AÖF Soru Bankası

Sağlık PolitikalarıÜnite 8 Özeti

Sağlık Politikalarına Küresel Bakış

SAĞ216U-SAĞLIK POLİTİKALARI

Ünite 8: Sağlık Politikalarına Küresel Bakış

Küresel Sağlık Politikası

Küresel sağlık, toplumların sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen ve ulusal sınırların ötesine geçen soruları ifade eder.

Küreselleşmenin insan sağlığı üzerindeki etkileri üç grupta toplanabilir:

• Demografik Değişimler: Nüfusun artması, şehirleşme ve artan yoğunluk, yaşlılık, artan hareketlilik ve aile yapısının değişmesi • Ekonomik Aktiviteler: Ticaret ve sermaye hareketliliği, iş gücü koşulları, refah oluşturulması ve dağıtılması, uluslararası finansal ve sağlık hizmeti yardımları • Geniş Ölçekli ve Sistematik Çevresel Etkiler: Kara ve suların aşırı tüketimi, ekosistem hasarı, kaynakların tüketimi, biyo-jeofiziksel sistem tahribatı

Küreselleşmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri:

• Patojen mikro organizma ve vektörlerdeki artış • İklim değişiklikleri • Ticaret akımıyla sağlığa zararlı maddelerin kullanımının yayılması • Göçler ve seyahat sebebiyle bulaşıcı hastalıkların uzak ve yakın ülkelere taşınması • Gelişmiş ülkelerin sağlıksız beslenme eğilimlerinin gelişmekte olan ülkelere yayılması

Küreselleşmenin sağlık hizmetlerine olumlu katkıları sağlık bilgisine kolaylıkla erişim ve sağlık turizmidir.

Sağlık Politikalarında Uluslararası Çevre ve Örgütlerin Etkisi

Uluslararası alanda sağlık hizmeti veren organizasyonlar: Dünya Sağlık Örgüsü (WHO/DSÖ), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Birleşmiş Milletler Nüfus Etkinlikleri Fonu (UNFPA)’dır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)

1948 yılında Cenevre’de kuruldu. Türkiye 1949 tarihinde örgüte üye oldu.

Amacı, tüm insanların mümkün olan en yüksek sağlık düzeyine ulaşmalarıdır.

DSÖ’nün çalıştığı konular:

• Bulaşıcı olan ve olmayan hastalıklar • Sağlık Sistemleri • Ömür boyu sağlık politikalarının teşvik edilmesi • Kurumsal hizmetlerin herkese ulaşmasının sağlanması • Hastalık salgınlarına karşı hazır bulunmak ve gözetim altında tutmak

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)

1946 yılında New York’da kuruldu.

Küresel öncelikleri:

• Tüm çocuklara sağlık bakımı, beslenme ve duygusal ve bilişsel gelişimlerini destekleyen bir ortam hazırlamak • Çocuk haklarını hayata geçirmek ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin temellerini atmak • Çocukları ve ergenleri şiddet, sömürü ve istismardan korumak • HIV/AIDS gibi bulaşıcı hastalıkların gençler arasında yayılımını engellemek • Çocuk hakları için kaynak oluşturmak

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC)

Amacı, dil, din, ırk, toplumsal sınıf ve politik görüş farkı gözetmeksizin insan yaşamı ve sağlığını korumak, insanların acı çekmesini önlemek/dindirmek ve insan varoluşunun saygı görmesini sağlamaktır.

Üç önemli organdan oluşmaktadır:

• Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC). Görevi yalnızca savaş ve iç şiddet mağdurlarının yaşamını ve onurunu korumaktır. • Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC). Barış zamanlarında faaliyet gösterir. • Ulusal Kızılhaç ve Kızılay dernekleri. Hareketin temelini oluşturan ve dünyanın her ülkesinde bulunan derneklerdir. ICRC’nin tanıdığı 188 dernek bulunmaktadır. Bulundukları ülke sınırlarında çalışırlar.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)

1919 yılında Versay Barış Anlaşması ile kurulmuştur. Sosyal adaletin, uluslararası insan hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi için çalışmaktadır. İş ve işçi sağlığı açısından önemli bir örgüttür.

Görevleri:

• Temel insan haklarını geliştirme • Çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirme • Uluslararası çalışma standartlarının oluşturulması • Örgütlenme özgürlüğü • İstihdam olanaklarını oluşturmak üzere uluslararası politika ve programların oluşturulması

Birleşmiş Milletler Nüfus Etkinlikleri Fonu (UNFPA)

1969 yılında kuruldu. Türkiye 1971 yılında üye oldu. Amacı, ülkelere nüfus politikaları ve programları geliştirme konusunda faydalı olmak ve ilgili uygulamalarına mali katkı sağlamaktır. Ayrıca kadınların ve gençlerin sağlıklı ve verimli yaşamlar sürdürebilmeleri için imkanları arttırmak konusunda çalışmaktadır.


Türkiye’nin destek verdiği konular:

• Üreme sağlığı ve haklarını iyileştirme • Anne ve çocuk sağlığını teşvik etme • Cinsiyet eşitliği sağlama • Gençlerin potansiyellerinin tamamını kullanabilecek biçimde güçlendirilmesini sağlama • Kadınlara yönelik şiddetle mücadele etme

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü (MSF)

1971 yılında Fransa’da kuruldu. Amacı, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen doğal afet, savaş ve salgın hastalıklara maruz kalan ve hiçbir aidiyet sorgulaması yapmadan acil tıbbi girişimleri yapmaktır.

Uluslararası Bulaşıcı Hastalıklar ve Sağlık Sorunları

Bulaşıcı hastalık, bir mikro-organizma veya onun toksik ürünlerine bağlı olarak ortaya çıkan hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Günümüzde uluslararası seyahatlerin artması, ortamların kalabalıklaşması, savaşlar ve buna bağlı zorunlu göç dalgaları, çevre ve iklim değişiklikleri gibi birçok faktöre bağlı olarak bulaşıcı hastalıklar salgınlara sebep olabilmekte ve kısa sürede daha geniş alanlara yayılabilmektedir.

DSÖ’ne 2019 yılında sağlığı olumsuz etkilemesi beklenen tehditler grip salgını, ebola ve diğer yüksek riskli patojenler, Dang ateşi, HIV, antibiyotik direnci, aşı karşıtlığıdır.

AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu)

AIDS, HIV virüsüne bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıflaması, savunma mekanizmalarının yıkılması sonucu hastalıkların tedavi edilemeyerek ölüme yol açması olarak tanımlanabilir.

Çoğunlukla sosyo-ekonomik koşulların kötü olduğu, kalabalık bölgelerde görülür. Hastalıktan en çok etkilenen grup özellikle Afrika’da 15-24 yaş arasındaki çocuk ve genç kadınlardır.

Viral Hastalıklar

Ebola, kuş gribi, domuz gribi gibi hastalıklardan oluşmaktadır. 2020 yılının ilk aylarından itibaren tüm dünya ülkelerinde Covid-19 pandemisi ile mücadeleye girilmiştir.

Tropikal Hastalıklar

1970 yılında Tropikal Hastalıklarda Araştırma ve Eğitim Özel Programı oluşturulmuştur. Dünyada yaklaşık 500 milyon insan bu hastalıklarla mücadele etmektedir.

Aşı ve Bağışıklama

Difteri, boğmaca, tetanoz, polyo ve kızamık gibi bir yaş altı çocukların aşılanmasına yönelik Global Aşı ve Bağışıklama örgütü tarafından çalışmalar yürütülmektedir.

Diğer Sorunlar

Fastfood tüketimine bağlı olarak obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı, kanser gibi hastalıklara karşı uluslararası programlar yürütülmekte, kronik hastalıklarla mücadele ve temel ilaçların geliştirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.

Sağlık Turizmi

Sağlık turizmi, sağlığın korunması, geliştirilmesi ve sağlığın geri kazanılması amacıyla sağlık unsurlarının yanında tatil unsurlarını da kapsayan konaklamalar, seyahatler ve organizasyonlardan oluşan bir bütünü tanımlar. Sağlık turizminden farklı olarak Turizm sağlığı ise turist sağlığı, turistik yaşamla ilgili birçok sağlık sorununun içeren tedavi hizmetlerini (temel sağlık hizmetleri, yoğun bakım hizmetleri gibi), her türlü kaza (ilk ve acil yardım hizmetleri) ve bulaşıcı hastalıklardan korunmak amacıyla kişiye verilen tanı ve tedavi hizmetleri olarak tanımlanır.

Sağlık turizmini tercih etme nedenleri:

• Hasta bekleme sırasından kurtulmak ve daha kaliteli hizmet almak • Yüksek sağlık teknolojilerine düşük maliyetle ulaşmak • Kronik hastalığı olan yaşlılarla engellilerin başka bir ortama gitme ve tedavi olma isteği • Madde bağımlısı bireylerin farklı ve daha uygun ortamlarda bulunma isteği • Tedavi yanı sıra gezme ve kültür ziyaretlerinde bulunma isteği • Bireyin hayatta kalma isteği

Dünyada Sağlık Turizmi

Eski çağlara dayanan sağlık turizmi 17-18. Yüzyıllarda Avrupa aristokrasisinin termal suların şifalı etkisinden yararlanırken bu alanları sosyal aktivite merkezi haline getirdiği görülür. 20. Yüzyıl ortalarından itibaren geniş halk kitleleri başka bir ülkeye tedavi amaçlı seyahat etmeye başlamıştır.

Günümüzde sağlık turizminde önde gelen ülkeler Hindistan, Singapur, Tayland, ABD, Malezya, Meksika, Almanya, Brezilya, Güney Afrika ve Kosta Rika gelmektedir.

Türkiye’de Sağlık Turizmi

Türkiye’de sağlık turizminde Sağlık ve Turizm Bakanlıkları öne çıkan iki önemli kuruluştur. Turizm Bakanlığı seyahat, konaklama gibi sağlık turizmine doğrudan hizmet sunan işletmeler için kural koyucu ve denetleyici kuruluştur. Sağlık Bakanlığı ise sağlık kurumlarının oluşturulması, sağlık personelinin yetiştirilmesi, istihdamı ve sağlık hizmeti sunan birimlerin denetimi ile ilgilenir.

Sağlık Turizminin Olumlu ve Olumsuz Yönleri

Olumlu yönleri:

• Ülkelerin ekonomik refahına katkı sağlar. • Ülkeler arasında bilgi paylaşımını artırır. • Ülkeler arasında bilgi ve teknoloji aktarımını sağlar.


• Global pazarlamayı ve tıbbi ticareti artırır. • Kültürel ve sosyal olarak deneyimlerin paylaşılmasına katkıda bulunur. • Kamu ve özel sektör işbirliğini sağlar. • Rekabet şansı sunar. • Hasta memnuniyetini artırır. • Hastane destek hizmetleri arasında koordinasyonu artırır. • Bu hizmeti sunan ülkelere dünya düzeyinde sağlık bakım hizmeti sunduğu imajını kazandırır.

Olumsuz yönleri:

• Yurt dışında sunulan sağlık hizmetlerini bazı sağlık sigortaları karşılamadığı için hastalar hizmet bedelini kendileri karşılar • Tedaviye bağlı komplikasyon, yan etki ve ameliyat sonrası bakım ihtiyacı hastaların kendi ülkelerinde yapılır. • Yanlış tedavi konusunda yeterli yasal yaptırımlar olmadığından bu konuda yerel mahkemelerden yeterli yardım alınamamaktadır

Sağlık Turizm Şekilleri

Üç grup altında incelenebilir

• Medikal Turizm: Uluslararası hastalar tedavi ve rehabilitasyon amaçlı sağlık kurumlarından hizmet alır • Termal Turizm ve Medikal SPA: Kaplıca suları ve otelcilik hizmetleriyle birlikte bazı tamamlayıcı tıp uygulamaları yapılır • Yaşlı ve Engelli Turizmi: Yaşlı ve engellilerin bakım, rehabilitasyon ve medikal tedavilerinin bir arada olduğu sağlık turizmidir.

Göç ve Sağlık Politikaları

Göç sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Göçmen grupların sağlığı ait oldukları etnik gruptan, kültürel özelliklerinden, içinde bulundukları sosyal statü ve göç sürecinden etkilenir.

Göç sürecinde görülen başlıca sağlık sorunları bulaşıcı hastalıklar, yolda karşılaşılan kazalar, acil hastalıklar, depresyon, beslenme bozuklukları, HIV/AIDs gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar, yüksek doğurganlık düzeyi ve çocuk ölümlerinde görülen artıştır.

Göç Kavramı

Göç, kısaca mekân değiştirme durumudur.

Göçler sürekli veya geçici, zorunlu veya isteğe bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bireysel ya da topluluk halinde olabilir.

Göç Nedenleri

Genel göç nedenleri:

• Doğal nedenler: deprem, sel, erozyon ve toprak kayması gibi doğal afetler, iklim koşulları ve

toprak verimliğinin azalması gibi doğal nedenlerdir • Ekonomik nedenler: Gelir dağılımındaki anormallikler, hızlı nüfus artışı, istihdam sorunları yer alır • Sosyal nedenler: Eğitim ve sağlık ihtiyaçları, rahat yaşam arzusu, doğal ve beşerî güzelliklerdir • Siyasi nedenler: iç savaşlar, uluslararası savaşlar, terör, nüfus değişimleri ve sınır değişimleridir

Türkiye’de Göç

Türkiye tarih boyunca jeostratejik konumu sebebiyle birçok göç dalgasına maruz kalmıştır. Türkiye sadece Avrupa Konseyi üyesi vatandaşlarına mülteci statüsü verebilmektedir. Avrupa Konseyi üyesi olmayan ülkelerden gelen kişilere yalnızca “geçici sığınma” imkanı sunmaktadır.

Göçmen Grupların Karşılaştıkları Sorunlar

• Barınma • Beslenme • Sağlık • Eğitim • İş Hayatı • Psikososyal Durum

Göçmen Gruplarda Halk Sağlığı Yönetimi

• Koruyucu sağlık hizmetleri başvuruyu beklemeden yerinde sunulmalı, kayıt altına alınmalı ve periyodik olarak izlenmelidir • Çevre sağlığı hizmetleri kapsamında güvenli ve sağlıklı barınma koşulları temin edilmelidir • Bulaşıcı hastalıklar açısından risk grubu oluşturan göçmenlere yönelik tarama, aşılama ve hastaneye erişim stratejileri belirlenmelidir

Göçmenlere Yönelik Sağlık Politikaları

Üç kategori altında irdelenebilir:

• Sağlık hizmetlerine erişim hakkını sınırlayan politikalar ve yasalar • Sağlık hizmetleri için asgari hakları veren politikalar ve yasalar • Sağlık hizmetleri için asgari haklardan daha fazlasını veren politikalar ve yasalar

Küresel Isınma ve Sağlık Politikaları

Küresel ısınma, genel olarak atmosferde sera etkisi oluşturan ve insanlar tarafından salınan karbondioksit, metan ve ozon gibi fosil kökenli gazların yoğunlaşmasıyla sıcaklığın yükselmesi olarak tanımlanır. İklim değişikliği ise küresel ısınmaya bağlı olarak yağış, nem, kuraklık ve hava hareketleri gibi iklim unsurlarının değişmesidir. Küresel ısınma iklim değişikliğini oluşturarak bütün canlıların yaşamlarını tehdit eder hale gelmiştir.

Küresel Isınma Nedenleri

Küresel ısınma nedenleri doğal nedenler ve yapay nedenler olarak iki grupta incelenebilir. Kıta kaymaları,


volkanik patlamalar gibi doğa olayları doğal nedenleri oluştururken fosil yakıt kullanımı, kentleşme, sanayileşme, nüfus artışı gibi nedenler yapay nedenler arasında yer alır.

Küresel Isınmanın Sağlık Üzerine Etkileri

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sağlığa etkileri doğrudan ya da dolaylı olmak üzere üç grupta incelenebilir:

• Aşırı iklim olaylarının insan sağlığına doğrudan etkileri • İklim değişikliklerine bağlı olarak gelişen ekolojik yıkım ve çevre değişiminden kaynaklanan etkiler • İklim değişikliği sebebiyle gerçekleşen göçler ve gelir değişimindeki farklılıklara bağlı olarak gelişen bulaşıcı hastalıklar, besin yetersizliği, yaralanma ve psikolojik etkilerdir.

Küresel Isınma ve Sağlık Politikaları

Üç başlık altında incelenebilir:

• Düzeltme/Önleme Çalışmaları: Sera gazlarının salınımını azaltarak iklim değişikliğini yavaşlatma girişimlerini ifade eder • Etkilerin Yönetimi: Nüfus artışı ve yoğunluğu, teknolojik gelişme düzeyi, standart yaşam şartları ve yerel çevre durumu, mevcut sağlık düzeyi, sağlık sistemi ve ulaşılabilirlik, halk sağlığı alt yapısı gibi durumlar bu kapsamda ele alınır. • Uyum Çalışmaları: Enfeksiyon hastalarına karşı alınacak önlemler, hastalık, sürveyansı, koruyucu teknolojiler, hava tahmini ve uyarı sistemi, kriz yönetimi ve afet hazırlığı, koruyucu sağlık hizmetleri, yasama ve yürütme faaliyetlerini içerir.

Küresel Isınmayla Mücadelede Uluslararası Girişimler

Küresel iklim değişikliklerine karşı uluslararası iş birliğinin çerçevesi özellikle üç uluslararası anlaşma etrafında şekillenir: 1) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 2) Kyoto Protokolü, 3) Paris Antlaşması.

Stockholm, İnsan Çevresi Konferansı: 1972 yılında Stackholm’de gerçekleşmiştir.

Brundtland Raporu: “Ortak Geleceğimiz” isimli bu rapor 1987 yılında hazırlanmıştır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi: Rio de Janeiro’da 1994 yılında yürürlüğe girmiştir.

Kyoto Protokolü: 1997 yılında gerçekleşmiş 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye 2009 yılında taraf olmuştur.

Paris Antlaşması (Ulusal Koşullara Dayalı Uluslararası İşbirliği): Aralık 2015’te kabul edilmiş, Kasım 2016’da yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşma 2020 sonrası iklim değişikliği rejiminin çerçevesini oluşturmakta olup en önemli yeniliği ise tüm tarafların ulusal düzeyde belirledikleri ulusal katkılarla uluslararası işbirliğine ortak olmasıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında