AÖF Soru Bankası

Sağlık İşletmelerinde DavranışÜnite 1 Özeti

Davranış Bilimlerine Giriş ve Temel Kavramlar

SAĞ110U-SAĞLIK İŞLETMELERİNDE DAVRANIŞ

Ünite 1: Davranış Bilimlerine Giriş ve Temel Kavramlar

Davranış Bilimlerinin Tanımı, Amacı ve Tarihsel Gelişimi

Davranış bilimleri, kökeni tarih boyunca insanı ve onun davranışlarını anlamlandırma çabası ile hareket eden düşünsel ve bilimsel birikime dayanmaktadır. Davranış bilimlerine yönelik araştırmalar çalışma hayatından sosyal organizasyonlara içerisinde insanın yer aldığı tüm çevreler açısından etkileri bulunan ve sonuçlarından yararlanılan, modern hayatın temellerini sağlamlaştıran etkilere sahiptir.

Davranış bilimleri bize, insan davranışlarını anlamlandırma ve karar süreçlerini daha yakından tanıma imkânı sunmaktadır.

Davranış Kavramı ve Davranış Bilimlerinin Tanımı

Davranış, bir organizmanın içten ve dıştan gelen belirli uyarıcılara karşı oluşturduğu ya da gösterdiği tepkidir.

Psikolojide davranışları etkileyen etmenlere uyarıcı adı verilir. Çevreden duyu organlarına gelen uyarıcılar ise uyaran olarak adlandırılır. Organizma, bu uyarıcılara karşı belli bir davranış kalıbı olarak tepki meydana getirir. İnsanı davranışa götüren iç ya da dış güçlere ise güdü denir.

Birincil güdüler: Doğuştan gelen, sonradan öğrenilmemiş güdülerdir. Sosyal güdüler: Öğrenme yoluyla sonradan kazanılan ve canlılar dünyasında sadece insan türüne özgü olan güdülerdir.

Davranışlar olağan olabileceği gibi duygusal, otomatize, kasıtlı veya harici, dahili ya da mikro ve makro şekillerde gerçekleşebilir. Davranışa örnek olarak bir kalp atışı da verilebilir omuza ufak bir dokunuş da veya “merhaba” deme eylemi de verilebilir. Otomatize davranışlar biyolojik yanıtlar yani reflexler, davranışsal tekrarlardan kaynaklanan alışkanlıklar veya şartlanma yoluyla öğrenilen yanıtlardan oluşabilir. Kasıtlı davranışlar ise bir bireyin bilinçli bir şekilde çevresine tesir ettiği zaman ortaya çıkmaktadır.

Davranış bilimleri, insan davranışlarını odağına alırken belirli soruları yanıtlamak ister. Bu sorulardan bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

• İnsan hangi durumlarda nasıl davranıyor? • İnsan belirli bir davranışı neden gösteriyor, arkasındaki güdü nedir? • Davranışın amacı ve hedefi nedir? • İnsan davranışlarının ortak yönleri nelerdir, kültür ve davranış arasında nasıl bir ilişki vardır?

Davranış Bilimlerinin Amacı ve Önemi

nsan davranışları birçok etki ve güdü neticesinde ve belirli bir sistematik, mantık çerçevesinde ortaya çıkmaktadır. İşte davranış bilimleri de farklı disiplinlerin de yardımıyla bu niteliklerden hareketle insanı ve davranışlarını anlamaya odaklanmıştır. Bu disiplinler içerisinde davranış bilimlerinin ağırlıklı olarak yoğunlaştığı alanlar

antropoloji, psikoloji ve sosyolojidir. Bununla birlikte ekonomi, işletme, siyasal bilimler, hukuk ve tarih gibi diğer sosyal bilim disiplinleri de davranış bilimleriyle yakın etkileşim içerisindedir. Davranış bilimlerinin başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

• Uygulamalı bir bilimdir, • Normatif ve değer merkezlidir, • İnsancıl ve iyimserdir, • Ekonomik amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir, • Kişilerarası ilişkilerin yeterliliğinin gelişmesine odaklanır, • Örgütü bir sistem olarak ele alır.

İnsan davranışlarının anlaşılması ve anlamlandırılmasının önemi şu açılardan sıralanabilir:

• İnsanların neden belirli bir şekilde davrandığını anlayabilmek • Bireylerin farklılıklarını anlayabilmek • Çeşitli iç süreçleri anlayabilmek • İnsanların neden çalıştığını anlayabilmek • Örgütlerdeki değişimleri anlayabilmek

Davranış Bilimlerinin Tarihsel Gelişimi

Davranışı açıklama ve anlama çabaları insan toplumunun en erken dönemlerine kadar uzanmakta ve sonrasında da tarih boyunca özellikle felsefi açıdan yoğun biçimde tartışılmaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında Leipzig’den Wundt ve Harvard’dan James, insan davranışlarını sistematik incelemeye tabi tuttukları laboratuvarlarını açmış ve insan davranışlarının laboratuvar deneyleri ile incelenmesi sürecini başlatarak davranış bilimlerinin psikoloji boyutuna önemli katkılar sağlamışlardır. Yine yirminci yüzyılın başlarında Watson’ın geliştirdiği davranışçılık yaklaşımı da davranış bilimlerinin zenginleşmesine önemli katkı sağlamıştır. Davranış bilimlerinin modern anlamda gelişimi ise 1950’li yıllardan itibaren başlamıştır. Ancak davranışsal düşünce tarihi çok daha eskiye dayanmaktadır.

Toplum bilimci ayrım: Bu ayrıma göre davranışsal düşünce tarihi; Antik dönem, karanlık dönem, Orta Çağ dönemi, Rönesans ve Reform dönemi, devrimler, savaşlar ve iş birlikleri dönemi ve çağdaş dönem olarak aşamalandırılmaktadır.

Sanayi Devrimi odaklı ayrım: Bu ayrımda ise davranışsal düşüncenin gelişiminde Sanayi evrimi’nin kritik role sahip olduğu iddiasıyla Sanayi Devrimi öncesi, Sanayi Devrimi ve sonrası, beşerî ilişkiler dönemi olmak üzere üçlü bir sınıflandırmaya gidilmektedir.

Yönetim ve organizasyon teorileri eksenli ayrım: Bu ayrımda davranışsal düşünce tarihi yönetim kuramlarındaki gelişmelerle eşleştirilmiş ve gösterdikleri yakın etkileşim dikkate alınarak; klasik yönetim öncesi dönemler, klasik dönem, neoklasik dönem, modern dönem ve postmodern dönem sınıflandırmasına gidilmiştir.


Davranış Bilimlerini Oluşturan Bilimler

Davranışsal incelemeler, temel davranış konuları olan kişiler, gruplar, görevler ve hedefler, yönetsel kontrol ve çevre açısından psikoloji, sosyoloji ve siyasal bilimler, yönetim, iktisat ve antropoloji gibi alanlarla ilişki içerisindedir.

Psikoloji ve Davranış Bilimleri

Psikoloji biliminin temel amaçları dört aşamada sınıflandırılabilir:

• Betimleme: Birbiriyle ilişkili olan ya da olmayan davranışların ve davranışları belirleyen koşulların saptanmasını içerir. Örneğin, psikologlar otizmli çocukların dil öğrenmede yaşadıkları zorluklar gibi davranışlarını ve zihinsel süreçlerini betimlemeye başladıkça otizmli çocukların nasıl davrandıklarını da anlamaya başlarlar. • Açıklama: Bu amaç, davranışları açıklayan genel ilkelerin ve kuramların oluşturulmasını içerir. Davranışın betimlenmesi sonrasında psikologlar davranışı açıklamayı amaçlar. • Yordama: Psikolojinin üçüncü amacı, organizmaların belirli durumlarda nasıl davranacağını öngörmektir. Eğer davranışları yordamak mümkün olursa dördüncü amaç olan kontrol de gerçekleştirilebilecektir. • Kontrol: Psikolojinin dördüncü amacı, bir organizmanın davranışlarını kontrol edebilmektir. Kontrol fikrinin hem olumlu hem de olumsuz tarafları bulunmaktadır.

Sosyoloji ve psikoloji alanları arasında bir köprü oluşturarak boşluğu dolduran sosyal psikolojinin üç ana alt alanı bulunmaktadır:

• Sosyolojik sosyal psikoloji: Bağlantılar ve ilişkiler bağlamında insanların sosyal davranışlarıyla ilgilenir. Bu alt alan sosyolojiye daha yakın bir çizgide yer alır. • Psikolojik sosyal psikoloji: İnsanların sosyal davranışlarıyla bireylerin zihinsel durumları açısından ilgilenen alt alandır. Kişilik psikolojisiyle benzerlikler gösterir. • Sembolik etkileşimcilik: Sosyolojinin ana perspektiflerinden biri olarak sosyal davranışlara insanların hareketlerine neden olan subjektif anlamlar olarak yaklaşır.

Psikoloji her ne kadar bilimsel araştırmalarda ağırlıklı olarak laboratuvar çalışmalarının gerçekleştirildiği bir disiplin olarak farklılaşsa da davranış bilimleri, şu varsayımları psikoloji biliminden yararlanarak oluşturmuştur:

• İnsanlar farklı şekillerde güdülenir ve harekete geçerler, • İnsanlar her zaman akılcı davranmazlar (sınırlı rasyonellik),

• İnsanlar birbirine bağlıdır. Bu bakımdan, bireysel davranışların genellikle sergilendikleri çevredeki sosyal şartlarla açıklanması gerekir.

Sosyoloji ve Davranış Bilimleri

Sosyolojik açıdan önemli olan, insan davranışlarının toplumsal bir bağlamda ortaya çıktığı gerçeğidir. Bireyleri çevreleyen kurumlar ile birlikte kültürün oluşturduğu bağlam, onların düşüncelerinin yanı sıra davranışlarını da biçimlendirmektedir. Bu bağlamda insan davranışı incelenirken sosyolojinin verilerinden yararlanılması bir zorunluluktur

Antropoloji ve Davranış Bilimleri

Antropoloji fizik ya da biyolojik antropoloji ve sosyal/kültürel antropoloji olmak üzere iki büyük bölüme ayrılabilir. Bu bölümlerden ilki insanın fizik yapısının ve davranışının evrimi, insan topluluklarının tarihsel süreçten itibaren sahip olduğu farklı biyolojik özellikleri ile ilgilenirken ikincisi, insan toplumlarını ve kültürlerini araştırmaktadır.

Antropolojinin alt alanlarından ve kültürel antropoloji olarak da adlandırılan sosyal antropoloji, insan topluluklarının yaşam biçimlerini, kültürün ve toplumun oluşumunu, gelişimini, farklılaşmasını ve değişimini inceler. Ayrıca kültürler arası etkileşimi ve kültürden kaynaklanan sorunları, ilkel toplumdan günümüz çağdaş toplum ve kültürüne uzanan tarihsel bir boyut içinde ele alır. Özellikle kültürel antropolojinin davranış bilimleri açısından önemi, düşünme biçimine ilişkin adetler ve belirli toplumlardaki davranış biçimlerini konu edinmesidir.

Davranış Bilimlerine İlişkin Temel Kavramlar

Tutum ve İnanç

Tutum kavramı genel olarak bireyin çevresindeki herhangi bir olgu veya nesneye ilişkin sahip olduğu tepki eğilimini ifade eder. Başka bir deyişle tutum, bireyin bir durum, olay ya da olgu karşısında ortaya koyması beklenen olası davranış biçimi olarak tanımlanabilir.

İnançlar, bireylerin kendi iç dünyaları ile ilgili algılarının ve tanımların meydana getirdiği sürekli duygulardır. İnançlar, bilgi, kanaat ve dini duyguları kapsayan bir psikolojik olaylardır ve bireylerin çoğu zaman ilkelerinin kaynağı hâline gelirler.İnançlar kişiler için üst düzey öneme sahiptirler. Bunlar sayesinde psikolojik olarak insanların duygu ve manevi hayatları devam eder.

Tutum tanımı incelendiğinde tutumların üç temel bileşeni olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Bu bileşenler duygusal, bilişsel ve davranışsal bileşenlerdir.

Tutum konusundaki ilk çalışmalarda tutumun davranışları belirlediği varsayılmıştır. Ancak sonradan yapılan araştırmalar tutumların davranışlardan sonra ortaya çıktığını doğrular niteliktedir. Bireyler tutumları arasında ve tutumları ile davranışları arasında uyum (tutarlılık) aramaktadırlar. Ancak yapılan bazı çalışmalar bireylerin


tutumları ile davranışları arasında çelişkiler ortaya çıkabileceğini göstermiştir. Bireyler tutumları ve davranışları arasında uyumsuzluk olduğunda;

• davranışlarını, • tutumlarını değiştirmekte veya • uyumsuzluğu açıklayacak bahaneler geliştirmektedir.

Tutum ile davranış arasındaki ilişkiyi biçimlendiren değişkenler,

• Tutumun önemi; Temel değerlerimiz, ilgilerimiz, değer verdiğimiz kişi veya konular hakkındaki tutumlarımız davranışlarımızla güçlü bir ilişki içindedir. • Davranışla bağı; Belirli tutumlar belirli davranışları öngörme eğilimde iken, genel tutumlar genel davranışları öngörme eğilimindedir. • Ulaşılabilirlik; Sık tekrarlanan, kolayca hatırlanan tutumların davranışları biçimlendirme olasılıkları yüksektir. • Sosyal baskılar; Tutum ve davranış arasındaki uyumsuzluk daha çok bunlar üzerindeki sosyal baskıların yoğun olmasından kaynaklanır. Bireyin gösterdiği davranış hem tutum hem de çevrenin etkisi altındadır. Çevrenin etkisi güçlü ise, tutumun davranış üzerindeki etkisi az olacaktır. Bu nedenle bireyin tutumu ile davranışı farklılık gösterebilir. • Kişisel deneyim; Tutumlar doğrudan deneyimle ilgilidir. Deneyim sahibi olan kişilerin tutum davranış ilişkisi ile deneyim sahibi olmayanın ilişkisi farklılık gösterir.

Kişilik

İnsanları birbirinden ayıran veya onları diğerlerinden farklı kılan en önemli faktör kişiliktir. Kişilik, bireyin benliği ve sosyal dış dünyası arasındaki karşılıklı ilişkisi sonucu oluşur. Normal bir insanın kişiliği zamanla pek değişmez. İnsan, çeşitli durumlarda kişilik yapısına uygun davranır. Sakin biri işinde, sokakta, herhangi bir olay karşısında son derece sakindir. Çocukluğunda, yetişkinlikte, olgunlukta hep sakin davranışlarıyla dikkat çeker.

Kişiliği etkileyen faktörlerin genel olarak aşağıdaki dört başlık altında ele alındığı görülmektedir:

Algılama ve Öğrenme

Algılama, 5 duyu ile elde edilen her türlü bilginin beynimizde şekillenmesi ve görünüm kazanmasıdır.

Öğrenme, eğitim ve deneyim yoluyla, davranışta ya da davranış potansiyelinde nispi olarak tutarlı bir değişikliğe sebep olan, tecrübeye dayalı bir süreçtir.

Kültür

En geniş anlamıyla kültür, bir toplumu ya da toplumsal bir grubu tanımlayan belirginmaddi, manevi, zihinsel ve

duygusal özelliklerin bileşiminden oluşan bir bütün ve sadece bilim ve edebiyatıdeğil, aynı zamanda yaşam biçimlerini, insanın temelhaklarını, değer yargılarını, geleneklerini ve inançlarınıda kapsayan bir olgu”dur.

Kültürün Özellikleri

Kültürün özelliklerinin aşağıdaki gibi gruplanabileceğini belirtilmektedir:

• Kültür, öğrenilebilen bilgi, davranış ve alışkanlıklardır. Kültürün öğrenilebilir olması eğitimin kurallarına, yasalarına ve ilkelerine uygun olması gereğini doğurur. • Kültür, dil aracılığıyla nesiller boyu aktarılabilen bir özellik taşır. Bu sayede insanoğlu yaşayarak edindiği deneyimleri kendisinden sonraki nesillere aktarmış ve varlığını sürdürmeyi başarmıştır. • Kültürün öğretileri toplumdan topluma değişiklik gösterir. Her toplumun sahip olduğu, yarattığı ve paylaştığı alışkanlıklar toplumun kültürünü oluşturmakla birlikte söz konusu alışkanlıkların sürekliliği de o toplumun sürekliliğine bağlıdır. • Kültür toplumsal yaşamda oluşan bir unsur olmakla birlikte aynı zamanda bireysel tutum ve davranışlar kültürel doku içinde önemli bir yer tutar. Her ne kadar insan davranışları toplumsal yaşam içinde öğrenilmiş olsa da her zaman toplumun öğrettikleri ile örtüşmeyebilir. • Kültür, yaşamsal ve toplumsal gereksinimleri karşılayan, işlevsel bir unsurdur. Denenmiş çözüm yolları zamanla toplumsal tatmin düzeyi ve alışkanlıkları pekiştirir. Yaşamsal gereksinimlerin evrensel olması bu ihtiyaçları karşılayan kurumların da belli ölçülerde benzer olması kaçınılmazdır. • Kültür bütünleştirici olduğu kadar ayrıştırıcı güce de sahiptir. Toplumsal boyutta uyum içinde olan kültürler bütünleşme eğilimi gösterirler. Bu bütünlük, tarihsel ve çevresel anlamda çelişkilere sahip kültürlerde kendisini çözülme olarak gösterir. • Kültür kavramı hayatla ilgili soyut bir kavramdır. Özünde maddi ya da gözlenebilir bir kavram olmadığını bildiğimiz kültür, gerçeğin bir soyutlamasıdır.

Her toplumda kültürel yapıyı, kültürel norm ve kalıpları ortaya çıkaran bazı özellikler vardır. Bunlar, Evrensellik, Toplumsallık, Tarihsellik ve Kalıtsallık’tır.

Benlik

Benlik; kişinin kendini başka herkesten ve her şeyden ayrı, eşsiz bir bütünlük olarak hissetmesi, bunun bilincinde olmasıdır.

Benlik kavramı kişinin kendisi hakkında bildikleri, başkalarının kişiye ilişkin görüşlerinden kişiye yansıyanlar ve kişinin kendine ilişkin değerlendirmelerinden elde


edilir. Çoğu zaman bu bilgiler ve değerlendirmeler çevreden hazır alınır. Benlik kavramının oluşumunda, başkalarının kişiye yansıttığı özellikler, kişinin kendisi hakkındaki gözlemlerinden elde ettiği bilgiler gibi etkili olur. Kişi kendisi hakkında sıklıkla söylenen şeyleri benliğinin parçaları olarak görür ve ifade eder. Çoğu zaman da benlik kavramına uygun davranmaya çalışır.

Benlik saygısı, bireyin kendisini tanıması, kendi kabiliyet ve güçlerini olduğu gibi kabul etmesi ve benimsemesi olarak tanımlanmaktadır.

Benlik saygısının ortaya çıkmasında iki esas kaynak etkindir. Bunlardan biri bireyin bilişsel olarak ne olmak istedikleriyle ne oldukları arasındaki kıyaslamadır. Diğeri de bireyin sosyal etkileşime girmiş oldukları ve önem verdikleri bireylerden gelen yanıt ve değerlendirmelerdir.

Etkileşim içindeki konuma bağlı olarakfarklı benlik kavramları geliştirilebilir. Evdeçocuğumuza karşı ebeveyn, iş yerimizde patronumuza karşı çalışan ve yönettiğimiz insanlara karşı amir benliğimizi takınırız. Bu şekilde benliğimizi sınırsız sayıda özellikle ifade edebiliriz.

Benliğin başlıca üç işlevi bulunur. Bunlar örgütleyici işlev, duygusal işlev ve yönetici işlevdir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında