SAĞ112U-SAĞLIK İŞLETMECİLİĞİ II
Ünite 8: Hastanelerin Hukuki Sorumlulukları
Kamu ve Özel Hastanelerin Hukuki Sorumlulukları
Hukuksal sorumluluk, bir kimsenin, belli olaylar üzerinde kendi aleyhine doğacak hukuksal sonuçlara katlanmak yükümlülüğüdür. Hukuksal sorumluluğun birkaç türü vardır:
• Kamu kuruluşlarının ve kamu organlarının kamu hukukunda belirlenmiş sorumluluğu, • Gerçek kişilerin ve her türlü tüzel kişilerin özel hukukta belirlenmiş sorumluluğu, • Gerçek kişilerin ve her türlü tüzel kişilerin ceza hukukunda belirlenmiş ceza sorumluluğu.
İdari sorumluluk, idarenin bir kişiye verdiği zararın, idarenin mal varlığından bazı değerlerin zarar gören kişinin mal varlığına cebri olarak aktarılmasıyla tazmin edilmesidir.
İdari sorumluluk da, özel hukuktan doğan sorumluluk gibi bir tür tazminat sorumluluğudur ve zararın tazmini tam yargı davaları ile talep edilir.
İdarenin kişilere vermiş olduğu zararlardan dolayı sorumlu kabul edilmesi, anayasal bir ilke olup hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devleti, yönetenlerin de yönetilenler gibi hukuk kuralları ile bağlı olduğu devlet anlamına gelmektedir ve polis devletinin zıttıdır.
Sağlık hizmeti, niteliği itibariyle bir kamu hizmetidir. Hizmetin özel bir hastanede ya da kamuya ait bir hastanede sağlanması da hizmetin kamusal niteliğini etkilememektedir.
Hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin sağlık çalışanlarınca verildiği kamu idaresine ait sağlık kuruluşlarına kamu hastaneleri; kamu idaresine bizzat ait olmamakla birlikte onun izni, denetimi veya gözetimi altında hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin verildiği sağlık kuruluşlarına ise özel hastane denilmektedir.
İdari sorumluluk, kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye ayrılmaktadır. İdarenin, sağlık hizmetlerinin kuruluşu ya da işleyişi ya da denetiminde kusurlu davranması neticesinde ortaya çıkan sorumluluk kusurlu sorumluluğu oluşturur. İdarenin kusursuz sorumluluğu ise, idarenin tehlikeli araçlar kullanmasından, sosyal risklerden ya da kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinden ortaya çıkabilen ve idarenin kamu hizmetinin uygulanmasında bir kusurunun bulunup bulunmadığının incelenmesine gerek olmayan sorumluluk türüdür.
İdarenin sorumluluğuna yol açan kusura hizmet kusuru adı verilmektedir. Hizmet kusuru, hizmetin ifasından ayrılamaz nitelikteki kusur iken kişisel kusur hizmetin ifasından ayrılabilen kusuru ifade eder.
Kamu görevlisinin, görevinin tamamıyla dışında ve görevle ilgili olmayan kusurları, görevin dışında olmakla birlikte görevle ilgili kusurlar ve görevin içinde işlenmekle
birlikte çok ağır nitelikteki kusurlar kişisel kusur kapsamında yer alır.
Özel hastane idaresinin sorumluluğu, devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Devlet, hizmetin kurulmasına izin verme, denetim ve gözetim gibi noktalar açısından sorumlu olmaya devam eder.
Hem kamu hastanelerinin ve hem de özel hastanelerin hastalara karşı bazı yükümlülük ve sorumlulukları bulunmaktadır.
Sağlık çalışanlarının hukuki sorumluluğu, hukuka aykırı kusurlu bir eylem sonucunda zarara neden olan ve mesleki açıdan kusurlu bulunan bir hekimin ve/veya diğer bir sağlık personelinin tazminatla yükümlü olması anlamına gelmektedir.
Hasta Hakları Yönetmeliği’nde hastanın hakları olarak sayılan ve sağlık kurum ve kuruluşları için de yükümlülük doğuran hâller şunlardır.
• Hastanın, sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyete uygun olarak faydalanma hakkı, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içermektedir. • Hastanın sahip olduğu bilgi isteme hakkı, sağlık kuruluşları açısından, sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceği, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğu ve bu sağlık hizmetlerinden faydalanma usulü konusunda hastayı bilgilendirme yükümlülüğü olarak ortaya çıkmaktadır. • Hastanın, tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım hakkı, sağlık kuruluşları için tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım sunma yükümlülüğünü oluşturmaktadır. • Hastanın, tıbbi özen gösterilmesini isteme hakkı, sağlık kuruluşu açısından tıbbi özen gösterme yükümlülüğünü oluşturmaktadır. • Hastanın, sağlık durumu ile ilgili kayıtları inceleme, gerektiğinde bu kayıtların düzeltilmesini isteme hakkı mevcuttur. • Hastanın, mahremiyetine saygı duyulmasını isteme hakkı, sağlık kuruluşunun, hastanın mahremiyetine saygı gösterme ve sır saklama yükümlülüğü şeklinde ortaya çıkmaktadır. • Hastanın, rızası olmaksızın tıbbi müdahalelere veya araştırmalara tabi tutulmaması hakkı, sağlık kuruluşları için hastadan aydınlatılmış onam yani ayrıntılı bir bilgilendirme neticesinde rıza isteme ve rıza mevcut değilse hastayı tıbbi müdahalelere veya araştırmalara konu etmeme yükümlülüğü şeklinde ortaya çıkmaktadır. • Hastanın, güvenliğinin sağlanmasını isteme hakkı, sağlık kuruluşu için hastanın güvenliğini sağlama yükümlülüğünü oluşturur.
• Hastanın, dini vecibeleri yerine getirebilme ve dini hizmetlerden faydalanma hakkı, sağlık kuruluşlarına, imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirleri alma yükümlülüğünü yüklemektedir. • Hastanın, insani değerlerine saygı gösterilmesini isteme hakkı, sağlık kuruluşlarına, hastanın insani değerlerine saygı gösterme ve hastaya insan onuruna uygun bir muamelede bulunma yükümlülüğü yüklemektedir. • Hastanın, refakatçi bulundurma hakkı, sağlık kuruluşuna, hastaya refakatçi bulundurma imkânı sağlama ve bunun için gerekli teknik ve fiili düzenlemeleri yapma yükümlülüğü yüklemektedir. • Hastanın, gerekli durumlarda hizmetin sağlık kurum ve kuruluşu dışında verilmesini isteme hakkı, sağlık kuruluşlarına, koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde, tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hâllerde ve tabii afetler gibi olağanüstü hâllerde sağlık hizmetini kurum dışında verme yükümlülüğü yüklemektedir.
Hasta-Hastane Arasındaki Sözleşmelerin Hukuki Niteliği
Hasta ile hastane arasında yapılan sözleşmeye, hastaneye kabul sözleşmesi denilmektedir. Hastaneye kabul sözleşmeleri genellikle hastaya karşı yükümlenilen birden fazla borçtan oluşur: Bunun içine çoğunlukla barınma, yeme-içme ve bakım girer.
Hastaneye kabul sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğindedir. Edimlerin birbirlerinin karşılığın/sebebini oluşturduğu sözleşmelere tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme denilmektedir.
Hastaneye kabul sözleşmeleri, hastanın yatarak tedavi hizmeti alması gereken durumlarda ortaya çıkmaktadır. Ayakta tedaviler için vekalet sözleşmesi hükümleri geçerlidir.
Hastaneye kabul sözleşmesi, tarafların iradelerinin karşılıklı açıklandığı anda veya bir tarafın önerisinin (icabın) karşı tarafça açıkça reddedilmediği anda kurulmuş olur. Sözleşmenin kuruluşunda, ilk açıklanan iradeye öneri (icap), ikinci açıklanan iradeye ise kabul beyanı denilmektedir.
• Öneri, tek taraflı bir hukuki işlemdir ve genel bir ifade ile sözleşme yapma çağrısı ya da teklifidir. • Kabul, önerenin yapmış olduğu öneriye karşı tarafın (kabulcünün) verdiği olumlu cevaptır.
Tıbbi teşhis ve tedavi yükümlülüğü, niteliği ve kapsamı gereği hastane tarafından üstlenilse de hastanenin ancak hekim ve diğer personellerinin yardımıyla ifa edebileceği bir yükümlülüktür.
Hastaneye kabul sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 12. maddesi gereğince hiçbir geçerlilik şekline tabi olmayıp şekil serbestisi söz konusudur.
Hastaneye kabul sözleşmelerinin bazı türleri vardır:
• Hastaneye tam kabul sözleşmesi, • Hekimlik sözleşmesi ilaveli hastaneye tam kabul sözleşmesi, • Bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesi.
Sorumluluk Şartları
Sorumluluk, alacaklının alacağını alabilmek için borçluya ait mal varlığına cebri icra yoluyla el koyabilme yetkisine sahip, borçlunun da buna katlanmak zorunda olması demektir.
Modern hukuk sistemlerinde şahıs varlığı ile sorumluluk anlayışı terkedilmiş olduğundan bugün için borçlu yalnızca malvarlığı ile sorumlu kabul edilmektedir. Kural olarak borçlu, borcun gereği gibi ifa edilmemesinden tüm malvarlığı ile (sınırsız) sorumludur.
İdari sorumluluk, devletin sağlık hizmetlerinin örgütlenmesinde (organizasyonunda) ve sunulmasında kusurlu davranması neticesinde ortaya çıkan zararın yine devlet tarafından tazmin suretiyle giderilmesi anlamına gelmektedir.
Sözleşmeye aykırılık hâllerinde zarar giderimi için dört şartın bulunduğu söylenebilir. Bunlar:
• hukuka aykırılık, • kusur, • zarar, • illiyet bağıdır.
Kusurun kast ve ihmal olmak üzere iki türü vardır.
• Kast zararlı neticeyi istemek şeklinde anlamlandırılırken; • İhmal dikkatsizlik, tedbirsizlik, özensizlik gibi sebeplerle istenmeyen neticenin ortaya çıkarılması şeklinde yorumlanabilir.
İdari sorumluluk için aranan kusura ise hizmet kusuru denilmektedir. Hizmet kusuru aşağıda belirtilen üç şekilde ortaya çıkmaktadır:
• hizmetin hiç işlememesi, • hizmetin geç işlemesi, • hizmetin kötü işlemesi.
Zararlı neticeyi ortaya çıkaran kusurlu fiilin aynı zamanda hukuka aykırı da olması gerekir. Daha açık ifade etmek gerekirse, somut olayda hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir hâl ya da başka bir söyleyişle hukuka uygunluk sebebi bulunmaması gerekir.
Zarar, kişinin mal varlığı değeri ve/veya şahıs varlığı değerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmedir. Tazminat sorumluluğu, başka kişide meydana gelen zararı giderme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır.
Zarar, ağırlıklı olarak ölüm, bedensel zarar ya da kişilik haklarının ihlali şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Ölüm hâlinde uğranılan zararlar:
• cenaze giderleri, • ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri • çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, • ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar şeklindedir.
Bedensel zararlar ise;
• tedavi giderleri, • kazanç kaybı, • çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar • ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları kapsamaktadır.
İlliyet bağı ya da nedensellik bağı, kusurlu fiil ile zarar arasında bulunması gereken bağdır.
Yukarıda açıklanan dört unsurun bulunması durumunda idarenin ya da özel hastanenin işletmecisinin (özel hastane idarecisinin) tazminat sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.
Sağlık çalışanlarının fiillerinden ortaya çıkan zararlarda özel hastanenin sorumluluğu, Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenen, adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerine dayanmaktadır.