupların ihtiyaç düzeyleri arasında farklılık gözetilmemekte, herkesin aynı miktarda ihtiyacı olduğu varsayılmaktadır. Buna karşın sağlık hizmetleri sunumunda hakkaniyet, daha çok adalet kavramına yoğunlaşarak eşit olmayan paylaşımın da gerekli olabileceğine vurgu yapmakta, ihtiyaçları farklı olan gruplara farklı kaynak aktarımını öngörebilmektedir. Sağlık hizmetlerinde eşitlik ve hakkaniyet konularının bir bileşimi olan sağlık hizmetlerine erişim ise sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan bireylerin, sağlık hizmetlerine mümkün olan en düşük maliyetle ulaşabilmeleri gereğini ifade etmektedir. Sağlık reformlarının başarıya ulaşması için gerekli olan bu üç faktör, sağlık politikalarının oluşumunda ve yürütülmesinde asli rol oynayan öncelik belirleme ve verimlilik konuları ile ekonomi politikalarının bir bileşiminin oluşturulmasıyla sağ- lanmaktadır. Öncelikle, gelir dağılımında adaletin sağlanamadığı toplumlarda özellikle düşük gelirli bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi zorlaşmaktadır. Bu toplumlarda sosyal sağlık sisteminin de bulunmaması durumunda ise bu gelir düzeyinde olan bireyler tamamen sağlık sisteminden dışlanmakta ve ortaya çıkan sağlık ihtiyaçları, bireylerin maddi kaynaklarının tümünü ele geçirebilmektedir. Gelir dağılımının yanında ulusal gelir ve kişi başına düşen gelir de sağlık sisteminin etkinliği üzerinde sonuçlar doğurmaktadır. Ulusal gelirin yetersiz olması, sağlık sektörüne aktarılacak kaynakların azalmasına yol açacağından kaynaklar ve sağlık kuruluşları, ülke genelinde kentlerde ve refah düzeyi yüksek bölgelerde daha yoğun; kırsal bölgelerde ise daha seyrek olmak üzere dengesiz bir dağılım sergileyecektir. Sağlık hizmetleri sunumunda aksamalar ortaya çıkaracak bu süreçte, toplumun tüm kesimlerine yönelik sağlık sunumu gerçekleştirilemediğinden, sağlık hizmetlerine erişim ve sağlık hizmetlerinde eşitlik de kısıtlanacaktır. Kişi başına düşen gelirin düşük olması ise bireylerin sağlık hizmetlerine başvuruları sürecinde özellikle düşük gelirli bireylerin sağlık hizmetlerinden yararlanamamalarına, dolayısıyla eşitlik ve erişim açısından sağlık hizmetlerinde etkinliğin kaybolmasına yol açmaktadır. Gelir düzeyi ile ilişkili olan bu süreçte önceliklerin belirlenmesi ve kaynakların verimli şekilde kullanılması da önemli rol oynamaktadır. Sağlık sektörüne aktarılan kısıtlı kaynakların ülke geneline yayılacak şekilde etkin dağıtılmaması, temel olarak önceliklerin et- kili şekilde belirlenmemesi ile; mevcut kaynaklarla sağlık hizmetlerinin geniş kapsamda sunulamaması ise verimlilik kavramı ile önemli derecede ilişkilidir. Dolayısıyla sağlık sisteminde hakkaniyetin sağlanması için gelir dağılımında adaletin sağlanması ve sosyal sağlık sisteminin düşük gelir düzeyindeki bireyleri kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekirken, sağlık hizmetlerinde eşitliğin ve sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması için ise gelir düzeyinin artırılmasının yanında, sağlık sektöründe verimliliğin sağlanması ve önceliklerin önem seviyesine göre belirlenmesi gerekmektedir.