AÖF Soru Bankası

Sağlık PolitikalarıÜnite 5 Özeti

Sağlık Politikası ve Etik

SAĞ216U-SAĞLIK POLİTİKALARI

Ünite 5: Sağlık Politikası ve Etik

Giriş

İnsanlık tarihine baktığımızda ilk insanın temel ihtiyaçları ile 21. yüzyıl bireyinin ihtiyaçlarının ortak olduğunu görmekteyiz. Yiyecek, giyecek, barınak, savunma, haberleşme gibi bu temel ihtiyaçların karşılanış şekli yaşanan dönemin kültürel ve teknolojik gelişmişlik düzeyine göre değişiklik göstermektedir. Söz konusu temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için gösterilen çaba aslında insanoğlunun en önemli serveti olan yaşamın sürdürülmesi çabasıdır. Yaşamın devamlılığı çabasında yaşamın kalitesinin artırılması bilimin ve teknolojinin sayesinde gerçekleşmektedir. Yaşam kalitesinin en önemli kriteri ise sağlıktır.

Sağlık Politikalarının Belirlenmesinde Uluslararası ve Ulusal Yetkili Kurumlar

Sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi; mevcut koşullara, toplumdaki değişimlere ve dünyadaki küresel gelişmelere paralel olarak değişkenlik göstermektedir. Sağlık alanında belirlenen hedeflere ulaşabilmek için ülkeler, sağlık politikaları belirlemektedir. Sağlık politikaları, bazı temel ilkeler ve kurallar içerisinde oluşturulmaktadır. Bu bağlamda sağlık politikalarının belirlenmesinde uluslararası ve ulusal kuruluşlar önemli rol oynamaktadır.

Uluslararası Kuruluşlar

Sağlık alanında etkin rol oynayan ve küresel çaptaki sağlık sorunlarının çözümünde yardımcı olan uluslararası nitelikte pek çok kuruluş bulun-maktadır. Bunların içerisinde kuşkusuz en önemlilerinden birisi, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)dür. Bu bakımdan DSÖ’nün kuruluş amacının ne olduğundan, üstlendiği misyona ve günümüze kadar nasıl bir değişim yaşadığına derinlemesine bakılmasında fayda görülmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) “World Health Organization (WHO)”

Dünya siyasi tarihinin en önemli dönem noktası yakın tarihimiz için hiç kuşkusuz ki yaşanan İkinci Dünya Savaşı’dır. Atılan iki atom bombası sonrasında sonuçlanan ve arkasında milyonlarca ölü ve yaralı, yıkılmış şehirler, parçalanmış aileler bırakan bu savaş sonrasında kurulan Birleşmiş Milletler, geleceğe dair bir umudun adı olarak büyük değer kazanmıştır. Umudun adı olan Birleşmiş Milletler, uygulamada yaptığı çalışmalarla da bu umutların yaşamın bir parçası haline getirilmesine katkı sağlayacak tarihî bir hukuki belge olarak 10 Aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletler Evrensel Bildirgesi’ni üye devletlerin onayına sunarken diğer yandan da 7 Nisan 1948 tarihinde Dünya Sağlık Örgütünün kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Bu örgütün kurulmasına büyük katkı sağlayan söz Birleşmiş Milletler toplan-tısında “barışın temel sütunlarından bir tanesi de sağlıktır” beyanatını veren Brezilya delegasyonudur.

DSÖ’ne göre sağlık politikası, bir toplumda özel sağlık hedeflerine ulaşmak için alınan kararları, planları ve eylemleri ifade eder. Belirgin bir sağlık politikası birkaç

şeyi başarabilir: gelecek için bir vizyon tanımlar ve kısa ve orta vadede hedef ve referans noktaları oluşturmaya yardımcı olur. Farklı grupların önceliklerini ve beklenen rollerini ana hatlarıyla belirtir, fikir birliği kurar ve insanları bilgilendirir.

DSÖ başlangıçta sağlık sorunlarına teknik düzeyde yaklaşırken değişen ve gelişen sosyal ve ekonomik düşüncelerin etkisi ile kazancın paylaşılmasındaki orantısızlığın da etkisi ile sorunlara insan hakları bağlamında bakmaya başlamıştır.

İnsan Hakları Kavramı ve Sağlık

İnsan hakları kavramı özünde, yönetim (devlet) ile yönetilen (birey) arasındaki ilişkilerde anlam bulan bir kavramdır. Tarihsel süreç içerisinde geriye dönük olarak somut olgular üzerinden anlamlandırılabilir bir kavram olmakla birlikte uluslararası hukuki bir belgede yer alması bağlamında Birleşmiş Milletler ta-rafından 10 Aralık 1948 tarihinde yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (Universal Declaration of Human Rights) tarihsel bir öneme sahiptir. Bildirge’nin birinci maddesinde belirtildiği üzere “Bütün in-sanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” Bu maddenin gerek lafzından ve gerekse mantıksal yorumundan anlaşılacağı üzere herhangi bir doğumsal ya da edinsel farklılıklar gözetilmeksizin her insan sadece anasından doğmakla eşit şekilde bazı haklara sahiptir. Her insan onurludur.

Georg Jellinek Sınıflaması

Alman hukukçu Georg Jellinek (1851-1911) insan haklarını devletin aldığı davranış modeline göre üçe ayırmıştır. Bu sınıflamaya Klasik İnsan Hakları Sınıflaması da denilir.

• Negatif statü hakları • Pozitif statü hakları • Aktif statü hakları

Fransız hukukçu Karel Vasak (1929-2015) tarafından yapılan sınıflamada ise tarihsel süreç ön plana çıkmaktadır.

• 1. Kuşak hakları • 2. Kuşak hakları • 3. Kuşak hakları

Ulusal Kuruluşlar

T.C. Sağlık Bakanlığı, sağlık sektöründe politika belirlenmesi, programlar aracılığı ile ulusal stratejilerin uygulanması ve sağlık hizmetlerinin doğrudan sunumundan sorumlu temel organdır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığının kuruluş amacının ne olduğundan, üstlendiği misyona ve günümüze kadar nasıl bir değişim yaşadığına derinlemesine bakılmasında fayda görülmektedir.

T.C. Sağlık Bakanlığı

Ülkemizde sağlık politikalarının belirlenmesi, sağlık hizmetleri sunumunun gerçekleştirilmesi görevlerini yerine getirmek Sağlık Bakanlığına verilmiştir.23 Nisan


1920 tarihinde Ankara’da açılan Gazi Büyük Millet Meclisimizce ilk kurulan Hükümet’i içerisinde 3 Mayıs 1920 tarihinde görevine başla-yan Sağlık Bakanlığı, İstiklal Savaşı sürecinde temel olarak ordumuza yönelik sağlık hizmetlerinin verilmesini öncelemiştir.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanılıp Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk döneminde sağlık sistemimizin oluşturulmasına zemin hazırlayan kanunlaştırma faaliyetlerine hız verilmiştir. Bu dönem sağlık politikası, savaş sonrası problemlerin çözümlenme-si, sağlık personelinin nitelik ve nicelik bakımın-dan desteklenmesi, merkezden başlayarak köylere kadar ulaşan örgütlenmenin oluşturulması, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması biçiminde şekillendirilmiştir.

Sosyal Devlet Kavramı

Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden birisi olarak sosyal devlet anlayışı 20.yüzyılda gündeme gelen, devletin sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini meşru ve gerekli gören bir anlayışı ifade eder. Sosyal devlet, fertlere yalnız klasik hürriyetleri sağlamakla yetinmeyip aynı zamanda onların insan gibi yaşamaları için zaruri olan maddi ihtiyaçlarını karşılamalarını da kendisine vazife bilen devlettir. Devlet, kendisine Anayasa tarafından verilen bu niteliğini yerine getirirken hiç kuşkusuz ki hukuki yöntemlerden yararlanacaktır. Hukuki yöntemler-den birisi de devletin planlama yapmasıdır. Yapılacak bu planlama, sistemli, tutarlı, akılcı ve bilimsel olmak durumundadır.

Sağlık Politikası

İlk insanla birlikte var olan sağlıkla ilgili yaşanan sorunların çözümü devlet denilen tüzelkişiliğin ortaya çıkışı ile birlikte her açıdan farklı bir yön ve ivme kazanmıştır. Tarihsel süreçte ortaya çıkan siyasi düşünce sistemlerine göre farklı sağlık sistemleri ortaya çıkmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından öncelikli amacı sağlığı iyileştirmek, korumak ve geliştirmek olan her türlü faaliyeti barındıran sistem olarak tanımlanan sağlık siste- mi, sağlık hizmetlerinin üretimine, tüketimine ve dağıtımına yönelik bir toplumun yapmış olduğu tercihler aracılığı ile örgütsel anlaşma ve süreçleri içeren bir bütünü ifade eder. Hiç kuşkusuz ki devlet, bu örgütsel faaliyetin en önemli karar vericisi ve yürütücüsüdür. Bu faaliyetin yürütülmesinde devlet çeşitli kurum ve kuruluşları ile sağlıkla ilgili tercihlerini, tercih önceliklerini belirleyerek aldığı kararlarını uygulamaya sokar, diğer bir ifadeyle sağlık politikasını belirler.

Sağlık Sektörü

Anayasamızı 56. maddesi kapsamında kendisine verilen “Herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleme görevini” Devlet, kamu ve özel kesimlerdeki

sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Türk Hukuk Sisteminde yer alan pozitif hukuk kurallarına göre Türkiye’de sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesi hem kamunun hem de özel sektörün katıldığı bir alandır. Sağlık hizmetleri gerek koruyucu, gerek tedavi edici ve gerekse rehabilite edici sağlık hizmetleri açısından insan hakları kapsamında ele alınması gereken kendine özgü yapısı nedeni ile Devlet tarafından öncelikle yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Sağlık hakkının, tüm hakların ön şartı olarak kabul edilen negatif statü hakkı niteliğindeki insanın yaşam hak-kının olmazsa olmaz bileşeni olarak Devletin sosyal devlet anlayışı içerisinde yükümlülüklerinin olduğu pozitif statü hakkıdır. Bu nedenle Devlet, herkesin sağlık hizmetlerine kendi finansal gücüne bakmaksızın adalet anlayışı içerisinde sürdürülebilir erişilebilirliğini sağlamakla yükümlüdür.

Sağlık Politikalarında Etik İlkeler ve İnsan Hakları Kavramı

İnsanlık tarihinin en eski uğraşı alanlarından biri olarak tıp etkinlik alanı hekim ve hasta ilişkisinin ortaya çıkardığı bir mesleki faaliyettir. Zaman içerisinde bilginin inanılmaz ivmeli gelişimi, coğrafi alanların hızlı artan insan nüfusu tarafından kullanılması sonucunda tıp etkinlik alanı sadece hekimin icra ettiği bir meslek olmaktan çıkmıştır. Bugün pozitif hukukça görev tanımı yapılmış yüzlerce meslek insanının profesyonel nitelikte görev yaptığı bir alan olan tıp etkinlik alanı, diğer yandan tarihsel süreçte yaşanan düşünsel değişim ve gelişim sonucunda tıp, meslek insanlarının tekelinden çıkarak çok paydaşlı bir sektör haline gelmiştir. Kısaca sağlık sektörü olarak adlandırılabilecek bu sektör doğrudan ya da dolaylı ilişkili diğer etkinlik alanları ile birlikte dünya ekonomisinde bir trilyon dolar gibi parasal değere ulaşmış durumdadır. İştah kabartıcı bu parasal değer, tıp etkinlik alanında önemli kavramsal değişimlerin gelişmesine neden olarak mesleki etik ilkeler üzerinde yükselen tıp etkinlik alanını çeşitli yönlerden darbe alan küçük bir tekneye çevirmiştir. Bu durumun farkındalığını geniş kitlelere yayabilmek ve gidilen kötü gidişe önlem almak adına yapılan çalışmalar içerisinde kadim etik ilkelerin pozitif hukuk normlarına dönüştürülmesi en önemli aşamadır. Sağlığın yaşam hakkının bir bileşeni olarak insan hakkı olarak yorumlanarak kabul edilmesi en büyük güvencedir. Sağlık politikalarının oluşturulması sürecinde sağlık hizmetlerinin etik ilkeler ve insan hakları bağlamında ele alınarak hukukun güvencesinde olması mutlaka sağlanmalıdır. Hukuki güvencenin oluşmasında temel tıp etiği ilkelerinin son dönemlerde hukuki norm haline getirilmesi memnuniyet vericidir. Hukuk normu haline getirilen tıp etiği ilkeleri, sağlık politikalarının oluşturulmasında, sağlık sistemlerinin etik zemin üzerinde inşa edilmesinde ve sağlık sektöründeki faaliyetlerin tıp etiği açısından değerlendirilip denetlenmesinde ve gerektiğinde yaptırım uygulanmasında çok büyük katkı sağlamaktadır.


Sağlık Hizmetlerinin Sunulmasına Yönelik Etik İlkelerle Örülmüş Sağlık Politikalarının Oluşturulması

Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlık politikası, bir toplumda belirli sağlık hedeflerine ulaşmak için alınan kararları, planları ve eylemleri ifade eder. Açıkça belirlenmiş bir sağlık politikası öncelikli olarak geleceğe dair bir vizyon belirler. Kısa ve orta vadede gerçekleşecek hedef ve referans noktalarını belirlemeye yardımcı olur. Farklı grupların önceliklerini belirleyerek toplumu bilgilendirir.

Evrensel düzeyde Dünya Sağlık Örgütünün yerel düzeyde ülkelerin sağlık politikalarının belirlenmesinde öne çıkan etik ilkeleri şunlardır:

• Yararlılık • Adalet • Mahremiyet • Kalite • Sürdürülebilirlik.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında