SAĞ110U-SAĞLIK İŞLETMELERİNDE DAVRANIŞ
Ünite 8: Sağlık İşletmelerinde Taciz, Mobbing, Şiddet
Sağlık İşletmelerinde Taciz
Taciz, bir kişiyi (veya o kişinin akrabalarını, arkadaşlarını veya iş arkadaşlarını) ırkı, ten rengi, dinî, cinsiyeti, ulusal kökeni, yaşı veya engelliliği nedeniyle aşağılayan, düşmanlık veya nefret gösteren sözlü veya fiziksel davranışlardır. Taciz eden kişiler göz korkutucu, düşmanca veya saldırgan bir çalışma ortamı yaratma amacına veya etkisine sahip olabilir, bireyin iş performansına makul olmayan bir şekilde müdahale etme amacına veya etkisine sahip olabilir veya bireyin iş fırsatlarını olumsuz etkileme gibi durumlar meydana getirebilir. Taciz türlerinden cinsel taciz en çok karşılaşılanıdır. Cinsel taciz rahatsız edici, aşağılayıcı veya göz korkutucu, istenmeyen cinsel davranışlardır. Yazılı, sözlü, fiziksel, yüz yüze veya çevrim içi olabilir. Hem erkekler hem de kadınlar cinsel taciz mağduru olabilirler; ama kadınlar bu sıkıntıyla pek çok meslek alanında daha sık karşılaşmaktadırlar. Bir sağlık kuruluşunda cinsel taciz sorunu ile karşılaşıldığında, iş çevresi düşmanca çalışma ortamına dönüşebilmektedir. Bu düşmanca ortam kaliteli hasta bakımı sağlama hedefini tehlikeye atabilmektedir. Ayrıca cinsel taciz kadın profesyonellerin erkek meslektaşları ve hastaları ile arasındaki profesyonel ilişkiyi yok edebilir. Sağlık hizmetleri çok yoğun çalışmaktadır ve her bir personelin verimliliği sağlık hizmeti sunumunun önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Psikolojik taciz veya mobbing, bir duruma tepki vermenin veya bir kişiye karşı davranışta bulunmanın etik olmayan veya yıkıcı bir yoludur. Psikolojik taciz, bir veya daha fazla kişi tarafından doğrudan veya dolaylı olarak üçüncü bir kişiyi hedef alan olumsuz veya düşmanca davranış olarak tanımlanır. Bu, uzun bir süre boyunca tekrar tekrar ve sistematik olarak ortaya çıkan ve bir kişiye saldırmayı veya aşağılamayı, onu izole etmeyi veya dışlamayı ve kademeli olarak iş yerinden veya eğitim programından çıkarmayı amaçlayan bir davranıştır. Bireysel olarak ele alındığında zararsız görünebilen, ancak tekrarları yoluyla hedeflenen kişi üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olan olayların bir kombinasyonunu ifade eder. Sağlık sektöründe mobbing’e maruz kalanların daha çok hemşireler, sonrasında ise hekimler ve sağlık memurları oldukları görülmüştür. Meslekte hizmet süresi az olanların daha fazla mobbing’e maruz kaldığı ve üst yönetimde olanların astlarına daha fazla mobbing uyguladığı görülmektedir.
Şiddet de açık bir şekilde önemli bir halk sağlık problemi olarak tanımlanmıştır. Sağlık kurumlarında şiddet, sağlık çalışanları için önemli bir risktir. Şiddet içeren eylemler hastadan, yakınlarından veya diğer bireylerden olabilir ve tehdit edici davranış, sözlü tehditler, ekonomik istismar, fiziksel saldırı veya cinsel saldırı şeklinde ortaya koyulabilir.
Taciz
aciz, “düşmanca veya kötü iş ortamı yaratmaya yönelik” gerçekleştirilen yaygın ve şiddetli konuşma veya eylemdir. 1964 Medeni Haklar Yasası’nın VII. maddesi; ırk, din,
cinsiyet ve ulusal köken temelinde tacizi yasaklamaktadır. Ayrıca yaş, engellilik, askerlik, cinsel eğilim ve medeni durum, cinsiyet tanımlaması (karşı cinsin kıyafetlerini giyme veya cinsiyet değişikliği), politik inançlar, suç geçmişi, meslek veya gelir kaynağı, yurttaşlık durumu gibi konular hakkında da tacize sıklıkla rastlanmaktadır.
Cinsel Taciz
Hoş karşılanmayan cinsel gelişmeler, cinsel ayrıcalık talepleri ve diğer cinsel içerikli sözlü veya fiziksel davranışlar açıkça veya dolaylı olarak bir bireyin çalışmasını etkilediğinde, bir bireyin iş performansına makul olmayan bir şekilde müdahale ettiğinde veya göz korkutucu, düşmanca veya saldırgan bir çalışma ortamı yarattığında cinsel tacizi oluşturmaktadır.
Cinsel taciz ilk defa kadınların işverenlerinin cinsel isteklerini reddetmeleri sebebiyle işlerini kaybetmeleriyle tanımlanmıştır. Bu tip bir cinsel taciz quid pro quo (Latince alınan şey karşılığında verilen şey) olarak adlandırılmış ve iş veya eğitim fırsatının bir tür cinsel performansa bağlı olduğunu ifade etmektedir.
Üç bölümden oluşan bir sınıflandırma sistemi, cinsel tacizi farklı ancak ilişkili kategorilere ayırır. Bunlar, cinsel baskı, istenmeyen cinsel ilgi ve cinsiyet tacizidir.
Cinsel baskı, cinsel gelişmeleri gerektirir ve çalışma (veya öğrenciler için eğitim) koşullarını cinsel işbirliğine bağlı hâle getirir. İstenmeyen cinsel ilgi, aynı zamanda cinsel gelişmeyi de beraberinde getirir ancak profesyonel ödüller veya itaate zorlamak için tehditler eklemez. Bu kategoride, hoş karşılanmayan, karşılıksız ve hedefe saldırgan olan romantik veya cinsel ilgi ifadeleri yer alır. Cinsiyet tacizi iki tür olarak tanımlanmaktadır: cinsiyetçi düşmanlık ve kaba taciz. Kadınlara yönelik olan cinsiyet tacizinin cinsiyetçi düşmanlık biçimine örnek olarak kadınlar hakkında aşağılayıcı şakalar veya yorumlar, kadınların liderlik pozisyonlarına ait olmadıkları veya bilimsel bir kariyerde başarılı olacak kadar akıllı olmadıkları yorumları ve kadınları sabote etmek sayılabilir. Cinsiyet tacizinin kaba taciz biçimi, insanları cinsiyetlerine göre karalayan cinsel açıdan kaba terimlerin kullanılması olarak tanımlanır.
Sağlık İşletmelerinde Taciz
Kadın hemşirelerin, hekimlerin ve öğrencilerin %50’den fazlası cinsel taciz yaşamaktadır. Cinsel taciz iddialarının çoğu kadınlar tarafından yapılsa da son yıllarda erkeklerin de cinsel taciz suçlamaları artmaktadır.
Yapılan araştırmalar, ameliyat ve acil tıpta olan daha yüksek cinsel taciz oranlarının ortamların hiyerarşik ve otoriter doğasından kaynaklandığını ileri sürmüştür. İlginç bir şekilde, bu alanlarda eğitim gören kadınlar daha yüksek cinsel taciz oranlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Sağlık İşletmelerinde Mobbing
Mobbing psikolojik şiddeti ve fiziksel şiddetin ötesindeki etik olmayan iletişimi içeren davranışların bütünüdür.
Leymann’a göre mobbing, bir iş yerinde çalışan bir ya da daha fazla kişi üzerinde planlı ve sistematik bir baskı yaratarak, bir ya da daha fazla kişiye uygulanan duygusal bir suç sürecini ifade etmektedir. Bu süreç yıldırma, gözdağı, şantaj, aşağılama ve tehdit gibi birtakım taktiklerle başlayabilmektedir ve işten istifaya sebep olmaktadır.
Yukarıdan aşağıya mobbing (dikey mobbing) uygulayan bir kişinin, kendi otoritesine veya kontrol alanına yönelik bir tehdit fark ettiğinde genellikle mobbing’e yöneldiği kabul edilmektedir.
Yatay mobbing de kişi, meslektaşları tarafından aynı düzeyde uygulanan mobbing ile karşı karşıyadır.
Aşağıdan yukarıya (yukarı doğru) mobbing, üst düzeydeki bir meslektaşın otoritesinin astları tarafından sorgulanmasıyla gerçekleşir.
Mobbing Süreci İçinde Rol Alanlar
• Mobbing mağdurları: Genellikle; dürüst, çalışkan, kendilerini başkalarına beğendirme ihtiyacı içinde olmayan, özgüveni yüksek, girişken, çalışkan ve nitelikli, kısmen yargılayıcı; ancak suçlayıcı olmayan, kişilerle ve olaylarla değil, düşüncelerle uğraşmayı amaç edinmiş insanlardır • Mobbing uygulayanlar: Çalışılması zor kişilerdir. Düşmanlık duyguları yüksek insanlardır. Güçlü düşmanlarını zayıflatmak ve yok etmek için ellerinden geleni yaparlar; ancak düşmansız da duramazlar • Mobbing izleyicileri: İş arkadaşları, amirler ve yöneticiler gibi sürece doğrudan doğruya karışmayan ancak bir şekilde süreci algılayan bazen de sürece katılan kişilerdir
Sağlık İşletmelerinde Mobbing
Sağlık işletmelerinde mobbing’e maruz kalmak sadece çalışanların sağlık ve performansını değil aynı zamanda sağlık kurumu personelinin kalitesini de etkilemektedir. Sağlık çalışanlarının önemli bir kısmını oluşturan hemşireler açısından mobbing konusuna bakıldığında hemşireler mesleklerinin doğası gereği fiziksel, sözel ve duygusal şiddete maruz kalmaktadırlar. Bununla birlikte, hemşirelerin aynı zamanda meslektaşları, doktorları, hastaları ve hasta yakınları tarafından mobbing’e maruz kalma riski de oldukça yüksektir
Mobbing, sağlık sektöründeki bütün meslek gruplarını ve çalışma ortamlarını etkilemektedir. Saldırılara en fazla maruz kalanlar ambulans görevlileri, hemşireler ve doktorlardır. Yoğun nüfusun yaşadığı veya suç oranının yüksek olduğu yerlerdeki büyük hastanelerle ücra yerlerdeki sağlık kuruluşları özellikle risk altındadır.
Sağlık İşletmelerinde Şiddet
Yaralama, ölüm ya da psikolojik ve gelişimsel bozukluklara neden olabilecek şekilde fiziksel zorlama, tehdit ve gücün amaçlı olarak uygulamasına şiddet denilmektedir.
Sağlık ve Şiddet üzerine Dünya Raporu (WRVH) şiddeti kimin işlediğine göre üç kategoriye (kendi kendine yönlendirilmiş, kişiler arası ve toplu) ve şiddetin doğasına göre dört kategoriye (fiziksel, cinsel, psikolojik ve yoksunluk veya ihmal içeren) ayırmaktadır.
Kendi Kendine Yönlendirilmiş Şiddet: Bu şiddet türü intihar düşünceleri veya eylemi ve kendine zarar verme biçimlerini içeren geniş bir terimdir.
Kişiler Arası Şiddet: Aile üyeleri, yakın partnerler veya bireyler arasında (birbirleri tarafından bilinsin ya da bilinmesin) ve özellikle şiddetin herhangi bir grubun amaçlarının veya zararlarının ilerletilmesi niyetiyle uygulanmadığı durumlarda meydana gelen şiddet ve sindirme eylemlerini içermektedir. Bu kategoride çocuklara kötü muamele, genç şiddeti, bazı cinsel şiddet türleri ve yaşlıların suistimal edilmesi yer almaktadır.
Toplu şiddet, kendilerini bir topluluğun üyesi olarak tanımlayan kişiler tarafından başka bir gruba veya bir grup kişiye karşı politik, ekonomik veya sosyal hedeflere ulaşmak amacıyla uygulanan ve şiddetin araçsal kullanıldığı şiddet türü olarak tanımlanmıştır.
Cinsel şiddet, kişiler arası veya toplu düzeyde gerçekleşebilir. Cinsel şiddet rıza dışı cinsel teması, rıza dışı cinsel nitelikteki temassız eylemleri, röntgencilik ve cinsel tacizi, tecavüz veya cinsel zorlamayı içermektedir.
Cinsiyete dayalı şiddet, genelde kadınları ikincil statüde gören ve bu eşitsiz güç dengesinin korunmasına hizmet eden anlayışın hakim olduğu durumlarda gerçekleşmektedir.
Yakın partner şiddeti, mevcut veya eski bir partner veya eş tarafından verilen fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar olarak adlandırılmaktadır.
Ev içi şiddet genellikle yakın partner şiddetinin yerine kullanılır. Ev içi şiddet fiziksel istismar, sözlü taciz, ekonomik istismar ve sosyal istismar içermektedir. Ev içi şiddeti sadece fiziksel şiddetle değil aynı zamanda faillerin partnerleri üzerinde kontrolü sağlayabilmek için kullandıkları duygusal ve psikolojik tacizlerle karakterize kronik bir sendromdur.
Aile içi şiddet, çocuğa kötü muamele, kardeş şiddeti, yakın partner şiddeti ve yaşlı istismarını içermektedir.
Çocuk istismarı veya çocuğa kötü muamele sorumluluk, güven veya güç kavramları ile ilişkili olarak çocuğun sağlığına, hayatta kalmasına, gelişimine haysiyetine gerçek veya potansiyel bir zararla sonuçlanacak her türlü fiziksel ve/veya duygusal kötü muamele, cinsel taciz, ihmal veya ihmalkâr muamele ve ticari veya diğer sömürülerdir.
Gençlik şiddetini WHO, 10-29 yaş arası bir kişi tarafından veya ona karşı işlenmiş olan cinayet ve ölümcül olmayan saldırılar olarak tanımlamaktadır.
Yaşlı istismarı, Yaşlı bir kişinin güven beklentisini zedeleyen, ona acı veren bir ilişki oluşturan tek veya tekrarlanan, uygunsuz eylem/eylemlerdir.
İş yerinde şiddet, Personelin iş yeri ortamında işe gidip- gelme saatlerine, güvenliklerine, sağlıklarına ve mutluluklarına açık veya kapalı bir şekilde müdahale edilmesi gibi saldırgan, suistimal veya tehdit edici olaylardır.
Yapısal şiddet, sömürücü ve adaletsiz sosyal, politik ve ekonomik sistemlerden kaynaklanan fiziksel ve psikolojik zararı ifade etmektedir. Güney Afrika’daki ayrımcılığa dayanan ırk temelli sistem, adaletsiz yasalar ve sistemler ile çoğunluğu siyahi olan kesimi güçsüzleştirdiği, ötekileştirdiği ve haklarından mahrum bıraktığı klasik bir yapısal şiddet örneğidir.
“Silahlı çatışma” terimi savaş tanımlarını çevreleyen yasal karışıklıklar ve şiddetli siyasi çatışmanın değişen doğası ile birlikte genellikle “savaş” teriminin yerine kullanılmaktadır.
Terörizm, sivillere ve devlete veya bunların sembollerine karşı korku yaratmak ve bunlara karşı politik, ekonomik, dini veya ideolojik hedefler başarmak için şiddet kullanımı veya şiddet kullanmaya yönelik tehdittir.
Soykırım, Tamamen veya kısmen ulusal, etnik, ırksal veya dini grupları yok etmek amacıyla uygulanan grubun üyelerini öldürme, grubun üyelerinde ciddi bedensel veya zihinsel zararlara neden olma, grubun fiziksel yıkımını tamamen veya kısmen oluşturacak şekilde kasıtlı olarak vurma, grup içinde doğumları önlemeye yönelik tedbirler alma, gruptan çocuklarını alıp zorla başka bir gruba nakil etme gibi eylemleri içermektedir.
Şiddetin Önlenmesi
Öncelikli korunma, önlemenin en etkili olanıdır; ancak aynı zamanda başarılması en zor olanıdır. Yoksulluk ve eşitsizliği ele alan politika girişimleri şiddete bağlı olarak birincil önleme faaliyetleri şeklinde sınıflandırılabilir.
İkincil önleme şiddet içeren olaylar gerçekleştiğinde acil servisler gibi hızlı müdahalelere odaklanarak zararı azaltmayı amaçlamaktadır.
Üçüncül koruma, mağdurları ve failleri tedavi etmeyi ve rehabilite etmeyi amaçlamaktadır.
Şiddeti ele alan evrensel müdahaleler, bireysel riski dikkate alınmaksızın genel nüfus veya grupları (belirli cinsiyet veya yaş aralığı gibi) ele almaktadır. Örnekler arasında okullarda zorbalığa karşı eğitim ve öğretim programlarının geliştirilmesi ve alkole bağlı şiddeti önlemek için alkol satışlarının düzenlenerek fiyatlarının artırılması ile nüfusun alkol tüketiminin azaltılması yer almaktadır. Belirtilen müdahaleler, ev içi şiddet failleri veya cinsel suçlular gibi tespit edilebilir sorunları olan yüksek riskli bireylere odaklanır. Örneğin, bazı hapishaneler şiddet suçluları için zorunlu programlar yürütmektedir.
Sağlık İşletmelerinde Çalışanlara Yönelik Şiddet
Birçok otorite artık uygun personel eğitimini tek başına bir çözüm olarak değil, iş yerinde şiddet olgusuna karşı oluşturulan kapsamlı, koordineli sağlık ve güvenlik cevabının bir parçası olarak savunmaktadır. Örneğin, iş yerinde şiddet ile mücadele için üç grup faaliyet gerektiren bir çerçeve önerir. Bunlar, sorunu araştırmak ve riski değerlendirmek, riski azaltmak ve ne yapıldığını kontrol etmektir. Eğitim, çalışma ortamını ve çalışma uygulamalarını değiştirme, güvenliği artırma, önlemler ve müdahale stratejileri oluşturmanın yanı sıra çok önemli olarak görülmektedir.